Doğru ağız ve diş bakımı diş hassasiyetini önlüyor

Doğru ağız ve diş bakımı diş hassasiyetini önlüyor

Millet arasında ağız ve diş sıhhatine müteveccih en sık tesadüfülen problemlerden birisi de diş hassasiyetidir. Peki çoğu zaman sıcak, soğuk, tatlı, ekşi gıda ve meşrubatların tüketimiyle bulgu veren diş hassasiyeti nasıl rehabilitasyon edilir? İstanbul Aydın Üniversitesi Diş Doktorluğu Fakültesi Periodontoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Abonesi Yrd. Doç. Dr. Cenker Koyuncuoğlu, diş hassasiyeti ve rehabilitasyon usullerine müteveccih ehemmiyetli bilgiler verdi.

Diş hassasiyeti neden olur

“Diş hassasiyeti; dişler fırçalanırken, sıcak, soğuk, tatlı, ekşi gıda ve meşrubatlar harcandığında hatta soğuk havalarda, rahatsızlık, sızlama ve sızı biçiminde kendini gösterir” diyen Yrd. Doç. Dr. Cenker Koyuncuoğlu, diş hassasiyetinin, dişlerin kusurlu fırçalanması, dişlerde oluşan çatlaklar ve kırıklar, diş eti çekilmeleri, yeni yapılan dolgu, diş beyazlatma harekâtı, diş yüzeyi pakliği ve kök düzleştirmesi gibi rehabilitasyonlar sonrasında ortaya çıkabileceğini ifade etti.

Rehabilitasyon için neler yapılabilir

Yrd. Doç. Dr. Koyuncuoğlu diş hassasiyeti rehabilitasyonuyla alakalı ise şöyle bilgi verdi:

“Öncelikle diş hassasiyeti sebebiyle gelen hastanın meseleyi diş doktoru tarafından tespit edilir. Kolay hadiselerde doktorun önereceği hassasiyet giderici diş macunu kullanılarak mesele giderilebilir. Bu safhada kesinlikle beslenme alışkanlıkları gözden geçirilmeli, fazla sıcak veya fazla soğuk besinlerin harcanmasından uzak durulmalıdır. Ayrıca gazlı ve asitli meşrubatların tüketimi en aza indirilmeli, bu maddelerin alınmasından sonra ağızdaki asit seviyesinin dengelenmesi için su içmeye itina gösterilmelidir. Daha ileri hadiselerde muayenehane uygulamalar ön tasarıya çıkmaktadır. Flor, hassasiyet giderici casuslar ve lazer uygulamaları yapılabilir. Dişte ve kök yüzeyinde madde kayıpları varsa uygun dolgu malzemeleri kullanılarak sarih dentin yüzeyleri kapatılır. Ayrıca uygun hadiselerde sarihe çıkan kök yüzeyleri ağzın başka bir bölgesinden alınan diş eti ile kapatılarak diş hassasiyetin önüne geçilebilir.”

“Yineleyen diş hassasiyetini önlemek için günde 2 defa, yumuşak kıllı bir diş fırçası ve flor kapsayan bir diş macunuyla dişler fırçalanmalıdır. Ayrıca günlük olarak diş ipi/arayüz fırçasıyla dişleri ara bölgeleri arınılmalıdır” diyen Yrd. Doç. Dr. Cenker Koyuncuoğlu, “Ağız bakım mahsullerinin kusurlu kullanımıyla travmatik fırçalama sert fırça ve eskitici diş macunları kullanımından sakınılmalı, daha ileri problemlerin önüne geçmek için kesinlikle kumpaslı olarak diş doktoruna gidilmelidir” tekliflerinde bulundu.

Diş kirleri neden olur

Diş kirleri neden olur

Dişlerdeki kirler, iyi bir ağız bakımı yapılmadığının işareti olarak kabul edildiğinden çoğu birey için rahatsızlık vericidir. Makûs ağız hijyeni, sigara kullanımı ya da harcadığımız yiyecekler kadar dişin yapısını içten etkileyen ihtiyarlama, uzun süreli antibiyotik kullanımı da diş kirlerine neden olabiliyor.

Diş kirlerinin sebepleri

– Makûs ağız hijyeni dişlerin etrafında bakteriler ve besin artıklarından oluşan yapışık ve renksiz bir bakteri katmanı olan plaklar, iyi arınılmadıklarında, dişlere yapışarak zaman içinde dişlerin sararmasına neden olur.

– Çay, kahve gibi meşrubatlar, köri gibi baharatlar kapsadıkları kafein ve natürel renklendiriciler sebebi ile dişlerde kir vazgeçer.

– Gazlı meşrubatlar içindeki asit sebebiyle kırmızı şarap ise yoğun renginden dolayı dişlerde pislenmeye neden olur.

– Enerji meşrubatları ve hazır besinlerde bulunan yiyecek boyaları diş kirlerine neden olur.

– Bazı antibiyotikler ve demir tabletleri de kir oluşturur.

– İhtiyarladıkça incelen diş minesi zaman içinde dişlerde kahverengi kirlerin oluşmasına neden olur.

– Sigara içmek dişlerdeki kirin en esas nedenlerindendir.

