Miyom her 3 bayandan birinde görülüyor

Miyom her 3 bayandan birinde görülüyor

Adet kumpassızlığından, sızıya, kısırlıktan düşüğe kadar pek çok negatif tabloya neden olan miyomlar, şahsa özel rehabilitasyonlarla hakimiyet altına alınabiliyor. Memorial Şişli Sağlık Kurumu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Muhacir, miyom ve rehabilitasyonu hakkında bilgi verdi.

miyom

Miyomun en tipik bulgusu kanama

Miyom her zaman bulgu vermeyebilir ancak rahimin iç boşluğuna yerleşmiş başka bir deyişle rahim iç duvarının içerisindeyse bazı şikayetlere yol açabilir. Bu şikayetler sıklıkla fazla kanamalı regl yarıyılı yaşanır. Bu süreçte parçalı ve fazla oranda kanamaya neden olur. Miyomun değişik bulguları şu biçimde sıralanabilir:

– Reglinin uzun sürmesi

– Kasık sızısı

– Rahmin arka kısmına yerleşmişse kalın bağırsağa baskı neticeyi büyük tuvaleti yapmada meseleler ve kabızlık

– Rahmin ön kısmına yerleşmişse mesaneye baskı yapması neticeyi sık idrara çıkma

– Karnı örten çeperler arasına yerleşmesi neticeyi idrar kanalına baskı neticeyi böbrekte sihrime

– Rahim boşluğu, tüplerin uçları ve rahim ağzına yerleşmesi neticeyi infertilite

miyom

Hamilelikle miyom şikayetleri çoğalabilir

Miyomların sebebi bütün olarak öğrenilmemekle beraber östrojen kaynaklı olduğu düşünülmektedir. Kadında yüksek olan östrojen hormonunun menopozla beraber düşmeye başlamasıyla beraber miyomlarda da küçülme dikkat sürüklemektedir. Miyomların ayrıca hamilelik hormonu olan progesteron tesirine bağlı olarak da geliştiği görülmektedir. Bu sebeple hamilelik evveli miyom tespit edilmesi gidişatında miyomun mesken yeri ve büyüklüğüne bağlı olarak myomun alınması hastaya önerilir. Ancak miyomla beraber hamileliğin hiçbir kasvet olmadan devam edebildiği de unutulmamalıdır.

miyom

Hangi miyomlar rehabilitasyon edilmeli

Miyom bazı bulguları verirse operasyonla alınmalıdır. Bunun için bazı kriterler göz önünde bulundurulur:

– Kanamaya yol açan bir miyomsa ve rahim boşluğuna yerleşmişse hiç zaman kaybetmeden operasyon edilmelidir.

– Rahim duvarının içerisine yerleşmiş yeniden çok fazla kanamaya yol açıyorsa ve bunların da büyüklüğü 5 cm üzerine çıkmışsa alınmalıdır.

– İdrar torbasına ve kalın bağırsağa baskı yapacak hale gelmişse operasyon edilmelidir

Miyomlar kanserleşir mi

Miyomlar genç yaş grubunda tehlike oluşturmamakla beraber menopoz sonrası kitlenin çapında gelişmeye bağlı olarak makûs mizaçlı tablolarla karşılaşılabilir. Bu sebeple menopozdan sonra gelişmeye eğilimli miyomlar ya da süratli gelişmeyle büyüyen miyomlar varsa hastaya çok fazla beklemeden operasyon önerilir.

miyom

Rehabilitasyon biçimi nasıl tanımlanıyor

Rehabilitasyonda genellikle genç yaş grubunda laparoskopik ve robotik cerrahi seçim edilir. Şayet miyom rakamı fazla ve büyüklüğü, yerleştiği yer uygun değilse sarih cerrahi seçim edilir. Hasta ileri yaş grubunda ve artık miyom meselesiyle uğraşmak istemediğini dile getiriyorsa operasyonla rahim alınır ve problem tamamen ortadan kaldırılır. Ancak genç yaş grubunda muhtemel olduğu kadar rahmin alınması alternatifinden uzak durulmaktadır.

miyom

Miyomların yineleme tehlikeyi var mı

Operasyonun ardından takribî 5 senelik süreç içerisinde yüzde 20-25 oranında miyomların tekerrür çıkma tehlikeyi var. Miyomektomi ismi verilen miyom operasyonunda gözle görülen tüm miyomlar arınılabilir ancak bir de gözle görülemeyen mikroskobik seviyede minik olan miyomlar alınamadığı için bunların zaman içerisinde gelişip yine ortaya çıkması ve şikayetlere yol açma tehlikeyi bulunmaktadır.

Tanısı güç konulan hastalık: Primer İmmün Yetmezlik

Tanısı güç konulan hastalık: Primer İmmün Yetmezlik

Muayenehane İmmünoloji Derneği, ülkemizin ehemmiyetli sıhhat meselelerinden biri olmayı sürdüren Primer İmmün Yetmezlik PİY alanında farkındalık yaratmak emeliyle çalışmalar asıllaştırıyor. Bu kapsamda, 11-14 Nisan tarihleri arasında Antalya’da tertip edilen 4. Muayenehane İmmünoloji Kongresi’nin bu seneki teması “İmmün Yetmezlikten İmmün Disregülasyona bağışıklık cevabının sapması, kumpassızlığı” olarak tanımlandı. En son bilimsel büyümelerin ele alındığı kurultayda, erken tanının ehemmiyeti ve erken tanı için topuk kanı testinin gelişmiş ülkelerdeki misalleri gibi yenidoğan tarama testlerine ilave edilmesinin zorunluluğu öne çıkarıldı. Kurultayda ayrıca 22-29 Nisan haftasının Dünya Primer İmmün Yetmezlik haftası olarak kabul edildiğine dikkat çekilirken, cemiyette doktorlar, sıhhat çalışanları ve ebeveynler arasında bu hastalıkların farkındalık seviyesinin artırılması gerektiği vurgulandı.

