Tırnaklarınız size ileti veriyor

Tırnaklarınız size ileti veriyor

Bakımlı ve hoşluğun göstergesi tırnaklar, hastalıkların da habercisi.

Soluk tırnaklar

Tırnak etleriniz çok beyazsa, karakterize bir kan hastalığı olan kansızlık olma olasılığınız var demektir. Ayrıca soluk renkli tırnak etleri, diyabet ya da karaciğer hastalığı gibi daha ciddi meselelerin bulgusu da olabilir.

Sararmış tırnaklar

Sarımsı olan ya da olmayan kalınlaşmış tırnaklar, mantar enfeksiyonlarının habercisidir. Bu enfeksiyonlar genelde tırnak yatağına dağılır ve yüzeysel ilaç rehabilitasyonu da basitçe iyileştiremez.

Çukurlaşmalar

Tırnaklarda oluşan çukurluklar sedef hastalığının habercisi olabilir. Sedef hastalığında tırnak yatağı süresince hücre kümelenmeleri oluşur. Bu da tırnak yüzeyi pürüzsüzlüğünün bozulmasına yol açar.

Beyaz çizgiler

Tırnaklar üzerinde yatay beyaz çizgiler oluştuysa, bu vaziyet böbrek hastalığı, karaciğer meseleyi, protein veya değişik gıda maddelerinin noksanlığını düşündürür.

Mor tırnaklar

Morarmış surat nasıl havasız kalmanın bulgusuysa, morarmış tırnaklar da parmak uçlarının yeterince oksijen almadığını gösterir. Bu vaziyet, solunum ya da damarsal bir sualin göstergesi olabilir. Tırnaklarınızdaki morluk ısrarla gitmiyorsa hekime gidip oksijen seviyenizi hakimiyet ettirin.

Bayramda şeker tüketimine dikkat

Bayramda şeker tüketimine dikkat

Ramazan geldi, gelecek derken artık bayrama rakamlı günler kaldı. Bir ay yakalanan orucun ardından başlayan bayramda, ikramları geri çevirmek neredeyse olanaksız. Ama bayramı diş sıhhatiniz açısından en az zararla atlatmak olası. Bayram ziyaretlerinde çalınan her kapı, gidilen her davetlilik, yeni ikramlar genellikle de bol şekerli gıda ve meşrubatlar anlamına geliyor. İşte bu cins vaziyetlerle karşılaştığımızda, ağız ve diş sıhhatimizi koruma ismine minik temkinler almakta fayda var.

Hakimiyetli ve mantıklı ölçüde harcayın

Şeker tadında bir bayram geçirmek için alınacak temkinlerle alakalı bilgi veren Hospitadent İdare Heyeti Abonesi Dt. Selçuk Özbölük, özellikle işlenmiş şeker kapsayan besinler harcandığında ağız içerisinde bulunan bakterilerin şekeri fermente ederek asit oluşturduğuna ve dişlerde çürüklere yol açtığına dikkat çekti. “Bu yiyeceklerin tüketiminden hemen sonra dişlerin fırçalanması geçerli ve doğru bir ihtiyat olarak kabul edilmemektedir” diyen diş doktoru Selçuk Özbölük alınacak en doğru temkinin, genel anlamda ve bayram günlerinde bu cins yiyeceklerin hakimiyetli ve mantıklı ölçüde harcanması gerektiğini belirtti.

Ağız hijyeni bakımsızlık edilmemeli

“Bayramda ikram edilen çeşit çeşit tatlılar ve eşi karbonhidratlı gıdalar bize diş çürükleri olarak geri dönebilir” diyen Dt. Özbölük şöyle devam etti: “Bu stil yiyeceklerden ne kadar sakınmak istesek de bayram ziyaretlerinde tatlı ve şeker ikramlarını geri çevirmemiz çok basit olmuyor. Bu gidişatlarda tek dermanımız ağız hijyenine daha çok itina göstermek olmalı. Aksi halde ağız tadıyla geçmesini arzuladığımız bayramın ardından, diş doktorumuzun kapısını sızı şikâyetiyle çalmanız mevzubahisi olabilir.” dedi.

Polenler alerjik şoka neden olabilir

Polenler alerjik şoka neden olabilir

Uzmanlar, baharın gelmesiyle beraber polen alerjisi olanları uyarıyor. Çocukluk çağında da sık görülen polen alerjisinin bulguları kaşıntı, burunda akıntı, burun ve geniz kaşıntısı ve gözlerde kızarıklığın baş göstermesiyle kendini sezdiriyor. Uzmanlar, gece öksürüklerinin de polen alerjisi bulguları arasında yer alabileceğini belirtiyor.

