Baş sızısına karşı natürel rehabilitasyon usulleri

Baş sızısına karşı natürel rehabilitasyon usulleri

Baş sızısı rehabilitasyonunda ilaçlar büyük yer kaplıyor. Migren gibi seneler süren kronik bir rahatsızlıkta uzun süreli ilaç kullanımı bedende özellikle karaciğerde ciddi yan tesirlere neden oluyor. Uzmanlar, bu surattan baş sızısı rehabilitasyonunda seçenek, özellikle de natürel yolların seçim edilmesi gerektiğini söylüyor.

Fizik Rehabilitasyon ve Rehabilitasyon Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Gamze Şenbursa, baş sızısı için manuel terapi ve refleks terapiyi öneriyor.

Rehabilitasyon şekli seçilirken baş sızısının tipi ve altta uyuyan sebebin göz önünde bulundurulmasını isteyen Yrd. Doç. Dr. Gamze Şenbursa, manuel terapi ve refleks terapinin baş sızısı problemlerinde kullanımıyla alakalı bilgi verdi.

Baş sızısı çeşitleri ve sebepleri

Baş sızılarının rehabilitasyonunda sızının çeşidini ve tipini kavramak ehemmiyetlidir. Şahsiyeti tanımlanan sızının rehabilitasyonu daha basit olur. Muayenehane olarak 5 adet baş sızısı türü sınıflandırılmıştır.

Bunlar;

– Gerilim tipi baş sızısı

– Migren baş sızısı

– Sinüs baş sızısı

– Küme tipi baş sızısı

– Kronik günlük baş sızısıdır.

Gerilim tipi baş sızısı erişkinlerde en sık görülen baş sızısıdır. Toplam baş sızıların %78’ini oluşturuyor. Bant biçimindedir. Sızıyı sürükleyenler tarafından gerginlik, sıkışma hissi olarak belirlenir. Başın her iki yanında veya tek taraflı olabilir. Başlangıç yeri genellikle ense köküdür ve başın arttan öne doğru ilerler. Gerilim tipi baş sızısının en tipik sebebi boyun, omuz, çene ve kürek kemiği etrafındaki gerginliklerdir. Sızı stres, öfkelenme veya bitkinlikle çoğalır.

Migren tipi baş sızısı genellikle tek taraflıdır. Sızı hücumlar halinde kazanç. Bazen saatler bazen de haftalarca sürebilir. Migren tanısı konan bireylerin %94’ünde hücumlar görülür. Sızının tipi yoğun, zonklama biçimindedir. Bazı insanlarda gözde ışık parlamaları, ışığa hassasiyet de görülebilir. Dünya Sağlık Teşkilatı migreni hayat boyu mani özür teşkil eden hastalık grubuna dâhil etmiştir ve 19. sıradadır.

Gerilim tipi baş sızısına manuel migrene refleks terapi

Gerilim tipi baş sızısında sızının kaynağı baş ve boyun bölgesindeki gerginlikler, yaralanmalardır. Bu bölgelerden gelen sinyaller sızıya neden olmaktadır. Manuel terapi uygulamalarıyla boyundaki yaralanma bölgesine iyileşmeyi süratlendiren ihtarlar verilmektedir. Doku gerginlikleri eksiltilmekte ve eklem hareketindeki kısıtlanmalar mobilizasyonlarla giderilmektedir. Sızıya neden olan doku sinyalleri ortadan kalktığında baş sızısı da ortadan kalkar.

Migren tipi baş sızısının sebebi ise stres, anksiyete veya hormonaldir. İspanya’da geliştirilen refleks terapi usulü ise migren rehabilitasyonu için idealdir. Rehabilitasyon programı içinde bulunan hormonal ve asap sistemine ait noktalar uyarılır. Doğru ihtar ise sistemin çalışmasını dengeler. Migrene neden olan sistem bozukluğu balansa erişince sızı otomatik olarak ortadan kalkar.

Sayılarla baş sızısı

– Dünya popülasyonunun %90’ı yaşamlarının bir yarıyılında baş sızısından davacı.

– Hücumlar halinde gelen baş sızıların oranı %75.

– İnsanların %50’si ciddi derecede baş sızısı sürüklüyor.

– İnsanların %12’sinde migren tanısı var ve %4’ü günlük hayatta rutin olarak baş sızısı sürüklüyor. Bunlar yalnızca kayıtlara geçen sayılardır.

Migren bütün bir baş sızısı

Migren bütün bir baş sızısı

Her 5 bayandan biri ve her 10 erkekten birinde migren rahatsızlığı görülür. Migren bütün bir baş sızısı sebebi olmakla beraber, mide bulantısı, konuşma eforlukları ve geçici de olsa görme problemlerine de yol açıyor. Predrom, aura, saldırı ve postdrom olarak dört aşamadan oluşan migreni tetikleyen unsurlar vardır. Sıcaklık, yüksek nem oranı, stres, açlık, ağır kokular, lodos, mevsimsel farklılıklar, titreyen rastgele bir ışık, sigara dumanı, sıhhatsiz beslenme, öğün sıçrama, adet yarıyılı ve doğum hakimiyet hapları migreni tetikleyen unsurlar arasında yer almaktadır. Her türlü kafein kapsayan meşrubatlar ve yiyecekler, salam, sucuk, çerez cinsi yiyecekler ve çikolata da migreni tetikleyen yiyecekler olarak gösterilebilir.

