Fazla cılızlık ve fazla kiloluluk meseleyi

Fazla cılızlık ve fazla kiloluluk meseleyi

Görünürde bir hastalığı olmayan, fazla kilolu insanların, check-up taramalarında, başta karaciğer yağlanması, kan yağlarında yükselme, şeker metabolizma yanılgıları gibi sinsi hastalıklar başlamış olabiliyor. Kilo derecesi çoğaldıkça bu hastalıkların görülme sıklığı ve şiddeti de çoğalıyor.

Yağ oranının fazla olması kansere neden olabiliyor

Yağ hücresi insan bedeni için tıpkı akciğerler, kalp ve beyin gibi çok ehemmiyetli bir uzuvdur. Bedende özellikle Vitamin A, D, E, K’nın ambar yeridir. Beden ısısını sağlar, dışarıdan gelen darbeleri sürükler kemik kırılmalarını önler. Bazı hormonların birleşim yeridir. O sebeple bir insanın bedeninde sıfır yağ olması sıhhatli hayatla bağdaşmaz. Yağ dokusu kesinlikle bedende olmalıdır. Fakat bu oran bayanlarda beden ağırlığının %30’undan erkeklerde %25’inden fazla olursa başta kalp damar hastalıkları, şeker hastalığı, eklem hastalıkları ve bir hayli kanser cinsine neden olabiliyor.

Son yapılan bazı araştırma neticelerine göre

Metabolik hastalığı olan orta derecede kilo aşırılığı olanların, cılız metabolik hastalığı olanlara göre daha uzun yaşadığı gösterilmiş. Bu gidişatı hemen kabullenmeden evvel bazı noktaların daha iyi denetlenmesi gerekmektedir.

Bir Hayli doktor kilo aşırılığı olan hastasına guideline’lar bilgisinde, cılızlara göre, daha sıkı rehabilitasyon rejimleri uygulamakta. Aynı zamanda kilo aşırılığı olanları daha yakından ve daha sıkı takip etkenin de bu mevzuda rolü olabilir.

Başka Bir Deyişle hekim hakimiyetinin ve verilen rehabilitasyonların daha sıkı ve yakından takip ediliyor olması da burada ömür uzatıcı tesiri olabileceğini düşündürüyor. Aynı zamanda her ne kadar bir hayli metabolik hastalık makûs hayat stili ve kilo ile iletişimli olsa da bazı vaziyetlerde cılızların bu hastalıklara tutulmasının sebebi taşıdığı bir genden dolayı da olabiliyor. Bu gensel geçiş birliktesiki hastalık durumunu daha makûs istikamette etkileyebiliyor.

Bununla beraber metabolik hastalığı olan ve cılız diye belirlenen grubun metabolik obezitesinin olup olmadığının da iyi sarihe çıkarılması gerekiyor. İnsanların iç uzuvlarındaki yağlanma çok ciddi bir meseledir.

Metabolik obezite grubu

Metabolik obezite denilen grup, standart beden-kitle ölçümlerine göre olağan kabul edilen ancak makûs beslenen ve spor yapmayan gruptur. Bu vaziyette hafif kilolu ve egzersiz yapan birinin, cılız ama egzersiz yapmayanlara göre metabolik hakimiyeti daha iyi olabiliyor. Egzersiz eşlik eden hastalık progresyonunu da önleyebiliyor.

Gerçekten çok kapsamlı olan bu araştırmanın en can akdikeni noktasının daha iyi vurgulanması gerekiyor. Hafif fazla kilolular %6 daha uzun yaşarken, morbid obezler başka bir deyişle ciddi kilo problemi olanlar %29 daha kısa yaşıyor. Neticede hakikatinde bildiğimiz ve kabullendiğimiz bir reeli bir kere daha görüyoruz; çok cılızlık da çok kiloluluk da hasar; doğrusu orta karar.

Cinsel ilişki migreni tetikliyor

Cinsel ilişki migreni tetikliyor

Erkeklere göre bayanlarda üç kat daha fazla görülen migren tüm dünyanın çözülemeyen kronik meseleyi. Geldiği zaman insanı 4 saatten 72 saate kadar iş göremez hale getirebilen migreni tetikleyen 18 neden var.

