Erkeklerde daha sık görülen kalp gribi nedir

Tutumsal ve perhiz tehlikeleri eksiltilerek kanseri önleyebilirsiniz

Son zamanlarda hemen hepimizin yakındığı grip bizi yatağa düşürecek kadar şiddetli izleyerek hayat niteliğimizi ciddi ebatlarda etkileyebiliyor. Üstelik çoğumuzun hafif ve geçici bir hastalık olarak gördüğü için doktora dahi müracaat etme gereği sezmediği grip genellikle bir hafta içinde iyileşse de kimi zaman ciddi sıhhat meselelerine neden olabiliyor. Gribin yayılım gösterdiği uzuvların başında ise akciğer ve kalp geliyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Sağlık Kurumu Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Karabulut grip virüsünün akciğeri yakaladığında zatürreye yol açabilirken, kalbe yerleştiğinde ciddi kalp beceriksizliklerine taban hazırlayabildiği ihtarında bulunuyor.

kalp gribi

Genellikle erkekleri tehdit ediyor

Sık görülen grip cinslerinde kalp tutulumu az kollanırken, Coxsackie gibi daha ender görülen virüs tipleri ise kalbe yerleşebiliyor. Grip virüsünün tipine göre kalp tutulumu değişkenlik gösteriyor. Kalpte yakalanan esas bölge kalp çeperi olurken, daha az sıklıkta kalp adaleleri de grip virüsünden etkileniyor. Dr. Karabulut kalp gribinin en sık 20-50 yaş arasındaki erkeklerde ortaya çıktığını belirterek laflarına şöyle devam ediyor: “Bunun sebebi, kalp damar hastalıklarının erkeklerde daha sık büyümesi ve erkek kalbinin bu hastalıklara karşı daha duyarlı olması. Ayrıca erkeklerin daha çok iş yaşamı içinde yer almaları, daha çok seyahat etmeleri ve kalabalık etraflarda daha sık bulunmaları da kalp gribine tutulmada öteki tehlike etmenlerini oluşturuyor. Kalp gribi özellikle gençlerde görülen kalp eksikliğinin ehemmiyetli nedenlerinden biri olduğu için yineleyen hücumlar bu tabloyu makûslaştırıyor. Beden mukavemeti düşük, romatizmal ya da kanser hastalığı büyüyen bireylerde de grip virüsünün kalbi etkileme tehlikeyi yükseliyor”

kalp gribi

Grip sonrasında büyüyen bu bulgulara dikkat

Kalp gribinde boğaz sızısı, halsizlik ve kırıklık gibi genel grip bulguları zamanla yerini batıcı özelliğe sahip göğüs sızısı, çarpıntı ile soluk darlığına vazgeçiyor. Kalp gribine bağlı göğüs sızılarında sızının şiddeti genellikle soluk alma ve sırt üstü uyumada çoğalış gösteriyor. Kalbe bağlı bu bulgular sıklıkla boğaz şikayetlerinden sonraki 10 gün içerisinde ortaya çıkıyor. Boğaz şikayetleri hafif atlatılsa dahi kalp tutulumu büyüyebiliyor. Grip genellikle kalp çeperine yerleşiyor ve çeperden akışkan imalini çoğaldırarak kalp etrafında akışkan birikmesine yol açıyor. Kalp adalesine dağılan grip vaziyetlerinde şiddetli soluk darlığı, tansiyon düşüklüğü ve akciğerde akışkan bir araya gelmesi gibi meseleler büyüyor. Daha ender vaziyetlerde kalp adaleyi de hadiseye katılıyor ve kalp eksikliği oluşabiliyor. Yetişkinlerde kollanan kalp gelişmesi ve kalp eksikliğinin nedenlerinden biri de yineleyen ve kalbi yakalayan grip hastalığı oluyor. Dr. Karabulut kalbi yakalayan gripte bulgular sıradan grip hastalığı gibi genel yakınmalarla izlediği için kuşkucu yaklaşımla tanının daha rahat konulabildiğini belirtiyor. Kalp tetkiki EKG elektrokardiyografi, Akustik ekokardiyografi, kan ve akciğer muayeneleri ile kesin teşhis sağlanabiliyor.

kalp gribi

Kalp gribi tekerrürler mi

Dr. Karabulut kalp gribinin yineleyebileceğine işaret ediyor. Grip sonrasında kalp tutulumu büyüyen şahısların bu vaziyete tekerrür tutulma tehlikeleri daha yüksek oluyor. Öyle ki bu şahısların takribî yüzde 15-30’unda hastalık yine ortaya çıkıyor. Dr. Karabulut yineleyen kalp gribi saldırılarının kalp çeperinde kalınlaşma ve kalp adalesinde incelmeye yol açıp zamanla kalp eksikliği gelişimine taban hazırlayabildiği ihtarında bulanarak şu bilgileri veriyor: “Grip aşısının kalp gribini önlemedeki rolü henüz muhakkak değil. Kalbi yakalayan ender virüs çeşitlerinin çoğu standart grip aşılarında mevcut olmuyor. Bu ender virüsler için aşı geliştirme çalışmaları günümüzde devam ediyor. Bu sebeple kalp gribi saldırılarının önüne geçmek için gribe tutulmayı önleyici önlemlerin alınması çok ehemmiyetli. Gripli hastalarla doğrudan temastan sakınılması, tokalaşma, sarılma ve öpüşme gibi grip virüsünün geçişini basitleştirecek tutumların yapılmaması, ayrıca çok kalabalık yerlerde maske kullanımı gibi ihtiyatlar gribe tutulma tehlikesini eksiltiyor. Ek olarak beden mukavemetini çoğaldıran, bedenin vitamin lüzumunu karşılayan sıhhatli beslenme stili de gribe karşı mukavemet sağlıyor”

