Kanser tehlikesinin %50’sini önlemek için yapmanız gerekenler

Kanser tehlikesinin %50'sini önlemek için yapmanız gerekenler

Bir şahıs hayat stilini daha sıhhatli bir hale getirerek kanserin %30 ile %50’sini önleyebilir. İşte kendinizi kanserden gözetmek için yapmanız gereken bir dizi teklif…

Teklifler

– Sigara içmeyin.

– Gittiğiniz yerde sigara içilmesine izin vermeyin.

– Kilonuzu hakimiyet altında tutun.

– Daha fazla hareket edin ve hareketsiz hayat stilinden kaçının.

– Daha çok hububatlı besinler, meyveler, sebzeler harcamaya itina gösterin. Yüksek kalorili besinler, tatlı meşrubatlar, kırmızı et ve fazla tuz kapsayan gıdaların tüketimini sınırlayın.

– içki içmeyi vazgeçin ya da emin bir hudut koyun.

– UV ışığına maruz kalmaktan kaçının.

– Kanserojen maddelerle temas etmemeye çalışın ve sıhhat güvenliği kaidelerine yatıl.

– Konutunuzdaki ışınım seviyelerini hakimiyet edin.

– Çocuğunuzu aşılayın.

– Bayanlar, muhtemel oldukça çocuklarınızı emzirmeye itina gösterin.

7 adımda kanser tehlikesiyle vedalaşın

7 adımda kanser tehlikesiyle vedalaşın

Yeni sene, sıhhatli hayat mevzusunda yeni kararlar ve ihtiyatlar almak için ehemmiyetli bir fırsattır. Balanssız beslenme, fast food tüketimi, sigara, içki ve hareketsizlik gibi hasarlı alışkanlıklardan kurtulup, yaşam stili farklılıkları ile kanserden korunmak muhtemel olabilmektedir. Memorial Şişli ve Ataşehir Sağlık Kurumu Tıbbi Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Soley Bayraktar, kanserin yaradılışında etrafsal etkenlerin ehemmiyetli rol oynağını belirterek, kanser tehlikesine karşı dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi verdi.

Sağlıklı ve balanslı beslenin

Doğru bir beslenme tasarıyı uygulamak başta kanser olmak üzere bir hayli hastalığı yasaklamaktadır. Fazla kilo başka bir deyişle obezite bedendeki yağ oranının çoğalması ve uzuvları etkilemesi sebebi ile hayati tehlikeye neden olan hastalıklara taban hazırlamaktadır. Obeziteyi yasaklamak için az kalori kapsayan gıda ve meşrubatların seçim edilmesi gerekir. Arıtılmış şekerle yapılmış besinler ve yağlı et mahsullerden uzak durulmalıdır. Bol sebze ve meyve ağırlıklı beslenilmeli, bütün hububatlı besinler seçim edilmelidir. Dünya Sağlık Örgütü’nün yayımlandığı rapora göre, işlenmiş et mahsullerini fazla harcamak kanser tehlikesini çoğaldırmaktadır. Ayrıca yapılan araştırmalar uygun ölçülerde zeytinyağı ve kuruyemiş harcayan bayanların meme kanserine daha az tutulduğunu ortaya koymuştur.

İdeal kilonuzu gözetin

Beden için ideal olan kiloyu tanımlayıp gözetmek; meme, prostat, akciğer, bağırsak ve böbrek kanseri tehlikesini eksiltmektedir. Ayrıca yapılan araştırmalar fiziksel etkinliğin meme ve bağırsak kanseri tehlikesini eksilttiğini göstermiştir. Günde 30 dakika, haftada 150 dakika orta derece aerobik etkinlik ya da 75 dakika güçlü etkinlikte bulunarak meme ve bağırsak kanserinden korunmak muhtemel olabilir.

Sigaradan uzak durun

Nikotin kapsayan rastgele bir mahsul harcamak, şahsı doğrudan çağın hastalığı kanserle karşı karşıya getirir. Sigara tiryakileri akciğer kanseri, baş-boyun, pankreas, mesane, karaciğer ve böbrek kanserleri başta olmak üzere bir hayli kanser cinsine tutulabilmektedir. Sigara harcamayan ancak aynı civarda bulunan insanlar dahi maruz kaldıkları duman sebebiyle akciğer kanserine tutulma tehlikeyi taşımaktadır. Sigarayı vazgeçmeye karar vermek sıhhatle alakalı alınabilecek en ehemmiyetli kararlardan biridir. Yapılan çalışmalar sigara vazgeçmek için en galibiyetli yolun, günlük tüketim ölçüsünü eksiltmek değil kararlılıkla bir daha içmemek olduğunu göstermiştir.

İçkiyi vazgeçin ya da eksiltin

İçki mahsulleri de sigara gibi bir hayli kanser cinsine neden olabilmektedir. Uzun müddet ve fazla ölçülerde içki harcayanların başta kanser olmak üzere hayati ehemmiyet taşıyan bir hayli hastalığa tutulma tehlikeyi harcamayan insanlardan daha fazladır. Fazla içki tüketimi meme, bağırsak, böbrek ve karaciğer kanserine yol açmaktadır.

Kış güneşinden kendinizi gözetin

Yaşami tehlikeye neden olan ehemmiyetli kanser cinsleri arasındaki cilt kanserinden korunmada güneş ile ilişkilerin iyi ayarlanması çok ehemmiyetlidir. Bu tehlikeyi en aza indirmek için yaz aylarında güneşe çıkılması gerekiyorsa netlikle güneş gözlüğü ve geniş kenarlı bir şapka seçim ederek uygun güneş gözetici mahsullerin kullanılması gerekir. İklim farklılıkları sebebiyle günümüzde kış aylarında da güneşe maruz kalınmaktadır. Bu sebeple kış güneşinden de yaz aylarında olduğu gibi korunmak gerekir. Bronzlaşmak için saunayı seçim edenlerin gereğinden fazla kalmaları cilt kanseri tehlikesini artırmaktadır. Bu sebeple saunalarda 5-10 dakikadan fazla durulmaması gerekir.

