Diş kirleri neden olur

Diş kirleri neden olur

Dişlerdeki kirler, iyi bir ağız bakımı yapılmadığının işareti olarak kabul edildiğinden çoğu birey için rahatsızlık vericidir. Makûs ağız hijyeni, sigara kullanımı ya da harcadığımız yiyecekler kadar dişin yapısını içten etkileyen ihtiyarlama, uzun süreli antibiyotik kullanımı da diş kirlerine neden olabiliyor.

Diş kirlerinin sebepleri

– Makûs ağız hijyeni dişlerin etrafında bakteriler ve besin artıklarından oluşan yapışık ve renksiz bir bakteri katmanı olan plaklar, iyi arınılmadıklarında, dişlere yapışarak zaman içinde dişlerin sararmasına neden olur.

– Çay, kahve gibi meşrubatlar, köri gibi baharatlar kapsadıkları kafein ve natürel renklendiriciler sebebi ile dişlerde kir vazgeçer.

– Gazlı meşrubatlar içindeki asit sebebiyle kırmızı şarap ise yoğun renginden dolayı dişlerde pislenmeye neden olur.

– Enerji meşrubatları ve hazır besinlerde bulunan yiyecek boyaları diş kirlerine neden olur.

– Bazı antibiyotikler ve demir tabletleri de kir oluşturur.

– İhtiyarladıkça incelen diş minesi zaman içinde dişlerde kahverengi kirlerin oluşmasına neden olur.

– Sigara içmek dişlerdeki kirin en esas nedenlerindendir.

Tedbirinizi baştan alın

Günlük ağız bakımına yeterince itina göstermek diş kirlerini daha oluşmadan yasaklamaya takviyeci olur. Bakteri plağına karşı tesirli ve aralıksız kullanıma uygun bir ağız gargarası, fırça ve diş ipi kullanımı günlük aktif bir ağız pakliği sağlar ve diş kiri yaradılışını maniler.

Dünya diş sıhhati gününde harekete geçin

Dünya diş sıhhati gününde harekete geçin

Ağız, diş ve diş etlerine itina göstermek ehemmiyetli olsa da bu mevzuda yapılan araştırmalara göre, sıhhatli bir ağız sadece diş çürümesini yasaklamakla kalmıyor, genel sıhhat bozukluklarının da önüne geçilmesini sağlıyor.

1. Dünya popülasyonunun yarısını 3,58 milyar insanı etkileyen diş hastalıklarının başında diş çürükleri geliyor.

2. Birleşik Krallık’ta aktüel medya raporları, diş çürüğünün çocukların sağlık kurumulara müracaatların bir numaralı sebebi olduğunu ve Avrupa’daki 35-44 yaşları arasındaki erişkinlerin ise vasati 10-20’sinin çürük dişi olduğunu vurguluyor

3. BENEO Legal Tertip Etmeler ve Beslenme Bağlantıyı Başkan Yardımcısı Anke Sentko “İyi bir ağız hijyeni, sıhhatli bir ağzın ilk koşulu olsa da en iyi diş fırçalama tekniğiyle dahi bazı bakteriler hala yaşamda kalabiliyor. Bu istikamette iyi bir ağız sıhhatini desteklemek için ağızdaki bakterileri beslemeyen, şekersiz şekerlemeler ve sakızlar kullanılabilir. Şekersiz mahsuller rejenerasyon ve remineralizasyon kendiliğindene onarım tesiri zamanını uzatırken, emme ve çiğneme harekâtı ağızda genel bir hafifleme hissi veren tükürüğün salgılanmasını sağlıyor.” diyor.

