Islak ayaklar ve mayo mantara neden oluyor

Islak ayaklar ve mayo mantara neden oluyor

Yazın sıcaklarından sıkılanların ilk adresi havuz ya da deniz oluyor. Ferahlamak için seçim edilen havuzlar ise çoğu zaman mikropların üremesi ve taşınmasında başrolü üstleniyor. Tatil mekanlarının ve beldelerinin kalabalıklaşmasıyla çoğalan yaz enfeksiyonlarından korunmak için Medical Park Bahçelievler Sağlık Kurumu Enfeksiyon Hastalıkları ve Muayenehane Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Ahmet Cem Dayanakçı ehemmiyetli bilgiler verdi.

Sıcak ve nem ile beraber lekeli havuz ve denizlerde basitlikle üreyen ve dağılabilen mikroplar ishal, bulantı, kusma, hepatit, karahumma gibi sindirim sistemi hastalıklarına neden olabileceği gibi göz, kulak enfeksiyonları ile cildimizi etkileyen mantar hastalıklarına da neden olabilmektedir. Dr. Dayanakçı, özellikle havuzların mantar enfeksiyonlarının dağılmasına uygun civarlar olduğunu belirterek, korunma usulleri hakkında şu bilgileri verdi:

”Yüzme havuzlarından kaynaklı hastalıkların başında, ağız yoluyla alınan bakteriyel, paraziter ve viral faktörlerin neden olduğu bulantı, kusma, ishalin eşlik ettiği sindirim sistemi infeksiyonları gelmektedir. Bununla birlikte cilt, kulak, göz ve solunum sistemi infeksiyonları da sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Özellikle ayak ve kasık gölgesini hoşlanan mantar hastalılarında en sık yakınma kaşıntıdır. Mantarlar yüzme havuzlarından şahıstan şahsa, temas yoluyla geçebileceği gibi klorun ve nemin sağlamış olduğu civar sayesinde de baskın hale gelip enfeksiyona yol açabilirler”

İlk bulgusu kızarıklık ve hassasiyet

Mantar enfeksiyonları ciltte şiddetli kaşıntı, kızarıklık ve hassasiyet ile karşımıza çıkar. Kadın genital bölgede büyüyen mantar enfeksiyonlarında kaşıntıya bağlı tende ufak kanama alanları, sızı ve beyaz renkli, kokusuz, süt kesiği kıvamında akıntı da eşlik edebilir.

Hamileler ve şeker hastaları daha çok tehlike altında

Mantar enfeksiyonları hamilelerde, şeker hastalığı olanlarda, antibiyotik kullananlarda ve bağışıklık sistemi cılız bireylerde basitlikle görülebilir. Bununla beraber uygun tedbirler almayanlarda ciltte natürel olarak bulunan mantarlar basitlikle baskın hale gelip enfeksiyona neden olabilirler.

Mantarı ayaklandırmayın

Devamlı haraket halindeyiz, ayaklarımız bizleri taşıyan bizlere hareket hüneri sağlayan en ehemmiyetli uzuvlarımızdan. Dolayısı ile farkında olmadan sadece bizi değil adımladığımız her noktadaki bakteri, mantar ve eşi organizamaları da taşıyor. Özellikle ayak mantarları bireyler arasında basitlikle dağılabilirler. Islak ve nemli civarda rahatlıkla canlılığını gözetebilen bu organizmlar temas yoluyla bulaşıp hastalığa neden olabilirler. Pak, duru olmayan ve hijyen kaidelerine uyulmayan havuzlarda mantar enfeksiyonları sıklıkla bulaşabilmektedir. Mantar hastalığının önlenmesi havuza girmeden evvel ayakların özel antiseptik solüsyonlara daldırılarak dezenfekte edilmesi ve mantar enfeksiyonu olanların havuza girmemesi önerilir.

Islak mayo mantara davetiye çıkarıyor

Mantarlar nemi ve sıcağı çok beğenirler. Klorun tesiriyle ciltte natürel olarak bulunan bakterilerin eksilmesiyle beraber baskın hale gelen mantarlar enfeksiyonunun büyümesini basitleştirir. Bunun yanında mayo ve eşi sentetik ve sıkı giysiler de eş sebeplerle mantarların üremesini basitleştirir. Bu sebeple ıslak mayo ile kalınmaması, sentetik giysiler yerine pamuklu çamaşırların seçim edilmesi gerekir.

Deniz daha tehlikesiz

Deniz suyu mantarlar için natürel dezenfektan vazifeyi göreceğinden mantar bulaşması ya da oluşması çok düşüktür. Bu surattan pakliğinden emin olunmayan havuzların yerine denizin seçim edilmesi gerekmektedir.

Rehabilitasyonu 1 – 2 gün sürer

Duyarlı ciltler, metabolik yapımız, bağışıklık sistemimiz rehabilitasyonun teşhis veya rehabilitasyon sürecini uzatabilir. Özellikle vajinal mantar rehabilitasyonunda kremler ve fitiller çoğu defa yeterli olabilirken bazı gidişatlarda oral rehabilitasyonlar da verilebilmektedir. Rehabilitasyona cevap 1-2 günde ortaya çıkmakta, bazı gidişatlarda 7 güne kadar uzayabilmektedir. %80-90 oranında rehabilitasyon zaferi sağlanabilmektedir. Rehabilitasyon sürecinde nemden sakınılmalı, sentetik giysiler yerine pamuklular seçim edilmeli, ayaklar devamlı kuru yakalanmalı.

