Kumpaslı egzersizle meme kanseri tehlikesini eksiltebilirsiniz

Kumpaslı egzersizle meme kanseri tehlikesini eksiltebilirsiniz

Kilo, perhiz ve egzersiz sıhhati ve kanser tehlikesini doğrudan etkiliyor. Egzersizin kalın bağırsak ve meme kanseri tehlikesini eksilttiğine dair ikna edici deliller var. Ayrıca rahim, akciğer ve prostat kanseri tehlikesinin de egzersizle eksildiğine dair bazı çalışmalar yer alıyor.

Liv Hospital Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Duygu Derin, “Son yapılan araştırmalar ve Amerikan Hastalık Hakimiyet ve İhtiyata Merkezi CDC, kanser tehlikesini eksiltmek için haftanın 3 ya da 5 günü orta-ağır seviyede en az 30 dakika egzersiz öneriyor” dedi.

Hareket her yaşta koşul

Son yapılan çalışmaların çoğu egzersiz yapan bayanlarda meme kanseri büyüme tehlikesinin yapmayanlara göre daha düşük olduğunu gösteriyor. Bilgilerin çoğu egzersizin meme kanseri tehlikesini hem menopoz evveli hem de menopoz sonrası bayanlarda eksilttiğini gösteriyor. Ergenlik süresince orta ve ağır egzersiz yapılması özellikle gözetici bir tesir sağlıyor. Her ne kadar yaşam boyu kumpaslı ve eforlu egzersizin en fazla verimi olduğu düşünülmekteyse de, menopozdan sonra bile egzersizi artıran bayanlarda egzersiz yapmayan bayanlara göre tehlike eksilmesi oluyor.

Bir kısım çalışmaya göre egzersizin tesiri VKİ Beden kitle indeksi ne göre değişmektedir. VKİ 25 altında olanlarda, başka bir deyişle ağırlığı sıradan aralıkta olanlarda, egzersizin yararı azami seviyede. Bilgiler egzersiz süresi ve sıklığı çoğaldıkça meme kanseri tehlikesinin de eksildiğini gösteriyor. Çalışmaların çoğu 30-60 dakika/gün orta-ağır fiziksel etkinliğin meme kanseri tehlikesini eksilttiğini gösteriyor. Egzersiz özellikle menopoz evveli bayanlarda, hormon seviyesini düşürerek ur gelişimini önlüyor. Egzersiz kanda insülin ve insülin eşi sihrime etmeni IGF-1 seviyelerini düşürmekte, bağışıklık yanıtını çoğaldırmakta ve ideal kiloyu gözeterek fazla beden yağı ve yüksek beden kitlesini önlemektedir.

Meme kanserinde de egzersiz yaşam niteliğini artırıyor

Araştırmalar gösteriyor ki meme kanseri teşhisinden sonra da egzersiz yaşam niteliğini artırmakta, bitkinliği eksiltmede ve enerji balansını kurmada bereketli olabiliyor. Genellikle meme kanseri teşhisinden sonra hem rehabilitasyon hem de hareket eksilmesi kilo çoğalışına neden oluyor. Ancak meme kanseri teşhisinden sonra orta seviyede egzersiz yapan bir bayandaki sağ kalım, hareketsiz hayat süren aynı gidişattaki bayandan daha uzun olabiliyor. Bu fayda hormon duyarlı hastada daha da bariz. Artan fiziksel etkinlik insülin ve leptin seviyelerini ve meme kanseri vaziyetini etkileyebiliyor. Umut verici çok rakamda çalışmanın varlığına karşın meme kanseri sağ kalımında egzersizin tesirine dair güçlü bir neticeye varmak için henüz erken olduğu bilimsel yazılarda bildirilmektedir.

Başta Amerikan Milli Kanser Enstitüsü NCI olmak üzere dünyadaki bir hayli bilimsel kuruluşta hangi fiziksel etkinlik ile kanser hastalarının yaşam niteliklerinin ve durumlarının daha iyi olabileceği incelenmektedir.

Çocukları en çok yaralayan sporlar

Çocukları en çok yaralayan sporlar

Kız çocukları erkeklere oranla daha çok yaralanıyor.Yrd. Doç. Dr. Gamze Şenbursa, çocukların en çok yaralandığı spor dalları hakkında bilgiler verdi.

Jimnastik yaralanmaları

Jimnastik sporu son yarıyılda aileler tarafından sık seçim edilen bir spor cinsidir ve çocuk sıhhati üzerine bir hayli pozitif katkısı vardır. Osteoporosis İnternational’da yayınlanan çalışmada 4-12 yaşlarında ki çocuklarda jimnastiğin el bileğinde ki kemik gelişimini desteklediği görülmüştür ancak Acta Ortopedica Brasileira’da yayınlanan çalışmada ise jimnastik yapan çocukların yüzde 65’inde el bileği yaralanması, yüzde 82’sinde el bileği sızısı tespit edilmiştir. Bu gidişatın nedeni olarak bağların zamanla elastikliğinin çoğalması ve stabilizasyon kaybı gösterilmiştir. 2016 Rio de Janeiro da yapılan Yaz Olimpiyatlarında bin 100 yaralanma oluşmuştur ve azami yüzdeye jimnastik sahiptir. Elastiklik ve stabilizasyon muntazam bir biçimde hakimiyet altına alınmazsa çocukluktan gelen yaralanmalar uzun vade de yinelenir.

En çok yaralanma futbol, hentbol ve güreşte

Çocuklarda yaralanmalara bakıldığı zaman genel olarak alt beden, üst bedene göre daha fazla faydalanmaktadır. Futbol, hentbol gibi sporları ele alacak olursak çocuklarda diz yaralanmalarına neden olduğu ortaya çıkmıştır. Bu cins sporlar temas kapsayan sporlar oldukları için yaralanma yüzdeleri oldukça fazladır. Mektep çağında ki sporcuları araştıran çalışmalarda, çocuklarda en çok ayak bileği yaralanması olduğu ortaya çıkmıştır. En çok yaralanma futbol, hentbol ve güreş gibi sporlarda ortaya çıkmıştır.

En az yaralanma dalış, tenis, su topu, yüzme ve golfte

Dalış, tenis, su topu, yüzme ve golf en düşük yaralanma oranlarına sahip sporlar olarak ortaya çıkmıştır. Bu spor cinslerinin hemen hemen hepsi yumuşak stilde ki sporlardır ancak bedenin tek bir tarafına asimetrik odaklandıkları için uzun süreli problemlere yol açabilir. Ergenler üzerinde yapılan çalışmalarda yüzme sporunun gövde asimetrisi ve kifozu kamburluk çoğaldırdığı özellikle genç kızlarda bel sızısı ile ilişkisi tespit edilmiştir.

Peki çocuklar spor yapmasın mı

Yapılan spor cinsi ne olursa olsun beden için elastiklik, güç ve stabilizasyon parametreleri denge de olmalıdır. Özellikle gözden her zaman kaçan stabilizasyon egzersizleri idman programlarına netlikle ilave edilmelidir. “Sporun cinsine bağlı olarak şahsın gereksinimleri tanımlanmalı stabilizasyon egzersizlerinin her zaman üst sıralarda olduğu fertsel egzersiz programları hazırlanmalıdır.”

Kalp sıhhatiniz için aşık olun

Kalp sıhhatiniz için aşık olun

Memorial Sağlık Kurumu Kalp ve Damar Cerrahisi Kısım Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez, Kalp Sıhhati Haftası’nda sıhhatli bir kalp için dikkat edilmesi gereken püf noktaları hakkında bilgi verdi.

