Havuza girerken göz sıhhati için alınacak ihtiyatlar

10 saat evvel eklendi. Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Havuza girerken göz sıhhati için alınacak ihtiyatlar

Çocuklar bol güneşli günlerde serin sularda oynamanın tadını doyasıya çıkarırken, ebeveynlerin dikkat etmesi gereken noktalardan biri de göz sıhhatleri… Seiko Optik Türkiye Göz Sıhhati Danışmanı Op. Dr. Özgür Gözpınar, deniz ve havuz kullanımı sırasında çocukların göz sıhhatinin korunması için alınacak temkinlere değiniyor.

Havuz suyundaki kloramin, gözlerde alerjiye neden olabiliyor

Yaz tatili denilince çocukların en büyük cümbüşü deniz ve havuz kenarlarında zaman geçirmek. Güneş ve tuzlu su fiziksel gelişimleri için fayda sağlarken, göz sıhhatlerini tehdit edebiliyor. Denizde tuzlu su, havuzda klor ve değişik kimyeviler gözlerde alerjiye neden olabiliyor. Havuzda alerji oluşturan klorun kendisi değil yağ, leke ve idrarla temasından oluşan kloramin oluyor. Havuzların PH bedelleri genelde 7,2- 7,8 arasında olduğunu belirten Op. Dr. Özgür Gözpınar, “PH kıymetinin 7,2 altına düşerek asidik tarafa kayması da gözlerde tahriş yapabiliyor. Ayrıca çocuklarınızı güneşin hasarlı ışınlarından gözetmek için sürdüğünüz güneş kremleri, istemeyerek de olsa kimyevi alerjik konjonktivit oluşturabiliyor. Çocuklar, suratlarında güneş kremi varken gözlerini ovalayarak kremi gözün içine taşıyarak, alerji tehlikesini artırabiliyor. Bu gibi gidişatlarda göz, su ile bol bol yıkanmalı.” diyor.

Güneş gözlüğü ve siperli şapka kullanımı çok ehemmiyetli

Güneşderi gelen UV ışınları cildimize olduğu kadar gözlerimize de hasarlı tesirlerde bulunabiliyor. Özellikle çocukların cildi ve gözleri daha duyarlı olduğu için, bu ışınlardan daha fazla etkileniyor. Güneş ışınlarına dolaysız maruz kalmak katarakt, sarı nokta hastalığı maküla bozukluğu ve kuş kanadı pterjium gibi göz hastalıklarına yol açabiliyor. Op. Dr. Gözpınar, “çocuklarda deniz ve havuz kullanımı hakimiyetli yapılmalı. Ebeveynler çocukları ile suda geçirecekleri zamanı doğru ayarlamalı. Sudan yansıyan ışınların UV tesiri daha da fazladır. Özellikle güneş ışınlarının dik geldiği 10:00-16:00 saatleri arasında güneşlenmekten ve su kenarında reyin oynamaktan sakınılmalı. Ebeveynler, çocuklarının surat yapılarına uygun %100 UV filtreli güneş gözlüğü ve siperli şapka ile güneş ışınlarının hasarını en aza indirmeli.” diyor.

Ağrıyan gözlerin çözümü: Rezene

10 saat evvel eklendi. Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Ağrıyan gözlerin çözümü: Rezene

Masa başı çalışanları gibi devamlı bilgisayara bakmak vaziyetinde kalanlar, gece kitap okumayı hoşlananlar, geç saatlere kadar TV izlemenin neşesini çıkarmak isteyenler gözlerinizi kumpaslı olarak dinlendirmeniz gerekiyor. Zira bunlar gözü en çok yoran nedenler.

Sabah ya da akşam bu sebeplerle gözlerinizi çok bitkin seziyor, ağırlaştıklarını düşünüyorsanız size önereceğimiz bu karışımı hiç düşünmeden gözlerinize uygulayın. Bu karışım için lüzumunuz olan;

Malzemeler

– 1 tatlı kaşığı rezene
– 2 su kadehi su

Nasıl yapılır

Soğuk suya konan bir tatlı kaşığı rezene bir vakit 2 kadeh suda kaynatılır. Soğumaya vazgeçilir. Soğuduktan sonra süzülür. Elde edilen akışkanla gözler günde 3 defa yıkanır.

Anekdot: Tesirin daha da pozitif olması isteniyorsa, gözlerinizi rezene buharına tutun. Buhar banyosu için 1/2 tatlı kaşığı rezene yeterlidir.