Kulak çöpünün verdiği hasarlar

Kulak çöpünün verdiği hasarlar

Bayağıda kulak kepçesindeki kıvrımlı yerlerin arınılması emeliyle üretilen kulak çubukları, kulak kanallarının içini arınmak emeliyle şuursuzca derinliklere sokulursa mantardan kulak çeperinde delinmeye, enfeksiyondan duyma kaybına dek bir hayli hastalığa yol açabilir.

Dış kulakta çizilme ya da yaralanma alana gelebilir

Özellikle yaz aylarında havuz, deniz ve duş esnasında suyla temas çoğalırken; kulağını sık sık arınma lüzumu paydan ve kulak çubuğuyla karıştıran insanlar, dış kulak yolunda gözle görülmeyen bazı çiziklere, yaralanmalara yol açabilir. O yaralanmalar ve çatlaklar da lekeli maddelerin dış kulak yolunda iltihaplanma yapabilir. Bu çok basit enfeksiyona yol açabilir. Bu sebeple şuursuz hareket etmemek, kulak çubuklarını kulakların derinliklerine sokmamak gerekir.

Lekeler daha da derine gidebilir

Normalda dış kulak yolu kahverengi bir salgı yapar. Dış kulak yolunu enfeksiyonlardan gözeten bu salgı dış kulak yolu tarafından dışarı atılır. Ama biz onu günlük yaşantımızda göremeyiz. Dışarı atılmasında problem olması gidişatında ise bu salgı içeride birikebilir. Biriken salgı, kulak çubuğu ile arınılmaya çalışılırken bütün tersi o biriken salgılar daha da içeri itilip birikmesine yol açılabilir, dış kulak yolu kanalı kapanabilir.

Duyma kaybına neden olabilir

Kulak natürel yapısı gereği kendi kendini arınma özelliğine sahiptir. Kulak lekeleri, sanılanın aksine kulağımız için verimlidir. Ancak kulak çubuğu ile bu verimli lekelere müdahalede bulunarak hasar verebiliriz. Şuursuz kulak çubuğu kullanımı kulak tıkanıklıklarını hatta duyma kaybını birliktesi getirebilir.

Kulağın delinmesine dahi neden olabilir

Kulak çeperi takribî 2.5-3 santim ileride yer alır. Ani ve fazla tazyik farklılıkları, patlama, fazla ses, travma, tokat atma ve darp gibi sebeplerle kulak çeperi delinebildiği gibi kulağın, kulak çubuğu ve neticeyi de kulak çeperi hasar görebilir ve delinebilir. Bu sebeple özellikle havuz, deniz ve duştan sonra kulağın nemini almak yeterlidir.

Mantar yaradılışına yol açar

Kulak çubukları bayağıda kulak kepçesindeki kıvrımlı yerlerin arınılması emeliyle üretilmesine rağmen, kulak kanallarının içini arınmak için şuursuzca derinliklere sokulduğunda kulağın kendi kendini natürel yoldan arınma mekanizmasını bozar. Bu gidişatta buşon denilen yapıların ortaya çıkmasına neden olur. Buşon yapıları da suyla temas ettiğinde kokuşup mantar gelişimine neden olabilir. Kulak çubukları kulağımızda paklik olarak yalnızca en dış kısmın nemini almak ya da kurulamak emelli kullanılabilir. Ama kulak lekeyi sebebiyle kulakta bir tıkanma olduğunda KBB uzmanı tarafından lekenin arınılması en doğrusu usuldür.

Yaz mevsiminde kulak enfeksiyonlarına dikkat

Yaz mevsiminde kulak enfeksiyonlarına dikkat

İçinde bulunduğumuz yaz ayları, mevsim basmakalıplarının üzerinde izleyen sıcaklar ile toplanınca, ferahlamak için havuz ve denizler seçim ediliyor. Girilen havuzların hijyen açısından ehemmiyetini vurgulayan Okan Üniversitesi Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Arzu Tatlıpınar orta kulak irinine karşı uyarıyor!

Havuza dikkat

Doç. Dr. Arzu Tatlıpınar, ”Dış kulak yolu enfeksiyonlarında kulağın karıştırılması, suyla özellikle havuz suları sık temas rol oynayabilir. Üst solunum yolu enfeksiyonu, rinit ve sinüzitler, alerji, geniz eti büyüklüğü ve östaki borusunun iyi çalışmaması gibi etmenler orta kulak enfeksiyonları için taban oluşturabilmektedir. Kulağında sızı, akıntı, kaşıntı, duyma azlığı yakınması olan bireyler salt suretle kulak burun boğaz doktorlarına başvuru ederek, evvel faktörün ortaya konması ve bunun neticesinde uygun rehabilitasyonun başlanması mevzusunda takviye almalıdır. Akıntı olan kulaklarda kulak çeperleri hakimiyet edilmelidir. Akıntının nedeni orta kulak enfeksiyonu nedeniyle olan çeper delinmesi olabilir” dedi.