Üreticilerin ağız sıhhatini destekleyen çözümler geliştirmelerine takviyeci olacak yapımların rakamı her geçen gün çoğalıyor. BENEO’nun diş arkadaşı ve şeker ikamesi ISOMALT’ı fonksiyonel bileşenler arasında yer alıyor. Bu hammadde, dünya çapında şekersiz sert şekerlemeler arasında şeker yerine kullanılan ve şekersiz şekerli sakızların imalinde de seçim edilen özel bir bileşen olma özelliği taşıyor. Ayrıca, BENEO’nun diş arkadaşı şekeri Palatinose™, üreticilere diş çürümesine neden olmayacak çikolata, yumuşak şekerleme ve eşi mahsulleri geliştirmeleri için fırsatlar sunuyor. Sentko üreticilere müteveccih olarak; ” Hem ISOMALT hem de Palatinose™, diş arkadaşı oldukları ve diş mineralizasyonuna katkıda bulunduklarına dair AB sıhhat beyanına ve diş çürümesine neden olmadıklarına” dair FDA sıhhat beyanına sahipler. Bu gibi çözümleri ellerinde bulunduran üreticiler, mahsulleri diş arkadaşı olacak biçimde yine yönteme edebilirler. Böylece insanların ağız sıhhati için harekete geçmelerini” sağlamak ve sıhhatli ağız ve bedeni desteklemek için yeni bir usul daha sunmaktadırlar.” biçiminde bilgi vererek “Öyleyse, Dünya Ağız Sıhhati Günü’nde neden sizi tebessümdürecek tatlı bir rehabilitasyon seçmiyorsunuz?” diyor.

Dişler için en hasarlı 10 gıda

Dişler için en hasarlı 10 gıda

Sıhhatli dişlere sahip olmak için günde 2 kere dişleri fırçalamamız, diş ipi kullanmamız ve kumpaslı aralıklarla diş doktoru hakimiyetine gitmemiz gerektiğini anımsatan Bağcılar Hospitadent Diş Sağlık Kurumu Başhekimi Diş Doktoru Oğuz Kara, “Ancak bunun yanında hangi besinlerin dişlerimize ne kadar hasar verdiğini de öğrenmemiz gerekir. Özellikle dişler için en hasarlı ve uzak durulması gereken şey besin ve meşrubatların içerisindeki asittir. Asit, besinlerin içinde direk bulunabileceği gibi aldığımız yiyeceklerdeki karbonhidratların ağızdaki bakteriler tarafından isyankarda dönüşmesiyle de oluşur. Dişlere en çok hasar veren karbonhidrat ve asit kapsayan yiyecek ve meşrubatlardan olası olduğu kadar uzak durulması gerekmektedir” dedi.

Diş Doktoru Oğuz Karasağlıklı bir tebessüme sahip olmak için uzak durulması gereken 10 hasarlı besin ve meşrubatı söyledi. İşte o gıdalar:

Sigara: Diş ve diş etlerine hasar vererek ağız kokusuna neden olur.
Alkol: Tükürük ağızımızdaki plağın ve asidin tesirini eksiltecek ilk korunmamızdır. Bu surattan ağız kuruluğuna neden olacak her şey diş için hasarlıdır. Alkol de ağız kuruluğuna neden olacağı için kullanılmaması gereken bir içecektir.
Meyve Suları: PH’ı 7 den düşük olan besinler dişlere hasar verir. PH ‘I 2,5 olduğu için meyve suları da dişlere hasarlıdır.
Limon: PH’ı 2 olduğu için dişler için hasarlıdır.
Kola: En hasarlı meşrubatlardan biridir. Zira hem fosforik asit hem şeker hem de sitrik asit içerir.
Enerji meşrubatı: Sitrik asit ve şeker kapsadıklarından dolayı dişler için hasarlıdır.
Yapışık besinler lokum, jeli bon vb. : Tatlı şekerlemelerden daha hasarlıdır. Zira daha fazla şeker verirler ve aynı zamanda sitrik asit içerirler.
Kuru meyve: Kuru meyveler karbonhidrat ihtiva eder. Aynı zamanda kuru meyveler yapışık olduklarından ağız içinde daha uzun müddet kalır. Kesintisiz kuru meyve yiyip dişlerinizi fırçalamamanız dişlerinizin çürümesine neden olur.
Buz: Buz çiğnemek iyi bir fikir değildir. Buz çok serttir. Şayet daha önceki büyük dolgularınız varsa buz yediğiniz zaman çok basit bir biçimde dişleriniz kırılabilir. Soğuk aynı zamanda dişlerinizin kamaşmasına neden olur.
Beyaz ekmek: Tükürükte bulunan amiloz enzimi karbonhidratları şekere çeviren enzimdir. Fakat şekeri hasarlı kılan şey ağızdaki bakterilerin şekeri yemesi ve asit ortaya çıkarmasıdır. Şayet ağızda hiç plak yoksa şekeri isyankarda çevirecek ve diş çürüğü oluşturacak bir şey de yoktur.

