Ağız kokusundan kurtulmanın 10 yolu

Ağız kokusundan kurtulmanın 10 yolu

Herkes yaşamında birkaç kere ağız kokusundan şikâyetçi olmuştur. Tıbbi dilde ‘Halitosiz’ diye adlandırılan ağız kokusu pek çok farklı sebeplerden kaynaklanabilir.

İşte ağız kokusundan kurtulmanın ise 10 basit yolu…

– Ağızda doğru bakım olmazsa, ağız kokusu kaçınılmazdır. Ağız kokusunun sebebi genellikle ağız içindeki çürümüş yemek parçaları ve bakterilerdir. Bu sebeple dişlerin fırçalanması sırasında, kibarca dilinizi de fırçalamayı ilgisizlik etmeyiniz. Yemek parçaları ve bakteriler dilimizin üzerindeki tat tomurcuklarının çevresinde bulunur.

Bu tomurcuklar sayesinde dilimiz hakikatte bütün bir kalın tüylü halı gibidir. İşte bu tüylerin arası tıpkı halının ilmiklerinin arası gibi yemek parçacıklarının ve bakterilerin yerleşmesi için çok uygundur. Bu sebeple ağız sıhhati kesinlikle dil pakliğini de kapsamalıdır. Bu paklik için özel aparatlar gerekmez. Diş fırçanızın kendisi, bir kaşığın kenarı bu iş için yeterlidir.

– Tükürük ağız kokusu ile savaşmanın en basit yoludur. İçinde yemek parçacıklarını yerinden söküp mideye yollayacak eforlu enzimler, eforlu bakteri öldürücü antibiyotikler vardır. Şekersiz sakız çiğnemek tükürük salgınızı artırarak ağız pakliğinize dayanakçı olur.

– Meşrubatlarınızda ve uygun besinlerinizde tarçın kullanın. Tarçın ağız içi bakterilerle gayrette ehemmiyetli bir silahtır.

– İhtiyarladıkça beden kuruluğu çoğalır. Su içmenin sıhhatiniz için çok fazla tesirinin yanı gizeme ağız kuruluğunu önlemek gibi bir verimi de vardır. Su içmek ağız kokusuyla çaba etmenizi basitleştirir. Ayrıca tükürük salgısını çoğaldırır.

– Diş çürükleri, diş eti cerahatleri ağız kokusunun ehemmiyetli sebeplerindendir. Ağız içi rastgele bir enfeksiyon bakteri üremesini artıracağı için her zaman ağız kokusuna neden olur. Bu surattan dişlerinize ve dişetlerinize çok iyi bakmalısınız. Diş doktorunuzun önerilerini salt uygulayın.

– Burnunuz tıkalı halde yatmayın. Sinüzit gibi hava yolu rahatsızlıkları ve burun tıkanmasına neden olan değişik gidişatlar geceleri ağızdan soluk almamıza neden olur. Bu gidişat ağızı ve boğazı kurutarak bakterilerin üremesi için ideal bir civar oluşturur. Eksilen tükürük salgısı gidişatı daha makûs hale getirir. Bu sebeple netlikle burnunuz tıkalı yatmamalısınız.

– Beyaz un, beyaz şeker, glukoz/fruktoz şurubu ile tatlandırılmış tüm hazır besinler ağız içindeki bakterileri arttırır. Kolay şekerler diş çürüklerine neden olur. Her lokmayı iyi çiğneyin. Bu sayede gıdalarla tükürük salgısı iyice karışır ve ağızda yemek parçası kalma ihtimali düşer. Daha çok çiğneme hareketi daha çok bakterinin yerinden koparak mideye gitmesine dayanakçı olur.

– Diş ipi sayesinde fırçanın çıkaramadığı yerlerdeki bakteri ve yemek artıklarını sökebilirsiniz. Özellikle diş gövdeleri arasındaki dar bölgelerde biriken yemek artıkları süratli bakteri artmasına neden olabilir.

– Sigara onlarca sebeple makûs ağız kokusuna neden olur. Saymaya gerek yoktur, içmeyiniz.

– Perhiz mevsiminin başladığı bu günlerde şayet düşük karbonhidratlı perhiz yapıyorsanız bir başka makûs soluk meseleyi ile karşılaşabilirsiniz. Düşük karbonhidratlı perhizlerde beden enerji kaynağı olarak keton cismi sınan maddeleri üretir ve kullanır.

Ancak bunlardan bir tanesi soluk ile dışarı atılır ve bu madde solukta makûs kokuya neden olabilir. Hatta siz bu kokuyu ojeleri çıkarmak için kullandığınız asetona benzetebilirsiniz. Böyle bir meseleniz varsa bir parça ekmek size dayanakçı olabilir.

Beslenmede diş çürüğünün ehemmiyeti

Beslenmede diş çürüğünün ehemmiyeti

Dişlerimizi bir kurtçuğun yemediğini, ağızdaki bakterilerin karbonhidratla beslenerek ürettiği asidin onları çürüttüğünü takribî iki yüzyıldır öğreniyoruz. Bir dişin çürümesi için lüzumlu olan şey, mikroorganizma, kolay şekerlere indirgenen karbonhidratların rastgele biri ve dişin çözülmesini sağlayacak kadar yeterli zamandır. Bu şu anlama geliyor, bu üçünden birisi olmazsa dişlerimiz çürümez. Bakteri olmazsa ne olursa olsun diş çürümez, karbonhidrat olmazsa diş çürümez ve ikisi asit salgılayacak kadar bir arada kalmazsa diş çürümez. Bunların sıfırlanması elbette olası değil ama karbonhidrat, zaman, bakteri üçlüsünü doğru idareyebilirsek diş çürüğünden kurtuluruz. Bunların içinden dişimizi çürüten bakterilerin yiyecek kaynağı olan karbonhidratları ele alırsak şu suali sorabiliriz, biz beslenme tertip edilmesi ile ağız sıhhatimizi nasıl gözetebiliriz?