Sigarayı vazgeçin

Şayet sigara içiyorsanız, kalbiniz, aileniz ve ülkeniz için sigarayı vazgeçin. Sigara, koroner kalp hastalıklarını süratlendirici etkenlerin başında yer almaktadır. Ayrıca doğrudan akciğeri etkilediği için kalp operasyonu olan hastalarda da operasyon sonrası ciddi meselelere neden olmaktadır. Ehemmiyetli olan bireyin sigaraya hiç başlamamasıdır. Sigara içimi bayanlarda daha ehemmiyetli sıhhat meselelerine yol açmaktadır. Bu sebeple bayanların östrojeni ayrılıcı ve erken menopoza neden olan sigaradan uzak durması gerekir.

Kalp check up’ı yaptırın

Senede bir kere kan yağlarınızı ve kan şekerinizi hakimiyet ettirip, efor testi yaptırın. Şayet 40 yaş ve üzerindeyseniz, bugüne kadar da kalp doğrultusundan hakimiyet edilmediyseniz bu hafta vesilesi ile kesinlikle kardiyolojik hakimiyetten geçin. 40 yaş üzerinde iseniz ve stresli, yoğun mesullüğü olan bir işiniz varsa özellikle bilgisayarlı anjiyografi ile kalp damarlarınızın vaziyetini hakimiyet ettirmeniz bereketli olacaktır. Bu size koroner damarlarınızın bugününün ve gelecek 5-10 senesini gösterir. Aile geçmişinizde kalp hastası varsa, fazla kiloluysanız, diyabet veya yüksek tansiyon hastasıysanız, sigara kullanıyorsanız 30, değilseniz 40 yaşından sonra her senede; Total kolesterol, HDL iyi mizaçlı kolesterol, LDL makûs mizaçlı kolesterol, tligriserid ve kan şekeri ölçtürün. Ayrıca tansiyon bedellerinizi de kesinlikle öğrenil.

İyi beslenin

Sıhhatlı beslenme mevzusunda kesin kararınızı verin. Çoğunlukla sebze ve meyveye dayalı, kolesterol doğrultusundan cılız bir perhiz organize edin. Bu mevzuda yalnızca emin kaynakların bilgilerine haysiyet edin. Öğrenil ki, ‘mucize perhiz’, ‘lokman doktor ilacı’, ‘can vermez otu’ diye birşey yok. Beslenmede çok spektrumun ehemmiyetli olduğunu unutmayın. Yapılan sıkı bir perhizin mükafatı olarak ayda bir – iki kere kendinize hoşlandığınız bir gıda için miktarlı olmak şartıyla izin verin.

Daha hareketli bir hayat stilini özümseyin

Egzersizden uzak, hareketsiz bir hayat sürüyorsanız, merdiven yerine asansörü kullanıyorsanız yeni senede bu alışkanlıklarınızı tamamen vazgeçin. Daha hareketli bir hayatın startını verin. Konutunuz işinize yakın mesafedeyse taşıtınızı kullanmayın. Haftada en az üç kere bir saat yürüyün. Temponuz, 5 kmyi 45 dakikada kat ediyor biçimde olmalıdır. Olağan bir insan 5 kmyi bir saatte yürür. Yaptığınız yürüyüşten neşe almak istiyorsanız kemerinize bir adım sayıcı takmanızı rica ediyorum. Bu sayede günün sonunda ne kadar yürüdüğünüzü tanımlayarak, bir sonraki günü daha iyi programlayabilirsiniz.

Kalbinizi yaza hazırlayın

Yazın su kaybı fazla olacağı için kanın koyulaşıp sıvılığının eksilme tehlikeyi mevcuttur. Özellikle sıcak havalarda herkese bol su içmeyi öneriyoruz. Özellikle suskun kalp hastalığı olanların hudutta koroner atardamar darlığı olan hastalarda bol su içme yaşam kurtarıcı olacaktır. Kalp hastaları iki çeşit hastalık sebebiyle yazdan etkileniyor. Bunlardan biri, koroner kalp hastaları ötekiyi de kalp kapak hastaları. Kapak hastalarının yazdan etkilenme sebepleri, %90 oranında idrar söktürücü kullanmalarından ileri geliyor. Ancak yazın çok terledikleri için terleme ile de tuz ve su atacakları için özellikle kapak hastalarının da hekimlerine danışarak idrar söktürücü ilaç dozunu lüzumlu ölçüye gelecek biçimde eksiltmeleri gerekiyor. İçilecek suyun ölçüyü için en uygun miktar idrarın renginin sarih olmasıdır.

Müsabakacı sporları seçim etmeyin

‘Spor kalbe iyi geliyor’ diye hiçbir zaman müsabakacı sporlara başlamayın. Futbol, tenis, basketbol gibi müsabakacı sporlarda 15-20 senelik geçmişiniz yoksa 40 yaşından sonra bu cins sporlara başlamak size fayda getirmeyecektir. Bu sebeple rekabet içerikli sporların yerine yapacağınız kumpaslı egzersizler, kalp hastalıkları ve kalp krizi tehlikesine karşı gözetici bir tesir yapar kalbinizi, kemiklerinizi ve kaslarınızı kuvvetlendirir. 30 yaşından sonra yoğun efor gerektiren bir spora başlayacaksanız, saklı kalp hastalığı tehlikesine karşı kesinlikle iyi bir kalp hakimiyetinden geçmeniz ve bir rehabilitasyon uzmanının yapacağı programı uygulamanız gerekir.

Egzersiz sırasında nabzınızı 120’nin üzerine çıkarmayınız. Kural 220 – yaş çıkan sayıyı maksimum sürat için 0.70, asgari sürat için 0.60 ile çarpınız. 40 yaş için misal: maksimum nabız için 220-40=180×0.70=126, asgari nabız için 220-40=180×0.60=108,

Stresi dolayısı ile adrenalini hayatınızdan çıkarmaya çalışın

Daha sulhçu, daha uzlaşmacı, daha az stresli, daha huzurlu bir hayat stili özümseyin. Öncelikle kendi iç dünyanızla sulhun. Bu sayede çevrenize mutluluk ve sulh iletileri verebilirsiniz. Konutluysanız, eşinizle daha geçimli olmaya çalışın.

Anne babaysanız, çocuklarınızla daha ılımlı ve uzlaşmacı bir bağlantı kurun. Bunun için de gerekiyorsa bir aile psikoloğundan dayanak alın. Çok tez karar veren, süratli süratli konuşan, merdivenleri birkaç basamak birden çıkmaya çalışan, sabırsız biriyseniz A tipi karakter yavaşlayın. Tehlikenizi eksiltmek için daha yumuşak, uysal hareket eden, huzurlu biri olmaya itina gösterin. Yeni senede iş ve iş hiçbir zaman, maharet ve imkânlarınızı zorlamayın. Çocuklarınıza da hazır olmadıkları mesullükleri vermekten kaçının, onlar için çıtayı çok yüseltmeyin.

