Beslenmede diş çürüğünün ehemmiyeti

Beslenmede diş çürüğünün ehemmiyeti

Dişlerimizi bir kurtçuğun yemediğini, ağızdaki bakterilerin karbonhidratla beslenerek ürettiği asidin onları çürüttüğünü takribî iki yüzyıldır öğreniyoruz. Bir dişin çürümesi için lüzumlu olan şey, mikroorganizma, kolay şekerlere indirgenen karbonhidratların rastgele biri ve dişin çözülmesini sağlayacak kadar yeterli zamandır. Bu şu anlama geliyor, bu üçünden birisi olmazsa dişlerimiz çürümez. Bakteri olmazsa ne olursa olsun diş çürümez, karbonhidrat olmazsa diş çürümez ve ikisi asit salgılayacak kadar bir arada kalmazsa diş çürümez. Bunların sıfırlanması elbette olası değil ama karbonhidrat, zaman, bakteri üçlüsünü doğru idareyebilirsek diş çürüğünden kurtuluruz. Bunların içinden dişimizi çürüten bakterilerin yiyecek kaynağı olan karbonhidratları ele alırsak şu suali sorabiliriz, biz beslenme tertip edilmesi ile ağız sıhhatimizi nasıl gözetebiliriz?

diş çürüğü

Diş çürüklerine neden olan yiyecekler

Öncelikle dişimizi çürüten aynı zamanda bedenimizin enerji kaynağı olan karbonhidratların neler olduğundan bahsedelim. En çok bildiğimiz karbonhidratlar, beyaz ve kahverengi şekerdeki sakkaroz, meyvelerdeki fruktoz, baldaki früktoz ve glikoz, sütte bulunan laktozdur. Bu maddelerin bulunduğu tüm yiyecekler, kolay şekerleri ihtiva eder. Bunların dışında daha kompleks şeker kapsayan yiyecekler; patates, pirinç, ekmek, buğday gevreği, kuru üzüm, hububatlı besinler gibi gıdalarda bulunan nişastadır.

Şeker ve nişasta kapsayan tüm bu yiyecekler ağızda bakteriler tarafından hemen harcanmaya başlar ve asit etrafı oluşur. Misal verirsek direk kolay şeker kapsayan bisküvi, tatlı ve şekerlemeler, tatlı meşrubatlar, çikolata gibi yiyeceklerin yanında patates, pilav, makarna, meyveler, meyve suları, arpa, yulaf, bulgur, darı, kestane gibi yiyecekler de kompleks şeker kapsayarak farklı seviyelerde diş çürüme sürecine katılırlar. Sütte bulunan protein, kalsiyum ve fosfat ağızdaki asitleri nötralize ettiğinden süt, kapsadığı laktoza karşın diş arkadaşıdır.

diş çürüğü

Şekerli kahve dişlerin en büyük düşmanı

Yapılan araştırmalarda, çikolatanın, elma ve ekmekle yakın oranda diş çürüğüne neden olduğu; şekerli kahvenin ise üçünden daha fazla diş çürüğüne neden olduğu anlaşılmıştır. Yemek sırasında yenilen şekerlere oranla yemek araları harcanan şekerler daha fazla çürüğe neden olur. Yemek yeme sıklığı ne kadar fazla olursa çürük oluşma sürati de o kadar çoğalır. Yemek yeme sıklığı iki katına çıktığında çürük oluşma sürati altı katına çıkar.

Çürük yaradılışı için karbonhidratın muhakkak bir zaman dişle temas etmesi gerektiği için karbonhidratların yapışıklığı da çürük yaradılışını tesirler. Elde yapışık besinler ile ağızda yapışık besinler değişiktir. Mesela karamele ve keke göre, ekmek ve kuru üzüm ağızdan daha güç arınılmaktadır. Bu açıdan çikolata karamele çözünebilir şeker kapsadığından ağızdan süratli bir biçimde atılır. Daha az yapışık gibi görünen ekmek ise ağızdan daha uzun vakitte atılabilmektedir. Mesela yulaf ezmeli bir çekyat ilk beş dakika içinde ancak yarı yarıya ağızdan uzaklaşırken karamele, çikolatalı gofret, kremalı pasta tamamen uzaklaşmaktadır. İlk beş dakikada puf böreğinin ancak dörtte biri çözülürken sütlü çikolatanın, muz, elmanın beş dakikada tamamen ağızdan uzaklaştığı görülmüştür.

diş çürüğü

Gıdalarda ki çürük yaradılışını önleyen maddeler

Bazı besinlerde çürük yaradılışını önleyen maddeler vardır misalin çikolatadaki tanin, peynirdeki kazein peptitleri, tahılardaki fitatlar, sütteki protein kalsiyum ve fosfor gibi. Bu maddeler ağızdaki asitliği nötralize ederek, mine yüzeyinin tamir sürecine katkıda bulunarak, bakterilerin faize sürecini etkileyerek dayanakçı olurlar. Bazı gıdalar harcandıklarında tükürük akış hızını çoğaldırır ve lifleriyle dişlerin mekanik olarak arınılmasına dayanakçı olur. Ham havuç ve kereviz şeker kapsamasına karşın lifli olması ve mekanik arınmaya olanak vermesiyle dişler için bereketlidir. Yeşil çay gibi şeker ihtiva etmeyen nebatsal çaylar da ağız sıhhati açısından bereketlidir. Peynirdeki protein nedeniyle yemeği peynirle tamamlamak çürük mekanizmasında dişlere dayanakçı olur. Aynı zamanda c vitamini, ağız kokusuna iyi gelmesiyle maydanoz, tere, kuruyemişler, balıktaki fosfor, yoğurt, peynir fosfat kapsamasıyla, yer fıstığı kapsadığı bir cins proteinle, bol su tüketimi dişler açısından bereketlidir.

