Doğru ağız ve diş bakımı diş hassasiyetini önlüyor

Doğru ağız ve diş bakımı diş hassasiyetini önlüyor

Millet arasında ağız ve diş sıhhatine müteveccih en sık tesadüfülen problemlerden birisi de diş hassasiyetidir. Peki çoğu zaman sıcak, soğuk, tatlı, ekşi gıda ve meşrubatların tüketimiyle bulgu veren diş hassasiyeti nasıl rehabilitasyon edilir? İstanbul Aydın Üniversitesi Diş Doktorluğu Fakültesi Periodontoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Abonesi Yrd. Doç. Dr. Cenker Koyuncuoğlu, diş hassasiyeti ve rehabilitasyon usullerine müteveccih ehemmiyetli bilgiler verdi.

Diş hassasiyeti neden olur

“Diş hassasiyeti; dişler fırçalanırken, sıcak, soğuk, tatlı, ekşi gıda ve meşrubatlar harcandığında hatta soğuk havalarda, rahatsızlık, sızlama ve sızı biçiminde kendini gösterir” diyen Yrd. Doç. Dr. Cenker Koyuncuoğlu, diş hassasiyetinin, dişlerin kusurlu fırçalanması, dişlerde oluşan çatlaklar ve kırıklar, diş eti çekilmeleri, yeni yapılan dolgu, diş beyazlatma harekâtı, diş yüzeyi pakliği ve kök düzleştirmesi gibi rehabilitasyonlar sonrasında ortaya çıkabileceğini ifade etti.

Rehabilitasyon için neler yapılabilir

Yrd. Doç. Dr. Koyuncuoğlu diş hassasiyeti rehabilitasyonuyla alakalı ise şöyle bilgi verdi:

“Öncelikle diş hassasiyeti sebebiyle gelen hastanın meseleyi diş doktoru tarafından tespit edilir. Kolay hadiselerde doktorun önereceği hassasiyet giderici diş macunu kullanılarak mesele giderilebilir. Bu safhada kesinlikle beslenme alışkanlıkları gözden geçirilmeli, fazla sıcak veya fazla soğuk besinlerin harcanmasından uzak durulmalıdır. Ayrıca gazlı ve asitli meşrubatların tüketimi en aza indirilmeli, bu maddelerin alınmasından sonra ağızdaki asit seviyesinin dengelenmesi için su içmeye itina gösterilmelidir. Daha ileri hadiselerde muayenehane uygulamalar ön tasarıya çıkmaktadır. Flor, hassasiyet giderici casuslar ve lazer uygulamaları yapılabilir. Dişte ve kök yüzeyinde madde kayıpları varsa uygun dolgu malzemeleri kullanılarak sarih dentin yüzeyleri kapatılır. Ayrıca uygun hadiselerde sarihe çıkan kök yüzeyleri ağzın başka bir bölgesinden alınan diş eti ile kapatılarak diş hassasiyetin önüne geçilebilir.”

“Yineleyen diş hassasiyetini önlemek için günde 2 defa, yumuşak kıllı bir diş fırçası ve flor kapsayan bir diş macunuyla dişler fırçalanmalıdır. Ayrıca günlük olarak diş ipi/arayüz fırçasıyla dişleri ara bölgeleri arınılmalıdır” diyen Yrd. Doç. Dr. Cenker Koyuncuoğlu, “Ağız bakım mahsullerinin kusurlu kullanımıyla travmatik fırçalama sert fırça ve eskitici diş macunları kullanımından sakınılmalı, daha ileri problemlerin önüne geçmek için kesinlikle kumpaslı olarak diş doktoruna gidilmelidir” tekliflerinde bulundu.

Bademcik ve geniz eti ne zaman alınmalı

Bademcik ve geniz eti ne zaman alınmalı

Geniz eti ve bademcik problemleri özellikle 3-6 yaş grubunda çocukları olan ebeveynlerin en çok şikayet ettikleri meselelerin başında geliyor. Bağışıklık sistemi bütün olarak büyümemiş olan bu çocuklarda; yoğun ateş, soluk almada eforluk, gece uykusuzlukları gibi problemler sık görülüyor . Bademcik ve geniz eti problemlerinin çocukların hayat niteliğini etkilemesinin yanında değişik sıhhat meselelerine neden olabileceğini belirten Acıbadem Kadıköy Sağlık Kurumu Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Haluk Özkarakaş, ailelerin kararsız ettiği ve karar vermekte zorlandığı bademcik ve geniz eti operasyonları mevzusunu anlattı.

Şikayetlerin ağırlıklı olarak 3-4 yaşlarında başladığını söyleyen Acıbadem Kadıköy Sağlık Kurumu Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Haluk Özkarakaş, “Özellikle mektep evveli eğitimle beraber çocukların virüs ve bakteriyel uyaranlara maruz kalmaları gerek enfeksiyona neden olan, gerekse enfeksiyon dışı bademcik ve geniz eti gelişmelerinde ehemmiyetli etmen oluşturuyor” diyor. Yineleyen enfeksiyonların bağışıklığın büyümesi ile 6 yaşından sonra eksildiği ve ergenliğin başladığı 12-13 yaşlarında ise seyrekleşerek kaybolduğu kollanıyor.

Bir Hayli ehemmiyetli sualin sebebi olabilir

Bademcik ve geniz eti problemleri çocukların hayatını etkileyebildiği gibi gelişmesine göre değişik meselelere de neden olabiliyor. Misalin en sık görülen kolay sihrimeler ve/ veya sık yineleyen enfeksiyonlar çocuğun mektebe gitmesini yasaklayabiliyor. Ancak geniz etindeki gelişmenin tıkayıcı özelliğinden dolayı, ağzı sarih biçimde soluk alma, yatakta sık yer değiştirme, ense, yaka bölgesinde yoğun terleme gibi çocuğun yaşamını güçleştirebilen şikayetler de ortaya çıkabiliyor. Bununla beraber çocuklar sıklıkla uyku problemleri, sık burun akıntısı, rinosinüzitler, kulakta geçici veya kalıcı akışkan bir araya gelmesi ve bunun getirisi olan duyma kaybıyla karşı karşılaşıyor. Ayrıca, damak-diş büyüme meseleleriyle de baş etmek gidişatında kalabiliyor. Bunların gözden kaçması, yeterli rehabilitasyon edilmemesi veya umursamama edilmesi gidişatında ileriki yaşlarda ehemmiyetli operasyonları gerektirebilecek kulak meseleleri de ortaya çıkabiliyor.