Enfeksiyonu artıran gidişatlar

Dış kulak yolunun enfeksiyonlarında ve kulak çeperinin delindiği gidişatlarda kulağın sudan korunması gerektiğini söyleyen ve yaz aylarında sık görülen meselelerden birinin yaygın dış kulak yolu enfeksiyonları olduğunu ifade eden Doç. Dr. Arzu Tatlıpınar, ”Olguların çoğunluğu yaz mevsiminde ılık ve nemli etraflarda görülür. Pamuklu çubuklar, yabancı cisimler ve kaşınma ile oluşan travmalar, kulaklıklar, yüzme veya sık banyo ve duş meyli artıran etkenlerdendir” diyerek laflarına şu biçimde devam etti:

”Dış kulak kanalında buşon olarak adlandırılan ve dış kulak yolundaki bezler tarafından üretilen ”kulak lekeleri” bazen sızı, kaşıntı ve duyma azlığına neden olarak kulak enfeksiyonlarıyla karışabilmektedir. Kulak lekelerinin kulak çöpü, toka, bükülmüş kağıt mendil gibi cisimlerle arınmaya kalkışılması bu akıntıyı iç kısma, kulak çeperine doğru iter. Bu cins cisimlerle kulak arınılamaz, yalnızca kulak birikintisi içeriye doğru itilir. Aynı zamanda dış kulak yolunun teni ve kulak çeperi çok ince ve alıngandır. Kulak yoluna sokulan sert cisimlerle kulağı arınmak kulağa hasar verebilir

Rehabilitasyon usulleri

Doç. Dr. Arzu Tatlıpınar, Ayrıca enfeksiyonların rehabilitasyon edilmemesi gidişatında yaşanabilecekleri de aktardı: “Kulak enfeksiyonları zamanında rehabilitasyon edilmez, önemsememe edilirse surat asabı felci, mastoidit, menenjit, beyin ve beyincik abseleri vb. kulak içi ve beyindeki yapılarla alakalı karmaşıklıklar oluşabilir. Orta kulak enfeksiyonlarında ilaç rehabilitasyonuyla netice alınamazsa kulak çeperine tüp takılması, kalıcı çeper delinmesi oluşmuşsa ”timpanoplasti” ismi verilen çeperin operasyonla onarılması gibi harekâtlar yapılabilir”dedi.

Yaz aylarında dış kulak yolu problemlerine dikkat

Yaz aylarında dış kulak yolu problemlerine dikkat

Havuz ve deniz mevsiminin açılması ile beraber kulak sıhhati mevzusunda şikayetler de çoğalış göstermeye başladı. Dış kulağın iç kısmının nemli kalması ile ilerleyen bu tablo, kaşıntı hatta duyma kaybına yol açabiliyor.

Yazın kulakta en sık bakteriyel enfeksiyonlar görülüyor

Dış kulak yolu, kulağın kepçesinden çeperine kadar devam eden kısmı ifade etmektedir. Burada ortaya çıkan enfeksiyonlar çoğunlukla bakteriyel, bazen de mantar enfeksiyonları sebebiyle dış kulak yolunda inflamasyon oluşturmaktadır. Bedenin buna verdiği cevap da dış kulak yolu cerahati olarak adlandırılmaktadır. Dış kulak yolunda ortaya çıkan rahatsızlıkların esasında bakteri ve mantar enfeksiyonları olduğundan, yaz ayları bu hastalık açısından kritik ehemmiyet taşımaktadır. Zira bu aylarda bir hayli şahıs denize ve havuza girmektedir. Olağan koşullarda kulağın kendi kendini arınma mekanizması vardır ancak bu mekanizma, çeperden başlayarak migrasyon hareketiyle çalışsa da her şeye karşın bölge enfekte olabilmektedir.

Hasta şikayetleri tanıda ehemmiyetli

Bu bölgede ortaya çıkan rahatsızlıklar, yüzde 99,9 oranında hasta hikayesi ve fizik tetkik ile tanı almaktadır. Bakteriyel enfeksiyon varlığında iç kulak yolunda hafif kaşıntı ve sızı sezilmektedir. Birkaç gün içinde kulak kepçesinin bütün altına veya giriş bölgesindeki kıkırdağa değildiğinde sızı daha da şiddetlenmektedir. Bir öbür mesele de akıntı olmaktadır. Genellikle dış kulağın iç kısmının nemli kalması, daralması ve enfeksiyona bağlı oluşan ödem ıslaklığa yol açmaktadır. Orta kulak irinindeki kadar yoğun olmamakla beraber duyma kaybı da sezilmektedir. Mantar enfeksiyonu varlığında ise sızı azıcık daha geri tasarıda kalıyor ancak kaşıntı çok daha yoğun sezilebilmektedir. Hastanın şikayetlerine ek olarak otoskopla da tetkik edilir. Bağışıklık sistemi düşük hastalarda; kulak yolunun dışına, kemiğe, kafa tabanına doğru ilerleme olması halinde ise değişik görüntüleme usulleri devreye girmektedir.