Aşık olun

Öncelikle eşinize, ailenize, işinize ve yaşama aşık olun. Zira aşık olmak kalbe iyi kazanç. Endorfin hormonu salgılanmasını sağlar. Endorfin, zevk ve mutluluk veren bir hormondur. İyi bir aşk yaşamı kalp sıhhati için çok lüzumludur. Mutlu yaşayabilmek için sıhhatli bir aşk yaşamına lüzum vardır. Kumpaslı bir aşk yaşamı olan insanların hayat niteliklerinin çoğalacağı da kesindir. Aşık olduğumuzda beynimiz phenylethylamin üretir. Bu madde de kalp atışını süratlendirir ve neşe verir. Ayrıca iyi bir müzik dinlemek, spor yapmak, yoga da endorfinimizi artırır.

Kalbi gözeten kolay yöntemler

Kalbi gözeten kolay yöntemler

İnsan kalbi her şeyden etkileniyor. Misalin heyecanlanınca, vahime, coşunca ya da koşunca süratleniyor. Şahsın minikken geçirdiği başka hastalıklardan da etkileniyor, anne babasının kalp damar tıkanıklıklarından da. Ayrıca kalbin bir kısmı etkilenirse, öteki kısımları da bundan kısmetini alabiliyor. Misalin, kapakta firari varsa, ritim bozukluğu oluşabiliyor, damar tıkanıklığı olursa, ritim bozukluğu büyüyebiliyor.

Özetle alıngan bir uzuvdur kalp. Böylesine alıngan ve hayatsal bir uzva çok iyi bakmak gerektiğini vurgulayan Kardiyoloji Uzmanı Dr. Murat Şener, kalbi gözetmenin 3 yöntemini şöyle söylüyor:

1- Mutlu olmak

Mutluluk kalbe en iyi gelen ilaç reelinde. Mutluluk ne kadar fazla sürerse, kalbe o kadar iyi geliyor. Başka Bir Deyişle bir günlük değil, bir ömür boyu mutluluk kalbi gözetiyor. Çalışmalarda; mutlu olan insanlarda daha az damar tıkanıklığı ve daha az ritim bozukluğu olduğu ortaya konmuş.

Misalin, Amerika’da yapılan bir araştırmada, mutlu olmanın kalp damar tıkanıklığı tehlikesini yüzde 20 eksilttiği gösterilmiş. Bunun sebebi ise mutlu olan insanlarda damar tıkanıklığı ve ritim bozukluğu tehlikesini artıran adrenalin ile kortizol gibi stres hormonlarının daha az salgılanması. Ayrıca çalışmalarda mutlu olan insanların kalp için tehlike etkeni olan sigarayı daha az içtikleri ve daha çok spor yaptıkları gösterilmiş.

2. Spor yapmak

Spor yapmanın kalp damar tıkanıklığı, kalp kapak hastalığı ve ritim bozukluğuna iyi geldiğini gösteren suratlarca çalışma var. Ancak doğru spor cinsleri seçim edildiğinde ve kumpaslı yapıldığında kalbe iyi geliyor. Spor; oksijenli ve oksijensiz olmak üzere iki gruba ufalıyor. Oksijenli olanlar; koşma, yüzme ve futbol gibi spor esnasında soluk soluğa kalınan, süratli hareketler ve çok tekerrürlerle yapılan spor cinslerini oluşturuyor. Bu sporları yaparken kalp çok süratleniyor, solunum da buna paralel olarak süratini artırıyor. Solunum süratlenince kan daha süratli oksijenleniyor. Bu gidişat, kalp damarlarındaki kanın da daha fazla oksijenlenmesi anlamına geliyor. Kalbin oksijen yardımının çoğalması kalbi hafifletiyor, bu da kalp krizlerini önlüyor.

Oksijenli spor kumpaslı olarak yapıldığında beden günlük olarak daha fazla kalori yakmaya başlıyor. Fazla kalori yakmak da kandaki kolesterol ölçüsünü düşürüyor. Bunun yanında zayıflama, tansiyon ve kan şekerinde iyileşmeyi sağlayarak kalp üzerine pozitif tesir yapıyor. Ancak spor yaparken süratli hareket etmek de çok ehemmiyetli. Misalin, 10 km yürümektense 10 dakika koşmak kalbe çok daha iyi geliyor.

Uzmanlar bu sebeple muhtemelse her gün, değilse haftada 3 kere, 15 dakikalık koşu veya yüzmeyi öneriyor. Yürümek de kalbi gözetiyor elbette. Ancak vitrin dolaşır gibi yürümenin kalbe pek bir yararı olmuyor. Sanki bir yere yetişmeye çalışıyormuş gibi süratli yürümek gerekiyor.

3. Sıhhatli beslenmek

Kalp damar tıkanıklığı tehlikesini önlemek için en iyi besinleri sebzeler oluşturuyor. Zira posası çok, kalorisi az ve yağsız oluyor. Etin de yağsız kısmı yenmesi gerekiyor. Kalp hastalıklarından korunmak için beyaz et, balık eti ve tavuğun göğüs eti öneriliyor. Akışkan yağlar, katı yağlara göre daha sıhhatli oluyor. Ancak yağ ne kadar az ise kalp o kadar fazla korunuyor. Katı yağlar, başka bir deyişle tereyağı, margarin ve kuyruk yağı, kalp damar tıkanıklığını artırıyor. Dolayısıyla bu cins yağlardan uzak durmak çok ehemmiyetli.

Karaciğer sıhhatini gözetmenin püf noktaları

Karaciğer sıhhatini gözetmenin püf noktaları

Karaciğer bedenimizin en büyük uzvu olup, çok yoğun çalışan bir fabrika gibidir. Kendi kendini yenileme hüneri yüksek bir uzuvdur. Bir yandan ağızdan alınan tüm gıda ve meşrubatların, öteki yandan hemen hemen tüm ilaç ve yiyecek yardımlarının hazmedilmesi, bedene verimli hale getirilmesi, kullanılmayan ve bedene hasar verebilecek şekle dönüşen kısımlarının hasarsız hale getirilerek bedenden uzaklaştırılmasını sağlamaktadır.

Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Binnur Şimşek karaciğer sıhhatini gözetmek için yapılması gereken püf noktaları anlattı…

Karaciğer sıhhatini gözetmenin püf noktaları

Hijyene dikkat: Hepatit B ve C gibi hastalıklar rehabilitasyon edilmez ise karaciğer beceriksizliğine yol açabilecek virüslere karşı korunmalıyız. Özellikle hepatit B ve hepatit A gibi aşı ile korunması muhtemel olan hastalıklara karşı aşılar yaptırılmalıdır. Ayrıca bu virüslerin bulaşmasını önlemek emeliyle şahsi hijyen kaidelerine çok dikkat edilmelidir. Hepatit B ve C virüslerinin bulaşmasına yol açabilecek korunmasız cinsel temastan sakınılmalıdır. Sterilize olmayan malzeme kullanılarak yapılan tıbbi teşebbüsler diş rehabilitasyonları, anjiyografi, jinekolojik tetkikler vb. vurma-tatoo, manikür-pedikür gibi uygulamalarda tek kullanımlık malzeme kullanılmasına itina gösterilmelidir.

Beslenmenize itina gösterin: Obezite ve hakimiyetsiz diyabet hastalığı; karaciğer yağlanmasına yol açmaktadır. Bu yağlanma öncelikle kolay yağlanma biçiminde başlayıp, sonrasında yağlı hepatit denilen karaciğer cerahatine yol açabilmektedir. Seneler sonrasında da yağlı hepatit siroza dönüşebilir. Sıhhatli beslenme, yeterli fiziksel etkinlik ve kilo hakimiyeti ile karaciğer yağlanması önlenebilir. Bu sebeple yağlı ve karbonhidratlı besinlerin tüketimi sınırlanmalı, sebze-meyve tüketimi artırılmalı, hazır besin tüketimi en aza indirilmelidir.