Antibiyotik kullanımına dikkat

Bu çocuklarda üst solunum yolu viral enfeksiyonuna bağlı olarak ortaya çıkan rinosinüzit sebebiyle sıklıkla antibiyotik kullanıldığına dikkat sürükleyen Prof. Dr. Haluk Özkarakaş, “Ancak burnun arkadan havalanmasının bozuk olması sebebiyle rinosinüzit yinelediğinden tıkayıcı etken devam ediyor. Dolayısıyla antibiyotik kullanılmasına karşın kalıcı olarak rehabilitasyon edilemiyor ve antibiyotik rehabilitasyonu tamamlandıktan kısa müddet sonra burun akıntısı tekerrür başlıyor. Neticede, afaki kullanılan antibiyotik meseleye kalıcı çözüm getiremediği mukavemetinin de çoğalmasına neden oluyor” diyor.

Bademcik ve geniz eti ne zaman alınmalı

Bu meseleyle karşı karşıya kalan ebeveynlerin vermek zorunda kaldıkları kararlardan biri de cerrahi rehabilitasyon oluyor. Sıhhatlı ve çalışan dokunun alınmasının doğru olmadığını, dolayısıyla geniz eti ve bademcik operasyonları için de bazı kriterlerin bulunduğunu andırdıran KBB Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Haluk Özkarakaş, ur, tanı emelli tahlillerde, tonsil veremi, difteri gibi özel hastalıklar gidişatlarında operasyonun tartışılmaz bir lüzumluluk olduğunu söylüyor. Sık karşılaşılan kolay bademcik ve geniz eti gelişmelerindeki cerrahi yaklaşımı ise şöyle anlatıyor:

Adenoidektomi geniz eti alınması: Geniz etinin alınması için yaş kriteri bulunmuyor. Çocukta, geniz eti dokusuna bağlı horlama, ağız sarih soluk alma, yatarken yer değiştirme gibi bulgular varsa büyüklüğüne bakılmaksızın alınması öneriliyor. 3 yaş evveli ve 7 yaş sonrasında çok ender görülen geniz eti gelişmesi yaş ilerledikçe küçülüyor. Bu sebeple 13-14 yaş veya daha sonrasında daha evvel yakınma yokken aniden gelişmeye ait semptomlar başladıysa ciddiye alıp doktora müracaat etilmesi ve genizden doku alınıp patolojik analiz yapılması gerekiyor.

Tonsillektomi bademcik alınması: İltihabi olmayan ancak kapatıcı bademcik gelişmesinde küçültme cerrahisi yeterli oluyor. Bunun için de rastgele bir yaş hududu bulunmuyor. Bademcik tıkayıcı derecede büyükse küçültülebilen dokunun kalan kısmı vazifesini yapmaya devam edebiliyor. Küçültmek hava pasajını sağlamaya yeterli oluyor. Ancak; misalin, son üç yıldır ateşli tonsillit hamleleri senede dört ve üzerindeyse, yeniden son iki senede yaşanan ateşli tonsillit hamleleri toplam 10’u buldu ve geçtiyse veya son bir senede başlamış hamleler yedi defa yinelendiyse cerrahi ile alınması öneriliyor. Zira her hamlede antibiyotik kullanımı çocuğa hasar verebiliyor.

Dünya diş sıhhati gününde harekete geçin

Dünya diş sıhhati gününde harekete geçin

Ağız, diş ve diş etlerine itina göstermek ehemmiyetli olsa da bu mevzuda yapılan araştırmalara göre, sıhhatli bir ağız sadece diş çürümesini yasaklamakla kalmıyor, genel sıhhat bozukluklarının da önüne geçilmesini sağlıyor.

1. Dünya popülasyonunun yarısını 3,58 milyar insanı etkileyen diş hastalıklarının başında diş çürükleri geliyor.

2. Birleşik Krallık’ta aktüel medya raporları, diş çürüğünün çocukların sağlık kurumulara müracaatların bir numaralı sebebi olduğunu ve Avrupa’daki 35-44 yaşları arasındaki erişkinlerin ise vasati 10-20’sinin çürük dişi olduğunu vurguluyor

3. BENEO Legal Tertip Etmeler ve Beslenme Bağlantıyı Başkan Yardımcısı Anke Sentko “İyi bir ağız hijyeni, sıhhatli bir ağzın ilk koşulu olsa da en iyi diş fırçalama tekniğiyle dahi bazı bakteriler hala yaşamda kalabiliyor. Bu istikamette iyi bir ağız sıhhatini desteklemek için ağızdaki bakterileri beslemeyen, şekersiz şekerlemeler ve sakızlar kullanılabilir. Şekersiz mahsuller rejenerasyon ve remineralizasyon kendiliğindene onarım tesiri zamanını uzatırken, emme ve çiğneme harekâtı ağızda genel bir hafifleme hissi veren tükürüğün salgılanmasını sağlıyor.” diyor.

Üreticilerin ağız sıhhatini destekleyen çözümler geliştirmelerine takviyeci olacak yapımların rakamı her geçen gün çoğalıyor. BENEO’nun diş arkadaşı ve şeker ikamesi ISOMALT’ı fonksiyonel bileşenler arasında yer alıyor. Bu hammadde, dünya çapında şekersiz sert şekerlemeler arasında şeker yerine kullanılan ve şekersiz şekerli sakızların imalinde de seçim edilen özel bir bileşen olma özelliği taşıyor. Ayrıca, BENEO’nun diş arkadaşı şekeri Palatinose™, üreticilere diş çürümesine neden olmayacak çikolata, yumuşak şekerleme ve eşi mahsulleri geliştirmeleri için fırsatlar sunuyor. Sentko üreticilere müteveccih olarak; ” Hem ISOMALT hem de Palatinose™, diş arkadaşı oldukları ve diş mineralizasyonuna katkıda bulunduklarına dair AB sıhhat beyanına ve diş çürümesine neden olmadıklarına” dair FDA sıhhat beyanına sahipler. Bu gibi çözümleri ellerinde bulunduran üreticiler, mahsulleri diş arkadaşı olacak biçimde yine yönteme edebilirler. Böylece insanların ağız sıhhati için harekete geçmelerini” sağlamak ve sıhhatli ağız ve bedeni desteklemek için yeni bir usul daha sunmaktadırlar.” biçiminde bilgi vererek “Öyleyse, Dünya Ağız Sıhhati Günü’nde neden sizi tebessümdürecek tatlı bir rehabilitasyon seçmiyorsunuz?” diyor.

