İdrar kaçırmak istemiyorsanız bu 10 yiyeceği dikkatli harcayın

İdrar kaçırmak istemiyorsanız bu 10 yiyeceği dikkatli harcayın

Kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülen faal mesane başka bir deyişle idrar kaçırma meseleyi, sosyal hayatı negatif etkilediği gibi psikolojik meselelere de neden olabiliyor. Değişik hastalıklardan kaynaklanabilen idrar kaçırma meseleyi gün içinde harcanan gıdaların içeriğiyle de irtibatlı olabiliyor. Memorial Hizmet Sağlık Kurumu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Tea Tavadze, idrar kaçırma meseleyi ve harcanmaması gereken yiyecekler hakkında bilgi verdi.

Gün içinde içtiğiniz su ölçüyü ehemmiyetli

Karın içi tazyikini artıran öksürme, aksırma, gülme veya ağır kaldırma gibi ani bir teşvik ve mesane hakimiyetinde muhtemel bir kayıp ile ortaya çıkan idrar kaçırma meseleyi değişik rahatsızlıklardan kaynaklanabilmektedir. Obezite, sigara kullanımı, diyabet, dolaşım ve böbrek hastalıkları gibi değişik rahatsızlıklardan dolayı ortaya çıkan idrar kaçırma gidişatını ortadan kaldırmak için genellikle az akışkan harcanması gerektiği düşünülebilmektedir. Çok fazla akışkan tüketiminin idrar kaçırma meselesini tetikleyebileceği bir reeldir ancak az akışkan harcamak da idrarı daha yoğun ve asidik hale getirerek banyo kullanma gereksinimini artırabilmektedir. Faal mesane başka bir deyişle idrar kaçırma meselesinde akışkan alımı balanslı olarak yapılmalıdır.

Sigaranın idrar kaçırma ile ne alakası olabilir demeyin

Faal mesane meselesinde sigara ehemmiyetli tehlike etkenlerinden biridir. Sigara kullanımı, mesane adalelerini tahriş etmektedir. Sigara içen bireylerde sık yaşanan öksürük gibi tetikleyici vaziyetlerde yaşanan spazmlar idrar firarisine neden olabilmektedir. Faal mesane meselesine neden olan ehemmiyetli etkenlerden biri de harcanan besinlerdir. Bazı yiyecekler mesane veya idrar yollarını tahriş ederek şikayetlerin şiddetlenmesine neden olabilmektedir. Besinlerin fazla faal mesane üzerindeki tesirleri bireyden bireye değişebilmektedir.

idrar kaçırma

Domates: Yapılan bir hayli araştırma domatesin mesaneyi tahriş ettiğini ortaya koymaktadır. Fazla faal mesane şikayetlerini artırabilecek asidik bir yiyecek olan domatesten özellikle duyarlı olan şahısların uzak durması gerekmektedir.

Kahve ve çay: Kahve ve çaydaki kafein mesane etkinliğini artırabilmektedir. İdrara çıkma oranının sıklaşmasına neden olan kahve ve çay semptomların şiddetlenmesine de yol açabilmektedir. Kafein alımının eksiltilmesi veya ortadan kaldırılması veya kafeinsiz çeşitlerin değiştirilmesi semptomları eksiltebilmektedir.

Çikolata: Kahve ve çay gibi çikolata da bir ölçü kafeini kapsamaktadır. Çoğunlukla kafein kapsamayan beyaz çikolata ya da daha fazla kakao kapsayan koyu renkli çikolataların sınanması meseleyi eksiltebilmektedir.

Portakal, limon ve greyfurt: Domates gibi portakal, limon ve greyfurt da yüksek ölçüde sitrik asit kapsamaktadır. Mesane hakimiyetini güçleştiren bu meyveler yerine daha az sitrik asit kapsayan elma, muz gibi yiyecekler seçim edilmelidir.

Gazlı meşrubatlar: Gazlı meşrubatlarda bulunan fizz, potansiyel olarak fazla faal mesane semptomlarını şiddetlendirebilmektedir. Özellikle meyveli soda ve enerji meşrubatlarının tüketimine dikkat edilmelidir.

idrar kaçırma

Baharatlı yiyecekler: Gözleri sulandıran ve dudakları yakan yiyecekler mesaneyi de rahatsız edebilmektedir. Baharatlı ve acı yiyeceklerden uzak durmak yaşana meselelerin eksilmesine dayanakçı olabilmektedir.

Tatlandırıcılar: Yapılan araştırmalarda suni ve natürel tatlandırıcıların faal mesane meseleyi şikayetlerini artırabileceği ortaya koymaktadır. Şekeri tamamen kesmek yerine perhizle hudutlandırarak şikayetler üzerindeki tesirini hakimiyet edilmelidir.

İşlenmiş yiyecekler: İşlenmiş yiyecekler; aroma ve gözeticiler gibi bir hayli suni bileşen kapsadığından dolay şikayetleri artırabilmektedir.

Soğan: Baharatlı ve asitli besinlerde olduğu gibi soğan tüketimi mesane problemlerine neden olabilmektedir. Özellikle ham soğan tüketimi idrar yapma isteğini artırabilmektedir. Mesanedeki negatif tesiri eksiltmek için soğanı pişirerek harcamak daha sıhhatlidir.

Kızılcık: Bir Hayli birey kızılcık suyunun üriner sistem enfeksiyonlarının bulgularını gevşettiğini iddia etmektedir. Ancak asidik bir meyve olan kızılcık, domates, limon, portakal ve greyfurt gibi mesaneyi tahriş edebilmektedir.

Böbrekleri tamamlayan alışkanlıklar

Böbrekleri tamamlayan alışkanlıklar

Bedenin asit balansını kumpasa sokan, kanı filtreleyen, zorunlu hormon ve enzimleri üreten başka bir deyişle sıhhatli bir insan olabilmek için çok ehemmiyetli uzuvlarımızdan olan böbrekler, günlük yaşantımızda yaptığımız bazı kusurlar sebebiyle hasar görüyor. İşte böbrekleri tamamlayan alışkanlıklar.

Fazla protein tüketimi

Fazla protein tüketimi, fazla amonyak üretir. Böbrek ise bunu nötralize etmek için fazla çalışır ve böylece yavaş yavaş efordan düşer.

Tuz

Çok fazla tuz harcanması, beden elektrolitlerini ve kan tazyikini tertip etmek için böbreklere fazla baskı uygular.

Dehidrasyon

Böbrek muntazam bir biçimde çalışabilmek için suya lüzum dinler. Bunun için günde takribî 10 kadeh su içilmeli. Yeterince su harcadığınızı kavramak için idrarınızın rengine bakmalısınız.