Sızı diniyor, enfeksiyon geçiyor

Dış kulak yolu irinlerinin rehabilitasyonu ağırlık olarak topikal yapılmaktadır. Bu sayede hem rehabilitasyon asıllaşmaktadır hem de sızıyı eksiltmek muhtemel olmaktadır. Enfeksiyon mantara bağlıysa mantar ilaçları, bakteriye bağlıysa topikal antibakteriyel damlalar kullanılmaktadır. Hastanın bağışıklık sisteminin düşük, sızısının da çok olması halinde bu ilaçlara ek olarak sistemik antibiyotikler devreye girmektedir.

Kulağınızı nemden gözetin

Bazı bireylerde dış kulak yolu cerahatlerine sık tesadüfülmektedir. Dolayısıyla dış kulak yolunun dış kısmının kulak çubuğu ya da havluyla kurulanması ehemmiyet taşır. Dermatiti olan bireylerde ise bu hastalığa yatkınlık vardır. Bunlara ek olarak hastalığa yol açan değişik tehlike etmenleri de bulunmaktadır. Misalin; bireyin dış kulak yolunu tırnak, yabancı bir cisim ve eşi biçimlerde travmatize etmesi tehlikeyi artırır. Bu rahatsızlıkla çaba etmek için kulak çubuğu ve havlunun yanı gizeme saç kurutma makinasını 20-30 cm uzaktan kulağa yakalayıp, 15-20 saniye kurutmak da dış kulağın nemini almada yeterli olabilmektedir. Kulağın yoğun biçimde tıkalı olması halindeyse tatile çıkmadan evvel bir kulak burun boğaz uzmanı tarafından paklik yapılması ise enfeksiyonlarla çabaya takviyeci olmaktadır.

Gözlerinizi gözetmeyi bilin

Gözlerinizi gözetmeyi bilin

Yaz aylarında yoğun güneş ışığına maruz kalarak havuz ya da denizde geçirilen zamanlar, göz sıhhati mevzusunda muhtelif tehlikeleri de birliktesi getirebiliyor. Göz kuruluğu, batma, yanma, ışık hassasiyeti ve göz enfeksiyonlarından korunmak için birkaç pratik tedbir alınması ehemmiyet taşıyor. Memorial Şişli Sağlık Kurumu Göz Merkezi Başkanı Doç. Dr. Barış Sönmez, yaz aylarında göz sıhhatini gözetmek için dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

Gözyaşınız buğulaşabilir

Yazın doğrudan gözünüze gelen güneş ışığı, göz yüzeyinde ve göz içerisinde bir hayli hastalığı tetikleyebilmektedir. Yalnızca güneş ışınları, değil toz ve klima da gözyaşının buğulaşmasına neden olarak göz kuruluğunun görülme sıklığını artırabilmektedir. Gözyaşı ölçüyü ve niteliğinin bozulması ise göz yüzeyinde enfeksiyonu tetikleyerek pterjium gibi göz yüzey hastalıklarının oluşmasına taban hazırlamaktadır. Aynı zamanda, uzun süreli ultraviyole ışınına maruz kalmak; göz yüzeyinde iyi ya da makûs mizaçlı bir hayli kitlenin oluşumunu süratlendirirken katarakt gelişimi ve ağ tabaka hücrelerinin ihtiyarlamasını da süratlendirmektedir.

Renkli gözlüler daha dikkatli olmalı

Sarih derili ve renkli gözlü bireylerin yüksek ölçüde ultraviyole ışınlarına maruz kaldığında bazı göz içi kanserlerinin çoğaldığı öğrenilmektedir. Yüksek yükseltiler ile deniz ve kumsalda daha tesirli olan ultraviyole ışınları sarih derili ve renkli gözlü bireylerin yanı gizeme;

– Yaşlılar ve çocuklar,

– Çiftçiler, dağcılar ve balıkçılar gibi güneşli havalarda dışarda çalışmak zorunda olan şahıslar,

– Katarakt operasyonu olan veya göz içi merceği takanlar,

– Doğum hakimiyet hapları, bazı antibiyotikler ve sedef ilacı gibi güneş ışığına duyarlı ilaçları kumpaslı kullananların daha dikkatli olmaları gerekmektedir.

Yazın yoğun ultraviyole ışınlarından korunmak çocuklar ve yaşlılar için oldukça ehemmiyetlidir. Aşırısı hasarlı olmakla birlikte, güneşin çocuklarda miyop gelişimine mani olduğu ve dış etrafta yapılan etkinliklerin miyop ilerleme süratini eksilttiği de bir asıldır.

Güneş gözlüğünün rengi değil gözetici özelliği ehemmiyetli

Gözleri yaz güneşinden gözetmenin ilk yolu, güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde dışarıda olmamak ve güneşe bakmamaktır. Dolaysız güneşe bakmanın geri dönüşümü olası olmayan ağ tabaka hazarlarına yol açabileceği unutulmamalıdır. Ayrıca geniş gölgelikli şapkalar kullanılmalı ve güneşin hasarlı tesirlerinden gözetecek uygun gözlük seçim edilmelidir. Güneş gözlüğü tercihinde gözlük sırçasının koyu olmasının ehemmiyeti bulunmamaktadır. Sırça renginden çok; yan ve üst tarafının göz kapaklarını gözetecek biçimde kapalı ve UVA – UVB gözetici özelliği olması sıhhatlidir. Sürüş esnasında ışık saçılma ve yansımalardan etkilenmemek için polarize sırçalı gözlükler seçim edilmelidir.