Diş hastalıkları ile alakalı doğru öğrenilen yanlışlar

Diş hastalıkları ile alakalı doğru öğrenilen yanlışlar

Ağız ve diş bakımının doğru yapılması, sıhhatli bir hayatın ehemmiyetli kaideleri arasında yer alıyor.

Çocukların diş sıhhatinden, diş fırçalamaya; beslenmeden, ağız kokusuna kadar bir hayli mevzuda doğru öğrenilen yanlışlar dişlerin kaybına neden olabiliyor.

Memorial Şişli Sağlık Kurumu Ağız ve Diş Sıhhati Bölümü’nden Dt. Aslı Tapan, diş hastalıkları ile alakalı yaygın ancak yanlış inanışlar hakkında bilgi verdi.

İşte diş hastalıkları ile alakalı doğru öğrenilen yanlışlar:

Elektrikli diş fırçaları hem diş eti çekilmesini artırır hem de dişleri yıprandırır

Elektrikli diş fırçaları öğrenilenin aksine çok kapsamlı bir paklik sağlamaktadır. Bu fırçalar ile yapılan aktif paklik sayesinde zamandan da tasarruf sağlanmaktadır. Ağız ve diş sıhhati için dişleri fırçalamanın yanında ara surat paklik vasıtalarını da aktif kullanmak ehemmiyetlidir.

Sarımsak, karanfil, kolonya diş sızısına iyi kazanç

Hastaların sarımsak, karanfil ya da kolonya desteğiyle diş sızılarını dindirme gayreti, psikolojik olarak hafifleme hissi verebilmektedir. Bu harekâtlar sırasında oluşan asidik tesirden dolayı yumuşak dokuda daha büyük meseleler ortaya çıkabilmektedir. Yumuşak dokuda oluşacak zararlar, basit bir harekâtla gevşeyebilecek olan hastanın daha güç ve karışık harekâtlarla karşı karşıya kalmasına neden olabilmektedir. Yaşanan diş sızılarında bir hekime gitmek en doğru yaklaşımdır

Diş etlerimin kanaması dişlerimi iyileştirir

Diş etlerinin kanayarak kendini iyileştirdiği kanısı cemiyette azımsanamayacak kadar fazladır. Hatta fırçalama sırasında fazla baskı yaparak diş etlerini kanatmak isteyen şahıslarda vardır. Diş etlerini kanaması günlük bakım sırasında istenmeyen bir vaziyettir ve diş kaybına neden olabilmektedir. Günlük bakım sırasında diş etlerinin kanaması ciddi meselelerin habercisi olabileceği için süre kaybetmeden hekime müracaat etmek en sıhhatli yoldur.

Gebelikte nasılsa kalsiyum kaybı yaşayacağım için dişlerim hasar görecek

Anne adaylarını en sık düştüğü yanılgılardan biri; gebelik sırasında kalsiyum kaybı yaşayacakları için dişlerinin hasar göreceği inancıdır. Doğru ve balanslı beslenme ile gebelik sürecinde iyi bakım, dişlerin korunması için yeterlidir. Dişler hiçbir hasar görmeden gebelik süreci bitirilebileceği gibi, bu yarıyılda yaşanan meseleler için diş hekimine gitmenin de rastgele bir mahzuru bulunmamaktadır.

İmplant yaptırdım, artık dişlerim çürümez bakım yapmama gerek yok

İmplantların ömrü 30 yıla kadar eriştiği hadiseler görülmektedir. İmplantın galibiyeti için 5-10 yıllık kriterleri göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Nasıl olsa çürümez yaklaşımıyla ilgisizlik etmek yerine, bütün tersi çok iyi bakım yapılmalıdır. İyi bakılmayan implant bölgesinde ortaya çıkan enfeksiyon implantın kaybedilmesine neden olabilmektedir. İmplantın galibiyetini iyi ağız bakımı ve hastanın alışkanlıkları %100 etkileyecektir.

Çocuğumun süt dişleri nasılsa dökülecek hekime gitmeme gerek yok

Hem hekimle tanıştırmak hem de ilerde ortaya çıkabilecek ağız ve diş sıhhati meselelerine mani olmak için çocukların 2-3 yaşından itibaren diş hekimine gitmesi ehemmiyetlidir. Ebeveynleri bilinçlendirerek ağız ve diş sıhhatiyle alakalı meselelerin bu yarıyılda tasarlanması gerekir. Bir Hayli aile çocukların süt dişlerinin nasılsa döküleceğini söyleyerek kanal rehabilitasyonu ya da dolgu harekâtına karşı çıkmaktadır. Çocuğun süt dişleri ağızda yer yakalayıcı vazifeyi görmektedir. Süt dişlerinin erken kaybı dişlerin çapraşık büyümesine neden olabileceği için bu dişlerin gerek kanal rehabilitasyonu gerekse dolgu harekâtlarıyla sonuna kadar korunması ehemmiyetlidir.

Çocuğumun çapraşık dişlerini ergenlik dönemini düzenleriz

Çocuklarda görülen çapraşıklık erken ortodonti ile 7 yaşından itibaren düzenlenebilmektedir. Bu sayede ileri yaşlarda yaşanabilecek çok daha uzun süreli rehabilitasyonların önüne geçilebilmektedir. Çocuklarda ilk azı dişi çıktığında bir ortodontistten görüş almak ileride yaşanacak büyük kasvetleri yasaklayabilmektedir.