Sigara

Kan damarlarının daralması ve sertleşmesiyle irtibatlı olarak böbrekler de dahil tüm beden uzuvlarına kan temini negatif olarak etkilenir.

sigara

İçki

Çok fazla içki tüketimi, kandaki ürik asit seviyesini artırır. Böbreklerdeki boruların tıkanmasına ve taş yaradılışına neden olur.

alkol

İlaçlar

İlaçların makûsa kullanımı, özellikle sızı kesici, böbreklere hasar verebilecek yan tesirlere yol açabilir.

ilaç

B6 vitamini noksanlığı

Maryland Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, B6 vitamini noksanlığının böbrek taşı tehlikesini artırdığını gösterdi. Bu vitamin kaynakları arasında ayçiçeği tohumları, Antep fıstığı, nohut, balık ve nişastalı sebzelerde bulunuyor.

nohut

Böbrek yetmezliği hakkında öğrenilmesi gereken her şey

Böbrek yetmezliği hakkında öğrenilmesi gereken her şey

Son senelerde böbrek hastalıklarında çoğalış yaşanıyor. Memorial Şişli Sağlık Kurumu Böbrek Nakli Merkezi Başkanı Doç. Dr. Burak Koçak, kronik böbrek yetmezliğinin sinsi bir hastalık olduğunu belirterek, “Sabah kalktığınızda el ve ayaklardaki şişme, göz kapaklarındaki ödem gibi bulgular kronik böbrek hastalığını gösterir” biçiminde konuştu. Çocuklarda daha az görülen böbrek yetmezliklerinin daha çok doğumsal sebeplerden kaynaklandığını söyleyen Doç. Dr. Koçak, ciddi ihtarlarda bulundu.

Bulguları ve rehabilitasyonu

Kronik böbrek yetmezliğinde erken tanının ehemmiyetli olduğuna dikkat sürükleyen Doç. Dr. Koçak, diyabet, yüksek tansiyon ve fazla kilonun, böbrek yetmezliğinin ehemmiyetli sebepleri arasında yer aldığını ifade ediyor. Böbrek yetmezliğinin en doğru rehabilitasyonunun böbrek nakli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Koçak, “Kronik böbrek yetmezliği hiçbir bulgu vermeden de büyüyebilir” diyerek laflarına şöyle devam etti.

“Böbreklerin beden için hayati olan süzme işlevini bütün olarak veya hiç yerine getirememesi böbrek yetmezliği olarak belirlenebilir. Bedenimiz çalışırken aralıksız zehirli atıklar ortaya çıkar. Böbreklerimiz de bu atıkların bedenden atılmasını sağlar. Kronik böbrek rahatsızlığı gidişatında beden bu atıkları biriktirir. Bir erişkinde böbreklerin süzme işlevi 80 ile 125 arasındadır. Hastalık başladığında bulgu vermez. Süzme oranı 30’lara düştüğünde şikayetler yaşanır. Böbrekler işlevini yüzde 80 yitirmiştir. Kronik böbrek rahatsızlığı ilerlediğinde halsizlik, ödemler çoğalır. Süzme kıymeti yüzde 10’un altına düştüğünde hastanın hayatını sürdürmesinin iki yolu vardır. Bunlar diyaliz ve böbrek naklidir.”

Kolay bir testle kavramak muhtemel

Kronik böbrek yetmezliğinde erken tanının ehemmiyet taşıdığını söyleyen Doç. Dr. Burak Koçak, şöyle konuştu: “Bu gidişat kolay testlerle anlaşılabilir. İdrarda kan hücrelerinin olması ya da protein atılımının görülmesi böbrek yetmezliğinin erken habercisidir. Aynı zamanda kan testindeki serum kreatinin kıymetleriyle de böbrek yetmezliği kendini gösterir.”

Kendinizi hakimiyet edin

Böbrek yetmezliği değişik bulgular da veriyor. Geceleri idrara sık çıkma, kan dolaşımındaki atıklar sebebiyle ciltte kaşıntı, ağızda metalik tat, bulantı, kusma ve iştahsızlık ile üst sırt bölgesinde yaşanan sızılar böbreklerde mesele olduğunu işaret ediyor.

Natürel besinler koruma sağlar

Yoğurt

Kalsiyum ve D vitamini zengini yoğurt böbrek sağlığına gözetir. Özellikle yemek aralarında harcanan yoğurdun böbrek sistemini tertip edici ve çalışmasına takviyeci tesiri vardır.

Kabak çekirdeği

Çinko ve demir minerallerini aşırısıyla kapsayan kabak çekirdeği, Omega-3 tesiri ile de böbrek hastalıklarında tesirlidir. Şeker dengeleyici ve böbrek sistemlerini arınıcı tesiri yüksektir.

Elma

Özelikle kırmızı elma, böbrek hastalıklarının tedavisine destekledidiği gibi hastalıklara tutulmamak için gözetici bir kalkan misyonu da üstlenir. Böbreği pakler ve lif içeriği ile süzme operasyonunu en iyi biçimde asıllaştırmasına takviyeci olur. Günde orta boy bir elma böbrek sıhhati için ehemmiyetlidir.

Balkabağı

Özellikle böbrek taşı meselelerine karşı tesirlidir. Balkabağındaki kalsiyum, böbrek taşı yaradılışını önler.

Maydanoz

C vitamini tesiri yüksek olan maydanoz, böbrekleri pakler ve çalışmasına yardım olur.

Mürdüm eriği

Böbrek başta olmak üzere, kalp ve kolesterol hastalıklarına da iyi gelir.

Somon

Omega-3 içeriği yüksek balık grupları, böbrek hastalıklarında derleyici ve rehabilitasyon edici role sahiptir.

Pirinç

Pirinç ve pirinç lapaları böbrek hastalıklarında kaybolan kalorilerin yerine konması ve hastalık seyrinin düzelmesi, hayat niteliğinin çoğalması açısından oldukça ehemmiyetlidir. Pirinç şeker hastalıklarında dikkatli harcanmalıdır. Yüksek şekeri olan böbrek hastalarında hastalığın seyrini negatif doğrultuda değiştirebilir ancak şekerin tertip edildiği gidişatlarda pirinç bizlere böbreklerin pozitif istikametçe rehabilitasyon edilmesinde takviyeci olur.

Yaban mersini

Böbreklerin korunmasında idrar yollarına antiseptik tesir sağlayan natürel bir yiyecek kaynağıdır. Böbrek rahatsızlıklarının giderilmesinde oldukça yararlıdır.

Düşük tansiyonu olanlara teklifler

Düşük tansiyonu olanlara teklifler

Tansiyon hastası olmasalar dahi bitkinlikten bulantıya, çarpıntıdan bayılmaya kadar varan günlük yaşamlarını ve yaşam niteliklerini etkileyebilen meseleler yaşayabiliyorlar. Peki, düşük tansiyonla yaşamanın gizemleri neler? Acıbadem International Sağlık Kurumu Kardiyoloji Uzmanı Dr. Yeşim Yılmaz Can bu şahıslara müteveccih genel ve acil gidişatlardaki yapabilecekleri mevzusunda tekliflerde bulunuyor.