Kumpaslı egzersiz yapın: Adale gücünün korunması ve artırılması, eklem ve adale elastikliğinin kazanılması, denge ve koordinasyonun kuvvetlendirilmesi için kesinlikle kumpaslı egzersiz yapılmalıdır. Bireysel sıhhati gözeten en ehemmiyetli etkinliklerden biri egzersiz yapmaktır. Egzersiz sırasında salgılanan endorfin hormonu, stresin eksilmesini ve kendinizi mutlu sezmenizi sağlar. Bu sebeple haftada 3-4 gün, en az 30 dakika egzersiz yapın.

Alkol kullanımını hudutlandırın: Eşlik eden karaciğer hastalığı olan fertler hiç içki içmemelidir. Alkol hem yağlı karaciğer hastalığına, hem içki hepatit ve siroza yol açabilmektedir.

Hekim teklifi olmadan ”rastgele” ilaç kullanmayın: Pek çok ilaç veya nebatsal mahsulün karaciğer için hasarlı tesirleri olabilmektedir. Hangi ilaç veya mahsulün karaciğer zararına neden olabileceğini evvelden salt şekilde varsayım etmek her zaman muhtemel olmamaktadır. Özellikle bazı grup antibiyotik ve sızı kesici ilaçlar, aktarlarda satılan nebatsal mahsuller ve mantar zehirlenmesi; karaciğerde zarara yol açabilmekte ve karaciğer noksanlığı tablosuna neden olarak acilen karaciğer nakli yapılamazsa, vefata yol açabilmektedirler.

Düşük tansiyonu olanlara teklifler

Düşük tansiyonu olanlara teklifler

Tansiyon hastası olmasalar dahi bitkinlikten bulantıya, çarpıntıdan bayılmaya kadar varan günlük yaşamlarını ve yaşam niteliklerini etkileyebilen meseleler yaşayabiliyorlar. Peki, düşük tansiyonla yaşamanın gizemleri neler? Acıbadem International Sağlık Kurumu Kardiyoloji Uzmanı Dr. Yeşim Yılmaz Can bu şahıslara müteveccih genel ve acil gidişatlardaki yapabilecekleri mevzusunda tekliflerde bulunuyor.

Genel tedbirler

Bol su için: Günde 8-10 su kadehi su içmeye çalışın. Su tüketimini gün içine yayın. Özellikle sıcak havalarda buna daha çok dikkat edin. Su harcamak kan hacmini çoğaldırarak, tansiyonun düşmesine mani olacaktır.

Tuz tüketimini çoğaldırın: Çok iyi öğrenilir ki, yüksek tansiyon hastalarında tuz kısıtlaması önerilir; zira tuz bedende su yakalanmasına neden olarak kan tazyikini yükseltir. Bunun tersi de doğrudur: Düşük tansiyonlu şahıslar da tuz alımını çoğaldırarak, tansiyonlarının azıcık daha yüksek izlemesini sağlayabilirler. Klasikte önerilen günlük tuz tüketimi 1 çay kaşığı kadardır. Tansiyonu düşük olanlarda ise lüzuma göre, tuz tüketimi günde 2,5-3 çay kaşığına yükseltilmelidir.

Uzun vakit ayakta durmaktan kaçının: Uzun vakit ayakta ve özellikle de hareketsiz, kalmak kanın bacaklarda göllenmesine, kalbe az kan dönmesine, kalbin pompaladığı kan ölçüsünün eksilmesine ve dolaysı ile de kan tazyikinin düşmesine neden olur.

Kademeli doğrulun: Yataktan kalkarken veya uzun vakit oturduktan sonra ayağa kalkarken seri etmeyin. Evvel oturarak, bacakları hareket ettirerek bedenin tansiyonu tertip etmesine zaman verin.

İçkiyi az kullanın: İçki damarları rahatlattığı için tansiyonu düşürecektir. Ayrıca bazı içkiler idrar çıkışını da çoğaldırdığı için bedeni susuz vazgeçer. Bu sebeple içki harcıyorsanız hudutlu olmaya ve yanında bol su almaya itina gösterin.

Sıcaktan kaçının: Sıcak hava, sauna-hamam gibi sıcak etraflar, sıcak duş, çok sıcak yakalayacak biçimde giyinmek… Bunlar damarlarınızı hafifleterek ve aynı zamanda terle bedenden akışkan kaybına neden olarak tansiyonunuzu düşürür.

Göğsünüzü, boynunuzu, belinizi sıkacak şekilde giyinmeyin: Korse gibi göğsünüzü sıkan elbiseler göğüs içindeki tazyiki çoğaldırarak; beli sıkan elbiseler bacaklardan kanın rahat dönmesine mani olarak kalbe dönen kan ölçüsünü eksiltebilir. Boynu sıkan kravat, sıkı yakalı elbiseler de kısmen beyne kanın rahat gitmesini yasaklayarak ve bazen de şah damarına baskı yapıp doğrudan tansiyonu düşürerek negatif etkilerler.

Tazyikli çoraplar giyin: Lüzuma göre değişik tazyiklerde ve uzunluklarda satılan bu çoraplar bacakları sıkı sararak kanın bacaklarda göllenmesine mani olur, dolayısı ile de kanın kalbe dönmesini basitleştirir. Özellikle uzun vakit ayakta kalacağınızı bildiğiniz gidişatlarda ya da varis meseleniz varsa bunlarda çok fayda görebilirsiniz.

Ikınma eşi hareketlerden kaçının: Öksürük krizi, yüksek ağırlık kaldırma, güçlü üfleme balon şişirme, üflemeli müzik aletleri vs., ıkınma gibi hareketler de göğüs içindeki tazyiki çoğaldırarak, kalbe kanın dönüşünü eksiltir ve kan tazyikini düşürebilir.

Yatağınızın baş kısmını rakımın: Yatağınızın baş kısmını 10-15 cm kadar yükseltmek, beyne ve böbreklere kan akımını etkileyen bazı kompleks mekanizmalar ile düşük kan tazyiki ve buna bağlı yakınmalarda iyileşmeye neden olur. Burada ehemmiyetli olan yalnız başı değil, gövdenin üst kısmını yükseltmektir.

Ağır egzersiz yapmayın, ama kesinlikle egzersiz yapın: Özellikle ağırlık kaldırmak ve uzun süreli ağır egzersizler yapmaktan kaçının; bunlar tansiyonunuzu düşürebilir. Bununla beraber hareketsiz kalmak da kondisyon kaybına ve tansiyon düşmesine yol açar. Gün içinde muhtemel olduğu kadar etkin ve ayakta olmak, bedenin tansiyon dengeleyici mekanizmalarının iyileşmesine destekçi olur. Ayrıca adale kitlesini çoğaldırmak da adalelerin damarlara masaj tesirini çoğaldırarak kan dolaşımını, kanın kalbe dönüşünü iyileştirir. Adale kitlesini çoğaldırmak için yüksek ağırlıklar kullanmak yerine, düşük ağırlıklarla çok tekerrürlü çalışmak daha uygun olacaktır.

Sık sık ve azar azar yemek yiyin: Çok ölçüde yemek yemek bedenin kan akışını sindirim sistemine yönlendirerek tansiyonu düşürür ve beyne giden kan akışını eksiltir.

