Ağız ve diş sıhhati için yeşil çay için

Ağız ve diş sıhhati için yeşil çay için

Çay, rengi ne olursa olsun tüm dünyada milyarlarca insanın bırakamadığı bir istek olarak öğreniliyor. Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi ve Fitoterapi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdem Yeşilisme, yeşil çayın bir efsaneye göre 4000 sene kadar evvel Çin İmparatoru Shennong tarafından kazara bulunmuş olduğunu ve o tarihten beri Uzak doğu cemiyetlerinde hem meşrubat hem de ilaç olarak kullanıldığını söylüyor.

Yeşil çay ağız ve diş sağlığına gözetiyor

Yeşil çayın insan bedenine olan verimlerine gün geçtikçe bir yenisi daha ilave ediliyor. Prof. Dr. Erdem Yeşilisme “Yeşil çayın tesirli olduğu alanlardan biri de ağız sıhhatidir. Yeşil çay tüketiminin yüksek olduğu Japonya’da 49 ile 59 yaşları arasında 940 Japon erkek üzerinde bir araştırma reelleştirilmiş ve yeşil çay tüketimi çoğaldıkça diş eti hastalıkları gelişimi arasında ters bir ilişki oluştuğu gözlemlenmiştir. Bu tesirler özellikle yeşil çay içerisinde bulunan polifenolik yapıdaki kateşinlere bağlıdır” diyor.

Ağız kokusu rehabilitasyonunda da tesirli

Yeşil çay içerisindeki kateşinlerin tespit edilen ehemmiyetli özelikleri arasında ağız kanserlerini ve diş çürümesini önlemesinin olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yeşilisme, bu kateşinlerin aynı zamanda ehemmiyetli bir ağız meseleyi olan makûs ağız kokusunun rehabilitasyonunda da bereketli olduğunu belirtiyor.

Yeşil çayı şekersiz harcayın

Yeşil çay tüketiminin sigaranın ağız ve diş sıhhati üzerindeki negatif tesirlerine karşı gözetici rol oynayabileceğini, yeşil çayın muhtelif ülkelerde diş hastalıklarının önlenmesi ve rehabilitasyonuna müteveccih kullanılması için ağız gargaraları ve eşi mahsuller biçiminde pazarlandığını belirten Prof. Dr. Yeşilisme, ağız sıhhatinde istenilen faalliğinden faydalanabilmek için yeşil çayın şekersiz içilmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Tel takmak istemeyenlere müjde

22 Aralık 2019 Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Tel takmak istemeyenlere müjde

Diş hastalıkları rehabilitasyonunda uygulanan yeni teknoloji “Invasilign” usulüyle tel kullanılmadan ağızda besbelli olarak gözükmeyen, elverişli transparan plakalarla muntazam ve sıhhatli dişlere kavuşabilineceğini söyleyen Dt. Selçuk Özbölük, “Teknolojik büyümelere paralel olarak, diş doktorluğunda her geçen gün ortaya çıkan yeni rehabilitasyon usulleri, hastalara rehabilitasyon sürecinde değişik alternatifler sunuyor. Son birkaç yıldır çapraşık dişlerin düzenlenmesinde uygulanan telsiz rehabilitasyon usulü de bunlardan biri. Rehabilitasyon vaktince takılan tellerden estetik olarak rahatsız olanlar bu usulle; aile, iş ve sosyal hayatlarına hiçbir endişe dinlemeden devam edebiliyor” dedi.

“Estetik endişe erişkinleri bu rehabilitasyondan uzak yakalıyor”

Diş tellerinden kaynaklı estetik endişelerin, erişkinleri bu rehabilitasyondan uzak yakaladığını belirten Dt. Selçuk Özbölük, tel ve braket kullanılmadan yapılan “Invasilign” usulü ile bu sualin ortadan kaldırılabildiğini ifade etti.

İnvisalign usulünü; dişlere takılan, çıkarılabilir, ağızda besbelli olarak gözükmeyen bir seri transparan düzenleyici plaklarla, braket ve teller kullanılmadan çapraşık dişlerin düzenlenebilmesini sağlayan bir sistem olarak belirleyen Özbölük şöyle devam etti:

“Transparan düzenleyiciler, dişlerin özel silikonlar ile miktarları alındıktan sonra, üç ebatlı özel bilgisayarlı sistemler dayanağıyla hastanın diş yapısına birebir uygun olarak modelleniyor.”