Diş taşlarını arındırırsam duyarlılaşan dişlerim hasar görür

Hastaların bir hayliyi diş taşı pakliğine dişlerin duyarlılaşacağı ve daha çok renkleneceği mazeretiyle karşı çıkmaktadır. Arınılmayan diş taşları oluşacak diş eti problemini tetikleyecek ve ileride rehabilitasyonu daha komp0like bir problem ile hastayı karşı karşıya vazgeçecektir. Diş taşı pakliğinin ağız ve diş sıhhatindeki ehemmiyeti tartışılamaz.

Dişlerimi piyasada satılan mahsullerle beyazlatabilirim, hekime gitmeye gerek yok

Piyasada satılan mahsullerle dişleri beyazlatmak hakimiyetsiz bir operasyondur. Diş etlerinde çekilme ya da diş minesindeki derin çatlaklar şahısta hassasiyet meseleleri yaratabilmektedir. Diş beyazlatma harekâtını hekim hakimiyetinde ve bireye uygun mahsullerin tercihi ile daha sıhhatli yapılabileceği tartışılmazdır.

Ağız kokusu herkeste olur rehabilitasyonla geçmez

Ağız kokusu, ehemmiyetli bir problem olup ağız ve diler ile birlikte bir çok nedenden kaynaklı olabilir. Ehemmiyetli olan ağız ve diş kaynaklı nedeni ortadan kaldırmak. Şayet geçmiyorsa öbür etmenlere yönelmektir. Ağız ve diş sıhhati ile alakalı etmenler arasında diş çürükleri, gözden kaçan diş eti hastalıkları, makûs takmalar, ağızdaki hijyenik olmayan onarımlar sayılabilir. Ağız kokusu etmen ortadan kalkmadığı sürece kaybolmaz.

Beslenmede diş çürüğünün ehemmiyeti

Beslenmede diş çürüğünün ehemmiyeti

Dişlerimizi bir kurtçuğun yemediğini, ağızdaki bakterilerin karbonhidratla beslenerek ürettiği asidin onları çürüttüğünü takribî iki yüzyıldır öğreniyoruz. Bir dişin çürümesi için lüzumlu olan şey, mikroorganizma, kolay şekerlere indirgenen karbonhidratların rastgele biri ve dişin çözülmesini sağlayacak kadar yeterli zamandır. Bu şu anlama geliyor, bu üçünden birisi olmazsa dişlerimiz çürümez. Bakteri olmazsa ne olursa olsun diş çürümez, karbonhidrat olmazsa diş çürümez ve ikisi asit salgılayacak kadar bir arada kalmazsa diş çürümez. Bunların sıfırlanması elbette olası değil ama karbonhidrat, zaman, bakteri üçlüsünü doğru idareyebilirsek diş çürüğünden kurtuluruz. Bunların içinden dişimizi çürüten bakterilerin yiyecek kaynağı olan karbonhidratları ele alırsak şu suali sorabiliriz, biz beslenme tertip edilmesi ile ağız sıhhatimizi nasıl gözetebiliriz?

diş çürüğü

Diş çürüklerine neden olan yiyecekler

Öncelikle dişimizi çürüten aynı zamanda bedenimizin enerji kaynağı olan karbonhidratların neler olduğundan bahsedelim. En çok bildiğimiz karbonhidratlar, beyaz ve kahverengi şekerdeki sakkaroz, meyvelerdeki fruktoz, baldaki früktoz ve glikoz, sütte bulunan laktozdur. Bu maddelerin bulunduğu tüm yiyecekler, kolay şekerleri ihtiva eder. Bunların dışında daha kompleks şeker kapsayan yiyecekler; patates, pirinç, ekmek, buğday gevreği, kuru üzüm, hububatlı besinler gibi gıdalarda bulunan nişastadır.

Şeker ve nişasta kapsayan tüm bu yiyecekler ağızda bakteriler tarafından hemen harcanmaya başlar ve asit etrafı oluşur. Misal verirsek direk kolay şeker kapsayan bisküvi, tatlı ve şekerlemeler, tatlı meşrubatlar, çikolata gibi yiyeceklerin yanında patates, pilav, makarna, meyveler, meyve suları, arpa, yulaf, bulgur, darı, kestane gibi yiyecekler de kompleks şeker kapsayarak farklı seviyelerde diş çürüme sürecine katılırlar. Sütte bulunan protein, kalsiyum ve fosfat ağızdaki asitleri nötralize ettiğinden süt, kapsadığı laktoza karşın diş arkadaşıdır.

diş çürüğü

Şekerli kahve dişlerin en büyük düşmanı

Yapılan araştırmalarda, çikolatanın, elma ve ekmekle yakın oranda diş çürüğüne neden olduğu; şekerli kahvenin ise üçünden daha fazla diş çürüğüne neden olduğu anlaşılmıştır. Yemek sırasında yenilen şekerlere oranla yemek araları harcanan şekerler daha fazla çürüğe neden olur. Yemek yeme sıklığı ne kadar fazla olursa çürük oluşma sürati de o kadar çoğalır. Yemek yeme sıklığı iki katına çıktığında çürük oluşma sürati altı katına çıkar.

Çürük yaradılışı için karbonhidratın muhakkak bir zaman dişle temas etmesi gerektiği için karbonhidratların yapışıklığı da çürük yaradılışını tesirler. Elde yapışık besinler ile ağızda yapışık besinler değişiktir. Mesela karamele ve keke göre, ekmek ve kuru üzüm ağızdan daha güç arınılmaktadır. Bu açıdan çikolata karamele çözünebilir şeker kapsadığından ağızdan süratli bir biçimde atılır. Daha az yapışık gibi görünen ekmek ise ağızdan daha uzun vakitte atılabilmektedir. Mesela yulaf ezmeli bir çekyat ilk beş dakika içinde ancak yarı yarıya ağızdan uzaklaşırken karamele, çikolatalı gofret, kremalı pasta tamamen uzaklaşmaktadır. İlk beş dakikada puf böreğinin ancak dörtte biri çözülürken sütlü çikolatanın, muz, elmanın beş dakikada tamamen ağızdan uzaklaştığı görülmüştür.