Tatilde de dişlerinizin bakımını bakımsızlık etmeyin

Tatilde de dişlerinizin bakımını bakımsızlık etmeyin

Diş Doktoru Pertev Kökdemir, “Sarih büfeli bir tatilde veya büyük anne-büyük baba evinde dilediğini istediği ölçüde yiyen çocukların, gece uyumadan evvel dişlerini fırçalaması gerekiyor!” diyerek aileleri uyardı

Diş Doktoru Pertev Kökdemir, “Tatil günlerinde daha geç uyuyan ama çok uykulu olduğu için gece diş fırçalamayı bakımsızlık eden çocuklar, bu tutumlarıyla dişlerini tehlikeye atabilir. Bu sebeple ebeveynler çocuklarını çok iyi takip etmeli, muhtemel olduğunca şekerli ve fast-food yiyecekler yerine taze meyve ve sebze yemeleri mevzusunda yönlendirici olmalı. Çocukların diş fırçalama alışkanlıklarına kumpaslı bir biçimde devam etmelerini sağlamalıdır” dedi.

Şeker çürümeyi süratlendiriyor

Diş Doktoru Pertev Kökdemir, “Tatilde çoğalan aktiflikler ve bu aktiflikler sırasında alınan şekerli besinler, fast-food stili beslenme ve asitli meşrubatlar dişlerdeki çürümeyi süratlendirebilir” diyerek uyardı. Kökdemir, “Bu sebeple bu yarıyılda yapılacak diş doktoru ziyareti hem bir hakimiyet, hem de çocuklar için dişlerine iyi bakmaları açısından bir motivasyon olacaktır” diyor.

Rehabilitasyon için fırsattır

Diş Doktoru Pertev Kökdemir, “Mekteplerin tatil olması, çocukların dişlerinin hakimiyeti için bir fırsat haline dönüştürülebilir” diyor ve aileleri uyarıyor: “Özellikle ders koşuşturması içinde bakımsızlık edilmiş olan rehabilitasyonlar bu yarıyılda yapılabilir. Ayrıca ufak çocukların anne-babalarından parçaladığı ve onların hakimiyeti dışında yediği bol şekerli ve karbonhidratlı besinler; şayet mektepte dişler fırçalanmamışsa, dişlerin çürümesini süratlendirmiş olabilir. İşte tatilde başlangıç evresindeki bu çürükler çok basit bir biçimde rehabilitasyon edilebilir.”

Dişlerimizi fırçalamıyoruz

Dişlerimizi fırçalamıyoruz

Estetik Diş Doktoru Dt. Aydemir Karaer, ağız ve diş sıhhati için, dişleri günde en az 2 kere 2’şer dakika fırçalamak gerektiği ihtarı her kanaldan yapılmasına karşın, Türkiye’de 25 milyondan fazla şahsın günde bir kere dahi diş fırçalamadığını belirten Karaer, “Çocukların diş fırçalama alışkanlığını aileden kazanamamaları sebebi ile, 3-12 yaş grubunda her 100 çocuktan 98’i diş çürüğü problemi yaşıyor” dedi.

Türkiye’nin diş manzarası hiç de beyaz değil

22-27 Kasım Ağız ve Diş Sıhhati Haftası, Türkiye’nin hiç de beyaz olmayan diş manzarasında başkalaşım başlatabilmek için ehemmiyetli bir fırsat yaratıyor. Dt. Aydemir Karaer, günde 2 kere diş fırçalamanın, ağız ve diş sıhhatini gözeterek, kanserden kalp sıhhatine kadar, hayatsal bir hayli sıhhat tehlikesine karşı tedbir almanın, en ehemmiyetli ve en basit yolu olduğunu andırdırdı. “Türkiye’de, 2 kere 2’şer dakika dişleri fırçalamak gerektiği mevzusunda, Sıhhat Bakanlığı başta olmak üzere, bir hayli müessese ve kuruluş ulusu bilinçlendirmek üzere kampanyalar hakikatleştiriyor” diyen Dt. Karaer, “Bu kadar gayrete karşın, 2014 seneyi Türkiyesi’nde ne yazık ki her 2 konuttan 1’ine, senede 1 diş fırçası dahi girmiyor” biçiminde konuştu.

