Fıtık operasyonu denge bozuyor

Fıtık operasyonu denge bozuyor

Omurga kemikleri arasında bulunan dokuların beden mekanizmasında hayati bir misyona sahip olduklarını söyleyen Proloterapi, Anestezi ve Reanimasyon Uzman Dr. İlker Solmaz, ‘Bel sızısı sürükleyen hastalara hemen operasyon çözümü sunuluyor. Oysa bu dokunun alınması bedenin hatasız balansına ciddi hasarlar veriyor. Belden diskin çıkarılması sızıyı bir vakitliğine eksiltse de senelerce geçmeyecek kronik sızılara ve yeni fıtık yaradılışlarına neden oluyor. Hastalarımızda bu gidişatın bir hayli misalleriyle karşılaşıyoruz. Bu sebeple operasyon en son derman olmalıdır’ diyor.

İnşaat sütunundan tuğla sürüklemek gibi

Omurganın bedeni taşıyan bir sütun misyonu gördüğünü belirten Dr. İlker Solmaz, beldeki fıtığın alınmasının disklerin işleyişini bozarak domino taşı tesiri yarattığını, zamanla değişik bölgelerde de meselelerin çıkmasına neden olduğunu söylüyor.

‘Omurgayı bir arada yakalayan bağların zayıflaması ile omurgaya olan bası çoğalmaya başlar. Sızının nedeni bu baskıdır. Baskı neticesinde omurga arasındaki disk ismini verdiğimiz doku zamanla dışarı doğru kaymaya başlar ve fıtık oluşur’ söylemesini yapan Solmaz, ‘Bel fıtığına neden olan omurgadan dışarı doğru kayan fıtığın operasyon ile alınması demek, bir inşaatı ayakta yakalayan sütundan tuğlanın çıkartılmasına eş. Sütunun ehemmiyetli bir bitirici olan tuğlanın çıkartılması ile zaman içinde tüm yapının bozulmasına taban hazırlanmış olur. Bu noktada fıtığa neden olan bağları kuvvetlendirmek ve kıkırdak yapıyı eksi haline getirmek Proloterapi uygulaması ile olası’ diyor.

Bel fıtığına neden olan doku nasıl onarılıyor

Bedenin tamir sistemini uyararak sızılı, cılız ve işlevini kaybetmiş bölgenin tekerrür daha önceki haline dönmesini sağlayan natürel bir rehabilitasyon tekniği olan proloterapiyi Türkiye’de ilk kere uygulayan Solmaz, bu usul sayesinde bel fıtığına neden olan diske baskı yapan zayıflamış bağları nasıl güçlendirdiklerini şöyle söylüyor: ‘Bir enjeksiyon usulü olan proloterapi uygulamasında bel fıtığına neden olan zararlı doku üzerine, şekerli su karışımının bulunduğu özel bir solüsyon enjekte ediyoruz. Solüsyon sonrası sızıya neden olan zararlı dokuda palavracı mikrop yaradılışı asıllaşıyor. Beden, bu palavracı mikrobu yok etmeye çalışırken aynı zamanda dokunun onarılmasını ve yenilenmesi için süratle iyileştirici hücrelerin çoğalışını sağlıyor. Böylece mikrop yok edilirken zararlı doku da rehabilitasyon edilmiş oluyor.’

Bel sızılarında erken teşhisin hayati ehemmiyet taşıdığını vurgulayan Uzm. Dr. İlker Solmaz ‘Fıtık başlangıç safhasında tespit edilirse omurgaya baskı yapan bağların ve kayan kıkırdak dokunun rehabilitasyonu daha süratli asıllaşıyor. Operasyona gerek kalmadan meseleyi organik olarak çözüyoruz’ dedi.

Çağımızın vebası: Cep boyun hastalığı

Çağımızın vebası: Cep boyun hastalığı

Kent hayatında gün içerisinde en sık şahit olunan görüntü, toplu taşıma vasıtalarında, konutta, dükkanında ya da yolda yürürken dahi cep telefonuna bakan insanlardan oluşuyor. Bu bireylerin büyük çoğunluğu başını elindeki telefona doğru eğerek, büyüklükleri birbirinden değişik ekranlara bakıyor. Oysaki baş ve boyun bölgesini sıradanın dışında kesintisiz aynı pozisyonda yakalamak, sızılara ve ileri vaziyetlerde boyun fıtığına neden olabiliyor.

Cep telefonları tıp dünyasına yeni bir hastalık kazandırdı

Neredeyse her 10 şahıstan biri sıklıkla boyun sızılarından şikayet etmektedir. Olağan pozisyonu ileriye doğru bakmak olan boyun telefon, bilgisayar, tablet, e-okuyucu gibi vasıtaları kullanırken klasik konumundan çoğu zaman uzun müddetliğine çıkarak baş olmaması gereken biçimde omuzlardan ileriye gitmektedir. Özellikle de bu vasıtaların hepsini birden, yoğun biçimde kullanan insanlarda giderek boyun sızıları oluşmaya başlamaktadır. Yabancı literatürde “Text neck syndrome” olarak geçen ve Türkçe “Cep boyun hastalığı” veya “Cep telefonu boynu “ ismi verilen yeni bir hastalık ortaya çıkmıştır. İnsanlar işleri gereği her türlü teknolojik ekrana uzun zaman bakmak ve bu zaman zarfında boyunlarını eğik yakalamak zorunda kalmaktadırlar. Tipik olarak, baş düz yakalandığında yer çekimi boyna güç uygular ve boyun ile düşey düzlem arasındaki açı çoğaldıkça uygulanan güç ölçüyü de çoğalmaktadır.