Genel tedbirler

Bol su için: Günde 8-10 su kadehi su içmeye çalışın. Su tüketimini gün içine yayın. Özellikle sıcak havalarda buna daha çok dikkat edin. Su harcamak kan hacmini çoğaldırarak, tansiyonun düşmesine mani olacaktır.

Tuz tüketimini çoğaldırın: Çok iyi öğrenilir ki, yüksek tansiyon hastalarında tuz kısıtlaması önerilir; zira tuz bedende su yakalanmasına neden olarak kan tazyikini yükseltir. Bunun tersi de doğrudur: Düşük tansiyonlu şahıslar da tuz alımını çoğaldırarak, tansiyonlarının azıcık daha yüksek izlemesini sağlayabilirler. Klasikte önerilen günlük tuz tüketimi 1 çay kaşığı kadardır. Tansiyonu düşük olanlarda ise lüzuma göre, tuz tüketimi günde 2,5-3 çay kaşığına yükseltilmelidir.

Uzun vakit ayakta durmaktan kaçının: Uzun vakit ayakta ve özellikle de hareketsiz, kalmak kanın bacaklarda göllenmesine, kalbe az kan dönmesine, kalbin pompaladığı kan ölçüsünün eksilmesine ve dolaysı ile de kan tazyikinin düşmesine neden olur.

Kademeli doğrulun: Yataktan kalkarken veya uzun vakit oturduktan sonra ayağa kalkarken seri etmeyin. Evvel oturarak, bacakları hareket ettirerek bedenin tansiyonu tertip etmesine zaman verin.

İçkiyi az kullanın: İçki damarları rahatlattığı için tansiyonu düşürecektir. Ayrıca bazı içkiler idrar çıkışını da çoğaldırdığı için bedeni susuz vazgeçer. Bu sebeple içki harcıyorsanız hudutlu olmaya ve yanında bol su almaya itina gösterin.

Sıcaktan kaçının: Sıcak hava, sauna-hamam gibi sıcak etraflar, sıcak duş, çok sıcak yakalayacak biçimde giyinmek… Bunlar damarlarınızı hafifleterek ve aynı zamanda terle bedenden akışkan kaybına neden olarak tansiyonunuzu düşürür.

Göğsünüzü, boynunuzu, belinizi sıkacak şekilde giyinmeyin: Korse gibi göğsünüzü sıkan elbiseler göğüs içindeki tazyiki çoğaldırarak; beli sıkan elbiseler bacaklardan kanın rahat dönmesine mani olarak kalbe dönen kan ölçüsünü eksiltebilir. Boynu sıkan kravat, sıkı yakalı elbiseler de kısmen beyne kanın rahat gitmesini yasaklayarak ve bazen de şah damarına baskı yapıp doğrudan tansiyonu düşürerek negatif etkilerler.

Tazyikli çoraplar giyin: Lüzuma göre değişik tazyiklerde ve uzunluklarda satılan bu çoraplar bacakları sıkı sararak kanın bacaklarda göllenmesine mani olur, dolayısı ile de kanın kalbe dönmesini basitleştirir. Özellikle uzun vakit ayakta kalacağınızı bildiğiniz gidişatlarda ya da varis meseleniz varsa bunlarda çok fayda görebilirsiniz.

Ikınma eşi hareketlerden kaçının: Öksürük krizi, yüksek ağırlık kaldırma, güçlü üfleme balon şişirme, üflemeli müzik aletleri vs., ıkınma gibi hareketler de göğüs içindeki tazyiki çoğaldırarak, kalbe kanın dönüşünü eksiltir ve kan tazyikini düşürebilir.

Yatağınızın baş kısmını rakımın: Yatağınızın baş kısmını 10-15 cm kadar yükseltmek, beyne ve böbreklere kan akımını etkileyen bazı kompleks mekanizmalar ile düşük kan tazyiki ve buna bağlı yakınmalarda iyileşmeye neden olur. Burada ehemmiyetli olan yalnız başı değil, gövdenin üst kısmını yükseltmektir.

Ağır egzersiz yapmayın, ama kesinlikle egzersiz yapın: Özellikle ağırlık kaldırmak ve uzun süreli ağır egzersizler yapmaktan kaçının; bunlar tansiyonunuzu düşürebilir. Bununla beraber hareketsiz kalmak da kondisyon kaybına ve tansiyon düşmesine yol açar. Gün içinde muhtemel olduğu kadar etkin ve ayakta olmak, bedenin tansiyon dengeleyici mekanizmalarının iyileşmesine destekçi olur. Ayrıca adale kitlesini çoğaldırmak da adalelerin damarlara masaj tesirini çoğaldırarak kan dolaşımını, kanın kalbe dönüşünü iyileştirir. Adale kitlesini çoğaldırmak için yüksek ağırlıklar kullanmak yerine, düşük ağırlıklarla çok tekerrürlü çalışmak daha uygun olacaktır.

Sık sık ve azar azar yemek yiyin: Çok ölçüde yemek yemek bedenin kan akışını sindirim sistemine yönlendirerek tansiyonu düşürür ve beyne giden kan akışını eksiltir.

Kullandığınız ilaçları ve yardımları gözden geçirin: Kullanmakta olduğunuz pek çok ilaç ve nebatsal destekler, hatta marketten aldığınız nebat çaylarının dahi tansiyonu düşürücü tesiri olabilir.

Konutta uzun süreli ayakta durma egzersizleri yapın: Şayet özellikle uzun vakit ayakta kalmaya tolere edemiyorsanız ya da ani ayağa kalkmalarda göz karaması yaşıyorsanız ve yukarıyadaki ihtiyatlara karşın şikayetler sürüyorsa konutta alıştırma egzersizleri çok bereketli olabilir. Her gün günde iki kere olmak üzere bir duvara dayanarak ayakta durun; ilk başta tolere edebildiğiniz vakit ile 5-10 dakika başlayıp, yavaş yavaş çoğaldırarak günde iki kere 30 dakikaya kadar çoğaldırın. Ayakta durduğunuzda bayılmaya kadar varan şiddetli şikayetleriniz varsa bu alıştırmayı lütfen konutta yalnızken yapmayın. Düştüğünüzde hasar görmeyeceğiniz bir civarda çalışın.