Tedbirinizi baştan alın

Günlük ağız bakımına yeterince itina göstermek diş kirlerini daha oluşmadan yasaklamaya takviyeci olur. Bakteri plağına karşı tesirli ve aralıksız kullanıma uygun bir ağız gargarası, fırça ve diş ipi kullanımı günlük aktif bir ağız pakliği sağlar ve diş kiri yaradılışını maniler.

Ağız kokusuyla alakalı merak edilen her şey

Ağız kokusuyla alakalı merak edilen her şey

Ağız kokusu cemiyette yaygın olarak görülen ve bireylerin sosyal açıdan gücenmesine neden olabilen ehemmiyetli bir meseledir. Bu faktör suratından şahıslarda psikolojik olarak farklı meseleler büyüyebilir. Bu tesirle bireyler hem kendilerine olan güveni yitirebilir, hem de kendilerini sosyal açıdan izole edebilir.

Estetik Diş Doktoru Arzu Yalnız Zogun kadınvekadın okurları için ağız kokusuyla alakalı merak edilen her şeyi anlattı…

Ağız kokusu farklı etmenlerden oluşabilir. Tıpta halitosis olarak belirlenen ağız kokusunun en ehemmiyetli sebebi ağız ve diş sıhhatine gereken ehemmiyetin gösterilmemesidir. Ağız kokusu fizyolojik etmenler suratından alana gelebileceği gibi, psikosomatik ve reel ağız kokusu olan patolojik etmenlerden dolayı oluşabilir.

Cemiyette kulak burun boğaz hastalıkları alanında rehabilitasyon gören hastalar arasında takribî olarak %15 oranında ağız kokusu yakınması vardır. Ağız kokusu daha çok yetişkinlik yarıyılında mesele haline kazanç. Bazı ağız kokuları şahıslarda ciddi sıhhat meselelerinin bulgusu olarak oluşabilir. İnsanlar arasındaki ilişkileri negatif olarak etkileyecek seviyede bir mesele olarak idrak edilmesi gereken mesele, şahısları sosyal hayattan soyutlayabilir. Bu sebeple hastaların öncelikle ağız kokusunun nedenini tespit ettirmesi ve bu faktöre uygun rehabilitasyon yolları sayesinde ağız kokusunu gidermesi gerekir.

Ağız kokusunun sebepleri

– Sinüs ve akciğer orijinli oluşan enfeksiyonlar

– Diyabet hastası şahıslarda oluşan aseton kokusunu hatırlayan kokular

– Böbrek yetmezliği olanlarda balık kokusunu hatırlayan kokular

– Karaciğer yetmezliği hastalarında alana gelen ağız kokuları

– Metabolizma bozukluğu olduğunda alana gelen ve tespiti güç olan ağız kokuları

– Oruç yakalayanlarda, perhiz yapanlarda ve aç kalanlarda oluşan ağız kokuları

Ağız kokusunun esas sebebi sülfür gazlarıdır. Ağız kokusunun derecesi halitometre ismindeki aygıtla ölçülmektedir. Bu tespitle ağız kokusunun hem derecesi, hem de nereden kaynaklandığı basitçe tespit edilir. Bu makine sayesinde ölçülen ağız kokuları farklı sınıflara ufalamaktadır. İki grup ağız kaynaklı olan ağız kokuları, bir grubu sindirim sisteminden başka bir deyişle mideden kaynaklanan ağız kokuları, değişik grup akciğerlerden kaynaklı ağız kokuları, değişik grubu psikolojik orijinli ağız kokuları ve son olarak herkeste olabilen sabahları alana gelen ağız kokuları bu sınıflandırmanın içinde yer alır.

Ağız kokusu ölçümünden evvel yapılması gerekenler

– Ölçümü yaptırmadan en az 2 gün evvelden başlatarak, ağız kokusuna neden olacak yiyecekler harcanmamalıdır.

– Ölçümün yapılmasından en az 8 saat evvelden yemek yemeyi kesmek gerekir.

– Ölçümden evvel hastalar en az 12 saat içkili meşrubatlar kullanmamalıdır.

– Ölçümden evvel en az 3 saat su içilmemelidir.

Ağız ölçümü yaptıracak olan hastalar bedenlerinde kolonya, parfüm gibi kokular kullanmamalıdır. Bu kokuların ölçüm neticesindeki bedelleri negatif olarak etkilediği öğrenilir.

Ağız kokusunun rehabilitasyonunda, öncelikle kokunun nereden kaynaklandığı öğrenilmelidir. Bu nedenin ortadan kaldırılmasıyla beraber, ağız kokusu giderilecektir. Ağız içinden kaynaklanan kokularda uygulanacak rehabilitasyon bireye ve lüzumlarına göre tanımlanır. Değişik nedenlere bağlı oluşan ağız kokularında, evvel tespit edilen hastalıkların rehabilitasyonuna başlanmalıdır. Ağız içindeki gıda artıklarının arınılması ve bakterilerin yok edilmesi ağızdaki kokunun önlenmesine destekçi olabilir. Zira ağız içinde olan bakteriler ağız kokusunun oluşmasında tanımlayıcı etmendir.