İşte o nedenler…

Aura

Migrene sahip bazı insanlar aura tecrübeyi yaşar. En yaygın auralar; titrek ışıklar, noktalar ya da çizgiler gibi görseldir. Minik tırtıklı çizgiler, çapraz çizgiler, hareket eden dalgalı çizgiler görebilirsiniz. Aura migren başlangıcı evveli son 5 dakika ile bir saat arasında görülebilir. Bazı hastalar migren tipi baş sızısını aurasız yaşarlar. Veya migren sızısı sürüklemeden yalnızca aura görebilirler.

Bunalım, asaplılık, coşku

Bunlar migren bulgusu olabilir. Bazı hastalar çok depresiftir veya aniden nedensiz yere moralsiz sezerler. Kimilerinin ise morali yüksektir mutlu sezerler. Hollandalı tahlilciler son zamanlarda bunalım ve migren arasında mümkün bir genetik iletişimi, özellikle auralı migrende bildiriyor. Başka bilimsel çalışmalar da şiddetli bunalımın epizodik migrenin, kronik olma tehlikesini çoğaldırdığını destekliyor.

Dinlendirici uyku noksanlığı

Uykuya dalarken mesele yaşamak veya bitkin uyanmak migreni olan şahıslarda ortak meselelerden. Çalışmalar, uyku noksanlığı ve uyku bozukluğu ile migren arasında şiddetli bir ilişki olduğunu gösteriyor. Migren hamleyi ile gece iyi bir uyku almak güçtür. Migrene sahip bir çok insan insomnia uykusuzluk problemi de sürükler. Araştırmalar bu uyku beceriksizliğinin de migreni tetikleyebileceğini ve bir kısır döngü oluşacağını söylüyor.

Burun tıkanıklığı veya göz sulanması

Burun tıkanıklığı, burun drenajı problemi, sarkık göz kapakları, sinüs problemleri de migreni tetikleyebilir. Migren ilacı yapan Glaxo Smith Kline tarafından desteklenen araştırmalar, sinüs problemi olanlar ile baş sızısı şikayeti arasında takribî % 90 oranında ilişki olduğunu gösteriyor.

Yeme isteği

Bazı migren hücumları alana gelmeden evvel bazı insanlar bazı besinleri yemek ister. Genellikle migreni olanlar çikolataya özlem dinler.

Başın bir veya her iki tarafında sızı

Sızı titreşim stili veya zonklama stili olabilir. Zonklama genellikle başın bir tarafını sezilir. Migren hastalarına yapılan online bir ankete göre, hastaların % 34’ünde sık sık, % 50’sinde her zaman, bir tarafta zonklama oluyor.

Göz sızısı

Migren genellikle göz arda vuran bir sızı yapar. Dr. Messina ‘İnsanlar göz yorgunluğunu yargılarlar ve bir hayliyi gözlerini hakimiyet ettirir, ama bu onların baş sızısını daha iyi yapmaz.’ diyor.

Boyun sızısı

Bir Hayli insan ‘Boynum sertleşir ve sonra bir baş sızısı olur’ der. Evet, muhtemelen bu migrenin erken safhasında olur.

Bir başka online ankette her zaman boyun sızısı olan migren hastalarının oranının % 31, sık sık boyun sızısı olan migren hastalarının oranının ise % 38 olduğunu ortaya çıkmıştır.

Sık idrara çıkma

Çok idrara çıkma varsa bu bir migren geliyor anlamına gelebilir. Bu yalnızca bir migren evveli yaşanan bir hayli bulgudan biridir. Bu ihtar işaretleri, baş sızısı başlamadan bir saat evvel veya en fazla iki gün evvelinde görülebilir.

Esneme

Esneme migren hamleyi hakkında başka bir ipucu olabilir. Klasik bitkinlik esnemesinin aksine fazladır ve her birkaç dakikada bir ortaya çıkabilir. Migren hastalarının takribî % 36’sı esnemenin, yanaşan bir migren hamleyi bulgusu olduğunu söylüyor.

Anlaşma ve karıncalanma

Migrenli bazı hastalar duyusal auraya sahiptir. Tipik olarak bedenin bir tarafında kol süresince ve surata dağılan geçici duyu noksanlığı, iğnelenme, anlaşma ve karıncalanma biçiminde görülür.