Kullandığınız ilaçları ve yardımları gözden geçirin: Kullanmakta olduğunuz pek çok ilaç ve nebatsal destekler, hatta marketten aldığınız nebat çaylarının dahi tansiyonu düşürücü tesiri olabilir.

Konutta uzun süreli ayakta durma egzersizleri yapın: Şayet özellikle uzun vakit ayakta kalmaya tolere edemiyorsanız ya da ani ayağa kalkmalarda göz karaması yaşıyorsanız ve yukarıyadaki ihtiyatlara karşın şikayetler sürüyorsa konutta alıştırma egzersizleri çok bereketli olabilir. Her gün günde iki kere olmak üzere bir duvara dayanarak ayakta durun; ilk başta tolere edebildiğiniz vakit ile 5-10 dakika başlayıp, yavaş yavaş çoğaldırarak günde iki kere 30 dakikaya kadar çoğaldırın. Ayakta durduğunuzda bayılmaya kadar varan şiddetli şikayetleriniz varsa bu alıştırmayı lütfen konutta yalnızken yapmayın. Düştüğünüzde hasar görmeyeceğiniz bir civarda çalışın.

Hekime müracaat etin: Şikayetleriniz günlük hayatınızı etkileyecek kadar şiddetli ve sıksa, kendi başınıza baş edemediyseniz kesinlikle bir hekime müracaat etin. Hekiminiz belki anemi, vitamin-mineral yetersizliği, hormonal bozukluklar gibi bazı meseleleri tespit edip rehabilitasyon ederek destekçi olabilir. Veya kan tazyikini yükselten ilaçlar ya da destekler kullanmanızı uygun bulabilir.

Acil Tedbirler

Tansiyon düşmesine ait yakınmalar başladı ise alttakileri uygulayın. Unutmayın; ne kadar erken müdahale ederseniz o kadar iyi netice alırsınız.

– Ayakta iseniz oturun ya da daha iyisi çömelin.

– Oturabilecek gidişatta değilseniz bacaklarınızı çapraz yaparak bacak, kalça ve karın adalelerinizi sıkın, ellerinizin parmaklarını kıvırıp kanca gidişatına getirin, birbirine geçirerek kenetleyin ve ayırmaya çalışır gibi iki yana çekin. Şikayetler geçinceye dek birkaç kere bu manevraları yineleyin.

– Sert bir kahve ya da çay için.

– Bol soğuk su için.

– Şikayetler şiddetli ise, yukarıyadaki tekliflere karşın sürüyorsa uzanın, bacaklarınızı altına takviye koyarak rakımın.

Omurga sıhhatini gözetmek için 4 kaide 13 teklif

Omurga sıhhatini gözetmek için 4 kaide 13 teklif

Bel ve omurga sıhhatini gözetmek için stresten uzak durmak ve su tüketimini artırmak gerekiyor. Her sabah kalktığınızda ellerinizi ayak parmaklarınıza uzatın, gövdenizi sağa ve sola döndürün, ellerinizi tavana uzatarak yapacağınız üç dakikalık hareketle omurga sıhhatinizi gözetin.

Bel ve omurga sızısının herkesin yaşamının bir yarıyılında yaşadığı ortak bir mesele olduğunu söyleyen Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Kısım Başkanı Doç. Dr. Defne Kaya, bunu tetikleyen şeyin ise makûs duruş postür olduğunu dile getirdi.

Otururken, ayakta, uyurken, bir şey kaldırırken, öne-arkaya eğilirken ya da işte çalışırken ki kusurlu duruşumuzdan kaynaklanan sızıların genellikle birkaç hafta içinde geçtiğini ifade eden Doç. Dr. Defne Kaya, şayet ihtiyat alınmazsa yine ortaya çıkabileceğini vurguladı.

Gerginlik ve stresten uzak durun

Doç. Dr. Defne Kaya, bel ve omurga sızılarıyla alakalı dört esas kaideyi şöyle sıraladı:

– Pozitif düşünün. Gerginlik ve stres bel sızısına yol açar.

– Dik durun. Burada dik durmayı şöyle söylemeliyim: Çok oturmayın. Çok uyumayın. Tüm hareketlerinizde “inner winner” denilen gözlerin, omuzların, kalçaların, diz ve ayakların aynı hizada olma duruşunuzu gözetin.

– Derin, uysal ve yavaş soluk alın. Elinizi sıklıkla karnınıza yerleştirerek, soluğunuzu buraya doldurun. Çocuklar karın solunumu yapar. Mutlu ve uysal olmalarının nedenlerinden birisi de karın solunumu yapmaları.

– Yumuşak hareket edin. Ani ve sert hareketler omurganızı güçler ve yaralar.

Omurga sıhhatini gözeten 13 teklif

Doç. Dr. Defne Kaya’dan bel ve omurga sıhhatiyle alakalı ehemmiyetli nasihatler:

Fazla kilolardan kurtulun: Her fazla beş kilo bel sızısı tehlikesini %5 artırır.

Sırt çantasına dikkat: Sırt çantası beden ağırlığınızın %15’ini geçerse bel sızısına yol açar.

Susuz kalmayın: Bedeninizin %60’ı sudan oluşmaktadır. Susuz kalmak ya da az su harcamanız adalelerinizin ve disklerinizin yapısını zayıflatır, yaralanmalara sarih hale getirir ve yavaş iyileşmesine neden olur. Omurganızın sıhhati için her gün 2-3 litre su harcamalısınız.

Ayaktayken, yerden ağır bir şey kaldıracaksanız: Eşyayı vücudunuza yakın tutarak ve belinizi değil, izlerinizi bükerek kaldırın.

Hareket edin: Makûs duruş ve hareketsizlik bel sızısının ehemmiyetli tetikleyici unsurudur.

Yürüyüş yapın: Yürümek bedeni güçlendirir ve omurganızı natürel yapısında dik yakalamaya takviyeci olur, duruşunuzu düzenler.

Makûs duruştan uzak durun: Omurganıza baskı oluşturur ve baş sızısı, bitkinlik, bel sızısı yapar.

Sigara içmeyin: Sigara, omurganızdaki yapılara yeterli gıda ve oksijenin gitmesine mani olduğu için bel sızısı ve fıtığa yol açar.

Yoga yapın: Yoga, omurga adalelerinizi hem rahatlatma hem de güçlendirme özelliğine sahip bir tekniktir. Bel sızısının seçenek bir rehabilitasyon alternatifi olarak giderek ışığı parlamaktadır.

Sıhhatlı sandalyede oturun: Dayanaksız veya arkalığı kısa bir sandalyede uzun müddet oturmak, bel sızılarının %40 artırıyor. Sandalyenizin en az kürek kemiklerine kadar uzanması, arkalığın bel kavsini sarması ve hafif arkaya meyilli olmasına dikkat edin. Sandalyede otururken ayağınızın yerle bütün teması ehemmiyetli.

Stresten uzak durun: Stres, omurga çevresindeki adaleleriniz üzerinde kısaltıcı/gerginleştirici tesire sahiptir. Meditasyon yapmak, günlük kolay egzersizlere ve çalışırken minik germe hareketlerine zaman ayırmak iyi gelecektir.

Uykuya dikkat: Uykusuz ya da noksan uyku, omurga adalelerimizin rahatlaması için yeterli zaman bulamaması demek. Bel sızınız veya sırtınızda gerginlik varsa günde 8 saat yatmaya çalışın.

