Sıhhatli beslen baş sızısına alan oku

Sıhhatli beslen baş sızısına alan oku

Baş sızısı cemiyette en sık görülen şikâyetlerin başında gelmektedir. Türk Nöroloji Derneği cemiyetin yüzde 90’ının baş sızısı şikâyeti olduğunu vurgulamaktadır. Beslenme Uzmanı Banu Eroğuz Demirözü uyarıyor:

Baş sızısının rehabilitasyonu ile alakalı yapılan araştırmalarda özellikle migren hastalarında bedenin enerji imal metabolizmasının ve bu metabolizmada ehemmiyetli bir rolü olan mitokondriyal işlevin bozulmuş olduğunu kollanmıştır. Yapılan araştırmalar tıbbi rehabilitasyonun yanı gizeme mitokondriyal etkinliği destekleyecek stilde beslenme programının rehabilitasyonun zaferini artırabileceği üzerinde durulmaktadır.

Tüm B grubu vitaminler ancak özellikle B2 riboflavin vitamininin migren görülme sıklığını %50’ye varan oranlarda eksilttiği bildirilmektedir. Karbonhidrat, protein ve yağların metabolizmasında ehemmiyetli rolü olan riboflavin bir enerji sistemi tertip edicisidir. Günlük ihtiyacı 1-1.5 mg arasındadır. Suda eriyen bir vitamin olduğundan besinlerin pişirme sularının atılması kayba neden olur. Yüksek ısıya ve ışığa da duyarlı bir vitamin olduğundan pişirme ve bekletme evrelerine dikkat edilmezse basitlikle vitamin kaybı oluşur. Yoğurdun suyu da B2’den yana çok zengindir ve netlikle dökülmemelidir. En ehemmiyetli kaynakları karaciğer, et, süt ve mahsulleri, yumurta, peynir, balık, yeşil yapraklı sebzeler ve hububatlardır.

Yardımleyici olarak magnezyum kapsayan gıdalar öneriliyor

Magnezyum kapsayan yiyecekleri harcamak da rehabilitasyonu destekleyici olarak öneri edilmektedir. Magnezyum bedende hem enerji metabolizmasının hem de adale ve asap sisteminin kumpaslı çalışmasında rol alır. Asap sisteminin fazla duyarlılığının hakimiyet edilmesine destekçi olarak özellikle menstruasyon yarıyılı gerginliğinin ve baş sızılarının eksilmesine destekçi olur. Magnezyumun en iyi kaynakları kuru baklagiller, yağlı tohumlar, bütün hububatlar, muz ve koyu yeşil yapraklı sebzelerdir.

Aynı biçimde CoenzimQ10 de bedenin enerji yapımında ve damar sıhhatinin korunmasında ehemmiyet taşır. Bunu eforlu antioksidan özelliği sayesinde mitokondriyi destekleyerek yapar. Bu nedenle de baş sızılarının rehabilitasyonunda yardım olarak alınmasının pozitif tesiri üzerinde durulmaktadır. En iyi kaynakları yumurta, ton balığı, brokoli ve ay çekirdeğidir.

Baş sızılarının bir nedeni de kan şekerinin düşük izlemesidir. Bu nedenle ana öğünlerin arasının en fazla 4 saat olmasına; aralarda ise kesinlikle sıhhatli atıştırmalıklar harcamaya dikkat edilmelidir. Hipoglisemi teşhisi alınmışsa bu mevzuda kesinlikle bir diyetisyen tarafından beslenme programının tertip edilmesi gerekmektedir.

Bu gıdalardan uzak durmanız bereketinize olacaktır

Beslenme Uzmanı Banu Eroğuz Demirözü; baş sızılarını özellikle migren tipi sızıları tetiklediği düşünülen bazı gıdalar olduğunu vurguluyor. Ehemmiyetli olan bireyin sızısını tetikleyen maddeyi kendisinin bulup, keşfetmesi. Ancak genel olarak üzerinde ortak karar oluşmuş bazı gıdalar şöyle sıralanabilir:

– Fermente olmuş gıdalar, turşular, MSG ya da Çin tuzu denilen çeşnileri kapsayan gıdalar,
– Konserveler, çikolata, kuruyemişler, fıstık ezmesi,
– Tyramine kapsayan gıdalar kırmızı şarap, olgunlaşmış peynirler, tütsülenmiş gıdalar, tavuk ciğeri, incir, bazı kurubaklagiller,
– Avokado, muz, narenciye, soğan,
– Nitrit nitrat kapsayan gıdalar başka bir deyişle her cins işlenmiş et ve şarküteri,
– Mayalanmış süt mahsulleri tüm peynir cinsleri ama özelikle olgunlaştırılarak yenilenler.