Bulantı veya kusma

Amerikan Migren Çalışması II tarafından yapılan bir çalışmaya göre, 3 bin 700 şahsiyet migren hastası üstünde yapılan anket bilgilerine göre, hastaların % 73’ünde bulantı ve % 29’unda kusma var. Milli Baş sızısı Vakfı Amerikan Migren Yaygınlığı ve Tedbire Müesseseyi incelemesine göre sık sık migren irtibatlı bulantılı hastalar daha az şiddetli sızı ve bulantısı olanlara göre ilaç rehabilitasyonundan netice almakta meseleli bulundu.

Işık, hengame, koku

Işık, hengame ya da kokular sızıyı tetikleyebilir hatta makûslaştırabilir. Bir migren krizi sırasında birey karanlık ve suskun bir yere sığınma meylindedir. Parlak ışıklar ve yüksek sesler bir migreni tetikleyebilir ya da sızıyı yoğunlaştırabilir. Bu bazı kokular için de geçerlidir. Kokularda migren hücumunu tetikleyebilir veya var olan sızıyı çoğaldırabilir.

Etkinlik

Faallik sızıyı tetikler ya da makûslaştırır. Merdiven tırmanma veya yürüyüş gibi rutin faaliyetler migren sızısı yapabilir. Bazı hastalarda migren, egzersiz koşu, ağırlık kaldırma veya efor cinsel etkinlik tarafından uyarılmaktadır. Efor kaynaklı baş sızıları olan şahıslar beyin anevrizması gibi altta uyuyan sebepleri ekarte etmek için detaylı bir muayene yaptırmalıdır.

Konuşma güçlükleri

Kelimeler çıkmıyor veya konuşma güçlüğü oluyorsa bu migrenin bir işareti olabilir. Şayet ilk defa konuşma problemleri yaşıyorsanız, inme gibi daha ciddi bir mesele olmadığından emin olun başka bir deyişle bir hekime müracaat etin.

Bedenin bir tarafında cılızlık

Bir kol cılız sezildiğinde bu bir migren bulgusu olabilir. Bazı insanlar bir migren hücumundan evvel bedenin bir tarafında adale zayıflığına tecrübelerler. Bu bir inme bulgusu da olabilir, bu sebeple bir hekime danışılmalıdır.

Vertigo veya çift görme

Baziler tip migren denilen migrenin tipinde, baş dönmesi, çift görme ya da görme kaybı olabilir. Migrenli bazı insanlar da denge problemleri yaşayabilir.

Akşamdan kalma baş sızısı

Migren geçtikten sonra bedeni pelte gibi ve halsiz sezebilirsiniz. Migren sonrası yarıyılda bitkinlik, konsantrasyon bozukluğu, halsizlik, baş dönmesi, sersemlik ve denge kaybı gibi bulgular görülebilir.

Sigarayı vazgeçmek astım hakimiyetini basitleştirir

Sigarayı vazgeçmek astım hakimiyetini basitleştirir

Bir Hayli solunum yolu rahatsızlığının en esas önlenebilir sebebi sigaradır. Kronik hastalığı olan bireylere daha da hasarlıdır. Sık tesadüfülen kronik hastalıklardan astım ömür boyu takip gerektirir.

Hastalıklardan korunmak istiyorsak ışınımdan, lekeli havadan kaçınmamız ve en ehemmiyetlisi hasarlı maddelerden uzak durmamız zorunludur. Hava lekeliliği, sigara dumanı ve öteki havayı lekeleyen etmenlerin olduğu etrafta astım hastaları astım krizine girerler. Kronik astım hastaları sigaradan uzak durmalı, sigara içen bireylere dahi yanaşmamalıdır. Klasikte sıhhati gözetmek için dikkat edilmesi gerektiren hususlara astım hastalığına tutulanlar daha fazla dikkat etmelidir. Alerjik olsun olmasın astım hastalığı solunum yollarının enfeksiyonları ile beraber tetiklenir ve bir hücum biçimine dönüşür.