diş çürüğü

Diş çürüklerine neden olan yiyecekler

Öncelikle dişimizi çürüten aynı zamanda bedenimizin enerji kaynağı olan karbonhidratların neler olduğundan bahsedelim. En çok bildiğimiz karbonhidratlar, beyaz ve kahverengi şekerdeki sakkaroz, meyvelerdeki fruktoz, baldaki früktoz ve glikoz, sütte bulunan laktozdur. Bu maddelerin bulunduğu tüm yiyecekler, kolay şekerleri ihtiva eder. Bunların dışında daha kompleks şeker kapsayan yiyecekler; patates, pirinç, ekmek, buğday gevreği, kuru üzüm, hububatlı besinler gibi gıdalarda bulunan nişastadır.

Şeker ve nişasta kapsayan tüm bu yiyecekler ağızda bakteriler tarafından hemen harcanmaya başlar ve asit etrafı oluşur. Misal verirsek direk kolay şeker kapsayan bisküvi, tatlı ve şekerlemeler, tatlı meşrubatlar, çikolata gibi yiyeceklerin yanında patates, pilav, makarna, meyveler, meyve suları, arpa, yulaf, bulgur, darı, kestane gibi yiyecekler de kompleks şeker kapsayarak farklı seviyelerde diş çürüme sürecine katılırlar. Sütte bulunan protein, kalsiyum ve fosfat ağızdaki asitleri nötralize ettiğinden süt, kapsadığı laktoza karşın diş arkadaşıdır.

diş çürüğü

Şekerli kahve dişlerin en büyük düşmanı

Yapılan araştırmalarda, çikolatanın, elma ve ekmekle yakın oranda diş çürüğüne neden olduğu; şekerli kahvenin ise üçünden daha fazla diş çürüğüne neden olduğu anlaşılmıştır. Yemek sırasında yenilen şekerlere oranla yemek araları harcanan şekerler daha fazla çürüğe neden olur. Yemek yeme sıklığı ne kadar fazla olursa çürük oluşma sürati de o kadar çoğalır. Yemek yeme sıklığı iki katına çıktığında çürük oluşma sürati altı katına çıkar.

Çürük yaradılışı için karbonhidratın muhakkak bir zaman dişle temas etmesi gerektiği için karbonhidratların yapışıklığı da çürük yaradılışını tesirler. Elde yapışık besinler ile ağızda yapışık besinler değişiktir. Mesela karamele ve keke göre, ekmek ve kuru üzüm ağızdan daha güç arınılmaktadır. Bu açıdan çikolata karamele çözünebilir şeker kapsadığından ağızdan süratli bir biçimde atılır. Daha az yapışık gibi görünen ekmek ise ağızdan daha uzun vakitte atılabilmektedir. Mesela yulaf ezmeli bir çekyat ilk beş dakika içinde ancak yarı yarıya ağızdan uzaklaşırken karamele, çikolatalı gofret, kremalı pasta tamamen uzaklaşmaktadır. İlk beş dakikada puf böreğinin ancak dörtte biri çözülürken sütlü çikolatanın, muz, elmanın beş dakikada tamamen ağızdan uzaklaştığı görülmüştür.

diş çürüğü

Gıdalarda ki çürük yaradılışını önleyen maddeler

Bazı besinlerde çürük yaradılışını önleyen maddeler vardır misalin çikolatadaki tanin, peynirdeki kazein peptitleri, tahılardaki fitatlar, sütteki protein kalsiyum ve fosfor gibi. Bu maddeler ağızdaki asitliği nötralize ederek, mine yüzeyinin tamir sürecine katkıda bulunarak, bakterilerin faize sürecini etkileyerek dayanakçı olurlar. Bazı gıdalar harcandıklarında tükürük akış hızını çoğaldırır ve lifleriyle dişlerin mekanik olarak arınılmasına dayanakçı olur. Ham havuç ve kereviz şeker kapsamasına karşın lifli olması ve mekanik arınmaya olanak vermesiyle dişler için bereketlidir. Yeşil çay gibi şeker ihtiva etmeyen nebatsal çaylar da ağız sıhhati açısından bereketlidir. Peynirdeki protein nedeniyle yemeği peynirle tamamlamak çürük mekanizmasında dişlere dayanakçı olur. Aynı zamanda c vitamini, ağız kokusuna iyi gelmesiyle maydanoz, tere, kuruyemişler, balıktaki fosfor, yoğurt, peynir fosfat kapsamasıyla, yer fıstığı kapsadığı bir cins proteinle, bol su tüketimi dişler açısından bereketlidir.

