Gözlerini ovalayanlar dikkat

Gözlerini ovalayanlar dikkat

Hastalığın erken ortaya çıkmasına ve ilerlemesine katkıda bulunan bu tavırdan sakınmak, ileride kornea nakline kadar giden ciddi görme meselelerini önlemeye yetiyor. Hastalık, Türkiye gibi sıcak ve tozlu ülkelerde sık görülüyor.

Keratokonus, gözün şeffaf katmanı korneanın, ilerleyici miyop ve astigmat ile beraber incelme ve sivrileşmesiyle görülen hastalık olarak öğreniliyor. Genellikle ergenlik yarıyılında başlayan hastalıktan hastalar ancak 20’li yaşlarında haberdar oluyor. 20–40 yaş arasında ilerleme gösterip 40 yaştan sonra durağan yarıyıla giren keratokonus, rehabilitasyon edilmezse kornea nakli gerektiren ciddi görme meselelerine yol açıyor.

Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Efekan Coşkunseven, korneanın öne doğru bombeleşmesi ve sivrilmesiyle karakterize, “keratokonus” hakkında şu bilgileri verdi:

“Korneadaki biçim bozukluğu olarak da belirlenen keratokonusun bir hayli sebebi öğrenilmekle beraber, gözün sıkça ovuşturulduğu alerjik göz rahatsızlıkları da hastalığa taban hazırlayabiliyor. Çocukluk yarıyılı alerjik konjonktivitin sık görüldüğü sıcak ve tozlu Türkiye gibi ülkelerde ne yazık ki çok daha sık tesadüfülür. Genetik yatkınlık da mevzubahisidir. Ailede bir keratokonus hastası varsa özellikle dikkat edilmelidir zira keratokonusta genetik etken ehemmiyetli rol oynamaktadır. Göz kaşınması, sert kontakt lens kullanımı gibi etrafsal etmenler de genetik olarak müsait bireylerde bu hastalığın ilerlemesine neden olabilir. Bazen de hiçbir şikâyeti olmayan yalnızca miyopi ve astigmat yanılgısını lazer ile rehabilitasyon ettirmek isteyen hastalara yapılan çok özel muayeneler neticeyi teşhis konulabiliyor. Keratokonustan korunmak için gözünüzü ovuşturmayın, kaşımayın ve kesinlikle her sene genel göz tetkikinizi yaptırın.”

Akdeniz ülkelerinde yaygın

Hastalığın her literatürde 2 bin şahıstan birinde görüldüğünü anlatan Dr. Efekan Coşkunseven, Türkiye gibi sıcak ve alerjinin yaygın olduğu ülkelerde bu oranın çok daha yüksek olduğunu söyleyerek keratokonusun belirli başlı özelliklerini şöyle sıraladı:

“Keratokonus özellikle Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerde yaygındır. Başlangıç düzeyinde keratokonusun görme üzerine negatif tesiri yoktur. Keratokonuslu hastalarda evvel kontrast duyarlılıkları bozulur. Her rengi aynı canlılıkta görme gibi yakınmalar ortaya çıkar. Özellikle gece görmede meseleler yaşanabilir. Keratokonus ilerlemeye başladıkça çoğu hasta araba kullanırken uzaktaki cisimleri net seçemediğini, televizyon izlerken alt yazıları görememeye başladıklarını fark eder. Bazen hastalar göz kapaklarının üstüne değip baskı yaptıklarında ya da göz kapaklarını yana doğru sürüklediklerinde görmelerinin düzeldiğini, daha net görebildiklerini ifade ederler. Gerçeğinde bu ilerleyen keratokonus olaylarının çoğunda tesadüfülen bir belirtidir. Ancak bu geçici bir düzelmedir. Bu biçimde görmeyi sürdürmek olası değildir. Keratokonusun ilerlemesine bağlı olarak hastaların görme hünerleri ileri derecede kaybolur. Görmenin yüzde 95 kaybı anlamına gelen bu vaziyette, hastalar için bir iki metre ötesini görmek imkânsızlaşır. Bu çoğu şahsın kavradığı anlamda âmâlık olmasa dahi yasal âmâlık denilen görmenin ileri derecede düştüğü seviyedir. Tehlike grubuna giren bireyler takip süreci içinde gözlerini asla kaşımamalıdır. Hastalığın genetik esaslarında kornea ile alakalı yapısal bir farklılık yarattığı için gözleri kaşımak, ovalamak, sert baskı yapmak hastalığın ilerlemesine, erken ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu surattan bu tehlike grubundaki şahıslara ve hastalara gözlerini ovalamamaları, kaşımamaları önerilir.”

Keratokonusu durdurmak olası

Bugün keratokonusun ilerlemesini durdurmak için CCL Corneal Cross Linking öteki bir ismiyle çapraz irtibat usulünün kullanıldığı belirten Op. Dr. Efekan Coşkunseven, rehabilitasyon ayrıntılarını şöyle anlattı:

“Bu usulü hastaya uygulayabilmek için kornea kalınlığının 400 mikronun altında olmaması gerekiyor. Dolayısıyla hastanın bu usul için uygun olup olmadığını kornea kalınlığı ölçümü ve topografik tahlillerden sonra karar verebiliyoruz. Kritik olan nokta hastalığın erken tanısı ve sonrasında rehabilitasyon edilmesi. Keratokonusta erken teşhis kornea nakline kadar ilerleyen hastalığın önlenmesi ve hakimiyet altına alınmasında büyük ehemmiyet taşıyor. Dünyagöz, CCL usulünü 2006 senesinden bu yana Türkiye’de ilk kez uygulayan ve şimdiye kadar 1500’ün üzerinde hasta deneyimi olan bir merkezdir.”

Görmeyi artıracak usuller

Keratakonuslu bir hastanın görmesini artırmak için kontakt lens, millete usulü, topografik lazer rehabilitasyonu ve göziçi kontakt lens olmak üzere 4 değişik usulün bulunduğunu belirten Coşkunseven, bu usulleri anlattı:

Kontakt lens: Günümüzde hali hazırda dünyada kullanılan en yaygın usuldür. Ancak sert yapıda olmaları sebebiyle kullanımları hasta için güç olabiliyor. Bunun yerine bir hayli hasta tarafından seçim edilen Clearkone lens olarak adlandırdığımız lensler yumuşak hybrid ve santral korneayı gözetici özel yapısı ile keratokonus hastalarımızda çok galibiyetle uyguladığımız bir rehabilitasyon usulü.