Aşı olmayı bakımsızlık etmeyin

Kansere neden olan bazı virüs tiplerinden aşı ile korunmak muhtemeldir. Hepatit B karaciğer kanserine, HPV rahim ağzı kanserine neden olabilir. Bu mevzuda bir uzmana müracaat eterek aşı takvimi hakkında kesinlikle bilgi alınmalıdır.

Kanser taramalarınızı yaptırın

40 yaş sonrasında bayanların meme ve rahim ağzı kanseri, 50 yaşına gelmiş erkeklerin ise prostat kanseri taraması yaptırmaları çok ehemmiyetlidir. 50 yaşından sonra ise herkesin bağırsak ve akciğer kanseri taraması yaptırması gerekmektedir.

Rozasea hastalığı nedir

Rozasea hastalığı nedir

Yaygın öğrenilen ismi “gül hastalığı” olmasına karşın ne yazık ki ismiyle müsemma olmayan bir cilt hastalığı rozasea. Özellikle sarih derili bireylerde görülen bu vaziyet surat bölgesinde yaşanmasından dolayı estetik olarak da rahatsızlık yaratabiliyor. Acıbadem International Sağlık Kurumu Ten Hastalıkları Uzmanı Dr. Hülya Sağlam’ın verdiği bilgiye göre, güneşin hasarlı tesirleri, etrafsal lekelilik, stres ve soğuk havalar hastalığın görülme sıklığı ve şiddetinde çoğalış yaratıyor. Üstelik bu meseleyle karşı karşıya kalan şahısların ömür boyu kendilerine dikkat etmeleri gerekiyor. Çünkü yüzdeki bu kızarıklıklar ne yazık ki tamamen geçmiyor.

rozasea

Kapladığı alan itibariyle en büyük uzvumuz olan cildimiz, etrafsal koşullardan yaşadığımız strese kadar her türlü negatif tesiri sünger gibi içine sürüklüyor ve bu sebeple ufak ya da büyük bir hayli mesele ortaya çıkabiliyor. Özellikle de surat bölgesindeki tesirleri estetik açıdan da mutsuzluk yaratabiliyor. Yüzde kızarıklık, yanma, batma hissi, damarlarda apaçıklaşma, sivilce eşi yaradılışlar ile karakterize rozasea hastalığı da bunlardan biri. Bu cilt probleminin gerçek sebebinin damarsal fazla tepkin olduğu düşünülüyor. Bununla beraber mide hastalıkları, tansiyon, maytlar ve ciltte bulunan bir asalak enfeksiyonu da hastalığın sebepleri arasında yer alıyor.

gül hastalığı

Kendiliğinden iyileşmesi sizi yanıltmasın

Yüzdeki ufak, kırmızı kimileri de cerahatli kabarcıklar başlangıç safhasında kendiliğinden geçse de tekerrür edebiliyor. Ancak rastgele bir gerileme yaşamayan hatta kılcal damar genişlemeleri ortaya çıkan şahısların kesinlikle bir uzmana müracaat etmesi gerekiyor.

rozasea

30-60 yaş arasında ve ağırlıklı olarak bayanlarda görülen rozasea, dünyada vasati surat bireyden üçünün şikayet ettiği bir mesele. Üstelik bu oran bazı coğrafi bölgelerde yüzde 20’ye kadar yükselebiliyor. Dr. Sağlam’ın verdiği bilgiye göre hastalık sarih derili bireyler, ailesel geçiş gösterenlere, çiftçi, inşaat emekçisi gibi sıcakta ve soğukta ya da güneş altında çalışanlarda daha fazla ortaya çıkıyor. Bununla beraber fazla ölçüde acı, baharatlı gıdalar, çikolata ve fazla sıcak çay, kahve tüketimi de tetikleyici etmenler arasında yer alıyor. Sedef hastalığı, seboreik egzama, alerjik dermatitler, kortizonlu krem kullanımı, güneş yanığı da kırmızı surata neden olabiliyor.

Kızarıklığa, yanma ve kaşıntı eşlik ediyor

Rozasea tetikleyici faktörlere maruz kalınmasıyla beraber bir anda da ortaya çıkabildiği gibi kızarıklık ve sivilcelenmeler zamanla da çoğalabiliyor. Suratın belirli bölgelerinde kızarıkla başlayıp safhalar halinde ilerleyen bu meseleyle alakalı Dr. Hülya Sağlam şunları anlatıyor: “Hastalık ikinci düzeye eriştiğinde ise damarda genişlemeler sonrasında sivilcemsi kızarıklıklar olarak görülüyor. Yanma, kaşıntı gibi şikayetlerin de eşlik ettiği kızarıklıklar ağırlıklı olarak elmacık kemiklerinin üstünde ve burnun alt yarısını çoğalıyor. Üçüncü düzey olarak belirlediğimiz evrede ise hastanın suratındaki kızarıklıkların çoğaldığını görüyoruz. Bazen burunda yağ kanallarını genişleterek, burnun gelişip biçim değiştirmesine rinofima neden olabiliyor.”

