Bitter çikolata erken doğum tehlikesini eksiltiyor

Bitter çikolata erken doğum tehlikesini eksiltiyor

Bitter çikolatanın kalsiyum, magnezyum ve potasyum bakımından zengin bir kaynak olduğunu belirten İzmir Üniversitesi Sağlık Kurumu Diyetisyeni Fatma Baysal, hamilelere her gün bitter çikolatayı harcamalarını önerdi.

Bitter çikolatanın hamilelikte çoğalan mineral lüzumunu karşılamaya destekçi olduğunu dile getiren Dyt. Fatma Baysal, “Hamile fertlerde yapılan çalışmalarda bitter çikolatanın, kan tazyikini dengelediği, kan şekeri ve karaciğer enzimlerinde pozitif tesir yaptığı gözlemlenmiştir. Hamileliğe bağlı demir noksanlığında da harcanması öneri edilir. Aynı zamanda yoğun tadıyla çoğalan tatlı lüzumunu bastırır. Harcanırken özellikle daha az şeker ve yağ kapsadığı, reel faydalı olan kakao maddesini daha çok kapsadığı için yoğun bitter olanları seçim edilmelidir. Günde 20 gram 2 kırık parça bitter yeterli olacaktır. Ancak kafein ve yüksek kalori kapsadığı için fazla harcanmamalıdır” diye konuştu.

Erken doğum tehlikesini eksiltiyor

Haftada 3 porsiyondan fazla çikolata harcadıklarını belirten bayanlarda preeklampsi görülme tehlikesinin büyük oranda eksildiğini söyleyen Dyt. Baysal, “Bilim adamları, çikolata yemenin preeklampsi olarak öğrenilen ve erken doğuma neden olan gidişatı eksilttiğini tanımladılar. Hamilelik şekeri olmayan hamile fertler günde maksimum 2-3 kırık bitter çikolatayı rahatlıkla harcayabilir” dedi.

bitter çikolata

Kalp-damar sağlığına gözetir

Çikolatanın kapsadığı kakao sayesinde sıhhat için oldukça verimli bir besin olduğunu ifade eden Dyt. Baysal, “Bitter, pek çok enzimin salgılanmasını tetikleyerek, bedene sıhhat kazandırır. Kapsadığı flavonoidler ile kalp damar sıhhatini gözetici tesiri yüksektir. Aspirin eşi kan sulandırıcı tesiri olduğu öğrenilmektedir. İhtiyarlama geciktirici tesiri sebebi ile kakao harcanması ya da kakao yağının lokalize kullanılması önerilmektedir” ifadelerini kullandı.

Dyt. Baysal, laflarını şöyle bitirdi: “En çok öğrenilen tesiri beyindeki endorfin seviyeleri artırarak mutluluk sağlamasıdır. Endorfin seviyesindeki çoğalış ise genel olarak neşe verir. Endorfin bedenin kendi natürel sızı kesicisidir.”

Gebeliği talihe vazgeçmeyin

Gebeliği talihe vazgeçmeyin

Cerrah Hekim Ebru Ünal, bayanları hamilelik evvelinde ve hamile kalma süresi bir seneyi geçmiş ise tetkik olmaları mevzusunda uyarıyor.

Hamileliğin sıhhatli olması ve devam etmesi için annenin de sıhhatinin hamilelik evveli değerlendirilmesinin ve noksanların yerine konmasının lüzumluluğuna dikkat sürükleyen Cerrah Hekim Ebru Ünal, rahimin büro histeroskopi ile basitçe araştırılabileceği belirtiyor.

Sıhhatli hamilelik için tetkik koşul

“Sıhhatli hamileliğin oluşması ve devamı için, hamilelik olmadan evvel anne adayının kesinlikle tetkik olması lüzumludur” diyen Op. Dr. Ebru Ünal, “Şayet bayan 12 ay süresince korunmadığı halde hamile kalamıyorsa bunun sebepleri incelenmeli. Araştırma sırasında yapılacak ehemmiyetli muayenelerden birisi de büro histeroskopi tanısal histeroskopi. Bu muayenede, rahim içi endoskopik olarak araştırılıyor. Özellikle yineleyen hamilelik kaybı olan bayanlar, daha evvel düşük yapıp kanama meseleyi olan bayanlar, yeni bir hamilelik tasarılamadan evvel kesinlikle rahim içi değerlendirilmesi büro histeroskopi ile yapılmalıdır. Rahim içinin daha basit değerlendirilmesi için çoğunlukla adet kanamasının hemen bitiminden sonraki bir kaç gün içinde uygulanan usul için hiçbir anestezi gerekmemektedir” diye belirtiyor.