Gözlüksüz yüzmeyin

Yüzmek müthiş bir egzersizdir ve yaz aylarında sevinç veren etkinliklerin başında gelmektedir. Ancak yüzme sonrası gözlerde batma, kızarıklık ve kaşıntı yaşanabilmektedir. Özellikle havuz suyunu mikroplardan temizletmek ve arınmak için kullanılan başta klor olmak üzere bir hayli dezenfektan, gözyaşı katmanını bozarak göz yüzeyini rahatsız etmektedir. Havuzda gözlerin sarih yüzüldüğü vaziyetlerde kimyevi tesirlerle bozulan ve tamlığını kaybeden gözyaşı katmanı kuruluk, batma ve ışık hassasiyeti sezilmesine neden olmaktadır. Kimyevilerle gözyaşı katmanı ve hemen altındaki epitel katmanın bozulması; görüşün flulaşması ile beraber gözü enfeksiyonlara sarih hale getirmektedir. Genellikle bakteri ve virüs kaynaklı enfeksiyonlar gözlerde günlerce süren kızarıklık ve çapaklanmaya neden olabilmektedir. Havuz ve denize girerken deniz gözlüğü takılması klor ve kimyevi toksisiteden koruma sağlarken, şakalaşırken yaşanabilecek travmalara karşı da iyi bir ihtiyattır.

Ayrıca;

– Kontakt lensler çıkartılmadan havuz, sauna ve kaplıcalara girilmemelidir. Yaşanabilecek kornea cerahati; çapaklanmayla beraber gözde sızı ve kimi zaman kalıcı görme kaybı ile sonuçlanabilecek zararlara neden olabilmektedir.

– Havuzdan çıktıktan sonra surat ve gözler pak musluk suyuyla yıkanmalıdır.

– Yapay gözyaşı damlaları kullanmak da göz yüzeyinden kimyevileri uzaklaştırıp gözyaşı katmanını yine oluşturmaya dayanak edebilmektedir.

– Kaşıntı uzun vakit geçmediyse uzmana müracaat etin

– Havuzdan sonra gözlerdeki kızarıklık ve kaşıntı birkaç dakika sürüp geçiyorsa ilk olarak hekime gitmeye gerek olmayabilir. Ancak birkaç saat süren kaşıntı, kızarıklık ve batmalara gözlerde çapaklanma, görme fluluğu ve sızı eşlik ediyorsa kesinlikle bir göz hekimine müracaat etilmesi gerekmektedir.

Havuzlardaki büyük risk

Havuzlardaki büyük risk

Yaz aylarının gelmesiyle beraber tatilcileri havuz ve deniz mevzusunda uyaran Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrrahi Uzmanı Op.Dr. Bahadır Baykal, pis havuz suyunun dış kulak cerahatine neden olduğunu belirtiyor. Baykal, pak havuza girilmesi ve kulakların ıslak kalmamasını öneriyor.

Kulakta en sık görülen problemlerin başında kulağa su kaçırılmasının geldiğini söyleyen Baykal, “Havuza ve denize girilen yaz aylarında kulak sıhhatine daha fazla itina gösterilmelidir. Özellikle lekeli havuzlar dış kulak yolu cerahatine başka bir deyişle ‘yüzücü kulağına’ neden olabiliyor. Kulağa su kaçması ile ortaya bazı meseleler çıkabilir. Dış kulak yolunda bulunan salgı, atanan kulak teni ve dökülen kulak kılları ile beraber ‘buşon’ sınan sert bir tıkaç oluşturur. Ulus arasında kulak lekeyi diye öğrenilen bu tıkaç suyu emerek sünger gibi şişer ve şahsın kulağının aniden tıkanmasına neden olur. Tatile gitmeden evvel bir kesinlikle kulak burun boğaz, uzmanına müracaat etmekte ve buşonun arınılmasında fayda var” ifadelerini kullandı.

Kulakta mevcut olan irinin bazı bulgularla kendini göstereceğini aktaran Baykal, “Kulak deliğinin hemen önündeki kıkırdağa değemiyorsanız ve hassasiyet, sızı mevcut ise dış kulakta enfeksiyon var demektir. Bu şikayetlerin yanında makûs kokulu akıntılar da başlamışsa acilen KBB hekimine müracaat etmenizde fayda var” diye konuştu.