Yalnızca surat bölgesinde görülen rozaseaya, seboreik dermatit, perioralegzema gibi cilt hastalıkları da eşlik edebiliyor. Bu vaziyet hastalığın şiddetinin de çoğalmasına neden oluyor. Ayrıca göz de blefarit sebebiyle kaşıntı yanma ve batmaya yaşanmasının yanında rozaseası olan bireylerde hipertansiyon ve migren görülme oranın da çoğaldığı kollanıyor.

rozasea

Ömür boyu korunma gerekiyor

Dr. Sağlam, hastalığın genellikle hücumlar halinde izlediğini belirterek, tetikleyicilere maruz kalmanın tutuşmayı artırdığını ve akut yarıyıla geçişe neden olduğunu anımsatıyor. Rozasea da hiç bir zaman bütün olarak düzelme sağlanamadığı için, meseleyi yaşayan bireylerde ömür boyu korunma son derece ehemmiyet taşıyor.

Ancak hücum yarıyıllarında hastalığın şiddetine göre bireyden şahsa değişebilen rehabilitasyon uygulanıyor. Dr. Sağlam, rehabilitasyon yaklaşımını mevzusunda şunları anlatıyor: “Rozasea, medikal ve lazer teknolojinin kullanılarak rehabilitasyon edilmesi gereken bir hastalık. Sualin şiddetine göre, antibiyotikler ve uygun krem jellerden faydalanıyoruz. Ancak hastaların tahriş edici mahsullerle içki kapsayan toniklerden uzak durması ve topikal kortizonlu krem kullanmaktan sakınmaları ehemmiyet taşıyor. Bununla beraber özellikle kılcal damarların yoğun olduğu safhada pulsedye lazer, goldtoning lazer, IPL, NDYAG damar lazeri gibi uygulamaların ayda bir 3 seans olarak yapılması fayda sağlıyor. Ayrıca surata mezoterapi uygulanarak cilde nem kazandırılıyor ve damar duvarlarının da güçlendirilmesi ile kılcal damarların çatlaması yasaklanmış oluyor.”

gül hastalığı

Bu tedbirleri almak koşul

– Sıcak meşrubat ve gıdalardan kaçının.

– İçki ve kafein almayın.

– UVA ve UVB’ye tesirli en az 30 etmenli kremlerle güneşten korunun.

– Yaz ayları ve güneş altında daha yüksek koruma etmenli kremleri seçim edin.

– Kumpaslı olarak cildinizi ıslatın.

– Muhakkak aralıklarla lazer rehabilitasyonu uygulatın.

Kafa travmalarının hepsi beyni derinden etkiliyor

Kafa travmalarının hepsi beyni derinden etkiliyor

Beynin kimlik uzvumuz olduğunu belirterek beyin sıhhatinin ehemmiyetine işaret eden Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, “Eğitim seviyeyi düşüklüğü, bilmemek, bunalıma girmek, uyuşturucu ve içki kullanmak beyin sıhhatini tehdit ediyor” ihtarında da bulunuyor.

Beyin kimlik uzvumuzdur

“Beyin düşünce ve tavır uzvumuz olarak yaşamımız için vereceğimiz kararları, bilmemizi ve bildiklerimizi uygulamamızı sağlayan, bu yolla yaşamımızın niteliğini tanımlayan uzuvdur” diyen Tanrıdağ, “Doğruyu yanlıştan, iyiyi makûstan, hoşu çirkinden beynimiz yoluyla ayırırız. Beyin kimlik uzvumuzdur. Kim olduğumuzun beyin sıhhati yoluyla farkında olabiliriz” diye konuştu.

Motosiklet kullanırken kesinlikle kask takın

Beyin sıhhatini tehdit eden etkenler içinde ilk sırada kafa travmalarının bulunduğunu belirten Prof. Dr. Tanrıdağ, “Her kafa travması beyin sıhhati için bir risktir. Bu sebeple kafa travmalarından korunmak, motosiklet kullanırken kask takmak, boks gibi aktiviteleden uzak durmak, beyin damarları hasta olduran sıhhatsiz gıdaları kısıtlamak gerekir. Eğitim seviyeyi düşüklüğü, bilmemek, bunalıma girmek, uyuşturucu ve içki kullanmak beyin sıhhatini tehdit eden etmenlerdir” ihtarında bulundu.

Beyin sıhhati için bu tekliflere kulak verilmeli

Tanrıdağ, Alzheimer’da hayat stilinin ehemmiyetini vurgulayarak hastalığı önlemeye ait ehemmiyetli önerilerde de bulundu. Prof. Dr. Tanrıdağ, nasihatlerini şöyle sıraladı:

– Hastalıkla alakalı efsanelere inanmayın.

– Yalnız yaşamayın, konuta kapanmayın.

– Hep aynı işlerle uğraşmayın, yeni şeyler deneyin.

– Yaşınızın insanı olmayın. Statünüzden sıyrılın.

– Dünyanın merkezinde oturmaktan bırakın.

– Mananızdan evvel duygularınıza güvenin.

– Hakimiyetli açlık öneri ediliyor.

– Seçenek tıbbın bu mevzuda yapacağı bir şey yok.

– Bulmaca çözecekseniz sudokuyu seçim edin.

– Nefret duygusundan uzak durun, pozitif düşünün.

– Çocukluğunuzun ve gençliğinizin mekanlarına gidin.

– Müzik dinleyin, muhtemelse şarkı söyleyin.

– Sabahları ilk işiniz gazete okumak olmasın.

– TV’de uzun haber ve müzakere programlarından uzak durun.

– Kumpaslı cinsel hayat beyni uyarıyor.

Erken teşhis ehemmiyetli

Beyin sıhhatini gözetmek için erken teşhisin ehemmiyetine vurgu yapan Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, özellikle Alzheimer gibi hastalığının başlangıç bulgularının basitlikle yanlış açıklanabildiğine dikkat çekti. Alzheimer hastalığının yaşa bağlı zekâ bitkinliği ve ihmalkârsızlık, bunalım, tiroid, hastalığı, B12 vitamini beceriksizliği gibi gidişatlarla karşılaşılabildiğini ifade eden Tanrıdağ, “Erken tanısı mevzusunda yaygınlaşmış bir uygulama yoktur. Buna karşılık, erken tanısı mevzusunda alıngan beyin check-up analizlerinin önerilmesi ise çok enderdir. Hastalıktan korunma ve ilerleme süratini yavaşlatma istikametlerinden beyni gözeten hayat stili tekliflerinin yerine getirilmesi çok ehemmiyetlidir” ihtarında bulundu.