Katliam gibi

Muhtelif maddelere karşı geliştirilen bağımlılıklar sıhhatimiz üzerinde imha edici tesirlere sahiptir. Sigaradan dünyada her sene 4,9 milyon birey can vermektedir. Başka Bir Deyişle günde 13.000 birey. Dünya Sıhhat Örgütü’nün WHO verdiği sayılara göre dünyada her on üç saniyede bir birey sigara suratından yaşamını kaybetmektedir. Bu sebeple ülkeler sigara kullanımını kısıtlama ya da menetme meylindedir. Sigara özellikle ciğerlerdeki ve kalpteki kan damarlarının daralmasını ve kalınlaşmasına neden olur. Solunumla alakalı enfeksiyonları ve astım hastalığını tetikler. Sigara içenlerde içmeyenlere oranla bronşit tehlikeyi 10 kat daha fazladır.

Astımla baş edebilmek hastalığın iyi idarenmesinden geçer

Yeşilay Başkanı Prof. Dr. İhsan Karaman Dünya Astım Gününde, sigaranın kronik solunum yolu hastalıklarını tetikleyici tesirlerine bir kere daha dikkat çekti. Karaman “Yapılan araştırmalar, astım hastalığının tüm dünyada 300 milyon, ülkemizde ise 4 milyon kadar insanı etkilediğini gösteriyor. Tüm dünyada astımdan can verenlerin rakamının 250 bin birey etrafında olduğu hipotez ediliyor. Astım hakimiyetini eforlaştıran faktörler arasında ilaçların doğru ve kumpaslı kullanılmaması dışında, sigara dumanı vb. tetikleyicilere maruz kalmak ve obezite sayılabilir. Ülkemizde astımlı hastalarının %10’undan aşırısı hali hazırda sigara içmektedir. Sigarayı vazgeçmek astım hastalığının hakimiyet edilmesinde ehemmiyetli bir etmendir. Aktüel bilgilere göre, sıhhat kuruluşlarına müracaat eten astımlılarda bütün hakimiyet oranı yüzde 22’leri bulmaktadır. Hali Hazırda dört astımlıdan biri senede bir kere astım krizi sebebiyle acil servislere müracaat etmektedir.” dedi.

Çocuklar daha da alıngandır

Ülkemizde takribî her 12-13 yetişkinden biri ve 7-8 çocuktan biri astım hastasıdır. Çocuklar sigara dumanının hasarlı tesirlerine karşı çok daha duyarlıdırlar. Astım hastası çocuğun bulunduğu etrafta sigara içilmesi rehabilitasyonun galibiyetsiz olmasına ve astım bulgularının devam etmesine neden olmakta ve astım hastalığının hakimiyet altına alınmasını yasaklamaktadır. Bu sebeplerden dolayı astım ve akciğer hastalıklarının yasaklanması için sigaradan uzak durulması çok ehemmiyetlidir. Konutta sigara içilmesine izin verilmemelidir. Astımlı çocuğu olanlar otomobillerinde de sigara içmemelidir.Balkonda veya mutfakta sigara içilmesi çocuğu gözetmede eksik kalmaktadır. Sigara içen şahısların giysi ve ağızlarına sinmiş kokular da kokulara alıngan olan astımlı çocukları etkileyebilmektedir.

Peki ya pasif içiciler?

Sigaradan çıkan dumanda bulunan kimyevi karışımlar, sigara içenin etrafa saldığı dumanda, içine sürüklediği dumandan çok daha fazla bulunur. Kendileri sigara içmeseler dahi sigara içenlerin tütün dumanına maruz kalan milyonlarca insan, sigaranın neden olduğu hastalıklar sebebi ile yaşamını kaybetmektedir. Sigara dumanının hasarları, maruz kalma süresi uzadıkça çoğalmaktadır. Başkalarının içtiği sigaranın dumanına yalnızca 30 dakika maruz kalmak, uzun süreli sigara içiciliğinde ortaya çıkanlarla aynı fiziksel tesirlere neden olmakta ve astım gibi kronik hastalıkları tetiklemektedir.