Millete usulü: Kontakt lensi kullanamayan hastalarda müracaat ettiğimiz bir usuldür. Dünyagöz’debugün Intralase Femtosecond Lazer usulüyle kanal oluşturarak 8 saniye takribî 1-2 dakikada bu operasyonu reelleştirmek muhtemeldir. 5000’den fazla millete deneyimimiz var ve bu mevzuda doktorlaraeğitim de veriyoruz.

Topografik lazer rehabilitasyonu: Türkiye’de yeniden ilk Dünyagöz tarafından yapılmıştır. Rehabilitasyonda lazer, keratokonuslu dokudaki harita inceleme edilerek programlanıyor.

Göz içi kontakt lens: Bu rehabilitasyonla -18 numara sferik ve -6’ya kadar astigmat rehabilitasyonu yapılabiliyor.

Keratokonusta en uygun rehabilitasyon kararının hastanın detaylı tetkikinden sonra verilebileceğini belirten Coşkunseven, CCL rehabilitasyonu ile keratokonus hastalığının durdurabileceğini; kontakt lens, millete, topografik lazer, göziçi kontakt lens rehabilitasyonlarının ise görmemizi artırdığını bu sebeple rehabilitasyonda kontakt lens ve CCL ya da millete ve CCL usullerinin bir arada kullanılması gerektiğini vurguladı.

Bu bulgular varsa kesinlikle hekime müracaat etin:

– Gözünüzde devamlı alerji ve kaşıntı

– Kesintisiz ilerleyen miyop ve astigmat

– Gözlüklerinizden bir cinsli hoşnut olamama

– Gözlüğe karşın net görüş elde edememe

– Gece araba kullanırken güçlük sürükleme

Katarakt hakkında öğrenmeniz gerekenler

Katarakt hakkında öğrenmeniz gerekenler

Oftalmoloji göz bilimi alanında dünyanın ehemmiyetli işletmeleri arasında yer alan VSY Biotechnology’nin CEO’su Göz Hekimi Ercan Varlıbaş, dünyada âmâlık sebepleri arasında ilk sıralarda yer alan katarakta ait belirsizleri anlattı. Dr. Varlıbaş, görme hatalarını iyileştirici nitelikli lenslerin kullanıldığı operasyonlar sayesinde hastaların 18 yaşındaki görüş eforuna kavuşabildiğini vurgulayarak mevzuya ait söylemelerde bulundu.

Kataraktın dünyada görülme oranları

Dünya Sıhhat Teşkilatı bilgilerine göre; dünyada varsayımı olarak 85 milyon insanın düşüncesi bozuk, 39 milyonu ise göremiyor. Görüş eforu kaybının yüzde 33’ü katarakt rahatsızlığından kaynaklanıyor. Takribî 20 milyon insan katarakt suratından görme eforunu kaybetmiş. Özellikle düşük kazançlı ülkelerde katarakt âmâlığın en büyük sebebi. Kazanç yükseldikçe bu oran düşüyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde katarakt sebebiyle âmâ olanlar yüzde 5 seviyesinde iken Afrika ve Güney Amerika’nın bazı ülkelerinde bu oran yüzde 60’a çıkıyor. 2020 senesinde dünyada 60 yaş üzeri 54 milyon insanın katarakt dolayısıyla âmâ olacağı öngörülüyor.

Türkiye’de katarakt

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de katarakt çoğunlukla yaşa bağlı olarak büyüyor. İhtiyarlayan popülasyon çoğaldıkça katarakt daha fazla görülüyor. Bunun yanı gizeme gençlerde bazı sistemik meseleler, kafa travmaları, ilaç yan tesirleri, gebelikte anne adayının geçirdiği rahatsızlıklarla muhtelif göz hastalıkları neticesinde katarakt ortaya çıkabiliyor. Türkiye’de her sene takribî 400 bin katarakt operasyonu yapılıyor.

katarakt

Operasyonun zaferi için dikkat edilmesi gerekenler

Türk göz doktorlarımızın dünyadaki meslektaşlarından hiçbir yetersizi yok; çok gayretli ve galibiyetliler. Yenilikleri takip ediyorlar, teknolojik mahsulleri, makineleri kullanma yetileri çok eforlu. Fakat şu anda SGK işlem maliyetlerinin düşük olması, teknolojik lenslere ekstra fiyat tahsisatının olmaması gibi sebeplerden dolayı ucuz, hangi koşullarda üretildiği muhakkak olmayan, niteliksiz lensleri kullanmak zorunda kalan hekimler var. Hâlbuki katarak rehabilitasyonu için gözdeki natürel merceğin cerrahi bir usulle çıkarılmasından sonra yerine takılacak lensin niteliği operasyonun zaferini doğrudan etkiliyor. Dolayısı ile lens yeterli değilse operasyon neticesinde yeterli görme eforuna kavuşulamaz.

Daha evvel niteliksiz Hint-Çin lenslerinin hastalara uygulanmasından dolayı yaşanan kasvetlere şahit olduk. Bu gibi vaziyetlerle karşılaşılmaması için sağlık kurumulara temin edilen mahsullerin standartlarının yetkili makamlarca sorgulanması ve yeterli onayların alınması gerekmektedir.

İlaçlarda geçerli olan tüm teftiş mekanizmaları, iyi yapım prosedürleri sağlık kurumularda kullanılan mahsuller için de geçerli olmalı; sıhhat mahsulleri için sadece CE sertifikası yeterli değildir.

katarakt

Göz hatalarını düzenleyici katarakt lensleri seçim edilmeli

En ideal uygulama; hastanın rahatsızlığı dikkate alınarak göz hatalarını kapatan, yüksek görüş eforu sağlayan teknolojik lenslerin kullanılmasıdır ki bu sayede hasta 18 yaşındaki görüş eforuna kavuşabiliyor. Fakat Türkiye’de henüz yüksek nitelik lens kullanım şuuru büyümedi. Bu surattan çoğu zaman operasyon sonrasında gözde yüzde 100 bir iyileşme sağlanamıyor. Katarakt operasyonlarında hastaya uygun, göz hatalarını düzenleyici lenslerin kullanılması teşvik edilmeli.

Gözlük mü lens mi

Gözlük mü lens mi

Görme bozukluğu olan bireylerin usunda hep aynı sual işareti vardır: Gözlük mü kullanmalıyım, yoksa kontakt lens mi? Her ikisinin de kendi içinde avantaj ve dezavantajlarının bulunduğunu söyleyen Acıbadem Ankara Sağlık Kurumu Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. U. Emrah Altıparmak, “Bu sebeple pek çok birey bazı gidişatlarda lensi, bazı vaziyetlerde de gözlüğü kullanarak her ikisinin de avantajlarından faydalanabiliyor” diyor. Gözlük veya lens kullanımını karşılaştırdığımızda ortaya çıkan neticeleri Prof. Dr. Emrah Altıparmak anlattı.