“Şahsa özel tebessümme tasarımı”

Bilgisayar civarında oluşturulan bu modeller üzerinde dişlere istenilen hareketler verilerek şahsın isteğine göre bitim hali bilgisayar üzerinde tanımlanıyor. Böylece şahsa özel tebessümme tasarımı da yapılmış oluyor. Bu usulle hasta ve doktorun rehabilitasyon neticesinde dişlerin nasıl görüneceğine üç ebatlı modellerde görerek karar verdiğini söyleyen Dt. Selçuk Özbölük, dişlerin çapraşıklıklarına ve istenilen diş hareket ölçüsüne göre rehabilitasyon süresi ve kullanılacak plak rakamının değiştiğini belirtti.

Transparan plaklar ile rehabilitasyonun genellikle iskeletsel çene problemi olmayan, kolay çapraşıklık olaylarda kullanıldığını söyleyen Özbölük şöyle devam etti: “Her bir düzenleyici plak takribî 2 hafta süresince kullanılıyor. İki hafta sonra yeni bir düzenleyici takılıyor. Altı hafta arayla ortodonti uzmanının yapacağı tetkik ile rehabilitasyon süreci yönlendiriliyor. Rehabilitasyon süresi, dişlerdeki çapraşıklık oranına göre 9-15 ay arasında değişiyor. Bu yarıyılda takribî 18-30 adet transparan düzenleyici plak kullanılıyor. Plaklar yalnızca yemek yerken, bir şey içerken ya da diş fırçalarken çıkarılıyor.”

“Ananesel usule göre daha estetik ve konforlu”

İnvisalign usulünün telle yapılan uygulamaya oranla daha avantajlı olduğunu vurgulayan Dt. Selçuk Özbölük, bayağı tel ve braketlere göre en ehemmiyetli avantajının “estetik ve konfor” olduğunu söyledi. Özbölük,”Özellikle ortodontik rehabilitasyon yaptırmak isteyen, ancak braket ve tellerin görüntüsü nedeniyle rehabilitasyonu erteleyen erişkinler bu usulü seçiyor” diye konuştu. Ağız içinde rastgele bir tel veya metal parçası olmadığı için batma ve yara yaradılışının da yaşanmadığını belirten Özbölük şöyle devam etti:

“Rehabilitasyon ananesel tel rehabilitasyonuna göre daha sızısızdır. Ağız hijyeni daha basit sağlanabilir, yeme-içme mevzusunda bayağı ortodontik rehabilitasyonda olan kısıtlamalar olmaz, zira istendiğinde ağızdan çıkarılabilir ve fırçaladıktan sonra tekerrür takılabilir. Konuşmaya negatif bir tesiri yoktur, sunumlarda buluşmalarda çıkartmaya gerek kalmaz. Hakimiyet seansları ananesel rehabilitasyon usullerine göre daha azdır, böylece yurt dışından gelen hastalar için büyük avantaj oluşturmaktadır.

‘Invasilign Usulü’nin avantajları

– Daha estetik ve konforludur.

– Batma ve yara yaradılışı yaşanmaz.

– Daha sızısızdır.

– Ağız hijyeni daha basit sağlanır.

– Yeme içmede kısıtlamalar olmaz.

– Konuşmaya negatif bir tesiri yoktur.

Diş sıhhatiniz ile alakalı doğru bildiğiniz yanlışlar

19 Aralık 2019 Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Diş sıhhatiniz ile alakalı doğru bildiğiniz yanlışlar

Pek çok hastalığın ağız ve diş sıhhatine gereken özenin gösterilmemesinden kaynaklandığını söyleyen Hospitadent Diş Sağlık Kurumu İdare Heyeti Azası Dt. Recep Eşkar, ulus arasında ağız ve diş sıhhati ile alakalı doğru öğrenilen bir hayli yanlış uygulama olduğunu belirtti. Diş Doktoru Recep Eşkar, sadece “diş sızısı” olarak adlandırılan bulguların dahi esasta bazı ehemmiyetli tıbbi ve psikolojik meselelerin habercisi olabileceğine dikkat çekti.

Ülkemizde ağız ve diş sıhhati mevzusunda yeterince şuur oluşmadığına işaret eden Dt. Recep Eşkar, “Ağız ve diş hastalıklarında alana gelen bozukluklar; beslenme, çiğneme problemleri, tat alma, gülme, kahkaha atma, uyku ve konuşma gibi fonksiyonel işlevleri olumsuz istikamette etkileyebilmekte. Bunlara bağlı olarak da sosyal ilişkilerde zayıflama, çekingenlik, özgüven kaybı, anksiyete ve bunalım gibi psikososyal neticeler ortaya çıkabilmekte” diye konuştu.