Baş sızınızın nedeni bunlar olabilir

Baş sızınızın nedeni bunlar olabilir

Nöroloji uzmanı Dr. Serhat Aslan, sıkça yaşanan migren hastalığının beynin kan akımının çeper yapısıyla ilgili bozukluk neticeyi oluştuğunu ve migrenin ömür boyu devam eden bir hastalık olduğunun dünya genelinde öğrenilen bir asıllar arasında olduğunu söyledi.

Tehlike etmenlerine dikkat

Migren hastalığının bazı ilaçlarla takribî 6 ay ya da bir seneye kadar rehabilitasyon edildiğinde özelikle migreni tetikleyen tehlike etkenlerinden korunduğu zaman hastanın ehemmiyetli bir iyileşme sağlayabildiğini belirten Dr. Aslan, doğru ilaçların kullanılmasının uzun zaman sızısız bir hayatı olası kılabileceğini dile getirdi. Dr. Aslan, bazı tehlike etmenlerinin gündeme geldiğinde hastalığın yinelendiğinin görüldüğünü ve tehlike etmenlerinin özelikle stres, uykusuzluk, açlık ve bitkinlik olduğunu söyledi.

Mayalı meşrubatlardan uzak durun

Migren hastalığı yaşayan insanların bazı meşrubatlardan uzak durması gerektiğini söyleyen Dr. Aslan özelikle içki, şarap ve biranın bu hastalığı tetiklediğini söyleyerek, mayalı meşrubatlardan uzak durulması gerektiğini dile getirdi. Dr.Aslan, bu cins meşrubatların dışında kafeinli meşrubatlarda mayalı olduğu için migreni çoğaldırdığını kaydoldu.

Beyaz peynir ve çikolata migreni tetikliyor

Gıdalardan da özelikle beyaz peynir ve çikolatanın migreni tetiklediğini belirten Dr. Aslan, hazır bazı besin ve meşrubatların, çorba gibi öbür baharatlı gıdaların da migreni tetiklediğini, özellikle bayanlarda doğum hakimiyet ilaçlarının hormonal ilaç madde faktörü kapsaması sebebiyle migreni ehemmiyetli oranda çoğaldırdığını söyledi.

İlaçsız usullerle sızılar kesilebiliyor

Son zamanlarda ülkemizde özelikle bazı merkezlerde yapılan teşebbüssel müdahalelerle migrenin ilaç rehabilitasyonu kadar tesirli olduğu bir rehabilitasyon usulüyle kesildiğini belirten Dr. Aslan, “Yaptığımız enjeksiyon rehabilitasyonlarda son iki yıldır takribî bin birey rehabilitasyon edildi. Ehemmiyetli oranda takribî 6 aydır hiç sızı olmadan hayatın olası olduğunu izliyoruz. Hastaların sızıdan korunduğunu hiçbir ilaç kullanmadan iyileştiklerini görüyoruz. Bu cins rehabilitasyon usulleri son zamanlarda nörolojik kurultaylarında da ön tasarıya çıktığını görüyoruz” dedi.

Kolonyadaki büyük tehlike

Kolonyadaki büyük tehlike

Hemen hemen hepimizin evinde bulunan kolonyalar beyin için risk oluşturabiliyor. Bazı üreticilerin etil içki yerine, zehirli kimyevilerden temizletilmemiş metil içkiyi kullanması ulus sıhhati açısından ciddi tehlike oluşturuyor.

Ucuz kolonya almayın

Nitelikli kolonyalarda ‘etanol’ denilen etil içki kullanılır. ‘Metanol’ dediğimiz ise metil içkidir. İçinde zehirli kimyeviler taşır, tamamen arıtılmış edilmemiş bir içkidir. Özellike de ucuz kolonyalarda seçim edilir. Kolonya imal maliyetini düşürmek için kolonyanın içindeki içki oranı düşürülür. Bu en çok limon kolonyasında uygulanır.

Ucuz kolonyalarda ya metanol içki kullanılıyor ya da derece düşürülerek maliyeti azıcık daha alt sürüklemeyi sağlıyor.

İyi bir limon kolonyası 80 derece, kokulularda ise 60 derece olmalıdır.

Metil içkiden yapılan kolonyaların hasarları

Kullandığınız kolonyaların yanlış seçimi başta beyin olmak üzere ciğerler ve ten üzerinde negatif tesirler yaratır.

Ferahlamak ve paklik emeliyle kullanmış olduğumuz kolonyaların içinde bulunan maddeler bedenimize solunum ve cilt yoluyla girmektedir. Metil içkiden yapılan kolonyalar beyin, ciğerler ve cilt üzerinde zarara yol açmaktadır. Kolonyanın yol açmış olduğu meseleler geri dönüşü olmayan problemler doğurabilir.

Çocuklar için çok hasarlı

Metanol içkiden yapılan bir kolonyayı burnunuza sürüklediğinizde surat binlerce hücrenizi öldürür. Hem kendinizin, hem de çocuklarınızın bu kolonyayı kullandığını düşündüğünüzde hasar çok büyüktür.