diş çürüğü

Gıdalarda ki çürük yaradılışını önleyen maddeler

Bazı besinlerde çürük yaradılışını önleyen maddeler vardır misalin çikolatadaki tanin, peynirdeki kazein peptitleri, tahılardaki fitatlar, sütteki protein kalsiyum ve fosfor gibi. Bu maddeler ağızdaki asitliği nötralize ederek, mine yüzeyinin tamir sürecine katkıda bulunarak, bakterilerin faize sürecini etkileyerek dayanakçı olurlar. Bazı gıdalar harcandıklarında tükürük akış hızını çoğaldırır ve lifleriyle dişlerin mekanik olarak arınılmasına dayanakçı olur. Ham havuç ve kereviz şeker kapsamasına karşın lifli olması ve mekanik arınmaya olanak vermesiyle dişler için bereketlidir. Yeşil çay gibi şeker ihtiva etmeyen nebatsal çaylar da ağız sıhhati açısından bereketlidir. Peynirdeki protein nedeniyle yemeği peynirle tamamlamak çürük mekanizmasında dişlere dayanakçı olur. Aynı zamanda c vitamini, ağız kokusuna iyi gelmesiyle maydanoz, tere, kuruyemişler, balıktaki fosfor, yoğurt, peynir fosfat kapsamasıyla, yer fıstığı kapsadığı bir cins proteinle, bol su tüketimi dişler açısından bereketlidir.

Günümüzde konutta yemek yeme alışkanlığının giderek eksilmesi, zaman azlığı ile tez bulunabilen besinlere yönelme nedeniyle genel sıhhat olduğu sıhhati de negatif etkilenmektedir. Buna karşın sıhhatli beslenme arayışında olan bireyler için bu nüansların işe yarayacağını düşünüyoruz.

diş çürüğü

Ne kadar yediğiniz değil ne sıklıkla yediğiniz ehemmiyetli

Özetlersek gıdalarla çürük arasındaki ilişki varsayıldığından azıcık daha karışıktır. Çürük mekanizmasını bildiğimizde bunu idareyerek süreci önleyebiliriz. İyi ve balanslı bir beslenme ile sıhhatli kalabiliriz. Varsayıldığından çok daha fazla besin karbonhidrat kapsamaktadır. Yiyeceklerin çürük sürecine katkılarında dişe yapışma süresi, kapsadığı çürük yasaklayıcı maddeler de ehemmiyetlidir. Bu yiyecekleri ne kadar yediğimiz değil, ne kadar sıklıkla yediğimiz ehemmiyetlidir. Gün boyu atıştırmaktan sakınmak ve minenin tamir sürecine olanak tanımak gerekir. Yeme içme sıklığı altı kere ile sınırlanırsa ve dişlerin kendini tamir etmesi için öğün aralarında iki saat ara verilirse mine yüzeyinin mineralizasyonuna olanak tanımış oluruz.

Çürük mekanizmasında rol oynayan tükürük yapımız, ağız bakımı gibi başka etmenleri de bir başka yazımızda araştıracağız. Sıhhatlı ve mutlu kalın.

Kulak çöpünün verdiği hasarlar

Kulak çöpünün verdiği hasarlar

Bayağıda kulak kepçesindeki kıvrımlı yerlerin arınılması emeliyle üretilen kulak çubukları, kulak kanallarının içini arınmak emeliyle şuursuzca derinliklere sokulursa mantardan kulak çeperinde delinmeye, enfeksiyondan duyma kaybına dek bir hayli hastalığa yol açabilir.

Dış kulakta çizilme ya da yaralanma alana gelebilir

Özellikle yaz aylarında havuz, deniz ve duş esnasında suyla temas çoğalırken; kulağını sık sık arınma lüzumu paydan ve kulak çubuğuyla karıştıran insanlar, dış kulak yolunda gözle görülmeyen bazı çiziklere, yaralanmalara yol açabilir. O yaralanmalar ve çatlaklar da lekeli maddelerin dış kulak yolunda iltihaplanma yapabilir. Bu çok basit enfeksiyona yol açabilir. Bu sebeple şuursuz hareket etmemek, kulak çubuklarını kulakların derinliklerine sokmamak gerekir.

Lekeler daha da derine gidebilir

Normalda dış kulak yolu kahverengi bir salgı yapar. Dış kulak yolunu enfeksiyonlardan gözeten bu salgı dış kulak yolu tarafından dışarı atılır. Ama biz onu günlük yaşantımızda göremeyiz. Dışarı atılmasında problem olması gidişatında ise bu salgı içeride birikebilir. Biriken salgı, kulak çubuğu ile arınılmaya çalışılırken bütün tersi o biriken salgılar daha da içeri itilip birikmesine yol açılabilir, dış kulak yolu kanalı kapanabilir.

Duyma kaybına neden olabilir

Kulak natürel yapısı gereği kendi kendini arınma özelliğine sahiptir. Kulak lekeleri, sanılanın aksine kulağımız için verimlidir. Ancak kulak çubuğu ile bu verimli lekelere müdahalede bulunarak hasar verebiliriz. Şuursuz kulak çubuğu kullanımı kulak tıkanıklıklarını hatta duyma kaybını birliktesi getirebilir.

Kulağın delinmesine dahi neden olabilir

Kulak çeperi takribî 2.5-3 santim ileride yer alır. Ani ve fazla tazyik farklılıkları, patlama, fazla ses, travma, tokat atma ve darp gibi sebeplerle kulak çeperi delinebildiği gibi kulağın, kulak çubuğu ve neticeyi de kulak çeperi hasar görebilir ve delinebilir. Bu sebeple özellikle havuz, deniz ve duştan sonra kulağın nemini almak yeterlidir.

Mantar yaradılışına yol açar

Kulak çubukları bayağıda kulak kepçesindeki kıvrımlı yerlerin arınılması emeliyle üretilmesine rağmen, kulak kanallarının içini arınmak için şuursuzca derinliklere sokulduğunda kulağın kendi kendini natürel yoldan arınma mekanizmasını bozar. Bu gidişatta buşon denilen yapıların ortaya çıkmasına neden olur. Buşon yapıları da suyla temas ettiğinde kokuşup mantar gelişimine neden olabilir. Kulak çubukları kulağımızda paklik olarak yalnızca en dış kısmın nemini almak ya da kurulamak emelli kullanılabilir. Ama kulak lekeyi sebebiyle kulakta bir tıkanma olduğunda KBB uzmanı tarafından lekenin arınılması en doğrusu usuldür.