Günümüzde konutta yemek yeme alışkanlığının giderek eksilmesi, zaman azlığı ile tez bulunabilen besinlere yönelme nedeniyle genel sıhhat olduğu sıhhati de negatif etkilenmektedir. Buna karşın sıhhatli beslenme arayışında olan bireyler için bu nüansların işe yarayacağını düşünüyoruz.

diş çürüğü

Ne kadar yediğiniz değil ne sıklıkla yediğiniz ehemmiyetli

Özetlersek gıdalarla çürük arasındaki ilişki varsayıldığından azıcık daha karışıktır. Çürük mekanizmasını bildiğimizde bunu idareyerek süreci önleyebiliriz. İyi ve balanslı bir beslenme ile sıhhatli kalabiliriz. Varsayıldığından çok daha fazla besin karbonhidrat kapsamaktadır. Yiyeceklerin çürük sürecine katkılarında dişe yapışma süresi, kapsadığı çürük yasaklayıcı maddeler de ehemmiyetlidir. Bu yiyecekleri ne kadar yediğimiz değil, ne kadar sıklıkla yediğimiz ehemmiyetlidir. Gün boyu atıştırmaktan sakınmak ve minenin tamir sürecine olanak tanımak gerekir. Yeme içme sıklığı altı kere ile sınırlanırsa ve dişlerin kendini tamir etmesi için öğün aralarında iki saat ara verilirse mine yüzeyinin mineralizasyonuna olanak tanımış oluruz.

Çürük mekanizmasında rol oynayan tükürük yapımız, ağız bakımı gibi başka etmenleri de bir başka yazımızda araştıracağız. Sıhhatlı ve mutlu kalın.

Dişler için en hasarlı 10 gıda

Dişler için en hasarlı 10 gıda

Sıhhatli dişlere sahip olmak için günde 2 kere dişleri fırçalamamız, diş ipi kullanmamız ve kumpaslı aralıklarla diş doktoru hakimiyetine gitmemiz gerektiğini anımsatan Bağcılar Hospitadent Diş Sağlık Kurumu Başhekimi Diş Doktoru Oğuz Kara, “Ancak bunun yanında hangi besinlerin dişlerimize ne kadar hasar verdiğini de öğrenmemiz gerekir. Özellikle dişler için en hasarlı ve uzak durulması gereken şey besin ve meşrubatların içerisindeki asittir. Asit, besinlerin içinde direk bulunabileceği gibi aldığımız yiyeceklerdeki karbonhidratların ağızdaki bakteriler tarafından isyankarda dönüşmesiyle de oluşur. Dişlere en çok hasar veren karbonhidrat ve asit kapsayan yiyecek ve meşrubatlardan olası olduğu kadar uzak durulması gerekmektedir” dedi.

Diş Doktoru Oğuz Karasağlıklı bir tebessüme sahip olmak için uzak durulması gereken 10 hasarlı besin ve meşrubatı söyledi. İşte o gıdalar:

Sigara: Diş ve diş etlerine hasar vererek ağız kokusuna neden olur.
Alkol: Tükürük ağızımızdaki plağın ve asidin tesirini eksiltecek ilk korunmamızdır. Bu surattan ağız kuruluğuna neden olacak her şey diş için hasarlıdır. Alkol de ağız kuruluğuna neden olacağı için kullanılmaması gereken bir içecektir.
Meyve Suları: PH’ı 7 den düşük olan besinler dişlere hasar verir. PH ‘I 2,5 olduğu için meyve suları da dişlere hasarlıdır.
Limon: PH’ı 2 olduğu için dişler için hasarlıdır.
Kola: En hasarlı meşrubatlardan biridir. Zira hem fosforik asit hem şeker hem de sitrik asit içerir.
Enerji meşrubatı: Sitrik asit ve şeker kapsadıklarından dolayı dişler için hasarlıdır.
Yapışık besinler lokum, jeli bon vb. : Tatlı şekerlemelerden daha hasarlıdır. Zira daha fazla şeker verirler ve aynı zamanda sitrik asit içerirler.
Kuru meyve: Kuru meyveler karbonhidrat ihtiva eder. Aynı zamanda kuru meyveler yapışık olduklarından ağız içinde daha uzun müddet kalır. Kesintisiz kuru meyve yiyip dişlerinizi fırçalamamanız dişlerinizin çürümesine neden olur.
Buz: Buz çiğnemek iyi bir fikir değildir. Buz çok serttir. Şayet daha önceki büyük dolgularınız varsa buz yediğiniz zaman çok basit bir biçimde dişleriniz kırılabilir. Soğuk aynı zamanda dişlerinizin kamaşmasına neden olur.
Beyaz ekmek: Tükürükte bulunan amiloz enzimi karbonhidratları şekere çeviren enzimdir. Fakat şekeri hasarlı kılan şey ağızdaki bakterilerin şekeri yemesi ve asit ortaya çıkarmasıdır. Şayet ağızda hiç plak yoksa şekeri isyankarda çevirecek ve diş çürüğü oluşturacak bir şey de yoktur.

