Demans hastalığında erken tanı ehemmiyetli

Demans hastalığında erken tanı ehemmiyetli

Alman Alzheimer Yüksekokul Başkanı Mefküre Ülker, ihtiyarlamayla birlikte beynin öğrenişsel işlevlerinde yavaşlama görülebileceğini, bu nedenle unutkanlık ve konsantrasyon yetersizliği yaşamanın klasik olduğunu, ancak bu natürel sürecin arkasına saklanmış demans hastalığına da dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Ülker: ”Demans hastalığında erken tanı, teşhisi kabul etmek ve profesyonel destek almak çok ehemmiyetli.” diyerek erken tanının yanı gizeme hastalık teşhisini kabul edip profesyonel destek almanın büyük ehemmiyet taşıdığını ifade etti.

Yaşlılık semptomları deyip geçmeyin

Günlük hayatta adları, buluşmaları ya da hadiseleri unutmanın klasik olduğuna, ancak yaşın ilerlemesiyle birlikte bu vaziyetin sık sık yinelenmesi halinde demans kuşkusunun oluşabileceğine vurgu yapan Ülker, ” Son zamanlarda alana gelmiş hadiseleri unutmak, eşyaların yerlerinin karıştırılması, tanıdık etraflarda oryantasyon bozukluğu, dilin fakirleşmesi, günlük etkinlikleri yapmada güçlükler ve tutum farklılığı bir arada görülürse demans bulgusu olarak kabul edilir. Bu bulguları taşıyan bireylerin muhakkak nöroloji hekimine görünmesi gerekir” dedi.

Aynı zamanda Türk Alzheimer Derneği Başkanı da olan Ülker, emin bir tıbbi tanı ile demans bulgularının sebeplerine sarihlik getirilebileceğini, şahsın ilk demans ya da demansa eş öteki hastalıklara ait semptomlar başka bir deyişle öteki bir deyişle ikincil demans olup olmadığı mevzusunda bilgi alınabileceğini söyledi. Erken tanıda ise hastalığa ve buna bağlı bozukluklara geçim sağlama sürecinin daha basit olacağına vurgu yapan Ülker, erken tanıyla sosyal hizmetlere ve legal haklara zamanında ulaşım sağlanacağını, bunun da hastaya ve hasta yakınlarına takviyeci olacağına dikkat çekti.

Teşhisi kabul edin ve destek alın

Demans hastalığında hastalığı kabul edip, hastalık hakkında olası olduğunca ivedi bilgi edinmenin geçim sürecini süratlendireceğini söyleyen Ülker ”Demans hastalarının bakımı çoğunlukla birinci derece aile bireyleri tarafından üstlenilir. Demans hastalarının bakımı oldukça güç ve kompleks bir gidişattır. Bu surattan hasta yakını, hastalığın ilk teşhisinden itibaren profesyonel danışmanlık ve bakım hizmetlerinden faydalanmalıdır. Hasta yakınları genellikle bu mesullüğü tek başlarına taşıyabileceklerini düşünürler, ancak ilerleyen yarıyıllarda tükenmişlik belirtiyi gibi hastalıklarla karşılaşabilirler. Bu sebeple hasta yakını gündüz bakım merkezleri, mobil bakım ve dayanak, 24 saatlik kısa süreli bakım gibi profesyonel hizmetlerden faydalanmalı ve kendine şahsi serbestlik alanı yaratıp, zaman ayırmalıdır” diye konuştu.

Demansın artta ne var

Demans hastalığının tutumu, düşünceyi ve günlük faaliyetleri yerine getirme yetisini negatif istikamette etkileyen beyin bozukluklarının neden olduğu bir bulgular tamı olduğunu söyleyen Ülker, hastalık hakkında bilgi verdi. Ülker ”Eksilen zekâ maharetlerinin bir neticeyi olarak günlük faaliyetlerin kısıtlanmasına neden olan demans, hafıza, dil hünerleri, idrak ve dikkat hünerlerini negatif istikamette etkilemektedir. Demans hastalığının en yaygın cinsi olan Alzheimer demans, takribî olarak hastaların yüzde 70’ini oluşturur. Birkaç proteinin anormal tavırlarının neticeyi oluşan hastalıkta bu proteinler, beyin işlevlerini negatif etkileyip bazı bölgeleri devre dışı vazgeçer. Bunlar bellekle ve koordinasyonla yakından ilişkili olan beyin üniteleridir” dedi.