Ağız kokusunu önlemek için yapılabilecekler

Bunu sağlamak için insanların azıcık çabalaması gerekir. Ağız hijyeninin sağlanması, ağız kokusunun önlenmesi açısından çok ehemmiyetlidir. Bunun için alınacak tedbirler arasında;

– Dişler fırçalandıktan sonra, dişlerin arasındaki besin artıklarının arınılması için diş ipi kullanılmalıdır.

– Dişlerin ağız içinde kapladığı alan yalnızca % 25 tir. Bu alan dışında oluşan bakterilerin önlenmesi ağız kokusunu önler ve soluğu tazeler. Bunu sağlamak için günde 2 kere gargara yapılması yararlı olur.

– Ağız pakliğinde dilin arka kısmına kadar arınılmasına ve bol ölçüde akışkan harcanmasına dikkat edilmelidir.

– Ağız kuruluğu olursa, şekersiz sakız çiğnemek yararlı olabilir. Sakız çiğnenmesi tükürük salgısını çoğaldırarak ağız kokusuna mani olabilir.

– Bol lifli gıdaların harcanması, diş pakliğine destekçi olur ve bakteri üremesine mani olur.

– Diş hekiminin kumpaslı olarak ziyaret edilmesi gerekir. Sıhhatlı bir diş yapısı olsa dahi, rutin hakimiyetlerin yapılması için en az senede iki kere diş hekimine gitmek uygundur. Bu hakimiyetlerde ağız kokuları diş hekimi tarafından erken yarıyılda fark edilerek, rehabilitasyonuna başlanabilir. Bu sualin daha ciddi karmaşıklıklara neden olmasını önler.

Ağız kokusuna neden olan en ehemmiyetli faktör diş ve diş eti hastalıklarıdır. Ağız ve diş sıhhatine umursanması ve hijyenin sağlanması, ağız kokusu sürüklemenize mani olur. Bunun yanında ağız kokusu yapabilecek diyabet hastalığı, böbrek yetmezliği, metabolizma bozukluğu ve karaciğer yetmezliği gibi hastalıklar teşhis edilmesi ve rehabilitasyon edilmesi gerekir. Ağız kokusu olağanda tek başına bir hastalık olarak kabul edilmez, ancak ehemmiyetli hastalıkların bulgusu olabilir.

Ağız kokusunun rehabilitasyon edilmediği gidişatlar

Bireylerdeki ağız kokusu sabahları uykudan sonra alana geliyorsa, bunun bir hastalık olarak kabul edilmemesi sebebiyle rehabilitasyon uygulanmaz. Bunun dışında yeni başlamış olan ağız kokusu da rehabilitasyon edilmez. Bunun sebebi insanların beden floralarının kısa süreli başkalaşım içinde olmasıdır. Bu tesir bağışıklık sisteminde oluşan uyarlama sürecinde hakikatleştiği için, ağızda oluşan kokular belirli zamanlarda dalgalanmaya neden olabilir. Bu mesele hastalık olarak kabul edilmediğinden rehabilitasyon uygulanmaz. Diş fırçalamayan, ağız bakımına gereken itinayı göstermeyen şahıslarda alana gelen ağız kokusu rehabilitasyon edilmez. Zira bu rehabilitasyon sırasında hekim lüzumlu olan zaferi sağlayamaz ve hasta daha çok mutsuz olur. Ağız kokusu oluşan hamilelik yarıyılındaki bayanlarda kokuyu önlemek için rastgele bir rehabilitasyon uygulanmaz. Doğumdan sonra kadının metabolizmasının basmakalıpa dönmesiyle ve bebek sebebiyle oluşan baskının ortadan kalkmasından sonra ağız kokusu kendiliğinden düzelir. Bu yarıyılda ağızdaki kokunun baskılanması için, içkisiz ağız gargaralarından takviye alınabilir. Bu yalnızca gözetici bir tedbirdir, bir rehabilitasyon biçimi olarak kabul edilmez. Yalnızca bu süreçte bireylerin iyi halini devam ettirmesini sağlayacak bir tedbirdir. Bunların dışında kanser, diyabet ve siroz gibi hastalıkları bulunan bireylerin ağız kokusu rehabilitasyonu yapılmayabilir.

Ağız ve diş sıhhatinin ağız kokusu üzerindeki tesirleri

Ağız kokusunun yaşanmasının en ehemmiyetli nedeni bireylerin ağız ve diş sıhhatini kaybetmesidir. Diş bakımına yeterince itina göstermemek, kumpaslı olarak fırçalamamak ağızdaki bakterilerin çoğalmasına neden olduğundan, ağız kokusunda tesirli olur. Dişlerde olan çürüklerin ve diş eti cerahatlerinin ağız kokusu oluşturması sıradan bir neticedir. Ağız içindeki rastgele bir enfeksiyon bakteri üremesinde tesirli olacağından, ağız kokusu yaşanacaktır. Diş ve diş eti hastalıkları da bakteri üremesinde tesirli olduğundan makûs bir koku oluşturabilir. Bu sebeple insanların rutin diş doktoru ziyaretleri yapması ve ağız ve diş sıhhatine önemsemesi gerekir.