En çok yazın görülüyor

Dış kulak irininin yaz ayrılarında daha sık görüldüğünü söyleyen Baykal, “Yaz aylarında insanlar ferahlamak gereksinimi dinlerler. Yaz aylarında havuz veya denize girilmesiyle de dış kulak yoluna dolan sular dış kulak yolu irinlerine neden olur.Hatta en büyük sebebidir diyebiliriz.Eğer yeterince pak olmayan sularda yüzerseniz,dış kulak yolu cerahatine hazırlıklı olmalısınız.Zaten dış kulak yolu cerahati, daha çok yüzme sonrası görüldüğünden ‘yüzücü kulağı’ diye adlandırılır. Dış kulak yolunda bulunan psödomonas isimli bakteri nemli ve sıcak etraflarda üremeyi beğenir. Kulak kaşıntısına, yeşil renkli makûs kokulu akıntıya ve bunlarla beraber sızıya neden olabilir. Mantar yaradılışını tetikleyen etmenlerin arasında ıslak ve nemli vazgeçilmiş kulak yolu da vardır. Bu vaziyette de kaşıntı,sızı ve tıkanıklık alana gelebilir.” dedi.

Yüzme sırasında kulaklara dikkat

31 Aralık 2019 Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Yüzme sırasında kulaklara dikkat

Ramazan Bayramı’yla birlikte pek çok şahıs için deniz sezonu da başlayacak. Bu yarıyılda en çok görülen dış kulak yolu enfeksiyonları, kulakta sızıya neden oluyor. Yüzme sırasında kulak tıkacı ve yüzücü başlığı kullanmayı öneren uzmanlar, dış kulak yolunu pamuklu çubuklarla veya başka cisimlerle kaşımamak gerektiğine dikkat sürüklüyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Sağlık Kurumu KBB Uzmanı Doç. Dr. Murat Topak, dış kulak yolu enfeksiyonlarının yaz aylarında sıklıkla yaşandığını belirterek bazı önlemlerle önlenebileceğine dikkat çekti.

Kulağı gözeten bariyer: “Serümen”

Dış kulak yolunun DKY yetişkinlerde takribî 2,5 cm uzunluğunda olduğunu belirten Doç. Dr. Murat Topak, “Dış 1/3 kısmı kıkırdak, iç 2/3 kısmı kemik yapıdadır. Kıkırdak kısmın cildi kıllar ve kıl keseleri, yağ ve salgı bezleri kapsar. Bezlerin salgısı ve dökülen epitel hücreleri birleşerek “serümen” denilen gözetici salgıyı oluşturur. Serümenin dış kulak yolunda gözetici bir vazifeyi vardır, içinde bulundurduğu maddelerle enfeksiyona karşı gözetici bir bariyer oluşturur” dedi.

Kulak pakliği kulağa hasar verebilir

Kulak çeperi ve dış kulak yolundan dökülen epitel hücrelerinin, içten dışa doğru göç ederek kıkırdak kanalda biriktiğini ve buradan serümenle beraber dışarı atıldığını belirten Doç. Dr. Murat Topak, özellikle kulak çubuklarıyla yapılan şahsi pakliğin kulak sıhhatini tehdit ettiğini söyledi. Topak, şöyle konuştu:

“Bazı şahıslarda serümen salgısının yoğun kıvamlı olması veya dış kulak yolundaki dky anatomik farklılıklar sebebiyle kanalda serümen birikimi ve tıkaç buşon oluşabilir. Bunun dışında; şahsi paklik emeli ile dış kulak yoluna sokulan pamuklu çubuklar veya buna eş gereçler bu birikimi arınamadığı gibi bütün tersine serümenin bayağı göç doğrultusunun tersine kulak çeperine doğru itilmesine ve dış kulak yolunun tıkanmasına yol açabilir bu sebeple dış kulak yoluna rastgele bir şey sokulmamalıdır.”

Yüzücüler tehlike altındadır

Yaz aylarında sık görülen meselelerden birinin yaygın dış kulak yolu enfeksiyonları olduğunu ifade eden Doç. Dr. Murat Topak, “Olguların çoğunluğu yaz mevsiminde ılık ve nemli civarlarda görülür. Pamuklu çubuklar, yabancı cisim ve kaşıma ile oluşan travmalar, kulaklıklar, yüzme veya sık banyo ve duş meyli çoğaldıran etkenlerdendir. Yüzücüler dış kulak yolunun, sıkça suyla temas etmesi sebebiyle gözetici serümen katmanının kaybına bağlı olarak dış kulak yolu enfeksiyonu geçirmeye eğlimlidirler. Bu etmenlerden birkaçının beraber olması, tehlikeyi daha da aşırılaştırır” diye konuştu.

Hafif safhada kaşıntı, orta safhada sızı ortaya çıkıyor

Dış kulak yolu enfeksiyonunun en çok sızı, dolgunluk, kaşıntı ve duyma kaybı şikayetlerine neden olduğunu ifade eden Doç. Dr. Murat Topak, “Hafif safhada sızı çok şiddetli değilken kaşıntı ön tasarıdadır. Orta safhada sızıda çoğalış görülür. Ciddi safhada ise enfeksiyon dış kulak yolunu aşarak kulak kepçesine, surata ve kulak arda dağılabilir” dedi.

Minik çocukların şikayetlerini bütün olarak anlatamayabileceklerini belirten Doç. Dr. Murat Topak, “Kulaklarına değince ağlamaları, kulaklarını çekiştirmeleri, bazen ateş, dış kulak yolunda akıntı görülmesi, rahat yatamamaları , sıradandan çok ağlamaları vaziyetinde dikkat etmek gerekir” ihtarında bulundu.