Kanser tehlikesini artıran etmenler

Kanser tehlikesini artıran etmenler

Değişik kaynaklara göre kanserin beslenme ile alakasının yüzde 10-70 arasında değiştiğini, oranın yüzde 35 olarak kabul edildiğine işaret eden Uludağ Üniversitesi Baytar Fakültesi Yiyecek Hijyeni ve Teknolojisi Anabilim Dalı Öğretim Azası Prof. Dr. Mustafa Tayar, besinlerin tarlada ekimden başlamak üzere sofraya gelinceye kadar pek çok safhadan geçtiğini anımsattı. Tayar şunları kaydoldu: “Bu düzeylerde muhtelif fiziksel, kimyevi gibi farklılıklara maruz kalmaları, yabancı maddelerle kontamine olmaları gibi yiyeceğin niteliğini etkilediği kadar o yiyeceğin sıhhati bozucu hale gelmesini de etkileyebilir. Organizmada yeni hücre yaradılışında, besinlerin nitelik ve ölçüyü büyük ehemmiyet taşır. Organizmanın esas taşı olan hücrede oluşacak rastgele bir bozukluk zamanla aktifliğini artırarak dokulara, uzuvlara ve tüm organizmaya dağılır.”

Beslenme biçiminin kanser oluşmasında ehemmiyetli etkenlerden biri olduğunu anlatan Prof. Dr. Mustafa Tayar, koyun, sığır, keçi ve tavuk etleri, hamburger, sade, yağlı etten yapılan köfteler, sucuk, sosis, salam, tereyağı, içyağı, yağda kızartılmış yiyecekler, nitrit ve nitrat ilave edilmiş gıdalarla doğrudan ateşte pişmiş etlerin harcanmasının kanser tehlikesini artırdığını söyledi.

Kiloluluk, içki, sigara kanser tehlikesini artırıyor

Prof. Dr. Mustafa Tayar, koyun, sığır, keçi ve tavuk etleri, hamburger, sade, yağlı etten yapılan köfteler, sucuk, sosis, salam, tereyağı, içyağı, yağda kızartılmış, nitrit ve nitrat ilave edilmiş gıdalarla, doğrudan ateşte pişmiş etlerin harcanmasının kanser tehlikesini artırdığını kaydoldu.

Etrafta bulunan kanser yapıcı maddelerin yağ içinde, gıdaların yağlı kısımlarında biriktiğini belirten Tayar şöyle devam etti: “Günlük perhizimizde sebze, meyve ve kuru baklagillerin yeteri kadar yer almaması sebebiyle posa tüketimimizin az olmasından dolayı bağırsakta birikip uzun vakit kalan artıklar ve salgılardaki ögelerden bakteriler kanser yapıcı moleküller oluştururlar. Bu moleküller barsak yüzeyi ile kesintisiz temas ettiklerinden kanser oluşma tehlikeyi çoğalır. Kiloluluk kanser çeşitlerinin oluşmasında tehlike etkenidir. Kilolularda kanserden vefat oranının cılızlara oranla daha fazla olduğu tespit etilmiştir. Fazla içki alımının dudak, özefagus, larinks kanserlerine neden olduğu; karaciğer, akciğer kanser tehlikesini artırdığına ait belirtiler vardır. Sigara ve nargile içmenin veya sigara dumanına maruz kalmanın muhtelif kanserlere neden olduğu öğrenilmektedir. Tütün içimi ile beraber içkinin alınmasının kanser tehlikesini artırdığı tespit edilmiştir.”

Bazı vitamin beceriksizlikleri de kanser tehlikesini artırıyor

A, C, E vitaminleri, çinko, kalsiyum, selenyum, iyot ve demir gibi minerallerin beceriksizliklerinde de kanser oluşma tehlikesinin çoğaldığına dikkat sürükleyen Prof. Dr. Tayar, besinlerin pişirilme usullerindeki yanlışlıkların da kanser tehlikesini tetiklediğini söyledi. Yanlış pişirme usulleri nedeniyle gıdalarda kanserden gözetici vitamin kaybı ve kanserojenler oluştuğunu anlatan Tayar, “Özellikle protein ve yağ içeriği fazla olan gıdaların et gibi direk ateş ile temas ederek, dumanla tütsülenerek pişirilmesi ile kanser yapıcı maddeler oluşmaktadır. Asabi yağda kızartılmış yiyecekleri çok harcamak ve yağı yaktıktan sonra yemeklere katmak kanser tehlikesini artırmaktadır. Yiyecek maddelerinin uzun vakit bozulmadan saklanabilmesi, raf ömrünün uzatılması, lezzet ve görünümlerinin değiştirilmesi emeliyle kullanılan bazı bileşikler ve renk vericiler kanser tehlikesini artırmaktadır. Bunların hasarlı olanlarının kullanımı yasaktır. Kullanımı hür olanlar ve kullanım ölçüleri idaremeliklerle tanımlanmıştır. Ancak herşeyde olduğu gibi katkı maddeleri fazla ölçüde bedene alındıklarında hasarlı olabilmektedirler. Bu sebeple satın alınacak gıdaların yaftaları kesinlikle okunmalıdır.” diye konuştu.

