Kanserle ne alaka demeyin

Kanserle ne alaka demeyin

Beslenmenin kanser cinsleriyle yakın bağı olduğu günümüzde öğrenilen bir asıl. Sıhhat Bakanlığı Kanser Savaş Dairesi yiyecek öğelerinin kanserle ilişkisini şöyle özetliyor:

Protein ve kanser

Yüksek ölçüde hayvansal protein alımı kanser ile ilişkilendirilmektedir. Bunun sebeplerinden birisi yüksek ölçüde hayvansal protein alındığında doymuş yağ tüketiminde de çoğalış olmasındandır. Yapılan çalışmalarda doymuş yağ tüketimi ile meme, prostat, rahim, kolorektal, pankreas ve böbrek kanserleri kanser arasında ilişki olduğu bulunmuştur. Ancak yeniden de bu kanserlerin proteinle mi ya da doymuş yağ alımı ile bağıntılı olduğu bütün olarak söylenememektedir. Yağ içeriği yüksek et ve işlenmiş et tüketimi yerine seçenek protein kaynakları olan balık, tavuk sıhhatli pişirme usulleri ile harcanmalıdır. Nitrat, nitrit gibi katkı maddeleri kapsayan mahsullerden sucuk, sosis, salam vb. uzak durulmalıdır.

Yağ ve kanser

Yağlar bedenin enerji ambarı olup bedende birleşimlenemeyen elzem yağ asitleri ve yağda eriyen vitaminlerin alınması için zorunludurlar.Yağın her çeşidinin akışkan veya katı, hayvansal veya nebatsal fazla harcanması özellikle prostat, meme, testis, rahim, yumurtalık ve kolorektal kanserlerinin yaradılış tehlikesini çoğaldırmaktadır. Bu sebeple yağ alımını eksiltmek için yemekler az yağ ile pişirilmeli özellikle et yemeklerine ilave yağ ilave edilmemeli kendi yağında pişirilmelidir. Doymuş yağların tüketimi eksiltilerek doymamış yağ tüketimi çoğaldırılmalıdır. Nebatsal akışkan yağlar seçim edilmelidir. Yağ çeşidi ve tüketimi belli bir denge içerisinde olmalıdır.

Karbonhidrat ve kanser

Karbonhidratlar başlıca enerji kaynağımızdır. Besinlerimizde en çok bulunan yiyecek ögesidir. Başlıca çay şekeri, pekmez, bal, ekmek, sebze, meyve, kurubaklagil de bulunmaktadır. Et, balık ve tavukta az ölçülerde nişasta bezeri ‘glikojen’ sınan karbonhidrat bulunmaktadır. Sebze, meyve, kepeği bölmemiş hububat ve kurubaklagillerde bir karbonhidrat cinsi olan posa lif bulunmaktadır. Posanın fazla alınması kabızlığı önleyerek barsakların kumpaslı olarak çalışmasını sağlamakta ve sütun-rektum kanserleri yaradılışını yasaklayabilmektedir.

Vitaminler ve kanser

Vitaminlerin genellikle kanser yaradılışını önledikleri belirtilmektedir. Vitaminlerin günlük önerilen ölçülerden az alınmasının kanser tehlikesini çoğaldırdığı bildirilmiştir.

Mineraller ve kanser

İnsan bedenine minerallerin çoğu meşrubat ve yiyeceklerle, bir kısmı hava yoluyla kimileri de ten ile alınır. Bazı mineraller kanserin oluşmasını önlemeye dayanakçı olurken kimileri de kansere neden olur. Bazı minerallerde alım ölçüsüne göre her iki biçimde de tesir göstermektedir. Kanser yaradılışına neden olan başlıca mineraller nikel, kadminyum, mermi, asbest amyant ve arseniktir. Kanserden gözetici minerallerin başlıcaları selenyum, iyot, çinko, molibden, kalsiyum ve demirdir.

Kiloluluk ve kanser

Gıdalarla alınan enerjinin, gün boyu tüketilen enerjiden daha fazla olması neticeyi bedende yağ olarak birikerek kiloluluğa neden olmaktadır. Genellikle kiloluluk kalori kıymeti yüksek gıdaların aralıksız, fazla tüketiminden ve fiziksel etkinliğin azlığından kaynaklanmaktadır. Kilolu fertlerde kanser bayağı kilolulara göre daha yüksek oranda görülmektedir. Tam bunlardan dolayı hareketli bir hayat stili alışkanlık haline getirilmelidir.Haftada 3-4 defa yapılan, 30-60 dakikalık orta şiddette fiziksel etkinliğin sıhhatimiz üzerindeolumlu tesirleri vardır. Yapılan çalışmalarda fiziksel etkinliğin kanser tehlikesini de eksilttiği gösterilmiştir. Fiziksel etkinlik yaparak hakimiyeti de sağlanmaktadır.

İçki, sigara ve kanser

Bağımlılık yapan bu iki maddenin ayrı ayrı kullanımlarının yanı gizeme beraber kullanıldıklarında da kanser tehlikesini daha da çoğaldırdığı öğrenilmektedir. Bu sebepte içki ve sigara tüketimi hudutlandırılarak tamamen sonlanmalıdır.