Migren hamlelerinden kurtulmak için ne yapmalıyım

– Hamlelerinden kurtulmak öncelikle stresten uzak durun. Gerekiyorsa bir uzmandan destek alın.

– Kumpaslı egzersiz yapın hem fiziksel hem de zekâsal rahatsızlıkların önüne geçin.

– Ne uykusuz kalın ne de uyku için çok fazla müddet çalın yaşamınızdan. Bireye bağlı olarak günde 6-8 saat uyku nasihat edilmektedir.

– Lodoslu havalar migren hücumlarını tetikleyen etkenler arasında yer aldığından dolayı, muhtemelse lodoslu havalarda dışarı çıkmamanız önerilir.

– Sıhhatsiz atıştırmalıklardan uzak durun ve öğün sıçramamaya çalışın.

– Apaçık kokuların ve parlak ışıkların yoğun olduğu etraflardan, özellikle yüksek sesten uzak durun.

Migrene iyi gelen yiyecekler “Bol bol su için!”

Hemen hemen her yerde karşılaştığınız sıhhatli sloganlardan biridir. Her tasaya şifa olan suyun migreni de önleyici tesire sahip olduğunun altını çizmekte fayda var. Bedenimizin susuz kalması, başımızda dayanılmaz sızılara sebebiyet verebilir. Bu sebeple özellikle stresin yaşandığı ve migrenin kapımızı çalacağı anlarda günde 2-3 litre su harcamaya itina gösterin.

İkinci sloganımız “Sıhhatli Beslenin!”

Unutmayın, baş sızısı ile savaşmanın bir yolu da kalsiyum ve magnezyum bakımından zengin besinlerden geçiyor. Bunun için de ıspanak, lahana gibi koyu yeşil yapraklı sebzelere market listenizin en üst sıralarında yer verin. Bununla beraber, magnezyum kapsayan deniz ve soya mahsullerine, sarımsak ve yulaf ezmesine de mutfağınızda yer açın.

Acı severlere hoş haber

Bilimsel bilgilere göre acı biber harcamak beyin işlevlerine iyi kazançken, asap sistemini de hafifletiyor. Bu nedenden dolayı da kesin bir bilimsel yargı olmasa da acı biberin migrene iyi geldiğini söyleyebiliriz.

Serotonin harcayın

İşte size öğrenilen bir asıl daha serotonin hormonu seviyesi düşüşe geçtiğinde migren saldırıları geçirme tehlikeyi de çoğalıyor. Bu sebeple, serotonin zengini kabuklu yemişler badem ve cevizi, süt, susam ve kepekli hububatları bol bol harcıyoruz.

Hangi cins migrene sahip olduğunuzu öğrenmek, rahatsızlığınızın semptomlarını daha iyi idareyebilmenizi sağlar.

Sizin migreniniz hangi cins

Hemiplejik Migren

Erişkinlere oranla çocuklarda daha sık görülen bu migren cinsi kronik, nöbetler halinde kendini gösterir. Bu migren cinsinin tanısında en ehemmiyetli ayrıntı, emin bir bölgeyi içeren felç gidişatıdır ve migrenin şiddetine bağlı olarak 15 dakika ile 1 saat arasında devam edebilir.

Hemiplejik migrende oluşan baş sızısı, inme beyin krizi ile enzer olabileceğinden, hemen bir hekime danışılması yararlı olacaktır.

Auralı Migren

Migrenin evvelinde veya asıllaştığı sırada yüzde ve ellerde oluşan karıncalanma gözde ışık aşırılığı yaradılışının sonrasında gelen migren sızısına eşlik etmesidir. Klasik migrende oluşan yoğun baş sızısı, ışığa ve sese hassasiyet ve bulantı bulguları görülür, evvelinde de duygusal bozukluklar ve geçici olarak görme problemleri kendini gösterir.

Muhtelif ilaçlarla aurasız migren rahatsızlığında olduğu gibi eş rehabilitasyon biçimi uygulanır.

Abdominal Migren

Çoğunlukla çocuklarda, seyrek de olsa erişkinlerde görülen ve baş sızısına da neden olabilen şiddetli karın sızıları kapsar. Klasik bir migren rahatsızlığında olduğu gibi şiddetli baş sızısı kapsamamakla beraber kendini yineleyen şiddetli bulantı ve kusma saldırıları görülebilir. Teşhis konulduktan sonra beta-blokerleri ve antidepresanlar gibi migrenler için kullanılan ilaçlarla rehabilitasyon edilebilir.

Menstrüel Migren

Bayanların baş sızısı olarak öğrenilmesinin sebebi erkeklere oranla bayanlarda 3 kat daha fazla görülmesinden kaynaklanıyor. Saldırıların özellikle adet yarıyıllarında şiddetli migren saldırıları biçiminde görülmesi nedeniyle menstrüel migren ismini almıştır. Genel olarak adet evveli başlayan sızılar birkaç gün de sürebilir ve birliktesi ruhsal metamorfoz, kramplar oluşur. Oluşan sızılar için gözetici rehabilitasyonlar ve hormon tertip ediciler uygulanır.

Göz Migreni Oküler Migren

Geçici spazma bağlı olarak gözü besleyen damarlarda oluşur ve semptomları genellikle geçici ve sızısızdır. Retinal ve oftalmoplejik olarak iki değişik cinse sahiptir.