Yirmili diş hakkında öğrenmeniz gerekenler

Yirmili diş hakkında öğrenmeniz gerekenler

20 yaş dişleri ile alakalı olarak her yirmi yaş dişinin çekilmesi gerekliliği olmadığını, sızı şikayetine dişin ne kadar defineli olduğuna bağlı olarak çekime diş doktorunun karar vereceğini söyleyen Hospitadent Diş Hastanesi’nden Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Gizem Güzelgen, yirmi yaş dişleri hakkında merak edilen suallere cevap verdi.

Yirmi yaş dişi nedir

Çenelerde diş dizilerinin en sonundan süren 3. büyük azı dişleri, yirmili yaşlar civarında gelişimlerini bitirip ağız içine çıktıklarından genellikle yirmi yaş dişi olarak öğrenilirler. Çenelerde yer darlığına, dişin çıktığı bölgenin kemik yoğunluğuna ve dişin kök anatomisine bağlı olarak bu dişler tamamen çıkabilir veya çene kemiğinde tamamen veya yarı gömük kalabilir.

Yirmi yaş dişini sürükletmek gerekir mi

Her yirmi yaş dişini sürükletmek zorunlu değildir. Çekim için değerlendirirken bütün defineli olan dişlerde sızı şikayeti verip vermemesi, dişin çene kemiği içerisine ne kadar defineli olduğu, defineli dişin komşu dişe olan teması göz önünde bulundurulur. Bazen dişin içinde büyüdüğü keseden kaynaklı sürme kistleri oluşabilmektedir. Bu kistler fark edilmeden gelişirse çene kemiğini zayıflatabilir. Sızı oluşturmayan, bütün defineli olan dişler hekiminiz tarafından rutin hakimiyetlerle takip edilip gerek olursa çekilebilir. Ağız içinde tamamen veya yarısı çıkmış olan dişlerde ise ağız hijyeni çok ehemmiyetlidir. En geri bölgede olan bu dişlere diş fırçası ile erişmek oldukça efordur. Çürük nedeniyle çıbana neden olan yirmi yaş dişlerinin kesinlikle çekilmesi gerekmektedir.

Yirmi yaş dişi sızısı nasıl geçer

Defineli yirmi yaş dişleri çıkmaya çalıştığında üst çenede kulak bölgesi ve şakaklara alt çenede çene altına ve boyuna doğru sızı verebilir. Bazen bu bölgelerdeki lenf bezlerinde de şişlik ve hassasiyet oluşturabilir. Böyle bir vaziyet büyüdüğünde hasta kesinlikle doktora müracaat etmelidir. Vaziyetin ciddiyetine göre doktor doğru antibiyotik ve sızı kesiciyi hastaya reçete eder. Diş sürme sızısı doktorun uygun gördüğü müddet süresince ilaçlar kumpaslı kullanıldığında zamanla hakimiyet altına alınır ve alakalı diş çekildikten sonra tamamen geçer.

Yirmi yaş dişi çekilmezse ne olur

Doktorin verdiği ilacı kullandıktan sonra sızı şikayeti geçen dişlerin en kısa zamanda çekilmesi gerekir. İlacın verdiği rahatlık bir müddet için geçerlidir. Hastanın bağışıklığının cılız olduğu, ağız hijyeninin düzenlenmediği gidişatlarda diş tekerrür sızı yapmaya başlar. Kesintisiz şikayet veren ama şikayeti antibiyotik içilerek bastırılan defineli dişlerin etrafında kist oluşur ve çene kemiğini zamanla zayıflatır.

Operasyon sonrası yapılması gerekenler

Çekim sonrası yerleştirilen tampon kanamayı durdurmak içindir. Tampon yarım saat sıkıca ısırıldıktan sonra bu bölgede pıhtı oluşur ve kanam durur. Fakat ilk 24 saat tükürme ve çalkalama yapılmamalıdır. Harekât sonrasında alakalı bölgede ödeme bağlı şişlik oluşabilir. İlk 24 saat buz kompres yapılarak ödem hakimiyet altında yakalanmalıdır. İlk hafta sigara ve içki kullanılmamalıdır. İlk hafta asitli, acılı ve sıcak besinler harcanmamalıdır ve ağız hijyenine dikkat edilmelidir. Şayet reçete edildiyse ilaçlar kumpaslı kullanılmalıdır.

Bebeklerin diş gelişimi için öneriler

Bebeklerin diş gelişimi için öneriler

Erişkin fertlerde görülen ağız ve diş sıhhati problemlerinin büyük bir kısmının çocukluk ve ergenlik çağında yeteri kadar itina gösterilmeyen diş bakımı ve beslenmeden kaynaklandığını belirten Fatih Hospitadent Diş Sağlık Kurumu Başhekimi Dt. Ayça Derili Kurt, “Fertlerin ağız ve diş gelişiminin sıhhatli olabilmesi için bebeklikten itibaren anne babaların mevzuyla alakalı şuurlu hareket etmeleri gerekmektedir. Minik yaşlarda kazandırılan diş bakımı ve beslenme alışkanlıkları, ileriki yaşlarda sıhhatli dişlerin esasını oluşturacaktır ” dedi. Fatih Hospitadent Diş Sağlık Kurumu Başhekimi Dt. Ayça Derili Kurt, anne ve babalara bebeklerin beslenmesinde diş gelişimini pozitif istikamette etkileyecek bazı nasihatlerde bulundu.

Kalsiyum ambarı dişler için: Süt ve süt mahsulleri

Diş çürüklerinin yaradılışını yasaklayan yiyecekler dendiğinde akla ilk gelen madde, kalsiyum.

– Dişlerde çürümeye neden olan yıpranma sürecinde büyük katkı sağlayan kalsiyum, bebeğin daha eforlu dişlere sahip olabilmesi için çok büyük ehemmiyet taşımaktadır.