Gözlük kullanımı basit ve tehlikesiz

Gözlüklerin öğrenilen takribî 900 senelik geçmişine rağmen kontakt lenslerin ortaya çıkışı 1890’lı senelere denk geliyor. Ancak kontakt lenslerin buluş edilmesi ve lazer cerrahinin yaygınlaşmasına karşın gözlüğün hali hazırda yaygın bir görme taşıtı olduğuna dikkat sürükleyen Prof. Dr. Emrah Altıparmak, gözlüğün avantajlarını madde madde şöyle anlatıyor:

– Kullanımı ve alışmasının basit olması,

– Göz sıhhati ve güvenliği açısından ehemmiyetli bir tehlike oluşturmaması,

– Çocuklarda güvenle kullanılabilmesi, bazı göz kaymalarında rehabilitasyon

– İmalinin ucuz, bakımının basit olması,

– Kozmetik emellerle de kullanılabilmesi,

– Hemen her görme hatayı için üretilebilmesi,

– Atletik emelli kullanım için üretilebilmesi sayesinde su sporları dahil pek çok alanda kullanılabilmesi,

– Sahip olduğu filtreler sayesinde görüntü niteliğini iyileştirerek günlük yaşamı basitleştirmesi.

Lenslerin görme açısı geniş ve daha estetik

Kontakt lenslerin, alışması azıcık daha zaman alan ve motivasyon gerektiren bir gereç olduğunu belirten Prof. Dr. Altıparmak, “Kullanımı mevzusunda hijyene özellikle dikkat etmek gerekir. Bunun karşılığında da hem gözlüksüz olmanın getirdiği kozmetik avantaj, hem de daha geniş bir görme açısı sunar” diyor. Prof. Dr. Altıparmak, kontakt lenslerin artı ve eksilerini ise şöyle değerlendiriyor:

Avantajları

– Estetik emellerle gözlük kullanmak istemeyen şahıslar için daha uygun olması,

– Görme açısının geniş olması,

– Buğulanmadıkları için yağmurlu-karlı havalarda ve spor etkinliklerinde daha iyi görüş sağlaması,

– Numara meseleyi olmadığı için istenen stilde güneş gözlüğü ile kullanılabilmesi, numaralı güneş gözlüğüne lüzum dinlenmez.

– Son senelerde geliştirilen astigmat düzenleyici torik ve orta yaşta görülen yakın problemini presbiyopi düzenleyen lenslerin multifokal ortaya çıkması ile daha çok hastaya hitap etmesi,

– Yumuşak lenslerin kullanıma girmesi ile beraber maliyetlerinin düşmesi,

– Günlük kullan-at lenslerin ortaya çıkması ile aynı lenslerin uzun vakit kullanımı sonrası ortaya çıkan mikrop kapma, görmede flulaşma gibi meselelerin eksilmesi,

– Kornea sivrileşmesi olarak öğrenilen ‘keratokonus’ gibi bazı hastalıklarda sert lens veya hibrid yarısı sert- yarısı yumuşak lens kullanımının gözlüğe göre çok daha iyi görüş sağlaması.

– Renkli lensler ile kozmetik olarak başkalaşım sağlaması.

Dezavantajları

– Alışma süresi külfetli olması, takıp çıkarma mevzusunda yetkin oluncaya kadar emin bir vakit gerektirmesi,

– Bakım ve kullanımının itina ve hijyen kaidelerine geçim gerektirmesi; çok kolay olan bu kaidelere uyulmadığı takdirde göz ve özellikle de korneanın mikrop kapması ihtimalinin bulunması, mikrop kapma neticesinde ciddi problemler ve görme kayıpları tehlikesinin bulunması,

– Alerjik yapıda olan bireylerde göz alerjisini tetiklemesi,

– Göz kuruluğuna neden olabilmesi,

– Aylık veya 2 haftalık lens kullanan bireylerin yanlarında devamlı lens solüsyonu ve kabı taşımak vaziyetinde olması.

5 saniyelik görme kaybı dahi ehemmiyetli

5 saniyelik görme kaybı dahi ehemmiyetli

Görme marifetinin aniden kaybolması kuşkusuz ki yaşayan herkes için korkutucu bir tecrübe. Bu vaziyet 5-10 saniye kadar kısa süreli olabileceği gibi kalıcı olarak da devam edebiliyor. Acıbadem Taksim Sağlık Kurumu Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Haluk Esgin, bu sebeple kaybın süresi ne olursa olsun böyle bir vaziyette kesinlikle doktora başvurulması gerektiğine dikkat çekti. Özellikle görme kaybı açısından tehlikeli kabul edilen süratli kilo verenleri ve stres altında çalışanları uyarıyor.

Dünya üzerinde görme kaybı yaşayan bireylerin takribî yüzde 80’inin önlenebilir ya da rehabilitasyon edilebilir olduğu belirtiliyor. Bu tablo, gözde ortaya çıkan her türlü vaziyette süre kaybetmeden doktora müracaat etmenin de zorunluluğunu ortaya koyuyor. Ani görme kaybında olduğu gibi…Her ne kadar görme kabiliyetinde yaşanacak kayıp herkeste evham yaratsa da bazen bu mesele fark edilemeyecek ya da ciddiye alınamayacak kadar kısa süreli olabiliyor. Dolayısıyla zaman kaybedilebiliyor. Ani görme kaybı salt müdahale edilmesi gereken bir mesele olmakla beraber, kalp veya beyin gibi hayati uzuvlarımızdaki problemleri de haber vermesi açısından da ehemmiyet taşıyor.

göz doktoru

Kısa ya da uzun sürmesi ehemmiyetli değil

Ani görme kaybı, görmenin 5-10 saniye kadar kısa süreli veya kalıcı biçimde kaybedilmesi olarak belirleniyor. Kayıp, tam görüş alanını içererek tamamen etraf ışığı söndürülmüş gibi kapkaranlık olabileceği gibi siliklik veya soluk görme şeklinde de yaşanabiliyor. Acıbadem Taksim Sağlık Kurumu Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Haluk Esgin, “Ancak bu noktada sualin şiddeti ya da müddetine bakmayıp zaman kaybetmeden doktor tarafından tetkik edilmesine dikkat etmek gerekiyor” dedi.