Gebelik yarıyılına dikkat: Gebelik sırasında bel sızısı %50-75 oranındadır. Hormonların bağ ve adaleler üzerindeki rahatlatıcı tesiri, bebeğin ağırlığının çoğalması ve pozisyonunun değişmesi, bel sızısına yol açabilir. Egzersiz ve destekleyici yastıklar özellikle gebeliğin ileri yarıyılı için ehemmiyetli olabilir.

Her sabah 3 dakika yapın

Doç. Dr. Defne Kaya, her sabah yapılacak 3 dakikalık bir hareketle bel ve omurga sıhhatini gözetmenin muhtemel olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Sabah kalktığınızda, ellerinizi ayak parmaklarınıza uzatan, gövdenizi sağa ve sola döndüren, ellerinizi tavana doğru uzatan, üç dakika yapacağınız birkaç hareket omurganıza sıhhat katacaktır. Rastgele bir sıhhat meseleniz ve ilaç kullanımınız varsa hekim ve fizyoterapistinize danışmadan egzersiz yapmayın. Dik durarak hayatta çok daha fazla şeyi görür ve keşfedersiniz… Bel ve omurga sıhhatiniz için hareket edin, su için, mutlu olun, spor yapın, üretin, sevgi ile kalın.”

Kanserden korunmanın yolları

Kanserden korunmanın yolları

Kanserin, dünyada ve Türkiye’de en sık görülen vefat sebepleri arasında olduğunu ifade eden Samsun Büyük Anadolu Sağlık Kurumu Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Serdar Yol, kanserin vefat sebebi olarak kalp damar hastalıklarından sonra ikinci sırada yer aldığını söyledi.

İHA ‘nın haberine göre, Türkiye’de her sene 175 bin bireye kanser teşhisi konulduğunu ve bu gidişatın oldukça düşündürücü olduğunu belirten Prof. Dr. Serdar Yol, yeniden de bu sayılara rağmen kanserin, yüzde 30-­40 oranında önlenebildiğini, kanseri önlemede erken tanı ve yeterli cerrahi teşebbüsün ehemmiyetli olduğunu vurguladı.

Kanserin sebepleri ve kansere karşı alınacak tedbirleri sıralayan Prof. Dr. Serdar Yol, şunları söyledi:

Sigara içmemek

“Kanserden vefatların yüzde 30’undan, akciğer kanseri hadiselerinin yüzde 87’sinden sigara mesuldür. Ayrıca sigara; ağız, gırtlak, yemek borusu, karaciğer, pankreas, mide, böbrek, idrar kesesi kanserine de yol açmaktadır. İçinde 100’e yakın kansere yol açan madde kapsayan bu sigaradan uzak durmak kanserden gözetici ihtiyatlar arasında başta gelmektedir.”

İçkiyi kullanmamak veya sınırlamak

“İçki ağız, boğaz, gırtlak, yemek borusu, karaciğer, kalın bağırsak, pankreas ve meme kanserinin öğrenilen nedenlerindendir. Özellikle sigara ile birlikte içki içmek kanser tehlikesini oldukça artırmaktadır.”

Işınımdan korunmak

“Güneş ışığına başka bir deyişle ultraviyole B ışınlarına uzun zaman maruz kalmak ten kanserine yol açmaktadır. Uzun zaman solaryuma girmek de kanser tehlikesini artırmaktadır. Yaz aylarında 11.00­-16.00 saatleri arasında doğrudan güneş ışığından uzak kalınmalı ve gözetici kremler kullanılmalıdır.”

Enfeksiyonlardan korunmak

“Dünyada tüm kanserlerin 5’te 1’i kronik enfeksiyonlara bağlıdır. Human Papilloma virüsü rahim ağzı kanserine, Hepatit B virüsü karaciğer kanserine neden olmaktadır. Ayrıca AIDS hastalığı olanlarda bir hayli kanser daha fazla görülmektedir. Tehlikesiz bir cinsel hayat ve aşılanma ile bu enfeksiyonlardan ve kanserden korunulabilir.”

Sıhhatli beslenmek

“Kanser tehlikesini artıran yiyeceklerden uzak durmak, kısa zamanda yüksek ateşte pişirme gibi usullerden sakınmak ehemmiyetlidir. Kanserle savaşan gıda ögeleri kapsayan yiyecekler harcanmalı, günde en az 2 buçuk litre su içilmelidir. Sucuk, salam, sosis gibi işlenmiş et mahsullerinden uzak durulmalıdır. Günde 2­3 gramdan fazla tuz harcamamak gerekir. Fazla kırmızı et tüketimi, kalın bağırsak kanseri tehlikesini artırdığı için haftada en fazla yarım kilo kırmızı et harcanmalı, bunun yerine; balık, tavuk, hindi gibi beyaz etler seçim edilmelidir. Bakla, kuru fasulye, nohut, börülce, mercimek gibi nebatsal proteinler sofralardan beceriksiz olmamalıdır. Şeker ve yağ tüketimine de dikkat edilmelidir. Günde en az 5 porsiyon sebze ve meyve yenilmelidir. Ispanak, karalahana, brokoli, pazı, marul gibi koyu yeşil; domates, pancar, nar gibi koyu kırmızı; havuç, bal kabağı, kayısı gibi koyu sarı­-turuncu; kırmızı lahana, patlıcan gibi mavi-­mor; sarımsak, soğan gibi beyaz sebzeler meyveler ile beslenilmeli başka bir deyişle sofralar renkli olmalıdır. İşlenmiş hububat mahsulleri yerine bütün buğday, bütün çavdar, bütün yulaf seçim edilmeli başka bir deyişle kanserden gözetici gıdaları almak için ‘bütün’ beslenilmelidir.”

Egzersiz yapmak

“Her gün kumpaslı olarak en az 30 dakika egzersiz yapanlarda; meme, kalın bağırsak, rahim ve prostat kanseri daha az görülmektedir.”

Kilo balansını gözetmek

“Fazla kilolar başta meme kanseri olmak üzere; kalın bağırsak, rahim, yemek borusu, böbrek, pankreas, prostat ve yumurtalık kanseri ile çok yakın ilişkilidir. Kilo vermek ile kanser tehlikeyi besbelli olarak eksilmektedir.”

Kanserin erken bulgularını öğrenmek

“Söylenmeyen kilo kaybı, ateş, halsizlik, sızı, ten farklılıkları, bağırsak ve idrar alışkanlıklarındaki farklılıklar, beklenmedik ve anormal kanamalar ile akıntılar, iyileşmeyen yaralar, bedende ele gelen kitleler, şişlikler, yutma eforlukları, hazımsızlık ve ses kısıklığı kanserin bulguları olabilir. Bu bulgular fark edildiğinde en kısa zamanda hekime müracaat etilmelidir.”

Kanser tehlikesini öğrenmek ve kanser tarama programlarına katılmak

“Şahısta rastgele bir şikayet olmasa dahi, muhakkak yaşlarda yapılan tarama testleri ile kanser erken düzeyde tespit etilebilmektedir.”

Stresle başa çıkmak

“Stres, dolaylı olarak kanseri tetikleyebilmektedir. Egzersiz, danışmanlık ve konuşma rehabilitasyonları, grup terapileri, sosyal dayanak, bunalım ve anksiyete giderici ilaçların kullanımı gibi yaklaşımlar stresle başa çıkmak için ehemmiyetli usullerdir.”