– İlk 6 ay netlikle verilmesi gereken anne sütünün dışında sütün, yoğurdun ve ayranın birer kalsiyum ambarı olduğu unutulmamalıdır.

– Yoğurdu ve sütü bal, şeker gibi dişlere yapışabilecek ve çürük yaradılışına neden olabilecek gıdalarla beraber aldıktan hemen sonra bebeğin dişlerinin fırçalanması gerekmektedir.

Asitlerin düşmanı: Peynir

Ağız içerisindeki asit balansı korunduğu sürece ağızda bakteri üremesine uygun ergonomik civar sağlanamaz. Bu sebeple ağız içi asit balansını gözetmek diş sıhhati için kritik ehemmiyet taşımaktadır.

– Ağız içerisindeki asit etrafı dengeleyerek çürük yaradılışına mani olmaya dayanakçı olan ve içeriğindeki kalsiyumdan dolayı ehemmiyet taşıyan bir öteki besin, peynir.

– Çürük yapıcı özellikteki yiyeceklerin tüketimin hemen ardından ağız içerisine küçük bir parça peynir alınması dişlerin sıhhati açısından ehemmiyet taşımakta ve çürüğe neden olan asidik etrafı dengeleyerek çürük yaradılışını önlemektedir.

kivi

Tükürük artırıcılar: Sert meyveler

Elma, armut, havuç, salatalık gibi sert yapıdaki ham meyve ve sebzeler yüksek oranda su kapsamakta ve kapsadıkları su tükürük bezlerini uyararak daha fazla tükürük salınımı sağlamaktadır.

– Tükürük akışının çoğalmasıyla, ağız içerisinde biriken gıda artıklarının uzaklaşması basitleşmektedir.

– Ayrıca sert yapıda olmaları nedeniyle, dişlerin mekanik olarak arınılmasına da dayanakçı olmaktadırlar.

– Çiğneme refleksi henüz bütün büyümemiş minik bebeklerin meyve ve sebze alımını basitleştirmek için, küçük parçalara ayırarak yoğurt ile harcamalarını sağlamak dayanakçı olacaktır.

– Öteki meyvelere göre daha yüksek oranda C vitamini kapsayan kivi ise diş eti sıhhatinin korunmasında ehemmiyet taşımaktadır.

balık

Fosfor kaynağı: Balık

Dişlere bereketli olduğu öğrenilen bir öteki besin ise balık.

– Balığın içeriğindeki fosfor, diş ve kemik dokusunun en ehemmiyetli yapılarından olmakta ve diş sıhhatinin korunmasında ehemmiyet taşımaktadır.

– Ancak 1 yaşından evvel midye, karides, ıstakoz gibi kabuklu gıdalar ölümcül alerjik tepkinlere sebebiyet verdiğinden doktor onayı olmadan bu gıdaları yedirmeyin.

– Aynı zamanda kalkan gibi dip balıkları da kapsadıkları ağır metaller nedeniyle minik çocuklar için seçim edilmemesi gereken balık cinslerinden.

– Yeniden aynı biçimde büyük balıklarda ağır metaller kapsayabildiğinden minik ve taze balıklara yönelmek en iyisi olacaktır.

Oruç meblağken dişler fırçalanabilir mi

Oruç meblağken dişler fırçalanabilir mi

Ramazan ayında beslenme sisteminin değişmesi, 24 saat içinde harcanan öğün ölçüsünün ve rakamının eksilmesi, özellikle yaz aylarına denk gelen Ramazan’da iftar ve sahur arasındaki müddetin fazla olması gibi faktörler ağız sıhhati için büyük tehlike taşıyor. Ramazan’da dişler fırçalanmadığı zaman iftardan sahura geçen süre arasında ağızda basitçe faize ihtimali bulabilen bakteriler, makûs kokuya neden olurken, diş çürüklerinin de çoğalmasına neden olabiliyor.

Ağız ve diş sıhhatine Ramazan ayında her zamankinden daha fazla itina gösterilmesi gerektiğini vurgulayan Diş Doktoru ve Takma Uzmanı Modern Kışlaoğlu, oruç meblağken diş sıhhatinin nasıl yapılması mevzusunda merak edilenleri cevaplıyor.

Oruç meblağken neden ağız kokusu alana kazanç

Ağızda oluşan diş çürükleri, cerahatler ağız kokusunu tetikleyen ehemmiyetli unsurlardır. Ağız içinde yer eden bir bakteri üreyerek ağız kokusuna davetiye çıkarır. Aşınan köprü ve takmalar, gün geçtikçe besin birikmesine yol açarak makûs kokulara neden olabilir. Şayet böyle bir kasvet varsa ve ağız kokusu bu sebeplerden kaynaklanıyorsa Ramazan’dan evvel diş doktoruna gidilerek rehabilitasyon olunması gerekmektedir.

Ağız kokusunun bir öteki sebebi olarak da üst solunum yolları enfeksiyonu ve mide rahatsızlıkları da gösterilebilir. Ağızdan soluk alınması ağız ve boğazı kurutarak bakterilerin üremesine ergonomik bir civar oluşturur. Bu gidişat tükürük salgısını da eksilterek gidişat daha makûs hale kazanç.

Ramazanda dişte oluşan çürüklere dikkat edilmeli

Ramazan’da oruç meblağken yeme içme az olduğu için ağızda oluşan tükürük salgısı da düşük seviyededir. İftar ve sahurda yenilen yemek sonrası ağızdaki asit-baz balansı bozulur ve asit oranı çoğalır. Özellikle sahurda yemek yenildikten sonra hemen uyunduğu için ağız içinde arınılamayan plaklar nedeniyle bakteri imali çoğalış gösterir. Sahur yemeklerinden sonra fırçalanmayan dişlerde üreyen bakteriye bağlı olarak çürük çoğalışı fazla olur. Ramazan ayında öteki aylardan daha fazla tatlı alımı ve akşam atıştırmaları fazla olduğu için bakteriler çoğalarak çürük yaradılışını süratlendirmektedir.

Diş çekimi ve diş rehabilitasyonu yapılabilir mi

Anestezi yapılmadan uygulanan operasyonlarda oruç bozulmaz. Harekât sırasında şahıs ağzını arınmak için kullandığı suyu yutmadığı sürece bir problem yaşanmaz.