Bu duruş uyku zamanı hariç tüm güne dağılmış vaziyette

Boynun omuzlardan daha ileride olduğu konumda geçen her gidişat bireyin cep boyun hastalığına bir adım daha yanaşması anlamına gelmektedir. Boynun olağan pozisyonu kulakların omuz merkezleriyle aynı hizada olduğu, boynun eğilmediği bir duruştur. Basmakalıpta başın omuzlara yüklediği bir ağırlık vardır ancak bu cins vaziyetlerde bu ağırlık olması gerekenin oldukça üzerine çıkmakta ve boyna neredeyse 6 kat daha fazla güç uygulanmaktadır. Bugün cep telefonları, tabletler, e-okuyucu makineler artık yalnızca iş zamanı bürolarda değil, iş dışında ve uyku hariç tüm zamanlara dağılmış bir biçimde kullanılmaktadır. Baş bayağıdan fazla bu pozisyonda yakalandığında fazla bir gerilim oluşmaktadır. Bu duruşla fazla zaman geçirmek, omuz etrafı gerginliği, boyunda ve üst sırtta şiddetli sızı, kronik baş sızısı, boyun fıtığı gibi sıhhat meselelerine neden olabilmektedir.

İhtiyat alınmazsa boyun fıtığına neden olabiliyor

Yanlış duruşta telefon ve tablet kullanımı, duruş ve beden mekaniğini negatif etkileyerek boyundaki fizyolojik çarpıklığın deformasyonuna yol açmaktadır. Cep boyun hastalığının şiddeti şahıstan şahsa farklılık gösterebilir. Hafif hadiselerde boyun adalelerinde sızıya, ilerlemiş hadiselerde ise baş sızısı, kollarda karıncalanma ve anlaşma, boyun omuru disk zararlarına yol açabilmektedir. Hatta daha ileri vaziyetlerde omurlar arasındaki diskin dejenere olarak yırtılmasına ve boyun fıtığı oluşmasına neden olabilmektedir.

En sık görülen şikayetler;

– Boyun sızısı

– Sırt sızısı

– Baş sızısı

– Boyun adalelerinde spazm, tetik nokta, gergin bant gibi kulunç eşi sertlikler

– Kollarda üşengeçlik, karıncalanma

– Kamburluk

– Başın bedene ağır gelen hissi

– Gece uyku niteliği düşüklüğü

Cep boyun hastalığı yaradılışını önlemek için dikkat edilmesi gerekenler şöyle sıralanabilir:

Telefonunuzu altta yakalamayın

Boynu öne eğerek değil, gözlerin uygun açıda olduğundan emin olarak telefona bakılmalıdır. Boynu zorlamadan okumayı basitleştirmek için telefonun metin ebadı artırılabilir.

Kollarınızla destekleyin

Telefon masanın üzerinde veya ön kollarla desteklenerek iki elle kullanılmalıdır. Bu mevzuda telefon ve tablet kılıflarından faydalanılabilir.

Mola verin

Uslu telefon üzerinden uzun zaman yazı yazmaktan, uzun evrakları okumaktan veya uzun zaman reyin oynamaktan sakınılmalı, sık sık molalar verilmelidir. İdeal duruşu sürdürmek ve hareket etmek için anımsatıcı kurulabilir.

Dik durun

İdeal duruş korunmalıdır. Baş ve boyun aynı dingil üzerinde, omuzlara olan uzaklığı denk olmalıdır. Omuzlar dik ve natürel pozisyonunda konumlanmalıdır.

Çocuklar ve gençler yüksek tehlike altında

Çocuklar telefon ve tabletlerle çok fazla müddet geçirmektedir. “Cep Boyun Hastalığı” açısından kalıcı duruş bozuklukları büyüyebilmesi sebebiyle çocuklar daha fazla tehlike altındadır.

Esneme ve germe egzersizleri yapın

Uzun zaman aynı pozisyonda kalmak kan dolaşımını da negatif etkilemektedir. Kumpaslı olarak esneme-germe egzersizleri yapmak adale sızılarını rahatlatarak, daha güçlü boyun adalelerine sahip olunmasına destekçi olmaktadır.

İşiniz sizi fıtık edebilir

İşiniz sizi fıtık edebilir

Her yaş grubunda oluşabilen kasık fıtığı karın içi tazyiki artıran; kronik öksürük, KOAH, prostat gelişmesi, kabızlık gibi rahatsızlıklara da taban hazırlayabiliyor. Memorial Ataşehir Sağlık Kurumu Genel Cerrahi Bölümü’nden Doç. Dr. Fatih Taşkesen, kasık fıtığı ve dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

Uzun zaman ayakta kalanlar riskte

Kasık bölgesinde şişlik ve sızı ile kendini muhakkak eden kasık fıtığı, bebeklikten 80’li yaşlara kadar her yaş grubunda görülebilmektedir. Özellikle ağır sporlar yapan, ağır işlerde çalışan veya hoca, kuaför gibi uzun zaman ayakta kalmayı gerektirecek iş kollarında daha fazla ortaya çıkmaktadır. Spor salonlarında ağırlık çalışan veya halter sporuyla ilgilenenlerin bir haylisinde kasık fıtığı oluşabilmektedir.

Kabızlık kasık fıtığına neden

Karın içi tazyikini artıran gidişatlar kasık fıtığını tetikleyebilmektedir. Kronik öksürük, bronşit ve KOAH hastalarında kasık fıtığı büyümesi sıklıkla görülebilmektedir. Prostat hastalarının da idrarını yaparken zorlanması karın içi tazyikini artırdığından kasık fıtığı oluşabilmektedir. Bununla beraber kronik kabızlığı olanların uzun zaman tuvalette kalması ve ıkınması kasık fıtığı için taban hazırlayabilmektedir.

