Kolonyadaki büyük tehlike

Kolonyadaki büyük tehlike

Hemen hemen hepimizin evinde bulunan kolonyalar beyin için risk oluşturabiliyor. Bazı üreticilerin etil içki yerine, zehirli kimyevilerden temizletilmemiş metil içkiyi kullanması ulus sıhhati açısından ciddi tehlike oluşturuyor.

Ucuz kolonya almayın

Nitelikli kolonyalarda ‘etanol’ denilen etil içki kullanılır. ‘Metanol’ dediğimiz ise metil içkidir. İçinde zehirli kimyeviler taşır, tamamen arıtılmış edilmemiş bir içkidir. Özellike de ucuz kolonyalarda seçim edilir. Kolonya imal maliyetini düşürmek için kolonyanın içindeki içki oranı düşürülür. Bu en çok limon kolonyasında uygulanır.

Ucuz kolonyalarda ya metanol içki kullanılıyor ya da derece düşürülerek maliyeti azıcık daha alt sürüklemeyi sağlıyor.

İyi bir limon kolonyası 80 derece, kokulularda ise 60 derece olmalıdır.

Metil içkiden yapılan kolonyaların hasarları

Kullandığınız kolonyaların yanlış seçimi başta beyin olmak üzere ciğerler ve ten üzerinde negatif tesirler yaratır.

Ferahlamak ve paklik emeliyle kullanmış olduğumuz kolonyaların içinde bulunan maddeler bedenimize solunum ve cilt yoluyla girmektedir. Metil içkiden yapılan kolonyalar beyin, ciğerler ve cilt üzerinde zarara yol açmaktadır. Kolonyanın yol açmış olduğu meseleler geri dönüşü olmayan problemler doğurabilir.

Çocuklar için çok hasarlı

Metanol içkiden yapılan bir kolonyayı burnunuza sürüklediğinizde surat binlerce hücrenizi öldürür. Hem kendinizin, hem de çocuklarınızın bu kolonyayı kullandığını düşündüğünüzde hasar çok büyüktür.

Çilleri fazla olan bireylerde ten kanseri tehlikeyi

Çilleri fazla olan bireylerde ten kanseri tehlikeyi

Güneşin değişik dalga boylarına maruz kalınması neticeyi ortaya çıkan kahverengi renk farklılıklarını, güneş kiri olarak adlandırdıklarını belirten Uzman Dr. Melda Demirtaşoğlu, güneşin ultraviyole A ve B ışınlarına maruz kalındığını söyledi.

“Cilt kirlerine en çok A dalga boyu yol açıyor”

Güneş kirlerinin ışınlara maruziyet sıklığına, müddetine ve yoğunluğuna bağlı olarak cildimizin değişik bölgelerinde renk koyulaşması biçiminde ortaya çıktığını anlatan Dr. Demirtaşoğlu, “Kirlere en fazla cildin görünür yerlerinde el sırtlarında, sırt ve dekolte bölgelerinde tesadüfüyoruz. Güneşin ultraviyole A dalga boyu, daha uzun bir dalga boyudur ve tenin daha derin katmanına geçiş sağlar. Uzun süreli maruziyet özellikle ten kanseri tehlikesini artırıyor. Güneşin ultraviyole B dalga boyu ise ciltte kızarma, yanmalara neden oluyor. Cilt kirlerine en çok A dalga boyu yol açıyor” dedi.

Sarih derili şahıslar daha fazla tehlike taşıyor

Herkesin güneşle karşılaştığını ve temkin alması gerektiğini vurgulayan Demirtaşoğlu, sarih derili bireylerde cilt kanseri tehlikesinin daha yüksek olduğunu söyledi. Güneş ışınlarını ufak yaşlardan itibaren aldığımızı ifade eden Demirtaşoğlu, “Güneşderi ne kadar erken korunmaya başlarsak ileriki yaşlarda hem cilt kirlerinin yaradılışını eksiltmiş oluyoruz hem de cilt kanserlerinin ortaya çıkmasını bir ölçü önlemiş oluyoruz” dedi.