Genellikle tek gözle alana geliyor

Ani görme kayıpları, gözü besleyen damar sistemi, görüntüyü beyne götüren görme asabı veya göz içindeki merceğin beslenme meseleleri gibi değişik faktörlerden kaynaklanabiliyor. Genellikle tek gözde alana gelmesine rağmen, dev hücreli arterit gibi bazı damar cerahatlerinde veya sahte içki kullanımında toksik nedenlere bağlı kısa aralıklı olarak her iki gözde de kayıplar yaşanabiliyor. Prof. Dr. Haluk Esgin, iki gözümüz sarihken baktığımızda bir gözde alana gelen kaybı kavramanın çok efor olduğunu belirterek, “Bu sebeple görme seviyeyi bir göz kapatılarak hakimiyet edilmeli. İki göz arasındaki görüntüde bir fark varsa, ortada mesele olduğu anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.

göz

Süratli kilo verenler dikkat

Ani görme kayıpları sıklıkla ileri yaşta görülmekle beraber gençlerde de görme seviyesinde ani eksilmeler yaşanabiliyor. Prof. Dr. Haluk Esgin, özellikle süratli kilo kayıpları sonrasında ya da beden şekillendirme için kullanılan destek mahsullerine bağlı olarak bu meseleyle karşılaşılabileceğine dikkat sürüklüyor. Bu gidişatın, nedeni bütün olarak öğrenilmemekle birlikte, metabolizmadaki farklılığa bağlı görme asabının beslenmesindeki bozulma neticeyi ortaya çıktığı düşünülüyor. Dolayısıyla kesinlikle bir diyetisyen hakimiyetinde ve bedendeki vitamin ve minerallerin takibi yapılarak kilo verilmesi gerekiyor. Bununla beraber yeniden günümüzde yoğun stres altındaki işlerde çalışanlarda da haftalar ya da aylar sürebilen görme eksilmeleri yaşanabiliyor. Gözün damar katmanındaki bölgesel bozulmalara bağlı olarak ortaya çıkan bu vaziyette ise uygun ilaç ve lazer rehabilitasyonlarıyla görmenin tekerrür kazanılması olası olabiliyor. Ayrıca, strese yol açan nedenlerin ortadan kaldırılması hastalığın yinelemesinin önüne geçilebiliyor. Prof. Dr. Haluk Esgin’in verdiği bilgiye göre, bazen kısa süreli kayba yol açan göz damarlarındaki spazm veya kısa süreli tıkanmalar, kalp veya hayati ana damar sistemindeki bozuklukların erken teşhis edilmesiyle rehabilitasyon edilebiliyor. Bu sayede görme kayıplarının da kalıcı hale gelmesi önlenebiliyor.

göz

Beyin hastalıklarının erken yarıyıl bulgusu da olabiliyor

Göz küreleri gerçeğinde beynin bir uzantısı. Bu sebeple bazen flu görme veya renk algısındaki bozulma gibi bulgular görme asabının etkilendiğini de gösterebiliyor. Dolayısıyla MS multipl Skleroz gibi bazı beyin hastalıklarının görmede oluşabilecek bu farklılarla erken yarıyılda tespit etilmesi olası olabiliyor. Bu vaziyette, birkaç hafta içinde görme yavaş yavaş kendiliğinden düzelebiliyor. Ancak saldırılar halinde yineleyen kayıplara bağlı görmede kalıcı eksilme büyüyebilirken, MS rehabilitasyonu altında görme kaybı hücumlarının yasaklanması olası olabiliyor.

görme bozukluğu

Erken yarıyılda rehabilitasyonla görmeyi geri döndürmek olası

Işık çakması veya gözde uçuşmalarla ortaya çıkan, üst veya alt bölgedeki perdeli görme, göz katmanlarında bir yırtılma veya ufalamanın habercisi olabiliyor. Böyle vaziyetlerde de erken yarıyılda lazer rehabilitasyonu veya geç yarıyılda yapılacak cerrahi teşebbüslerle kalıcı görme kayıplarını önlemek olası olabiliyor. Yeniden göz içi kanamaları yaşayan diyabet hastalarında da ortaya çıkabilecek ani görme kayıplarında da lazer ve cerrahi rehabilitasyonlarla görmeyi geriye döndürülebiliyor.

İleri yaşlardaki ani görme kayıplarında ise genellikle nedenin damar tıkanıklıkları olduğunu andırdıran Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Haluk Esgin, bu hastalar için rehabilitasyon yaklaşımı mevzusunda şunları anlattı: “Gözün ana arter sistemindeki tıkanmalarda erken yarıyılda süratli rehabilitasyon fayda getiriyor. Toplar damar tıkanmalarına bağlı eksilmede ise, göz içine enjeksiyonlarla hem görme eksilmesini yavaşlatmak, hem de gözün ilerde sızılı, hiç görmeyen bir göz olmasının önüne geçmek olası olabiliyor.”

Fazla kilolar göz sıhhatini da negatif etkiliyor

Fazla kilolar göz sıhhatini da negatif etkiliyor

Göz hastalıklarıyla kilonun ne alaka diye düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Fazla kilonun neden olduğu sıhhatini de yakından etkilediğini söyleyen Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Füsun Uzunoğlu, “Kilo aşırılığı insanları genellikle estetik açıdan endişelendirse de başta kalp, damar ve diyabet hastalıklarının yanı sıhhatinde de ciddi zararlara neden olabiliyor” diye konuştu.

Fazla kilonun yaş fark etmeksizin insanları bir dizi hastalık yumağına maruz vazgeçtiğini belirten Op. Dr. Füsun Uzunoğlu, kilo hakimiyetinin ehemmiyetini vurgularken dikkate alınması gereken hastalıkları şu biçimde sıraladı:

Uyku apnesi

Göz sıhhatini tehdit eden ve kilo kaybı ile hakimiyet altına alınabilecek hastalıkların başında uyku apnesi geliyor. Solunum duraklamaları ve uykuda yeterince oksijen alamama olarak ortaya çıkan uyku apnesi; bitkinlik, odaklanma bozukluğu ve kilo alımıyla beraber uyku sırasında geçirilebilecek kalp krizi gibi ciddi tehlikelere yol açabiliyor. Ayrıca uyku apnesi olan hastalarda göz kapaklarındaki gevşekliğe ve gözün sarih kalmasına bağlı olarak gözün şeffaf katmanında alana gelen tahrişler özellikle sabahları şiddetli göz sızısına neden olabiliyor.