Rehabilitasyonu geciktirmeyin

Kasık fıtığı, iç uzuvların karın duvarındaki cılız noktaya uyguladığı baskı neticeyi oluşmaktadır. Bazı gidişatlarda fıtık boynunun içerisine giren uzuv veya doku geriye çıkamamaktadır. Boğulmuş fıtık olarak adlandırılan bu vaziyet rehabilitasyon edilmediği takdirde karın duvarından çıkan uzvun kan dolaşımının bozulmasına ve kangrene neden olabilmektedir. Hayati riske yol açan boğulmuş fıtıklarda kasıktaki şişliğin üzerinde;kızarıklıklar, renk metamorfozu, morarma, cilt tamlığı bozukluğu alana gelebilmektedir.

Bayanlarda hayati risk daha yüksek

Kasık fıtığı görülme oranı erkeklerde daha fazla olmakla beraber bayanlarda femoral denilen boğulmuş fıtık görülmesi daha sık yaşanmaktadır. Bayanlarda boğulmuş fıtık oranı daha yüksek olduğu için hayati risk daha fazla olabilmektedir. Bu sebeple kasıkta sızı varsa, şişlik eşlik ediyorsa ve bu şişlik 1-2 gün içerisinde geçmiyorsa kesinlikle bir uzmana danışılması gerekmektedir.

Operasyondan sonra konutunuza dönebilirsiniz

Hastaların şikayeti öncelikle kasıkta şişlik ve sızı biçiminde olsa da bazı gidişatlarda şişlik olmadan da sızı yaşanabilmektedir. Sızıya karşın şişlik yaşanmadığı gidişatlarda ultrason desteğiyle tanı netleştirilebilmektedir. Kasık fıtığının rehabilitasyonu cerrahi usuldür. Sarih ya da kapalı başka bir deyişle laparoskopik olarak yapılan operasyon hasta ve hekimin seçimine göre belirlenmektedir.Kapalı usulle yapılan operasyonun ardından hastalar genellikle aynı gün konutlarına dönebilmektedir. Kapalı usulle yapılan kasık fıtığı operasyonunun olağan sarih operasyona göre bazı avantajları bulunmaktadır.

– Kapalı operasyonda yaraların iyileşmesi daha süratlidir.
– Kapalı operasyonda iyileşme süresi daha süratli olduğu için enfeksiyon tehlikeyi daha düşüktür.
– Sarih operasyon sonrasında iz kalma olasılığı bulunmaktadır.
– Sarih operasyonda kapalı operasyona göre daha fazla sızı çekilebilme olasılığı vardır.
– Sarih metotta kullanılan yamanın tepkin vermesi tehlikeyi vardır.
– Sarih ve kapalı operasyonlarda fıtığın yineleme oranı aynıdır.Hastalığın yinelemesinin en ehemmiyetli sebeplerinden biri cerrahi tekniktir. Bu surattan cerrahi teknik ehemmiyetlidir.

Sadece çok büyük, torbaya inmiş fıtıklarda, fıtık kesesini öteki uzuvlardan ayırmak çok güç olduğu için sarih usul seçim edilebilmektedir.

Operasyondan sonra bunlara dikkat edin

– Operasyondan sonra 1 hafta istirahat edilmelidir.
– 1 aya kadar çok ağır materyaller taşınmamalı, market alışverişi sonrası poşetlere dikkat edilmelidir.1 aydan sonra yavaş yavaş sıradan hayata geri dönülebilir.
– Yürüyüş, yüzme gibi sporlar önerilmektedir. Ancak operasyondan 1 hafta sonra yüzülebilir.
– Operasyon sonrası ilk 3 ay, bazı hastalarda yaptığı spora göre 6 ay ağır sporların yapılmaması gerekmektedir.

Bel sızısının sebepleri nelerdir

Bel sızısının sebepleri nelerdir

Bel sızısı, cemiyette en sık görülen ve en sık iş eforu kaybına neden olan sıhhat meselelerinden biridir. Her iki bireyden biri yaşamında en az bir kere ciddi bel sızısı hamleyi geçiriyor. Erişkinlerde ani bir zorlanma ile başlayan bel sızıları sıklıkla birkaç hafta içerisinde kolay rehabilitasyonlarla iyileşiyor ancak yeniden sıklıkla, uygun rehabilitasyon ve önleyici ihtiyatlar alınmazsa yineliyor.

Cemiyette her bel sızısının sebebinin genellikle fıtık olduğuna dair yanlış bir inanış hâkim. Özel Bayındır Kavaklıdere Sağlık Kurumu Fizik Rehabilitasyon ve Rehabilitasyon Kısım Başkanı Prof. Dr. Mahmut Nafiz Akman, bel sızılarını, sebeplerini ve tetikleyen etkenleri anlatıyor.

Fıtık harici bir hayli rahatsızlık bel sızısına neden olabiliyor

Cemiyette yaygın olan inanışın aksine asıl bel fıtığı, bel sızılarının yalnızca ufak bir oranını oluşturuyor. Bunların da çok az bir kısmı cerrahi rehabilitasyon gerektiriyor.

Fıtık harici bel sızısı sebepleri arasında; bele ani yüklenme neticeyi zorlanma, cılız bel-karın adaleleri, obezite, makûs duruş postür, belde kireçlenme, bel kayması, omurilik kanalı daralması, omurganın iltihabi romatizmaları, kemik erimesi, omurlarda çökme kırıkları, bel omurlarının urları, verem/bruelloz gibi enfeksiyonlar ve başta böbrekler olmak üzere iç uzuvlardan kaynaklanan sızıların yansıması sayabiliriz. Natürel kipsikolojik sebepleri ve ikincil hasılatları da göz arkasını etmemek gerekiyor.