Diş fırçası ve macun tercihine dikkat

Diş fırçası ve macun tercihine dikkat

Ağız sıhhati ve beden sıhhati arasındaki yakın ilişki uzun zamandır öğrenilmektedir. Okan Üniversitesi Diş Sağlık Kurumu Periodontoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Melek Altan Köran, ağız sıhhatinin günlük yaşamı dolaysız etkileyen psiko-sosyal tesirleri haricinde, beden sıhhatindeki ehemmiyetini anlattı. Melek Altan Köran “Ağız içerisindeki çürüklerin, diş kayıplarının ve dişeti hastalıklarının diyabet ve kalp hastalıkları gibi pek çok değişik hastalıkla irtibatlı olduğu gösterilmiştir. Başka Bir Deyişle sıhhatli diş ve diş etlerine sahip olmamızın aynı zamanda sıhhatimize de katkıları vardır” diye belirten Köran, “Ağız sıhhatinin korunmasında kumpaslı ve doğru yapılan ağız bakımı ve bu emelle doğru bakım mahsullerinin kullanılması kilit bir ehemmiyete sahiptir” diye konuştu.

Diş fırçası tercihi ehemmiyetli

Diş fırçası, ağız bakımında mekanik paklik sağladığı ve diş çürükleri ve dişeti hastalıklarının başlıca sebebi olan plağı uzaklaştırdığı için ağız bakımının olmazsa olmazıdır. Ancak doğru diş fırçası tercihi ve bu fırçanın doğru tekniklerle kullanılmasının da ehemmiyetli olduğunu vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Melek Altan Köran, “Bu emelle özellikle diş doktorunuz tarafından ağız sıhhatiniz ve gereksinimleriniz korunarak size önerilen diş fırçalarını yeniden size önerilen tekniklerle kullanarak ağız bakımınızı optimize edebilirsiniz. Genellikle sıhhatli diş etine sahip hastalarda orta sert diş fırçaları önerilirken, hassasiyet şikayeti olan ya da dişeti çekilmeleri olan hastalarda yumuşak diş fırçaları önerilebilmektedir” dedi.

Şarjlı fırçalar kullanın

Her mevzuda olduğu gibi ağız bakım mahsullerinde de yenilikler olmakta ve teknoloji bu alandaki aktifliğini gün geçtikçe daha fazla sezdirmektedir. Değişik dizaynlarda ve faallilerdeki manuel diş fırçalarına seçenek olarak geliştirilen şarj edilebilir diş fırçaları, hem hastalar hem de doktorlar tarafından gün geçtikçe daha fazla seçim edilir olduğunu söyleyen Köran, “Titreşimli-dönme hareketine sahip şarj edilebilir diş fırçası teknolojisinin plağı uzaklaştırmada ve diş eti irinini eksiltmede manuel diş fırçasından üstün olduğunu gösteren çalışmalar da bulunmaktadır. Ancak şarj edilebilir diş fırçalarında da fırça başlığının hasta lüzumlarına uygun olacak biçimde seçilmesi ehemmiyetlidir” diye ilave etti.

Florlu diş macunu seçin

Köran, “Florun diş çürüklerini yasaklayıcı tesiri bilimsel olarak seneler evvel ispatlanmış bir reeldir. Doktorunuz tarafından gereksiniminize göre tanımlanan aralıklarla uygulanan yüzeysel flor uygulamalarının ya da ağız bakım mahsulleriyle alınan florun genel beden sıhhati üzerine negatif tesirleri bulunmamaktadır. Florsuz macun kullanımıyla florun sağladığı gözeticilikten yoksun kalındığı unutulmamalıdır” teklifinde bulundu. Beden sıhhatinin ehemmiyetli bir parçası olan ağız sıhhatinin korunmasında uygun tekniklerin ve mahsullerin kullanımı elde edilecek neticelerin optimize edilmesinde ehemmiyetlidir. Bu emelle kullanılması gereken florlu diş macunu, uygun fırça tipi ile dizaynı ve doğru fırçalama teknikleri mevzusunda diş doktorunuza danışmanız ağız sıhhatiniz için atabileceğiniz en ehemmiyetli adımlardan biridir.

Ramazan Bayramı’nda diş ipini yanınızdan ayırmayın

Ramazan Bayramı'nda diş ipini yanınızdan ayırmayın

Ramazan’ın bitmesine rakamlı günler kaldı. Oruç sonrasında bol bol tatlı, şekerleme ikramları sunulacak. Ramazan Bayramı’nda sıklıkla harcanan şekerleme, çikolata, tatlı ve asitli meşrubatlar ise dişlerin çürümesine taban hazırlayabilir.

Diş Doktoru Pertev Kökdemir, “Bayramda dişlerinizi fırçalamak yetmez; diş aralarında kalan tatlı artıkları veya lokum gibi dişlere yapışan şekerlemeler için kürdan değil, kesinlikle diş ipi kullanılması gerekiyor” diyerek uyardı.

Ramazan Bayramı’nda ziyaret edilen hemen hemen her konutta tatlı harcandığını belirten Kökdemir, dişlerin kumpaslı fırçalanmamasıyla oluşacak diş çürüklerinin kaçınılmaz olduğunu belirtti. Tatlı ve asitli meşrubat tüketiminin en aza indirilmesi gerektiğini belirten Diş Doktoru Pertev Kökdemir, “Dişler ne kadar fırçalanırsa fırçalansın, diş ipi kullanılmadıktan sonra diş çürümelerinin önüne geçilemez” dedi.

Ağız ve diş sıhhatiniz için teklifler

– Tatlı, şeker, lokum veya çikolata gibi gıdalar ağız içerisinde asidik bir civar oluşturarak dişlerde çürümeye neden olur. Bu çeşit yiyecekler, muhtemel olduğunca öğünlerden hemen sonra harcanmalı.

– Asidik etrafın alkalik civara dönüşmesini sağladığından dişlerinizi fırçalayamadığınız yerlerde peynir yiyin.

– Asidik etrafı eksiltmek için ağzınızı bol suyla çalkalayın.

– Tatlı tüketiminin hemen arttan bol ılık su için ya da şekersiz sakız çiğneyin. Bol su tüketimi ağız kokusunun giderilmesinde de fayda sağlar.