Gıdaların pişirilme usulleri ve kanser

Pişirme usullerinden biri olan mangal, sıhhat açısından emin bir usul değildir. Mangal kömürüne yakın olarak pişirilen yiyeceklerde sıhhat açısından hasarlı maddeler oluşmakta ve kanser tehlikesini çoğaldırmaktadır. Yeniden aynı biçimde kızartma, kavurma, közleme, tütsüleme gibi kusurlu pişirme usullerinin yerine haşlama, fırında pişirme gibi sıhhatli usuller seçim edilmelidir.

Sütun kanserine neden olan etmenler

Sütun kanserine neden olan etmenler

Millet arasında kalın bağırsak kanseri olarak öğrenilen sütun kanseri, ülkemizde en sık görülen kanserler arasında 3. sırada bulunuyor. Kalın bağırsakta polip varlığının erken yarıyılda tespit edilmesi ve rehabilitasyon tasarılaması yapılması hastaların hayat niteliği ve zamanını artırıyor. Memorial Hizmet Sağlık Kurumu Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Tolga Aliyazıcıoğlu, sütun kanserinin bulguları ve rehabilitasyon usulleri hakkında bilgi verdi.

Bulguları umursamama etmeyin

Dünyada her sene 750 bin, ülkemizde ise 5 bin şahsın yaşamını kaybettiği sütun kanseri geçmeyen halsizlik, söylenemeyen kilo kaybı, ishal ve kabızlık ile kendini gösterebilmektedir. Ayrıca her zaman basmakalıp bir kalınlıkta gelen büyük abdestin incelmesi, makat ve büyük abdestte kan görülmesi, yumurta akı görünümlü salgı gelmesi, bağırsakta tıkanma, karında şişlik ve sızı gibi bulgular sütun kanserinin en ehemmiyetli belirtileri arasında bulunmaktadır.

Sütun kanserlinin sebepleri ve tehlikeleri

Sütun kanserine çoğunlukla ufak, kanser olmayan adenomatöz polip denilen lezyonlar kaynak olmaktadır. Tüm polipler kansere dönüşmez ancak bulgu vermedikleri için tespit edildiklerinde kesinlikle çıkartılması gerekmektedir. Bir Hayli hastada sütun kanserinin kaynağı belirli değildir. Ancak tüm kanserlerde olduğu gibi sıhhatli hücre Deoksirübo Nükleik Asidinde olan zararlar sütun kanserine de neden olmaktadır.

Sütun kanseri tehlikesini artıran nedenler şöyle sıralanmaktadır:

– Yaş: Genç yaşlarda da görülebilen kolan kanseri sıklığı, yaş ilerledikçe özellikle de 50 yaşından itibaren çoğalmaktadır.

– Beslenme: Nebatsal lif oranı düşük ve yüksek yağlı beslenme sütun kanseri tehlikesini yükseltmektedir.

– Daha evvel öğrenilen sütun polipleri bulunması: Evvelden kolonoskopik olarak sütun polibi çıkarılan hastalar kesinlikle muhakkak aralıklarla hakimiyetlerini yaptırmalıdır.

– İnflamatuar bağırsak hastalığı: Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı olanlarda kolorektal kanser büyüme tehlikeyi daha yüksektir.

– Genetik olan anne-baba, kardeş veya çocuğunda sütun kanseri olan bireylerde yüksektir.

– Hareketsiz fiziksel etkinlikten uzak hayat kanser tehlikesini artırmaktadır.

– Işınıma maruziyet: Başka bir hastalık sebebiyle prostat kanseri, serviks kanseri ve vagina kanseri pelvik radyoterapi uygulanan hastalarda tehlike daha yüksektir

– Sigara ve içki kullanımı bir hayli rahatsızlığa neden olan sigara ve içki sütun kanserini de tetiklemektedir.

– Obezite, çağımızın en ehemmiyetli sıhhat meselelerinden birisi olan fazla kilo tüm kanser cinsleri gibi kolan kanserine de neden olabilmektedir.

50 yaşından sonra kolonoskopi yaptırmayı umursamama etmeyin

Ailesinde daha evvel kolorektal kanser görülenlerin şahıslar kalıtsal ve genetik etkenler sebebiyle tehlike altında bulunmaktadır. Ailesinde sütun kanseri olan şahısların, akrabasında kaç yaşında sütun kanseri tespit edilmişse bundan en az 10 sene evvel kolonoskopi yaptırmaya başlaması gerekmektedir. Ailesinde sütun kanseri öyküsü olmayan ve rastgele bir şikayeti bulunmayan şahısların ise 50 yaşında kesinlikle kolonoskopi yaptırması, her 5 senede bir ise bu harekâtı yinelemesi gerekmektedir. Tüm bunların dışında bazı ihtiyatların alınması da bereketli olacaktır.

– Nebatsal lif oranı yüksek besinler seçim edilmeli

– Doymuş yağ oranını eksiltilmeli

– Sigara, içki ve eşi maddelerden uzak durulmalı

– Günde en az 30 dakika egzersiz yapılmalı

– Fazla kilolardan korunmalıdır.