Kadınların fobili düşü: İdrar kaçırma

10 saat evvel eklendi. Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Kadınların fobili düşü: İdrar kaçırma

Her yaşta görülebilmekle beraber özellikle 30 yaşından sonra her 4 bayandan 1’inin kabusu olan idrar kaçırma, ‘utandıran’ bir mesele olduğu için hekime dahi söylenmiyor! Oysa şahsın hayat niteliğini büyük miktarda etkileyen idrar kaçırma meselesinden kolay usullerle kurtulmak olası. Acıbadem Altunizade Sağlık Kurumu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Osman Temizkan, “Menopoz sonrası yarıyılda hastaların yüzde 50’si idrar kaçırma meselesiyle karşı karşıya kalabiliyor. Ülkemizde sosyokültürel olarak ‘utanılan’ hastalıklar grubunda yer alan idrar kaçırma, bazen cerrahi rehabilitasyona hatta ilaca dahi gerek kalmadan, kolay egzersizlerle de basitçe rehabilitasyon edilebilecek bir mesele. Yeter ki hekime müracaat etmekten çekinmesinler” dedi.

Dr. Osman Temizkan, idrar kaçırmanın sebeplerini ve rehabilitasyon yollarını anlattı, önemli uyarılar ve tekliflerde bulundu.

Hekime müracaat etmekten utanmayın

Günümüzde yalnızca ileri yaşla hudutlu kalmayıp genç yaşlarda da bayanların kapısını çalabilen idrar kaçırma, özellikle 30 yaşından sonra her 4 bayandan 1’inin meseleyi olarak karşımıza çıkıyor. Kadınların en yakınlarına hatta hekime dahi söylemekten çekindiği mesele, hastanın sosyal ve iş yaşantısını, cinsel yaşamını negatif etkiliyor, hayat niteliğini vuruyor, özgüvenini eksiltiyor, bunalıma dahi neden olabiliyor. Sosyal hayatlarında bu hastalar idrar kaçırma fobisinden dolayı gittikleri her etrafta tuvalete yakın olmak isterken, ciddi hijyen meseleleri ve yineleyen enfeksiyonlarla da karşı karşıya kalıyor. Daha Öncekinden bu sualin, ileri yaşın yol açtığı natürel bir mesele olarak görüldüğünü, bayanların bu sebeple büyük kasvetlere göğüs germek zorunda kalarak mutsuz olduklarını belirten Uzm. Dr. Temizkan, “Oysa günümüzde teknoloji ve tıptaki büyümeler, doktorların deneyimi sayesinde mesele basitçe rehabilitasyon edilebiliyor. Yeter ki hekime müracaat etmekten çekinmesinler” dedi. Ülkemizde sosyokültürel olarak ‘utanılan’ hastalıklar grubunda yer alan sualin çok yaygın olduğunu, menopoz sonrası yarıyılda iki hastadan birinin idrar kaçırmayla karşı karşıya kalabildiğini kaydolan Dr. Osman Temizkan, cerrahi rehabilitasyon, ilaç rehabilitasyonu hatta kolay egzersizlerle bile sualin rehabilitasyon edilebildiğini vurguladı.

Aynı gün taburcu olunuyor

İdrar kaçırmaya; ilerleyen yaşın yanı gizeme, güç doğumlar, fazla kilo, enfeksiyonlar, idrar yolu taşları, jinekolojik harekâtlar, diyabet, menopoz, alkolizm ve Parkinson gibi beyin işlev bozukluğu hastalıkları da yol açabiliyor. Fazla kilo, hastalığın rehabilitasyonunu da güçleştiriyor. İdrar kaçırmanın ‘stres tipi’, ‘sıkışma tipi’ ve ‘karma tip’ olmak üzere üç çeşidi olduğunu belirten Dr. Osman Temizkan “En sık görüleni stres tipi idrar kaçırma. Burada öksürme, aksırma sırasında, merdiven çıkarken hatta gülerken mesele ortaya çıkıyor. Sıkışma tipinde ise hastanın aniden idrar yapma lüzumu beliriyor ama tuvalete dahi yetişmeye fırsat bulamıyor. Karma tipte bunların karışımından oluşuyor. Rehabilitasyonları da sualin çeşidine göre değişiyor” ifadelerini kullandı.