Sütün az yağlı ve yağsız içilmesinin baş sızısını daha az tetiklediği tespit edilmiştir. Peynirlerden ise krem peynir, lor peyniri aynı biçimde ricotta, süzme peynir ve Amerikan peyniri gibi mayalandırılmadan harcanan peynirler yenebilir.

Sağlık Kurumulardan mikrop kapmayın

Sağlık Kurumulardan mikrop kapmayın

Muayenehane Derneği İdare Heyeti Azası Doç. Dr. Süda Tekin Koruk, ölümcül enfeksiyonların ellerden bulaştığını belirterek, “Uyuyan bir hastadan öbürüne, sıhhat personeli aracılığıyla enfeksiyonların bulaşması en korktuğumuz şeydir” dedi.

Türk Muayenehane Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği, enfeksiyon doktorları ile beraber enfeksiyon hakimiyetinin sıhhat hizmetlerindeki yeri ve ehemmiyetine dikkat sürüklemek için 7-9 Mart tarihleri arasında ‘Sıhhat Bakımıyla İlişkili Enfeksiyonlar Sempozyumu’nu düzenliyor. Sempozyumun ehemmiyetine değinen Muayenehane Derneği İdare Heyeti Azası Doç. Dr. Süda Tekin Koruk, yoğun bakım birimlerinde vantilatör ilişkili pnömoni, kateter ilişkili idrar yolu enfeksiyonları, kan dolaşımı enfeksiyonlarının en ehemmiyetli sağlık kurumu enfeksiyonları olduğunu söyledi.

Enfeksiyonlar nasıl bulaşır?

“Enfeksiyonların, temas, hava yolu, damlacık yolu en yargılanan bulaşma yollarıdır” diyen Koruk, “Uyuyan bir hastadan öbürüne, sıhhat personeli aracılığıyla bulaşması en korktuğumuz şeydir. Bu surattan sağlık kurumu enfeksiyonlarının önlenmesinin bu mevzuda tecrübeli bir takımın olması ve buna parasal ve manevi eforlu bir sağlık kurumu yönetimi takviyeyi ile olası olacaktır. Sağlık Kurumu enfeksiyonlarının önlenmesinde en ehemmiyetli ünite sağlık kurumu enfeksiyon komisyonudur. Sağlık Kurumu enfeksiyonlarının önlenmesinde ehemmiyetli uygulama hastanın tanısına ve enfeksiyonu olup olmadığına bakılmaksızın tam hastalara standart ihtiyatların uygulanması ve el yıkamadır” dedi.

El yıkamak çok ehemmiyetli

Sağlık Kurumu enfeksiyonlarının en ehemmiyetli bulaşma yolunun sıhhat personelinin elleri olduğunu dile getiren Doç. Dr. Süda Tekin Koruk, “El devireme ile sağlık kurumu enfeksiyonları yüzde 30 oranında eksilir. Bu enfeksiyonların eksiltilmesinde en tesirli ve maliyet aktif usul el yıkamadır” biçiminde konuştu.

Sıhhat bakımı ile alakalı enfeksiyonların 3 sebepten dolayı oluştuğunu vurgulayan Koruk, laflarını şöyle bitirdi: “Bunların ilk nedeni bazı sağlık kurumu enfeksiyonlarında vefat oranı çok yüksektir. İkincisi bazı sağlık kurumu enfeksiyonları yüzde 30 oranında önlenebilir. Üçüncüsü ise sağlık kurumu enfeksiyonlarının neden olduğu ekonomik kayıplar çok büyüktür.”

Bu yiyecekler egzama reflü ve astıma yol açabilir

Bu yiyecekler egzama reflü ve astıma yol açabilir

Çocuklarda görülen yiyecek alerjilerinin yüzde 90 sebebinin inek sütü, yumurta, buğday unu, fındık, fıstık ve deniz mahsulleri olduğuna dikkat sürükleyen Alerji Uzmanı Prof. Dr. Yonca Tabak, gıda alerjisinin çocuklarda kendini en sık alerjik egzama ile gösterdiğini, gıda alerjisine bağlı kusmaların yerini, suskun reflüye vazgeçtiğini ve zamanla astıma yol açtığını belirtiyor. Gıda alerjisinin ilk ortaya çıkışının genellikle ilk üç yaşta olduğunu belirten Çocuk Sıhhati Hastalıkları ve Alerji Uzmanı Prof. Dr. Yonca Tabak, “Gıda alerjisi bazı yiyecek maddelerine karşı bedenin fazla tepki göstermesidir. Gıda alerjisi olan çocuklarda çoğunlukla ilk aylarda; yanaklarda döküntü, cilt kuruluğu gibi şikâyetler gözlemlenmektedir.” dedi.