Retinal migren, tek bir gözde yineleyen görsel rahatsızlıktır ve geçicidir. Semptomları takribî 30 dakika sürer.

Oftalmoplejik migren ise, daha ender görülür ve göz hareketlerini hakimiyet eden asapların felcine bağlı olarak görme kısıtlılığı ve bozukluğu, göz kapağı düşüklüğü, şaşılık, göz bebeğinde sihrime bulgularıyla kendini gösterir.

Korkutan bir migren cinsi olsa da genelde hasarsızdır ve 30 dakika içerisinde hiçbir ilaç desteği almadan kendiliğindene düzelir. Muhtemelse öğünlerinizi sıçramamalı, içkiden uzak durmalı, stres ve uyku problemi gibi migreni etkileyen etmenlerden sakınılmalıdır.

Vestibüler Migren Baş Sızılı Vertigo

Migren ne yazık ki ülkemizde iyi tanınan bir rahatsızlık olmadığından hastalar ilk etapta kendilerini sinüzit varsayırlar. Baş sızısı ile ya da baş sızısı yaşanmaksızın oluşan vertigo ve birliktesi büyüyen belirtilerin izlemlendiği krizler halinde gelen bu saldırıların tanısı hekimler tarafından çok güç konulabilir.

Çoğunlukla gençlerde ve orta yaş bayanlarda, adet yarıyıllarına tesadüfen krizler görülür. Likeni bozukluğu, baş dönmesi, ışık ve ses hassasiyeti oluşabilir. Bazı hastalarda baygınlık derecesine varan ciddi baş dönmeleri de yaşanabilir.

Vestibüler migrende kesin bir rehabilitasyon alternatifi yoktur. Migreni tetikleyici faktörlerden uzak durmaya başlayarak rehabilitasyon için ilk adımı atmış olursunuz. Kafeinli meşrubatlar, çikolata, tuz, uyku kumpassızlığı, parlak ışık, fazla hengameli civarlar, yoğun koku ve stresten uzak durulmalıdır.

Kronik Migren

15 gün veya daha fazla süren migren cinsidir. Çoğu insan bu sızılı saldırılardan ayda bir ya da iki defa geçirebilir ancak bu vaziyet klasik yaşamlarını sürdürebilmelerine mani değildir. Migren rahatsızlığının kronik hale dönüşmesinde fazla ilaç kullanımının rolü büyüktür.

Kronik migren rehabilitasyonlarının arasında ilacın yanında akupunktur ve botoks yer alır.

Beyinden çıkan asapların sıkışması neticeyi ortaya çıkan migren sızılarında kaşlar arasındaki ve şakaklardaki noktalara uygulanan botoks tesirlidir ancak ne yazık ki her migren tipine tesir etmez.

Tesiri takribî 6 ay süren botoksun tesiri bitince adaleleriniz çalışmaya devam edeceğinden migren sızılarınız da tekerrür başlayabilir.

Doc. Dr. Halit Yerebakan

özel içeriğidir.

Baş sızısıyla baş faktörün 10 yolu

Baş sızısıyla baş faktörün 10 yolu

Hangimiz zaman zaman baş sızısı yaşamıyoruz ki! Kimi zaman stresten, kimi zaman uykusuzluktan kimi zaman da az su içmek gibi yaptığımız kusurlu tavırlardan…

Genellikle hafif veya orta şiddette tüm baş bölgesinde ağırlık, gerginlik olarak sezilen gerilim tipi baş sızıları pek çoğumuzun hayat niteliğini negatif etkiliyor.

Ilık duş alın

Gün içinde gerilen adaleleri hafifletmek için ılık bir duş yapın. Ne çok sıcak ne de çok soğuk olmalı. Ilık duş adaleleri hafifleterek baş sızısından korunmazında dayanakçı olacaktır.

Dinlenin

Fazla bitkinlik de gerilim tipi baş sızısına neden oluyor. Bu surattan dinlenmek ya da istirahat etmek sızıyı önlemek için çok ehemmiyetli. Dinlenmeye geçildiğinde kan dolaşımı tertip etmeye başlıyor, böylece tüm uzuvlara, özellikle de beyne oksijen girişi çoğalıyor. Beyinde çoğalan oksijen girişi sızında gözetici tesir gösteriyor.

Bol bol su harcayın

Hayat kaynağımız olan su, kan dolaşımını basitleştiriyor ve bedene lüzumlu olan elektrolit ile minerallerin balansını sağlıyor ve baş sızılarında gözetici tesir yapıyor. Bu sebeple günde 2 litre su harcamak çok ehemmiyetli. İçki, kafein ve şeker tüketimini de eksiltmek kan dolaşımına gevşetiyor ve arak sızı yapıcı maddeleri uzaklaştırıyor.

Stresten uzak durun

Günlük hayat niteliğini bozan bunalım ve anksiyete gibi psikiyatrik bozukluklar baş sızısını tetikleyen ehemmiyetli faktörlerden. Yoğun stres altında olduğumuz yarıyıllarda çok kısa zamanlığına da olsa etraftan uzaklaşmak, kendimize zaman ayırmak stresten korunmamızı ve baş sızısından korunmamızı sağlayacaktır.