Bütün tesirli antibiyotikler artık yok

Bütün tesirli antibiyotikler artık yok

Sağlık Bakanlığı Sağlık Kurumu Enfeksiyonları Bilimsel Danışma Heyeti Abonesi, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Abonesi Prof. Dr. Recep Öztürk, mikroorganizmaların hastalık yapmaya devam ettiğini; ancak rehabilitasyon edecek bütün tesirli antibiyotiğin artık kalmadığını söyledi.

Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Muayenehane Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği EKMUD tarafından tertip edilen 5. Türkiye EKMUD Kongresi’ne katılan Prof Dr. Öztürk, gazetecilere yaptığı söylemede, antibiyotiklerin hem tıp hem de baytarlık ve özellikle çiftliklerde tavuklar için sihrime etmeni olarak yaygın biçimde kullanıldığını belirtti. Bu gidişatın antibiyotiklere karşı hem cemiyetten hem de sağlık kurumundan kazanılan enfeksiyonlarda çok ciddi mukavemet çoğalışına neden olduğunu dile getiren Öztürk, “Antibiyotik ne kadar çok kullanılırsa o kadar çok mukavemet büyüyor, antibiyotiğin tesiri eksiliyor” dedi.

Antibiyotikleri kaybediyoruz

Dünya Sağlık Örgütü’nün abone ülkelerdeki antibiyotik kullanımı ve mukavemetine ait bilgilere direnerek ‘Küresel Mukavemet Trajediyi’ ismiyle bir rapor hazırladığını anlatan Öztürk, antibiyotiklerin tesirini giderek kaybettiğini, hatta antibiyotiklere karşı oluşan mukavemet sebebiyle ilaç işletmelerinin bu mevzuda Ar-Ge çalışmalarını eksilttiğini kaydoldu. Artık antibiyotik çağı sonrası bir yarıyılın başladığına işaret eden Prof. Dr. Öztürk, “Antibiyotikleri kaybediyoruz. Mikroorganizmalar hastalık yapmaya devam ediyor; ama elimizde tesirli çok az antibiyotik kaldı. Bütün tesirli antibiyotik artık yok” diye konuştu.

Bazı hastalıklar rehabilitasyon edilemiyor

Prof. Dr. Recep Öztürk, antibiyotiklere karşı mukavemet oluşmasında en ehemmiyetli etmenin afaki yere kullanım olduğuna dikkati çekti. Antibiyotiklere gereksinim dinlenmeyen hastalıklarda da antibiyotik rehabilitasyonunun uygulandığını dile getiren Öztürk, çocuklarda boğaz irininin yüzde 35’i, yetişkinlerde ise yüzde 15’inin antibiyotik rehabilitasyonuna lüzum dinlediğini ifade etti.

Zaman zaman doktor antibiyotik yazmasa dahi hastanın baskıcı bir tutum üstlendiğini ifade eden Öztürk, antibiyotiklere karşı hem doktorun hem de hastaların şuurlu yanaşması gerektiğini belirtti.

Öztürk, antibiyotiklerin tesirini yitirmesi sebebiyle bazı hastalıkların rehabilitasyon edilemez konuma geldiğini kaydoldu. Daha fazla tüketme yaparak antibiyotikleri birleştirmek zorunda kaldıklarını ve bu vaziyetin de hastalara hasar verdiğini öne süren Öztürk, afaki antibiyotik kullanımını yasaklamak için cemiyetin bilinçlendirilmesi ve eczanelerde reçetesiz antibiyotik satışının yapılmaması gerektiğini vurguladı.