Hayat süresi uzadıkça demans tehlikeyi de çoğalıyor

Hayat müddetinin gün geçtikçe çoğaldığına vurgu yapan Ülker, 1960’larda 52 olan hayat müddetinin 2018 bilgilerine göre 78,3’e yükseldiğini söyledi. Bu bilgilere göre günümüz insanlarının 26 sene daha uzun yaşadığını ifade eden Ülker ”Hayat müddetinin uzaması memnuniyet verici, ancak bu vaziyet demans hastalığı oranının çoğalmasını da birliktesi getiriyor. Yaşla birlikte bunamaya tutulma ihtimali çoğalıyor. 70-75 yaş grubundaki bireylerin demans hastalığına tutulma ihtimali yüzde 3,5 iken 80-84 yaş grubunda yüzde 15,7’yi bulmaktadır. 90 yaş üstündeki şahıslarda ise neredeyse iki bireyden biri bu hastalıktan mustariptir” diye konuştu.

Demans hastalarının şifası seçenek tıpta

Demans hastalarının şifası seçenek tıpta

Demans bunama bazı şeyleri unutmayla başlayan ciddi bir rahatsızlıktır. Belleğin zamanla zayıflaması, bağlantı maharetinde düşüş, düşünme ve idrak hünerinin eksilmesi demansla beraber gelen semptomlardan kimileridir. Bir bireyde yalnızca bir demans çeşidi bulunmayabilir. Birden fazla demans görülüyorsa bireyde miks demans var denir. En öğrenileni ise Alzheimer’dır.

Creutzfeldt-jakob, AIDS gibi hastalıklar veya içki bağımlılığı gibi gidişatlar da aynı zamanda demansa neden olabilir. Bir Hayli insanda 65 yaş üstünde görülmeye başlanır ancak 65 yaş altı fertlerde de görülme sıklığı son zamanlarda çoğalmıştır. İngiltere’de Alzeimer’s Research UK tarafından yapılan araştırmalarda 65 yaş üstü 850 bin fertte görülürken, 65 yaş altı 40 bin fertte demans ortaya çıktı.

Peki demans teşhisi nasıl koyulur, nasıl rehabilitasyon edilir?

Yrd. Doç. Dr. Gamze Şenbursa, bu mevzuda ehemmiyetli bilgiler verdi.

Anksiyete, bunalım, vitamin beceriksizliği ve tiroid problemleri gibi rahatsızlıklarda alınan rehabilitasyonlara veya ilaçlara bağlı olarak unutkanlık başlayabilir. Bundan dolayı hasta öyküsü teşhiste çok ehemmiyetlidir.

Şayet unutkanlığınız ve hafıza kaybınız gün geçtikçe çoğalıyor ve gitgide makûsa gidiyorsanız kesinlikle bir uzmana danışmalısınız. Hafıza, mental gidişat, konuşma marifeti, karakter ve tutumlardaki metamorfozlar değerlendirilmelidir.

Demansın erken teşhisi; rehabilitasyon ve hastalığın ilerleyişi açısından çok ehemmiyetlidir. Semptomlar hafıza kaybı ve unutkanlıkla hudutlu değildir. Adları ve suratları unutma, eşyaların koyulduğu yerleri andıramama, kaybolma, doğru sözcükleri kullanamama, korkak ve rahat olmayan tutumlar, bağlantı problemleri, yürümede güçlük, birden fazla duyguyu aynı anda hayata gibi meseleler de demansla beraber karşımıza çıkar.

Ayçiçeği kuşkonmaz üzüm böğürtlen

Bir ekip ilaçlar demans için destekleyici olmaktadır. Hekiminizin hakimiyetinde kullandığınız ilaçlarla hastalığın seyri takip edilmelidir. Vitamin C ve vitamin E’nin demansın rehabilitasyonu ve hastalığı önlemede bereketli olduğu ispatlanmıştır. Ayçiçeği, kuşkonmaz, yeşil yapraklı nebatlar vitamin E güzergahından zenginken; narenciye, taneli meyveler üzüm, böğürtlen gibi ve bir hayli sebze de vitamin C güzergahından zengindir. Aynı zamanda etkin olmak da demansa karşı bir temkindir. Rastgele bir hobi edinmek, günlük olarak kumpaslı egzersiz yapmak, sosyal etkinliklere katılmak da beyni etkin yakalamada takviyeci olur.