Kolay egzersizler dahi yeterli olabiliyor

Yol açtığı şikayetler itibariyle büyük bir mesele olan idrar kaçırma meselesinin rehabilitasyonu ise kolay adale egzersizleriyle dahi olası olabiliyor. ‘Stres tipi’ idrar kaçırmada genellikle cerrahi rehabilitasyon uygulandığını, zira bu hastaların idrar kesesinde depolama problemi olduğunu kaydolan Dr. Osman Temizkan, “Ancak ‘sıkışma tipi’ idrar kaçırmada, istemsiz olarak idrar kesesinde kasılma olduğu için biz bunu ilaçlarla yasaklayabiliyoruz. Adale yapıları da idrar yakalamada çok ehemmiyetli olduğu için tüm hastalar için egzersiz rehabilitasyonu çok büyük ehemmiyet taşıyor. Hatta bazen adale egzersizleri tek başına da yeterli olabiliyor. Altı aya, bir seneye kadar uzayabilen adale egzersizleri hem idrar yakalamayı sağlıyor hem de genital uzuvlardaki sarkmaları yasaklıyor. Böylece hastalarımızın idrar kaçırma şikayeti ciddi oranda eksiliyor. Bundan fayda görmezlerse ilaç ya da cerrahi rehabilitasyona geçiyoruz. Hastalar genel anesteziye gerek kalmadan kolay işlemle rehabilitasyon olup aynı gün taburcu olabiliyorlar” biçiminde konuştu.

Bayanlar her gün bir kadeh süt harcamalı

10 saat evvel eklendi. Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Bayanlar her gün bir kadeh süt harcamalı

Bayanların alabilecekleri temkinler ile osteoporoz tehlikesini eksiltebileceklerini belirten Fizik Rehabilitasyon ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Gülnur Taşcı Bozbaş, Dünya Bayanlar Günü’nde bayanlara tekliflerde bulundu.

Özellikle bayanlarda daha fazla görülen osteoporozun kemik erimesi, ilerleyen yaşlardaki kırıkların en ehemmiyetli sebepleri arasında yer aldığını öne süren Taşçı Bozbaş, “Hayat niteliğini negatif istikamette etkileyen osteoporoz, en yalın tasviriyle kemik yoğunluğunun eksilmesidir. Kemik yoğunluğunun eksilmesi neticesinde kemik yapısı bozulur ve kırılganlık çoğalır. Kırıklar ve neticesinde ortaya çıkan yatağa bağımlılık hayatı tehdit eden karmaşıklıklara neden olur. Osteoporoz başlangıcında hastada genellikle hiçbir şikâyet olmaz. Ancak hastalık ilerledikçe kemik dokusunun mukavemeti geri dönüşü olmayacak bir biçimde eksilir ve kemiklerde yaygın sızılar ortaya çıkar. Osteoporozun ileri yarıyıllardaki karmaşıklığı ise fraktürler başka bir deyişle kemiklerdeki kırıklardır” dedi.

Kemik erimesinin en ehemmiyetli sebebi menopoz

Osteoporozun genellikle 45 yaşından sonra görülmeye başladığını ve yaşla beraber görülme sıklığı çoğaldığını dikkate sürükleyen Taşçı Bozbaş, “Osteoporoz; 50-60 yaş arası kadınlara yüzde 40-55, 60-70 yaş arasında yüzde 75, 70 yaş üzerinde ise yüzde 85-90 olarak görülür. Çağdaş çağın hastalıkları arasında yer alan osteroporozun en ehemmiyetli sebebi; menopozdur. Bayanlarda, cılız ve ince yapılı olanlarda, yaşlılarda, ailesinde osteoporoz olanlarda, yeme tutum bozukluğu olanlarda anoreksiya, kalsiyumdan bakımından noksan olarak beslenenlerde, hareketsiz hayat sürenlerde ve sigara içenlerde osteoporoz görülme ihtimali daha fazladır”.

Her gün kumpaslı olarak bir kadeh süt için

Osteoporoz tehlikesini eksiltmek için Taşçı Bozbaş, şu ihtarlarda bulundu: “Sigarayı vazgeçin, fazla içki içmeyin, kumpaslı egzersiz yapın, kalsiyum alımınızı çoğaldırın, hergün kumpaslı olarak bir kadeh süt için, fazla kahve ve gazlı meşrubat içmeyin, güneşten yeterince faydalanın, ideal kilonuzu gözetin, şeker alımını eksiltin. Fazla protein tüketimi kalsiyum kaybına ve osteoporoza neden olur. Bu sebeple balanslı beslenin”

Günde 1 kase yoğurt diyabeti önlüyor

10 saat evvel eklendi. Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Günde 1 kase yoğurt diyabeti önlüyor

İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi’nden bilim adamlarının araştırması, kumpaslı olarak günde bir kase yoğurt yiyenlerin tip 2 diyabete tutulma tehlikesinin yüzde 24’den fazla eksildiğini gösterdi.