Korunmak için neler yapılmalı

Doç. Dr. Murat Topak, dış kulak yolu enfeksiyonundan korunmak için şu önerilerde bulundu:

“Dış kulak yolunu kuru yakalamak, yüzme sırasında kulak tıkacı ve yüzücü başlığı kullanmak, dış kulak yolunu pamuklu çubuklarla veya başka cisimlerle kaşımamak, kendi kendimize dış kulak yolundaki serümeni arınmaya çalışmamak, yüzmeden sonra dış kulak yolunu havlu ile kurulamak.”

Serümen tıkaçlarının rehabilitasyonunun doktor tarafından aspirasyon veya lavaj yolu ile yapıldığını ifade eden Doç. Dr. Murat Topak, “Çok sert ve kuru buşonları birkaç gün gliserin ile yumuşatmak gerekebilir. Dış kulak yolu enfeksiyonlarında rehabilitasyon dış kulak yolunun arınılması, antibiyotikli kulak damlaları, gerektiğinde dış kulak yoluna yerleştirilen antibiyotikli ve steroidli tamponlar,sistemik antibiyotik, mantar enfeksiyonu var ise antimikotik damlalar ile yapılır. Serümen tıkacı veya dış kulak yolu enfeksiyonunu düşündürecek şikâyetleriniz varsa KBB doktoruna müracaat etmeniz gerekir” ihtarında bulundu.

Bayanlar tuz tüketimine dikkat

22 Aralık 2019 Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Bayanlar tuz tüketimine dikkat

Diyetisyen Duygu Deniz, günlük sodyum gereksiniminin en fazla 500 miligram olduğunu bundan fazla alınan tuzun, hipertansiyon, ilerleyen yaşlarda kronik böbrek yetmezliği ve bayanlarda kemik erimesi tehlikesini artırdığını söyledi. Sofrada kullanılan tuzun sodyum ve klordan oluştuğunu kaydolan Deniz, şöyle devam etti:

“Günlük sodyum gereksinimimiz günlük 500 miligram ve bu sodyumu peynir başta olmak üzere ekmek ve öbür gıdalarımızdan aldığımız için masamızda tuz bulundurmak doğru değil. Yapılan araştırmalar, şu an aldığımız tuzun kat kat fazla olduğunu gösteriyor.”

Bedene tuz yoluyla giren fazla sodyum alımının kalsiyum atılımını artırdığını ve cemiyette ‘Kemik erimesi’ olarak öğrenilen ‘Osteoporoz’a neden olduğunu vurgulayan Deniz, şöyle dedi:

“Günümüzde özellikle 50 yaş üstü bayanlarda kemik erimesi görülme oranı arkasıydı. Bunun da en ehemmiyetli sebebi fazla tuz kullanımı. Bu sebeple bayanların balanslı tuz kullanımına daha fazla dikkat etmesi gerekiyor. Şayet şahsın böbrekleri iyi çalışmıyorsa, bedende tuzun birikmesi ortaya çıkıyor. Cemiyetin tümünde sodyum duyarlılığı olacak diye bir koşul yok ama geç yaşlarda fazla sodyum alımı ileriki yaşlarda kesinlikle mesele ortaya çıkarıyor. Bu, kronik böbrek yetmezliğine ve hipertansiyona davetiye çıkarıyor. Şahıs kilolu ya da sigara kullanıyorsa bu tehlike daha da çoğalıyor. Zati günümüzde genç yaşlarda da hipertansiyon görülme oranı çoğalmış gidişatta. Şahıs potasyumu muz, koyu yeşil sebzeler, ceviz ve bademden karşılayabilir. Ama bunlar balanslı alınsa da, sodyum oranının azaltlması gerekiyor. Zira yediğimiz bazı gıdalarda, özellikle konserve ve salamuralarda sodyum oranı bin miligrama kadar görülüyor. Bu da yeniden fazla sodyum alımına neden oluyor.”

Yaz aylarının kabusu dış kulak cerahati

20 Aralık 2019 Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Yaz aylarının kabusu dış kulak cerahati

Koç Üniversitesi Sağlık Kurumu Kulak Burun Boğaz Kısmı Uzm. Dr. Ozan Gökler özellikle yaz yarıyılında sıkça yaşanan kulak hastalıklarıile alakalı olarak yaptığı söylemede dış kulak yolunun nemli, karanlık ve sıcak olması sebebiyle bakteri ve mantar gibi patojenlerin artması için çok uygun bir civar sağladığına dikkat çekti. Gökler, şu bilgileri kaydoldu: “Dış kulak yolu enfeksiyonlarının yaz aylarında çoğalmasının en ehemmiyetli sebebi yeterince hijyenik olmayan havuz ve deniz suyudur. Ayrıca yüzme sonrası dış kulak yolunun ıslak kalması, kulak çubukları ve eşi gereçlerle kulak yolunun travmaya uğraması enfeksiyon riskini çoğaldırır. Bu hastalıklar zamanında ve uygun bir biçimde ele alınmazlarsa tatil sevincinizin kaçmasına neden olabilir”

Yaz aylarında en sık görülen sıhhat meseleyi dış kulak yolu enfeksiyonlarıdır. Dış kulak yolu nemli, karanlık ve sıcak olması sebebiyle bakteri ve mantarların artması için uygun bir etraftır. Dış kulak yolu enfeksiyonlarının yaz aylarında çoğalmasının en ehemmiyetli sebebi yeterince hijyenik olmayan havuz ve denizlerdir.