Diş fırçası ve diş macunu neye göre seçilmeli

Diş fırçası ve diş macunu neye göre seçilmeli

Uzman Diş Doktoru ve Takma Uzmanı Dr. Sevgen Eralp, diş fırçası kullanılırken dikkat edilecek hususlar hakkında bilgiler verdi.

Hepimizin bildiği üzere ağız ve diş sıhhatini gözetmenin yolu dişleri mekanik olarak arınmaktan başka bir deyişle diş fırçalamaktan geçer. Bunun için doğru diş fırçası ve diş macununu seçmek çok ehemmiyetlidir. Son zamanlarda hastalarımdan diş rehabilitasyonları dışında en çok dinlediğim suallerin başında ‘Hangi diş macununu kullanmalıyım?’ ve ‘Hangi diş fırçasını öneriyorsunuz?’ geliyor. Günümüzde bir hayli şirket tarafından üretilmiş, o kadar değişik özelliklere sahip diş fırçası ve diş macunu bulunmaktadır ki, bu sualler kaçınılmaz oluyor elbette…

Piyasada bulunan bu diş fırçalarının kimi yumuşak kıllara, kimi sert veya orta sert kıllara sahiptir. Ayrıca diş fırçasının baş kısmının büyüklüğü de değişik miktarlarda olabilir. Büyük başlıklı, orta büyüklükte ve çocuklar için minik başlıklı diş fırçaları da piyasaya sürülmüştür. Fırça kıllarının değişik uzunluklarda olması, dil arınıcı özelliklerinin olması veya diş etine masaj yapan lastik parçalar kapsaması gibi özellikler de, diş fırçası tercihini güçleştiren özelliklerdendir. Bir de bunlara ilave olarak şarjlı veya bataryalı döner başlıklı fırçalar vardır.

En iyi diş macunu ve en iyi fırça hangisidir

Bu şahsın ağız gidişatına göre değişebilir. Bu fırçalar arasından tercih yaparken, diş doktorunuza danışmanız size en doğru fırçayı seçmenizde destekçi olacaktır. Bazı bireyler dişlerini farkında olmadan veya olarak çok bastırarak fırçalarlar. Bu gibi gidişatlarda diş eti çekilmeleri görülür ve diş eti çekilmesi olan bireylerin sert kıllı diş fırçası kullanması yanlış olur. Zira sert kıllı fırçalar diş etlerini daha çok travmaya uğratır, ayrıca dişlerde de eskimeler yapabilir, yumuşak kıllı fırça kullanmaları daha doğru olur.

Bazı şahısların da ağız yapıları ufaktır ve büyük başlıklı fırça kullanmaları halinde ağzın arka bölgelerine erişmeleri güç olur. Bu gidişatta ağız hijyeni bütün sağlanamaz. Ağız yapısı minik olan bireylerin özellikle orta veya minik başlıklı diş fırçası seçmeleri gerekir. Döner başlıklı fırçalar da seçim edilebilir. Döner başlıklı fırçaların başlıkları minik olduğu için manuel olanlara göre, arka bölgedeki dişlere erişmesi daha basit olur. Ayrıca dişlerin arka kısımlarını başka bir deyişle dil yüzeyine bakan kısımlarını arınmak daha basit olur. Zira çoğu zaman dişlerimizin iç kısımlarında oluşan kirlerden şikayet etmişizdir. Sigara, çay, kahve kullanımı bu kirletilmeleri artırır, fakat kumpaslı fırçalamada bu kirleri en aza indirmek muhtemeldir.

Vasati 3-4 ayda diş fırçanızı değiştirin

Netice olarak benim sizlere teklifim, diş fırçasının kıllarının dümdüz daha önceki tip ve orta sertlikte olması, başlığının da orta boy büyüklükte olmasıdır. Bu arada diş fırçanızı belli aralıklarla vasati 3-4 ay değiştirmeniz gerekmektedir. Gereğinden uzun kullanılan fırçanın kılları yana doğru eğilir hem diş etlerine batar hem de mekanik pakliği yeni bir fırçaya göre %30 oranında eksilir. Buna ek olarak belli hastalıklar sonrasında, fırçanızda yine enfeksiyona yol açabilecek mikroplar bulunduğundan bu yarıyıllarda fırçanızı değiştirmekte fayda vardır.

Diş macununuzu diş probleminize göre seçin

Fırçalarda olduğu gibi diş macununda da bir hayli çeşit mevcuttur. Bunlar da kendi içinde farklı özelliklere dağılır. Misalin diş ve diş eti gözetici, çürük önleyici, beyazlatıcı gibi çeşitleri mevcuttur.

Daha çok ne meselemiz var ise bu meseleye müteveccih olan macunu kullanmalıyız. Misalin diş çürüğü açısından yüksek tehlike altındaysak, fluorid gibi yüzeyel gözetici tesiri yüksek diş macunu; hassasiyet problemi var ise hassasiyet giderici diş macunu, periodontal meselemiz var ise medikal içeriği yüksek, renklenme problemi var ise beyazlatıcı özelliği olan diş macunlarını kullanabiliriz.