Ani başlayan bel sızıları sıklıkla ağır bir cismi kaldırma, ters bir hareket yapma, düşme,ani-şiddetli hapşırık gibi bele yüklenme sonrası görülüyor. Bel etrafı adaleler ve bağlarda ani gerilme ve mikroskopik seviyede kopmaların olduğu bu vaziyette sızı yalnızca bele vuruyor veya hafifçe kalçalar üzerine dağılıyor. Belden başlayıp kalçadan bacağın arda ve ayağa dek uzanan sızılarda ise bel fıtığına bağlı asap kökü baskısı olduğu düşünülmeli. Birliktesi anlaşma, güç kaybı, öksürme-ıkınmayla sızı çoğalışı varsa bu tanıyı destekliyor. Geceleri çoğalan sızılar varlığında ise öncelikle kemik urlarından kuşku edilmeli. Ateş, bol gece terlemesi, halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı gibi bulgular daha çok Tuberküloz ve Bruselloz gibi enfeksiyonların varlığına işaret ediyor. İstirahat sonrası ve sabahları çoğalan sızı ve hareket güçlüğü ise başta ankilozan spondilit olmak üzere omurganın iltihabi romatizmalarını akla getiriyor.

Bel sızılarını tetikleyen etkenler

Mekanik iltihabi veya tümöral kaynaklı olmayan bel sızısı istikametinden bazı bireyler daha fazla tehlike taşıyor. Bu bireyleri; iş gereği ağır kaldıranlar ya da hareketsiz iş ve hayat kumpası olanlar, uzun süreli vasıta kullananlar, fazla kilolular, cılız bel ve karın adaleleri olanlar, uygun olmayan yatakta uyuyanlar, hamileler, bunalım ya da yoğun stres yaşayanlar olarak sıralayabiliriz.

Ağır spor, bel fıtığına neden olabiliyor

Ağır spor, bel fıtığına neden olabiliyor

Bazen hayati tehlike yaratacak kadar ehemmiyetli bir hale dönüşebilen fıtıklar hakkında Acıbadem Kozyatağı Sağlık Kurumu Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Metin Ertem’den bilgi aldık.

Fıtık, karın içi uzuvların kendisini çevreleyen karın çeperinin periton oluşturduğu fıtık kesesi ile beraber, basmakalıp anatomik yapıdan dışarıya çıkması vaziyetine sınıyor. Cemiyette sık görülen meselelerden biri olan fıtığın tek bir rehabilitasyonu var; cerrahi. Sık görülmesi, değişik cinslerinin olması ve laparoskopik fıtık onarım tekniklerin büyümesi bu alandaki eğitimi de ehemmiyetli hale getiriyor. Bu sebeple Acıbadem Kozyatağı Sağlık Kurumu Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Metin Ertem tarafından ilki Mayıs 2018 ayında tertip edilen ve ikincisi de Eylül ayında reelleştirilen International Hernia School İstanbul’da katılımcı cerrahlar yeni teknikler mevzusunda eğitim aldı; katılamayanlar ise tüm ülkelerden izlenen canlı operasyon yayınlarını uzaktan izlediler. Fıtık mevzusunda merak edilenleri de aktaran Prof. Dr. Metin Ertem, fıtığın bir hayli cinsi bulunmakla birlikte en sık tesadüfülenin karın duvarı fıtıkları olduğuna dikkat çekti.

Ağır sporlar fıtığa yol açıyor

Sık tesadüfülen karın duvarı fıtıkları yaradılışında başlıca nedenler var. Bunlar; ağır eşyaları kaldırmak veya taşımak, spor yaparken zorlanmak, kronik öksürük, kronik kabızlık, çok doğum yapmış olmak, işeme güçlüğünün olması prostat hipertrofisi vb yanında geçirilmiş operasyon kesilerinden ortaya çıkabileceği gibi tek başına ileri yaşa bağlı olarak da oluşabiliyor.

Hayati tehlike oluşturabiliyor

Ağır yük taşınması esnasında karın duvarı adaleleri kasılıyor ve karın içi tazyiki çoğalıyor. Doğuştan veya sonradan oluşan faktörlerle zayıflamış olan özellikle göbek ve kasık bölgesinde çoğalan tazyik, yırtılmalara neden oluyor. Daha ileri aşamada fıtık kesesi içine giren uzuvlarda, millet arasında barsak düğümlenmesi denilen ileus büyüyebiliyor. Bu gidişatta fazla kusma, gaz ve dışkı çıkaramama kollanıyor ve vefata kadar gidebilen vakalar birbirini takip edebiliyor.

Erkeklerde daha sık görülüyor

Karın duvarı fıtıkları içinde ise en görüleni kasık fıtıkları. Ülkemizde istatistiksel bir bilgi bulunmamakla birlikte karın duvarı fıtıkları için yapılan cerrahi teşebbüsler öbür cerrahi harekâtlar arasında sık uygulanması açısından ilk sırayı alıyor. Bu fıtıklar arasında yeniden sık görülen kasık fıtığı, bayanlara oranla erkeklerde çok daha fazla ortaya çıkıyor.

Tek rehabilitasyon usulü: Cerrahi

Kasık fıtığının bulgularının kasık bölgesindeki aşikar şişlik, sızı, hareket veya eğilip doğrulma sırasında kasık bölgesinde rahatsızlık olabileceğini vurgulayan Prof. Ertem, tek rehabilitasyon usulünün de cerrahi işlemler olduğunu söylüyor. Prof. Ertem hastaya en az hasar veren ve günümüzde en ideal cerrahi usulün ise ‘Laparoskopik Fıtık Tamiri’ deyim edilen teknik olduğuna değinerek laflarına şöyle devam ediyor: “Laparoskopik fıtık tamiri tekniğinin, öbür fıtık tamir usullerine göre oldukça fazla ve aşikar üstünlükleri mevzubahisidir. Bu usulle yapılan operasyon sonrasında hastalar operasyondan bir gün sonra hatta aynı gün sağlık kurumundan yürüyerek taburcu olabilmektedirler. Hastalar operasyon sonrası daha az sızı dinlemekte ve en ehemmiyetlisi merdiven çıkmak, araba kullanmak, işine erken başlamak, cinsel hayatına tez dönebilmek gibi faal hayatlarına devam edebilmektedirler. Hastalığın yineleme nüks oranı da öbür tekniklere oranla çok daha azdır.”