Ağız ve diş hastalıkları bazı hastalıkların habercisi olabilir

Sıhhatli diş ve diş eti için doktorların teklifleri güzergahında uygulama yapılması gerektiğine, aksi halde dişlerin ve diş etlerinin hasar görebileceğine dikkat sürükleyen Diş Doktoru Recep Eşkar, “Ağız ve diş sıhhati mevzusunda ortaya çıkan kimi meseleler bazı hastalıkların habercisi olabilir. Bu surattan ağzımız bir nevi bedenimizin alarm merkezlerinden biridir. Diş fırçalama biçiminden fırça tercihine, macun kullanımından diş taşı pakliğine, süt dişlerinden ağız kokusuna kadar ulus arasında öğrenilen yanlış veya yetersiz bilgilerin paylaşılması diş ve ağız sıhhatini riske atmaktadır” söylemesinde bulundu.

Diş Doktoru Eşkar, genel sıhhatimizi büyük miktarda etkileyen ağız ve diş sıhhati hakkında yanlış öğrenilen doğruları sıraladı:

1- Sert diş fırçası kullanımı dişleri bembeyaz yapar

Yanlış! Zira ehemmiyetli olan fırçanın sertliği değil, fırçalama tekniğidir. Diş fırçası, sentetik kıldan yapılma olmalı ve uçları muntazam sonlanmalıdır. Sert fırçalar diş etini tahriş eder, diş minesine hasar verir ve dişlerde hassasiyet oluşturur. Fırça kılları eskir aşınmaz vasati 6 ayda bir kesinlikle değiştirilmelidir.

2- Hamilikte diş kaybı olması çok banaldir

Yanlış! “Her çocuk bir diş götürür” fikri ne yazık ki ülkemizde yaygın bir kanıdır. Ancak bu doğru değildir. Ağız bakımlarını doğru ve kumpaslı yapan bir anne adayı için böyle bir gidişat mevzubahisi değildir.

3- Gebelikte diş rehabilitasyonu yaptırmak bebek için mahzurludur

Yanlış! Gebeliğin her yarıyılında aciliyet gerektiren diş rehabilitasyonları yapılabilir ve bebeğe rastgele bir mahzuru yoktur.

4- Çoçuk dişleri iğneyle çekilirse bir daha çıkmaz

Yanlış! Süt dişleri 6. aydan başlar 3 yaşına kadar devam eder. Kalıcı dişler ise 6 yaşında çıkmaya başlar ve 12-13 yaşlarında bitirilir. Burada ehemmiyetli olan hangi dişin çekildiğidir, dişin iğne veya başka bir şeyle çekilmesinin ehemmiyeti yoktur.

5- Yerlerine daha sonra kalıcı dişler geleceğinden süt dişlerinin ehemmiyeti yoktur

Yanlış! Süt dişlerinin en ehemmiyetli vazifeyi çocuğun muntazam beslenmesini sağlamaktır. Konuşmanın muntazam gelişimi de süt dişlerine bağlıdır. Süt dişleri kapladıkları alanla kendilerinin yerine gelecek olan kalıcı dişler için yer yakalamaktadır. Bu sebeplerle süt dişleri çok ehemmiyetlidir.

6- Bir kere diş taşı pakliği yaptırdıktan sonra her zaman yaptırmak gerekir

Yanlış! Diş taşı pakliğinde diş yüzeyine ait olmayan maddeler plak, diş taşı arınılır. Diş taşı pakliği yaptırmayan bir birey dişleri üzerinde biriken diş taşlarını fark edemez ancak paklik yaptırdıktan sonra birkaç gün fırçalanmayan dişlerdeki başkalaşım hemen göze çarpar. Başka Bir Deyişle diş taşı pakliği yapılmış veya yapılmamış olsun ağız ve diş bakımı yapılmadığı sürece diş taşlarının yaradılışı kaçınılmazdır.

7- Çapraşık dişler ancak minik yaşlarda düzelebilir

Yanlış! Çapraşık dişler her yaşta muntazam hale getirilebilir. Tel rehabilitasyonu her yaştan bireye uygulanacağı gibi, tel rehabilitasyonunu estetik bulmayan hastalar görünmeyen teller sayesinde muntazam dişlere sahip olabilir.