Hamilelik evveli anne sıhhati değerlendirilmeli

Ünal, rastgele bir rahim içi yapışkanlığı, polip, yabancı cisim, ipi kopmuş rianın çıkarılması, az veya fazla olan adet kanamasının değerlendirilmesinin büro histeroskopi tekniği ile yapılabildiğini belirtiyor. Dr. Ebru Ünal, hamileliğin sıhhatli olması ve devam etmesi için annenin sıhhatinin hamilelik evveli değerlendirilmesinin ve noksanların yerine konmasının lüzumluluğuna vurgu yapıyor.

Hamileyken korunmak lüzumlu midir

Hamileyken korunmak lüzumlu midir

Gebelikte cinsellik çiftlerin arasındaki en büyük meselelerden biridir. Çoğu zaman seksin bebek için tehlikesiz olmadığına inanan bayan partnerinden soğur ve hamilelik daha da güç hale gelebilir. Oysa gebelik bir hastalık değil, sıradan yaşantınızdan ödün vermeden geçirilmesi gereken bir süreçtir. Düşünülenin aksine bedendeki başkalaşımdan dolayı kadının cinsel tutkusunda büyük oranda çoğalış olacaktır.

Peki gebelik sürecinde partnerinizle cinsel ilişkide bulunurken korunmak lüzumlu midir

Hamilelikte rahim ağzı kanalındaki salgı sayesinde, sevişme sırasında kadının bedenine girebilecek sperm ve bakteriler durdurulur, bir bariyer misyonu gören bu salgı ile bayan yeni bir hamilelikten korunmuş olur.

Ancak yeniden de spermin içinde bulunan prostaglandin adlı maddenin rahim ağzında kasılmalara neden olabileceği için, ilişki sırasında prezarvatif ya da geri sürükleme metodu kullanılabilir.

Et benleri hormon bozukluğu bulgusu olabilir

Et benleri hormon bozukluğu bulgusu olabilir

Dr. Elif Ebru Güner, “Genetik yapımıza ve aile hikayemize göre benlerin 1/3’i doğuştan, 2/3’si sonradan büyüyor. İnsanlar benlerin çoğunun doğuştan olduğunu sonradan büyüyenlerin mahzurlu olabileceğini düşünüyor. Oysa bireyde takribî olarak 30 yaşına kadar yeni ben gelişimi devam edebiliyor dedi.

Cilt ile aynı renkte oluşan et benlerinin ise daha çok 30-40 yaşından sonra görüldüğünü ifade eden Dr. Elif Ebru Güner, “Kiloluluk, gebelik, menopoz ve hormon hastalıkları et benlerinin artmasına neden olabilir. Et benleri hastayı rahatsız ediyorsa, çok kısa bir harekât ile alınmaları muhtemel. En çok boyun, koltuk altı, üst gövde ve göz etrafında ortaya çıkar. Radyofrekans, kriyoterapi ve cerrahi olarak basitçe rehabilitasyon edilebilirler” diye konuştu.

Et benleri ne zaman tehlike teşkil eder

Et benleri çok fazla rakamda ve yaygınsa, hastada bağırsak polipleri ve hormon bozukluğunun kesinlikle incelenmesini öneren Dr. Elif Ebru Güner, şunlara dikkat çekti: “Diyabetli bireylerin boyun kenarında, kasıklarında ve koltuk altlarında gördüğümüz et benleri sürtünme ve kaşıma sebebiyle kanama, kopma yapacak olursa tehlike yaratır. Bunlar çok gelişmeden cildiye doktoru tarafından alınmalı. Bu et benleri ip bağlayarak düşürmeye çalışmak, asitli ilaç sürmek doğru olmayan yaklaşımlardır.”