– Diş aralarına sıkışan yiyecek artıkları kürdan gibi sert maddeler kullanılarak uzaklaştırılmaya çalışılmamalı, diş etlerine hasar verilmemeli.

– Lokum gibi yapışık şekerlemeler harcadığınız zaman dişlerinizi fırçalamak yeterli olmaz, diş aralarında kalan bu şekerlemeler ancak diş ipi kullanılarak uzaklaştırılabilir.

– Hazır meyve suları, asitli meşrubatlar veya hamur işleri harcandıktan sonra dişlerinizi fırçalayamıyorsanız; en azından ağzınızı bol su ile çalkalayın.

Diş sıhhati için ksilitol kullanın

Diş sıhhati için ksilitol kullanın

Ksilitol, ağza alındığı zaman ağızda rahatlık hissinin oluşmasına neden olan ve tadı şekere çok benzeyen bir maddedir. Görüntüsü de şekere eş ancak kan şekerini ani biçimde yükseltmediği gibi kalorili de değildir. Perhizlerde de sıklıkla karşımıza çıkan bu madde, diş sıhhati açısından da son derece yararlıdır. Günümüzde sakız, pastil ve ksilitol tozlarından sağlanabilen ksilitolün dişler, diş eti ve çene kemikleri üzerindeki pozitif tesirini Diş Doktoru Pertev Kökdemir anlattı…

Klisitolün pozitif tesiri

“Ksilitolün kumpaslı bir biçimde şeker yerine kullanımının tesiri bazı doğrultulardan pozitiftir. Ağızda çözünürken tükürük salgılanmasını uyarmaktadır. Bu gidişat, tükürüğün mine yaradılışı ve sertleşmesi için zorunlu olan çok ölçüde kalsiyum fosfat kapsaması açısından avantaj sağlamaktadır. Ksilitol minenin içinde minerallerin depolanmasını dayanaklar. Ayrıca ağız içindeki asit içeriklerinin tesirini eksiltir. Diş çürüklerine neden olan bakterilerin dişlerin üzerine yapışması ve orada kümelenmesi için düşük seviyede pH’a gereksinimleri vardır. Çürük oluşturan bu bakteriler s. mutans yalnızca asit civarda pH seviyesi 4-5 hasar verici plak oluşturabilir. Ksilitol ağız içindeki pH seviyesini çoğaldırarak dişlerin çürük yaradılışına karşı korunmasında ehemmiyetli derecede katkı sağlar.”

Ksilitol sayesinde çürük potansiyelinde eksilme

Diş Doktoru Pertev Kökdemir, “Ağız civarında ksilitolün bulunması, şeker ya da nişasta gibi karbonhidratları laktik isyankarda dönüştürerek dişte zarara neden olan bakterilerden tesirli bir şekilde korunma sağlar. Günlük olarak kumpaslı kullanıldığında, ağız florasının pozitif istikamette değişmesine takviye eder. Bu doğrultudan ksilitol, streptococcus bakterisi popülasyonunu etkileyerek sansasyonel şekilde çürük oluşma potansiyelini eksiltir. Ksilitol, bakterileri öldürmez ama hasar verici içeriklerinin imaline mani olur. Finlilerin yaptığı çalışmalara göre ksilitolün gün süresince katkı sağlaması için kullanılması gereken optimal günlük ölçü 9-12 gram arasındadır. Günümüzde ksilitol; sakız, pastil ve ksilitol tozlarından sağlanabilir” diyor.

Kemik kaybına neden olabilir

Almanya’da tüm erişkinlerin yalnızca yüzde 1’inin çürüğü yoktur diyen Diş Doktoru Pertev Kökdemir laflarına şöyle devam ediyor; “Çürük, bakteriler tarafından üretilen asitlerin dişleri etkilemesi neticeyi oluşur. Bu gidişat şeker ya da nişastanın metabolize edilmesinden kaynaklanır. Bakterilerin dişlerin yüzeyine yapışması için asidik etraf pH 4-5 zorunludur. Şayet bakteriler dişlerin boyun kısımlarında birikir ve plak üretmeye başlarsa; periodontal hastalıklar görülebilir. Bu süreç süresince dağılmış bakteri artıkları dişeti irinine gingivitis neden olur. Bu hastalığın ileri aşaması periodontitis olarak adlandırılır ve yalnızca dişeti çekilmesi değil, dişler çevresinde kemik kaybı da görülür.”

Önleyici rehabilitasyonun ehemmiyeti büyük

Diş çürükleri ve diş eti hastalıklarının önlenmesindeki en tesirli usul, diş fırçalama ve diş ipi kullanımından oluşan ağız bakımını içeren müthiş bir önleyici rehabilitasyondur diyen Kökdemir, “Aynı zamanda beslenme de ehemmiyetli rol oynamaktadır. Sağlıklı ve olası olduğunca az şeker kullanımı olmalıdır. Özellikle bunlara ek olarak kumpaslı ksilitol kullanıldığında çürük oluşturan bakterilerin hiç bahtı olmayacaktır” dedi.

Bir dakika süresince ağızınızda tutun ama yemeyin

Her yemekten sonra yarım çay kaşığı ksilitolün ağza alınması öneri edilir diyen Diş Doktoru Pertev Kökdemir, “Ksilitol yenmemelidir” diyerek de özellikle uyarıyor. “Zira bu madde en iyi ağız boşluğunda çözündüğünde verim sağlar. Bu süreçte pH seviyesinin yükselmesinde istenilen tesirin sağlanması için tükürük imali süratlenir. Dişlere bereketi için bir dakika süresince ağızda kalmalıdır. Ksilitol antibiyotik gibi çürük yapan bakterileri dolaysız olarak öldürerek etkilemez. Ama şeker ve nişastanın laktik asite dönüşmesini önler. Bunun ötesinde pH seviyesini yükselterek bakterilerin diş yüzeyine yapışmak emeliyle bir araya bir araya gelmesine mani olur.”