8- Dişleri fırçalarken diş etlerinin kanaması banaldir

Yanlış! Dişleri fırçalarken diş eti kanaması banal bir gidişat değildir ve bu gidişat diş eti irininin en ehemmiyetli bulgusudur. Diş eti kanaması ile karşı karşıya kalındığında müddet kaybetmeden diş doktoruna müracaat etilmesi gerekmektedir.

9- Sızıyan dişe aspirin koymak gerekir

Yanlış! Aspirin sızı kesicidir ancak tesiri ağız yoluyla alınıp kana karışınca ortaya çıkar. Dişin üzerine konulan aspirin sızınızı dindirmediği gibi artırır. Zira diş etinizde yaraya neden olur.

10- Ağız kokusu herkeste olur ve geçmez

Yanlış! Diş çürükleri, diş eti hastalıkları, aftlar, geçimsiz ve makûs kullanılan takmalar ve ağız kuruluğu, sindirim sistemiyle alakalı rahatsızlıklar ve bademcik iltihaplanmaları neticeyi alana gelebilir. Ağız kokusunun reel sebebi olan yukarıyada sayılan hastalıkların rehabilitasyonu yapıldıktan sonra ağız kokusu önlenebilir bir gidişattır.

Diş gıcırdatmanın sebepleri ve rehabilitasyonu

10 Aralık 2019 Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Diş gıcırdatmanın sebepleri ve rehabilitasyonu

Cıvıl cıvıl bir yaz mevsimi daha geride kaldı. Yaz aylarının enerjisine alışan şahıslar güz mevsiminin getirdiği sıkıntılı havaların tembelliğine alışmaya çalışıyor. Bu vaziyete bir de yine başlayan yoğun iş temposu, yaz saati uygulamasının statiklenmesi ve uzunca bir zaman tatil yapamayacak olmanın psikolojisi de ilave edildiğinde diş sıkma ya da gıcırdatma problemi bruksizm gibi sıhhat meseleleri ortaya çıkabiliyor. Gün içerisinde yaşanan yoğun stres veya bunalımın neden olduğu bu problem, fark edilmediğinde ise kronik bir hal alabiliyor.

Protetik Diş Rehabilitasyonu Uzmanı Prof. Dr. Aslıhan Üşümez, diş sıkma ve gıcırdatma rahatsızlıklarına karşı uygulanabilecek rehabilitasyon yöntemlerine söylüyor.

Pek çok insan gün içerisinde istemeden de olsa iş yoğunluğu, günlük maraton gibi sebeplerle ciddi bir stres dalgası içerisinde bulunuyor. Bu stres, zaman zaman insan ilişkilerindeki tahammül hududunu en alt seviyelere sürüklerken, şahısların istem dışı tavırlarında da muhakkak bir çoğalışın gözlemlenmesine yol açıyor. Diş sıkma alışkanlığı da bu tavırlar arasında ilk sıralarda yer alıyor. Üstelik diş sıkma alışkanlığı edinen şahısların büyük bir kısmı bu gidişatın farkına bile varmıyor. Bu hastalar, ancak gece boyu dişlerini sıktıkları için sabah ciddi surat sızılarıyla uyanma şikayeti ile uzman doktorların kapısını çalıyor.

İlk etapta surat sızılarıyla kendini sezdiren diş sıkma problemi, ileri yarıyılda çeneyi açmada hudutluluk, kilitlenme, dişlerde sallanma veya diş kırıkları, eklem sesleri gibi neticeler doğurabiliyor. Bu sebeple diş sıkma alışkanlığının umursamama edilmemesi büyük ehemmiyet taşıyor. Zira bu alışkanlık, erken teşhis edilmediği ve uygun biçimde rehabilitasyonu yapılmadığı takdirde şahsın beden sıhhatini negatif istikamette tesirlerken, hayat niteliğini de düşürebiliyor.

Bilinçaltındaki stres diş sıkma sebebi

Uykusunda dişlerini gıcırdatan şahıslar bu eylemi şuurlu olarak yapmaz. Günlük hayatın getirdiği stres şahsın bilinçaltına yerleşir. Bilinçaltından gelen ihtarlar ise şahsın dişlerine gün içinde yaptığı baskıya oranla daha fazla şiddet uygulamasına neden olur. Problemin teşhisi ise uzman doktorun, şahsın çene eklemi bölgesinin radyolojik görüntülerini alması ve analiziyle koyulur.