kalp gribi

Destek rehabilitasyon çok ehemmiyetli

“Çoğu grip olayında olduğu gibi kalp gribinde de destekleyici rehabilitasyon koşul” diyen Dr. Karabulut “Özellikle kalp çeperinden akışkan salınımı mevcutsa irin baskılayıcı ilaç rehabilitasyonu uygulanıyor. İnfluenza gibi bazı virüs tiplerinde spesifik ilaç rehabilitasyonu mevcut. Kalp adalesine yayılım varsa ritim tertip edici ve kan sulandırıcı ilaçlar verilebiliyor. Kalp eksikliği büyüyen ender vaziyetlerde hastalar yoğun bakımda rehabilitasyon ediliyor. Ancak esas rehabilitasyon yeniden de istirahat ve bedenin mukavemetini çoğaldıracak olan gıdaları kumpaslı harcamak oluyor” biçiminde söylemede bulundu.

Ozon terapi ile stresten kurtulmak muhtemel

Ozon terapi ile stresten kurtulmak muhtemel

Güz mevsiminde devamlı bitkin olduğunu buna ek olarak alerji ve metabolizma meseleleri yaşadıklarını dile getiren bir hayli insan bulunuyor. Çoğu zaman mevsim geçişlerinden kaynaklandığı düşünülse de, bu gidişat farklı hastalıkların habercisi de olabilir.

Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Bülent Cihantimur, “Günlük yaşantımız içerisinde yaşanan stres, iş yaşamında ve aile içinde alana gelen negatiflikler, etraf lekeliliği, sigara ve alkol kullanımı, değişik makûs alışkanlıklar başta olmak üzere, hazır pek çok besinin içine konulan katkı maddeleri ile beraber vücudumuzu bütün anlamıyla patlamaya hazır bir bomba haline getiriyor” dedi ve laflarına şunları ilave etti:

”Yaşadığımız hastalık ve enfeksiyonların üzerine bir de yanılgılı beslenme alışkanlıklarımız ilave edilince bedenimizin bir zehirli madde ambarı olması kaçınılmaz oluyor. İşte bu birikime başka bir deyişle zehirli maddelere özgür radikaller ismini veriyoruz. Vücudumuzdan uzaklaştırmanın yolu ise, ozon terapiden geçiyor.”

Özgür radikaller strese yol açıyor

Op. Dr. Cihantimur, “Özgür radikaller bedenimizde hücre dokularına yerleşerek zaman içinde birikme yapıyor ve en sonunda hücre çeperine hasar vermeye başlıyorlar. İşte bu zarara oksidatif stres ismi veriliyor. Kısaca biriken özgür radikaller suratından bitkinlik başka bir deyişle oksidatif stres yaşanıyor. Bunlarla boğuşan bedende ise metabolizma meseleleri, sebebi anlaşılamayan sızılar, alerji meselelerin çoğalması ve devamlı bitkinlik hali gözlemleniyor. Aterosklerotik hastalıklar, iskemik hastalıklar, serebrovasküler bozukluklar, amfizem, bronşit, Parkinson hastalığı, Alzheimer hastalığı, fibromyalji, hamilelik preeklampsisi, serviks kanseri, içki karaciğer hastalığı, şeker hastalığı, akut renal yetmezlik, retrolental fibroplazi, oksidatif stresin ortaya çıkardığı bazı hastalıklardır” biçiminde konuştu.

Op. Dr. Cihantimur, ozon rehabilitasyonuyla oksidatif stresin eksiltilmesinin veya yok edilmesinin muhtemel olduğunu böylece hücrelere verilen hasarın önlenebileceğini de ilave etti.

Ozon terapi destekleyici bir rehabilitasyondur

“Ozon terapiyi medikal estetik uygulamalar içinde selülit ve eşi orta ten rehabilitasyonları için özellikle kullanıyoruz. Mevsim itibariyle kronik bir bitkinlik ve yapılan işlere odaklanamama gibi meseleler de yaşanıyorsa, ozon terapi, az evvel bahsettiğim zararın durması için var olan hastalıklarda iyileşmeyi ciddi anlamda dayanaklar. Ozonun üç ehemmiyetli tesir mekanizması ile tesir gösterdiğini, oksidatif stresi dolayısıyla hücre ve uzuv zararını yasakladığını artık çok iyi öğreniyoruz” diyen Op. Dr. Cihantimur, tüm bu negatif tabloyu yenmek ve sıhhatli, dinamik bir vücuda kavuşmak için ozon terapinin seçim edilebileceğini vurguladı.