Uyku apnesi ayrıca glokoma göz tansiyonu ve görme merkezinde akışkan birikmesi biçiminde kendini gösteren bir ağ tabaka hastalığına da yol açabiliyor. Bu akışkan birikmesi 1,5 ay içinde kendiliğinden geçebileceği gibi daha uzun da sürebiliyor. Bu süreçte hastanın takip edilmesi ve gerekirse ilaç, lazer gibi rehabilitasyonlarla kalıcı görme kaybının yasaklanması ehemmiyetlidir.

Palavracı beyin uru

30 yaş etrafındaki kilolu bayanlarda görülen ve yeniden kilo kaybıyla hakimiyet altına alınabilen bir öbür ehemmiyetli hastalık palavracı beyin urudur. Hastalık şiddetli baş sızısı, çift görme, bulantı ve kusma gibi kafa içi tazyik çoğalışına bağlı şikâyetlerle ortaya çıkabilir. Palavracı görme asabı şişmesi ya da palavracı palavracı beyin uru ismini alan ve beyin için rastgele bir riski bulunmayan hastalık, gelip geçici görme kayıplarıyla ilerleyerek kalıcı görme kaybına neden olabiliyor. Kilo kaybı, bulguların düzelmesinde oldukça ehemmiyetlidir. Ancak görme kaybı riski olan hastalarda ilaç ya da operasyon düşünülmelidir. Bu hastalık; kortizon, antibiyotik kullanımı, hormonal nedenler ve kanda yüksek kalsiyum gibi faktörlere bağlı olabileceği için o hastalıkların da incelenmesi ve rehabilitasyon edilmesi gerekebiliyor.

Hipotiroidi

Tiroid bezinin az çalışması olarak öğrenilen Hipotiroidi, hastalarda metabolizmayı düşürerek kilo almaya yol açan bir hastalıktır. Bu hastalarda özellikle göz kapaklarında şişlik ve gözlerde kuruluk şikâyetleri ön tasarıya çıkmaktadır.

Diyabet

Dünyada âmâlık sebepleri arasında birinci sırada gelen diyabet, kiloyla el ele giden bir hastalıktır. Özellikle göbek etrafı-belde kalınlaşmayla ve iç uzuv yağlanmasıyla beraber olan bu hastalık, kalp damar problemlerine, bunlar da gözün ağ tabaka katmanında görme işlevini sağlayan, asap ve damarlardan oluşan katman damarlarda bozulmalara, tıkanmalara ve kanamalara yol açabiliyor. Günümüzde rehabilitasyon imkânları çoğalmış olsa da geç kalınan hadiseler görme kaybıyla sonlanabiliyor. Öbür hastalıklarda olduğu gibi bu hastalıkta da birinci rehabilitasyon basamağı, yürüyüş gibi aerobik egzersizler ve perhizdir. Erken teşhis edildiğinde ve yaşam stili değiştirildiğinde, diyabet ve ilaç kullanımı mukadderat değildir. Ne yazık ki bir hayli hasta, genetik ve yaşı mazeret ederek, hastalığa teslim olmaktadır.

Kuru göz hastalığının nedenleri ve tedavisi

Kuru göz hastalığının nedenleri ve tedavisi

Kuru göz, gözyaşının yetersizliği durumu olarak açıklanır. Gözyaşı tabakası, hemen göz üzerine yayılan bir mukus tabaka, ortada sulu tabaka, ve en dışta yağlı (lipid) tabakalardan oluşur. Bu üç tabakadan herhangi birinin eksikliği veya bozukluğu, kuru göz şikayet ve bulgularının ortaya çıkmasına neden olur.

Gözlerde kuruluk hissi, yanma, batma, yabancı cisim hissi, kızarıklık, rüzgar veya sigara dumanından rahatsızlık, göz çevresinde mukus iplikçiklerin oluşması, ve/veya kontakt lens kullanmakta zorluklar kuru göz hastalarında görülen şikayetlerdir…

Kuru göz nedenleri

Gözyaşı salgısı, erkek ve kadınlarda, ilerleyen yaşla birlikte azalır. Ancak, kuru göz, özellikle menopoz sonrası kadınlarda sık görülür. Bunun dışında, idrar söktürücü, tansiyon düşürücü, anti-allerjik, anti-depresan ilaçlar, uyku ilaçları ve alkol de göz kuruluğuna neden olabilir.

Ciddi kuru göz, ağız kuruluğu ile birlikte giden Sjögren Sendromu ile birlikte olabilir. Bu durumda, hastalarda, sıklıkla eklem romatizması olmak üzere, tüm vücut sistemlerini tutan bir immün disfonksiyon veya bağ dokusu hastalığı mevcuttur. Bunların dışında kimyasal yanıklar, cerrahiler ve daha birçok hastalıkların yanında da kuru göz görülebilir.

Kuru göz tanısı nasıl konulur

Göz doktoru tarafından yapılan basit bir göz muayenesi ile kuru göz tanısı kolayca konulabilir. Hastanın öyküsü de tanı konulmasında oldukça yardımcıdır. Bunun dışında, gözyaşının özel boyalarla boyanması veya ‘gözyaşı şeritleri’ ile gözyaşı miktarının tayini de tanıda kullanılabilecek basit testlerdir.

Kuru göz tedavisi

– Gözü nemli tutabilmek için, gözyaşının yerini tutan birçok yapay gözyaşı damlası ve jeli bulunur. Yapay gözyaşını günde 4-5 kezden daha sık kullanma ihtiyacını hisseden hastalar için koruyucu madde içermeyen, tek kullanımlık yapay gözyaşı preparatları bulunuyor. Bu tek kullanımlık damla ve jeller, gün içerisinde ihtiyaç duyulduğunda kullanılabilir.

– Kuru gözde diğer bir yaklaşım ise mevcut gözyaşının korunması… Gözlük kenarları kapatılabilir veya yüzücü gözlükleri kullanılabilir.

– Kuru göz hastaları için özellikle geceleri uyudukları odanın nemlendirici cihazlarla nemlendirilmesi de faydalıdır.

– Yine mevcut gözyaşını korumak amacıyla, gözyaşını gözden uzaklaştıran küçük kanalcıklar, göz doktoru tarafından, basit bir işlemle geçici ya da kalıcı olarak kapatılabilir.

– Bunların dışında gözyaşı yapımını artıran birtakım ilaçlar da mevcuttur. Ancak, aynı zamanda salya yapımını da artıran ve terleme, bulantı, kalp çarpıntısı gibi yan etkileri olabilen bu ilaçlar ancak doktor denetimi altında kullanılabilirler.