Aynı pozitif tesirin taze ya da süzme peynir gibi mayalı süt mahsulleri harcayanlarda da görüldüğü belirtildi. Bilim adamları, 11 seneyi aşkın müddet 4 bin 255 bireyin beslenme alışkanlıklarını araştırdı. Katılımcılardan 753’ünün diyabete tutulduğunu belirten bilim adamları, başta yoğurt olmak üzere mayalı yiyecekleri kumpaslı harcayanların hastalığa daha az tutulduğunu vurguladı.

Araştırmaya imza atanlardan Dr. Nita Forouhi, neticelerin, belli bir besinin tip 2 diyabetin önlenmesinde ehemmiyetli rol oynadığını ortaya koyduğuna dikkati çekti.

Bu 8 rahatsızlıktan çinkoyla kurtulun

10 saat evvel eklendi. Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Bu 8 rahatsızlıktan çinkoyla kurtulun

Çinko; hücre metabolizması, protein imali, yaraların iyileşmesi, Deoksirübo Nükleik Asit yaradılışı ve eforlu bağışıklık sistemi için esas bir mineraldir.

Pek çok yiyecekten gereksinim dinlediğiniz günlük çinko ölçüsünü almanız muhtemel. 19 yaş üstü bayanlar için nasihat edilen günlük çinko ölçüyü 8 mg, 19 yaş üstü erkekler içinse 11 mg’dır.

Çinko en çok kırmızı et ve deniz mahsullerinde bulunmakla beraber badem, fıstık gibi kuruyemişler, nohut fasulye gibi sebzeler çinko gereksinimini karşılamaya yetecek kadar çinko kapsamaktadır. İnsan bedeni kumpaslı ve doğru ölçüde çinko alırsa, bir hayli rahatsızlığı giderebilir.

İşte çinko mineralinin iyi gelecebileceği rahatsızlıklar…

– Boyu uzamayan, kilo almayan, sihrime geriliği olan çocuklara çinko dayanağı iyi gelebilir.

– Çocuk ishallerinde tesirli.

– Sık akciğer enfeksiyonu olan çocuklara çinko dayanağı gerekebilir.

– Yaşlı bireylerde çok sık görülen gözün makula dejeneransı hastalığına çinko yardımı iyi gelebilir.

– Şeker hastalığı yaşayanlara takviye rehabilitasyonu olabilir.

– Hamile ve emziren bayanların çinko alması gerekebilir.

– Sperm rakamı az olan şahısların çinko almaları sperm rakamlarının amblemini sağlayabilir.

– İdrar söktürücü ilaç alanlar, kalsiyum ilacı kullananlar, bağırsaklarında Crohn ve ülseratif kolit hastalığı olanlar ve aralıksız enfeksiyonu olanların da ilave çinko alması yararlı olabilir.

Anekdot: Çinko rehabilitasyonu ile alakalı ayrıntılı bilgi almak için kesinlikle hekiminize müracaat etmeniz gerekmektedir.

Hangi besinler karaciğer arkadaşı

10 saat evvel eklendi. Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Hangi besinler karaciğer arkadaşı

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi iç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Abonesi Prof. Dr. Hasan Özkan, doktorların ispata dayalı bilimsel bilgilerden hareket ettiği için nebatlarla uğraşmadığını ancak bu işi kavramayan ama bu işten muhakkak çıkarlar sağlayabilecek bireylerin ortaya çıktığını söyledi.

Hasta takibi olmadan, hastanın evvelki ve sonraki belirtilerini öğrenmeden, bireylere muhtelif nebatların nasihat edildiğini ifade eden Özkan, “Bitkilerin içerikleri o kadar çok zehirli maddeler, o kadar çok muhtelif maddeler kapsar ki bunların yararlı kısımlarından beden faydalanırken, hasarlı kısımlarını karaciğer atar. Hele hele bir de karaciğerde bir yük varsa, yağlanma, hepatit B ve C gibi virüsler varsa bu ekstradan nebatlarla gelecek olan maddeler karaciğerin yükünü artırır. Dolayısıyla yararlı olacağı yerde hasarlı olur” ihtarında bulundu.

Her nebat hasarsız değildir

Karaciğer uzmanı olmayan bireylerden böyle önerilerin alınmaması gerektiğine dikkat sürükleyen Özkan, bazı karaciğer uzmanlarının da bu mevzuya eğilerek, mevzunun bilimsel bir platformda devam etmesini sağlaması teklifinde bulundu. Her nebatın hasarsız olmadığını vurgulayan Özkan, “Sigara nebattır, hasarlı. Esrar nebattır, hasarlı” dedi.