Soğuk /sıcak uygulaması yapın

Sıcak veya soğuk uygulaması özellikle gerilim tipi baş sızılarından kurtulma da çok işe yarıyor, gergin adaleleri hafifleterek baş sızısından kurtulmada dayanakçı oluyor. Sıcak uygulamayı ılık bir havluyla, soğuk uygulamayı ise bir beze minik buz torbalarıyla yapabilirsiniz. Şakak ya da boyun bölgesi üzerinde bir vakit tutun ardından 20 dakikada bir olmak üzere uygulamayı 3 kere yineleyin. Baş sızısından kurtulmanızda dayanakçı olacaktır.

Rahatlayın

Baş sızılarını önlemek için stresten uzak durmak ve muhtemelse rahatlayabilmek çok ehemmiyetli. Bunun için derin soluk alma, yoga, tavır terapileri ile akupunktur gibi rahatlama terapilerinden yararlanabilirsiniz. Hafiflemeyi muvaffak olduğunuzda beyninizdeki serotonin seviyeyi çoğalacak ve baş sızısından korunacaksınız.

Uyku kumpası çok ehemmiyetli

Nitelikli uyku sıhhatimiz için en az su içmek kadar nitelikli büyük ehemmiyet taşıyor. Özellikle uyku sırasında salgılanan melatonin hormonu, bedenimiz için oldukça yararlı. İyi bir uykunun başlıca miktarı ise sabah enerjik uyanmak ve gün içinde dinamik sezmek. Uyku kumpasınızı günde 6 saatten az, 10 saatten de fazla olmamak biçiminde tertip edin.

Duruşunuza dikkat edin

Yanış duruş adalelerin gerginliğini artırarak sıhhat açısından pek çok probleme yol açabilir. Adalelerin gerginliğini eksilmek ve baş sızılarını önlemek için doğru duruş çok ehemmiyetli. Bedeninizin dik olmasına dikkat etmelisiniz.

Öğün sıçramayın

Uzun süren açlık baş sızısını tetikleyebiliyor. Bu surattan öğün sıçramamak gerekiyor. Ara öğünlerle beraber günde 5-6 öğün beslenmeyi umursamama etmeyin.

Kumpaslı egzersiz yapın

Kumpaslı egzersiz demek baş sızılarının eksilmesi demek. Kumpaslı yapılan egzersiz mutluluk hormonunun salınmasını sağlıyor, kan dolaşımına tertip ediyor ve adaleleri rahatlatıyor.

Sinüzit ciddi hastalıklara yol açıyor

Sinüzit ciddi hastalıklara yol açıyor

Bugünlerde çok rakamda birey sinüzit şikayetinden kulak burun boğaz polikliniklerine müracaat etiyor. Güz ve kış aylarında viral enfeksiyonların ve hava lekeliliğinin çoğalması sebebiyle daha sık görülmeye başlanan sinüzit, burun etrafında yerleşen ve paranazal sinüsler olarak adlandırılan boşlukları döşeyen mukozada enfeksiyon oluşması olarak adlandırılıyor.

Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Yeliz Kantürk, özellikle alerjik bireylerde konut tozu, polen, hayvan tüyü gibi alerjenlerin tesiri ile çok daha basit sinüzit tablosu ortaya çıkabildiğini belirterek, alerji ve sinüzitin eş şikayetlere neden olmalarından dolayı çok karıştırılabildiğini söylüyor.

Her iki hastalık da uzun zamandır devam eden burun tıkanıklığı, akıntı ve soluk alma eforluğu ile izlerken, alerjik nezlede ise bu şikayetlere aksırma, burun kaşıntısı ve gözlerde sulanma eşlik ediyor. Buna rağmen her iki hastalığın da bir arada bulunabileceğine dikkat sürükleyen Dr. Kantürk, “Özellikle alerjik bireylerde alerjinin tesiri ile burun etlerinde sihrime ve burun mukozasındaki ödem sebebiyle sinüs ağızlarında blokaj oluşuyor ve sinüslerin havalanması bozuluyor. Havalanma bozulduktan sonra ise en küçük bir enfektif casusta sinüzit tablosu ortaya çıkıyor” diyor.

Çevresindeki kemikleri eritiyor

Alerjik bireylerde olmayanlara göre sinüzit daha mukavemetli oluyor ve bazen kronikleşebiliyor.

Sinüzit alerjik nezlesi olanların yanısıra özellikle burunda kıkırdak çarpıklığı, polip, et büyüklüğü ve burun mukozası hastalığı Kistik fibröz, kartegener sendorumu olanlarda daha fazla görülüyor. Akut ya da kronik sinüzitlerde en büyük riskin, bu enfeksiyonun çevresinde bulunduğu kemikleri eriterek gözde ve beyinde karmaşıklıklara yol açması olduğunu belirten Dr. Kantürk, “Göz çevresinde ve içinde enfeksiyon oluşması, âmâlık, menenjit, beyin damarlarında tıkanıklık, beyin çıbanları gibi hayati risklere neden olabilen hastalıklara yol açmaktadır” diyor.

Yapılan çalışmalar akut sinüzitin büyük çoğunluğunun, antibiyotik rehabilitasyonuna gerek kalmadan kendiliğinden iyileşebildiğini gösterirken, kendiliğinden iyileşemeyen, fazla baş sızısı yapan ve kronikleşmiş olgularda ise antibiyotik rehabilitasyonuna gerek dinleniyor. Antibiyotik rehabilitasyonunun en az 10-15 gün sürmesi gerekiyor. Dr. Kantürk aksi taktirde yalnızca enfeksiyonun baskılandığını, bütün bir iyileşme olmayacağını belirterek, antibiyotik rehabilitasyonuna ek olarak burun açıcı spreyler ve ödem giderici ilaçların da kullanılabileceğini söylüyor.