Günümüzde konutta yemek yeme alışkanlığının giderek eksilmesi, zaman azlığı ile tez bulunabilen besinlere yönelme nedeniyle genel sıhhat olduğu sıhhati de negatif etkilenmektedir. Buna karşın sıhhatli beslenme arayışında olan bireyler için bu nüansların işe yarayacağını düşünüyoruz.

diş çürüğü

Ne kadar yediğiniz değil ne sıklıkla yediğiniz ehemmiyetli

Özetlersek gıdalarla çürük arasındaki ilişki varsayıldığından azıcık daha karışıktır. Çürük mekanizmasını bildiğimizde bunu idareyerek süreci önleyebiliriz. İyi ve balanslı bir beslenme ile sıhhatli kalabiliriz. Varsayıldığından çok daha fazla besin karbonhidrat kapsamaktadır. Yiyeceklerin çürük sürecine katkılarında dişe yapışma süresi, kapsadığı çürük yasaklayıcı maddeler de ehemmiyetlidir. Bu yiyecekleri ne kadar yediğimiz değil, ne kadar sıklıkla yediğimiz ehemmiyetlidir. Gün boyu atıştırmaktan sakınmak ve minenin tamir sürecine olanak tanımak gerekir. Yeme içme sıklığı altı kere ile sınırlanırsa ve dişlerin kendini tamir etmesi için öğün aralarında iki saat ara verilirse mine yüzeyinin mineralizasyonuna olanak tanımış oluruz.

Çürük mekanizmasında rol oynayan tükürük yapımız, ağız bakımı gibi başka etmenleri de bir başka yazımızda araştıracağız. Sıhhatlı ve mutlu kalın.

Mevsim geçişlerinde ani duyma kaybına dikkat

Mevsim geçişlerinde ani duyma kaybına dikkat

Bir sabah uyandığınızda ya da gün içinde kulağınızın birden tıkandığını fark ettiyseniz, etrafınızdaki sesleri dinlemekte zorlanıyorsanız ve birliktesi uğultu şikayeti yaşıyorsanız bu vaziyet ani duyma kaybı ile karşı karşıya olduğunuz anlamına gelebilir. Memorial Ankara Sağlık Kurumu Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Doç. Dr. Mustafa Cem Özbek, ani duyma kaybı ve rehabilitasyonu mevzusunda bilgi verdi.

Aniden gelen duyma kaybı

Genellikle tek kulakta aniden ortaya çıkan duyma kaybı, sıklıkla birliktesi uğultu ile kazanç. Bazen baş dönmesi de bu belirtilere eşlik eder. Duyma kaybı büyüyen kulakta ortaya çıkan çınlama, uğultu eşi sesler de hastaların öteki sıkça yakındıkları meseledir. Kulakta akıntı, kaşıntı gibi enfeksiyon belirtileri yoktur. Ani duyma kaybının sebebi bütün olarak muhakkak değildir. Virüsler, en sık nedenler arasındadır. Ancak damar tıkanmalarına, bedenin kendi ürettiği antikorlara karşı oluşan tepkin neticeyi veya beyin içerisindeki bir ura bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Bu hastalarda kesintisiz bir sızı olmaz ancak bazı hastalar anlık zonklayıcı sızıdan davacı olabilirler. Sızısı olan hasta grubunda etmen genellikle virüslerdir. Aniden ortaya çıkan duyma kaybı en aşikar belirtidir.

İlk 3 gün içinde rehabilitasyona başlanmalı

Ani duyma kaybı iç kulağı ilgilendiren bir meseledir. Genellikle erişkinlerde görülür, hastaların %98’i 25 yaşın üzerindedir ve diyabeti ya da tansiyon yüksekliği olan hastalarda daha sık ortaya çıkar. Genellikle tek taraflıdır. Ani duyma kaybı yaşandığında hemen hekime müracaat etilmelidir. Bu hastalıkta özellikle ilk üç gün rehabilitasyon açısından çok bedellidir. İlk üç günde başlanılacak rehabilitasyon duymanın bütün geri gelmesinde en ehemmiyetli etmendir. En geç bir hafta içinde rehabilitasyona kesinlikle başlanılmalıdır.

Duyma kısa müddette geri kazanılabilir

Rehabilitasyonda ilk olarak damardan daha sonra ağız yoluyla kortizonlu ve damar açıcı ilaçlar verilir. Lüzumlu gidişatlarda virüse müteveccih rehabilitasyon da uygulanabilir. Ağızdan veya damardan ilaçlar verilirken eş zamanlı olarak kulak içine intratimpanik ismi verilen usulle ilave olarak kortizonlu ilaçların verilmesi iyileşmenin süratlenmesine katkı sağlayacaktır. Rehabilitasyona bir hafta içinde cevap alınamıyorsa,tazyik altında solunan oksijen rehabilitasyonu uygulanabilir. Rehabilitasyonun yanı gizeme hastadan şeker, tiroit gibi hastalıkların taranması emeliyle kan muayeneleri de istenir. Şayet bunlarda anormal kıymetler varsa kesinlikle banal seviyelere çekilmesi gerekir. Kan şekeri yüksek olan bir hastanın şeker seviyeyi banal seviyelere çekilemezse hastalığın da düzelmesi zorlaşacaktır.Rehabilitasyon sonrasında da şayet ani duyma kaybına neden olan bir hastalık var ise, hakimiyeti de yine bir duyma kaybı büyüme tehlikesini eksiltecektir. Ayrıca kulağın MR muayeneyi kesinlikle yapılmalıdır. Yankı nörinom denilen beyin içindeki bir ura bağlı olarak da bu hastalık görülebilir. Bu urların iyi mizaçlı olup yavaş gelişmeleri ya da hiç sihrime yapmamaları halinde de hakimiyet altında yakalanması ehemmiyetlidir. Böyle bir gidişatta rehabilitasyon hem iç kulaktaki duymayı düzenlemeye hem de ura müteveccih yapılmaktadır.