Sık yineleyen ve iyileşmesi efor enfeksiyonlar

Ülkemizde daha çok akraba konutluluklarından kaynaklanan ve genetik geçiş gösteren, cemiyetin saklı kalmış sıhhat meselelerinden biri olan PİY, bağışıklık sisteminin noksan olduğu ya da doğru çalışmadığı, takribî 300 değişik hastalığı kapsayan bir hastalık grubu. Dünyada PİY ile yaşayan hasta rakamının takribî 6 milyon, Türkiye’de ise 24 bin olduğu varsayım ediliyor. Genetik geçiş gösteren bir primer immün yetmezlik hastalığı nedeniyle, her 1200 bireyden 1’inin sıhhatinin ciddi biçimde etkilendiği düşünülüyor. PİY olan bireyler, sık yineleyen ve iyileşmesi efor enfeksiyonlarla karşı karşıya kalıyor. Hastaların erken tanı ve doğru rehabilitasyon ile etkin ve basmakalıp yaşam şartlarına kavuşmaları muhtemel. Ancak dünya genelinde PİY hastalarının %70-90’ına henüz tanı konulamadığı düşünülüyor.

İlk semptomlardan PİY tanısına kadar geçen zamanın 12.4 sene olması hastaların rehabilitasyona zamanında başlayamadığını; hem cemiyet hem doktorlar nezdinde farkındalık yaratılması gerektiğini gösteriyor. PİY ayrıca, ekonomi üzerinde de büyük bir yük oluşturuyor; “Primer İmmün Yetmezlikler Hastalık Maliyeti” araştırması, ülkemiz için senelik PİY toplam maliyetinin 46.623.628 TL olduğunu gösteriyor.

Ağır tip PİY, 10 bin canlı doğumda bir görülüyor

Kurultayın ilk gününde tertip edilen buluşmada konuşma yapan Muayenehane İmmünoloji Derneği Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sıhhati ve Hastalıkları Pediatrik İmmünoloji Ünitesi’nden Prof. Dr. İlhan Tezcan, yenidoğan çocuklarda ikinci aydan itibaren ortaya çıkan yineleyen enfeksiyonlar, ağızda geçmeyen pamukçuk, ateş ve orta kulak enfeksiyonları varsa PİY olacağına dikkat çekti. Tezcan konuşmasında “Amerika’da 100 bin canlı doğumda bir olan ağır tip PİY, Türkiye’de Konya’da yapılan kaptan çalışmaya göre 10 bin canlı doğumda bir görülüyor. Bu vaziyette ülkemizde senede 150-200 etrafı ağır tipte PİY tanısı koyulması gerekli, ancak hastaların üçte biri tanı alabiliyor. Bu vaziyet doktorlar ve aileler arasındaki farkındalık seviyesinin eksikliğinden kaynaklanıyor.” dedi.

Özellikle akraba konutluluklarında anne baba immün yetmezlik taşıyıcısı ise hastalığın doğuştan ortaya çıktığını vurgulayan Prof. Dr. İlhan Tezcan, laflarına şöyle devam etti: “Genetik geçişli olan immün yetmezlik hastalıklarında ailede tanısı konulmuş olay varsa o ailenin tam çocukları tehlikelidir. Bu kurultay ile hem çocuk hem de yetişkin immünoloji hekimlerinin bilgilerini tazelemeyi, böylece de doktorların farkındalığını artırmayı amaçlıyoruz. Senede 6 ve daha fazla ateşli hastalık, 2 ve daha fazla orta kulak cerahati, yineleyen menenjitler, akciğer enfeksiyonları ve büyüme geriliği varsa siz de doğuştan immün yetmezlik hastası olabilirsiniz.”

Kurultay Başkanı ve Necmettin Erbakan Üniversitesi Çocuk Sıhhati ve Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. İsmail Reisli ise buluşmada “Ülkemizin ehemmiyetli bir sıhhat meseleyi olan PİY mevzusunda, doktorlar arasında farkındalığın düşük olması nedeniyle hastalar erken tanı alamıyor ve faal rehabilitasyondan faydalanamıyor. Buz dağının görünmeyen kısmı gibi, eşlik edebilen değişik hastalıklar ve karmaşıklıklar da yeterince öğrenilir değiller. PİY hastaları, yineleyen enfeksiyon hastalıkları yanında, romatizmal otoimmün, allerjik, iltihabi inflamatuvar hastalıklar ve kanserlerle malign hastalıklar muayenehanelere müracaat etiyor. Enfeksiyon hastalıkları ayrı yakalanırsa, primer immün yetmezliklerde pek çok muayenehane tablonun altında ‘immün disregülasyon: bağışıklık cevabının sapması’ uyumakta olup, son senelerde PİY hastalıkları için ‘Yetmezlikten Disregülasyona’ doğru değişen bir meyil mevzubahisi. Bu seneki kurultayımızda, bu gidişatı ele almayı seçim ettik.” biçiminde konuştu.