Sıcak buğu uygulayın, bol su için

Rehabilitasyonda en ehemmiyetli bir değişik unsur ise burun arınılması. Bu yıkamanın tuzlu sular ya da deniz suyuyla yapılması gerektiğini, bunun burunda akıntıların arınılması ve ödemin giderilmesini sağlayacağını ve rehabilitasyona çok takviyeci olacağını belirten Dr. Kantürk, sıcak buğu uygulamaları ve bol su içiminin de ehemmiyetini vurguluyor.

Dikkat edilmesi gereken çok ehemmiyetli unsurlar arasında, hastalanmamak için bağışıklığı güçlendirici gıdalar harcamak, sıhhatli ve balanslı beslenmek, sigara içmemek ve kuru civarlardan sakınmak da var. Buna rağmen millet arasında kullanılan acı kavun özünün alerjik tepkinler ile vefata dahi yol açabildiğini belirten Dr. Kantürk, acı kavun özünün netlikle kullanılmaması gerektiğinin altını çiziyor.

Sinüzit ve alerjisi birarada olan bireylerde alerji tabletleri ve burun spreyleri iyileşmeyi artırırken, nüksleri eksiltiyor. Ancak yeterli medikal rehabilitasyona karşın iyileşmeyen olgularda cerrahi alternatifler gerekiyor. Sinüzit operasyonu ile yüzde 80 oranında burun akıntıları ve tıkanıklığında eksilme görülüyor.

Sıcak havalar sıhhatinizi etkilemesin

Sıcak havalar sıhhatinizi etkilemesin

Mevsim klasiklerinin üzerinde izleyen sıcaklık kıymetleri, sıhhatimizi iki kere fazla düşünmemizi gerektiriyor. Kurulduğu 2009 senesinden bu yana sıhhatli hayat şuurunun büyümesine katkı sağlamak, cemiyeti beslenme ve sıhhat alanlarında bilimsel ve emin bilgiyle aydınlatmak üzere bir hayli projeyi yaşama geçiren Sabri Ülker Vakfı, sıcak havalarla beraber gelen sıhhat meselelerine dikkat sürüklüyor. Özellikle kalp-damar hastalarının, diyabet, yüksek tansiyon gibi sıhhat problemleri yaşayanların, yaşlılar, bebekler ve gebelerin çoğalan sıcaklık kıymetlerinde tehlike altında olduğunu anımsatan Sabri Ülker Vakfı, yaz tatilini sıhhatle geçirmek isteyenler için tekliflerini paylaşıyor.

Günde en az 2 litre su için

Terleme, bedende daha fazla su ve mineral kaybına neden olur. Bu kaybın giderilmesi için günde en az 2-2.5 litre su harcamaya dikkat edin. Mineral kaybını dengeleyebilmek için ayran, kefir, maden suyu, taze bunalmış meyve suları, smoothie’ler veya aromalı sulardan faydalanabilir; karpuz, kavun, çilek, şeftali, kayısı ve kiraz gibi su içeriği yüksek meyveleri de harcayabilirsiniz.

Sarihte satılan besinleri harcamayın

Saat farkı fazla olan yerlere seyahat ediyorsanız jet lag problemi yaşamamak için seyahat evvelinde yeterli yattığınızdan ve akışkan aldığınızdan emin olun. Seyahat sırasında gıda zehirlenmesi gibi sıhhat problemlerini önlemek ismine pakliğinden emin olmadığınız yerlerde ham meyve ve sebze, sarihte satılan dondurma gibi yiyecekleri harcamayın. Otellerdeki sarih büfeler çok cazip görünebilir. Ancak hem kilo yönetimi hem de sindirim sisteminizin sıhhati için kızarmış, hamurlu, çok tuzlu ya da çok yağlı yemeklerden uzak durmalısınız. Yemeklerde zeytinyağlı sebzeler, haşlama veya ızgara etler, yoğurt ve salataların yanı gizeme dondurma ile sütlü ve meyveli tatlılar seçim edebilirsiniz.

10.00-16.00 arası güneşten korunun

Rastgele bir hastalığınız varsa ya da hamileyseniz güneş ışınlarının yoğun olduğu 10.00-16.00 saatleri arasında dışarıya çıkmamaya itina gösterin.Bebek ve çocukların da bu saatlerde güneş ışığına maruz kalmasına izin vermeyin. Dışarı çıkmak zorundaysanız kesinlikle güneş gözetici kullanın. Egzersiz yapıyorsanız sıcaklığın daha düşük olduğu sabahın erken saatlerini ya da akşamı seçim edebilirsiniz.

Bu bulgulara dikkat edin

Yaz aylarında karşılaşılan sıhhat meselelerinin en ehemmiyetlilerinden biri hiç kuşkusuz sıcak çarpması… Sıcak çarpmasının bulguları arasında kuru, sıcak ve kızarmış cilt, terlemenin eksilmesi, soluk darlığı, nöbet, nabzın süratlenmesi sayılabilir. Bir öteki ehemmiyetli sıhhat meseleyi olan zehirlenme olayları ise ishal, kusma, baş sızısı, ağız kuruluğu, halsizlik, akışkan kaybı, süratli nabız gibi bulgularla ortaya çıkar. Her iki gidişatta da zaman kaybetmeden en yakın sıhhat kuruluşuna ya da doktora danışmak gerekir.