Hekime müracaat etin: Şikayetleriniz günlük hayatınızı etkileyecek kadar şiddetli ve sıksa, kendi başınıza baş edemediyseniz kesinlikle bir hekime müracaat etin. Hekiminiz belki anemi, vitamin-mineral yetersizliği, hormonal bozukluklar gibi bazı meseleleri tespit edip rehabilitasyon ederek destekçi olabilir. Veya kan tazyikini yükselten ilaçlar ya da destekler kullanmanızı uygun bulabilir.

Acil Tedbirler

Tansiyon düşmesine ait yakınmalar başladı ise alttakileri uygulayın. Unutmayın; ne kadar erken müdahale ederseniz o kadar iyi netice alırsınız.

– Ayakta iseniz oturun ya da daha iyisi çömelin.

– Oturabilecek gidişatta değilseniz bacaklarınızı çapraz yaparak bacak, kalça ve karın adalelerinizi sıkın, ellerinizin parmaklarını kıvırıp kanca gidişatına getirin, birbirine geçirerek kenetleyin ve ayırmaya çalışır gibi iki yana çekin. Şikayetler geçinceye dek birkaç kere bu manevraları yineleyin.

– Sert bir kahve ya da çay için.

– Bol soğuk su için.

– Şikayetler şiddetli ise, yukarıyadaki tekliflere karşın sürüyorsa uzanın, bacaklarınızı altına takviye koyarak rakımın.

Kronik böbrek hastalığını etkileyen 6 tehlike

Kronik böbrek hastalığını etkileyen 6 tehlike

Kronik böbrek yetmezliği için tehlike altındaki şahıslara müteveccih kumpaslı tarama ve faal rehabilitasyon ile hastalığın ilerlemesi önlenebiliyor. Böbrek yetmezliğinin, her yaşta ve cinsiyette oluşabildiği bilinse de, özellikle 40 yaşından sonra ve bayanlarda daha sık görülüyor. Memorial Antalya Sağlık Kurumu Bevliye Bölümü’nden Op. Dr. A. Egemen İşgören, 8 Mart Dünya Böbrek Günü sebebiyle böbrek sıhhati hakkında bilgi verdi.

böbrek

Bayanlarda daha çok görülüyor

Kronik böbrek yetmezliği böbreğin süzme işlevlerindeki ilerleyici eksilme olarak belirlenmektedir. Hastalık sıklıkla sinsi izlediği için, hastalığın cemiyette görülme sıklığı ve yaygınlığı çoğalmaktadır. Kumpaslı tarama yapılmadıkça erken düzeylerde teşhisi güçtür. 10 kronik böbrek hastasından yalnızca biri hastalığın farkındadır. Farkındalığının ve erken tanısının düşük olması sebebiyle, hastalık sıklıkla son yarıyıl böbrek yetmezliği düzeyine ilerler.

böbrek

Geceleri çok sık idrara çıkıyorsanız

Hastalık gece idrara çıkma sıklığındaki çoğalışla kendini gösterebilir. Gece bir seferden daha fazla idrara çıkan hastaların böbrek işlev testlerini yaptırması erken tanıda ehemmiyetlidir. Ödem, tansiyon hakimiyetinde güçleşme, idrarda köpüklenme, idrarda mikroskopik ya da gözle görülür kanama veya protein firarisinin olması gibi gidişatlar öbür bulgular arasında yer almaktadır. Son yarıyıl böbrek yetmezliğine erişmiş hastalarda iştahsızlık, bulantı, kusma, kaşıntı, kramp, halsizlik gibi şikayetler görülebilir.

böbrek

Kronik böbrek hastalığı için azami tehlike etkenleri şunlardır;

– Şeker hastalığı

– Tansiyon yüksekliği

– Kalp-damar hastalıkları

– Obezite

– İleri yaş

– Ailede böbrek hastalığı varlığı

böbrek

Kumpaslı hakimiyetler ehemmiyetli

Hipertansiyon ve şeker hastalarının kronik böbrek hastalığına tutulma tehlikeleri yüksektir. Bu sebeple bu hastaların böbrek işlevlerinin daha yakından takip edilmesi ehemmiyetlidir. Hiçbir şikayetleri olmasa da en az 6 aylık periyotlar ile böbrek işlevlerine bakılmalıdır. Ayrıca böbreğin kistik hastalıkları, kronik ve yineleyen böbrek enfeksiyonları, idrar yollarına ait firariler, böbrek taş hastalıkları, özellikle romatizmal ya da sızı kesici ilaçların uzun süreli kullanımları gibi gidişatlar, böbrek hastalığına tutulma tehlikesini artırabilir.

böbrek

Basitçe teşhis edilebilir

Kronik böbrek hastalığı kolay ve ucuz kan ve idrar testleri ile basitçe teşhis edilebilir. Erken düzeyde tespit etildiğinde hem kronik böbrek hastalığına has genel ihtiyatlar, hem de altta uyuyan veya eşlik eden hastalıklara müteveccih rehabilitasyon yaklaşımları ile ilerlemesi yasaklanabilir veya geciktirilebilir. Üstelik tehlikeli fertlere müteveccih faal tarama ve rehabilitasyon ile hastalığın gelişimi önlenebilir.

böbrek

Böbrek sıhhati için bu 15 altın kaideye dikkat edin;

– Kumpaslı egzersiz yapın

– Sıhhatli beslenin ve ideal beden ağırlığınızı gözetin

– Tuzu eksiltin

– Günde vasati 2-2,5 litre su harcayın

– Sigara kullanmayın

– Fazla içki tüketiminden kaçının

– Afaki yere sızı kesici ve antibiyotik kullanmayın

– Taş ve idrar yolu enfeksiyonlarının sebebini bilin

– Kan tazyikinizi takip edin

– Kan şekerinizi emin aralıklarla hakimiyet ettirin

– Magnezyum kapsayan yiyecekler harcayın

– Gazlı ve şekerli meşrubatlardan uzak durun

– Kafein kullanımını emin bir ölçüde tutun

– İdrarı mesanede yakalamaktan kaçının

– Lahana, karnabahar, kırmızı biber, sarımsak, soğan, elma, kızılcık, yaban mersini, frambuaz, çilek, kiraz, kara üzüm, yumurta beyazı, balık ve zeytinyağı harcayın

Verem yalnızca akciğerleri tehdit etmiyor

Verem yalnızca akciğerleri tehdit etmiyor

Sık yaşanan idrar yolu enfeksiyonları, ateş ve halsizlik, idrarda kan görülmesi… Tüm bu bulgular, böbrek veremine işaret edebilir. “Verem, başka bir deyişle tüberküloz millet arasında öğrenilenin aksine sadece akciğerlerle alakalı bir hastalık değildir ve böbreklerde de ortaya çıkabilir” diyen Memorial Bahçelievler Sağlık Kurumu Bevliye Bölümü’nden Op. Dr. Doğukan Sökmen, böbrek ve idrar yollarında da sık görülen ancak tanısı genellikle efor olabilen verem hastalığı ile rehabilitasyon usulleri hakkında bilgi verdi.