Seçenek tıpta demansın dermanı nedir

Demansın bir öteki şifası da seçenek tıpta. Surat ve ayaktan yapılan bir uygulama olan refleks terapi benim Türkiye’ye getirdiğim bir usuldür. Refleks terapi ile beynin işlevlerini çoğaldırmaya müteveccih yapılan çalışmalar ile bireydeki işlev kayıplarına uygun rehabilitasyon programı tanımlanır. Düzenlenmesi istenilen işlevlerin kendilerine has çalışma ilkeleriyle beraber disiplinli bir rehabilitasyon süreci tasarlanır. Us yürütme, motor hünerler, yosunu, konuşma ve tasarılama hareketlerinden mesul frontal ve temporal loba yapılan çalışmalar ile işlev kayıpları önlenmeye veya eksiltilmeye çalışılır. Rehabilitasyon müddetince hastadaki ilerleyişin yavaşlaması veya durması beklenir. Uzun soluklu rehabilitasyonlarda ise kaybolan işlevlerin bir kısmının geri gelmesi de mevzubahisidir.

Sadece rehabilitasyon olarak düşünmeden gözetici bir usul olarak da refleks terapi uygulaması yaptırabilirsiniz. Unutmayın nitelikli bir hayat istiyorsak, işini öğrenen uzman şahıslardan dayanak almamız gerekmektedir. Sizler de kendiniz için harekete geçin.

Yakın yarıyılı unutuyorsanız dikkat

Yakın yarıyılı unutuyorsanız dikkat

Uzmanlar alzheimerde erken teşhisin ehemmiyetine dikkat sürükleyerek 55-60 yaşından sonra senede bir kere beyin check-up’ı ve hafıza testi teklifinde bulunuyor. Şayet yarım saat evvel reelleşmiş bir hadise unutuluyorsa ve yaşanmamış gibi davranılıyorsa beklemeden hekime gidilmesi gerekiyor!

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nden Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, bulgu vermeyen ve kanser gibi sinsi ilerleyen Alzheimer’da erken teşhisin ehemmiyetli olduğunu vurguladı.

Erken teşhis ehemmiyetli

Erken tanı için 55-60 yaşından sonra senede bir kere kalp check-up’ı gibi beyin check-up’ı yaptırılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tanrıdağ, şu söylemelerde bulundu:

“Alzheimer’ın beyinde ne zaman başladığı hiçbir zaman belli değil. Çok erken başlayabiliyor ve beyinde yetersizlikler başlıyor. Beyindeki rezerve ehemmiyetli miktarda eksilince de hastalık ortaya çıkıyor. Alzheimer tanısı konulduktan sonra reelinde hastalığın 25 sene evvel başladığı kabul ediliyor, tanı konulamıyor, yaşa açıklanıyor. Hastalığı erken yarıyılda teşhis etmek muhtemel olmuyor, orta aşamaya gelince tıp dünyasının ilgisine sürüklüyor ve tanı konulabiliyor. Alzheimer de kanser gibi. Erken tanı son derece ehemmiyetli. Rehabilitasyon imkânları bakımından son derece ehemmiyetli. Erken tanı için 55-60 yaşından sonra senede bir kere kalp check-up’ı gibi beyin check-up’ı yaptırılmalı. Hafıza testlerine girilmeli. Bu testlerde yavaşlama tespit edilirse erken teşhis sağlanabilir. Mukadderatçı olmaktan çıkıp hastalıklara karşı farkındalık çoğalırsa erken tanı mevzubahisi olabilir. Eğitim beyni çalıştırır, kuvvetlendirir. Eğitim görmemek beyni geri vazgeçer.”

Alzheimer ve bunalım karıştırılabiliyor

Alzheimer’la yalnızca unutkanlığın değil, başka hastalık ve vaziyetlerin de ortaya çıktığını belirten Prof.Dr. Tanrıdağ, “Çeşit çeşit unutkanlık vardır. Unutkanlığın ortaya çıktığı yaş ehemmiyetli. Unutkanlık yakın zamanda olan şeyleri beyin andırmadığı zaman riskli oluyor. Alzheimer ve demans yalnızca unutkanlıkla olmuyor. Kıskançlık oluyor, kuşkuculuk oluyor. Alzheimer’da yalnızca unutkanlık oluyor diye bir kaide yok. En sık tesadüfülen bunalım. Hekimler Alzheimer başlangıcıyla bunalım başlangıcını sık sık karıştırıyorlar. Bu da gittiğiniz hekime göre değişiyor. Unutkanlık sebebiyle psikiyatristte gittiğiniz zaman bunalım rehabilitasyonuna başlıyor” biçiminde konuştu.

Diyabet unutkanlığı tetikliyor

Şeker hastalığının Alzheimer’da bir tehlike etmeni olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tanrıdağ, “Diyabet unutkanlığı artırır. Diyabet hastalarının kesinlikle unutkanlık testlerine girmeleri gerekir. Beyin sağlık kurumunda şöyle bir analiz yapıyoruz: Beyin Check-up’ı. Beyninizin MR’ını çektiriyorsunuz. Sonra unutkanlık testine giriyorsunuz. Sonra da beyninizin elektrosuna sürükletiyorsunuz. Üçü de aynı şeyi gösteriyorsa riskli demektir” ifadelerini kullandı.