Süt meğerse hasarlıymış

Süt meğerse hasarlıymış

Geçtiğimiz günlerde Amerika Birleşik Devletlerinde yayınlanan Dr. Öz Show’a katılan Harvard Üniversitesi’nden Dr. Mark Hyman sütün gerçeğinde sıhhate hasarlı olduğunu ortaya koyan bilgilerin bulunduğunu anlattı.

Hyman, sütün kemikleri kuvvetlendirmek yerine mide yanması ve kanser tehlikeyi yarattığını anlattı. Hyman, günde 3 kere içilmesi önerilen sütün içeriğindeki asit sebebiyle bedendeki kalsiyumun idrarla dışarı atılmasına bunun da kemiklere hasar verdiğini belirtti.

Dr. Mehmet Öz, kemik kuvvetlendirmesi için sütten daha çok D vitamini kapsayan besinlerin harcanmasını öneren Hyman’a katılmadığını belirterek programda ailelerin özellikle çocukların süt tüketiminden imtina etmemeleri gerektiğini söyledi.

Diyabetin ehemmiyeti ve rehabilitasyonu

Diyabetin ehemmiyeti ve rehabilitasyonu

Aile Doktoru Cihan Göktaş sizlere diyabet hakkında bilgi veriyor.

Siz de usunuza takılan sualleri bize yazın, hekimimiz yanıtlasın.

Kadın&Kadın Facebook: www.facebook.com/kadinvekadin
Kadın&Kadın Email: basinbulteni@kadinvekadin.net

Continue reading …

Güneş kirleri için nebatsal kür

Güneş kirleri için nebatsal kür

Genellikle yaz tatillerinde güneş ışınlarından dolayı ciltte güneş kirleri oluşabilir. Sizin de böyle bir probleminiz varsa güneş kirlerinden kurtulmak için kayısı ve elma ile yapılan bu kürü sınayabilirsiniz.

Continue reading …

Bahar alerjisine savaş açın

Bahar alerjisine savaş açın

Isınan havayla beraber alerji mevsimi de geldi. Alerjilerden korunmak için

Bahar yalnızca hoşlukları değil hastalıkları da birliktesi getiriyor. Alerji ise bu rahatsızlıkların ilk sırasında yer alıyor. Saman nezlesi, göz nezlesi, alerjik astım gibi meseleler de her baharda olduğu gibi bu baharda da sık tesadüftüğümüz problemlerin başında geliyor. Baharda en sık ‘alerjik rinit’ ve ‘konjonktivitin’ görüldüğünü söyleyen İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ziya Mocan, “Hapşırık, burun akıntısı, gözde sulanma, kaşıntı, geniz akıntısı ve burun tıkanıklığı alerjilere işarettir” diyor. Hastalığın göğüste sıkışma hissi, öksürük, soluk darlığı, hırıltı olabileceği gibi yalnızca öksürük ile de izleyebileceğini belirten Prof. Dr. Mocan bahar alerjilerine karşı şu tekliflerde bulunuyor:

Yemeklerde kullanın

Yemeklerde bol bol sarımsak ve soğan kullanın. Bu alerjilere iyi kazanç. Her gün bol taze meyve, sebze, bütün hububatlı yiyecekler ve baklagiller harcayın. Başka Bir Deyişle nebatsal besinlerin ağırlıkta olduğu bir beslenme cinsi edinin. Haftada 3-4 kere balık yiyin. Balık en az atık madde üreten ve dokuları tamir eden Omega-3 yağ asidi kapsaması ile en çok harcanması gereken hayvansal besindir. Magnezyum bakımından zengin ceviz, fındık ve badem, kapsadıkları E vitamini sayesinde saman nezlesinin tesirlerini eksiltmede tesirlidir. Greyfurt, elma ve portakal gibi C vitamini alarak alerjinizle savaşabilirsiniz. Ekinezya nebatı da öksürük ve soluk darlığına iyi kazanç. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.

Bulgularını eksiltmek için

Kekik çayı: Saman nezlesinin hapşırık, soluk darlığı öksürük gibi bulgularını rahatlatmada tesirlidir. Bir demliğe bir tutam kekiği atıp kaynatın ve günde iki kere için. Öksürük ve saman nezlesi bulguları gevşeyecektir.