Mevsim geçişlerini basit atlatmanın yolları

Mevsim geçişlerini basit atlatmanın yolları

Mevsim geçişleri pek çok birey için hastalıkların habercisi oluyor. Özellikle sıcaklığın düşmesi, yel, yağmur gibi etrafsal etmenlerdeki ani farklılıklar sebebiyle hem bedenen hem psikolojik açıdan problemlerle daha sık karşılaşılabiliyor. DoktorTakvimi.com hekimlerinden Kulak Burun Boğaz Hastalıkları ve Odyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Vazifelisi Tuna Kenar, bu problemleri yaşamamak ya da mevsim geçişlerini daha basit atlatmak isteyenler için ehemmiyetli bilgiler paylaşıyor.

En çok görülen hastalık üst solunum yolları enfeksiyonları

DoktorTakvimi.com hekimlerindenTuna Kenar, bu vaziyetin bağışıklık sistemini zayıflatarak bedeni bir hayli hastalığa duyarlı hale getirebileceğini söylüyor. Dr. Öğr. Vazifelisi Tuna Kenar, mevsim geçişlerinde sıkça tesadüfülen sıhhat meselelerini ise şöyle anlatıyor: “Dış etrafla ilk temas eden uzuvlarımız üst solunum yolu, ten ve gözdür. Bu yarıyılda en çok üst solunum yolu enfeksiyonlarına tesadüfülür.

– Soğuk hava, toz ve polene bağlı alerjik tepkinler, bağırsak enfeksiyonları gibi fizyolojik meseleler yanı gizeme bunalım, uykusuzluk, halsizlik, gönülsüzlük gibi psikolojik meselelere de yol açabilir.

– Kilo çoğalışı, bedende fazla su yakalanması, migren hamleleri, sindirim bozuklukları, saç dökülmeleri, hormonal balanssızlıklar gibi bozukluklar mevsim geçişlerinde sık karşılaşılan şikayetlerdir.

– Şahıslar adale iskelet sistemine ait sızılardan da davacı olabilir. Beynimizin ortasındaki ısı tertip edicilerinin bulunduğu merkezde ani hava metamorfozlarında zorlanabilir. Kronik hastalığı bulunan bireylerde ısı hakimiyet merkezi oldukça zorlanır ve ısı başkalaşımına karşı daha fazla duyarlı olurlar.

– Şeker, hipertansiyon, bağışıklık bozukluğu, kronik kalp, böbrek, tiroidi ve akciğer hastalığı olanlar, 65 yaş üstü şahıslar, çocuklar ve hamileler tehlike grubunu oluşturuyor.”

Tehlike grubundaki şahıslar grip aşısı olmalı

Tuna Kenar, mevsim geçişlerinde sıkça görülen hastalıklardan korunma yollarını ise şöyle anlatıyor: “Şayet nezle grip gibi bulaşıcı hastalık varsa şahsi maske takma, el devireme, aksırırken ağzı elin tersiyle kapama gibi kolay tedbirler alarak bulaşma tehlikeyi en aza indirebilir. Keza, daha fazla bulaşmayı yasaklamak için bulaşıcı hastalığı olan bu bireylere gerek hekimler, gerekse de işyeri/mektep idareyicileri tarafından istirahat önerilerek cemiyetten izole edilmelidir.

– Daha çok viral orijinli olan gribal enfeksiyonların ilerleyip sinüzit, orta kulak cerahati, zatürre, solunum yetmezliği gibi daha ciddi hastalıklara yol açmasını önlemek için tıbbi dayanak alınmalıdır.

– Tehlike grubundaki şahıslar grip ve zatürre aşısı olmalı, grip aşısından beklenen gözeticiliği sağlayabilmek için ise yetkili milli sıhhat heyetlerinin her sene yapacağı aşı giderekme çağrısı dikkate alınmalıdır.

– Aniden soğuyan havalarda ise beden balansının korunabilmesi için ısı tertip edici merkezin enerjiye lüzumu vardır. Bu sebeple mevsim geçişlerinde sıhhatli ve kumpaslı beslenmek, yatmak ve mevsime uygun elbiseler giymek büyük ehemmiyet taşır.”

Mevsim geçişlerini rahat atlatabilmek için yapılması gerekenler

– Beslenme ve uyku kumpasına çok dikkat edilmeli. Vitamin ve mineral güzergahından zengin besinler ve özellikle mevsim meyveleri harcanmalı,

– Bol su içilmeli, sigara ve içkiden uzak durulmalı,

– Şayet kapalı bir mekanda bulunulacaksa civar pak olmalı ve iyi havalandırılmalı,

– Mevsim ve dış civar sıcaklığına uygun giyinmeli, günlük hava metamorfozlarını takip ederek uygun elbise ve aksesuar şapka, yağmurluk, hırka, şemsiye, bere, atkı, gözlük vb. kullanmalı,

– Strese neden olan vaziyetlerden sakınılmalı,

– Havanın pak ve güneşli olduğu saatlerde bol bol hareket edilmeli,

– Kumpaslı spor yapılmalı ama fazla yorucu efordan kaçınılmalı, sızı olması vaziyetinde efora ara verilmeli.

Sütun kanserine neden olan etmenler

Sütun kanserine neden olan etmenler

Millet arasında kalın bağırsak kanseri olarak öğrenilen sütun kanseri, ülkemizde en sık görülen kanserler arasında 3. sırada bulunuyor. Kalın bağırsakta polip varlığının erken yarıyılda tespit edilmesi ve rehabilitasyon tasarılaması yapılması hastaların hayat niteliği ve zamanını artırıyor. Memorial Hizmet Sağlık Kurumu Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Tolga Aliyazıcıoğlu, sütun kanserinin bulguları ve rehabilitasyon usulleri hakkında bilgi verdi.