Diş yüzeyi pürüzsüz bir hal alır

“Ağzın ksilitol ile çalkalanması neticeyi tükürük içeriğinde bulunan kalsiyum fosfat sayesinde alana gelen remineralizasyonla yine mine yaradılışı diş yüzeyinin daha pürüzsüz, kaygan bir hal alması dikkat çekici bir tesirdir. Her gargaradan sonra diş yüzeyi daha da pürüzsüz bir hal alır ve bu da bakterilerin dişlere yapışmasını güçleştirir. Bir Hayli çalışma kumpaslı gargara yapma, sakız çiğneme ya da pastillerin kullanımının çürük yaradılışında öğrenilen en tesirli önleyici rehabilitasyon usulleri olduğunu ifade etmektedir.”

Burun tıkanıklığına son

Burun tıkanıklığına son

Cemiyetimizde çok yaygın görülen ama en çok önemsememe edilen meselelerden biri, burun tıkanıklığı. Özellikle grip, nezle gibi üst solunum yolu enfeksiyonları geçici burun tıkanıklığına neden olabilirken, pek çok şahısta ise burun tıkanıklığı kalıcı bir mesele olarak karşımıza çıkıyor. Acıbadem Kozyatağı Sağlık Kurumu Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Ahmet Erdem Kılavuz, kalıcı burun tıkanıklıklarının en sık deviasyon denilen burun orta dağılmasındaki kıkırdak ve kemik çarpıklığından kaynaklandığını belirterek, öbür sebepleri kronik sinüzit, alerjik rinit burun cerahati, burun içinde alerji kaynaklı oluşan etler polip ve burun eti konka gelişmeleri olarak sıralıyor.

Bitkinlik

Yeterince iyi soluk alamamak iskelet adalelerini de etkilendiğinden şahsın günlük performansını ve fiziksel kapasitesini eksiltiyor. Bu gidişatın merdiven çıkmaktan, spora, iş ve mektep performansından cinsel yaşama kadar negatif tesirleri besbelli bir biçimde ortaya çıkıyor; üstelik birey kendinde gün boyu sebebini bütün öğrenemediği bir bitkinlik seziyor.

Surata ve göze vuran sızı

Burunda hava akışını bozan deviasyon ve konka gibi nedenler sinüslerin havalanmasını manilerken bu da uzun vadede kronik sinüzit gibi iltihabi vaziyetlere yol açabiliyor. Kronik sinüzit geniz akıntısı, surata ve gözlere vuran sızıyla izliyor ve rehabilitasyon edilmediği takdirde daha ileri sıhhat problemleri yaratabiliyor.

Uyuklama hissi

Burun tıkanıklığının yol açtığı horlama ve uyku apnesi, şahsın sosyal ve aile yaşamını etkileyebiliyor, ileri gidişatlarda dolaşım ve solunum sistemlerinde kalıcı problemlere yol açabiliyor. Ayrıca gün içinde uyuklama gibi vaziyetlere yol açarak vasıta kullanımı ya da dikkat isteyen işlerde çalışanlarda etraf sıhhatini ve iş performansını da negatif etkileyebiliyor.

Kalp hastalıkları

Burun tıkanıklığının yarattığı hava akışındaki mukavemet akciğer damarlarına ekstra yük bindirdiğinden kalbin akciğere kan pompalayan odacığı ekstra çalışmak zorunda kalıyor. Bu vaziyet uzun vakit devam ettiğinde ise kalbin işleyişini ve kan tazyiki balansını bozabileceğinden kalp sıhhati üzerinde ehemmiyetli negatif tesirlere yol açabiliyor.

Astım

KBB Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Ahmet Erdem Kılavuz “Burundaki deviasyon gibi yapısal problemler birebir alerji nedeni değildir. Alerjiler bedende hücre ve moleküler seviyede oluşan fazla duyarlılık tepkinleridir, ancak burundaki yapısal problemler alerji rehabilitasyonunun faal bir biçimde yapılmasını yasaklayabilir. Ayrıca alerjik vaziyetler alt solunum yollarını da etkileyerek astım gibi akciğer problemlerine de yol açabilirler” diyor.

Koku ve tat alma

Deviasyon burun orta ayrılmasında kıkırdak ve kemik çarpıklığı, konka burun eti gelişmesi ya da polip burunda alerji kaynaklı oluşan et gibi vaziyetler koku duyusunu negatif olarak etkiliyor. Koku ve tat duyusunda eksilme yaşam niteliğini anlamlı olarak düşürürken, aynı zamanda bedeni risklere sarih hale getiriyor.

Gıcık biçiminde öksürük

Burun tıkanıklığına yol açan nedenler, özellikle kronik sinüzit, aralıksız geniz akıntısına yol açabilirken, geniz akıntısı aralıksız boğaz arınma ve gıcık biçiminde öksürüğe yol açabileceği gibi aynı zamanda özellikle sabahları daha fazla sezilen ağız kokusuna yol açabiliyor. Sigara ve tütün mahsulleri kullanımı da geniz akıntısını daha da artırabiliyor.

Diş çürükleri ve diş eti cerahati

Burun tıkanıklığı neticeyi aralıksız ağız solunumu yapılması boğaz sıhhatiyle birlikte ağız sıhhatini de etkiliyor. Aralıksız ağız kuruluğu, ağız ve dişleri gözeten tükürük salgısının eksilmesi veya yetmemesi, diş çürüklerine ve diş eti cerahatlerine yol açabiliyor. Rehabilitasyon edilmeyen diş çürükleri kalbe kadar uzanan çok ciddi sıhhat problemlerine taban hazırlayabiliyor.