Yalnızca diş fırçalamak yeterli değil

Ağız ve diş sıhhatini gözetebilmek için, kahvaltıdan sonra ve akşam uyumadan evvel 2’şer dakikayı dişlere ayırmak gerektiğini anlatan Dt. Karaer, yalnızca dişleri fırçalamanın yeterli olmadığı, diş fırçalamayı artık, diş etlerini ve dili de fırçalayacak şekilde geliştirmenin ağız hijyeni açısından büyük ehemmiyet taşıdığı ihtarında bulundu.

Türkiye’nin diş fırçası ile beraber, diş macunu tüketiminin de gelişmiş ülkelerin çok gerisinde olduğuna vurgu yapan Dt.Karaer, “Türkiye’de diş macunu kullanımı şahıs başına senelik yalnızca 125 gram. Başka Bir Deyişle bir sene süresince, yalnızca minik bir diş macunu tüpü kadar” dedi.

Ağız ve diş sıhhati problemi bir hayli meseleye yol açıyor

Neredeyse her çocukta en az bir diş çürüğü problemi yaşanmasının, Türkiye’de ağız ve diş sıhhatinin geleceği ile alakalı olarak da endişe yaratıcı olduğunu kaydolan Dt. Karaer, “Ağız ve diş bakımı, hakikatinde bebeklerin henüz dişleri dahi çıkmadan başlar. İlk diş, diş doktoru ile ilk tanışma ve ilk diş tetkikini gerektirir. Doğru olan, en az 6 ayda bir hakimiyet için diş doktoruna gitmektir. Batı ülkelerinde diş doktoruna gitme sıklığı şahıs başına senede 5, ülkemizde yüzde 0,9, başka bir deyişle senede 1 kere dahi değildir” biçiminde konuştu.

Ağız ve Diş Sıhhati Haftası sebebi ile, herkesin kendisi, ailesi ve çocuklarıyla alakalı durup düşünmesi gerektiğini ifade eden Dt. Aydemir Karaer, “Ağız ve diş sıhhati ile alakalı problemler, hayatsal bir hayli hastalığa yol açma tehlikeyi yanında, şahsın cemiyetteki sosyal yaşamını da negatif tesirler. Öz güven ve performans kaybına yol açarak, psikolojik problemlere neden olur, iş ve özel yaşamında zafersizlik kaynağı haline kazanç” ihtarında bulundu.

Aralıklı dişler artık sorun değil

Aralıklı dişler artık sorun değil

Aralıklı ve bitişik dişlerin çiğneme kuvveti üzerindeki etkisine dikkat çeken Dt. Kökdemir, ”Dişlerimizin tamamen bitişik olması ve düzgün sıralanmaları, üzerlerine gelen çiğneme kuvvetlerinin önce komşu dişlere dağılmasına sonra da kemiğe iletilmelerini sağlamaktadır. Böylece kuvvet dağılımı eşit seviyede olacağından dişlerimiz zarar görmeyecektir. Kuvvet dağılımının eşit olmaması, yiyeceklerin çiğneme sırasında direkt olarak dişetine baskı yapması veya dişler arasına sıkışması zamanla diş etinin çekilmesine sebep olur” diyor. “Özellikle kırmızı et yedikten sonra dişler arasına sıkışıp temizlenemeyen artıklar çok hızlı bir şekilde dişeti iltihabına sebep olur ve tedavi edilmezse diş kaybına kadar giden sonuçlar doğurur.”

Diş ayrıklarına 16 yaşından sonra dikkat

Çocuklarda diş ayrıklığının ve çapraşıklığın süt dişi ve karışık dişlenme döneminde normal olduğunu fakat 13 yaş sonrasında devam eden durumlarda tedavi edilmesi gerektiğini belirten Dt. Kökdemir ”Diş ayrıklığının ortodontik tedavisi 12-18 ay civarında süren sabit ortodontik tedavi ile çözülebilir” dedi.