Dermatoloğa müracaat etin

Bazı suçsuz güneş kirlerinin de olduğunu belirten Demirtaşoğlu, “Bunlar koyulaşma, kahverengileşme biçiminde olurlar. Bu kirleri el sırtları, surat, dekolte veya sırt bölgesinde görebiliyoruz. Bu kirler de genellikle homojen ve kahverengi oluyor. Büyüklükleri birkaç milimetre çapında olurken, kirin her yerinde aynı tonu kolluyoruz. Hem kirlerden hem de benlerden melanom dediğimiz cilt kanseri büyüyebilir. Kirde rastgele bir renk, biçim, kıvam farklılığı, kanama, rengin koyulaşması, kirde şişkinlik olduğunda alarma geçilmeli ve en kısa zamanda bir cildiye uzmanına müracaat etilmeli” diye konuştu.

Çilli bireylere önemli uyarı

Çillerin özellikle sırt bölgesinde fazla olmasının, şahsın eskiki senelerde çok fazla güneş ışığına maruz kaldığının bir göstergesi olarak kabul edildiğini ifade eden Dr. Demirtaşoğlu, şu ihtarlarda bulundu: “Bu şahısların hikayesi araştırıldığında o bireylerde kesinlikle bir güneş yanığı, su toplaması gibi hikayeleri oluyor. Kısa zamanda yoğun bir güneş ışığına maruziyet tende Deoksirübo Nükleik Asit zararı oluşturuyor. Bu da ileride ten kanserine tutulma tehlikesini artırıyor. Sırtında çok çilleri olan şahıslar ten kanserine daha yatkındır. Kirlerle alakalı farklılık fark ettiklerinde kesinlikle bir uzman fikri alınmalı. Kirler çok yakından izlenmeli.”

Güneşderi nasıl korunuruz

Güneşderi korunmanın en iyi yolunun gözetici kremler olduğunu belirten Dr. Demirtaşoğlu, şu bilgileri verdi:

“Güneşderi korunmak en iyi güneş gözetici kremler sayesinde oluyor. Ultroviyole A ve B dalga boylarına karşı tesirli güneş gözeticiler mevcut. Özellikle yaz aylarında saat 11.00 – 15.00 arasında güneş ışınları dolaysız kazanç. Bu saatlerde dolaysız maruz kalmamaya dikkat etmeliyiz. Güneş gözeticiler, uygun şapkalar ile güneşten korunabilir. Güneşe çıkmadan 15-20 dakika evvel güneş gözeticiler sürülmeli. İçeriğinde 30-50 etken olan gözeticiler güneşten korunmak için yeterli olacaktır. Bir defa uygulandığında tüm gün gözetmez. Üç dört saatte bir gözeticinin yenilenmesi gerekiyor. Duş alınması, denize girilmesi, havluyla silinme sonrasında da gözeticiler yenilenmelidir. Güneş kirlerinin bir kısmı şahısta kozmetik olarak rahatsızlığı yol açabiliyor. Özellikle bayanlarda yüzde, yanaklarda ,burunda, alında kahverengi kirler biçimindeki güneş kirleri kozmetik rahatsızlık dışında başka bir kasvete neden olmuyor.”

Geçici vurma en az kalıcı vurma kadar tehlikeli

19 Aralık 2019 Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Geçici vurma en az kalıcı vurma kadar tehlikeli

Piercing ve vurma, sterilize bir etrafta yapılmadığı zaman, yaptıran şahsa hepatit B, hepatit C, AIDS gibi bazı hastalıkların bulaşmasına neden olabiliyor.

Daha hasarsız olduğu bahanesiyle çocuklara bile yaptırılan geçici kına hırpalaması da en az kalıcı vurmalar kadar tehlikeli. Kınayla yapılan vurmalar sebebiyle, kalıcı hırpalamalarda olduğu gibi alerji görülebiliyor.

Anadolu Sağlık Merkezi’nden Ten Hastalıkları Uzmanı Dr. Figen Akın şunları söyledi:

“Hırpalamanın ten hastalıkları istikametinden en çok görülen yan tesiri o bölgede kontakt dermatit alana getirmesi, başka bir deyişle bir cins egzama tablosu oluşturmasıdır. Ayrıca sarih derili şahıslarda ‘keloid’ ismi verilen yaralar da oluşabiliyor.