Tüberküloz sadece akciğerleri tehdit etmiyor

Verem taklit hüneri en galibiyetli mikroptur

Verem hastalığının etmeni “Mikobakteryum tüberkülosis” ismi verilen mikrop olarak öğrenilmektedir. Akciğerler için erken yapılan aşı ve mevcut rehabilitasyonlar ile son yarıyıllarda çok gündemde olmasa da, mukavemetli mikroplarla böbrekte ve idrar yollarında yine görülme olasılığı bulunmaktadır.

Tüberküloz sadece akciğerleri tehdit etmiyor

Bağışıklık sisteminden zayıflığından yararlanıyor

Akciğerle alakalı olmayan tüberküloz hastalığı, tüm hadiselerin %10’unu içermektedir. Bu %10’luk kısmın %30-40’ını böbrek ve idrar yolları veremi oluşturur. Böbreklere ve cinsel uzuvlara veremin dağılması, dışarıdan alınan mikrobun kan ve lenf yoluyla bedende dağılması ile reelleşir. Başka Bir Deyişle, verem metastaz yapan bakteriyel bir enfeksiyondur. Verem mikrobu alındıktan sonra ya enfeksiyon oluşturur ya da pasif hale kazanç. Pasif hale gelen mikrop odakları uzun seneler sonra kanser hastalarında, bağışıklık sistemini baskılayan AIDS gibi hastalıklarda, kemoterapi gibi beden mukavemetini düşüren vaziyetlerde ve kortizon kullanımında yine etkinleşerek böbrek, prostat gibi öteki iç uzuvlarda hastalık oluşturur. Böbrek dışında yeniden faize ve boşaltım sisteminin öteki uzuvlarında da görülebilen bu hastalık; böbreküstü bezi, mesane, testis, prostat ve iç idrar kanallarında da meselelere neden olabilir.

Tüberküloz sadece akciğerleri tehdit etmiyor

İdrar yolları ve böbrek vereminin bulgularını dikkate alın

İdrar yolları veya böbrek veremi pek çok farklı belirti ve bulgular ile ortaya çıkabilir. Hastada özellikle söylenemeyen işeme bozuklukları ve idrar kültüründe ispatlanmayan enfeksiyon bu hastalığın habercisi olabilir. Aralıksız idrar yolu enfeksiyonu olan birinde yapılan idrar kültürleri hep olumsuz çıkıyorsa ve buna karşın hastanın şikayetleri kronik olarak devam ediyorsa idrar yolu veremi akla gelmelidir.

Tüberküloz sadece akciğerleri tehdit etmiyor

Erkeklerde daha çok görülüyor

Bu hastalık erkeklerde bayanlara oranla iki kat daha yaygın görülür ve genellikle 40’lı yaşlarda ortaya çıkar. Bel sızısı ve idrarda kanama, böbrek veremli hastaların 3’te 1’inde görülen ciddi bir bulgudur. Hastalığı daha da ilerlemiş olan hastalarda; ateş, iştahsızlık, kilo kaybı, gece terlemeleri gibi genel bulgular da tabloya ilave edilir.

Erken tanı hem şikayetleri hem de daha ciddi problemleri önlüyor

Hastalığın tanısında hastanın hikayesinin alınması ve tetkik dışında; sabah alınan idrar misallerinde bakteri tespiti yapılır, idrarda bakteriyi araştırmaya bağlı kültürlere bakılır ve özel tanı testleri PCR yapılır. İlaçlı böbrek filmi, tomografi; hatta lüzumluysa idrar yollarına endoskopi sistoskopi yapılarak alınan parçaların araştırılması neticeyi tanı konulabilir. Rehabilitasyonda en ehemmiyetli adım, erken tanı konulup rehabilitasyona başlanmasıdır. Rehabilitasyon sırasında uzun yarıyıl ilaç kullanımının yanında etkilenen kısmın cerrahi olarak çıkartılması ve zararlı bölgeyi düzenlemeye müteveccih rehabilitasyonlar da düşünülmelidir. Böbrek vereminde bireye özel rehabilitasyonların uygulanması ehemmiyetlidir.

Aman tansiyonunuz yükselmesin!

Aman tansiyonunuz yükselmesin!

Türkiye’de her üç bireyden biri yüksek tansiyon başka bir deyişle hipertansiyon meseleyi yaşıyor. Bu hastaların yüzde 50’si, tansiyonunun yüksek kıymetlerde olduğunu öğrenmiyor. Hipertansiyon genellikle bulgu vermeden ilerleyen bir hastalık olduğu için şahıs günlük hayat niteliğini etkilemediği sürece, bu mesele ile uzun seneler yaşamını devam ettirebiliyor. Ancak tansiyon bedendeki rastgele bir uzuv zararına ve buna bağlı olarak bazı bulgulara yol açtığında, hastalığın varlığı ortaya çıkabiliyor. Memorial Şişli Sağlık Kurumu Kardiyoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Deniz Şener, tansiyona yol açan sebepleri söyledi.

tansiyon

Böbrek hastalıkları

Tansiyon yükselmesinin ve hipertansiyonun en ehemmiyetli sebeplerinden biri böbrek hastalıklarıdır. Böbrek dokusunun hastalıkları, böbrek damar darlıkları, feokromasitoma gibi böbrek urları sebebiyle yüksek tansiyon meseleyi ortaya çıkar. Yapısal olarak bazı böbreklerin tuz yakalama özellikleri vardır ve bu yapıdaki bireylerde de hipertansiyon görülmektedir.

Hormon hastalıkları ve hormonal nedenler

Beyinde, hipofiz bezi uruna bağlı, Akromegali gibi hastalıklar tansiyon yükselmelerine taban hazırlayabilir. Tiroit bezinin hastalıklarında da tansiyon seviyesinde farklılıklar ortaya çıkabilir. Tiroidin az çalışması olan hipotiroidi ve çok çalışması anlamına gelen hipertiroidi ile paratiroit hastalıkları da tansiyon yükselmeleri için nedendir. Böbrek üstü bezinden kortizon ve aldosteron hormonlarının fazla salgılanması neticeyi görülen Cushing Belirtiyi ve Crohn Hastalığı’nın tansiyonu rakımcı tesiri öğrenilmektedir.

tansiyon

Kalp damar hastalıkları

Aort koarktasyonu başka bir deyişle ana arter darlığı denilen hastalıkta yüksek tansiyon görülür. Arter ve toplardamar arasında kan akışı başka bir deyişle fistül bulunması vaziyetinde hipertansiyon görülür. Ayrıca, aort atar damarı esnek bir yapıya sahiptir ve kalp kanı bedene dağıttığında esneyerek genişler. Ancak yaş ilerledikçe oluşan damar sertliği sebebiyle bu elastikiyet kaybolur ve kalbin dağıttığı kan, fazla tazyike yol açar. Bu sebeple yaşlılarda büyük tansiyon yüksek, ufak tansiyon da düşük olur. Bu da bir yüksek tansiyon tipidir.