Alzheimer hastalık demans ise neticedir

“Demans” sözcüğünün bir hastalık ismi olmadığını, bir hayli hastalığın yol açtığı ortak bir netice olduğunu kaydolan Prof. Dr. Tanrıdağ, şunları söyledi:

“Alzheimer bir hastalık, demans ise bir neticedir. Her Alzheimer bir demanstır ama her demans bir Alzheimer değildir. Demansın üç ana özelliği vardır: Unutkanlık, dikkat azlığı, konuşmada meseleler ve beyin hünerlerinde eksilme. İkincisi tutumlarda bozukluk veya anormallik. Üçüncüsü de yevmiye yaşamda sürdürdüğümüz alışkanlıkların bozulması. Bir insanda 50 yaşından sonra yavaş yavaş bu bulgular başlayıp yavaş seyirle ilerliyorsa büyük olasılık demans olabilir. Demansa yol açan hastalıklar var. En çok yol açan ise Alzheimer. Alzheimer hastalığının genlerle alakası var.”

Yakın yarıyılda yaşanılanları unutuyorsanız dikkat

Basmakalıp unutkanlığın herkeste görülen bir gidişat olmasına karşın demansta en ehemmiyetli özelliğin yakın yarıyılda olmuş hadiseleri beynin kayıt etmemesi, hiç yaşanmamış gibi davranılması olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tanrıdağ, “Şayet yarım saat evvel reelleşmiş bir vakayı unutuyor yaşanmamış gibi davranıyorsanız hiç beklemeden hekime gitmek gerekir. Demansı yasaklayacak bir eğitim ya da temkin yok. Hastalığın ortaya çıkmasını süratlendiren etmenler var. Şeker hastalığı, tansiyon, kolestrol hastalığı süratlendiriyor. Kafa travması geçirenler de tehlike altında olabiliyor” dedi.

İlaç rehabilitasyonunda kumpaslı kullanım ehemmiyetli

Alzheimer ve demans rehabilitasyonunda kullanılan ilaçların kesinlikle hekimin nasihat ettiği biçimde kullanılmasının ehemmiyetini vurgulayan Prof. Dr. Tanrıdağ, “İlaçlara karşı çıkmak son derece absürt. İlaçların hiçbir hasarı yok, ilaçlara karşı çıkmak hastayı rehabilitasyonsuz vazgeçmek anlamına geliyor. Yeryüzünde Alzheimer için 4-5 ilaç var. Mevcut ilaçlardan hastaya emin uygun dozda verilmesi gerekir. Bu ilaçlar 24 yıl evvel çıktı ve bu ilaçların kullanılması gerekiyor. Takip ettiğim hastalarda bu ilaçların kullanılmasıyla hastalığın ilerleme sürati yavaşlayabiliyor. Hastalığın ortadan kalkması veya tamamen rehabilitasyon edilmesi mevzubahisi değil. Bu surattan ilaçların verilmesi daha da ehemmiyet kazanıyor. 6 aylık süreçlerde yaptığımız hakimiyetlerde, yaptığımız testlerde ilaç kullanan ve kullanmayan hastalar arasında ehemmiyetli farklar ortaya çıkıyor. İlaç rehabilitasyonu yarım vazgeçilmemelidir” biçiminde nasihatler verdi.

Alzheimer bayanlarda daha sık görülüyor

Alzheimer bayanlarda daha sık görülüyor

Unutkanlık, hepimizin zaman zaman yaşadığı bir mesele… Ancak unuttuklarımızı andırmanız uzun sürmez. Çoğu stresli iş civarı, bitkinlik gibi etkenlerden kaynaklanan unutkanlıklar ya bu kadar kolay orijinli değilse ve günlük yaşamımızı etkilemeye başladıysa? Medicana International Ankara Sağlık Kurumu Nöroloji Uzmanı Dr. Songül Turğut, yaş ilerledikçe şahıslarda unutkanlıkla ortaya çıkan Alzheimer hastalığının, seyrek de olsa daha erken yaşlarda görülebildiğini belirtti. Ancak her unutkanlığın Alzheimer olmadığına işaret eden Turğut, hastalığın muayene evveli esas kabul edilen bulguları hakkında bilgi verdi. Buna göre; unutkanlığınız besbellileşerek şahsiyetinizi değiştirmeye başladıysa ve etrafınızı yargılama noktasına geldiyseniz dikkat…