Ayrıca yüzme sonrası dış kulak yolunun ıslak kalması, kulak çubukları ve eşi gereçlerle kulak yolunun travmaya uğraması enfeksiyon tehlikesini artırır.

Dış kulak yolu enfeksiyonu olan şahısların kulaklarında kaşıntı, şiddetli sızısı, tıkanıklık, akıntı ve duyma kaybı görülebilir. Bu şikâyetlerin oluşması gidişatında birey, hiç zaman kaybetmeden bir kulak-burun-boğaz uzmanına müracaat etmelidir.

Dış kulak cerahati 7 ila 10 günde iyileşir

Hastalığın rehabilitasyonunda kulak yolunun arınılması, kulak damlaları, kumpaslı pansuman ve seyrek olarak da oral ilaç kullanımı gibi usuller kullanılmaktadır. Rehabilitasyon sürecinde hasta hekiminin tekliflerine uymalı ve ilaçlarını kumpaslı kullanmalı. Buna ek olarak da; şahsın kulağını kuru yakalaması, su sporlarından sakınması, kaşıma, ovuşturma, arınma gibi tutumlardan uzak durması gerkmektedir. Enfeksiyon başladıktan sonra enfeksiyonun yayılımını süratlendirebileceğinden kulak tıkacı kullanımı önerilmez.

Dış kulak yolu enfeksiyonlarının, şayet altta uyuyan değişik bir patoloji yoksa şeker hastalığı, dış kulak yolu darlığı vb… 7 ile 10 gün içerisinde iyileşmesi beklenir. Hastaların bu vakit sonrası şikâyetleri tamamen kaybolsa dahi havuza, denize ve su sporlarına dönmeden evvel bir kulak-burun-boğaz doktoruna danışmaları gerekmektedir.Yaz tatilinizin meselesiz geçmesi için, kulakları olası olduğu kadar kuru yakalamak, su ile temas sonrası dış kulak yoluna girmeden bir pamuk veya havlu ile kurulamak, su hijyeninden emin olunmadığı hallerde başın su üzerinde kalmasını sağlamak, bone veya kulak tıkacı kullanmak gibi tedbirler, dış kulak yolu enfeksiyonlarını sizden uzak yakalayacaktır.

Alerjinizi deniz suyu ve güneşle rehabilitasyon edin

12 Aralık 2019 Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Alerjinizi deniz suyu ve güneşle rehabilitasyon edin

Çocuk Sıhhati ve Alerji uzmanı Doç. Dr. Akgül Akpınarlı Antony, özellikle alerjik çocuklar için deniz tatilini öneriyor. Astım, alerjik rinit ve atopik dermatit gibi hastalıkların en iyi ve en natürel rehabilitasyonunun deniz suyu ve güneş ile olduğunu ifade eden Doç. Antony, ”Deniz suyunun şifası yüzyıllardır öğreniliyor. Hatta çağdaş tıbbın babası Hipokrat, deniz suyunun balık adamların yaralarını iyileştirdiğini keşfettikten sonra hastaları üzerinde kullanmıştı” diyor.

Çocuklar deniz suyundan yararlanmalı

Deniz suyunun kapsadığı mineral tuzları, amino asitler ve yapıt elementlerle insan bedeni için vitamin ambarı özelliği taşıdığını dile getiren Doç. Antony, ”Alerjik hastalıkların rehabilitasyonunda en ehemmiyetli natürel rehabilitasyon usullerinden biridir. Özellikle de çocuklar deniz suyundan bolca yararlanmalıdır. Deniz suyunda bulunan kalsiyum karbonat, sülfat, potasyum klorür ve sülfat, magnezyum klorür, magnezyum sülfat çocuklarda şifa kaliteyi taşımaktadır” diye konuşuyor.

Doç. Akpınarlı’ya göre, deniz suyu, güneşle birleştiğinde atopik dermatit, ya da çocukluk çağı egzaması denilen ten hastalığından kurtulmada da tesirli oluyor. Ayrıca ürtiker veya millet arasında kurdeşen olarak adlandırılan kaşıntılı alerjik cilt lezyonları ve sıcağın tesiriyle ortaya çıkan isilikten korunmada da bereketli.

Sinüziti olanlar yüzmeli

Uzmanlar sinüzit meseleyi olanlara da deniz tatili öneriyor: ”Deniz suyu tüm sinüs yollarını pakler. Dolaylısıyla alerjik rinit ve kronik sinüzitin arınılmasında çok tesirlidir. Yüzme, akciğerlerin kapasitesini artıran en tesirli fizik rehabilitasyondur ve astım hastalarına önerdiğimiz en ehemmiyetli sporlardan biridir. Deniz tatilinin en ehemmiyetli verimlerinden biri de yaz süresince güneşten gelen UV ışınları ile bedenimizde depoladığımız D vitaminidir.”

Page 1 of 21 2