Nörolojik bozukluklar

Kafa içi tazyikin çoğaldığı vaziyetlerde, gece uykuda solunum durması olarak öğrenilen uyku apnesi hastalığının varlığında ve Guillain-Barre Belirtiyi GBS olarak öğrenilen ve adaleleri etkileyen hareket bozukluklarına neden olan nörolojik hastalık gidişatımda da tansiyon yüksekliği ortaya çıkmaktadır.

Lekeli suda yetişen balık ve su canlıları

Etrafsal ve fiziki etmenlere bağlı tansiyon yükselmelerinin en ehemmiyetli sebeplerinden biri mermi zehirlenmesidir. İş ve işyeri kaynaklı, boya ve özellikle su kaynaklı olabilir. Bu sebeple lekeli sularda tutulan ve rastgele bir teftişe tabi yakalanmadan harcanan balık ve su canlıları mermi ve ağır metal zehirlenmesine yol açabilir.

ilaç

İlaç kullanımı

Tansiyon bedellerini yükselten bir başka neden de ilaç kullanımıdır. Bazı ilaçlar bedende su ve tuz tutulumuna yol açar. Misalin; meyan kökü hammaddesine sahip ilaçlar, kortizonlar, doğum hakimiyet hapları, steroid içerikli ilaçlar, hormon ilaçları, damarda büzülmelere yol açan ve içlerindeki aktif madde sebebiyle kan akışını süratlendiren nezle, grip ilaçları ile romatizmal ilaçlar tansiyon bedellerinin yükselmesinde ehemmiyetli bir etmendir. Bazı uyuşturucu maddeler de ciddi hipertansiyon yapabilir.

Panik hamle ve stres

Gençlerde görülen yüksek tansiyon, sıklıkla panik hamleye bağlı olarak büyür. Panik hamle, taşikardi ile beraber ortaya çıkan “vazoaktif amin” denilen ve tansiyonu yükselten bazı hormonların salgılanmasıyla, nabız ve tansiyon yükselir, bir vakit sonra da banale döner. Bu tansiyon tipi gençlerde daha çok görülmektedir.

Hamilelik

Hamilelikte hipertansiyon görülebilir. Özellikle 20’inci haftadan sonra ortaya çıkabilen preeklampsi için yakın takipli rehabilitasyon gerekmektedir.

hamile

Beslenme alışkanlıkları

Ailevi sebeplerle beraber beslenme alışkanlıkları da tansiyon yükselmelerine yol açan tesire sahiptir. Kilo aşırılığı ve obezite, hareketsizlik, hayvansal yağların yoğun olarak kullanıldığı ağır yemek yeme alışkanlıkları, fazlı meşrubatlar, fast food tüketimi, sigara ve içki kullanımı hayat niteliğini düşüren alışkanlıklardır. Yüksek tansiyon ile beraber pek çok hastalığa taban hazırlayabilir.

Bedende kan seviyesinin fazla olması

Kan imalinin gerekenden fazla olması bazı sebeplere bağlıdır. Misalin; 2000 metrenin üzerinde yaşayanların bedenlerinde oksijen lüzumu sarihe çıktığı için beden aşırıdan kan üretmeye başlar. Sigara kullanımı başta olmak üzere akciğer hastalığında oksijenlenme iyi olmadığı için beden fazla kan üretir. Bir de kan hastalığı olarak bilenen ve polisitemia veraPV ismi verilen rahatsızlık, fazla kan imaline neden olur. Bunların hepsi yüksek tansiyon sebebidir. Bu sebeple emin aralıklarla ve hekime danışarak kan vermek, tansiyon balansını tertip etmeye takviyeci olur ve beden sıhhatine pozitif tesir yapar.

Tuz un şeker tüketimi

Diyabete bağlı tansiyon yüksekliği görülebildiği gibi tuz, şeker ve undan zengin beslenme alışkanlıklarına sahip bireylerde de hipertansiyon ortaya çıkabilir. Şeker ve karbonhidrattan zengin beslenme kilo çoğalışı ile beraber pek çok mekanizmayı devreye sokarak, tansiyon balansına da hasar vermektedir. Tuz tüketiminin aşırılığı, bedendeki akışkan ölçüsünü artırır. Ödem ve akışkan volümünün çoğalması hipertansiyona taban hazırlar.

tuz

İçki kullanımı

İçki kullanımı, özellikle kumpaslı olarak her gün içki alanlarda hipertansiyon oluşabilir. Tiramin proteininden zengin yiyecekler, peynir ve şarap gibi mayalı gıda ve meşrubatlar hipertansiyon sebebi oluşturabilir.

Damar sertliği

Kalp damarlarında darlık ve karotis atardamarlarında şah damar darlık hipertansiyon sebebidir. Damar sertliğine bağlı oluşan damar darlıklarında, beden darlığı yenmek için tazyiki artırmak yoluna gider. Bu da hipertansiyonun en sık sebeplerinden biridir.

Bedenimiz susuz kaldığında neler yaşarız

Bedenimiz susuz kaldığında neler yaşarız

Su tüketimi; böbrekler, kalp ve karaciğer başta olmak üzere tam uzuvlar için hayati ehemmiyet taşıyor. Bedene yeterli ölçüde su alınmaması pek çok ehemmiyetli sıhhat meselesinin yanında bitkinlik, dikkat eforluğu ve hafıza bozuklukları gibi vaziyetlere yol açabiliyor.

Bitkinliğinizin kaynağı su içmemek olabilir

Sıhhatlı bir insan beden ağırlığının erkeklerde %60, bayanlarda ise %50’si sudan oluşmaktadır. Bu oran yeni doğan bebekler için %70 seviyelerine çıkar. Beynin %95’i ve akciğerlerin de %90’ı sudur. Bedende birbiri ile iletişimli olan tam sistemler suya lüzum dinler ve yeterli su alamadığında vazifelerini bütün olarak yerine getiremez. Bedende bulunan suyun %2 oranında eksilmesi neticeyi bitkinlik, dikkat yetersizliği ve hafıza ile alakalı meseleler ortaya çıkar. Gün boyu devam eden bitkinliklerin en ehemmiyetli kaynağı akışkan eksilmesidir.