Göz sıhhatiniz için vitamin koşul

Göz sıhhatiniz için vitamin koşul

“Vitaminler yalnızca bedeninize veya cildinize değil, gözlerinize de bereketli” diyen Göz Sıhhati ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Azası Fatih Atmaca, “Bedenin gereksinimi olan vitaminlerin yeterli ölçüde ve uygun zamanda alınması, ileride yaşa bağlı oluşacak olan göz hastalıklarına karşı da gözeticilik sağlar” diyor. Göz sıhhatiniz için pek çok bereketi bulunan vitaminleri, Dr. Öğr. Azası Fatih Atmaca anlattı…

A vitamini

A vitamini ya da retinol beceriksizliğinde, gece âmâlığı ismi verilen gece görememe meseleyi oluşur. A vitamini ise, gözün gece görüşünü güçlendirir. Yeterli ölçüde A vitamini alınmazsa; gece âmâlığı, gözyaşının eksilmesi ve kornea katmanında meseleler büyüyebilir. A vitamini; yeşil ve sarı renkli sebzeler ile meyvelerde, yumurta, süt gibi hayvansal gıdalarda, karaciğer, portakal, havuç, patates, ıspanak, karalahana, mango, kavun gibi yiyeceklerde bulunur.

B2 vitamini

B2 vitamini beceriksizliğinde; gözlerde yanma ve ışığa karşı hassasiyet hatta katarakt yaradılışı görülebilir. B2 vitamini başka bir deyişle riboflavin; gözde katarakt oluşmasını manilerken, göz bitkinliğini gevşetip migren hücumlarını eksiltmeye de dayanakçı olabilir. B2 vitamini özellikle et, karaciğer, tavuk, balık, yeşil yapraklı sebzeler, baklagiller, hububatlar, yağsız süt, yoğurt, yumurta sarısı, peynir, papatya, ısırgan otu, isme çayı, brokoli ve ıspanakta bulunur.

C vitamini

C vitamini, güneş ışığına karşı koruma sağlayarak katarakt oluşumunu yasaklayabilir. Ayrıca yeterli ölçüde C vitamini alınması, şeker hastalığına bağlı büyüyen ve gözün asap ve damarlarında oluşan harabiyeti önlemeye dayanakçı olur. Zira C vitamini, yüksek kan şekerinin yan tesirini önleyici tesire sahiptir. C vitamini, taze meyve ve sebzelerin hemen hemen bir haylisinde bulunur. Özellikle kuşburnu, bilye limonu, portakal, greyfurt, Frenk üzümü, yeşilbiber; en ehemmiyetli C vitamini kaynaklarındandır.

E vitamini

E vitamini, alfa tokoferol tipi bir antioksidandır; başka bir deyişle alfa tokoferol beden için hasarlı olan zehirli maddelerin atılımına dayanakçı olur. E vitamini güzergahından zengin yiyecekler; tereyağı, kırmızı et, ıspanak, brokoli gibi yeşil yapraklı sebzeler, kivi, mango, muz, zeytinyağı, ayçiçeği yağı, ayçiçeği, ceviz ve bademdir.

Çinko

Çinko, görme hünerinin geliştirilmesi açısından son derece ehemmiyetlidir. Ayrıca göz yaralarını önlemek için de lüzumludur. Çinko; tavuk, yumurta sarısı, süt ve süt mahsulleri, peynir, balık, patates, ceviz, badem, arpa, kuru fasulye, lahana, ay çekirdeği, karaciğer, kuzu eti, sığır eti, kepekli ekmek ve hububatlarda bulunur.

Magnezyum

Magnezyum noksanlığı olan şeker hastalarının ağ tabaka bölgesinde ehemmiyetli meseleler büyüyebilir zira magnezyumun kan şekerini tertip edici özelliği vardır. Kuru yemişler, kuru baklagiller, ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzeler, bütün hububat, yer fıstığı, peynir, tavuk, biftek, patates, portakal, domates, soğan, yoğurt, havuç, kereviz, marul, pırasa, incir, üzüm, hurma ve çavdar; magnezyum kapsayan yiyeceklerin başında kazanç.

Omega

Omega 3 ve Omega 6; göz asaplarının gelişiminde büyük ehemmiyet taşır. Yapılan çalışmalar; Omega 3 ve Omega 6 yağ asitlerinin göz kuruluğunu eksilttiğini ortaya çıkarmıştır. Omega 3, keten tohumu, balık, cevizde bulunurken; darı özü, soya ve ayçiçeği yağından ise Omega 6 yağ asitleri alınabilir.

Katarakt hakkında merak edilen her şey

Katarakt hakkında merak edilen her şey

Kataraktın olgunlaşması, kalınlaşması için beklenilmesi gerektiği inancı günümüzde artık geçerli değildir. Zamanında müdahale edilmezse göz tansiyonuna neden olur ve görme yetinizi kaybetmenize yol açabilir.

İşte Doç. Dr. Volkan Hürmeriç’in katarakt hakkında söyledikleri:

Katarakt nedir

Göz içerisinde bulunan lens resim makinasındaki mercek gibi odaklanmayı sağlamaktadır. Katarakt ismini verdiğimiz hastalık gözün transparan lensinin transparanlığını kaybetmesidir. Bu vaziyeti buğulanmış sırçaya benzetebiliriz. Yeni doğan bebekler dahil olmak üzere katarakt her yaşta görülebilmektedir. Dünyada en fazla görülen rehabilitasyon edilebilir âmâlık nedenidir.

Kataraktın bulguları nelerdir

Başlangıç yarıyılında katarakt rastgele bir şikayet oluşturmayabilir bu sebepten dolayı 45 yaşından sonra herkesin senelik göz hakimiyeti yaptırması gerekir. Zaman içerisinde görme seviyesinde eksilme ve görme netliğinde bozulma oluşur. Aydınlık civarda ya da karşıdan araba farları gibi parlak bir ışık geldiğinde görme daha fazla bozulabilir. Bazı katarakt hastaları yakını daha iyi görmeye başlarlar. Bunun nedeni hakikatinde gözlük hatasının başka bir deyişle refraksiyonun miyopa doğru değişmesidir ve sıhhatli bir vaziyet değildir.