Alzheimer bulgusu

Dünyada 20 milyondan fazla ve ülkemizde de 300 bin ortamında Alzheimer hastası olduğuna işaret eden Uzm. Dr. Turğut, “Ne yazık ki bu sayıların arttığını kolluyoruz. Bayanlarda erkeklerden daha çok görülüyor. Yapılan çalışmalar, 65 yaş üzerinde 15 bireyden, 80-85 yaşın üzerinde ise her 2 bireyden birinde görüldüğünü ortaya koyuyor” dedi. Dr. Turğut, şunları ifade etti:

“Esas 10 bulgusu mevcut: Günlük hayatı etkileyecek derecede unutkanlık, günlük işlerini yapamama, kelime bulmada güçlük; tarih ve yol unutma; karar verememe, hesap yapmada kasvet, pratik düşünmede zorlanma, eşyalarının yerini karıştırma, tutum farklılığı, karakter farklılığı ve insanları yargılama, mesullükten kaçma. Baştaki kısa süreli unutkanlıklar, zamanla hastanın günlük işlerini aksatma noktasına kazanç. Hasta sorduğu şeyleri tekerrür sorar, yakınlarını tanıyamaz. Bu gidişatta psikolojik meseleler ortaya çıkar: İçine kapanır; konuşma, yürüme, tuvalete gitme gibi hayatsal etkinliklerini yerine getiremez.Beyin MR ve kan muayeneleri ile değişik hastalıklardan ayırt edilmeye çalışılır.”

Dr. Songül Turğut, ihtiyat olarak zekasal egzersizlerden uzak kalmamanın; yeni hobilerin, arkadaşlarla daha sık biraraya gelmenin, sarih havada yürüyüşün ve kitap okuma sıklığının artırılabileceğini söyledi.

Erken tanı ehemmiyetli

Hastalığın kesin rehabilitasyonu olmadığını ancak erken tanı ile uygulanacak ilaç rehabilitasyonunun ilerlemeyi yavaşlatabildiğini kaydolan Uzm. Dr. Turğut, hasta ve yakınlarına ise şu tekliflerde bulundu: “Hastanın hislerinin paylaşılması, ona cesaret ve güven verilmesi çok ehemmiyetli. Hastanın hobileri kısıtlanmamalı. Hastalarımız da günlük yaşamlarını basitleştirmek için yapılacak işleri anekdot alabilir. Ancak vasıta kullanmalarını önermiyoruz. Alzheimer yalnızca bireyin kendisi için değil ailesi için de çok güç. Bu sebeple hastalıkla yaşamaya alışmak gerekiyor. Alışma ve başetme mevzusunda profesyonel takviye alınabilir.”

Kafa travmalarının hepsi beyni derinden etkiliyor

Kafa travmalarının hepsi beyni derinden etkiliyor

Beynin kimlik uzvumuz olduğunu belirterek beyin sıhhatinin ehemmiyetine işaret eden Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, “Eğitim seviyeyi düşüklüğü, bilmemek, bunalıma girmek, uyuşturucu ve içki kullanmak beyin sıhhatini tehdit ediyor” ihtarında da bulunuyor.

Beyin kimlik uzvumuzdur

“Beyin düşünce ve tavır uzvumuz olarak yaşamımız için vereceğimiz kararları, bilmemizi ve bildiklerimizi uygulamamızı sağlayan, bu yolla yaşamımızın niteliğini tanımlayan uzuvdur” diyen Tanrıdağ, “Doğruyu yanlıştan, iyiyi makûstan, hoşu çirkinden beynimiz yoluyla ayırırız. Beyin kimlik uzvumuzdur. Kim olduğumuzun beyin sıhhati yoluyla farkında olabiliriz” diye konuştu.

Motosiklet kullanırken kesinlikle kask takın

Beyin sıhhatini tehdit eden etkenler içinde ilk sırada kafa travmalarının bulunduğunu belirten Prof. Dr. Tanrıdağ, “Her kafa travması beyin sıhhati için bir risktir. Bu sebeple kafa travmalarından korunmak, motosiklet kullanırken kask takmak, boks gibi aktiviteleden uzak durmak, beyin damarları hasta olduran sıhhatsiz gıdaları kısıtlamak gerekir. Eğitim seviyeyi düşüklüğü, bilmemek, bunalıma girmek, uyuşturucu ve içki kullanmak beyin sıhhatini tehdit eden etmenlerdir” ihtarında bulundu.

Beyin sıhhati için bu tekliflere kulak verilmeli

Tanrıdağ, Alzheimer’da hayat stilinin ehemmiyetini vurgulayarak hastalığı önlemeye ait ehemmiyetli önerilerde de bulundu. Prof. Dr. Tanrıdağ, nasihatlerini şöyle sıraladı:

– Hastalıkla alakalı efsanelere inanmayın.