Kulak istirahati yapılmalı

Sık yinelenecek duyma muayeneleriyle hastanın duyma seviyeyi hakimiyet edilmeli ve rehabilitasyon müddetince hastaya faal istirahat uygulanmalıdır. Faal istirahat uyuyarak değil ancak hastanın iş civarından uzaklaşması, yaşamındaki stresleri muhtemel olduğunca eksiltmesi ve yorucu olmayan sarih hava yürüyüşleri yapması, beğendiği kitapları okuması biçimindedir. Hastaların bilgisayar, uslu telefon ve televizyondan uzak durması önerilir.

Oruç meblağken dişler fırçalanabilir mi

Oruç meblağken dişler fırçalanabilir mi

Ramazan ayında beslenme sisteminin değişmesi, 24 saat içinde harcanan öğün ölçüsünün ve rakamının eksilmesi, özellikle yaz aylarına denk gelen Ramazan’da iftar ve sahur arasındaki müddetin fazla olması gibi faktörler ağız sıhhati için büyük tehlike taşıyor. Ramazan’da dişler fırçalanmadığı zaman iftardan sahura geçen süre arasında ağızda basitçe faize ihtimali bulabilen bakteriler, makûs kokuya neden olurken, diş çürüklerinin de çoğalmasına neden olabiliyor.

Ağız ve diş sıhhatine Ramazan ayında her zamankinden daha fazla itina gösterilmesi gerektiğini vurgulayan Diş Doktoru ve Takma Uzmanı Modern Kışlaoğlu, oruç meblağken diş sıhhatinin nasıl yapılması mevzusunda merak edilenleri cevaplıyor.

Oruç meblağken neden ağız kokusu alana kazanç

Ağızda oluşan diş çürükleri, cerahatler ağız kokusunu tetikleyen ehemmiyetli unsurlardır. Ağız içinde yer eden bir bakteri üreyerek ağız kokusuna davetiye çıkarır. Aşınan köprü ve takmalar, gün geçtikçe besin birikmesine yol açarak makûs kokulara neden olabilir. Şayet böyle bir kasvet varsa ve ağız kokusu bu sebeplerden kaynaklanıyorsa Ramazan’dan evvel diş doktoruna gidilerek rehabilitasyon olunması gerekmektedir.

Ağız kokusunun bir öteki sebebi olarak da üst solunum yolları enfeksiyonu ve mide rahatsızlıkları da gösterilebilir. Ağızdan soluk alınması ağız ve boğazı kurutarak bakterilerin üremesine ergonomik bir civar oluşturur. Bu gidişat tükürük salgısını da eksilterek gidişat daha makûs hale kazanç.

Ramazanda dişte oluşan çürüklere dikkat edilmeli

Ramazan’da oruç meblağken yeme içme az olduğu için ağızda oluşan tükürük salgısı da düşük seviyededir. İftar ve sahurda yenilen yemek sonrası ağızdaki asit-baz balansı bozulur ve asit oranı çoğalır. Özellikle sahurda yemek yenildikten sonra hemen uyunduğu için ağız içinde arınılamayan plaklar nedeniyle bakteri imali çoğalış gösterir. Sahur yemeklerinden sonra fırçalanmayan dişlerde üreyen bakteriye bağlı olarak çürük çoğalışı fazla olur. Ramazan ayında öteki aylardan daha fazla tatlı alımı ve akşam atıştırmaları fazla olduğu için bakteriler çoğalarak çürük yaradılışını süratlendirmektedir.

Diş çekimi ve diş rehabilitasyonu yapılabilir mi

Anestezi yapılmadan uygulanan operasyonlarda oruç bozulmaz. Harekât sırasında şahıs ağzını arınmak için kullandığı suyu yutmadığı sürece bir problem yaşanmaz.

İftar ve sahurdaki beslenmenin ağız ve diş sıhhatine tesiri nedir

Yemek yeme rakamı düştüğü için ağızdaki asit-baz oranı da buna bağlı olarak düşer. Böylece bakteri yaradılışı çoğalış gösterir. Oruç yakalanmayan zamanlarda ara öğünler sayesinde ağız içindeki asit oranı düşerek denge sağlanmaktadır. Fakat oruçluyken ara öğün alma olmadığı için asit oranı çoğalır. Ağızdaki asit oranını dengelemek için gün içerisinde ağız su ile çalkalanabilir.

Oruç meblağken dişler fırçalanabilir mi

İftar ve sahur yemeklerinden sonraki ilk 20-30 dakika içinde bakteriler dişte çürümeye neden olabileceği için dişlerin fırçalanması gerekir. Oruçluyken diş fırçalamanın bir mahzuru yoktur. Bu din adamları tarafından kerelerce yinelenmiş ve diş fırçalamanın orucu bozan bir tesirinin olmadığı vurgulanmıştır.

Ramazanda ağız bakımı nasıl yapılmalıdır

Oruç yakalamadan evvel olduğu gibi oruç meblağken de ağız ve diş sıhhatimize itina göstermeliyiz. Bunun için iftar ve sahurdan sonra dişler kesinlikle itinayla fırçalanmalıdır. Ramazan ayı süresince dil yüzeyi ve diş eti bölgelerinin de iyi bir biçimde fırçalanarak arınılması gerekir. Ayrıca antiseptik gargaranın da kullanılması diş ve ağız pakliği açısından ehemmiyetlidir. Diş ipi kullanımı ve dilin fırçalanması da bakterilerin yaradılışını yasaklama bakımından ehemmiyetlidir. Sigara içmek ağız kuruluğuna neden olduğu için ağız kokusuna da neden olur. Bu sebeple iftardan ve sahurdan sonra sigara içenler kesinlikle ağız bakımı yapmalıdırlar.