İftar ve sahurdaki beslenmenin ağız ve diş sıhhatine tesiri nedir

Yemek yeme rakamı düştüğü için ağızdaki asit-baz oranı da buna bağlı olarak düşer. Böylece bakteri yaradılışı çoğalış gösterir. Oruç yakalanmayan zamanlarda ara öğünler sayesinde ağız içindeki asit oranı düşerek denge sağlanmaktadır. Fakat oruçluyken ara öğün alma olmadığı için asit oranı çoğalır. Ağızdaki asit oranını dengelemek için gün içerisinde ağız su ile çalkalanabilir.

Oruç meblağken dişler fırçalanabilir mi

İftar ve sahur yemeklerinden sonraki ilk 20-30 dakika içinde bakteriler dişte çürümeye neden olabileceği için dişlerin fırçalanması gerekir. Oruçluyken diş fırçalamanın bir mahzuru yoktur. Bu din adamları tarafından kerelerce yinelenmiş ve diş fırçalamanın orucu bozan bir tesirinin olmadığı vurgulanmıştır.

Ramazanda ağız bakımı nasıl yapılmalıdır

Oruç yakalamadan evvel olduğu gibi oruç meblağken de ağız ve diş sıhhatimize itina göstermeliyiz. Bunun için iftar ve sahurdan sonra dişler kesinlikle itinayla fırçalanmalıdır. Ramazan ayı süresince dil yüzeyi ve diş eti bölgelerinin de iyi bir biçimde fırçalanarak arınılması gerekir. Ayrıca antiseptik gargaranın da kullanılması diş ve ağız pakliği açısından ehemmiyetlidir. Diş ipi kullanımı ve dilin fırçalanması da bakterilerin yaradılışını yasaklama bakımından ehemmiyetlidir. Sigara içmek ağız kuruluğuna neden olduğu için ağız kokusuna da neden olur. Bu sebeple iftardan ve sahurdan sonra sigara içenler kesinlikle ağız bakımı yapmalıdırlar.

Sinsi düşman diş eti hastalıkları

Sinsi düşman diş eti hastalıkları

Kumpaslı diş fırçalama ve ağız bakımı ile önlenebilen diş eti hastalıkları, bulgu vermeden ilerlediği için dişlerin sallanarak kaybedilmesine bile neden olabiliyor. Periodontoloji Uzmanı Dr. Özge Özöner Bal, “İnsanlar dişetinin ne olduğunu öğrenmiyorlar, ‘dişeti diye ayrı bir şey mi var’ diye soruyorlar” diyerek, diş eti hastalığının ağız sıhhatinin saklı düşmanı olduğunu belirtti.

Dişeti hastalıkları ile alakalı suallerimizi Dr. Özge Özöner Bal cevapladı.

Dişeti hastalığı nedir?

Dişeti hastalıkları belli bakterilerin yol açtıkları enfeksiyon hastalıklarıdır. Şayet erken yarıyılda rehabilitasyon edilmezlerse dişetlerinde çekilme, dişlerde sallantı ve hatta dişlerin kaybedilmesiyle sonuçlanabilen gidişatların ortaya çıkmasına neden olabilirler.

İki dakikada paklik olmaz

Bu hastalıkların birinci nedeni makûs ağız hijyeni. Başka Bir Deyişle dişlerin ve dişetlerinin plak dediğimiz bakteri birikintilerinden yeterince iyi arınılamamasıdır. Fertler genellikle diş fırçasını iki dakika ağız içinde gezdirdiklerinde dişlerinin arınıldığını düşünürler. Ancak doğru fırçalama tekniği ve takviyeci ağız hijyen taşıtları kullanılmadığında her zaman yeterli ağız hijyeninin sağlanabildiği söylenemez. Plak birikiminin neticesinde dişeti hastalığı başlar ya da mevcut hastalık ilerler.

Doğru diş pakliği nasıl olmalı?

Hastanın genel dişeti tetkikinin ardından evvel uygun fırçalama tekniğini ve daha sonra kullanması gereken takviyeci taşıtları tanımlıyoruz. Bu takviyeci vasıtalar diş ipi, dişler arasındaki mesafeye göre ara surat fırçaları, statik takma köprü varlığında köprü altı ipi olabilir. Bunları tanımlıyoruz ve muayenehanede hastamızla beraber uyguluyoruz. Zira yalnızca anlatıp geçmekle hem olması gereken motivasyonu hem de doğru uygulanmasını sağlayamıyoruz.

Dişeti hastalıkları nasıl bulgu veriyor?

Dişeti hastalığı yiyecek sıkışması ya da çıban yaradılışı yoksa genellikle sızı biçiminde bulgu vermiyor. Bu sebeple hastalar genellikle dişler sallanma düzeyindeyken ya da kaybedildiğinde hekime müracaat etiyorlar. Dişeti hastalığının verdiği ilk ve en ehemmiyetli bulgu kanamadır. Kanamanın nedeni dişeti cerahatidir. Dişlerin üzerinde biriken hastalık etmeni bakteriler belli bir seviyeye eriştikten sonra dişetini cerahatli hale getirirler ve kanama o evreden sonra görülür. Bu müddet takribî olarak 2 haftadır.

Tedbir almazlarsa kemiklerde kayıp başlıyor

Daha uzun vadede dişetinin altında, dişleri destekleyen kemiklerde kayıplar alana gelmeye başlıyor ve bu safhada dişlerde sallantılar görüyoruz. Hastalar genellikle bize bu safhada müracaat etiyor. Bu safhada öncelikle bakterileri etraftan uzaklaştırıyoruz başka bir deyişle diştaşlarını arınıyoruz. Daha sonra kemik kaybının biçimini ve ölçüsünü tespit ediyoruz ve gerekiyorsa ileri rehabilitasyon uygulamalarıyla ferdin rahatça arınabileceği ve enfeksiyonun tekerrür etmesini önleyebileceği bir civar oluşturuyoruz. Netice olarak da bu biçimde dişlerin daha uzun seneler ağızda kalabilmesine takviyeci oluyoruz.

Page 1 of 91 2 3 9