Bayanların sinsi hastalığı: Osteoporoz

Bayanların sinsi hastalığı: Osteoporoz

Bayanların sinsi hastalığı osteoporozun önüne geçmek için kesinlikle her sene kumpaslı ölçümler ve taramalar yapılmalı. Özellikle kafeinin kemik düşmanı olduğunu vurgulayan, Türkiye İş Bankası iştiraki Bayındır Söğütözü Sağlık Kurumu Fizik Rehabilitasyon ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Metin Karataş, osteoporoz hastalığı ile alakalı merak edilen sualleri cevapladı:

Osteoporoz nedir

Osteoporoz ülkemizde ulus arasında “kemik erimesi” olarak da adlandırılan, kemiğin yoğunluğunda eksilme, mikro yapısında bozulma ve daha kırılgan hale gelmesi ile karakterize bir iskelet hastalığıdır. Hem bayan hem de erkek cinsiyetini, özellikle 50 yaş üstü popülasyonu ilgilendiren bir sıhhat problemidir.

Osteoporozun sebepleri nelerdir

Yaşayan bir doku olan kemik eforunu, esas olarak yoğunluğu tanımlar. Bunun için en esas tanımlayıcı genetiktir ancak etrafsal etkenler ve bazı ilaçlarda katkıda bulunur. Osteoporozun oluşmasındaki en ehemmiyetli sebebi bayanlarda östrojen erkeklerde ise androjen hormonlarının noksanlığıdır.

Hastalığın bulguları nelerdir

– Osteoporozun ilk belirtisi sızılı bir kırık olabilir. Omurlar, kalça femur kemiği el bileği ve kaburgalar osteoporoz varlığında kırıkların en sık izlendiği bölgelerdir.

– Hastalığın tanısının konulmasından evvel kırık tehlikesinin tanımlanması gerekir. Bunun için hastanın kemik yoğunluk ölçümü ile birlikte şahıslara ait tehlike etkenleri ve o cemiyete ait bilgiler kullanılarak hesaplamalar yapan usuller kullanılabilir.

– Osteoporoz tanısında kemik yoğunluk ölçümü için DXA Dual Enerji X-Ray Absorbsiometri usulü referans tanı usulüdür. Oluşturulmuş kılavuzlara göre 65 yaş altında olup osteoporoz için tehlike etmenlerine sahip olan menopoz sonrası bayanlarda, 65 yaş üstü tüm bayanlarda, kırığı olan tüm menopoz sonrası bayanlarda ve osteoporoz gelişimi için tehlike oluşturan öteki hastalıklardan birine sahip olan bireylerde DXA testi yapılmalıdır.

Osteoporoz hastalığına karşı nasıl temkin alınabilir

Osteoporoz belli miktarlarda önlenebilir ve rehabilitasyon edilebilir bir hastalıktır. Bu mevzudaki esas yaklaşım hayat stiline müteveccih farklılıklar yapılması ve ilaç rehabilitasyonları olarak sınıflanabilir. Osteoporoz’a karşı alınacak ihtiyatları şu biçimde sıralayabiliriz:

Önlenebilir hastalık: Sigara ve fazla içki alımının yasaklanması, kumpaslı beden ağırlığını taşıyan egzersizler yapılması, balanslı bir perhiz ve yeterli kalsiyum ve D vitamini alınması hastalığı önleyebilir.

Egzersiz koşul: Osteoporozda egzersiz ehemmiyetlidir. Kemik dokusunun yüke maruz kalması basmakalıp yine yapılanma süreci için zorunludur. Beden ağırlığını taşıyarak yapılan kumpaslı yürüyüş, jogging, bisiklet gibi egzersizler ve kuvvetlendirme egzersizleri neticeyi kemik yoğunluğunda çoğalış kaydolunabilir.

En iyi ilaç D vitamini: Yeterli D-vitamini ve kalsiyum takviyeyi osteoporozdan hem korunmak için hem de rehabilitasyonu için en ehemmiyetli unsurlardan bir tanesini oluşturur.

Hekim takibinde rehabilitasyon: Gelişmiş ya da yerleşmiş osteoporozda hem kalsiyumun kemikten uzaklaştırılmasını ve kemik imhasını önlemeye müteveccih, hem de kemik imalini artırmaya müteveccih ilaçlar kullanılabilir. Hastanın hangi ilacı kullanacağına genel muayenehane özellikleri, eşlik eden tıbbi meseleleri, yaşı ve tehlike etmenlerine göre doktor karar verecektir. Osteoporoz rehabilitasyonunda esas emel gelecekte oluşabilecek kırıkların önlenmesidir. Rehabilitasyona cevap doktor tarafından periyodik olarak takip edilmelidir.

Pekmez yiyin: Hayatın tüm safhalarında yeterli kalsiyum alınması sıhhatli bir kemik yapısının yaradılışı ve korunması için zorunludur. Bu büyük oranda yiyeceklerle sağlanır. En iyi kalsiyum kaynağı gıdalar süt ve süt mahsulleridir. Pekmez, yeşil sebze, kuru meyve ve baklagiller ve fındık, fıstık gibi çerezler de iyi kalsiyum kaynağı olarak sayılabilir. Yiyeceklerle kalsiyum alımının yeterli olmadığı gidişatlarda ilaç ya da gıda dayanakları kullanılabilir.

Kalsiyum emen besinlerden uzak durun: Kalsiyum alımının yanı gizeme bazı beslenme alışkanlıkları da kalsiyum emilimini ya da atılımını etkileyerek negatif neticeler yaratabilir. Fazla kafein ve tuz tüketimi, gazlı meşrubatlar bu kapsamda sayılabilir. Yüksek proteinli perhiz alışkanlığı idrarda kalsiyum atılımını artırarak olumsuz kalsiyum balansına yol açabilir.

D vitaminini bakımsızlık etmeyin: Vitamin-D bağırsaklardan kalsiyum emilimini ve kemiğin mineralize olmasını sağlayarak kalsiyum ve kemik metabolizmasını doğrudan tesirler. Bu sebeple bedenimizde belli seviyelerde bulunmalıdır. Yeterli vitamin D seviyeyi güneş ışınlarının tesiri ile ciltte birleşimlenerek sağlanabilir. Bunun noksan olması vaziyetinde D vitamini kapsayan mahsuller ile desteklenmelidir.

Vitamin ambarlarınızı hakimiyet edin: Kalsiyum ve D vitaminine ek olarak kemik mineralizasyonuna doğrudan ya da dolaylı katkılarından dolayı magnezyum, K2 vitamini, B6 ve B12 vitamin seviyeleri de ehemmiyet kazanmıştır.