Diş fırçası ve macun tercihine dikkat

Diş fırçası ve macun tercihine dikkat

Ağız sıhhati ve beden sıhhati arasındaki yakın ilişki uzun zamandır öğrenilmektedir. Okan Üniversitesi Diş Sağlık Kurumu Periodontoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Melek Altan Köran, ağız sıhhatinin günlük yaşamı dolaysız etkileyen psiko-sosyal tesirleri haricinde, beden sıhhatindeki ehemmiyetini anlattı. Melek Altan Köran “Ağız içerisindeki çürüklerin, diş kayıplarının ve dişeti hastalıklarının diyabet ve kalp hastalıkları gibi pek çok değişik hastalıkla irtibatlı olduğu gösterilmiştir. Başka Bir Deyişle sıhhatli diş ve diş etlerine sahip olmamızın aynı zamanda sıhhatimize de katkıları vardır” diye belirten Köran, “Ağız sıhhatinin korunmasında kumpaslı ve doğru yapılan ağız bakımı ve bu emelle doğru bakım mahsullerinin kullanılması kilit bir ehemmiyete sahiptir” diye konuştu.

Diş fırçası tercihi ehemmiyetli

Diş fırçası, ağız bakımında mekanik paklik sağladığı ve diş çürükleri ve dişeti hastalıklarının başlıca sebebi olan plağı uzaklaştırdığı için ağız bakımının olmazsa olmazıdır. Ancak doğru diş fırçası tercihi ve bu fırçanın doğru tekniklerle kullanılmasının da ehemmiyetli olduğunu vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Melek Altan Köran, “Bu emelle özellikle diş doktorunuz tarafından ağız sıhhatiniz ve gereksinimleriniz korunarak size önerilen diş fırçalarını yeniden size önerilen tekniklerle kullanarak ağız bakımınızı optimize edebilirsiniz. Genellikle sıhhatli diş etine sahip hastalarda orta sert diş fırçaları önerilirken, hassasiyet şikayeti olan ya da dişeti çekilmeleri olan hastalarda yumuşak diş fırçaları önerilebilmektedir” dedi.

Şarjlı fırçalar kullanın

Her mevzuda olduğu gibi ağız bakım mahsullerinde de yenilikler olmakta ve teknoloji bu alandaki aktifliğini gün geçtikçe daha fazla sezdirmektedir. Değişik dizaynlarda ve faallilerdeki manuel diş fırçalarına seçenek olarak geliştirilen şarj edilebilir diş fırçaları, hem hastalar hem de doktorlar tarafından gün geçtikçe daha fazla seçim edilir olduğunu söyleyen Köran, “Titreşimli-dönme hareketine sahip şarj edilebilir diş fırçası teknolojisinin plağı uzaklaştırmada ve diş eti irinini eksiltmede manuel diş fırçasından üstün olduğunu gösteren çalışmalar da bulunmaktadır. Ancak şarj edilebilir diş fırçalarında da fırça başlığının hasta lüzumlarına uygun olacak biçimde seçilmesi ehemmiyetlidir” diye ilave etti.

Florlu diş macunu seçin

Köran, “Florun diş çürüklerini yasaklayıcı tesiri bilimsel olarak seneler evvel ispatlanmış bir reeldir. Doktorunuz tarafından gereksiniminize göre tanımlanan aralıklarla uygulanan yüzeysel flor uygulamalarının ya da ağız bakım mahsulleriyle alınan florun genel beden sıhhati üzerine negatif tesirleri bulunmamaktadır. Florsuz macun kullanımıyla florun sağladığı gözeticilikten yoksun kalındığı unutulmamalıdır” teklifinde bulundu. Beden sıhhatinin ehemmiyetli bir parçası olan ağız sıhhatinin korunmasında uygun tekniklerin ve mahsullerin kullanımı elde edilecek neticelerin optimize edilmesinde ehemmiyetlidir. Bu emelle kullanılması gereken florlu diş macunu, uygun fırça tipi ile dizaynı ve doğru fırçalama teknikleri mevzusunda diş doktorunuza danışmanız ağız sıhhatiniz için atabileceğiniz en ehemmiyetli adımlardan biridir.

Diş çıbanı çocuğunuzu öldürebilir

Diş çıbanı çocuğunuzu öldürebilir

Çocuklarda, çürüklere bağlı diş çıbanlarının, baş ve boyun bölgelerinde ciddi enfeksiyonlara, muhtelif romatizmal hastalıklara, kalp ve kronik böbrek hastalığına yol açabileceği, bu sebeple diş çürüklerinin rehabilitasyonsuz vazgeçilmemesi gerektiği belirtildi.

”Uygun antibiyotik seçilmeli”

Doç. Dr. Naciye Gönül Tanır, diş çürüklerinin, 6-19 yaş arasında sık görüldüğünü belirterek, şu ihtarlarda bulundu: “Çürüklerin rehabilitasyon edilmemesi diş sızısı, sistemik enfeksiyon ve diş çıbanına yol açabilir. Diş çıbanının uygun antibiyotik seçilerek rehabilitasyon edilmesi gerekir. Suların florlanmasıyla diş çürüklerinde eksilme görülebilir.”