Pancar detoksuyla karaciğerinizi arının

Karaciğer arkadaşı nebatlar

Bugüne kadar yapılan çalışmalarda karaciğer arkadaşı olarak öğrenilen birkaç nebat bulunduğuna işaret eden Özkan, deve dikeni, enginar, ekinezya, kekik, sarımsak, söğüt yaprağı, karahindiba, zencefil, kırmızı biber, arnavut biberi ve elma suyunun karaciğer arkadaşı nebatlar olduğunun ortaya konulduğunu kaydoldu.

Özkan, şöyle devam etti:

“Son zamanlarda ilacı yapılmaya çalışılan deve dikeni. Deve dikeninin tohumundan tutun, tüm parçaları karaciğer hastaları için faydalıdır. Enginar, özellikle yaprakları. Değişik kısımlarının çok faydalı olmadığı öğreniliyor. Yaprakları, karaciğerin safrasını ve kimyasını düzenliyor. Ekinezya var. Bu nebat, bağışıklık sistemini uyaran, kamçılayan bir maddedir. Kekik, karaciğeri, safrayı geren damarları genişletiyor, bağırsakları hafifletiyor, spazmları çözüyor, hazmı basitleştiriyor. Sarımsak, eforlu bir antioksidandır, kansere karşı gözeticidir. Karaciğeri destekleyici tesiri vardır. Sarımsak çok yararlı nebatlardan bir tanesidir. Söğüt yaprağı içerisinde aspirin eşi maddeler var, enfeksiyonlara karşı bedeni gözetir. Karahindiba, zencefil, kırmızı biber, arnavut biberi, elma suyu bunlar çok faydalı. Kararında kullanmak koşuluyla bal.”

Karaciğer sıhhatiniz için bunlara dikkat edin

“Karaciğeri arınmak olası”

Özkan, karaciğerin bedeni zehirli maddelerden temizleten ehemmiyetli bir uzuv olduğunu belirterek, karaciğer için yararlı olan nebatların karışımından elde edilen kürle karaciğerin arınılmasının olası olduğunu söyledi. Hazırlanan kürün ayda 5 gün, 3 ay kullanılmasıyla karaciğeri arınmanın olası olduğunu dile getiren Özkan, “Bunun için hasta ileri derecede kanser, hepatit ve böbrek hastası olmayacak” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Özkan, şöyle konuştu:

“Gebeleri öğrenmiyoruz çok ufak çocuklarda da kullanmamak gerekli. Bunun dışında çamaşırhanede çalışanlar, duvar boyacıları, egzoz dumanına maruz kalan tamirciler, akümülatör ve deri fabrikaları, kuru arınmayla hava lekeliliğinin çok olduğu bölgede çalışanlar ve fazla alkoltüketenler tehlike gruplarıdır. Bunlara bu karaciğeri yıkanma kürleri uygulanması verimlidir.”

Piyasada hazır gidişatta antioksidan diye satılan meyve suları ve eşi meşrubatların fayda yerine hasar getirdiğini anlatan Özkan, “Bunların içerisinde hem katkı maddeleri var hem de dışlarında alüminyum kapaklı kolilerde pazarlanmaktadır. Bunların çoğunda fruktoz oranı da yüksektir. Bunlar bizatihi karaciğer yağlanmasına yol açabilir. Tehlike grubunda olan şahıslar, karaciğer arkadaşı dışındaki nebatları ya çok az ya da doktorumuza danışarak harcayacağız” dedi.

Defineli köpek dişler ile alakalı öğrenmeniz gerekenler

10 saat evvel eklendi. Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Defineli köpek dişler ile alakalı öğrenmeniz gerekenler

Kuşkusuz tüm ebeveynler, çocuklarının bakımlı ve estetik dişlere sahip olabilmeleri için diş gelişimi mevzusunda pek çok detaya dikkat ediyor. Ancak anne babalar, çocuklarının diş gelişimini ne kadar yakından takip etseler de, yapısal sebeplerden kaynaklanan birtakım problemlerle karşılaşabiliyor. Sıklıkla tesadüfülen ve bir hayli fobi yaşatan defineli köpek dişler ise bu problemlerin başında geliyor. Ortodonti Uzmanı Prof. Dr. Serdar Üşümez, çoğunlukla diş sürmesinde kendine yer bulamayarak diş etinde defineli kalan köpek dişler hakkında bilinmezleri anlattı.