Başka meşrubatlar suyun yerini yakalamaz

Hayati işlevlerin sıhhatli bir biçimde yerine getirilebilmesi için yeterli ölçüde suyun harcanması gerekmektedir. Günde 8-9 kadeh veya 2-2,5 litre su harcamak bedenin su gereksinimini karşılamaktadır. Suyun tadını beğenmeyenler ya da mide bulantısı yaşayanlar; dilimlenmiş meyve dilimleri veya havuz, kereviz gibi sebzelerde suyu tatlandırabilir. Çay, kahve gibi meşrubatlar bedenden su atımını artırdığı için suyun yerine konulmamalıdır.

Böbreklerinizi su ile gözetin

Yeterli su harcamamanın en ehemmiyetli tesiri su ile beslenen böbreklerde görülmektedir. Bedende oluşan üre, kreatin ve ürik asit gibi hasarlı maddeler su ile seyreltilip böbreklerden atılır. Yeterli su ölçüsünün olmaması idrar akımını yavaşlattığı için idrar yolu irinleri ve böbrek taşları, ilerleyen gidişatlarda ise böbrek yetmezlikleri oluşabilmektedir.

Su içmek için susamayı beklemeyin

Gün içerisinde susamadan su içilmesi yeterli ölçüde su alınmasına destekçi olur. İdrar rengi gün içerisinde yeterli su içip içilmediği hakkında fikir verir. Koyu renk ve kıvamda bir idrar bedenin suya lüzumu olduğunun en ehemmiyetli göstergesidir. İdeal su ölçüsünün bireyin gün içerisinde yaptığı etkinliklere, hava sıcaklığına bağlı olarak dengelenmesi önerilmektedir.

Cildin nem kaynağı su

Bedenin en büyük uzvu lüzumu da büyüklüğüyle orantılıdır. Dolaşım sisteminin tene yeterli su getiremediği başka bir deyişle yeterli su harcanmadığı gidişatlarda hücre içi suyu eksilerek tenin onarım sürati düşmektedir. Sıhhatlı, yumuşak, nemli ve ihtiyarlamanın tesirlerinin görülmediği bir cilt için günlük sutüketimine dikkat edilmesi çok ehemmiyetlidir.

Bedeniniz susuz kaldıysa…

Yeterli ölçüde su harcanmaması, pek çok sıhhat meselesine yol açabilir. Bunlar;

– Unutkanlık

– Konsantrasyon bozukluğu

– Baş sızısı

– Kabızlık

– Saç dökülmesi ve kepeklenme

– Emziren bayanlarda süt azlığı

– Adale krampları

– Böbrek işlev bozuklukları

– İdrar yolları enfeksiyonu

– Böbreklerde kum ve taş yaradılışı

Yaz tatilinde bayanların fobili düşü: Sistit

Yaz tatilinde bayanların fobili düşü: Sistit

Hava sıcaklıklarının çoğalmasıyla beraber daha sık görülen sistit, korkutmayan bir hastalık olsa da yaz mevsiminde tadınızın kaçmasına neden olabilir. Yaz sıcağından ne kadar bunaltıcı olursa olsun, paklik şartlarından emin olunmayan havuzlara girilmemesi ihtarında bulunan Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Nilüfer Saruhan, “Genital bölgenin ıslak kalmaması için havuz ve deniz sonrası şezlong sevinci veya güneşlenirken ıslak kıyafetlerinizi kesinlikle kuruları ile değiştirmeyi önemsememe etmeyin. Yaz mevsiminde havaların ısınması ile beraber çoğalan akışkan kaybını yerine koymak oldukça ehemmiyetli. Gün içinde bol akışkan harcamak sistitten gözetici başlıca tedbiri. İçilen çay, kahve gibi meşrubatlardan ayrı olarak en az 8-10 kadeh su harcanmalı” tekliflerinde bulundu.

Yoğun bir kış sezonunun ardından tatil tasarılarının yapıldığı yaz mevsimi geldi. Dr. Nilüfer Saruhan, yaz mevsiminde bayanların sevincinin kaçmasına neden olabilecek sistit hastalığına dikkat sürükleyerek, “İdrar torbasının iltihaplanması anlamına gelen sistit yaz mevsiminde doğru şartlarda yapılmayan deniz-havuz tatilleri, çoğalan sıcak havalarla beraber hijyene gerektiğinden daha fazla dikkat edilmemesi sebebiyle sıklıkla görülebiliyor” dedi.

Sistit bayanlarda daha sık görülüyor

Böbreklerdeki kanın arınılması sonrası atıkları kapsayan idrarın bir ambar vazifeyi gören idrar torbasında bir araya gelmesi ve bu idrar torbasının cerahatinin “sistit” olarak adlandırıldığını söyleyen Dr. Saruhan, “Kadınlarda üretra denilen, idrarı dışarıya taşıyan boru sisteminin daha kısa olması nedeni ile sistit, erkeklere oranla daha sık görülüyor. Sistit, sıklıkla enfeksiyona bağlı büyüyor; cinsel ilişki, bakteriyel, viral, mantar enfeksiyonları, cinsel yolla bulaşan hastalıklar sistite yol açabiliyor” söylemesinde bulundu.

Kadınların yüzde 50’si hayatlarında en az 1 kere sistit geçiriyor

Başlıca sistit bulgularının sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma, zorlanma, ani sıkışma, idrar torbası üstünde ve/veya vajinada sızı biçiminde olabildiğini vurgulayan Dr. Saruhan, “Kadınların takribî yüzde 50’si hayat boyu bir defa sistit geçiriyor. Bu genellikle ilk cinsel birliktelik ile kendini gösteriyor. Cinsel bölgenin hijyenine dikkat etmemek kadar fazla hijyen de idrar torbası cerahatini basitleştiriyor. Cerahat daha çok, etmenlerin bakteri, mantar, virüs üretradan yukarıya çıkması ve mesaneye erişmesiyle oluşuyor. Enfeksiyon idrar torbasına yerleştiğinde de şikayetler başlıyor” diye konuştu.

Sistitten korunmak için genital bölge kuru yakalanmalı

Gün içinde bol akışkan harcamanın sistitten gözetici başlıca tedbir olduğunun altını çizen Dr. Saruhan, “Bol su içildiğinde idrar yapımı çoğalacağından cerahat etmenlerinin mesaneye tutunması güçleşir, başka bir deyişle bir cins mekanik paklik olur. Her zaman itina gösterilmesi gereken genital hijyenin ehemmiyeti yaz yarıyılında daha da çoğalıyor. Bu noktada öğrenilen hijyen usullerinin aksine; vajina içine rastgele bir devireme, paklik uygulamaktan, özel solüsyon, akışkan, sabun, tablet vs. kullanmaktan kesinlikle sakınmak gerekiyor. Bunların yerine genital bölgenin ılık su ile önden arkaya doğru dıştan pakliği, kuru yakalanması ve pamuklu çamaşır kullanılması hijyen için yeterli” tekliflerinde bulundu.