Günümüzde kullanılan şeffaf diş telleri ya da apareyler sayesinde tedavi boyunca da estetik bir görünüm kazanarak, konforlu bir tedavi süreci geçirebileceklerini de sözlerine ekledi.

Yirmi yaş dişleri hakkında merak edilenler

Yirmi yaş dişleri hakkında merak edilenler

20 yaş dişleri ile ilgili olarak her yirmi yaş dişinin çekilmesi zorunluluğu olmadığını, ağrı şikayetine ve dişin ne kadar gömülü olduğuna bağlı olarak çekime hekimin karar vereceğini söyleyen Hospitadent Diş Hastanesi’nden Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Gizem Gülgezen, ” Diğer taraftan çürük sebebiyle abseye sebep olan yirmi yaş dişlerinin mutlaka çekilmesi gerekmektedir” dedi.

Dr. Gizem Gülgezen, yirmi yaş dişleri hakkında merak edilen tüm sorulara yanıt verdi.

Yirmi yaş dişi nedir

Çenelerde diş dizilerinin en sonundan süren 3. büyük azı dişleri, yirmili yaşlar civarında gelişimlerini tamamlayıp ağız içine çıktıklarından genellikle yirmi yaş dişi olarak bilinirler. Çenelerde yer darlığına, dişin çıktığı bölgenin kemik yoğunluğuna ve dişin kök anatomisine bağlı olarak bu dişler tamamen çıkabilir veya çene kemiğinde tamamen veya yarı gömük kalabilir.

Yirmi yaş dişini çektirmek gerekir mi

Her yirmi yaş dişini çektirmek gerekli değildir. Çekim için değerlendirirken tam gömülü olan dişlerde ağrı şikayeti verip vermemesi, dişin çene kemiği içerisine ne kadar gömülü olduğu, gömülü dişin komşu dişe olan teması göz önünde bulundurulur. Bazen dişin içinde geliştiği keseden kaynaklı sürme kistleri oluşabilmektedir. Bu kistler fark edilmeden büyürse çene kemiğini zayıflatabilir. Ağrı oluşturmayan, tam gömülü olan dişler doktorunuz tarafından rutin kontrollerle takip edilip gerek olursa çekilebilir.

yirmi yaş dişleri

Ağız içinde tamamen veya yarısı çıkmış olan dişlerde ise ağız hijyeni çok önemlidir. En geri bölgede olan bu dişlere diş fırçası ile ulaşmak oldukça güçtür. Çürük sebebiyle abseye sebep olan yirmi yaş dişlerinin mutlaka çekilmesi gerekmektedir.

Yirmi yaş dişi ağrısı nasıl geçer

Gömülü yirmi yaş dişleri çıkmaya çalıştığında üst çenede kulak bölgesi ve şakaklara alt çenede çene altına ve boyuna doğru ağrı verebilir. Bazen bu bölgelerdeki lenf bezlerinde de şişlik ve hassasiyet oluşturabilir. Böyle bir durum geliştiğinde hasta mutlaka hekime başvurmalıdır. Durumun ciddiyetine göre hekim doğru antibiyotik ve ağrı kesiciyi hastaya reçete eder. Diş sürme ağrısı hekimin uygun gördüğü süre boyunca ilaçlar düzenli kullanıldığında zamanla kontrol altına alınır ve ilgili diş çekildikten sonra tamamen geçer.

Yirmi yaş dişi çekilmezse ne olur

Hekimin verdiği ilacı kullandıktan sonra ağrı şikayeti geçen dişlerin en kısa zamanda çekilmesi gerekir. İlacın verdiği rahatlık bir süre için geçerlidir. Hastanın bağışıklığının zayıf olduğu, ağız hijyeninin düzeltilmediği durumlarda diş tekrar ağrı yapmaya başlar. Devamlı şikayet veren ama şikayeti antibiyotik içilerek bastırılan gömülü dişlerin çevresinde kist oluşur ve çene kemiğini zamanla zayıflatır.

diş sağlığı

Yirmi yaş dişi ameliyatı nasıl yapılır

Gömülü diş operasyonlarında ilgili bölge lokal anestezi ile uyuşturulur. Dişin etrafındaki kemik uygun aletlerle kaldırılır ve dişin çekimi yapılır. Çekim sonrasında bölgeye dikiş atılır. Dikişler 7-10 gün arasında alınır. Hekim gerekli görürse operasyon sonrasında antibiyotik ve ağrı kesici ilaç reçete eder.