– Yalnız yaşamayın, konuta kapanmayın.

– Hep aynı işlerle uğraşmayın, yeni şeyler deneyin.

– Yaşınızın insanı olmayın. Statünüzden sıyrılın.

– Dünyanın merkezinde oturmaktan bırakın.

– Mananızdan evvel duygularınıza güvenin.

– Hakimiyetli açlık öneri ediliyor.

– Seçenek tıbbın bu mevzuda yapacağı bir şey yok.

– Bulmaca çözecekseniz sudokuyu seçim edin.

– Nefret duygusundan uzak durun, pozitif düşünün.

– Çocukluğunuzun ve gençliğinizin mekanlarına gidin.

– Müzik dinleyin, muhtemelse şarkı söyleyin.

– Sabahları ilk işiniz gazete okumak olmasın.

– TV’de uzun haber ve müzakere programlarından uzak durun.

– Kumpaslı cinsel hayat beyni uyarıyor.

Erken teşhis ehemmiyetli

Beyin sıhhatini gözetmek için erken teşhisin ehemmiyetine vurgu yapan Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, özellikle Alzheimer gibi hastalığının başlangıç bulgularının basitlikle yanlış açıklanabildiğine dikkat çekti. Alzheimer hastalığının yaşa bağlı zekâ bitkinliği ve ihmalkârsızlık, bunalım, tiroid, hastalığı, B12 vitamini beceriksizliği gibi gidişatlarla karşılaşılabildiğini ifade eden Tanrıdağ, “Erken tanısı mevzusunda yaygınlaşmış bir uygulama yoktur. Buna karşılık, erken tanısı mevzusunda alıngan beyin check-up analizlerinin önerilmesi ise çok enderdir. Hastalıktan korunma ve ilerleme süratini yavaşlatma istikametlerinden beyni gözeten hayat stili tekliflerinin yerine getirilmesi çok ehemmiyetlidir” ihtarında bulundu.

Çok televizyon izlemek beyni öldürüyor

Çok televizyon izlemek beyni öldürüyor

Amerika Birleşik Devletleri Califaronia’da yapılan bir araştırma her gün 4 saat ve daha fazla televizyon izlemenin Alzheimer tehlikesini artırdığını ortaya çıkardı. San Fransisco’da bulunan Kuzey California Araştırma ve Eğitim Enstitüsü’nün yaptığı ve Alzheimer Derneği’nin Konferansı’nda söylenen neticelere göre hareketsiz hayat öğrenişsel marifetleri makûs etkiliyor ve gününü 4 saatten fazla televizyon izleyerek geçiren insanlarda bunama tehlikesini artırıyor. Araştırma için bir grup insan genç erişkinlik çağlarından itibaren 25 sene süresince izlendi. California Üniversitesi’nde psikiyatri, nöroloji ve epidemoloji profesörü olan Kristine Yaffe, araştırmanın özellikle gençler ve çocuklar için çok ehemmiyet taşıdığını belirtiyor ve dikkate almaları gerektiğini söylüyor.

Daha hareketli bir hayat

Yaffe’ye göre yalnızca televizyon ve egzersiz yapmayan insanlar değil, elektronik aletlere bağımlı yaşayan insanlar da tehlike altında. Fakat Kristine Yaffe’ye göre bu aynı zamanda iyi bir haber. Bilimadamları senelerdir Alzheimer hastalığının rehabilitasyonunu ve nasıl önleyebileceklerini inceliyordu. Bu araştırma neticesine göre daha hareketli bir hayat sürerek insanlar Alzheimer tehlikesini eksiltebilir. Eş bir netice bunama hastaları için de daha evvel bir hayli araştırmada yer almıştı. Egzersizin bunamayı önlüyor ve Alzheimer hastalığı tehlikesini eksiltiyor.

Koku alamamak Alzheimer bulgusu

Koku alamamak Alzheimer bulgusu

Anadolu Ajansının haberine göre, yapılan söylemede “Unutkanlık veya bunama hastalığı sınan Alzheimer’ın başlangıcında ilk kaybolan şey koku duyusudur. Koku kaybı yaşayan bireyler kesinlikle hekime görünmelidir” ifadesi yer aldı.

Uludağ Üniversitesi UÜ Tıp Fakültesi Nöroşirürji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. SelçukYılmazlar, koku alamamanın grip, nezle gibi rahatsızlıkların yanı gizeme bazı ciddi hastalıkların da bulgusu olabileceğini söyledi.