Boğaz enfeksiyonları

Burun yoluyla aldığımız hava burun içinde ısıtılıp ıslatılıyor, filtre edilerek mikroplardan temizletiliyor. Arınılan ıslatılan ve ısıtılan bu hava evvel boğaza sonra akciğerlere aktarılıyor. Burun tıkanıklığı vaziyetinde ağız solunumu yapıldığında ise bu operasyonlardan geçmeyen hava doğrudan boğaza ve akciğerlere yönlendirildiğinden özellikle kronik farenjit ve bademcik cerahati gibi boğazın iltihabi vaziyetlerine yol açabiliyor.

Duyma kaybı

KBB Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Ahmet Erdem Kılavuz ”Burun yoluyla aldığımız hava burnun arka kısmında bulunan östaki borusu yoluyla orta kulak boşluğunu da havalandırmaktadır. Kulak sıhhati için kulakların da “soluk alması” çok ehemmiyetlidir. Tıkanan burun tarafındaki kulak, enfeksiyonlardan daha sık etkilenir, uçuş ve dalış gibi tazyik farklılıklarında tıkanmalar yaşayabilir. Tıkanıklığın rehabilitasyon edilmediği ve uzun sürdüğü gidişatlarda orta kulakta akışkan birikmesi ve kulak çeperinde çökme gibi vaziyetlere ikincil olarak duyma kayıpları büyüyebilir. Bu vaziyet uzadığında ise kronik orta kulak cerahatine yol açarak kulak operasyonu da gerektirebilir” diyor.

Şekerin bedene hiçbir yararı yok

Şekerin bedene hiçbir yararı yok

Şeker günümüzde en çok harcadığımız gıda maddelerinden biri. Her gün bir hayli kere çayımıza, kahvemize attığımız şeker, yediğimiz tatlılar ve içtiğimiz gazlı meşrubatların yanı gizeme içeriğini öğrenmediğimiz kutulu yiyeceklerde de bulunuyor. Dolayısıyla şeker harcarken yaşadığımız en büyük mesele, günde ne kadar harcadığımız mevzusunda net bir fikrimizin olmaması. Günümüzde şahıs başına vasati 10 ile 30 çay kaşığı, bir başka deyişle 40-120 gram şeker harcandığı yapılan çalışmalarda ortaya konmuş. Ancak Dünya Sıhhat Örgütü’nün raporuna göre; şekerin günlük kalori lüzumumuzun yüzde 10’undan aşırısını oluşturmaması gerekiyor. Zira fazla şekeri beden tolere edemiyor ve şeker zamanla birikim yaparak bir hayli ciddi sıhhat meselesine neden olabiliyor. Amerikan Kalp Cemiyeti’nin yayınladığı sayılara göre; günlük olarak alınabilecek şeker ölçüyü erkekler için 35 gram 150 kalori, bayanlar içinse 20 gram 100 kalori olmalı. Acıbadem Bakırköy Sağlık Kurumu Beslenme ve Perhiz Uzmanı Ayça Güleryüz fazla şeker harcayanların karşı karşıya kaldıkları tehlikeleri şöyle sıraladı.

Bedene hiçbir yararı yok

Şeker; şeker pancarından elde edilen, “beyaz şeker” olarak adlandırdığımız ve yarı yarıya fruktoz ile glukozdan oluşan bir bileşik. Protein, yağ, vitamin ve mineral gibi hiçbir gıda öğesi kapsamıyor. Posa içeriği de olmayan boş kalori reelinde. Beslenme ve Perhiz Uzmanı Ayça Güleryüz bu sebeple arıtılmış edilmiş beyaz şekere bedenin hiç gereksinimi olmadığına dikkat sürükleyerek laflarına şöyle devam etti: “Arıtılmış şeker ve çoğu besinin içinde bulunan yüksek oranda fruktoz kapsayan darı şurupları bedenimizde karaciğer tarafından metabolize ediliyor. Bu da karaciğerin daha fazla çalışması anlamına geliyor. Bunun aksine günlük olarak harcadığımız ve nitelikli karbonhidrat kaynağı olarak adlandırdığımız hububatlar ile baklagillerden aldığımız şeker ise yalnızca glukoza dönüşerek bedenin her hücresinde kullanılıyor. Dolayısıyla nitelikli karbonhidrat kaynakları, başka bir deyişle hububatlar ile baklagiller arıtılmış şeker veya fruktoz şurupları gibi hem boş enerji kaynağı değil, hem de bedene hasar vermeden şeker lüzumumuzu karşılıyor.”

Ciltte buruşukluk sebebi

Şeker molekülleri bedende fazla ölçüde bulunduğunda proteinlere bağlanarak proteinin yapısını değiştiriyorlar ve bu hadiseye de “glikasyon” sınıyor. Bu birleşme neticeyi cildin en ehemmiyetli yapıları olan kollajen ve elastin proteinleri hasar görebiliyor. Cildin esnekliğini ve sıkılığını sağlayan elastin ile kollajenin şeker molekülleri tarafından zarar görmesi de ciltte sarkma, buruşukluk ve yüzeyde bozulmalara neden olabiliyor.

Belleği zayıflatıyor

Avustralya Milli Üniversitesi’nde yapılan çalışmaya göre; kan şekerinin uzun müddet banal kıymetlerin üzerinde izlemesi neticeyi bu şahıslarda beynin küçülme tehlikeyi banal fertlere göre daha fazla oluyor. Avusturalya Milli Üniversitesi’nden araştırmanın sahibi Profesör Dr. Nicolas Cherbuin beyinde belleği oluşturan kısımlarda oluşan küçülmenin de hafıza meselelerini ortaya çıkarabileceğini belirtiyor. Fazla şeker tüketimi ayrıca dikkat noksanlığı ve bilme eforluğu da yapabiliyor.