3 ayrı kasık fıtığı var

Kasık fıtıklarının 3 ayrı tipi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Metin Ertem, bu fıtık cinsleri hakkında şu bilgileri verdi:

İndirekt fıtıklar: Çocuklarda ve gençlerde görülüyor

Sıklıkla doğuştan oluşuyor. Erkek bebeklerde daha anne karnındayken yumurtalıklar testisler karın içerisinden bir kanal eşliğinde alt inmektedir. Yumurtalıkların yerine inmesi bitirildikten sonra bu kanalın kapanması gerekir. Kapanmadığı taktirde ilerleyen yaşlarda ağır kaldırma, spor, öksürme, kabızlık, idrar eforluğu ve zorlanma gerektiren eşi gidişatlarda kapanmayan kanal daha da açılır ve karındaki uzuvlar bu sarihlikten dışarı çıkarlar. Bu tip daha çok çocuklarda ve gençlerde görülür.

Dolaysız fıtıklar: İlerleyen yaşların hastalığı

İlerleyen yaşlarda kollajen birleşimin doku aralarındaki protein kompleksleri zayıflamasıyla oluşan fıtıklardır. Yetişkinlerde görülen bu tip fıtıklar sıklıkla ileri yaşa bağlı olarak karın duvarındaki doku cılızlığı ve birliktesiki karın içi tazyiki artıran nedenlerdir. kronik öksürük, kabızlık, idrar eforluğu, ağır kaldırma-taşıma, kronik sigara içiciliği Karın içi tazyikinin çoğalmasıyla yeniden kasık bölgesinde zayıflamış ve rahatlamış karın duvarından fıtık büyümektedir. Sigara kullanımı ileri yaşlarda görülen fıtıkların hazırlayıcısı olabilmektedir. Sigara, kollajen birleşimini bozarak dokuların mukavemetini eksiltmektedir.

Femoral Fıtık: Sık doğum yapanlarda tesadüfülüyor

Bacak damarlarının yanında yer alan dar bir halkadan çıkan femoral fıtıklardır. Bu tip daha çok bayanlarda, özellikle çok doğum yapanlarda görülmektedir.

Fıtığın sebepleri ve rehabilitasyon usulleri

Fıtığın sebepleri ve rehabilitasyon usulleri

Kasık ve göbek bölgesindeki dokuların cılızlığından dolayı oluşan fıtıklar, sızı ve hareket eforluğu ile kendini gösterebiliyor. Ağır kaldırma, ısınmadan mekik ya da şınav sürükleme gibi sebeplerle tetiklenebilen fıtıklar rehabilitasyon edilmediği takdirde değişik uzuvlara hasar erebiliyor. Memorial Antalya Sağlık Kurumu Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Tolgay Akın, fıtık ve rehabilitasyon usulleri hakkında bilgi verdi.

Çok ıkınmak fıtığa neden olabilir

Karın duvarı fıtıklarının % 90’ını kasık fıtıkları oluşturmaktadır. Fıtık, o bölgede bulunan dokuların cılızlığından dolayı oluşan ve o bölgeye zaman zaman girip çıkan veya statik biçimde bulunup sezilebilen şişlikle kendini gösteren bir rahatsızlıktır. Bu şişlikler ıkınma ile beraber ara ara alana kazanç ve kaybolur. Kasık fıtığı erkeklerde bayanlara göre 7 kat daha sık görülürken, göbek fıtığına da bayanlarda daha sık tesadüfülmektedir. Karın bölgesi fıtıkları; kasık, göbek ve operasyon olmuş hastaların operasyon bölgesinin cılız noktalarından bağırsak gibi karın içi uzuvlarının dışa doğru çıkmasıyla alana kazanç. Fıtık, şişlik dışında sızı ve o bölgede rahatsızlık hissi ile kendini emin eder. Hiçbir bulgu vermeyen fıtıkların teşhis edilebilmesi için tetkik ile beraber karın bölgesine yapılan görüntüleme usullerinden faydalanılmaktadır.

Rehabilitasyon edilmeyen fıtıklar değişik uzuvlara hasar verebilir

Rehabilitasyon edilmeyen karın bölgesi fıtıklarında en kaçınılmaz tehlike, fıtığın aniden o bölgede sıkışmasıdır. Fıtığın oluştuğu bölgede bağırsaklar sıkıştığı takdirde, bu vaziyet hasta için riskli olmakta ve acil operasyon gerektirmektedir. Operasyon edilmeyen fıtıklar, değişik uzuvlara hasar verebilmektedir. İçerideki uzuvlar bu cılız bölgelerden dışarı çıkarak sıkıştığı ve içeri giremediği için uzvun beslenmesi bozulur. Bu vaziyet uzuvların kangren olmasına neden olabilir. Olağanda çok kolay usullerle yapılabilecek bir fıtık operasyonu, geç kalınmış fıtıklarda güçlü hale gelebilmektedir.