Alzheimer başlangıcında ilk kaybolan şey koku duyusu

Yaş ilerledikçe koku alma duyusunun zayıfladığını dile getiren Yılmazlar, “Mesela demans hastalarında başka bir deyişle unutkanlık ya da bunama hastalığı dediğimiz gidişatta veya Alzheimer’ın başlangıcında ilk kaybolan şey koku duyusudur. Koku, böyle ehemmiyetli bir şeydir. İnsanların koku sezip sezmemelerine göre bir demans ya da bir unutkanlık, Alzheimer başlangıcı olup olmadığı emin olabiliyor” diye konuştu.

Kokunun, belleğin bileşeni, parçası olması bakımından çok ehemmiyetli bir duyu olduğuna işaret eden Yılmazlar, “Beynin ön bölgesinde yerleşmiş urlarda koku duygusu kayıpları mevzubahisi olabiliyor. Bu koku kaybı, unutkanlık hastalığı veya Alzheimer hastalığının da lider belirtisiolabilir. Bu gidişatta kesinlikle nörologlardan dayanak alınmalıdır” biçiminde konuştu.

Yılmazlar, özellikle Alzheimer hastalarının koku duyusunun azaldığından yakındığını ve koku alamadıkları için rahatsızlık sezdiklerini bildirdi.

Koku alamamanın sebebi nedir

Burun deliklerini tetkik ederek koku alınmamasının sebebini tanımlamaya çalıştıklarını anlatan Yılmazlar, “Bu, grip orijinli bir şey olabileceği gibi daha da ağır neticelere yol kalemtıraş ur gibi bir hastalık da olabilir. Beynimizin orta kısmında yer alan tam hormonal sistemi hakimiyet eden bir bölge var. Burası hipofiz bezidir. Burada hipofiz bezi urları ortaya çıkabiliyor. Koku alma duyusunun kaybolması bu sebeple oluşabilir” diye konuştu.

Yılmazlar, koku duyusunun iyice eksilmesi ya da yitirilmesi vaziyetinde kesinlikle hekime müracaat etilmesi, mevzuyla alakalı testlerin yaptırılması gerektiğini vurguladı.

Alzeimerdan havuç suyu ile korunun

Alzeimerdan havuç suyu ile korunun

Son senelerin çağdaş hastalıklarından sayabilecek Alzheimer’ın Alman hekim Alzheimer tarafından ilk kez bir bayan hastası sayesinde ortaya çıktığını anımsatan Dr. Coşkun, bu hastalığın günümüzde maliyeti azami hastalıkları arasında kalp ve kanserden sonra üçüncü sırada yer aldığını belirtti.

Alzheimer hastalığının 65 yaş üzerindeki fertlerde yüzde 5 ila yüzde 10 oranında görüldüğüne dikkat sürükleyen Coşkun, bu oranın 65 yaşından sonra gelen her 5 senede ikiye direnerek çoğaldığını söyledi.Dr. Coşkun, en ehemmiyetli bulgusunun günlük hayatta işlevlerini etkileyecek seviyede hafıza kaybı olduğunu vurgulayarak, “Alzheimer hastaları, günlük hayat işlevlerini yerine getirmekte güçlük sürüklerler. Bu hastalar bir vakit sonra kolay sözcükleri bile uslarına getirmekte güçlük yaşamaya başlarken, şahsiyet farklılıkları gösterme ve alışılagelmiş işlerinden ve mesullüklerinden kaçma gibi meyillerde görülür. Genel olarak düşünme yeteneğinde eforluk, zaman ve mekanları karıştırma, karar vermekte eforluk sürükleme gibi vaziyetler Alzheimer’in en keskin hastalık bulgularının başında gelmektedir” diye konuştu.

Zeytinyağı ilave edilerek akşam uyumadan evvel için

Dr. Ömer Coşkun, taze bunalmış bir kadeh havuç suyunun içine bir tatlı kaşığı zeytinyağı ilave edilerek akşam uyumadan evvel içilmesi gerektiğini belirtti. Dr. Ömer Coşkun, “Bu yöntemin unutkanlığın çözümü için birebir. İkinci nasihatim ise ceviz. Cevizin beyin sıhhati açısından takdire şayan bir yeri var. Haftada en az 2-3 kere kabuklu ceviz yemek belleği güçlendirecektir” dedi.

Sosyal ilişkiler alzheimer tehlikesini eksiltiyor

Sosyal ilişkiler alzheimer tehlikesini eksiltiyor

Erciyes Üniversitesi ERÜ Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Abonesi Prof. Dr. Emel Köseoğlu, “Sosyal ilişkiler beyni çalıştırıyor. İyi kurulan sosyal ilişkiler alzheimer tehlikesini eksiltiyor” dedi.