Yirmi yaş dişi ameliyatında acı hissedilir mi

Gömülü diş operasyonlarında bölgenin anatomisi iyi değerlendirilip, uygun ve yeterli anestezi uygulanırsa işlem esnasında ağrı hissedilmez.

Ameliyat sonrası neler yapılmalı

Çekim sonrası yerleştirilen tampon kanamayı durdurmak içindir . Tampon yarım saat sıkıca ısırıldıktan sonra bu bölgede pıhtı oluşur ve kanam durur. Fakat ilk 24 saat tükürme ve çalkalama yapılmamalıdır. Operasyon sonrasında ilgili bölgede ödeme bağlı şişlik oluşabilir. İlk 24 saat buz kompres yapılarak ödem kontrol altında tutulmalıdır. İlk hafta sigara ve alkol kullanılmamalıdır. İlk hafta asitli, acılı ve sıcak gıdalar tüketilmemelidir ve ağız hijyenine dikkat edilmelidir. Eğer reçete edildiyse ilaçlar düzenli kullanılmalıdır.

Defineli köpek dişler ile alakalı öğrenmeniz gerekenler

Defineli köpek dişler ile alakalı öğrenmeniz gerekenler

Kuşkusuz tüm ebeveynler, çocuklarının bakımlı ve estetik dişlere sahip olabilmeleri için diş gelişimi mevzusunda pek çok detaya dikkat ediyor. Ancak anne babalar, çocuklarının diş gelişimini ne kadar yakından takip etseler de, yapısal sebeplerden kaynaklanan birtakım problemlerle karşılaşabiliyor. Sıklıkla tesadüfülen ve bir hayli fobi yaşatan defineli köpek dişler ise bu problemlerin başında geliyor. Ortodonti Uzmanı Prof. Dr. Serdar Üşümez, çoğunlukla diş sürmesinde kendine yer bulamayarak diş etinde defineli kalan köpek dişler hakkında bilinmezleri anlattı.

Köpek dişler, değişikleri arasında sürmesini en geç bitiren ön dişlerdir. Bu dişlerin ağızdaki yerini alması ise vasati olarak 13 yaşını bulur. Fakat bu dişler, bazı vaziyetler neticeyi çene kemiği içerisinde defineli biçimde kalabiliyor. Sürmesini bitiremeyen köpek dişler genel olarak damakta, seyrek olarak ise dudak tarafına yakın olarak konumlanabiliyor.

Çene darlığı dişlerin defineli kalmasına yol açabiliyor

Ağız köşelerinde konumlanan ve kesme, koparma harekâtlarının yanı gizeme çene hareketlerine kılavuzluk etme özelliği taşıyan köpek dişler, aynı zamanda sıhhatli ve estetik bir tebessümmenin de en ehemmiyetli unsurlarından biri. Bu dişler, bayağı koşullar altında 12-13 yaş yarıyılında sürmesini tamamlar. Fakat süresinden evvel çekilen süt dişleri, çene darlığı, kesici dişlerin köklerindeki bazı yaradılış ve biçim bozukluklarının yanı gizeme bazı irsiyetsel nedenler de köpek dişlerin damağa doğru ilerlemesine ve diş etinin içinde defineli kalmasına neden olabiliyor. Defineli kalma vaziyeti ise 20’lik dişlerden sonra en fazla bu köpek dişlerde alana geliyor. Cemiyette tesadüfülme sıklığı ise %3’e kadar çıkabiliyor.

Rehabilitasyon edilmeyen defineli dişler, komşu dişlere hasar verebiliyor

Sürmesini bitiremeyen ve defineli kalan köpek dişler, rehabilitasyon edilmeme gidişatında başta kesici ve minik azı dişleri olmak üzere komşu dişlerin köklerinin erimesine ve canlılığını yitirmesine yol açabiliyor. Bu defineli dişler ayrıca, yer aldıkları diş etinde kist yaradılışına da taban hazırlayabiliyor. İlerleyen zamanlarda ise köpek dişin yerinde duran süt dişin düşmesine, böylece ön dişlerin olduğu bölgede ciddi estetik meselelerin oluşmasına neden olabiliyor.