Doğum sonrası bedeninizi derleyin

Doğum sonrası bedeninizi derleyin

Bayanlarda lohusalık olarak öğrenilen safha, doğumdan sonra başlayan ve takribî 40 gün süren bir yarıyılı içerir. Doğum sonrası göbek hizasında olan rahim takribî 4-6 hafta sonra bayağı ebadına döner. Karın duvarı ve leğen kemiğinde bulunan bağ dokusu ligamentleri hamilelik süresince yumuşak ve esnek bir hal alır. Bu yumuşaklık ve elastikiyet takribî 4-5 ay sonra asıl sağlamlığına erişir. Bu bölgelerin adale dokusu, esnek gelişmeye bağlı hafif aralıklı vaziyette olabilir. Doğum sonrası uygun olmayan hareketler, bu bölgelerin yaralanmasına neden olabilir. Leğen kemiğini oluşturan dokular takribî 6 kilo yükle bebek ve anne dokularının kilo çoğalışı taşımaya bağlı olarak cılızlar. Hamilelik süresince bu bölge doğumda hassasiyet kazanır. Doğumdan sonra yapılacak kegel egzersizleri, leğen kemiğini kaslarını güçlendirir. Ayrıca sızıyı ve oluşan ödemi eksilterek dolaşımı artırır, adale cılızlığını önler. İleride oluşabilecek idrar ve gaita kaçırması da yasaklanmış olur. Yapılan egzersizlerle dış genital uzuvda büyüyebilecek hemaroid hemoroit ve hematom kan bir araya gelmesi rahatsızlıkları yasaklanabilir. Bu bölgeye yapılacak buz uygulaması rehabilitasyonuyla doğum sonrası oluşan sızılarda giderilmiş olur.

Doğum sonrası sırt ve bel bölgesinde alana gelebilecek sızılar için istirahat edilmeli ve gerektiğinde sızı kesici yardımıyla sızı oluşması yasaklanmalıdır. Şayet bayağı doğumda anneye epidural usul sızısız doğum uygulanmış ise, bu bölgede yüzeysel sızılar büyüyebilir. Böyle bir vaziyetle karşılaşılırsa, nemli sıcak kompres veya buz uygulaması yapılması öneri edilir. Göğüs bölgesinde oluşan sızılar genellikle yanılgılı emzirme neticeyi oluşmaktadır. Yeni doğan hemşiresi tarafından anneye doğru duruşlar öğretilmeli, yanılgılı duruş pozisyonlarına dikkat etmesi sağlanmalıdır. Emzirme yapılırken bel ve sırt bölgesi yastıkla desteklenmelidir. Bebek kucağa alınırken gövdenin fazla öne eğilmemesi gerekmektedir.

Sezeryan ve spinal anestezi sonrası sızılar için egzersiz

Sezeryan doğumda yapılan genel anestezi; öksürük, omuz sızısı, boğaz sızısı meseleleri yaratabilir. Solunum egzersizleri yapılarak bu şikayetler giderilebilir. Gereken vaziyetlerde sızı kesiciler kullanılabilir. Bağırsağa ait şikayetlerde, gaz problemine müteveccih erken zamanda akışkan alımı ve yürüyüş yapılmalıdır. Şayet spinal anestezi yapılmışsa baş sızısı problemi ile karşılaşılabilir. Bol akışkan alımı desteklenerek, sızı kesiciler alınmalıdır.

Bol su ve lifli besinler harcayın

Şayet güç bir doğum hakikatleşmişse, şiddetin derecesine bağlı olarak pelvik ve bacak bölgelerinde varis problemi olabilir. Lohusalık yarıyılından sonra devam eden varislere karşı uygulanacak rehabilitasyon, damar cerrahisi tarafından yapılmalıdır. Yüzeysel varisler; varis çorabı, kumpaslı yürüyüş ve soğuk uygulamalarla kaybolabilir. Doğum sonrası alt bacakta ve ayak bileği bölgelerinde ödem sebebiyle şişlikler oluşabilir. Bu vaziyette hasta bacaklarını alt sarkıtmamalı, bol akışkan alarak proteinli besinler harcamalıdır. Doğum evveli ya da sonrasında hemaroid problemi yaşanabilir. Bol su tüketimi ve lifli yiyeceklerle beraber gerektiğinde hemaroid giderici ilaçlar kullanılabilir. İdrar kesesi doğum esnasında fazla gerileceğinden doğumdan sonra idrar yapamama güçlüğü yaşanabilir. Bebeğin kocaman olması, güç ve sızılı bir doğum bu rahatsızlığa neden olabilir. Doğum sonrası mesane eğitimi verilerek bu mesele çözülebilir.