Çocuklarda öksürüğü ciddiye alın

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sıhhati ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Alerji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Şekerel, yaptığı söylemede polen alerjisini anlattı:

“Polen alerjisi hava yoluyla gelen alerjenler arasında en fazla duyarlılığa neden olan alerjenlerdendir. Çocukluk çağında da tıpkı yetişkin çağında olduğu gibi polen alerjesine sık rastlarız. Polen mevsimi başladığında çocuklarda gözlerde kızarıklık, kaşıntı, burunda akıntı, üst üste gelen aksırıklar, burun, geniz kaşıntısı gibi şikayetler olur. Polenlerin çok yoğun olduğu yarıyıllarda astımlar dışarıya çıktıklarında bronşlara girmiş olan polenlerin oluşturduğu öksürük, hırıltı, soluk darlığı gibi yakınmalar da olabilir.

Yetişkinlere benzeyen yakınmalardır bunlar ama çocuklarda özellikle alt solunum yolunun daha fazla etkilenmesini daha çok görüyoruz. Öksürük şikayetinin daha fazla olduğunu görüyoruz” dedi.

Kimi zaman çocukların yalnızca kuru gıcık stili bir öksürük biçiminde şikayetlerinin olduğunu anlatan Şekerel, kimi zaman ise ailelerin çocuklarının gece öksürüklerinin çok olduğu doğrultusunda şikayetlerinin olduğunu ifade etti.

Astım hastaları özellikle dikkat etmeli

Tam alerjik hastalıklarda olduğu gibi polen alerjisinde de önceliğin ‘alerjenden korunma’ olduğuna dikkati sürükleyen Şekerel, “Aileleri hangi civarlardan daha fazla polenle karşılaştığını öğretiyor. Bunlardan muhtemel olduğunca sakınmalarını istiyoruz. Ama belki de polen, havadan gelen alerjenler arasında kaçınılması en efor olan zira hayatımızın kendi dinçleri içinde dışarıya çıkıyoruz, konutumuzu havalandırıyoruz, dışarıdan gelenler üzerinde polenleri getiriyorlar. Bu sebeplerle tamıyla kaçınmak da çok muhtemel olmuyor. O zaman karşılaşılan polenlerin karşı bedenin vereceği tepkileri yavaşlatacak birtakım ilaç gruplarını kullanıyoruz. Bunlar, gerek ağızdan gerekse de buruna ya da ciğerlere bunalan sprey biçiminde ilaçlar olabiliyor” diye konuştu.

Alerji şoku her yaşta tehdit ediyor

‘Alerjik şok’ hakkında da bilgi veren Şekerel, söylemesinde şunları kaydoldu: “Alerjik şok, ulus arasında iyi bilenen bir mevzu. Penisilini vurdu, sonrasında makûs oldu, can verecekti’ gibi medyaya çıkan haberler oluyor veya bunlar ‘arı sokması’ sonrası hakikatleşiyor. Bu vaziyetteki insanlara karşı ulus arasında farkındalığın artırılmasına müteveccih aktiflikler yapıyoruz. Alerjik şok dediğimiz hadise, bir alerjenle karşılaştıktan sonra dakikalar içinde ortaya çıkan, ani başlayan ve tam bedeni ilgilendiren şiddetli bir alerjik tepkindir. Bu tepkin sırasında ciltte kızarıklık, şişkinlik, solukta daralma, öksürük, soluk alıp-vermede güçlük, tansiyonun düşmesi neticeyi şuur kaybı, midede kramp biçiminde sızılar gibi bulgularla karşımıza çıkıyor.

Genellikle yarım saat çoğunlukla da yüzde 90’ını da iki saat içinde alana geliyor. Belirli tehlike grupları var, bunlar besin, arı alerjisi olabilir. O hastaları böyle tepkinlerden korunmak için ihtiyatlar aldırıyoruz. Hastaya birtakım ilaçlarla donatıyoruz, gittiği her yerde birliktesi taşıdığı ilaç grupları oluyor. Hemen o ilaçları kullanması gerekiyor. Hastaya bir doktor erişene kadar zaman kazandırıyor. Her yaş grubunda görüyoruz. Ölümcül olanlar, minik ve ileri yaşlarda olabiliyor.”