Fıtık bu şahıslarda daha sık görülür

– Ağır iş yapanlarda
– Bronşit, astım gibi öksürüğe neden olan kronik hastalarda
– Ağır spor yapanlarda
– Geçmeyen kabızlık şikayeti olanlarda
– Prostatı olanlarda

Operasyon 1 cm’den ufak 3 delikten yapılıyor

Çocukluk çağında görülen göbek fıtıkları kendiliğindene kapanabilmekteyken, ileri yaşlarda alana gelen tüm fıtıklar için tek rehabilitasyon cerrahidir. Karın duvarında reelleşen fıtık operasyonu, 1 cm’den ufak 3 delikten kapalı usulle yapıldığı için hastanın sızısı çok az olmaktadır. Tek taraflı kasık fıtıklarında operasyon süresi 30 dakika iken çift taraflı fıtıklarda da operasyon maksimum 45 dakika devam ettir. Hasta ertesi gün taburcu edilmekte ve günlük yaşantısına rahatlıkla geri dönebilmektedir.

Fıtıktan korunmak için 10 teklif

Fıtıktan korunmak için 10 teklif

Ağır kaldırma, zorlama, kaza gibi fiziksel stresler kadar psikolojik stresin de fıtık yaradılışını tetiklidiğini öğreniliyor. “Bitkin adaleler çevrelerindeki iskeleti iyi yakalayamıyor ve neticede de kıkırdak doku yerinden çıkınca asaba baskı yapmaya başlıyor. Stresli şahısların sızı eşiği düşük olduğundan sızılar daha dayanılmaz hale geliyor.” diyen Dr. Sinan Akkurt kolay ama tesirli 10 teklifi sıraladı.

Dr.Akkurt özellikle fazla duyarlı, mükemmeliyetçi, huzursuz, evhamlı, yoğun çalışan, gelecek evhamı dinleyen ve içe dönük şahısların tehlike taşıdığını belirtirken “Mutlu olduğunuz anları düşünün. Beğenmek için kucakladığınız bir çocuğu ya da hayvanı mesela. Ya da tatilde top oynadığınız, hoplayıp zıpladığınız anları. Bu anlarda değil de daha çok istemediğiniz bir işi yaparken sızılar, yakalanmalar oluşur. Bu bize stresin tesirini gösteriyor” dedi.

Stres idaresini bilin

Cemiyetimizde neredeyse her iki şahıstan birinde görülen bel, boyun ve sırt sızılarının da çoğu defa strese bağlı olarak büyüdüğüne dikkat sürükleyen Dr. Sinan Akkurt, “Stres yönetimi bilinebilir. Bu mevzudaki kitapları okuyun, eğitimlere katılın, stresi idareyebilmek için kesinlikle çabalayın. Gergin insanlar gergin adaleler demektir. Şayet stresle başa çıkmada galibiyetli olamıyorsanız, en azından trajik / külfetli olduğunuz vaziyetlerde yapmanız gereken işleri ertelemeyi sınayabilir, durgunlaşana dek dinlenebilirsiniz. Hayır demeyi hepimiz bilmeliyiz.” diyen Dr. Sinan Akkurt, sanılanın aksine fıtığın yüzme ya da başka bir spor yaparak, kilo vererek ya da ilaç rehabilitasyonu uygulayarak rehabilitasyon edilemediğini, kendi haline vazgeçerek düzelmesinin beklenemeyeceğini belirtti. Kilo vermenin ancak iskeletin taşıdığı yükü rahatlatmaya, yüzmenin de eş biçimde suyun kaldırma gücünden faydalanarak bedeni dinlendirmeye yaradığını söyleyen Dr. Akkurt, “Kilo kontrolu, yüzme verimlidir, ancak fıtığı yok etmez” dedi.

Fıtıktan korunmak için 10 teklif

1- Stresle çaba için kendinize maksatlar koyun; kitaplar okuyun, seminerlere katılın ya da danışmanlık alın.
2- Egzersiz yapın. Hareketsiz bir hayattan netlikle uzak durun.
3- Çantanızı gevşetin. Tek omuzlu çantalardansa sırt çantası seçim edin.
4- Cüzdanınızı arka cebinizde taşımayın, cüzdan arka cebinizdeyken taşıt kullanmayın ve uzun vakit oturmayın.
5- En az 2 cm.lik, en çok 5 cm.lik yükseklikte tabanı olan ortopedik kunduraları seçim edin.
6- Bütün ortopedik yatak ve boyun dayanaklı yastık kullanın.
7- Dik durun. Dik oturun. Dik yürüyün.
8- İş yeri bilgisayarınızı göz hizanızda kullanın, eğilmeyin. Ayaklarınızın altına hafif bir rakım koyun.
9- Islak saçla uyumayın ve saçınızı kurutmadan caddeye çıkmayın.
10- Ağır yük taşımaktan ve ani hareketlerden kaçının.

Aksırmak fıtığa yol açıyor

Aksırmak fıtığa yol açıyor

Bel ve boyun sızısı şikayetleri giderek yaygınlaşırken, gün içerisinde farkına dahi varmadan yapılan bir hayli yanlış hareket bu sızıları tetikleyerek bel ve boyun fıtıklarının yaradılışına taban hazırlıyor. Bunların yanında hareketsizlik, obezite, zekasal yükler, gebelik, ağır yük kaldırma gibi omurgaya hasar veren bir hayli etmen, omurlar arasındaki diskleri zamanla eskitiyor. Bu yıpranmaya bağlı olarak omurgalar içinde tazyiki artıran en küçük ani bir hareketle, aksırma, sert öksürmeyle dahi bel ve boyun fıtığı olma tehlikeyi çoğalıyor. Aksırırken ya da öksürürken dizlerinizi hafif bükmeye, elinizi bir yere yaslamaya dikkat etkeniz gerekiyor.