5 yaşından sonra kritik tetkikler

5 yaşından sonra kritik tetkikler

Bu yarıyılda çocuğun bakım lüzumu ve uygulanması gereken aşıların aşırılığı da ailelerin hekime müracaat rakamını artırır. Her şey yolundaysa zamanla, çoğunlukla da 5 yaş bitirildiğinde rutin hakimiyetler bir anlamda kalkıp yerini hastalık yarıyıllarındaki tetkiklere vazgeçmeye başlar. Acıbadem Altunizade Sağlık Kurumu Çocuk Sıhhati ve Hastalıkları, Sosyal Pediatri Uzmanı Doç. Dr. Selda Karaayvaz “Çocuk Sıhhati İzlemi 18 yaşına kadar kumpaslı yapılması gereken, çocuğu yaşama sıhhatli, tehlikeleri öğrenip erken tedbir alarak hazırlamamızı sağlayan çok ehemmiyetli gözetici bir yaklaşımdır” diyor. Bu muayenelerin, çocukların hem fiziksel, akılsal, ruhsal ve sosyal gelişimleri hem de mektep galibiyetleri için büyük ehemmiyet taşıdığını vurgulayan Doç. Dr. Selda Karaayvaz, 5 yaş sonrası 10 kritik tetkiki anlattı, önemli uyarılar ve tekliflerde bulundu.

Diş Hakimiyeti

Her çocuk mektep evveli yarıyılda kesinlikle senede en az bir kere diş doktoruna götürülüp diş çürükleri rehabilitasyon edilmeli. Mektepler açılmadan evvel de diş tetkiki yaptırılmalı. Son senelerde, Dünya Sıhhat Teşkilatı ve Dünya Diş Doktorları Birliği’nin yayınladığı deklarasyonlarda; ağız ve diş sıhhatinin, kalp ve damar hastalıklarından diyabete pek çok hastalıkla ilişkisi olduğu belirtiliyor. Bu hastalıkların rehabilitasyonlarında, ağız sıhhatinin çok büyük rolü olduğu vurgulanıyor. Anne babaların ağız ve diş bakımı mevzusunda çocuklarına iyi misal olmaları koşul.

Duyma Testi

Çocuklarda hafif orta derecede duyma azlıkları çoğunlukla fark edilmeyen ancak ehemmiyetli bir sıhhat meseleyi. Solunum yolu enfeksiyonlarından yüksek sesle müzik dinleme alışkanlığına dek bir hayli unsur duyma kaybına neden olabiliyor. Duyma azlığı, çocuğun dil ve konuşma, konsantrasyon, akılsal gelişim ve mektep galibiyetini negatif etkileyebiliyor. O sebeple mektep evvelinde kesinlikle KBB uzmanına müracaat eterek, özellikle 5 yaş itibariyle duyma testini yaptırın.

Kolesterol ölçümü

Kolesterol artık çocuklarda da görülebiliyor. Genetik olabildiği gibi sıhhatsiz beslenme, abur cubur harcama alışkanlıkları neticeyi çoğalan kan yağları 9 yaştan itibaren damarlara hasar vermeye ve sertleşmenin erken başlamasına neden olabiliyor. Özellikle de birinci derece akrabalarında kolesterol ve trigliserid yüksekliği olan, Ailevi tehlikeyi olan bu çocuklara en erken 2 yaşında muayene yapılıp az yağlı mahsullerle beslenme başlatılmalı. Evrensel kan yağları taraması 8 yaştan sonra her çocuğa öneriliyor. Bu biçimde kalp damar hastalıklarının gelişimine mani olunabiliyor.

Göz tetkiki

Ülkemizde mektep çağındaki her dört çocuktan birinde göz hastalıkları var. Mesele basit fark edilmeyebildiğinden her çocuğun 3 yaşından itibaren göz tetkiki olması gerekiyor. İlkokula başladıktan sonra da kumpaslı tetkiklere devam edilmeli. Aksi halde, erken tespit edilip basitçe çözüme kavuşabilecek mesele, zaman kaybı olduğunda güçlü bir sürece girebildiği gibi, çocuğun mektep zaferini de etkiliyor. Baş sızısı ve bitkinlikten endişe bozukluğu ve kaza geçirmeye kadar bir hayli ek meseleye yol açabiliyor.

Kan sayımı

Doç. Dr. Selda Karaayvaz “Ülkemizde özellikle demir beceriksizliği veya buna bağlı anemi çocuklarda yaygın bir sıhhat problemi olduğu için, bütün kan sayımı ile beraber demir ambarlarının araştırılması önerilmektedir. 6-14 yaş arası en az bir kan sayımı yapılmalıdır. Erken tanınıp rehabilitasyon edilmediğinde sık enfeksiyona tutulma, halsizlik, bitkinlik yanında fiziksel ve akılsal büyüme geriliği ile mektep galibiyetinde düşmeye neden olabilir” diyor.

Omurga çarpıklığı tetkiki

Günümüzde çocukların minik yaşlardan itibaren tablet ve bilgisayar başında uzun zaman geçirmesi, yanlış duruş, ağır ve yanlış sırt çantası kullanımı gibi etkenler bel, boyun ve sırt sızılarına neden olabiliyor. Bunun yanında daha çok ergenlik yarıyılında tespit etilen, skolyoz denilen omurga çarpıklıklarının erken teşhis edilebilmesi, eklemlerde hareket hatayı gibi meseleler olup olmadığının hakimiyeti açısından da tetkik ehemmiyetli.

Obezite

Çağdaş çağın salgın hastalığı obezite günümüzde çocukların karşı karşıya kaldığı en büyük tehlikelerden birisi. İnsülin mukavemeti, hipertansiyon, Tip 2 diyabet gibi gidişatları tetikleyebilen obezite, çocuğun fiziksel sıhhati yanında ruhsal sıhhati ile sosyal yaşantısı ve mektep zaferini de negatif etkiliyor. Çocuklara hem ailede hem de mektepte şekerli yiyecek, karbonhidrat tüketiminin hasarları açısından beslenme eğitimi verilmesi çok ehemmiyetli.