Görüldüğü gibi çok muhtelif faalliğe sahip diş macunları ve diş fırçaları olduğu ileri sürülüyor ise de, neticede seçtiğiniz hiçbir diş macunu ve diş fırçası, diş doktorunuzun yapması gereken rehabilitasyonun yerine geçmeyecektir. Ağız ve diş sıhhatinizde rastgele bir problem yaşıyorsanız, lütfen diş doktorunuza müracaat etiniz.

Diş çıbanı çocuğunuzu öldürebilir

Diş çıbanı çocuğunuzu öldürebilir

Çocuklarda, çürüklere bağlı diş çıbanlarının, baş ve boyun bölgelerinde ciddi enfeksiyonlara, muhtelif romatizmal hastalıklara, kalp ve kronik böbrek hastalığına yol açabileceği, bu sebeple diş çürüklerinin rehabilitasyonsuz vazgeçilmemesi gerektiği belirtildi.

”Uygun antibiyotik seçilmeli”

Doç. Dr. Naciye Gönül Tanır, diş çürüklerinin, 6-19 yaş arasında sık görüldüğünü belirterek, şu ihtarlarda bulundu: “Çürüklerin rehabilitasyon edilmemesi diş sızısı, sistemik enfeksiyon ve diş çıbanına yol açabilir. Diş çıbanının uygun antibiyotik seçilerek rehabilitasyon edilmesi gerekir. Suların florlanmasıyla diş çürüklerinde eksilme görülebilir.”

Dişlerimizi fırçalamıyoruz

Dişlerimizi fırçalamıyoruz

Estetik Diş Doktoru Dt. Aydemir Karaer, ağız ve diş sıhhati için, dişleri günde en az 2 kere 2’şer dakika fırçalamak gerektiği ihtarı her kanaldan yapılmasına karşın, Türkiye’de 25 milyondan fazla şahsın günde bir kere dahi diş fırçalamadığını belirten Karaer, “Çocukların diş fırçalama alışkanlığını aileden kazanamamaları sebebi ile, 3-12 yaş grubunda her 100 çocuktan 98’i diş çürüğü problemi yaşıyor” dedi.

Türkiye’nin diş manzarası hiç de beyaz değil

22-27 Kasım Ağız ve Diş Sıhhati Haftası, Türkiye’nin hiç de beyaz olmayan diş manzarasında başkalaşım başlatabilmek için ehemmiyetli bir fırsat yaratıyor. Dt. Aydemir Karaer, günde 2 kere diş fırçalamanın, ağız ve diş sıhhatini gözeterek, kanserden kalp sıhhatine kadar, hayatsal bir hayli sıhhat tehlikesine karşı tedbir almanın, en ehemmiyetli ve en basit yolu olduğunu andırdırdı. “Türkiye’de, 2 kere 2’şer dakika dişleri fırçalamak gerektiği mevzusunda, Sıhhat Bakanlığı başta olmak üzere, bir hayli müessese ve kuruluş ulusu bilinçlendirmek üzere kampanyalar hakikatleştiriyor” diyen Dt. Karaer, “Bu kadar gayrete karşın, 2014 seneyi Türkiyesi’nde ne yazık ki her 2 konuttan 1’ine, senede 1 diş fırçası dahi girmiyor” biçiminde konuştu.

Yalnızca diş fırçalamak yeterli değil

Ağız ve diş sıhhatini gözetebilmek için, kahvaltıdan sonra ve akşam uyumadan evvel 2’şer dakikayı dişlere ayırmak gerektiğini anlatan Dt. Karaer, yalnızca dişleri fırçalamanın yeterli olmadığı, diş fırçalamayı artık, diş etlerini ve dili de fırçalayacak şekilde geliştirmenin ağız hijyeni açısından büyük ehemmiyet taşıdığı ihtarında bulundu.

Türkiye’nin diş fırçası ile beraber, diş macunu tüketiminin de gelişmiş ülkelerin çok gerisinde olduğuna vurgu yapan Dt.Karaer, “Türkiye’de diş macunu kullanımı şahıs başına senelik yalnızca 125 gram. Başka Bir Deyişle bir sene süresince, yalnızca minik bir diş macunu tüpü kadar” dedi.

Ağız ve diş sıhhati problemi bir hayli meseleye yol açıyor

Neredeyse her çocukta en az bir diş çürüğü problemi yaşanmasının, Türkiye’de ağız ve diş sıhhatinin geleceği ile alakalı olarak da endişe yaratıcı olduğunu kaydolan Dt. Karaer, “Ağız ve diş bakımı, hakikatinde bebeklerin henüz dişleri dahi çıkmadan başlar. İlk diş, diş doktoru ile ilk tanışma ve ilk diş tetkikini gerektirir. Doğru olan, en az 6 ayda bir hakimiyet için diş doktoruna gitmektir. Batı ülkelerinde diş doktoruna gitme sıklığı şahıs başına senede 5, ülkemizde yüzde 0,9, başka bir deyişle senede 1 kere dahi değildir” biçiminde konuştu.