Bulguları umursamama etmeyin

Dünyada her sene 750 bin, ülkemizde ise 5 bin şahsın yaşamını kaybettiği sütun kanseri geçmeyen halsizlik, söylenemeyen kilo kaybı, ishal ve kabızlık ile kendini gösterebilmektedir. Ayrıca her zaman basmakalıp bir kalınlıkta gelen büyük abdestin incelmesi, makat ve büyük abdestte kan görülmesi, yumurta akı görünümlü salgı gelmesi, bağırsakta tıkanma, karında şişlik ve sızı gibi bulgular sütun kanserinin en ehemmiyetli belirtileri arasında bulunmaktadır.

Sütun kanserlinin sebepleri ve tehlikeleri

Sütun kanserine çoğunlukla ufak, kanser olmayan adenomatöz polip denilen lezyonlar kaynak olmaktadır. Tüm polipler kansere dönüşmez ancak bulgu vermedikleri için tespit edildiklerinde kesinlikle çıkartılması gerekmektedir. Bir Hayli hastada sütun kanserinin kaynağı belirli değildir. Ancak tüm kanserlerde olduğu gibi sıhhatli hücre Deoksirübo Nükleik Asidinde olan zararlar sütun kanserine de neden olmaktadır.

Sütun kanseri tehlikesini artıran nedenler şöyle sıralanmaktadır:

– Yaş: Genç yaşlarda da görülebilen kolan kanseri sıklığı, yaş ilerledikçe özellikle de 50 yaşından itibaren çoğalmaktadır.

– Beslenme: Nebatsal lif oranı düşük ve yüksek yağlı beslenme sütun kanseri tehlikesini yükseltmektedir.

– Daha evvel öğrenilen sütun polipleri bulunması: Evvelden kolonoskopik olarak sütun polibi çıkarılan hastalar kesinlikle muhakkak aralıklarla hakimiyetlerini yaptırmalıdır.

– İnflamatuar bağırsak hastalığı: Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı olanlarda kolorektal kanser büyüme tehlikeyi daha yüksektir.

– Genetik olan anne-baba, kardeş veya çocuğunda sütun kanseri olan bireylerde yüksektir.

– Hareketsiz fiziksel etkinlikten uzak hayat kanser tehlikesini artırmaktadır.

– Işınıma maruziyet: Başka bir hastalık sebebiyle prostat kanseri, serviks kanseri ve vagina kanseri pelvik radyoterapi uygulanan hastalarda tehlike daha yüksektir

– Sigara ve içki kullanımı bir hayli rahatsızlığa neden olan sigara ve içki sütun kanserini de tetiklemektedir.

– Obezite, çağımızın en ehemmiyetli sıhhat meselelerinden birisi olan fazla kilo tüm kanser cinsleri gibi kolan kanserine de neden olabilmektedir.

50 yaşından sonra kolonoskopi yaptırmayı umursamama etmeyin

Ailesinde daha evvel kolorektal kanser görülenlerin şahıslar kalıtsal ve genetik etkenler sebebiyle tehlike altında bulunmaktadır. Ailesinde sütun kanseri olan şahısların, akrabasında kaç yaşında sütun kanseri tespit edilmişse bundan en az 10 sene evvel kolonoskopi yaptırmaya başlaması gerekmektedir. Ailesinde sütun kanseri öyküsü olmayan ve rastgele bir şikayeti bulunmayan şahısların ise 50 yaşında kesinlikle kolonoskopi yaptırması, her 5 senede bir ise bu harekâtı yinelemesi gerekmektedir. Tüm bunların dışında bazı ihtiyatların alınması da bereketli olacaktır.

– Nebatsal lif oranı yüksek besinler seçim edilmeli

– Doymuş yağ oranını eksiltilmeli

– Sigara, içki ve eşi maddelerden uzak durulmalı

– Günde en az 30 dakika egzersiz yapılmalı

– Fazla kilolardan korunmalıdır.

Kronik hastalıklara başa çıkabilmenin yolları

Kronik hastalıklara başa çıkabilmenin yolları

Pek çoğumuz için yaşlılık; kronik hastalıklarla çaba anlamına geliyor. Oysa hayatımızın bu yeni sayfasında kronik hastalıkları tasa olarak görmeyip, onunla veya onlarla barışık yaşamak muhtemel. Üstelik hiç de güç değil. Acıbadem Kadıköy Sağlık Kurumu İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Doç. Dr. Berrin Karadağ, “Kronik hastalıkların en ehemmiyetli özelliği, altta uyuyan sebeplerin bir haylisinin tamamen önlenebilir tehlike etmenleri olmasıdır. Başka Bir Deyişle kendimize ve yaşama küsmek yerine yaşamla ve bedenimizle barışmayı seçersek yapabilecek pek çok şey olduğunu görürüz” diyor. Ülkemizde takribî her 3 bireyden 1’inin kronik hastalığı bulunuyor, kronik hastalık tanısı konulan her 3 bireyden 1’inde bunalım bulguları görülüyor.

karamsar

Kronik hastalıklarla barışık yaşamanın 10 yolu

Kötümserlikten kaçının

Umutsuzluk ve kötümserlik yok. Yaşımız ilerledikçe bir ekip kronik hastalıklara tutulma ihtimalimiz çoğalabilir, ancak bu bizim yaşamdan kopmamıza veya bunalıma girmemize asla yol açmamalı. Usçu yaklaşımlar ve sıhhat hakimiyetleri ile yöneti ele alabiliriz.

sağlıklı beslenme

Sıhhatlı beslenin

Kronik hastalıklarla baş faktörün ilk maddelerinden biri sıhhatli beslenme. Yediklerimize gösterdiğimiz azami dikkat daha canlı ve daha etkin olmamızı sağlar. Hazır besinlerden sakınmaya itina göstermeli ve taze sebze-meyveyi sofralarımızdan noksan etmemeliyiz. Tüm gıda gruplarından yeterli ölçüde alarak balanslı beslenmeye dikkat etmek baş şart.