Şuursuz yapılan perhizler süt yararını düşürür

Sütün gelmesi, ilk 24-72 saat içinde başlar ve emzirme sağlandıkça ölçüyü çoğalır. Destek emelli süt çoğaldırıcı çaylar içilebilir. Doğum sonrası memelerde fazla sihrime, hassasiyet alana gelmektedir. Emzirme ile bu mesele çözülmediğinde, pompa ile süt boşaltılması sağlanmalı, buz uygulaması ve ilaç rehabilitasyonu yapılmalıdır.

Doğum sonrası kilo verme sürati ve zamanı hamilelik müddetince alınan kilolara bağlı olmaktadır. Süratli kilo kaybı için yapılan düşük kalorili perhizler annenin süt yararını negatif istikamette etkileyip, sütü eksiltmektedir. İlk 4 ay, aylık 1 kilogram zayıflama bayağı görülmektedir. Anne çok kiloluysa, ayda 2 kilogram kayıp da kollanabilir. Ancak ayda 2 kilogramın üzerinde zayıflamak, emziren anne için mahzurludur. Hekim izniyle hafif yürüyüşler ve kumpaslı egzersizler yapmak kilo vermeyi serileştirecektir. Her gün kesinlikle et, tavuk veya balıktan biri harcanmalıdır. Günlük 3 litreden fazla su harcamanın sütü artırıcı bir tesiri olmadığı gibi şekerli meşrubatlardan da uzak durulmalıdır. Protein ve kalsiyum açısından süt, yoğurt, peynir ve yumurta gibi yiyecekler harcanmalıdır.

Doğum sonrası konutta bakım

Doğum sonrası anne kendini iyi hissetse de, uyuyarak dinlenmesi önerilir. Sık sık idrar yapılması bereketlidir ve idrar yolları enfeksiyonu tehlikesini eksiltir. Ayakta alınan ve kese yapılmayan duş beden için yararlıdır. Yeni anne, 2 hafta sonra caddeye çıkabilir, 3 hafta sonra konut işlerini yapmaya başlayabilir. Ancak ağır eşyaların kaldırılması ve yorucu paklikler yapılması mahzurludur.

Fazla kilo gebe kalmayı da etkiliyor

Fazla kilo gebe kalmayı da etkiliyor

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Güvenç Karlıkaya, yapılan çalışmaların, kilo fazlası olan kadınların gebe kalabilme sürelerinin uzadığını, gebe kaldıklarında daha fazla düşük risklerinin de arttığını gösterdiğini söylüyor.

Op. Dr. Karlıkaya’nın verdiği bilgiye göre, çocuk sahibi olabilmek için aşılama veya tüp bebek gibi tedavilere ihtiyaç duyulduğunda ise başarısızlıkla karşılaşma riskleri daha da yükseliyor.

Fazla kilo gebelik sürecini de zorlaştırıyor

Op. Dr. Karlıkaya, kilo fazlalığı durumunda, gebelik sırasında gebelik sürecini olumsuz etkileyebilecekhipertansiyon, gebelik şekeri, erken doğum veya iri bebek gibi problemlerle daha fazla karşılaşıldığının da altını çiziyor.

Obezite çocuk sahibi olma şansını azaltıyor

Çağımızın hastalığı olan obezite sadece kalp hastalıkları, diyabet, hipertansiyon gibi insan sağlığını ciddi şekilde etkileyen problemlere yol açmıyor, aynı zamanda çocuk sahibi olmak isteyen kadınlarında şansını ciddi şekilde etkiliyor.

Op. Dr. Güvenç Karlıkaya, bunun için çocuk sahibi olmak isteyen obez kadınların, özellikle de tüp bebek tedavileri gibi önemli süreçlere başlamadan önce, profesyonel diyet önerileri almaları ve aktif bir yaşam tarzı ve egzersiz programları uygulayarak kilo vermelerini öneriyor.

Gebelikte ananasın bereketleri

Gebelikte ananasın bereketleri

Ananas sıhhate olduça yararlı bir meyve. Ancak gebeliliğin daha alıngan bir yarıyıl olduğunu düşünürsek, bu yarıyıl için yararları da yeniden saymakla bitmiyor.

Ananas anneye de bebeğe de yararlı

Ananas bedende biriken fazla ödemin atılmasında tesirli bir meyvedir. Özellikle gebelikte anne adaylarının yaşadığı el ve ayaklardaki kabarıklık problemi için oldukça verimlidir. Ayrıca içeirğinde bulunan A, B ve C vitaminleri ile magnezyum, kalsiyum ve potasyum sayesinde bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Bu da anne adayları ve bebekleri için sıhhatli bir süreç demektir.