Alerji

Son senelerde alerji çocuklarda en sık görülen hastalıklar arasında yer alıyor. Alerjik bulgular çoğunlukla soğuk algınlığı ve üst solunum yolu enfeksiyonu ile karıştırılabildiğinden zaman kaybedilebiliyor. Oysa alerji doktoruna müracaat etilerek bir an evvel doğru rehabilitasyona başlanması büyük ehemmiyet taşıyor.

Spor evveli muayeneler

Kumpaslı spor yapan çocukların fiziksel, akılsal, ruhsal ve sosyal gelişimlerinin yanı gizeme mektep zaferlerinin de daha yüksek olduğu görülüyor. Ancak çocuğunuzun akut veya kronik bir hastalığı olmasa dahi spora başlamadan evvel kesinlikle çocuk kardiyoloji doktoru tarafından tetkik olmasında, gerekirse muayene yapılması ve ‘spor yapabilir’ raporunun bu kısımdan alınmasında fayda var. Gerekirse bir ekip kan muayeneleri ve kalp testleri de yaptırılmalı.

Diş ve Çene bozukluklarının nedeni parmak emme alışkanlığı

Diş ve Çene bozukluklarının nedeni parmak emme alışkanlığı

Okan Üniversitesi Diş Sağlık Kurumu Ortodonti Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Merve Nur Eğlenen, ”Parmak emme alışkanlığı uzun vakit devam ettiğinde sarih kapanış dediğimiz, üst ön dişlerin alt ön dişleri yeterince örtmediği vaziyet ortaya çıkmaktadır. Üst ön dişler daha önde, alt çene ise banalden daha geride konumlanır. Üst çenede daralma ve buna bağlı olarak dişlerde çapraşıklıklar alana kazanç. Ayrıca, parmakta da biçim bozuklukları görülür” dedi.

Parmak emme Rehabilitasyonu

Yrd. Doç. Dr. Merve Nur Eğlenen, ”Şayet karmaşık dişlenme yarıyılında, başka bir deyişle daimi ve süt dişlerinin ağızda birlikte bulunduğu yarıyılda, bu alışkanlık terk edilirse, ortaya çıkan bozukluklar kendiliğinden düzelebilir. Aksi gidişatta, kalıcı hale kazanç ve düzelme ancak ortodontik rehabilitasyon ile sağlanabilir. Hatta erken yarıyılda rehabilitasyon uygulanmazsa, çene ilişkilerinin düzenlenmesi için yetişkin yaşta cerrahi harekât bile gerekebilir” dedi.

Eğlenen, parmak emen çocuklara karşı nasıl bir yol izlenilmesi gerektiği mevzusunda da bilgi verdi: “Parmak emen çocukların erken yarıyılda bir ortodonti uzmanına görünmeleri ve bu alışkanlığın bir an evvel vazgeçtirilmesi lüzumludur. Ortodonti uzmanı tarafından yapılan değişmez veya hareketli ağız içi cihazlarla alışkanlığın önüne geçilir ve rehabilitasyon sağlanır, ancak duygusal lüzumlar da parmak emme gibi alışkanlıklara neden olabildiği için, aynı zamanda bir psikolog veya pedagog yardımı almak da uygun olabilir. Alışkanlıklara bağlı çene bozukluklarında en ehemmiyetli nokta, sualin erken tanı ve rehabilitasyonudur. Aksi takdirde, daha ileri yaşlarda, daha uzun süren, ve daha maliyetli rehabilitasyonlara lüzum dinlenecektir” dedi.

Dişlerinizi peynir ve havuçla arının

Dişlerinizi peynir ve havuçla arının

Sıhhatli dişlere sahip olmak için doğru diş fırçalama ve diş ipi kullanmanın ehemmiyetine vurgu yapan Doç. Dr. Ali Çağın Yücel, çiğneme biçimi ve seçim edilen besinlerin ehemmiyetine dikkat çekti. Yücel, gıdalarla diş sıhhati arasındaki irtibata ait tekliflerini 10 başlık altında topladı.

1- Mekanik paklik: Çiğneme sırasında mekanik tesir ile dişte paklik de alana kazanç. Bu sebeple, ağızda çiğnemenin daha az olduğu tarafta daha çok çürük oluşur. Sert ve lifli gıdalar, dişte mekanik paklik tesiri yapar. Elma, havuç, kereviz sapı gibi sert gıdaların mekanik paklik etkisinden faydalanabilirsiniz.

2- Sakız: Sakızın tükürüğü uyarıcı tesirinden ve dolayısıyla tükürüğün mekanik arınma etkisinden faydalanabiliriz. Çiğnenecekse şekersiz sakız çiğnenmeli.

3- Çürük önleyiciler: Peynir, şekersiz sakızlar, lifli besinler, xylitol şekersiz sakızların içine konan madde inek sütü çürük önleyicilerdir. Dişimizi fırçalayamadığımız zamanlarda, minik bir peynir parçası yenmesi fırçalamanın yerine geçebilir. Bu uygulama çok güçte kaldığımız zamanlarda yapılmalı, her gece yapılması vaziyetinde, plak yaradılışına neden olabilirsiniz. “Ben peynir yiyeyim dişim çürümesin” gibi bir şey mevzubahisi değil.

4- Yer fıstığı: Tükürük akış oranını çoğaldırdığı için çürük önleyici olarak nitelendirilebilir.