Yaz aylarında sıkça tesadüfülen kramplar ise özellikle bacak adalelerinde alana gelen ani kasılmalarla kendini muhakkak eder. Bu gidişatta su tüketimini artırıp kavun, patates, kayısı gibi potasyumdan zengin yiyecekleri harcayarak kramp yaradılışını önleyebilirsiniz. Su kaybının esas bulguları ağız kuruluğu, bitkinlik, koyu sarı renkli idrardır. Böyle bir gidişatta akışkan alımınızı artırmanız gerekir.

Sinüzitte doğru öğrenilen yanlışlar

Sinüzitte doğru öğrenilen yanlışlar

Yevmiye hayatı çekilmez hale getiren alında ve şakaktaki sızıların ülkemizde neredeyse her dört şahısta birinin en büyük şikayeti olduğunu dile getiren Dr. Sivri, “Burun tıkanıklığı, burun akıntısı, seste bozulma, yüzde dolgunluk hissi sinüzithastalarının en sık yaşadığı şikayetler. Özellikle soğuk, kuru ya da nemli havalar, ıslak saçla caddeye çıkılması ve travma gibi sebeplerle tetiklenebilen sinüzit ile başa çıkabilmek için birkaç ehemmiyetli noktaya dikkat edilmesi gerekmektedir” dedi.

Sinüziti yasaklamak için teklifler

Op.Dr.Bekir Sivri, sinüzit ve rehabilitasyonu hakkında yaptığı değerlendirmede şunları kaydoldu; “Sinüsler, kafa kemikleri içinde yerleşen ve ağızları burun boşluğuna açılan hava dolu boşluklardır. Sinüslerin havalanması sağlayan kanalların rastgele bir nedenle tıkanması gidişatında sinüs içinde cerahat oluşarak sinüzite neden olabilmektedir.

Kronik sinüzitte cerrahi rehabilitasyon lüzumlu olabiliyor

Sinüzit allerjik nezlesi olanların yanısıra özellikle burunda kıkırdak ve kemik çarpıklığı ,et büyüklüğü olanlarda daha fazla görülüyor. Böyle gidişatlarda burun içindeki problemlerin operasyonla düzenlenmesi gerekebilmektedir.Bu tip hastalarda burun içi mukozası kesintisiz şiştiğinden aksırma ve burun akıntısı sebebiyle sinüslerin ağzının kapanması ile bir sinüzit tablosunun ortaya çıktığını görüyoruz.”

Akut ve kronik olarak sinüzitin iki formu olduğunu belirten Op. Dr. Bekir Sivri, akut sinüzitte ilaç rehabilitasyonunun genellikle yeterli olduğunu fakat kronik sinüzitte operasyon rehabilitasyonuna gereksinim dinlenebileceğini belirtti. Dr. Sivri, “Akut sinüzit, bir iki hafta içinde ilaç rehabilitasyonu ile ortadan kaldırılabilmektedir. Buna karşın 4 hafta içinde sinüzit düzelmiyorsa artık kronik sinüzit evresine girilmiştir ve bu vaziyetin rehabilitasyon biçimi cerrahi olmaktadır” dedi.

Deniz suyu sinüslere iyi geliyor

Op.Dr.Bekir Sivri sinüzit operasyonlarında günümüzde uygulanan yeni teknikler hakkında ise şunları kaydoldu; “Daha Önceki operasyon tekniklerinde sinüs içindeki cerahati arınabilmek için sinüs ağzı ve etrafındaki dokular bir biçimde çıkarılıyordu ve bu da ister istemez etraf dokularda bi tahribat yaratabilmekte ve kanama oluşturabilmekteydi.Yeni teknikle burun deliğinden balon kataterle yalnızca sinüs ağzına girilerek uygun tazyikle sinüs ağzı genişletilmekte ve etraf dokulara minumum hasar verilmektedir Bundan dolayı kanama da hemen hemen hiç olmamaktadır.Kanama olmadığı için de tampon uygulamasını gerektirmemektedir. Bu da hasta konforunu çoğaldırmakta ve hastalığın iyileşme sürecini süratlendirmektedir.

Islak saçla yatmak ya da caddeye çıkmak sinüzit sebebi

Islak saç ile dışarı çıkmanın ve yatmanın sinüzite tesirleri çok fazladır. Burnunda alerjisi olan veya alerjiye bağlı burun etleri gelişen şahıslar ıslak saçla dışarı çıktığında bu bireyin burun mukozası sıcak-soğuk başkalaşımı esnasında alerjik olarak şişeceğinden ve sinüslerin delikleri basitçe kapanacağından sinüzit olma tehlikeyi çoğalmaktadır. Sinüziti olan bireyin kısa saçlı olması bu tehlikeyi ortadan kaldırmamaktadır. Bu, sıcak-soğuk başkalaşımı ile alakalı bir problemdir ve herkeste görülebilir; fakat genel olarak burunda bunu basitleştirebilecek bir yatkınlık veya hastalık olması gerekmektedir.Akut sinüzitin yineleyen bir hastalık değildir ama bireyin kronik bir sinüziti varsa başka bir deyişle sinüslerin girişini kapatan polip, alerji ya da oraya gelen bir kemik varsa o zaman şahıs kış mevsiminde sık sık sinüzit hamleleri geçirmektedir. Bu gidişatta sinüzit olmamak için bu nedeni ortadan kaldırmak gerekmektedir.