Köpek dişler, değişikleri arasında sürmesini en geç bitiren ön dişlerdir. Bu dişlerin ağızdaki yerini alması ise vasati olarak 13 yaşını bulur. Fakat bu dişler, bazı vaziyetler neticeyi çene kemiği içerisinde defineli biçimde kalabiliyor. Sürmesini bitiremeyen köpek dişler genel olarak damakta, seyrek olarak ise dudak tarafına yakın olarak konumlanabiliyor.

Çene darlığı dişlerin defineli kalmasına yol açabiliyor

Ağız köşelerinde konumlanan ve kesme, koparma harekâtlarının yanı gizeme çene hareketlerine kılavuzluk etme özelliği taşıyan köpek dişler, aynı zamanda sıhhatli ve estetik bir tebessümmenin de en ehemmiyetli unsurlarından biri. Bu dişler, bayağı koşullar altında 12-13 yaş yarıyılında sürmesini tamamlar. Fakat süresinden evvel çekilen süt dişleri, çene darlığı, kesici dişlerin köklerindeki bazı yaradılış ve biçim bozukluklarının yanı gizeme bazı irsiyetsel nedenler de köpek dişlerin damağa doğru ilerlemesine ve diş etinin içinde defineli kalmasına neden olabiliyor. Defineli kalma vaziyeti ise 20’lik dişlerden sonra en fazla bu köpek dişlerde alana geliyor. Cemiyette tesadüfülme sıklığı ise %3’e kadar çıkabiliyor.

Rehabilitasyon edilmeyen defineli dişler, komşu dişlere hasar verebiliyor

Sürmesini bitiremeyen ve defineli kalan köpek dişler, rehabilitasyon edilmeme gidişatında başta kesici ve minik azı dişleri olmak üzere komşu dişlerin köklerinin erimesine ve canlılığını yitirmesine yol açabiliyor. Bu defineli dişler ayrıca, yer aldıkları diş etinde kist yaradılışına da taban hazırlayabiliyor. İlerleyen zamanlarda ise köpek dişin yerinde duran süt dişin düşmesine, böylece ön dişlerin olduğu bölgede ciddi estetik meselelerin oluşmasına neden olabiliyor.

Defineli dişlerin tanısı için muayenehane tetkik koşul

Köpek dişlerin sürme güzergahlarıyla alakalı problemler ortodonti uzmanı tarafından muayenehane tetkik ve röntgen değerlendirmesiyle tespit edilebiliyor. Özellikle 13 yaşından itibaren süt köpek dişlerin hala düşmemiş olması ve elle tetkik sırasında bariz bir sallanma göstermemesi, daimi köpek dişlerin defineli kalmasını işaret edebiliyor.

Erken teşhis büyük ehemmiyet taşıyor

Ortodonti uzmanı tespit edilen sürme problemi için, daimi köpek dişlerin istikametini düzenlemek emeliyle süt köpek dişlerin erken çekimini ya da çene genişletmesi usulünü önerebilir. Ancak uygulanan bu usuller 11 yaşına kadar tesirli olduğundan erken teşhis çok büyük ehemmiyet taşıyor. Dolayısıyla görünen bir problem olsun ya da olmasın her çocuğun evvel 7, daha sonra 11 yaşlarında bir ortodonti uzmanı tarafından tetkik edilmesi gerekiyor. Erken yarıyılda yapılacak minik ama önleyici rehabilitasyonlar, problemi bütün olarak çözemese bile gelecekteki rehabilitasyon sürecinin kısalmasını, maliyetinin de düşmesini sağlayabiliyor.

Geciken tanı, rehabilitasyonun seyrini değiştirebiliyor

Teşhisin geciktiği ve defineli dişin yan tesirlerinin şiddetlendiği gidişatlarda ise röntgen tetkiki ile köpek dişlerin pozisyonunu değerlendirmek gerekir. Hastanın öteki dişlerinin ve ağzın kapanışının gidişatına bağlı olarak çoğu zaman minik cerrahi müdahaleler ve ortodontik tel rehabilitasyonu uygulanabiliyor. Bu uygulamalar takviyesiyle defineli köpek dişlerin sürmesi ve bayağı yerlerine alınması sağlanabiliyor.

Erken Boşalma: Ne Kadarı Erken ?

10 saat evvel eklendi. Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Erken Boşalma: Ne Kadarı Erken ?