5- Şekersiz süt: Süt kalsiyum kaynağı olması sebebiyle, çocukların beslenmesinde ehemmiyetli bir yer yakalıyor. Gece çocuklara süt verilmesi çok yaygın ama şeker katılmamalı.

6- Pekmez: Sütün içine pekmez, bal ve karamel katılması daha riskli. Bu ek gıdalar dişe yapışıyor ve gece tükürük akışı az olduğu için diş çürüğü daha fazla oluyor.

7- Kalsiyum: Annelerin gebeliğin ilk 4 haftasında A ve D vitamininden, kalsiyumdan zengin gıdalar almaları gerekiyor.

8- Tatlılar: Şeker, çikolata, kek, bisküvi, hamur işleri, puding, çay şekeri, darı gevreği, reçel, bal potansiyel çürük yapıcı gıdalar.

9- Ara öğün: Ara öğünlerde yenen şeker ve çikolata, diş fırçalanmadığı ve uzun müddet dişte kaldığı için çok daha fazla çürük yapıcı tesire sahip. Ara öğünlerde lifli yiyecekleri seçim edin.

10- Perhiz: Diyetisyenlerin hastalarına perhiz yazarken, diş doktoruna danışması diş sıhhati açısından ehemmiyetli.

Sabah erken saatte rehabilitasyon

Sabah erken saatte rehabilitasyon

Kökdemir, ‘Diyabet hastalığı ağız ve diş sıhhatini etkiliyor’ diyerek şu bilgileri veriyor: Diyabet başka bir deyişle şeker hastalığı cemiyette sık tesadüfülen kronik bir metabolizma ve endokrin sistem hastalığıdır. Kısmi veya bütün insülin beceriksizliği veya periferik dokuların insüline mukavemeti, kan glikoz seviyesindeki çoğalışa hiperglisemi dolayısıyla da diyabete şeker hastalığı neden olur. İyi hakimiyet edilemeyen hiperglisemi olaylarında başta ağız ve dişler olmak üzere bedenin muhtelif uzuv ve sistemlerinde zararlar ya da işlev bozuklukları görülür. Diş doktorlarının diyabetli hastalardaki en ehemmiyetli gözlemleri periodontal hastalıklar, ağız kuruluğu, ağız içi mantar enfeksiyonları ve cerrahi teşebbüslerden sonra yara iyileşmesinin geç olmasıdır. Yüksek kan şekeri, kan damarlarında kalınlaşmaya ve tıkanmaya neden olur. Kanın oksijen taşıma kapasitesi eksildiğinden dokuların beslenmesi eksik kalır ve dişetlerinin iltihaplanmaya karşı mukavemeti düşer. Zamanla diş ile dişeti arasında oluşan cepler, bakteri odaklarının büyümesini sağlar, dişeti irini oluşur ve rehabilitasyon edilmediği takdirde dişlerin çevresinde kemik imhayı başlar.

Ağız kuruluğu ve dilde yanma görülür

Tüm bunların neticesinde dişlerde sızı, sallanma hatta diş kayıpları görüldüğünü belirten Pertev Kökdemir, “Ayrıca tükürükteki glikoz oranının çoğalmasına bağlı olarak tükürük salgısının koyulaşması ve dişleri yıkayıcı tesirinin eksilmesi de diş taşı yaradılışını süratlendirerek dişeti problemlerini tetikler. Bunun yanında tükürük akışının eksilmesi hastada ağız kuruluğu ve dilde yanma gibi rahatsız edici gidişatlara da neden olmaktadır. Hatta çok rahatsız edici ebada eriştiğinde hastaya suni tükürük preparatları önerilebilir” diyor.

Dudakta çatlak ve kızarıklık oluşabilir

Pertev Kökdemir, “Diyabetli hastalarda karşılaştığımız meselelerden bir öbürü ise ağızda görülen mantar enfeksiyonlarıdır. Tükürükteki yüksek şeker sebebiyle ağız, mantar enfeksiyonlarına sarihtir. Özellikle dudakların sentez yerlerinde çatlak ve kızarıklıklar halinde kendini muhakkak eder. Bu meseleyi önlemek ancak iyi bir ağız hijyeniyle sağlanabilir. Hasta özellikle takıp çıkarılan hareketli takma kullanıyorsa pakliğine dikkat etmeli ve itina göstermelidir” diyerek diyabetli hastaları ağız hijyeninin ehemmiyeti mevzusunda özellikle uyarıyor.

Altı ayda bir yapılan hakimiyet umursamama edilmemeli

‘Diyabetlilerde iyi bir ağız sıhhati için öncelikle iyi bir şeker hakimiyeti sağlanması ve kumpaslı ağız hijyeni gerekmektedir’ diyen Kökdemir, ağız hijyeni ile alakalı tüyolar veriyor: Ağız sıhhatini gözetmek ismine diş fırçalama, diş ipi ve gargara kullanmanın yanı gizeme her altı ayda bir kesinlikle diş doktoru hakimiyeti gerekir. Ayrıca diş problemi sebebiyle rehabilitasyona gereksinimi olan diyabetli hastalar, sabah erken saatte rehabilitasyon edilmeli ve rehabilitasyon müddetleri muhtemel olduğunca kısa yakalanmalıdır. Diyabetli hastaların rehabilitasyondan evvel kahvaltılarını yapmaları ve bayağı insülin ya da oral anti-diyabetiklerini kullanmaları ehemmiyetle vurgulanmalıdır.

Page 1 of 41 2 3 4