Sinüzitte doğru öğrenilen yanlışlar hayati riske neden olabiliyor

Millet arasında sinüzite iyi geleceği düşünülüp uygulanan birtakım usullerin hayati birtakım neticelere neden olmaktadır. Sinüzite iyi geldiği düşünülen birtakım nebatlar buruna bunalmamalıdır. Aksi takdirde kullanılan nebat, burnun arttan alt solunum yoluna doğru akarsa ödeme neden olarak hastanın yaşamını kaybetmesine neden olabilmektedir.”

Sabahları yaşanan baş sızısı beyin uru habercisi olabilir

Sabahları yaşanan baş sızısı beyin uru habercisi olabilir

Her baş sızısının beyin uru bulgusu olmadığını söyleyen Op. Dr. Özkan Durmaz, “Beyin urlarında baş sızıları yüzde 70 oranında gerilim tipi baş sızısına, yüzde 9 oranında da migren tipi baş sızısına eş” diye konuştu.

Ur tipi baş sızısının sabahları tesirli olduğunu belirten Op. Dr. Durmaz, şunları kaydoldu: “Sonraki yarıyılda bulantı ve kusma, kusmayla beraber gevşeme yeniden tipik bir özelliğidir. Başın ve bedenin öne eğrilmesi ile birlikte sızının çoğalması ve ek olarak da nöbet görüldüğünde biz buna ur tipi baş sızısı diyoruz. Ancak tüm beyin uru olan olgularda bu yalnızca yüzde 8 oranında görülüyor.”

Aspirin kansere iyi gelebilir

Aspirin kansere iyi gelebilir

Norveç’te yapılan araştırmaya göre; aspirin kanser hastalarının vefat oranını yüzde 15-25 oranında eksiltiyor. Aspirin senelerdir baş sızısına ve kalp krizine iyi gelen fantastik bir ilaç olarak kullanılmakta. Genellikle kalp krizi ve kalp hastalıkları tehlikesini eksiltmesi için hastalara verilen aspirini hekimler artık prostat ve sütun kanseri rehabilitasyonunda da iyileştirici olarak kullanılabileceğini belirtti.

Kanser hastalarına verim sağlayabilir

Araştırmada yer alan hekimlerden Kjetil Taskén, senede binlerce hastaya destekçi olunabileceğini söyleyerek, aspirinin ucuz ve yan tesiri az olan bir ilaç olduğu için eksantrik olduğunu, bu surattan da senede takribî 4 bin sütun kanseri hastası için verimli olabileceğine ilave ediyor. Ayrıca hekimler sütun kanserinden kurtulan hastalarda kanserin nüksetme tehlikesini önlemek için de kullanılabileceğini öne sürüyor.

Hekime danışmadan asla kullanılmamalı

Buna karşın aspirinin kanser hastalarında kullanılıp kullanılmaması gerektiği münazaralı bir mevzu zira beyin ve midede kanamalara neden olabiliyor. Bu surattan kanserli hastaların rastgele bir ilaç kullanmadan kesinlikle hekimlerine danışmaları gerekiyor.

Baş sızısının sebepleri ve rehabilitasyon usulleri

Baş sızısının sebepleri ve rehabilitasyon usulleri

Küçükten büyüğe, gençten yaşlıya herkesin zaman zaman baş sızısı şikayeti olur. Migren gibi kronik hastalığı olanlar için ise baş sızısı yaşamı kabusa çevirir. Oysa bazı ayrıntılara dikkat faktörüz, baş sızılarıyla baş etmenizde büyük fayda sağlar.

Kumpaslı hayat, beslenme, uyku, aerobik egzersiz, masaj, yoga, kafein, omega-3, B2 vitamini ve magnezyum baş sızılarına iyi kazanç. Doğum hakimiyet hapları, kırmızı şarap, daha önceki kaşar, işlenmiş şarküteri ve narenciye mahsulleri ise migreni tetikler.

Türkiye İş Bankası iştiraki Bayındır Kavaklıdere Sağlık Kurumu Nöroloji Kısmı Prof. Dr. Kamil Kadir Topalkara; yarıyıl yarıyıl herkesin meseleyi olabilen baş sızılarının sebeplerini, rehabilitasyon yollarını ve korunma yollarını anlattı.

Baş sızısının sebepleri ve rehabilitasyon usulleri

– Baş sızısı, baş ve boyun bölgesinde bulunan sızıya duyarlı yapıların farklı sebeplerle irritasyonu neticeyi sezilen sızıdır. Sızı; zonklayıcı, baskı biçiminde, sızlayıcı, patlayıcı, sıkıştırıcı, şimşek çakması gibi farklı tiplerde olabilir. Baş sızısının bu özellikleri bize tanıda takviyeci olur.

– Baş sızıları iki ana gruba ufalar: Primer baş sızıları; migren, gerilim baş sızısı ve küme baş sızıları… Sekonder baş sızıları ise enfeksiyon, ur, kanama, hipertansiyon, dev hücreli arterit, glokom gibi sebeplere bağlı olarak ortaya çıkan sızılardır.

– Primer baş sızılarının sebebi kesin olarak öğrenilmiyor. Migrenin damarlardaki genişlemeden kaynaklandığı düşünülse de sızıyı başlatan neden net ortaya konulamıyor. Sekonder baş sızılarının ise hepsinde altta uyuyan bir neden bulunuyor. Kafada bulunan sızıya duyarlı yapıları etkileyen her türlü neden enfeksiyon, kanama ya da kitle gibi sekonder sızıları başlatabiliyor.