tuz

Tuz tüketimine dikkat edin

Dünya Sıhhat Teşkilatı; hipertansiyon, kalp, böbrek hastalıkları başta olmak üzere pek çok uzvumuzu negatif etkilememek emeliyle günde 5 gramdan fazla tuz harcanmamasını öneriyor. Ancak ülkemizde bir birey günlük vasati 15 gram tuz harcıyor. Tuz tüketimini eksiltirsek, bir müddet sonra doktora danışarak belki de kullandığımız hipertansiyon ilaçlarının dozunda ve rakamında eksilmeye gidebiliriz.

tütün

Tütünü her biçimde yaşamınızdan çıkarın

Türkiye, sigara kullanımında Avrupa ülkeleri arasında üçüncü, dünya ülkeleri arasında ise yedinci sırada yer alıyor. Sigara kullanımı, sıhhatsiz beslenme gibi tehlikelerin ortadan kaldırılması gidişatında kalp hastalıkları, inme ve tip 2 diyabet hadiselerinin yüzde 80’i, kanser hadiselerinin ise üçte birden aşırısı önlenebilir. Gerek etkin gerek pasif içici olmaktan kaçının.

hareket

Hareketli olun

Dr. Karadağ, “Bedenimizin izin verdiği kadar hareketli olalım! Unutmayalım ki seneler geçtikçe hareket ve süratimiz eksilse de, muhtemel olduğunca yürüyüş yapmalı ve hareketli hayat tarzını amaçlamalıyız. Spor yaparak beden sıhhatimize verdiğimiz dayanak, ruh sağlığımızı da pozitif doğrultuda etkileyecektir” diyor.

sosyal hayat

Sosyal yaşamınız olsun

Kronik hastalıklarımızın ve ilaç kullanıyor olmamızın sosyal yaşamımızı olumsuz etkilemesine izin vermemeliyiz. Aksi halde bu vaziyet ek olarak bunalıma neden olabilir. Hipertansiyon veya diyabet hastalığına sahip olmamız, ailemiz veya arkadaşlarımızla beraber olmamızı hiç de yasaklamaz. Daha disiplinli ve yaşama dört elle tutunarak, mutluluğumuzu artırabilir ve çok daha sevinçli bir hayata sahip olabiliriz.

alkol

İçkiden uzak durun

İçki, kronik hastalıklarımızı ciddi oranda daha da makûs doğrultuda etkileyebilir. Hayatımızdan çıkarılması ile kullandığımız ilaçların yan tesir ihtimali de oldukça eksilecektir. İçki en fazla beyinde tahribata yol açarken, manalı düşünme, karar verme ve hareket etme becerilerini de bozuyor.

kiloo

Fazla kilolarınızdan kurtulun

Sıhhatlı bir perhiz ve kumpaslı egzersiz ile fazla kilolardan kurtulmak; bedende zarara yol açan kalp hastalıkları, diyabet, inme gibi pek çok kronik hastalıktan da korunmanızı sağlar. Zamanında rehabilitasyon edilmeyen obezite; yüksek kolesterol, damar tıkanıklığı ve tansiyon yükselmesi gibi negatif faktörlere neden olurken, hayat niteliğini negatif etkiliyor hatta hayat müddetini kısaltıyor. Bireyin gerek sıhhatini ve sosyal hayatını gerekse iş yaşamını makûs doğrultuda etkileyen bu vaziyet zamanında fark edilip geç kalınmadan rehabilitasyon edilirse birey sıhhatli hayatına geri dönebilir.

muayene

Tetkik ve ilaçlarınızı aksatmayın

Pek çok kronik hastalığın hasarlı tesirleri kumpaslı sıhhat hakimiyetleri ve hekim hakimiyetinde kullanılan ilaçlar sayesinde en aza indirilebilir. Hekiminizin tanımladığı aralıklarla hakimiyetlerinizi yaptırmayı, ilaçlarınızı kumpaslı kullanmayı umursamama etmeyin. ‘Tansiyonum düzeldi artık ilaca gerek yok’ gibi yanlış düşüncelere kapılmayın. Ayrıca bilimselliği ispatlanmamış mahsuller kullanmayın ve kulaktan dolma bilgilere asla meyil göstermeyin. Unutmayın; ‘hastalık yoktur, hasta vardır’ Her bir fert kendi bedeninin özel olduğunu ve dostuna, komşusuna iyi gelen bir ilacın kendisinde yanlış tesire neden olabileceğinin şuurunda olarak, hekimine sormadan ilaç kullanmamalı.

Hoşlukları görün

Dr. Karadağ, “Hayatı bir dağa tırmanmak gibi de idrak edebilmeliyiz. Yolumuz bazen azıcık güç ve engebeli olabilir, hastalıklarımızı bu yoldaki ebadı değişen taşlar olarak düşünebiliriz. Ama değişik taraftan bu yolculukta etrafımızdaki hoşlukları görmeyi asla umursamama etmemeliyiz. Başka Bir Deyişle hayat yolu taşlı ve engebeli olsa da, alacağımız temkinler ve bize dayanak olabilecek vasıtalarla, bu yolun hoşluklarının neşesine varmayı asla göz arkasını etmemeliyiz” diyor.

5 adımda libidonuzu çoğaldırın

5 adımda libidonuzu çoğaldırın

Testosteron hormonu ilk olarak libidodan mesuldür. Değişik misyonları ise metabolizmamızı, ruh halimizi, enerjimizi hakimiyet etmektir. Testosteron ölçüsünün eksilmesi hem erkek hem de bayanlarda libidonun eksilmesine neden olur. Yrd. Doç. Dr. Gamze Şenbursa, libido ve testesteron seviyesinin optimal seviyeye erişmesi için neler yapılması gerektiği hakkında şu bilgileri verdi:

Ağırlık antremanı yapın

Egzersiz sırasında ağırlık idmanı yapınız. Yağ yakmanın özgüveni çoğaldırmak için şahane bir yol olduğu öğrenilmektedir. Aynı zamanda yapılan çalışmalar egzersiz yapan fertlerin bedenleriyle daha basit temas kurabildiklerini göstermiştir.