Gebelikte influenza gribine dikkat

Tutumsal ve perhiz tehlikeleri eksiltilerek kanseri önleyebilirsiniz

Hamilelik yarıyıllarında bedende muhtelif farklılıklar yaşanıyor. Anne adayının kalbinde pompalanan kan ölçüyü, kalp atış sürati, oksijen imal derecesi, bunlardan sadece birkaçı. Bu farklılıklar ise bedenin bağışıklık sistemini doğrudan etkileyerek, bedeni bulaşıcı hastalıklara karşı sarih hale getiriyor. Özellikle kış aylarında influenza olarak adlandırılan grip hastalığı, anne adaylarını bir hayli negatif doğrultuda etkiliyor.

influenza

Gebelikte bağışıklık sistemi oldukça duyarlı

Gebelikte alana gelen her türlü enfeksiyonda, enfeksiyonun yerine göre yaklaşımlar değişkenlik gösterir. Bu gidişatta umursanması gereken mevzu, enfeksiyona zamanında müdahale edilmesi ve ilerlemesinin önüne geçilmesidir. Yaşanan üst solunum yolu enfeksiyonları, bağışıklık sistemini zayıflatarak, dolaşım ve solunum yolunda klasikte yaşanan kasvetlerin daha fazla sezilmesine neden olur. Bu sebeple gebelerin kış aylarında çok güzergahlı temkin alması gerekir. Beslenme kumpası, hijyen şartları, giyim, ilaç kullanımı ve egzersiz gibi mevzularda da titiz davranılması ehemmiyetlidir.

hamile

Grip ve soğuk algınlığı birbirinden değişiklik gösterir

Grip ve soğuk algınlığı virüslerin neden olduğu hastalıklardır. İki hastalık da sanılanın aksine değişiklikler gösterir. Soğuk algınlığında yüksek ateş görülmezken, gripte çok yüksek ateş ve araya giren ikincil bakteriyel enfeksiyonlar gözlemlenebilir. Soğuk algınlığında görülen bulgular; burun akıntısı, aksırma, boğazda yanma hissi ve öksürüktür. Gripte ise; genelde 39 derece ve üzeri ateş, baş, adale-eklem sızısı, yorgunluk ve orta şiddette öksürük yaşanır. Gebelerde görülen yüksek ateş 39 derece ve üstünü geçmemelidir. 38 derece ateşte, ateş düşürücüler kullanılır. Alın, koltukaltı, diz kapağı arda soğuk kompresi uygulanmalıdır. Ilık duş alınmalı, ince kıyafetler giyilmelidir. Anne adayında ateş şikayeti devam ediyorsa, kesinlikle hekime müracaat etilmelidir.

gebe

Gebeliğin ilk aylarında yüksek ateş risklidir

Gebeliğin ilk üç ayında yüksek ateş risklidir ve bebeğe hasar verebilir. Bu nedenle yüksek ateşe izin verilmemelidir. Hekim tetkikine kadar, gebenin beden ısısını ve bebek üzerinde oluşturacağı negatif tesiri eksiltmek için, annenin ateşi kesinlikle düşürülmelidir. Hekime gidene kadar parasetamol ilaçlar alınabilir. Bu cins ilaçların gebelik üzerinde makûs bir tesiri yoktur.

ateş

Enfeksiyonlar, fiziksel ve psikolojik olarak anneyi güçler

Özellikle güz ve kış ayları bu enfeksiyonların en çok görüldüğü zamanlardır. Hamilelikte yaşanan enfeksiyonların hem anne adayına hem de bebeğe bazı negatif tesirleri mevzubahisidir. Bu gidişat anne adaylarını hem fiziksel hem de psikolojik olarak güçler. Gebelik, tek başına gribe tutulmak için bir neden değildir. Ancak hamile bir bayandaki enfeksiyonda karmaşıklık görülme oranı daha da çoğalır.

enfeksiyon

Gebelik, bağışıklık sistemini zayıflatmaz

Hamilelikte bağışıklık sistemi ilişkisi oldukça karışıktır. Bağışıklık sisteminin, hamilelikte genellikle baskılandığına inanılmaktadır. Ancak enfeksiyondan korunma hücreleri dediğimiz korunma hücrelerinin seviyeleri değişir. Hakikatinde bu gidişat bebeğin anne karnında tutunması ve hamileliğin devamı için zorunludur. Hamilelerin enfeksiyon hastalıklarına sık tutulmadıkları fikri egemendir. Yeniden de bir hayli değişik görüş, bağışıklık sisteminin zayıfladığını ve daha sık enfeksiyon geçirildiğini ifade eder. Bunun yanı gizeme son senelerde yapılan çalışmalar ise, hamilelerde bağışıklık sisteminde bir bozulma olmadığını ve hamilelerin bir çok enfeksiyon hastalığına yeterli cevap gösterdiğini ortaya koymuştur. Bu açıdan bakıldığında ise değişik görüşler ortaya çıkmıştır. Hamilelikte bağışıklık sisteminin zayıfladığına dair ortak bir görüş egemen değildir.

bağışıklık

Kapalı mekanlar tehlike yaratıyor

Kış aylarında hamile bayanların dikkat etmesi gereken ehemmiyetli mevzulardan biri de sıhhatli havalandırma koşullarıdır. Kış mevsiminin gelmesiyle beraber gebelerin soğuk havadan korunmak için kalabalık ve kapalı etrafları seçim ettikleri gözlemlenir. İyi havalandırılmayan civarlar, bulaşıcı hastalıkların daha basit dağılmasına neden olur. Bu stil kapalı mekanlar hamileler için büyük tehlikeler kapsar. Bulaşıcı hastalıkların ve alerjilerin artmasına neden olan bu şartlar, değişen hava koşullarıyla beraber bir hayli hastalığa neden olmaktadır. Bu sebeple anne adaylarının süre geçirdikleri mekanları özellikle de konutlarını sıklıkla havalandırmaları önerilir. Ayrıca muhtemel olduğu kadar hastalığı olan şahıslarla yakın temasta bulunulmamalıdır. Eller aralıksız pak yakalanmalı ve sık devir yıkanmalıdır. C vitamini ağırlıklı beslenilmeli, bol akışkan harcanmalıdır.

gebe

Sıhhatli bir uyku için oda hijyeni ehemmiyetli

Sıhhatli bir uyku için yatak odalarının hijyeni de çok ehemmiyetlidir. Burun tıkanıklıkları ve öksürüklerin önüne geçebilmek için konutların sık sık süpürülmesi, yastık ve yorganların hijyenik şartlarda olması, sıklıkla değiştirilmesi ve civarın tozlardan temizletilmesi gerekir. Evcil hayvanlar ise yatak odalarından uzak yakalanmalıdır. Muhtemelse yatak odalarında halı kullanılmamalıdır. Konutlarda soba ve kaloriferlerin kuruttuğu havayı kaynayan bir çaydanlık ile ıslatmak da yararlıdır. Soluk almakta zorlanılırsa 2-3 gün kadar burun spreyi kullanılabilir. Ayrıca deniz suyu spreyleri de seçim edilebilir. Burnu ıslatmak için civarın nemli yakalanması zorunludur.

hamilelik

Ihlamur, zencefil ve tarçınlı çay, hafifletici tesir yaratabilir

Üst solunum yolları enfeksiyonları genellikle viral denilen hastalık grubundadır. Bu gidişatta yaşanan şikayetler için hafifletici ilaçlar kullanılır. Ateş düşürücü ve burun açıcı spreyler gibi şikayet giderici ilaçlar da kullanılabilir. Gebelerde grip ve soğuk algınlığı ağır hastalığa neden olabilir. Antiviral ilaç alımı, ciddi neticelerin önlenmesine dayanakçı olabilir. Anne adayının antiviral ilaç almasının, kendisi ve bebek için hasarı olduğunu düşündüren hiçbir çalışma yoktur. Şayet bakteriyel bir enfeksiyon vaziyeti var ise antibiyotik kullanımı gerekir. Ihlamur, zencefil, tarçınlı çay, C vitamini özellikle taze bunalmış portakal suyunun hafifletici tesiri olduğundan, rehabilitasyon uygulaması için bu meşrubatlar da harcanabilir.

influenza

Page 1 of 71 2 3 7