Gebelerin kazbızlık için çözümü

Yapılan araştırmalarda ananas harcayan anne adaylarının gebeliği zamanınca kabızlık problemi yaşamadığı kollanmıştır. Zira ananasın bağırsak çalıştırıcı özelliği vardır. Minik bir püf noktası da ilave edelim. Kabızlık problemi için ananas harcayacaksanız kesinlikle meyve halinde harcayınız. Zira bu gidişatta ananası yemek suyunu içmekten daha verimlidir. Bu arada şayet ananas suyu harcamak isterseniz netlikle taze bunalmış olmasına dikkat etmelisiniz. Bu teklif elbette tam meyveler için geçerli.

Ananas strese iyi geliyor

Ayrıca ananas tüketimine dikkat etmek gebelikte stresi de gideriyor. Böylece daha sıhhatli ve rahat bir doğum reelleşebiliyor.

Gebelikte sıhhatli bir süreç yaşamak için haftada bir ananas tüketimi çok ehemmiyetli. Fazla tüketimin de veriminden çok hasar oluşturacağını unutmayalım.

Hamilelik zehirlenmesine dikkat

Hamilelik zehirlenmesine dikkat

Preklampsi hamilelik zehirlenmesi; hamileliğin 20. haftasından sonra tansiyonun 140/90 mmHg üzerinde izlemesi ve idrarda protein çıkması ile kendini gösterir. Tabloya sıklıkla ödem de eşlik eder. Yaradılış mekanizması için damar yatağı bozukluğu denilebilir. Esasta uyuyan mesele; rahim yatağını döşeyen ince kıvrık atardamarların fazla daralması ile plesantanın bebeği besleyememesidir. Hamilelik takiplerinde tansiyonu banal izleyen annenin 20. hamilelik haftasından sonra tansiyonu yükselir, buna ödem ve idrarda protein firariyi eşlik ederse preeklampsi denir. Bu tabloya konvülziyon dediğimiz epilepsi nöbetleri de ilave edilirse eklampsi denir.

Preeklamsinin sık görüldüğü gidişatlar

– İlk hamilelik

– 18 yaş altı, 35 yaş üstü anne adayları

– İkiz hamilelikler

– Evvelki hamileliğinde hipertansiyonu olan anneler

– Hamilelikte hamilelik şekeri, saklı şeker çıkan anne adayları

– Kronik böbrek hastası olan anneler

– Otoimmün hastalığı Lupus gibi olanlar

– Hidrops fetalis denilen bebekte su bir araya gelmesi olan hamilelikler

– Dört ve üzerinde doğum yapan anneler

– Obez anne adayları

Hamilelikte fazla kilo alımının ardından ödem ve hipertansiyon büyür. Bedende fazla su tutulumu mevzubahisidir. Damar yatağının bozulmasından dolayı damar içindeki akışkan damar dışına kaçmaktadır. Preeklampsideki ödem hamileliğin son aylarında el ve ayaklarda oluşan şişlik ile karıştırılmamalıdır. Preeklampside tibia üzerinde diz ile ayak bileği arasındaki bölge gode vazgeçen başka bir deyişle parmak ile bastırınca iz kalan ödem mevzubahisidir. Rutin hamilelik takiplerinde tansiyon ölçümü ve kilo ehemmiyetlidir ve kesinlikle kaydolunmalıdır.

Preeklampsi bulguları

İdrarda protein kaybının çoğalması, tansiyonun 160/100 mmHg olması, günlük idrar çıkışının eksilmesi, görme bozukluğu, şiddetli mide sızısı, kanda trombosit rakamının eksilmesi ağır preeklampsi büyüdüğünün belirtileridir. Bu tabloya konvülziyonların epilepsi nöbetlerinin ilave edilmesine eklampsi denir.

– Yüksek tansiyon

– İdrarda protein kaybı

– Ödem

Artık beyin ödemi gelişmiş ve bu nöbetler başlamıştır. Hamilede beyin kanaması, kalp yetmezliği, pıhtılaşma bozukluğu, akciğer ödemi, böbrek yetmezliği büyür. Bebekte büyüme geriliği başlar, erken doğum hatta anne karnında bebeğin vefatına olur.