Kereviz ve çikolata yiyin

Bazı gıdaların testesteron üzerine dolaysız tesiri bulunmaktadır. Kereviz ve çikolata hem erkek hem de bayanda cinsel isteği çoğaldırıcı tesir yaratmaktadır. İstiridye de testosteronu çoğaldırıcı özelliğe sahip olup sadece erkeklerde tesirlidir. Kabak çekirdeği çok ölçüde çinko kapsar, çinko da testosteron ölçüsünün çoğalmasını sağlar.

Stresi netlikle eksiltin

Stres ile baş etme usulleri ile alakalı profesyonel dayanak alabilirsiniz.

Kumpaslı yatın

Niteliksiz-kumpassız uyku alışkanlıkları ve gece yaşamı hormonal balansın bozulmasına yol açmaktadır. Az yattığınızda, hormonlar balanssızlaşır ve zaman içinde cinsel isteğinizi kaybedebilirsiniz. İçki özellikle bayanların libidosunu ehemmiyetli oranda eksiltmektedir.

Kimyon ve tarçın

Bazı meşrubatların da afrodizyak tesiri olduğu öğrenilmektedir. Misalin elma suyunu kimyon ve tarçın ilave ederek içebilirsiniz. Kahve, en iyi libido kuvvetlendirici olabilir. Hindistan’da karanfil, asırlardır erkek cinsel işlev bozukluğunu rehabilitasyon etmek için kullanılmaktadır. Karanfil şarabı seçim edebilirsiniz.

Testosteron nedir

Hormonların yalnızca faize işlevlerimizden mesul değildir. Faize de bile olmak üzere ruh halimizden, uykumuza; iştahın eksilmesinden iştahın çoğalmasına ve elbette libidomuza kadar her şeyi tertip ederler. Aynı anda bir hayli işlev yerine getirmek üzere bedenimizde 200’den fazla hormon salgılanmaktadır. Bunlardan biri de Testosteron hormonudur. Testosteron hormonu ilk olarak libidodan mesuldür. Değişik misyonları ise metabolizmamızı, ruh halimizi, enerjimizi hakimiyet etmektir. Testosteron ölçüsünün eksilmesi hem erkek hem de bayanlarda libidonun eksilmesine, kalıcı kilo almaya, bitkinliğe, anksiyete ve bunalıma, sindirim meselelerine, süratli ihtiyarlamaya neden olur. Ayrıca genel hastalık riskini çoğaldırır.

Libido nedir

Düşük libido, cinsel etkinliğe karşı eksilmiş alaka demektir. Zaman zaman cinsel ilişkiye olan alakanın kaybolması yaygındır zira libido seviyeleri hayat boyu değişir. Uzun bir vakit için düşük libido evham yaratabilir. Düşük libido bazen altta uyuyan sıhhat problemlerinin de bir göstergesi olabilir.

Libidonun düşmesinin sebebi

Testosteron seviyesinin düşük olması düşük libidonun başta gelen sebebidir. Testosteron seviyesi; desilitre başına 300 ila 350 nanogramın altına düştüğünde, düşük testosteron veya düşük T olarak kabul edilir ng / dL. Testosteron seviyesi düştüğünde, seks tutkunuz da eksilir.

İlaçlar: Eksilen testosteron, ihtiyarlamanın banal bir parçasıdır. Fakat testosteronda ciddi bir düşüş libidoda eksilmeye yol açabilir. Bununla beraber bazı ilaçlar, testosteron seviyelerini düşürür, bu da düşük libidoya yol açabilir. Misalin, ACE inhibitörleri ve beta blokerler gibi tansiyon ilaçları boşalmayı ve ereksiyonları önleyebilir.

Tedirgin bacak belirtiyi RSL: Bacaklarınızı hareket ettirmek için hakimiyet edilemeyen güdüdür. Bir çalışmada, RLS’li erkeklerin, RLS’si olmayanlara göre erektil disfonksiyon bir erkeğin ereksiyona sahip olmadığı vaziyettir geliştirme tehlikeyi daha yüksek bulunmuştur.

Bunalım: Bireyin tüm yaşamını tesirler. Bunalımı olan bireyler, bir zamanlar zevkli buldukları etkinliklere karşı dikkatsizlik yaşarlar. Buna seks de dahildir. Ayrıca kullanılan antidepresan ilaçlarının libidoyu eksiltici tesiri bulunmaktadır.

Stres: Hormon seviyelerini bozar, atardamarları daraltır. Bu daralma kan akışını kısıtlar ve potansiyel olarak erektil disfonksiyona neden olur. The Journal of Nervous and Mental Disease’de yapılan bir çalışmada, psikolojik bulgulardan ve ilişki niteliğinden ayrı olarak stresin cinsel meselelere doğrudan tesiri olduğu düşüncesi desteklenmiştir.

Uyku apnesi: Muayenehane Endokrinoloji ve Metabolizma Dergisi’nde JCEM yapılan bir çalışmada obstrüktif uyku apnesine OSA sahip erkeklerin testosteron seviyelerinin daha düşük olduğu bulunmuştur. Analistler şiddetli uyku apnesi olan erkeklerin takribî yarısının gece süresince çok düşük testosteron seviyelerine sahip olduklarını bulmuşlardır. Dolayısıyla uyku problemleri ile testosteron arasında ciddi bir irtibat bulunmaktadır.

Page 1 of 31 2 3