Kanser tehlikesini artırıyor

Amerika Perhiz Rehberi’nin 2010 seneyi raporlarında, perhizle alakalı 5 kronik hastalığın varlığından laf edilmiş. Bu hastalıkların en ehemmiyetlilerinden biri ise kanser. Natürel olarak şeker kapsayan hububatlar, süt ve süt mahsulleri, kurubaklagiller aynı zamanda kansere gözetici olarak vazife yapan vitamin, mineral, antioksidan ve fitokimyasallar gibi maddeler kapsıyorlar. Bunun aksine sofra şekeri boş kalori olmasının yanı gizeme hiçbir gözetici madde kapsamıyor. Üstelik yüksek şeker alımı insülin mukavemeti ve obeziteyi tetikleyerek indirekt olarak meme kanseri gibi bazı kanserlerin riskini çoğaldırıyor. Yapılan çalışmalarda yiyeceklerin glisemik yükü ile meme, kolorektal, endometrium ve pankreas kanserleri arasında pozitif ilişki tespit edilmiş.

Bedenin korunma sistemini zayıflatıyor

Bağışıklık sistemimizin ehemmiyetli bir parçası olan eritrosit hücreleri, C vitamini ile şeker moleküllerinin yarışı arasında kalabiliyor. Şeker ile eş molekül yapısına sahip olan C vitamini şekerin fazla tüketimi neticeyi bağışıklık hücreleri tarafından kullanılamıyor ve bağışıklık sistemini zayıflatmaya neden oluyor. Bunun neticesinde da hastalıklara tutulma tehlikeyi daha da yükselmiş oluyor.

Diş çürüklerine neden oluyor

Ağzımızda pek çok değişik bakteri yaşıyor. Bunlardan kimileri dişlerimize fayda sağlarken, kimileri ise zarar veriyor. Kolay şekerlerle beslenen hasarlı bakteriler fırçalama veya tükürük ile arınılmazlarsa şekeri isyankarda dönüştürerek ağzımızın içinde asidik bir civar oluşmasına yol açıyor. Bu asitlerin diş minesinin en üst katmanında yer alan ve dişlerimizin korunmasını sağlayan neticeyi de diş çürükleri oluşuyor.

Obeziteye yol açıyor

Günümüzün ehemmiyetli hastalıklarından biri olan obezitenin esas sebebi, fazla şeker harcamak. Yapılan çalışmalar sarihçe gösteriyor ki fazla ölçülerde ve kesintisiz olarak şeker harcandığında karaciğer şekerin bileşeni olan fruktozu yağ olarak depoluyor. Bunun neticesinde da özellikle bel etrafında yağlanma süratle çoğalıyor.

Karaciğer yağlanmasını tetikliyor

Karaciğerde fazla trigliserid birikimi yağlı bir karaciğere sahip olmanıza neden olabiliyor. Yapılan çalışmalar da gösteriyor ki fazla fruktoz tüketimi trigliseridlerin yükselmesine yol açarak karaciğer yağlanmasını tetikleyebiliyor. Ayrıca fazla şeker tüketimi neticeyi kilo çoğalışı ve bunun neticesinde obezite ile mukavemeti de karaciğer yağlanmasını tetikleyebilen öteki unsuru oluşturuyor.

Kalbe hasar veriyor

Institute of Medicine’ın raporuna göre şeker makûs kolesterol olarak öğrenilen LDL ve trigliseridlerin yükselmelerine neden olarak damar tıkanıklığına yol açabiliyor. Damarların içindeki bu parçacıkların çoğalması da kalp krizi tehlikesini yükseltiyor.

Mutsuzluk sebebi

Şeker, “mutluluk hormonu” olarak öğrenilen serotonin hormonunun salgılanmasını tetiklediği için neşe verici özelliği şahıslarda bağımlılık yaratabiliyor. Beyinde bağımlılık yaratan tesiri de içinde şeker olan yiyecekler harcanmadığı zaman mutsuzlukla sonuçlanabiliyor. Zira bağımlılık sebebiyle en minik bir meselede gerektiğinden fazla şeker ve tatlı harcamak zamanla kilo alımına, bu tablo da mutsuzluğa çekiyor.

İnsülin mukavemetine neden oluyor

Bedenimizdeki en ehemmiyetli hormonlardan biri olan insülin kan şekerini tertip etmeye dayanakçı oluyor. İnsülin mukavemeti; kandaki şekerin hücre içerisine girmesi neticesinde kullanılamaması demek. Yapılan bir hayli çalışma şeker tüketiminin insülin mukavemetine yol açtığını gösteriyor. İnsülin mukavemeti oluşan bireylerde de metabolik belirti, obezite, tip 2 diyabet ile kalp damar hastalıkları tehlikeyi çoğalıyor.

Şeker bedene girdiğinde neler yapar bir de izleyelim:

Continue reading …

Diş çürümesini önlemenin esas yolları

31 Aralık 2019 Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Diş çürümesini önlemenin esas yolları

Hoş ve sıhhatli dişlerin, estetik avantajlarının yanı gizeme sıhhatimize de pozitif tesiri olduğunu vurgulayan Bakırköy Hospitadent Başhekimi Dt. Selma Kurtoğlu, ” Önemsememe edilen ufak bir çürük; kalp-damar hastalıklarına, romatizmaya, ülsere, böbrek ve karaciğer meselelerine hatta kansere dahi neden olabilmektedir. Ağız ve diş sıhhatinin ehemmiyetinin farkındalığında olan ülkelerde diş doktoruna 6 ayda bir gitme gerekliliği varken ülkemizde böyle bir lüzumluluk olmamakla beraber 2 senede bir diş doktoruna gidilmektedir. İleride oluşabilecek sistematik rahatsızlıkların önüne geçebilmek için ağız ve diş bakımını kumpaslı yapmak, gözetici ve önleyici rehabilitasyonları yaptırmak temeldir. ” diye konuştu.