Isırgan otu çayı: Bir fincan sıcak suya bir çay kaşığı kuru ısırgan otunu koyarak 10 dakika demlenmesini bekleyin. Bu çaydan günde 2 kadeh içmeniz yeterli olacaktır. Saman nezlesi için okaliptüs, lavanta ve papatya yağını sıcak suda damlatıp buğu banyosu yapabilirsiniz. Bu yöntem, burun tıkanıklığını gidermede bereketli olur.

Böbrek taşının nedeni sıcak hava

Böbrek taşının nedeni sıcak hava

3. Milli Minimal İnvaziv Ürolojik Cerrahi Kurultayı Başkanı ve Minimal İnvaziv Bevliye Derneği Başkanı Prof. Dr. Cenk Yücel Bilen, böbrek taşı hastalığının ülkemizde en yaygın görülen hastalıklarından biri olduğunu ve bu mevzuda uğursuz sayılabilecek bir coğrafi noktada yer aldığımızı söyledi.

Rehabilitasyon edilmezse böbrek yetmezliği yaşanıyor

Prof. Dr. Cenk Yücel Bilen, böbrek taşı hastalığı ülkemizin en yaygın hastalıklarından bir tanesi olduğunu ve bu mevzuda uğursuz sayılabilecek bir coğrafi noktada yer aldığımızı belirtti. Prof. Dr. Bilen, “Cemiyetimizde böbrek taşı hastalığındaki reel oranı öğrenmiyoruz ama sık olduğunu hepimiz biliyoruz. Bilimsel literatüre baktığımızda hakikatinde böbrek taşı hastalığının batıdan doğuya gitgide çoğaldığını da görüyoruz. Bizim açımızdan şöhretsizliği, böbrek taşının özellikle Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgesinde çocukların böbrek yetmezliği nedenlerinden birisi de olmasıdır. Dolayısıyla rehabilitasyon edilebilir bir hastalığın çocuklarda ve erişkinlerde böbrek yetmezliği gibi bir noktaya gelmesi gerçekten en büyük bahtsızlığımız. Güneydoğu Anadolu bölgesi sıcak bir bölge ve sıcak bölgelerde de taş hastalığı tehlikeyi çoğalıyor. Bugün ülkemizde böbrek taşı tanısı mevzusunda dünyanın hiçbir ülkesinden geri kalır bir yanımız yok. Hem teknolojik hem de doktorların bilgi ve ekipmanları açısından olabilecek en üst seviyedeyiz” diye konuştu.

Taş düşürmek için içki içmeyin

Prof. Dr. Bilen cemiyette bazı doğru öğrenilen yanlışların da olduğunu dile getirerek, özellikle içki içerek böbrek taşı düşürülür kanısının hakikatinde yanlış olduğunu ifade etti. Bilen, “İçkinin böbrek taşı üzerine hiçbir bereketi yok. O kadar su kapsasanız yeniden taşınızı düşürürsünüz. Ulus arasında o su kaynağı çok verimli, bu akışkan çok verimli gibi bazı düşünceler var. Bu hacme dayalı bir şey, o kadar musluk suyu da içseniz zorlayıp yeniden o taşı düşüreceksiniz. Bugüne kadar bilimsel literatürde, rastgele bir akışkanın ya da rastgele bir perhizin ya da rastgele bir hayvanın gözünün, rastgele bir balığın beyninin taş düşürmeyi basitleştirdiğine dair bilgi yoktur. Ama bazı ilaçların taş düşürmeyi kolaylaştırdığını öğreniyoruz. Bu taşın nerede olduğuna da bağlı ama öyle böbreğinizin içindeki 4 mm’lik taşı düşürmek için avuç avuç öğrenmediğiniz ilaçları içmenize gerek yok. Ancak idrar kanalının altına düşmüş ve idrar torbasına sıkışmış taşların düşmesinde bazı prostat ilaçlarının bunu kolaylaştırdığını öğreniyoruz ve bunları hastalarımıza veriyoruz. Dolayısıyla, biz hastalarımıza bir şeyi öneri ederken ispata, tıbba dayalı olan rehabilitasyonları öneri ediyoruz. Gözü kapalı olarak öneri edebileceğimiz rastgele bir yiyecek vb. kaynağımız yok” dedi.

Page 1 of 71 2 3 7