Piercing uygulanan şahıslarda metal alerjisi varsa uygulama alanında ciddi kontakt dermatitler oluşabiliyor. Bazı metal alerjilerinde tepkin yalnızca piercing uygulanan alanla hudutlu kalmıyor. Alerjenin kan yolu ile sistemik dağılımı neticeyi tepkin bedene dağılarak daha ciddi ebatlara erişebiliyor.”

Bu alışkanlıklar mantara neden oluyor

Bu alışkanlıklar mantara neden oluyor

Şahsın hayat niteliğini negatif etkileyen tırnak mantarının, fazla el yıkayan, dar pabuç giyen, sigara kullanan, şeker hastalığı ve dolaşım bozukluğu bulunan şahıslarla, kemoterapi görenlerde ya da AIDS hastalarında büyüme tehlikesinin yüksek olduğu belirtildi.

Prof. Dr. Sedef Şahin, tırnak mantarlarının görülme oranının dünyada yüzde 3-26 olduğunu, Türkiye’de ise en az 10 milyon şahsın tırnak mantarından etkilendiğini ifade etti.

Tırnak mantarının bayanlardan çok erkeklerde görüldüğünü vurgulayan Şahin, ayak parmak aralarındaki ya da tabanındaki mantar enfeksiyonunun, rehabilitasyon edilmemesi vaziyetinde veya enfeksiyonlu ayakların kaşınmasıyla ayak tırnaklarına bulaştığını aktardı. Şahin, şunları söyledi:

“En sık 1. ve 5. tırnaklarda görülür. Başlangıçta enfeksiyon genellikle sızısızdır, tırnak kalınlaşmış ya da yeşilimsi-sarı renk alır. Bazen enfeksiyon makûslaşabilir, tırnak yumuşayıp bölünebilir, komşuluğundaki ten kızarabilir, rehabilitasyon edilmediği zaman tırnak yatağını yaralayarak yürümeyi eforlaştıracak kadar sızılı olabilir.”

Sigara kullanımı özellikle ayak tırnaklarında tehlikeyi artırıyor

El tırnaklarındaki mantar enfeksiyonunun su ile çok sık temas edenlerde daha çok tesadüfüldüğüne işaret eden Şahin, hastalığın balıkçı, aşçı, paklik emekçisi gibi şahıslarda daha çok görüldüğünü anlattı ve şöyle konuştu:

“Misalin aşçı, balıkçı, paklikçi gibi şahıslarda daha sık görülür. Fazla el devireme, tırnak dibinin zararlanmasına yol açar ve böylece mantarlar için giriş kapısı oluşur. Dar pabuç veya darbe neticeyi tırnaklar zarar görür ve daha basit enfekte olur. Öte yandan, şeker hastalığı ya da tırnakta sedef hastalığı olanlar, dolaşım bozukluğu bulunanlar, kemoterapi veya AIDS gibi sebeplerle bağışıklık sistemi baskılanan hastalarda tırnak mantarının yaradılışı basitleşir. Sigara kullanımı da özellikle ayak tırnaklarında mantar enfeksiyonu tehlikesini artırır.”

Alınacak kolay tedbirlerle hastalıktan korunmanın olası olduğunun altını çizen Şahin, tırnakların darbeden korunması, ayak yapısına uymayan pabuçlardan sakınılması, havlu ve tırnak makaslarının şahsi olması, duş, havuz, hamam gibi alanlarda kesinlikle ortak terlik kullanılmaması ve önü sarih terlikler giyilmesi teklifinde bulundu.

Tırnak mantarı rehabilitasyonu

Şahin, tırnak mantarının gerçek rehabilitasyon usulünün mantarı yok edici tesiri bulunan ve anti-fungal olarak adlandırılan ilaçların sürülerek veya ağızdan alınarak kullanılması olduğunu söyledi. Böylece tırnak mantarlarının yüzde 80 oranında iyileşme sağlanabildiğini aktaran Şahin, rehabilitasyon harekâtlarının el tırnaklarında 3-4 ay, ayak tırnaklarında ise 4-8 ay sürdüğünü bildirdi.

Prof. Dr. Şahin, tırnaklar için oje formunda ilaçların kullanıldığını ancak bazı vaziyetlerde lazer tekniğinin de uygulandığını belirtti.