Ağız ve Diş Sıhhati Haftası sebebi ile, herkesin kendisi, ailesi ve çocuklarıyla alakalı durup düşünmesi gerektiğini ifade eden Dt. Aydemir Karaer, “Ağız ve diş sıhhati ile alakalı problemler, hayatsal bir hayli hastalığa yol açma tehlikeyi yanında, şahsın cemiyetteki sosyal yaşamını da negatif tesirler. Öz güven ve performans kaybına yol açarak, psikolojik problemlere neden olur, iş ve özel yaşamında zafersizlik kaynağı haline kazanç” ihtarında bulundu.

Yirmi yaş dişleri hakkında merak edilenler

Yirmi yaş dişleri hakkında merak edilenler

20 yaş dişleri ile ilgili olarak her yirmi yaş dişinin çekilmesi zorunluluğu olmadığını, ağrı şikayetine ve dişin ne kadar gömülü olduğuna bağlı olarak çekime hekimin karar vereceğini söyleyen Hospitadent Diş Hastanesi’nden Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Gizem Gülgezen, ” Diğer taraftan çürük sebebiyle abseye sebep olan yirmi yaş dişlerinin mutlaka çekilmesi gerekmektedir” dedi.

Dr. Gizem Gülgezen, yirmi yaş dişleri hakkında merak edilen tüm sorulara yanıt verdi.

Yirmi yaş dişi nedir

Çenelerde diş dizilerinin en sonundan süren 3. büyük azı dişleri, yirmili yaşlar civarında gelişimlerini tamamlayıp ağız içine çıktıklarından genellikle yirmi yaş dişi olarak bilinirler. Çenelerde yer darlığına, dişin çıktığı bölgenin kemik yoğunluğuna ve dişin kök anatomisine bağlı olarak bu dişler tamamen çıkabilir veya çene kemiğinde tamamen veya yarı gömük kalabilir.

Yirmi yaş dişini çektirmek gerekir mi

Her yirmi yaş dişini çektirmek gerekli değildir. Çekim için değerlendirirken tam gömülü olan dişlerde ağrı şikayeti verip vermemesi, dişin çene kemiği içerisine ne kadar gömülü olduğu, gömülü dişin komşu dişe olan teması göz önünde bulundurulur. Bazen dişin içinde geliştiği keseden kaynaklı sürme kistleri oluşabilmektedir. Bu kistler fark edilmeden büyürse çene kemiğini zayıflatabilir. Ağrı oluşturmayan, tam gömülü olan dişler doktorunuz tarafından rutin kontrollerle takip edilip gerek olursa çekilebilir.

yirmi yaş dişleri

Ağız içinde tamamen veya yarısı çıkmış olan dişlerde ise ağız hijyeni çok önemlidir. En geri bölgede olan bu dişlere diş fırçası ile ulaşmak oldukça güçtür. Çürük sebebiyle abseye sebep olan yirmi yaş dişlerinin mutlaka çekilmesi gerekmektedir.

Yirmi yaş dişi ağrısı nasıl geçer

Gömülü yirmi yaş dişleri çıkmaya çalıştığında üst çenede kulak bölgesi ve şakaklara alt çenede çene altına ve boyuna doğru ağrı verebilir. Bazen bu bölgelerdeki lenf bezlerinde de şişlik ve hassasiyet oluşturabilir. Böyle bir durum geliştiğinde hasta mutlaka hekime başvurmalıdır. Durumun ciddiyetine göre hekim doğru antibiyotik ve ağrı kesiciyi hastaya reçete eder. Diş sürme ağrısı hekimin uygun gördüğü süre boyunca ilaçlar düzenli kullanıldığında zamanla kontrol altına alınır ve ilgili diş çekildikten sonra tamamen geçer.

Yirmi yaş dişi çekilmezse ne olur

Hekimin verdiği ilacı kullandıktan sonra ağrı şikayeti geçen dişlerin en kısa zamanda çekilmesi gerekir. İlacın verdiği rahatlık bir süre için geçerlidir. Hastanın bağışıklığının zayıf olduğu, ağız hijyeninin düzeltilmediği durumlarda diş tekrar ağrı yapmaya başlar. Devamlı şikayet veren ama şikayeti antibiyotik içilerek bastırılan gömülü dişlerin çevresinde kist oluşur ve çene kemiğini zamanla zayıflatır.

diş sağlığı

Yirmi yaş dişi ameliyatı nasıl yapılır

Gömülü diş operasyonlarında ilgili bölge lokal anestezi ile uyuşturulur. Dişin etrafındaki kemik uygun aletlerle kaldırılır ve dişin çekimi yapılır. Çekim sonrasında bölgeye dikiş atılır. Dikişler 7-10 gün arasında alınır. Hekim gerekli görürse operasyon sonrasında antibiyotik ve ağrı kesici ilaç reçete eder.

Yirmi yaş dişi ameliyatında acı hissedilir mi

Gömülü diş operasyonlarında bölgenin anatomisi iyi değerlendirilip, uygun ve yeterli anestezi uygulanırsa işlem esnasında ağrı hissedilmez.