Yanlış pozisyonda oturma ve beli gözetmeden eğilme gibi günlük yaşamda yapılan bir hayli kusurlu hareketin bel ve boyun disklerine hasar verebileceğini kaydolan Fizik Rehabilitasyon ve Manipülasyon Uzmanı Dr. Ali Şahabettinoğlu, omurga etrafı adalelerinin zayıflamasıyla beraber bel ve boyun sızılarında çoğalış görülmesinin kaçınılmaz olduğunu kaydoldu. Oluşan bu sızıların kronikleşerek yaşam niteliğini düşüreceğini söyleyen Şahabettinoğlu, zamanında konulan erken teşhis ve doğru rehabilitasyonla hayat standartlarının korunabileceğini ifade etti.

Fıtığa elle rehabilitasyon

Sık sık yineliyorsa boyunda ve belde oluşan sızıların hafife alınmaması gerektiğine işaret eden Şahabettinoğlu, boyundan kola ve ele vuran sızı varsa boyun fıtığı, belden bacağa vuran sızı varsa bel fıtığı olma tehlikesinin olabileceğini kaydoldu. Şahabettinoğlu, iyi bir tetkik sonrası konulan teşhise göre uygulanacak doğru rehabilitasyonun ileride oluşabilecek tehlikeleri ortadan kaldırabileceğinin unutulmaması gerektiğini vurguladı.Bursa’daki merkezinde uzun senelerdir uyguladığı manipülasyon elle rehabilitasyon usulü ile bir hayli hastaya şifa veren Şahabettinoğlu, bu rehabilitasyon usulünün Türkiye’de çok az rakamda uzman hekim tarafından öğrenilip uygulandığını belirtti. Manipülasyon rehabilitasyonunun hafif hadiselerde 2-3, orta hadiselerde 4-6, ileri hadiselerde ise 8-10 seans sürdüğünü ifade eden Şahabettinoğlu, rehabilitasyonların ise 3-5 gün aralıklarla uygulandığını belirtti.

Manipülasyon rehabilitasyonu ile fıtığın yüzde 98 oranında yok olduğunu kaydolan Uzm. Dr. Ali Şahabettinoğlu, operasyonun bel fıtığında ayaklarda ilerleyen adale eforu kaybı, idrar-büyük abdest kaçırma şikayeti olan ya da operasyonsuz rehabilitasyona yanıt vermeyen hastalara, boyun fıtığında ise ellerde-kollarda ilerleyen adale eforu kaybı olanlarda ya da operasyonsuz rehabilitasyona yanıt vermeyen çok az rakamdaki hastaya uygulandığına sözlerine ilave etti.

Hareket et fıtık olma

Hareket et fıtık olma

Fizik Rehabilitasyon ve Manipülasyon Uzmanı Dr. Ali Şahabettinoğlu, bel ve boyun fıtığının insanların daha fazla büro stili işlerde çalışmaları ve daha az hareket etmelerine bağlı olarak gitgide çoğaldığına dikkat çekti.

Bel ve boyun bölgesindeki adalelerin zayıfladığını ve bir vakit sonra eklemleri destekleme işlevini yeterince yapamaz hale geldiğini belirten Şahabettinoğlu, “Zamanla bel ve boyundaki omurlara ilave yük binerek omurlar arasındaki diskler yıpranıyor ve bu gidişat bel ve boyun fıtıklarına taban hazırlıyor. Oluşan fıtıklar, ilkin bağlar, asap kökleri, damarlar, omurilik gibi yapılara değip onları irrite ediyor, daha sonra bu baskılar sızı ve anlaşma gibi muayenehane şikayetlere neden oluyor” dedi.

Fıtık olup olmadığınızı hakimiyet edin

“Bel ve boyun sızısı sürüklüyorsanız ve bu sızılarınız 2-3 günden fazla devam ediyorsa, hafif olan sızı şiddetlenirse, ayakta ve bacakta efor kaybı, his eksilmesi, yürüyememe, balanssızlık, idrar, büyük abdest kaçırma gibi vaziyetler ortaya çıkarsa kesinlikle bir fizik rehabilitasyon ve rehabilitasyon uzmanına tetkik olmalısınız” diyen Şahabettinoğlu, erken teşhis ve rehabilitasyon açısından bunun çok ehemmiyetli olduğunu söyledi.

Şahabettinoğlu, “Bel ve boyundan kaynaklanan sızılar, bireyin günlük, sosyal ve iş yaşamını negatif istikamette tesirler ve yaşam niteliğini oldukça düşürür. Yapılan muayene ve iyi bir tetkik neticesinde acilen rehabilitasyona başlanması gerekir” diye konuştu.

Senelerce sızı sürüklemeyin

Bursa’da kendi merkezinde manipülasyon rehabilitasyonunu elle rehabilitasyon usulü senelerdir uygulayan Şahabettinoğlu, dünyada daha çok öğrenilen manipülasyon usulünün Türkiye’de ne yazık ki çok az rakamda uzman hekim tarafından uygulandığını dile getirdi. Operasyona gerek kalmadan hastaları iyileştiren bu usulün bilinip uygulanmasının büyük bir lüzum olduğunu anlatan Şahabettinoğlu, manipülasyon rehabilitasyonunun hafif olaylarda 2-3, orta olaylarda 4-6, ileri olaylarda ise 8-10 seans tatbik edildiğini söyledi.

Fıtığa operasyonsuz çözüm

edildiğini belirten Uzm. Dr. Ali Şahabettinoğlu, bu rehabilitasyon usulünün masaj ile alakası olmadığını, olağan batı tıbbı rehabilitasyonu olduğunu dile getirdi. Operasyonun yalnızca bel fıtığında ayaklarda ilerleyen adale eforu kaybı, idrar-büyük abdest kaçırma şikayeti olan ya da operasyonsuz rehabilitasyona yanıt vermeyen hastalarda, boyun fıtığında ise ellerde-kollarda ilerleyen adale eforu kaybı olanlarda ya da operasyonsuz rehabilitasyona yanıt vermeyen çok az rakamdaki hastada gerektiğine dikkat çekti. Şahabettinoğlu, manipülasyon rehabilitasyonunun bel ve boyun fıtıklarında yüzde 98’lik bir zafer oranına sahip olduğuna sözlerine ilave etti.