Yaşam niteliği düşüyor

– Primer baş sızılarında, sızılar sıklıkla tekerrürler ve kronik olur. Yaşami risk yaratmaz ancak iş eforu kaybına ve yaşam niteliğinde bozulmaya neden olur. Bu hastalarda genelde ileri muayenelere gerek yoktur.

– Özellikle ileri yaşlarda 45-50 yaş üstü yeni başlayan baş sızılarında ise daha çok sekonder baş sızısı olabileceği düşünülmeli ve bu olgularda görüntüleme usulleri ile ileri analizler yapılmalı. Ayrıca daha evvelden migren gibi primer bir baş sızısı tanısı olan hastada, sızının kişiliğinin değişmesi ile beraber sekonder bir baş sızısının tabloya her zaman ilave edilebileceği unutulmamalı.

– Sekonder baş sızılarında uygun muayeneler ile neden tespit etilip rehabilitasyon edilmezse, hayati risk veya kalıcı zarar olabilir. Misalin; beyin çeperlerinin enfeksiyonu, beyin çeperleri arasına veya beyin dokusu içine kanama ya da beyin uru vefat veya felç büyümesine; dev hücreli arterit ise erken yarıyılda tanı konamazsa tek veya iki taraflı görme kaybı gibi ağır neticelere yol açabilir.

Baş sızısının tipine göre rehabilitasyon

– Primer baş sızılarında, sızı sıklığına göre akut rehabilitasyon sızıyı geçirmeye müteveccih veya profilaktik rehabilitasyonlar sızı hamlelerini seyrekleştirmek ve şiddetini eksiltmeye müteveccih uygulanır.

– Akut hücum rehabilitasyonunda; değişik sızı kesiciler oral, dil altı, damardan verilen preparatlar ve maske ile verilen oksijen rehabilitasyonu alternatifleri vardır.

– Profilaktik rehabilitasyonlarda, oral preparatlar alternatifinde, antiepileptikler, antihipertansifler, antidepresanlar kullanılabilir. Kronik migrende ve fazla ilaç kullanımına bağlı kronik günlük baş sızısı olan seçilmiş hadiselerde ise botulinum zehirli maddeyi uygulanabilir.

Migrene karşı botulinum zehirli madde

– Migren tanısı olan hastada; profilaktik öbür rehabilitasyonları almasına karşın, bir ayda 15 günden fazla baş sızısı oluyorsa, kronik migren olduğu düşünülüp “Botulinum Zehirli Madde” rehabilitasyonu tasarlanabilir.

– Sekonder baş sızılarında ise neden tespit etilip buna müteveccih rehabilitasyon yapılmalı. Enfeksiyon ise uygun antibiyotik, kanama ise buna müteveccih rehabilitasyonlar, tansiyon düşürücü rehabilitasyonlar, ur gibi yer kaplayıcı lezyonlarda ur çıkarılması, kafa içi tazyik çoğalışına neden olan gidişatlarda bu tazyiki düşürmeye müteveccih rehabilitasyonlar, bağ dokusu hastalıklarında uzun süreli immün sistem baskılayıcı rehabilitasyonlar önerilir.

Salam ve sosis migreni tetikleyebilir

– Primer baş sızılarından migrene karşı korunmak için bazı temkinler alınabilir. Kumpaslı hayat, kumpaslı beslenme ve uyku, aç kalmama, sızıyı tetikleyebilecek yiyeceklerden sakınma kırmızı şarap, daha önceki kaşar, işlenmiş şarküteri mahsulleri, narenciye mahsulleri, monosodyum glutamat kapsayan besinler gibi, stresten sakınma bu temkinler arasında yer alır. Ayrıca bayanlarda, doğum hakimiyet hapları gibi hormon kapsayan ilaçlar migren baş sızısını tetikleyebilir.

Yoga ve kahve baş sızısına iyi kazanç

Kumpaslı hayat, aerobik egzersizler, masaj, yoga, kafein kahve omega-3 yağ asitleri, B2 vitamini, magnezyum özellikle menstrüel migrende baş sızılarına iyi kazanç.

Migreni olanlar nelere dikkat etmeli

Migreni olanlar nelere dikkat etmeli

Migren son senelerde daha çok yaygınlaşan bir hastalık. Migrende beslenme tarzı çok ehemmiyetli ancak bunun yanında hayat stilinde de kesinlikle farklılık yapılması gerekiyor.

Kumpaslı bir hayat şekli farklılığı için ilk yapılması gereken, 7-8 saatlik uyku kumpasının oturtulmasıdır. Ayrıca içki tüketimi bedenin su gereksinimini artırdığı için migreni olanlar içki harcamamalıdır. Kafein, siyah çay ve çikolatada migren hamlelerini tetikleyen yiyeceklerdir. Bunların alımında yapılacak ehemmiyetli kısıtlamalar bütün olarak hastalığı geçirmese de şahsın migren hamleleri yaşamasını eksiltebilir.

Beslenme ve Perhiz Uzmanı Ayşe Tuğba Şengel’in migren hastalığı olanların hayat stillerini nasıl tertip etmeleri gerektiğini anlattığı müzakere:

Continue reading …

Page 1 of 41 2 3 4