Ameliyat sonrası neler yapılmalı

Çekim sonrası yerleştirilen tampon kanamayı durdurmak içindir . Tampon yarım saat sıkıca ısırıldıktan sonra bu bölgede pıhtı oluşur ve kanam durur. Fakat ilk 24 saat tükürme ve çalkalama yapılmamalıdır. Operasyon sonrasında ilgili bölgede ödeme bağlı şişlik oluşabilir. İlk 24 saat buz kompres yapılarak ödem kontrol altında tutulmalıdır. İlk hafta sigara ve alkol kullanılmamalıdır. İlk hafta asitli, acılı ve sıcak gıdalar tüketilmemelidir ve ağız hijyenine dikkat edilmelidir. Eğer reçete edildiyse ilaçlar düzenli kullanılmalıdır.

Ramazan Bayramı’nda diş ipini yanınızdan ayırmayın

Ramazan Bayramı'nda diş ipini yanınızdan ayırmayın

Ramazan’ın bitmesine rakamlı günler kaldı. Oruç sonrasında bol bol tatlı, şekerleme ikramları sunulacak. Ramazan Bayramı’nda sıklıkla harcanan şekerleme, çikolata, tatlı ve asitli meşrubatlar ise dişlerin çürümesine taban hazırlayabilir.

Diş Doktoru Pertev Kökdemir, “Bayramda dişlerinizi fırçalamak yetmez; diş aralarında kalan tatlı artıkları veya lokum gibi dişlere yapışan şekerlemeler için kürdan değil, kesinlikle diş ipi kullanılması gerekiyor” diyerek uyardı.

Ramazan Bayramı’nda ziyaret edilen hemen hemen her konutta tatlı harcandığını belirten Kökdemir, dişlerin kumpaslı fırçalanmamasıyla oluşacak diş çürüklerinin kaçınılmaz olduğunu belirtti. Tatlı ve asitli meşrubat tüketiminin en aza indirilmesi gerektiğini belirten Diş Doktoru Pertev Kökdemir, “Dişler ne kadar fırçalanırsa fırçalansın, diş ipi kullanılmadıktan sonra diş çürümelerinin önüne geçilemez” dedi.

Ağız ve diş sıhhatiniz için teklifler

– Tatlı, şeker, lokum veya çikolata gibi gıdalar ağız içerisinde asidik bir civar oluşturarak dişlerde çürümeye neden olur. Bu çeşit yiyecekler, muhtemel olduğunca öğünlerden hemen sonra harcanmalı.

– Asidik etrafın alkalik civara dönüşmesini sağladığından dişlerinizi fırçalayamadığınız yerlerde peynir yiyin.

– Asidik etrafı eksiltmek için ağzınızı bol suyla çalkalayın.

– Tatlı tüketiminin hemen arttan bol ılık su için ya da şekersiz sakız çiğneyin. Bol su tüketimi ağız kokusunun giderilmesinde de fayda sağlar.

– Diş aralarına sıkışan yiyecek artıkları kürdan gibi sert maddeler kullanılarak uzaklaştırılmaya çalışılmamalı, diş etlerine hasar verilmemeli.

– Lokum gibi yapışık şekerlemeler harcadığınız zaman dişlerinizi fırçalamak yeterli olmaz, diş aralarında kalan bu şekerlemeler ancak diş ipi kullanılarak uzaklaştırılabilir.

– Hazır meyve suları, asitli meşrubatlar veya hamur işleri harcandıktan sonra dişlerinizi fırçalayamıyorsanız; en azından ağzınızı bol su ile çalkalayın.

Diş doktoru korkusu olanlara yattırarak diş rehabilitasyonu

Diş doktoru korkusu olanlara yattırarak diş rehabilitasyonu

Diş doktoru koltuğuna oturmak çoğu insanın fobili düşüdür. Bazı bireyler yoğun diş sızısına karşın diş doktoruna gitmemek için inat eder. Neticesinde diş hastalığı daha da ağırlaşır, doğru orantılı olarak rehabilitasyon da natürel… Peki bu gidişatta ne yapılmalı?

İşte Editörümüz Buse Demirkır diş doktoru ya da diş rehabilitasyonu korkusu olanlar için işin uzmanına gitti ve Diş Doktoru Levent Mehmet Kalkan’a ‘yattırarak diş rehabilitasyonu yöntemi’ni sordu.

Yattırarak diş rehabilitasyonunun özellikle diş doktoru korkusu ya da diş rehabilitasyonu fobisi olan bireylerde tek usul olduğunu dile getiren Kalkan, “Bu rehabilitasyon yerel anestezilere alerjisi olanlarda, yüksek derecede tehlike taşıyan kalp, şeker ya da ciddi tansiyon problemi olan bireylerde önerilmektedir. Genel anesteziyle diş rehabilitasyonunda özellikle kooperasyon meseleyi yaşanılan çocuklarda ileride psikolojik meseleler yaşamaması için önerilmektedir” diye konuştu.

Diş doktoru korkusu olan çocuğa güçle bir operasyon yapılacak olunursa, bunun çocukta psikolojik olarak bir travma yaratacağını söyleyen Kalkan,bu gibi vaziyetler için genel anesteziyi önerdiğini belirtti.