Mevsim geçişleri de diş sıkmayı tetikleyebiliyor

İnsanlar, hayatlarının belli zamanlarında içinde bulundukları kasvetlerden ya da sahip oldukları mesullüklerden sıkılabiliyor. Boşanma kasveti, imtihan endişesi, yeni iş kurma stresi ya da aile içi tedirginlikler bu kasvetlere ehemmiyetli birer misaldir. Bu tip problemlere bir de mevsim geçişlerinde duygu gidişat farklılıkları ilave edildiğinde mesele iyice içinden çıkılmaz bir hal alabiliyor. Şahıslar bu stresle baş edebilirse ve mevcut gidişat çok fazla ilerlemediyse çene eklemi rahatsızlıklarında geri dönüşüm sağlanabiliyor.

Rehabilitasyon süreci zaman gerektirir

Öncelikle çene eklemi meselelerinin bir günde oluşmadığı, zaman içerisinde usulca çoğaldığı, dolayısıyla rehabilitasyonunun da bir günde yapılamayacağı öğrenilmelidir. Ayrıca çene eklemi problemlerinde iyileşme süreci zaman alacağı için hastaların sabırlı olması gerektiği uslardan çıkarılmamalıdır. Akut adale spazmlarında, adale hafifletici kullanımı ve sıcak su rehabilitasyonu hastaları hafifletmeye destekçi olsa da rahatsızlığa neden olan etmeni tamamen ortadan kaldırmaz. Zira hasta geceleri dişlerini sıkmayı ve gıcırdatmayı sürdürürse, problem de devam edecektir. Bu sebeple rehabilitasyonda dikkat edilmesi gereken en ehemmiyetli nokta diş gıcırdatmayı tetikleyen etkenleri ortadan kaldırmaktadır. Var olan neden ortadan kaldırıldıktan sonra da, problem kademeli olarak eksilecektir.

Diş sıkmanın tesirleri plaklar ile eksiltilebilir

Diş gıcırdatma ya da sıkma problemlerine karşı birtakım rehabilitasyon usulleri uygulanır. Bu usullerden biri dişlerin birbirine olan temasını kesmek için kullanılan plaklardır. Bu plaklar sadece diş sıkma problemiyle müracaat eten hastalara verilir. Fakat dişlerini sıkan hastaların henüz çene eklem bölgesinde ya da surat adalelerinde şikayetler baş göstermediyse sıkmanın şiddetiyle büyüyebilecek hasarlar saydam plak ile gevşetilebilir.

Gözetici apareyler dişlerin hasar görmesini yasaklayabilir

Diş gıcırdatma problemlerinin bir değişik rehabilitasyon usulü ise, diş gıcırdatmalarının semptomatik rehabilitasyonunda kullanılan ve gece gözeticileri olarak adlandırılan apareylerdir. Diş gıcırdatma eylemini yasaklamak emeliyle uykuya geçmeden evvel ağza gece gözetici apareyler takılır. Bu gözeticiler diş gıcırdatma meselesinin tamamen önüne geçmese de gıcırdatmanın neden olduğu negatif tesirleri eksiltebilir. Bu gözeticiler ayrıca dişlerin daha ileri safhalarda yıpranmasına ve hasar görmesine mani olur. Gece gözetici apareyler sayesinde hastanın üst ve alt dişleri birbirine çarpmaz ve gıcırdatma eylemi önlenmiş olur. Bu apareylerin imalinde ise sert akrilik plastik malzemeler kullanılır.

İleri ebattaki diş sıkmalarında cerrahi usule müracaat etilebilir

Teşhisin ardından rehabilitasyon evresine gelindiğinde, hastadan alınan çene kayıtlarına uygun biçimde sert akrilik materyalinden bir plak hazırlanır. Hastanın ağzına takılacak bu plağın iki ana misyonu vardır. İlki hastanın gece dişlerini sıkma alışkanlığını önlemektir. Plağın ikinci misyonu ise, hasta dişlerini sıksa bile dişlerin ve eklemlerin bu baskıdan hasar görmesini yasaklamaktır. Fakat burada dikkat edilmesi gereken nokta, her plağın her hastaya uygun olmayabileceğidir. Bu sebeple rehabilitasyon sürecini takip eden uzman doktorun, hastanın çene hareketlerini dikkate alarak apareye zorunlu ilaveler ya da yıprandırmalar yapması gerekir. Sonraki düzeyde ise doktor, aparey rehabilitasyonu gören hastayı belli yarıyıllarda hakimiyet etmeli ve uygulanan rehabilitasyon sürecini değerlendirmelidir. Rehabilitasyon edilmeyen çene eklemi problemleri, ileri ebada eriştiğinde, aparey ile birlikte cerrahi rehabilitasyonlar da gerekebilir.