Tedbir alınmazsa böbrek zararına neden olabilir

Sistite karşı alınan tüm temkinlere karşın rastgele bir şikayet sezildiğinde, bir uzmana müracaat etip tetkik ve lüzumlu muayenelerden sonra uygun ilaçla rehabilitasyonun başlatılması gerektiğine değinen Dr. Saruhan, “Şikayetler geçse dahi ilaçlar önerilen müddetten daha az kullanılmamalı. Aksi takdirde bu gidişat, irinin bütün iyileşmemesine, tekerrür etmesine ve uygun rehabilitasyon alınmazsa uzun vadede böbrek zararına yol açabilir. Hamilelik yarıyılında görülen sistit, hamilelikte muhtemelen değişen hormonal altyapı sebebiyle bulgusuz bir hastalık olabilir. Bu nedenle hamilelerde rutin olarak idrar analizi ve kültürü ile enfeksiyon taraması yapılmalı” dedi.

Yüksek kolesterol hakkında öğrenmemiz gereken her şey

Yüksek kolesterol hakkında öğrenmemiz gereken her şey

Okan Üniversitesi Sağlık Kurumu Dahiliye Uzmanı Doç. Dr. Irmak Sayın Alan, Kolesterol ile alakalı ehemmiyetli bilgiler verdi.

Kolesterol yüksekliği nedir

Bedenimizin sıhhatli hücrelerin yaradılışına devam edebilmesi için, kolesterole lüzumu vardır, ancak fazla ölçüde kolesterol sıhhatimiz üzerinde negatif tesirlere yol açabilir. Bu gidişat değişik biçimlerde oluşur ve genellikle önlenebilir ya da rehabilitasyon edilebilir. Lipid yağ ölçüsünün fazla olduğu bir kan, genellikle “hiperlipidemi” olarak adlandırılır. Kandaki kolesterol ölçülerinin fazla ölçüyü olarak belirlenir.

kolesterol

Kan yağlarının yükselmesine neden olan etmenler

– Yaş ve cinsiyet erkekler için ≥45 yaş, bayanlarda ≥55 yaş, özellikle menopoz yarıyılı

– Sigara içilmesi

– Yüksek lipoprotein varlığı kanınızdaki yağ cinsi

– Genetik etmenler aile geçmişi

– Yüksek tansiyon ≥140/90 mmHg

– Kumpassız beslenme

– Hareketsiz hayat

– Obezite

– Doymuş yağ ve trans yağ içeriği yüksek besinlerin tüketimi

– Fazla içki tüketimi yüksek trigliserid seviyeleri ile ilişkili

– Tip 2 diyabet

– Tiroid bezinin az çalışması hipotiroidizm

– Bazı ilaçlar: Östrojen, glukokortikoidler, doğum hakimiyet ilaçları

– Kronik böbrek hastalığı

Kan yağlarının yüksekliğinin en yaygın cinsleri

– Yüksek kolesterol hiperkolesterolemi

– Yüksek trigliseritler hipertrigliseridemi

Kan yağlarının yüksekliğinin bulguları

Hiperlipidemi bazı hastalarda aşikar bir bulgu vermeden de ortaya çıkabilir. Çoğu defa yapılan rutin bir kan testi sırasında fark edilir. Bunun yanı gizeme hastalarda altta belirtilen belirtiler de görülebilir.

– Karın sızısı

– Akut pankreatit trigliserit yüksekliği kaynaklı

– Baş dönmesi

– Denge kaybı

– Baldırlarda yürürken alana gelen sızı

– İnme

– Göğüs sızısı

– Ksantomlar dirsek, diz tendonları, vb. : Dislipideminin en yaygın dermatolojik bulgusu olup yağdan zengin anormal hücrelerin cilt altında birikimi ile oluşurlar.

– Göz belirtileri

Korneal arkus veya korneada matlaşma: Özellikle ailesel hiperkolesterolemi ve genetik değişinimler sebebiyle çok düşük HDL iyi kolestrolü olan hastalarda karşımıza çıkmaktadır

Ağ Tabakanın süt beyazı görünümü: Trigliserit kıymetleri çok yüksek olan hastalarda görülür. Seyrek görme kaybına yol açabilir.

Kan yağlarının yüksekliği rehabilitasyon biçimi

Hiperlipideminin rehabilitasyonu etkilenen şahısların yaşı, bulguları, eşlik eden hastalıkları ve tehlike etmenlerine bağlıdır. Rehabilitasyonda öncelikle hayat stili farklılıkları özümsenmelidir. Bunlar;Balanslı bir perhiz – Kolesterolün neredeyse % 15’i sıkı bir perhiz ile eksiltilebilir. Daha az doymuş yağ, arıtılmış edilmiş şeker ve içki tüketimi ehemmiyetlidir. Perhizinize daha fazla meyve, sebze, yağsız protein ve hububat ilave etmeniz kolesterolün düşürülmesine takviyeci olabilir.

– Kilo hakimiyeti

– Kumpaslı Egzersiz Yürüyüş, Yoga, Dans vb. Her gün en az 30 dakika egzersiz yapın ve olasıysa bunu bir alışkanlık haline getirin

-Sigaranın vazgeçilmesi

Ancak eşlik eden ciddi sistemik hastalıkları şeker hastalığı, öğrenilen kalp damar hastalığı hikayesi, kronik böbrek hastalığı vb. veya tehlike etmenleri olan hastalarda hayat stili farklılıkları ile kolesterol seviyeleri amaç kıymetlere çekilemez ise kesinlikle bir doktor tarafından ilaç rehabilitasyonuna başlanmalıdır. Bu hastalarda kullanılan ilaçlar; perhizle alınan kolesterolün emilimini yasaklayan, bedenin kolesterol üretimi eksilten, üretilmiş yağların imhasını çoğaldıran, kandaki kolesterolün karaciğer tarafından yakalanmasını çoğaldıran ve bu mekanizmalar ile kan yağlarını düşüren ilaçlardır.

Her hasta kendine has etmenler göz önüne alınarak hiperlipidemi açısından muhakkak bir tehlike sınıfına dahil edilir. Buna göre amaç bedeller tanımlanarak öncelikle hayat stili farklılıkları ile rehabilitasyona başlanır. Ancak unutulmamalıdır ki, yüksek tehlikeli hastalarda hayat stili farklılıkları ile birlikte kolesterol düşürücü ilaçlar da birinci basamak rehabilitasyonda yerini alabilir. Yüksek tehlikeli hastalarda bu ilaçların doktor teklifi olmaksızın kesilmesi özellikle kalp damar hastalıkları başta olmak üzere bir hayli negatif gidişatı tetikleyebilmektedir. Bu mevzuda cemiyet şuurunun oluşması ehemmiyet talep etmektedir.

Page 1 of 51 2 3 5