Defineli dişlerin tanısı için muayenehane tetkik koşul

Köpek dişlerin sürme güzergahlarıyla alakalı problemler ortodonti uzmanı tarafından muayenehane tetkik ve röntgen değerlendirmesiyle tespit edilebiliyor. Özellikle 13 yaşından itibaren süt köpek dişlerin hala düşmemiş olması ve elle tetkik sırasında bariz bir sallanma göstermemesi, daimi köpek dişlerin defineli kalmasını işaret edebiliyor.

Erken teşhis büyük ehemmiyet taşıyor

Ortodonti uzmanı tespit edilen sürme problemi için, daimi köpek dişlerin istikametini düzenlemek emeliyle süt köpek dişlerin erken çekimini ya da çene genişletmesi usulünü önerebilir. Ancak uygulanan bu usuller 11 yaşına kadar tesirli olduğundan erken teşhis çok büyük ehemmiyet taşıyor. Dolayısıyla görünen bir problem olsun ya da olmasın her çocuğun evvel 7, daha sonra 11 yaşlarında bir ortodonti uzmanı tarafından tetkik edilmesi gerekiyor. Erken yarıyılda yapılacak minik ama önleyici rehabilitasyonlar, problemi bütün olarak çözemese bile gelecekteki rehabilitasyon sürecinin kısalmasını, maliyetinin de düşmesini sağlayabiliyor.

Geciken tanı, rehabilitasyonun seyrini değiştirebiliyor

Teşhisin geciktiği ve defineli dişin yan tesirlerinin şiddetlendiği gidişatlarda ise röntgen tetkiki ile köpek dişlerin pozisyonunu değerlendirmek gerekir. Hastanın öteki dişlerinin ve ağzın kapanışının gidişatına bağlı olarak çoğu zaman minik cerrahi müdahaleler ve ortodontik tel rehabilitasyonu uygulanabiliyor. Bu uygulamalar takviyesiyle defineli köpek dişlerin sürmesi ve bayağı yerlerine alınması sağlanabiliyor.

Diş gıcırdatmanın dermanı

Diş gıcırdatmanın dermanı

Gün boyu kent yaşamı veya iş yaşamına bağlı yaşanan stres, uyku sırasında diş gıcırdatma bruksizm olarak karşımıza çıkıyor diyen Hospitadent Diş Sağlık Kurumu İdare Heyeti Azası Diş Doktoru Recep Eşkar, “En sık görülen uyku bozukluklarından biri olan ‘Bruksizm’, uykuda konuşma ve horlamadan sonra 3. sırada karşımıza çıkıyor” dedi. Uyku esnasında oluşan ve çeneleri çok güçlü olarak birbirine sürtmenin, dişleri gıcırdatma bruksism olduğunu ve ülkemizde görülme sıklığının %20’lere kadar eriştiğini söyleyen Hospitadent Diş Sağlık Kurumu İdare Heyeti Azası Diş Doktoru Recep Eşkar, “Bruksizm ile alakalı araştırmalar diş gıcırdatmanın nedenini merkezi asap sistemi rahatsızlığından ileri geldiğini gösterirken, bazı araştırmalar ise diş gıcırdatmanın nedenini fazla duygusal hassasiyet, asap, stres, vesvese, balanssız beslenme hareketsizliklik ve her şeyi hakimiyet altında yakalama hissinin gece dışa vurumu olarak belirlemektedirler” diye konuştu.