Boyun ve sırt fıtığına mikroteknik usulü

Boyun ve sırt fıtığına mikroteknik usulü

“Boyunda omurilik kanalı darlığı hastalığı, öteki ismiyle servikal dar spinal kanal, başka bir deyişle servikal spinal stenoz ve sırtta dar kanal, cemiyette tesadüfülen ehemmiyetli rahatsızlıklardandır” biçiminde söyleme yapan Beyin Omurilik Asap Cerrahı Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan, omurilik kanalı darlığının en sık bel bölgesinde görüldüğünü belirtti.

Boyun ve sırt bölgesi omurilik kanal darlığının ise oranla daha seyrek görüldüğünü dile getiren Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan, bir şahısta boyun fıtığı veya sırt fıtığı ile beraber veya tek başına dar kanal varsa, insanın yaşam niteliğinin düşmekte olduğunu; iş, aile ve sosyal yaşantısının sanki alt üst olabilmekte olduğunu belirtti.

Boyun ve sırt fıtığı bulguları

İçinden omurilik ve asapların geçtiği omurilik kanalı üst üste dizilmiş kemiklerden oluşan, ince, uzun, kıvrımlı bir borudur. Belli bir çapı olan bu kanalın genişliği boyun ve sırt bölgesinde eksilirse, daralmış olan kanal, içinden geçmekte olan omurilik ve asapları basitçe sıkıştırmaktadır. Sonuçta boyun, sırt ve kollarda sızı, anlaşma, tedirginlik, karıncalanma, yürüme bozukluğu, yürürken bir vakit sonra zoraki oturma, idrar ve büyük abdest hakimiyetinin bozulması, kollarda ve bacaklarda eforsuzluk, cinsel işlevlerin negatif etkilenmesi gibi bulgular ortaya çıkabilmektedir.

Teşhis çok ehemmiyetli

Omurilik kanal darlığı teşhisinin doğru olarak konmasının deneyim gerektirdiğini vurgulayan Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan, “Hastanın muayeneleri değerlendirilirken kanal ile ilişkili, kanalı daraltan kalınlaşmış ve sertleşmiş bağ dokuları her zaman dikkate alınmalıdır” dedi. Bazen de dar kanal ile beraber boyun ve sırt fıtığı da bulunabilir. Teşhis ve rehabilitasyonda bu husus gözden kaçırılmamalıdır. Zira rehabilitasyon buna göre değişecektir.

Bir şahısta boyun veya sırt bölgesinde omurilik kanal darlığı varsa, buna ilave olacak ufacık bir boyun fıtığı, sırt fıtığı veya kireçlenme dahi dar kanal içindeki asapları basitçe sıkıştıracağından hastaya büyük ızdırap verebilmekte, muayenehane çok hengameli izleyebilmektedir. Bazen de hastalık suskun bir biçimde ilerlemekte, omurilik kanal darlığı kritik seviyenin altına düştüğünde semptomlar ortaya çıkmakta. Hastalar genelde ileri yaş gruplarında rehabilitasyona müracaat etmektedirler. Bu sebeple omurilik kanal darlığı olan 80 yaş üzerindeki hastalar ile karşılaşılmakta ve gerektiğinde operasyon edilmektedirler.

Fıtık rehabilitasyonu

Boyunda veya sırtta dar kanalı bulunan hastalarda da fizik rehabilitasyon ve öteki cerrahi dışı rehabilitasyon metotları ilke olarak ilk seçimdir. Ancak tecrübeli ellerde usulüne uygun yapılan yeterli bir cerrahi müdahale hastaları hafifletebilmektedir. Bu sebeple uzman hekim operasyona gerek görüyorsa geciktirilmemesinde fayda vardır. Ayrıca işlem ne kadar erken yapılırsa elde edilen neticeler de o kadar gülümseyici olmaktadır. Zamanında müdahale edilmezse hastalık giderek ilerlemekte, zira yıllar geçtikçe omurilik kanalı natürel olarak daha fazla daralmaktadır.

Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan, boyunda omurilik kanal darlığı diye deyim edilen servikal spinal stenoz rahatsızlığının veya sırtta dar kanal operasyonlarının, millet tarafından yeteri kadar öğrenilmemekte olduğunu, sanki bir kabus olarak görüldüğünü vurguladı. Ancak tecrübeli ellerde, mikroteknik ile usulüne uygun yapılan operasyonlarda çok daha gülümseyici neticeler elde edilmektedir.

Mikroteknik usulünün avantajları

Son senelerde, boyun ve sırt bölgesinde omurilik kanal darlığı bulunan hastalarda deneyimli takımımızla rutin uygulama haline getirdiğimiz mikroteknik ile galibiyet oranı normal cerrahiye göre daha yüksektir. Ciltten itibaren mikroteknik ile çalışmak, duyarlı bölgelerde çok ince ve nazik cerrahi aletleri kullanmak hastalar için ehemmiyetli bir kazanım olmaktadır. Harekâtlarda emniyet her şeyden evvel kazanç. Öncelikle hastaya hasar vermemek gerekir. Bu hastalar da tıpkı bel fıtığı işlemlerimizde olduğu gibi tecrübeli ellerde usulüne uygun yapılan operasyonlar sonrasında aynı gün içinde yürüyebilmekte ve ertesi gün taburcu olmaktadırlar. Bu, insanlığa sunulmuş büyük bir nimettir.

Page 1 of 21 2