Diş Doktoru Levent Mehmet Kalkan ‘yattırarak diş rehabilitasyonu’ni anlattı İZLE:

Continue reading …

Yirmi yaş dişlerini sürükletmek gerekir mi

Yirmi yaş dişlerini sürükletmek gerekir mi

20 yaş dişleri ile alakalı olarak her yirmi yaş dişinin çekilmesi lüzumluluğu olmadığını, sızı şikayetine ve dişin ne kadar defineli olduğuna bağlı olarak çekime doktorun karar vereceğini söyleyen Hospitadent Diş Hastanesi’nden Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Gizem Gülgezen, yirmi yaş dişleri hakkında merak edilen suallere cevapladı.

Yirmi yaş dişi nedir

Çenelerde diş dizilerinin en sonundan süren 3. büyük azı dişleri, yirmili yaşlar ortamında gelişimlerini bitirip ağız içine çıktıklarından genellikle yirmi yaş dişi olarak öğrenilirler. Çenelerde yer darlığına, dişin çıktığı bölgenin kemik yoğunluğuna ve dişin kök anatomisine bağlı olarak bu dişler tamamen çıkabilir veya çene kemiğinde tamamen veya yarı gömük kalabilir.

Yirmi yaş dişini sürükletmek gerekir mi

Her yirmi yaş dişini sürükletmek lüzumlu değildir. Çekim için değerlendirirken bütün defineli olan dişlerde sızı şikayeti verip vermemesi, dişin çene kemiği içerisine ne kadar defineli olduğu, defineli dişin komşu dişe olan teması göz önünde bulundurulur. Bazen dişin içinde büyüdüğü keseden kaynaklı sürme kistleri oluşabilmektedir. Bu kistler fark edilmeden gelişirse çene kemiğini zayıflatabilir. Sızı oluşturmayan, bütün defineli olan dişler hekiminiz tarafından rutin hakimiyetlerle takip edilip gerek olursa çekilebilir.

Ağız içinde tamamen veya yarısı çıkmış olan dişlerde ise ağız hijyeni çok ehemmiyetlidir. En geri bölgede olan bu dişlere diş fırçası ile erişmek oldukça efordur. Çürük nedeniyle çıbana neden olan yirmi yaş dişlerinin kesinlikle çekilmesi gerekmektedir.

Yirmi yaş dişi sızısı nasıl geçer

Defineli yirmi yaş dişleri çıkmaya çalıştığında üst çenede kulak bölgesi ve şakaklara alt çenede çene altına ve boyuna doğru sızı verebilir. Bazen bu bölgelerdeki lenf bezlerinde de şişlik ve hassasiyet oluşturabilir. Böyle bir vaziyet büyüdüğünde hasta kesinlikle doktora müracaat etmelidir. Vaziyetin ciddiyetine göre doktor doğru antibiyotik ve sızı kesiciyi hastaya reçete eder. Diş sürme sızısı doktorun uygun gördüğü müddet süresince ilaçlar kumpaslı kullanıldığında zamanla hakimiyet altına alınır ve alakalı diş çekildikten sonra tamamen geçer.

Yirmi yaş dişi çekilmezse ne olur

Doktorin verdiği ilacı kullandıktan sonra sızı şikayeti geçen dişlerin en kısa zamanda çekilmesi gerekir. İlacın verdiği rahatlık bir müddet için geçerlidir. Hastanın bağışıklığının cılız olduğu, ağız hijyeninin düzenlenmediği vaziyetlerde diş tekerrür sızı yapmaya başlar. Sürekli şikayet veren ama şikayeti antibiyotik içilerek bastırılan defineli dişlerin etrafında kist oluşur ve çene kemiğini zamanla zayıflatır.

Yirmi yaş dişi operasyonu nasıl yapılır

Defineli diş harekâtlarında alakalı bölge yerel anestezi ile uyuşturulur. Dişin çevresindeki kemik uygun aletlerle kaldırılır ve dişin çekimi yapılır. Çekim sonrasında bölgeye dikiş atılır. Dikişler 7-10 gün arasında alınır. Doktor lüzumlu görürse harekât sonrasında antibiyotik ve sızı kesici ilaç reçete eder.

Yirmi yaş dişi sezilir mi

Defineli diş harekâtlarında bölgenin anatomisi iyi değerlendirilip, uygun ve yeterli anestezi uygulanırsa işlem esnasında sızı sezilmez.

Operasyon sonrası neler yapılmalı

Çekim sonrası yerleştirilen tampon kanamayı durdurmak içindir . Tampon yarım saat sıkıca ısırıldıktan sonra bu bölgede pıhtı oluşur ve kanam durur. Fakat ilk 24 saat tükürme ve çalkalama yapılmamalıdır. Harekât sonrasında alakalı bölgede ödeme bağlı şişlik oluşabilir. İlk 24 saat buz kompres yapılarak ödem hakimiyet altında yakalanmalıdır. İlk hafta sigara ve içki kullanılmamalıdır. İlk hafta asitli, acılı ve sıcak yiyecekler harcanmamalıdır ve ağız hijyenine dikkat edilmelidir. Şayet reçete edildiyse ilaçlar kumpaslı kullanılmalıdır.

Page 1 of 61 2 3 6