Ağız ve diş bakımında çürükleri önlemenin 10 esas yolu

1 Sabah ve akşam dişleri fırçalamak, diş ipi kullanmak ve ağız gargaraları ile dişlerin ayrıntılı pakliğini yapmak.

– Diş ipi diş pakliğini bitiren bir operasyondur. Dişler ne kadar iyi fırçalansa da ara suratlar ve takmaların altı diş ipi desteğiyle arınılır. Yapılan istatistiklere göre plağın ağızdan uzaklaştırılmasında diş fırçalamanın tesiri %66 iken plağın ağızdan uzaklaştırılmasında diş ipinin rolü %34 olmaktadır. Günde 1 kez kesinlikle diş ipi kullanılmalıdır.

2 Balanslı beslenme ağız ve diş sıhhati açısından oldukça ehemmiyetlidir.

– Beslenmede ilk ilke beden için lüzumlu her türlü protein vitamin , mineral ,karbonhidrat gibi bütün gıdaların balanslı bir biçimde alınmasıdır. Bu balansı bozacak her türlü alışkanlık genel sıhhatimizi nasıl negatif etkiliyor sıhhatimizi de negatif etkileyecektir.

3 Fındık, ceviz gibi sert yiyecekler dişlerle kırılmamalıdır.

4 Havuç, elma gibi lifli ve çok sert yiyecekleri yemek bir nevi diş fırçası misyonu üstlenerek, dişleri pakler ve kuvvetlendirir.

5Şeker, çikolata lokum gibi besinlerden sonra dişlerin özellikle fırçalanması veya bol su ile çalkalanması gerekmektedir.

6 Özellikle çocukluk çağında dişlerin çıkması ile beraber azı dişlere fissür örtücü uygulanması çürükleri önlemektedir.

7 Şekersiz sakız çiğnemek dişlerin arınılmasına takviyeci olur.

8 Asitli meşrubatlar yerine natürel meyve suları veya maden suları seçim edilmelidir.

9 Kumpaslı diş doktoruna giderek ,belli aralıklar ile panoramik röntgen sürükleterek çürük hakimiyeti yapılmalıdır.

10 Çok soğuk ve çok sıcak besin ve meşrubatlardan sakınılmalıdır.

Diş çürüklerine karşı alınabilecek temkinler

26 Aralık 2019 Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Diş çürüklerine karşı alınabilecek temkinler

Beslenmede ilk ilke beden için lüzumlu protein, vitamin, mineral, karbonhidrat gibi gıdaların balanslı bir biçimde alınmasıdır ve bu balansı bozacak her şey sıhhatimizi nasıl negatif sıhhatimizi de negatif güzergahta etkileyecektir diyen Bakırköy Hospitadent Diş Sağlık Kurumu Başhekimi Dt. Selma Kurtoğlu, “Özellikle çocuklarda hakimiyetsiz harcanan şeker, çikolata ve lokum gibi yiyecekler çürüklere neden olur. Çocukların beslenmesinden şekeri tamamen çıkarmak muhtemel değildir. Dişleri fırçalamak ya da en azından bol su ile çalkalamak verimli olacaktır” dedi.

Dt. Selma Kurtoğlu, diş çürüklerinin oluşmasına mani olmak için yapılmaması gerekenleri söyledi.

Diş çürüklerine mani olmak için bunları yapın

İşte o teklifler:

– Karbonhidratlar, özellikle de yumuşak yiyecekler, dişler üzerinde kalarak çürüklere taban hazırlar. Bunlar arasında kek, bisküvi, makarna, pilav, ekmek dişlere yapışarak bakterilerin artmasına neden olur. Bu da çürük yaradılışını basitleştirir.

– Şeker ya da karbonhidratlar gece uyurken veya uyku sırasında beslenirken kullanılması dişlere ekstra hasar verir. Bebeklerde şekerli mamalar, meyve suları, şekerli süt gibi gıdalar biberonla verilmemesi gerekir. Yoksa bebeklerde biberon çürüğü denilen çürükler oluşur. Bu vaziyet çocuğun beslenmesini negatif tesirler . Görsel açıdan makûs bir görüntü oluştuğu için çocukların psikolojisi de bozulabilir.

– Çok asitli yiyecekler, meşrubatlar, limon gibi bazı meyve ve sebzeler diş minesine hasar verirler. Çok fazla limon harcayan hastalarda ciddi mine yıpranmaları, buna bağlı olarak da hassasiyet büyüyebilir. Bu sebeple diş sıhhatine hasar veren gıdalar arasında sayabiliriz. Her gün kumpaslı olarak içilen asitli meşrubatlar da aynı harabiyeti yapabilir.

– Sigara, içki diş ve ağız sıhhati için hasarlıdır. Sigara çürük yaradılışına neden olmasa da diş etleri ve ağız mukozasına hasar verir. İçki özellikle fazla harcanması ile ağız mukozasında kanserojen tesir yapmaktadır. Isı ve dumanın içindeki kimyevi maddeler hep beraber diş etlerinde ciddi meselelere yol açar. Kemik kayıpları, diş eti çekilmeleriyle dişlerinizi basitçe kaybedebilirsiniz.