Kataraktın sebebi nedir

Göz içerisinde bulunan merceğimiz proteinlerden oluşmaktadır. Yaşla beraber lensteki proteinlerin yapısında bozulma alana gelmekte ve transparanlığını kaybetmektedir. Yaşın haricinde katarakta alttaki hastalıklar da yol açabilmektedir. Sigara kullanımı, ailede katarakt öyküsü, şeker hastalığı, obezite gibi metabolik hastalıklar, hipertansiyon, gözün travmaya maruz kalması, göz içi irini başka bir deyişle üveit gibi hastalıklar geçirmek, hap veya damla biçiminde kortizon kapsayan ilaçların uzun sure kullanımı, güneş ışığına uzun müddet gözetmesiz biçimde maruz kalma ve daha evvel göz operasyonu geçirmiş olmak nedenler arasındadır.

Katarakt tanısı nasıl konur

Göz tetkiki yapılarak tanı konabilmektedir. Yapılan tetkikte görme kaybına neden olabilecek öbür hastalıklar ayırt edilir.

Katarakt nasıl rehabilitasyon edilir

Kataraktın tek rehabilitasyonu cerrahidir. Rastgele bir ilaçla, perhizle, egzersizle, gözlükle katarakt rehabilitasyon edilmemektedir. Katarakt işlemi esnasında 2 mm genişliğindeki giriş yerleri kullanılmaktadır. İşlem 7-10 dakika arası bir sure almakta ve hastalarımız bu sırada sızı sezmemektedir. Anestezi damla ile yapılmakta, iğne netlikle uygulanmamaktadır.

Ne zaman operasyon olmak gerekir

Katarakt operasyonu için hastalığın için iyice olgunlaşması gerektiği görüşü günümüzde geçerliliğini kaybetmiştir. İşlem esnasında kullanılan aygıtlar ve göz içi mercek teknolojisinde sağlanan büyümeler sebebiyle daha erken yaşlarda katarakt işlem uygulanmaktadır.

Katarakt operasyonundan ne beklenir

Katarakt operasyonu için sağlık kurumunda uyumanıza gerek yoktur. Hastalar operasyon sabahı muayenehanemize geldikten sonra öğleden sonra taburcu edilmektedir. Harekâtın ertesi günü hastalarımız banal yaşamlarına geri dönmektedir.

Göz hastalıklarında doğru öğrenilen yanlışlar

Göz hastalıklarında doğru öğrenilen yanlışlar

Göz sıhhati ve hastalıkları mevzusunda doğru olduğuna inanılan pek çok yanlış bilgi ulus arasında dilden dile geziyor. Doğru öğrenilen yanlışlar zaman zaman hastalıkların erken teşhis edilmesini yasaklıyor, rehabilitasyonların galibiyetini de negatif etkileyebiliyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Yard. Doç. Dr. Başak Bostancı, göz hastalıklarında en yaygın olan yanlış bilgileri sıraladı, doğrusuna söyledi. Bostancı, kumpaslı göz tetkiki ile hastalıkların erken teşhis edildiğine, rastgele bir rahatsızlık vaziyetinde ise tanıdığa danışmak yerine en kısa zamanda hekime müracaat etilmesi gerektiğine dikkat çekti.

İşte göz hastalıklarında doğru öğrenilen yanlışlar…

Yanlış: Bebeklerin ancak çocuk hekimleri tarafından zorunlu görülür ise göz tetkiki olmaları gerekir.

Doğru: Bebekler doğumdan hemen sonra ve bir yaşında iken göz hekimi tarafından tetkik edilmeli ve bebeklik çağında görülebilecek göz hastalıklarının, kayma veya kırma yanılgılarının olup olmadığı değerlendirilmelidir.

Yanlış: Gözde yanma, kaşıntı, kuruluk gibi şikayetler olması vaziyetinde, yapay göz yaşı preparatları satın alınarak kullanılabilir. Göz hekimine müracaat etmeye gerek yoktur.

Doğru: Her ne kadar göz kuruluğu cemiyette sık görülen bir vaziyet olsa da, gözlerde yanma, batma, kaşıntı ile izleyebilecek pek çok değişik göz hastalığı bulunmaktadır. Alerjik konjonktivitlerden kornea irinlerine kadar değişebilen bu pek çok değişik gidişatın tanı ve rehabilitasyonu ancak göz hastalıkları doktorunca yapılacak tetkik ile olasıdır. Yapay gözyaşı kullanarak gözdeki bu rahatsızlıkların geçmesini beklemek, rehabilitasyona başlamayı geciktirebilir ve bu hastalıklar daha sonra rehabilitasyon edilde dahi doku bozukluğu kala öğrenir.

Yanlış: Katarakt yaşlıların hastalığıdır.

Doğru: Yeni doğan bebeklerden ileri yaşlara kadar her yarıyılda görülebilecek bir vaziyet olan katarakt, gözümüzün içinde yer alan natürel merceğimizin şeffaflığını yitirmesine verilen isimdir. Bebeklerde anne karnında geçirilen enfeksiyonlar, genetik veya metabolik hastalıklar bu gidişata neden olabilirken; yetişkinlikte bazı ilaçların kullanılması, travmalar, sistemik hastalıklar ve ışın maruziyeti gibi gidişatlar ileri yaşlardan evvel kataraktın oluşmasına neden olabilir. Kataraktın tanı, takip ve rehabilitasyonunun mevzunun uzmanı bir göz doktorunca yapılması gerekmektedir.

Yanlış: Gözlük takmak gözü üşengeçleştirir!

Doğru: Özellikle çocukluk çağında doğru tetkik ile verilmiş gözlüklerin kullanımı ambliopi ismini verdiğimiz göz miskinliğinin önlenmesi ve rehabilitasyonunda ehemmiyetlidir. İleri yaşlarda da hastaya uygun olarak reçete edilmiş gözlüklerin kullanılması gözün miskinleşmesine neden olmadığı gibi, iyi görme aşikarlığı sağlayarak hastalarda ense, şakak ve göz sızılarının önüne geçilmesini sağlar.

Yanlış: Göz tansiyonu gözlerde sızı yapar!

Doğru: Bir kaç değişik tipi olan glokom hastalığı ya da ulus arasında öğrenilen ismi ile göz tansiyonu, çok az belirti veren sinsi bir hastalıktır. Genellikle göz hekimleri tarafından rutin tetkik esnasında şüphelenilerek yapılan muayenelerde ortaya konur. Özellikle periferiketrafsal görme daralması yapacağından görme azlığı hasta tarafından fark edilmez. Bu nedenle özellikle ailesinde glokom hastalığı bulunan şahıslar, yüksek kırma yanılgıyı olan fertler ve şeker hastalığı, kalp-damar rahatsızlıkları olan bireylerin senede bir kere glokom açısından değerlendirilmeleri gerekmektedir.