Diş sıkma ve gıcırdatmanın daha çok gece uykudayken istemsiz bir etkinlik olduğu ancak bu gidişatın hastalar tarafından genellikle farkına varılmadığını söyleyen Diş Doktoru Eşkar; “Diş sıkma ve gıcırdatmanın bir hayli sebebi var ve bu nedenler arasında; stres ve şahsi özellikler, uyku kumpası, uyku esnasındaki solunum bozuklukları, travmatik yaralanmalar, merkezi asap sistemi rahatsızlıkları, yasadışı ilaç kullanımı ekstazi, ilaç rehabilitasyonları seratonin, içki, kafein ve sigara kullanımı gibi etkenler sayılabilir. ‘Bruksizm’, en sık görülen uyku bozukluklarından, uykuda konuşma ve horlamadan sonra 3. sırada karşımıza çıkıyor. Hastalar genellikle diş gıcırdattığının farkında dahi olmuyor. Hasta bize ancak dişlerde hassasiyet, eskime, sallanma ve kırılma, diş asaplarında vefat, etraf dokularda yaralanma, çene eklem rahatsızlıkları, baş sızısı ve işlev bozukluğu gibi gidişatlarda geliyor. Hastanın eşi ya da yakınları da bu gidişattan rahatsız oluyorlar” dedi.

Diş gıcırdatmamanın dermanı var

Diş sıkma ve gıcırdatma rehabilitasyonunun nasıl yapıldığı hakkında bilgi veren Dt Eşkar, “Uygulanan rehabilitasyon metodu çoğunlukla bireye özel yaptığımız gece plaklarıyla ya da ortopedik apareylerle splint etkinliğin hakimiyet altına alınmasını ve alana gelebilecek patolojik veya fiziksel farklılıkların önlemesini kapsar. Hastanın rahatsızlığına göre yumuşak ya da sert olarak bireye özel yapılarak tek çeneye yerleştirilen ve kumpaslı olarak yatmadan evvel takılan bu apareyler diş gıcırtırtısı sebebiyle dişe hasar verecek her türlü negatif tesiri ortadan kaldırmaya bereket. Diş apareyleri, diş gıcırdatma neticeyi alana gelebilecek diş minelerinin eskimesi, dişlerin sallanması ve hatta diş kayıplarını önlemeye dayanakçı olur . Yalnız kumpaslı kullanım koşuldur” diye konuştu. Bununla beraber diş gıcırdatmanın altında uyuyan öteki stres kaynaklı problemler için de bir uzmandan destek almalarında fayda var diyen Diş Doktoru Eşkar, diş gıcırdatma bulgularını şöyle sıraladı.

Diş gıcırtama bulguları

– Sabahleyin kalktığınızda yanaklarınızda sızı varsa

– Çene haraketlerinde kısıtlılık

– Ağzınızı rahat açamıyorsanız, açtığınızda sızı varsa ve gün içinde de sızı devam ediyorsa

– Kulağa ve başa dağılan sızılarınız varsa

– Ağız açma kapama sırasında güçlüğün dışında klik, klak gibi sesler çıkıyorsa, uykuda dişlerinizi gıcırdatıyor olma olasılığınız çok yüksek.

Süt için dişleriniz çürümesin

Süt için dişleriniz çürümesin

Diş çürümesi günümüzün belki de en yaygın hastalıklarından biri. Farklı beslenme alışkanlıklarına sahip şahıslar arasında yapılan istatistikler beslenmenin diş çürüklerinin oluşmasında ehemmiyetli bir rol oynadığını gösteriyor.

Çürük yaradılışının, karbonhidratların şeker ve nişasta ağızdaki bakterilerle karışması ve asit yapması neticeyi başladığını belirten uzmanlar, beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi ile ağız sıhhatini gözetmenin olası olabileceğini söylüyor.

Kumpaslı ağız hijyenin sağlanması ile beraber süt tüketiminin diş çürüklerinin yaradılışını eksilttiğini belirten Nuh Naci Yazgan Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Kısım Başkanı Prof. Dr. Neriman İnanç, “Fazla asitli ve şekerli gıdalar mikroorganizmaların tesirini artırır. Sütteki kalsiyum ve fosfor bu mikroorganizmalara natürel bir korunma sağlar” dedi.

Günde 2 kadeh süt

İnanç, özellikle çocukların şeker tüketimlerinin fazla olduğunu bu nedenle günde 2 kadeh süt içerek dişlerinde oluşabilecek çürüklerin önlenebileceğini, diş yüzeyindeki mineral kaybının giderilmesini ve yenilenmesini sağlayacağını belirtti.

Page 1 of 31 2 3