Eşler süreölçer ile ölçüm yapti. Erken boşalma meselesinden yakinan erkekler aslinda gayet normal.

Erken boşalma meseleyi olduğunu düşünen erkeklerin, değişik erkeklerden yalnızca 31 saniye daha erken orgazm olduğu saptandı.

Alman bilim adamları, erken boşalma meseleyi olduğunu düşünen bir hayli erkeğin, rastgele bir fizyolojik bozukluğunun olmadığını tanımladı. Rheinische Post gazetesinde yer alan haberde, ürolog Frank Sommer’in 45 çift üzerinde yaptığı araştırmaya yer verildi. Çiftleri süreölçerle yatağa yollayan Sommer, erken boşalma meseleyi olduğunu düşünen erkeklerin, değişik erkeklerden yalnızca 31 saniye daha erken orgazm olduğunu saptadı.

Araştırmaya 25 ila 40 yaşlarında toplam 45 erkek katıldı. Bunlardan 15’i erken orgazm olmaktan davacı, 15’i cinsel yaşamından hoşnut bireyden, kalan 15’i ise Avrupa’da misyonlu ürologlardan oluştu. Erkeklerin eşlerinin penetrasyon ile orgazm arasındaki müddeti ellerindeki süreölçerle ölçtüğünü belirten Sommer, erken boşalmaktan davacı erkeklerin vasati 2 dakika sonra, hoşnut erkeklerin 3 dakika sonra, ürologların ise takribî 6 dakika sonra orgazm olduklarını söyledi.

Araştırma neticesine göre, 2-3 dakika içinde orgazm olan erkeklerin rastgele fizyolojik bozukluğunun olmadığını kaydolan Sommer, ayrıca ilişki sırasında bu vaktin daha uzun veya daha kısa idrak edilebileceğini söyledi.

Sommer, deneye katılan çiftlerin en az iki sene birlikte olduklarını, deneylerin de birkaç gün arayla üç kere yapıldığını belirtti.

Bu 7 bulgu zatürrenin habercisi olabilir

10 saat evvel eklendi. Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Bu 7 bulgu zatürrenin habercisi olabilir

Havaların soğumasıyla kış hastalıklarının görülme sıklığı da çoğalmaya başladı. Ancak bu hastalıklar arasında ilk sıralarda yer alan zatürreye karşı özellikle dikkatli olunması gerekiyor. Millet arasında zatürre olarak öğrenilen pnömoni, enfeksiyonlara bağlı vefatlarda dünyada birinci sırada yer alıyor. Zatürrenin bulgularını tanımak, erken teşhis ve doğru rehabilitasyon tasarılaması açısından büyük ehemmiyet taşıyor. Memorial Ankara Sağlık Kurumu Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Metin Özkan, “12 Kasım Dünya Zatürre Günü” kapsamında zatürre hastalığının bulguları, tehlike grupları ve rehabilitasyonu hakkında bilgi verdi.

zatürre

Enfeksiyonlara bağlı vefat sebepleri içinde birinci sırada

Zatürre, akciğerlerin iltihaplanmasıdır. Erken tanı konup uygun antibiyotik rehabilitasyonu verilirse hiç iz vazgeçmeden iyileşebilir. Ancak minik çocuklarda, yaşlı hastalarda, KOAH, kalp yetmezliği, şeker hastalığı, böbrek yetmezliği ve bedenin korunma sistemlerini baskılayan kortizon ve kanser rehabilitasyonları gibi rehabilitasyon alanlarda çok ağır izleyebilir ve bu hastalarda rehabilitasyonu geciktirmemek gerekir. Tüm dünyada enfeksiyonlara bağlı vefat sebepleri içinde birinci sırada yer almaktadır. Ayrıca yoğun bakım gerektiren hastalarda %40 oranında ölümcül olabilir.

Geçmeyen öksürük zatürre habercisi olabilir

Zatürreye bakteri, virüs ve mantarlar neden olabilir. Akciğerlerde oksijen almamızı sağlayan hava kesecikleri cerahatli bir akışkan ile dolar ve buna bağlı alttaki bulgular ortaya çıkar:

– Öksürük ve balgam çıkarma

– Derin soluk alırken veya öksürürken göğüste batma ve sızı

– Yüksek ateş, terleme ve titreme

– Özellikle yaşlı hastalarda şuur fluluğu

– İleri derecede yorgunluk

– Bulantı, kusma veya bazen ishal

– Soluk darlığı

Bu bulgular, zatürreye neden olan mikroba ve hastanın beden mukavemetine göre grip bulguları gibi hafif olabilir veya çok ağır da izleyebilir. Yüksek ateş, soluk darlığı, geçmeyen öksürük, koyu renk veya bazen kanlı balgam çıkarma yakınmalarınız varsa acilen bir hekime müracaat etmelisiniz.