Yanlış: Çocukların güneş gözlüğü takmasına gerek yoktur!

Doğru: Ultraviyole ve mavi ışın ismi verilen yüksek enerjili görünür ışınlar bebeklikten yaşlılığa her ferdin göz sıhhati açısından risk talep eder. Bu cins hasarlı ışınlar katarakttan makula sarı kir yozlaşmalarına pek çok hastalığa neden olabilmektedir. Çocuk gözünün natürel merceği, daha transparan oluşu nedeni ile yetişkinlik çağına göre UV ışığın daha az ölçüsünü bloke eder. Bu nedenle görmemizi sağlayan asap katmanı olan ağ tabakaya erişen ışık ölçüyü yetişkinlere göre daha fazladır. Tüm bu etmenlere ek olarak çocukluk çağında fertlerin dış civarda geçirdiği zamanın pek çok yetişkinden fazla olduğu da göz önüne alınırsa, çocuklarımızın gözünü güneşten gözetmenin ne denli ehemmiyetli olduğu anlaşılacaktır.

Yanlış: Gözler yorulduğunda dinlendirici gözlük kullanmak gerekir!

Doğru: Tıbbi olarak dinlendirici gözlük diye bir kavram yoktur. Bu, genellikle ulus arasında düşük numaralı gözlüklere verilen bir addır. Ancak gözlük takması zorunlu olan bir hastaya doğru tetkik ile verilmiş bir gözlüğün hastalarda ense, şakak ve göz sızılarının önüne geçerek hayat konforunu çoğaldıracağı da ortadadır. Burada ehemmiyetli olan husus gözlüğün yalnızca kırma yanılgıyı veya kayma vb. problemleri olan şahıslarca doğru tetkik sonrası alınmasının lüzumluluğunun usta yakalanmasıdır.

Yanlış: Göz kuruluğu yaşayan şahıslar ağlayamaz, gözde sulanma olmaz!

Doğru: Gözyaşımızın yapımı refleks ve bazal yapım dediğimiz iki usulle olmaktadır. Yeniden göz kuruluğuna neden olabilecek hastalıkların bir kısmı göz yaşı yapımının noksan olması nedeni ile ortaya çıkarken bir kısmı ise imalin sıradan olması ancak göz yaşının süratli buğulaşması ile ilişkilidir. Tüm bu etmenler göz önüne alındığında, göz kuruluğu yaşayan insanların da ağlayabileceği, zaman zaman gözlerinde sulanma olacağı anlaşılabilmektedir.

Yanlış: Bebeklerde gözde sulanma sıradandır ve rehabilitasyonuna gerek yoktur!

Doğru: Doğduğu andan itibaren gözde sulanma yaşayan bebeklerde en sık karşılaştığımız neden gözyaşı kanallarının tıkanıklığıdır. Rehabilitasyonunda ılık pansuman ve kanal açıcı masajın günlük olarak yapılması ve zorunlu görülen gidişatlarda damla biçimindeki antibiyotik formlarının kullanılması gerekebilmektedir. En ehemmiyetli nokta doğumdan sonra görülen sulanmanın gözyaşı kanalı tıkanıklığına mı yoksa ender görülen başka doğumsal/edinsel göz hastalıklarına mı bağlı olduğunun serilikle ortaya konmasıdır. Bu nedenle gözlerinde sulanma olan bebeklerin göz hekimince müddet kaybedilmeden tetkiki gerekmektedir.

Havuza girerken göz sıhhati için alınacak ihtiyatlar

Havuza girerken göz sıhhati için alınacak ihtiyatlar

Çocuklar bol güneşli günlerde serin sularda oynamanın tadını doyasıya çıkarırken, ebeveynlerin dikkat etmesi gereken noktalardan biri de göz sıhhatleri… Seiko Optik Türkiye Göz Sıhhati Danışmanı Op. Dr. Özgür Gözpınar, deniz ve havuz kullanımı sırasında çocukların göz sıhhatinin korunması için alınacak temkinlere değiniyor.

Havuz suyundaki kloramin, gözlerde alerjiye neden olabiliyor

Yaz tatili denilince çocukların en büyük cümbüşü deniz ve havuz kenarlarında zaman geçirmek. Güneş ve tuzlu su fiziksel gelişimleri için fayda sağlarken, göz sıhhatlerini tehdit edebiliyor. Denizde tuzlu su, havuzda klor ve değişik kimyeviler gözlerde alerjiye neden olabiliyor. Havuzda alerji oluşturan klorun kendisi değil yağ, leke ve idrarla temasından oluşan kloramin oluyor. Havuzların PH bedelleri genelde 7,2- 7,8 arasında olduğunu belirten Op. Dr. Özgür Gözpınar, “PH kıymetinin 7,2 altına düşerek asidik tarafa kayması da gözlerde tahriş yapabiliyor. Ayrıca çocuklarınızı güneşin hasarlı ışınlarından gözetmek için sürdüğünüz güneş kremleri, istemeyerek de olsa kimyevi alerjik konjonktivit oluşturabiliyor. Çocuklar, suratlarında güneş kremi varken gözlerini ovalayarak kremi gözün içine taşıyarak, alerji tehlikesini artırabiliyor. Bu gibi gidişatlarda göz, su ile bol bol yıkanmalı.” diyor.

Güneş gözlüğü ve siperli şapka kullanımı çok ehemmiyetli

Güneşderi gelen UV ışınları cildimize olduğu kadar gözlerimize de hasarlı tesirlerde bulunabiliyor. Özellikle çocukların cildi ve gözleri daha duyarlı olduğu için, bu ışınlardan daha fazla etkileniyor. Güneş ışınlarına dolaysız maruz kalmak katarakt, sarı nokta hastalığı maküla bozukluğu ve kuş kanadı pterjium gibi göz hastalıklarına yol açabiliyor. Op. Dr. Gözpınar, “çocuklarda deniz ve havuz kullanımı hakimiyetli yapılmalı. Ebeveynler çocukları ile suda geçirecekleri zamanı doğru ayarlamalı. Sudan yansıyan ışınların UV tesiri daha da fazladır. Özellikle güneş ışınlarının dik geldiği 10:00-16:00 saatleri arasında güneşlenmekten ve su kenarında reyin oynamaktan sakınılmalı. Ebeveynler, çocuklarının surat yapılarına uygun %100 UV filtreli güneş gözlüğü ve siperli şapka ile güneş ışınlarının hasarını en aza indirmeli.” diyor.

Page 1 of 31 2 3