Reflü ve astıma neden olabilir

Çocuklarda sıklıkla alerjik egzama ile kendini gösteren gıda alerjisinde, mide ve bağırsak alerjilerinin de ortaya çıktığını söyleyen Yonca Tabak, çoğu zaman ilk bir yaş grubunda fışkırır stilde kusmalar ve ishal görüldüğüne de dikkat çekti. Prof. Dr. Yonca Tabak, “Yiyecek alerjisinde kusmalar zamanla geçerken yerini suskun reflüye vazgeçmektedir. Ses kısıklığı, diş gıcırdatma, ağız kokusu, iştahsızlık bulguları ile izleyen reflü zamanla geçmeyen balgamlı öksürüklere ve astıma yol açar.” diyerek aileleri dikkatli olmaları mevzusunda uyardı.

Dilaltı aşı ile kısmen rehabilitasyonu olası

Yiyecek alerjilerinin aşı rehabilitasyonuyla kalıcı çözümünün olmadığını belirten Prof. Dr. Yonca Tabak, inek sütü, yumurta, fındık, fıstık, deniz mahsulleri ve hububatlara karşı olan alerjilerin tamamen olmasa da üç yaşına doğru geçmeye meyilli olduğuna sözlerine ilave etti. Yiyecek alerjileri geçerken yerini konut tozu akarına ya da polen gibi solunum yoluna tesir eden alerjilere vazgeçeceğine dikkat çekti. Prof. Dr.Yonca Tabak, “3 yaşına kadar geçmeyen yiyecek alerjilerine ek olarak, şayet konut tozu veya polen alerjisi ve astım büyürse bu solunum yoluna ait alerjilerin dilaltı damla aşı ile kalıcı rehabilitasyonu yapılabilir. Dilaltı aşı rehabilitasyonu özgül olarak konut tozuna veya polene verilse dahi bağışıklık sisteminin alerjik yapısını radikal düzenleme yolunda fayda sağlayacağı için yiyecek alerjilerine de kısmen fayda sağlayacaktır” dedi.

Besinlere alerji olup olmadığını kandan yapılan ve “spesifik IgE” ismi verilen bir testle basitçe ortaya çıktığının altının çizen Prof. Dr. Yonca Tabak, “Şayet testler yolu ile problem yaratan gıda kesin tanımlanırsa o besinden aralıksız ve salt bir biçimde uzak durmak gerekir. Çocukta egzama geçse dahi astım açısından, çocuk alerjisi uzmanı tarafından yakın takip çok ehemmiyetlidir” ihtarında bulundu.

Hastalıklar geliyorum diyor

Hastalıklar geliyorum diyor

-Halsizlik, bitkinlik olaylarının ehemmiyetli bir kısmı organik orijine direnmez iken tek başına halsizlik altta uyuyan kronik hepatit B, C, frengi veya AIDS hastalığının tek bulgusu olabiliyor.

-Dışkıda kan ve fazla zayıflama kanser bulguları arasında.

-Son 6 ayda beden ağırlığının yüzde 5-10’unun istemsiz kaybı; sindirim sistemi hastalıkları, kanser, solunum, dolaşım ve metabolik sistemlerin kronik hastalıkları gibi meselelerden kaynaklanabiliyor.

-Bacaklarınızda şişme ve soluk darlığı kalp hastalığına işaret edebilir.

-Karında asit ile ödemin birlikte tespit etilmesi kalp yetmezliklerinde sağ kalp yetmezliği sık tesadüfülen bir gidişat olarak görülüyor.

-Bacaklarda şişme ile beraber soluk daralması ve tez yorulma gibi bulgular bu meseleye işaret ediyor.

-Çok ağır anemi vaziyetinde damar sertliği olan ileri yaş hastalarında da eş bulgular görülebiliyor.

-Dil üzerindeki pürüzsüzlük ve saçlarda dökülme kansızlık işareti olabilir.

-Damar sertliği tehlike etmeni olmayan genç fertlerde; tez yorulma, çarpıntı gibi bulgular varsa akla anemi kansızlık geliyor.Kansızlık varlığında dil rengi parlak kırmızıya dönüyor ve dil üzeri pürüzsüz bir hal alıyor.

-Saçlarda dökülme ve tırnaklarda tez kırılma da en çok görülen bulgular arasında bulunuyor.

-Tırnaklarda oluşan minik çukurlar; sedef hastalığı ve egzamanın en ehemmiyetli bulguları arasında yer alıyor.

-Bedende durmadan devam eden kaşıntı B12 noksanlığından kaynaklanabiliKırmızı, kesintisiz kaşınan ve yanan cilt alerjinin en büyük bulgusuyken, bedende kesintisiz kaşıntı B12 yetersizliğinin yan tesirleri arasında bulunuyor.

-Ayrıca kulak ve tırnak dibinde görülen morluk da dolaşım sistemi hastalığının en ehemmiyetli bulgularından sayılıyor.