zatürre

Zatürre için tehlikeli gruplar

– Yaşı 65 ve üzerinde olanlar

– İki yaş altı çocuklar

– Bağışıklık sistemi zayıflamış şahıslar

– Kemoterapi ve kortizon gibi bağışıklık sistemini zayıflatan ilaçlar alanlar

– Kronik akciğer hastalığı astım, kronik bronşit, amfizem, bronşektazi, kalp yetmezliği, şeker hastalığı,
böbrek yetmezliği olanlar ve dalak işlevleri bozuk veya dalağı alınmış olanlar.

Natürel gözetici sisteme hasar verilmemeli

Zatürreye neden olan mikroplar genellikle soluduğumuz havada veya üst solunum yollarımızda zati vardır. Ancak onların hastalık yapmasını önleyen gözetici mekanizmalarımız sayesinde akciğerlere erişmeden yok edilirler. Natürel gözetici sistemlere hasar vermemek için; afaki ve uzun zaman antibiyotik kullanılmamalı, havayı ıslatıp filtre ettiği için burun tıkanıklığı varsa giderilmeli, sigara içilmemeli, havayollarını kaplayan mukusun çok koyu kıvamda olmaması için yeterli su harcanmalı ve öksürük kesiciler sık kullanılmamalıdır.

zatürre

İstirahat ve bol akışkan tüketimi rehabilitasyonda olmazsa olmaz

Hastanın yaşı, kronik hastalığının olup olmaması, akciğer grafisi, kan testleri ve tetkik belirtilerinin değerlendirilmesine göre konutta ağızdan alınacak ilaçlarla veya sağlık kurumunda yatırılarak damar yoluyla verilecek ilaçlarla rehabilitasyon yapılabilir. Rehabilitasyonda genellikle antibiyotikler, bol akışkan, istirahat ve lüzum halinde sızı kesici
ateş düşürücüler verilir. İstirahat ve bol akışkan alımı ehemmiyetlidir. Rehabilitasyon süresi 7 günden bazen 21 güne kadar değişebilir. Korunmada genel sıhhat önlemleri; sigara içmeme, el devireme, soğuk havalarda ağız ve burunun kapatılması ve burundan soluk alıp havanın ıslamasının sağlanması ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirecek vitamin ve mineralleri kapsayan bol meyve ve sebze harcanması yanında bazı bireylerin aşı yaptırmaları da gerekir. Yaşı 65 ve üstünde, kronik hastalığı, üre yüksekliği, şuur fluluğu, hastalığı iki akciğerde ve yaygın, tansiyonu çok düşük ve solunum kasveti olan hastalar sağlık kurumunda yatırılarak rehabilitasyon edilmelidir.

zatürre

Tehlike grubundaysanız iki aşı yaptırmalısınız

Zatürre aşısı:

Altmış beş yaş ve üstünde olup; KOAH, bronşektazi, kalp ve damar hastalığı, böbrek ve karaciğer
hastalığı, şeker hastalığı olanlar

– Dalağı alınmış olanlar

– Kronik içki alışkanlığı olanlar

– İmmün sistemi baskılayan rehabilitasyon alanlar

– Beyin omurilik akışkanı firariyi olanlar bu aşıyı yaptırmalıdır.

Bu aşı genellikle ömür boyu bir veya iki kere yaptırılır.

Grip aşısı

Grip influenza zatürreye taban hazırlaması açısından riskli olabilir. Her sene en fazla gribe neden olan
mikropların tanımlanması ile her sene yeni aşı hazırlanır ve grip aşısının her sene yinelenmesi zorunludur. Aşı,
Eylül, Ekim, Kasım aylarında yapılabilir.

Grip aşısı yaptırması gereken şahıslar;

Altmış beş yaş ve üstünde olup; KOAH, bronşektazi, kalp ve damar hastalığı, böbrek ve karaciğer
hastalığı, şeker hastalığı olanlar

– Yüksek tehlikeli hastalara hizmet veren sıhhat personeli

– Güvenlik misyonluları, itfaiyeciler, hocalar gibi cemiyet hizmeti veren şahıslar

– Grip istikametinden tehlikeli bireylerle beraber yaşayanlar altı aydan minik bebekle yakın ve devamlı teması olanlar

Page 1 of 1601 2 3 160