Anadolu Ajansının haberine göre, Türkiye Alzheimer Derneği Kayseri Şube Başkanlığı vazifesini de yürüten Köseoğlu, yaptığı söylemede, alzheimer hastalığına hayat şekli, etraf şartları, genetik etmenler ve beslenme gibi pek çok etmenin tesir ettiğini söyledi.

Vejetaryen perhizleri de alzheimerı tetikliyor

Köseoğlu, şeker ve kalp hastalarının, felç geçiren bireylerin ileriki yaşlarda alzheimera tutulma tehlikesinin daha fazla olduğunu belirtti. Sıkı vejetaryen perhizi yaparak tamamen nebatsal besinlerle beslenenlerde de alzheimera yatkınlık görüldüğünü anlatan Köseoğlu, B12 beceriksizliği çoğaldığı için bu vitaminin yaşlılara yardım edilmesi gerektiğini kaydoldu.

Köseoğlu, beslenmenin yanı gizeme eğitim seviyesinin de hastalığın seyrini etkilediğine dikkati sürükleyerek, şöyle konuştu:

“Beynimizde 1 milyar asap hücresi var ve bunlar birbirleriyle iletişim yapıyor. Ehemmiyetli olan asap hücrelerinin aşırılığı değil bunların birbirleriyle yaptıkları iletişimler. Bir asap hücresi bin tane değişik asap hücresiyle iletişim kuruyor. Bu iletişim için beyni zorlamak gerekiyor. Beyin zorlanırsa, işletilirse iletişimler daha zengin oluyor. Öğrenişsel etkinlikler daha da çoğalıyor. Bu sebeple eğitim seviyeyi yüksek olan bireylerin hücreler arası iletişimi fazla olduğu için alzheimer başlasa dahi bu bireyleri çok etkilemiyor. Hastalarda gözlemliyoruz, eğitim seviyeyi yüksek olanların hastalıkları daha yavaş seyirli oluyor. Düşük eğitim seviyeyi olanlar beyinlerini zorlamadıkları için hastalık daha fazla görülüyor.”

‘Sohbet edin’

Yaşı ilerlese de bireylerin her zaman faal olmaya ve bilmeye devam etmesi gerektiğini vurgulayan Köseoğlu, “Yaşlılar, ‘Yaşlandık artık, bu yaştan sonra bir şey bilemeyiz’ görüşüden sıyrılmalı. Sosyal ilişkiler beyni çalıştırıyor. Birine bir şey anlatırken belleğimizi kullanıyoruz, sohbet etmek ise dil işlevlerimizi canlı yakalıyor. İyi kurulan sosyal ilişkiler alzheimer tehlikesini eksiltiyor. Hastalığa tutulmadan evvel de hastalık belirdiğinde de sosyal ilişkiler canlı yakalanmalı” diye konuştu.

Köseoğlu, hastalık ilerlediğinde alzheimer hastalarının hiçbir işini tek başına yapamadığını belirterek, hastaların zamanla yatağa bağımlı hale geldiğini söyledi.

Hastalara bakan yakınlarının da büyük kasvet sürüklediğini ifade eden Köseoğlu, “Bu hastalarla restleşmeden, dikleşmeden uyuşmak gerekli. Hasta yakınının yükünü rahatlatmak gerekiyor. Aynı zamanda bu hastalara yer farklılığı da iyi gelmiyor. Alzheimerlı hastaya bakan birey, kavrayışlı, şefkatli davranmalı. Onun hastalandığını öğrenerek yanaşmalı” ifadelerini kullandı.

Alzheimer’a karşı ilk ilaç üretildi

Alzheimer'a karşı ilk ilaç üretildi

Bilim insanları, evvelki gün ilk defa Kanada’daki bir beynelmilel konferansta tanıtılan ilacın Alzheimer hastalarının beyinlerinin zarar görmesini durdurduğunu duyurdu.

Adı LMTX olarak tanımlanan ilacın, günde iki defa alındığı takdirde bazı hastalarda beyin hücrelerinin zarar görmesini 18 ay süresince durduruğu söylendi. Keşif, Alzheimer hastalığının rehabilitasyonu mevzusunda umutları artırırken, mevzubahisi ilacın yakında tüm hastalara verilebileceği gündeme geldi.

Yan tesiri çıkmadı

Uzmanlar, LMTX ilacının, demans rehabilitasyonunda kullanılan öbür ilaçlarla beraber kullanılmaması mevzusunda hem fikir. İlacı sınayan hastalar da günlük yaşamlarında hiçbir yan tesirinin olmadığını korunuyor.

Page 1 of 41 2 3 4