Hafif preeklampside anne ve bebek çok yakın takibe alınır, kan bedelleri takip edilirken tansiyon düşürücü başlanır. Bebeğin dış civarda yaşayabileceği kanısına varınca ve bulgular ağırlaşınca doğum geciktirmeden yapılır. Zira bu hastalığın tek rehabilitasyonu doğum başka bir deyişle bebeğin anne karnından uzaklaştırılmasıdır. Ağır preeklampsi ve eklampsi büyümemesi için anneye magnezyum rehabilitasyonu başlanır. Doğum sonrasında da annenin yoğun bakım biriminde ciddi takibi devam eder. Hafif preeklampsi rehabilitasyonu olası bir gidişatken ağır preeklampsi ve eklampsi anne –bebeğin yaşamına mülk olan ciddi bir sıhhat meseleyidir.

İşte tüm hamileliklerin %6’sında görülen ve tüm uzuvları etkileyen bu hastalığın habercisi olan belirtiler:

– Ani kilo çoğalışı

– Hamilenin yüzüğünün dar gelmesi

– Yüzde şişlik, ödem

– Halsizlik, şuur fluluğu

– Unutkanlık

– Bebek hareketlerinin eksilmesi

– Karın sızısı

– Ani görme bozukluğu

– Karaciğer bölgesinde sızı

– Bulantı, kusma

– Az idrara çıkma

Trombositler zarar görüyor

Minik kılcal damarlar dediğimiz kapiller damarlardaki mukavemet çoğalışı, kapiller damardaki zarardan dolayı uteroplasental yatakta bebek ile anne arasındaki kan gıda alışverişinin yapıldığı yer yetmezlik büyür ve bebek için ciddi risk yaratır.

Bebeğe az kan, az oksijen gider bebeği kasvete sokar. Utero plesantal yatakta tazyik çoğalır, plesanta erken böler ve bebek anne karnında kaybedilir. Kapiller damardaki bozuklukta trombositler zarar görür, kanda trombosit rakamı eksilir. Bunun neticesinde bedenin pıhtılaşma etkenleri tükenir DIC Dissemine İntravasküler Koagülasyon büyür ve vefatla sonuçlanır.

Obezitenin çözümü anne karnında başlıyor

Obezitenin çözümü anne karnında başlıyor

Yapılan araştırmalar dünyadaki mektep çağı çocuklarının 10 tanesinden 1’inin fazla kilolu ve bunların yüzde 2-3’ünün de obez olduğunu gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün Beynelmilel Obezite Çalışma Grubu’nun küresel varsayımlarına göre 5 yaş altı çocukların yüzde 3’ü obez. Gelişmiş ülkeler, Amerika Birleşik Devletleri ve özellikle de İngiltere’de bu oranlar azami seviyede. Misalin 1976 ile 2004 seneleri arasında Amerika Birleşik Devletlerinde kiloluluk oranı; bebeklerde yüzde 7’den yüzde 12’ye, 2-5 yaş arasında yüzde 5’ten yüzde 14’e, 6-11 yaşları arasında ise yüzde 4’ten yüzde 19’a yükselmiş. Bu sebeple obezite ile alakalı temkin almaya “Hamile olduğunuzda başlayın” ihtarları var.

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, anne karnında 15 haftalık olan embriyonun dahi lezzet duygusu büyüyor. Başka Bir Deyişle bebek, hamile annenin karnında kendini çevreleyen amniyotik akışkanında tadı tespit edilebiliyor. Tatlı besinler daha rahat yenirken acı olarak belirlenen gıdalar seçim edilmiyor. Bayanlar şayet gebelik yarıyılında sıhhatli besinlerle beslenirse bebeklerin ileride obez olması güçleşiyor.

Yetişkin obezler bebekken de obezdir

Kadıköy Florence Nightingale Sağlık Kurumu, Çocuk Endokronolojisi kısmından Prof. Dr. Atilla Büyükgebiz obezitenin, genetik ve etrafsal etkileşimi bulunan ciddi bir hastalık olduğunu belirtiyor ve şunları söylüyor, “Yalnızca yetişkinlerde değil, çocuklarda da ehemmiyetli bir hastalık. Ülkemizde son mektep çalışmaları obezite oranının giderek çoğaldığını ve yüzde 10-15 aralığında kollandığını ortaya koyuyor. Çocuklarda obezite hakimiyet ve rehabilitasyonunu aksatmamalıyız, zira yetişkin obezlerin çoğu çocukken de obezdi, bunu unutmamalıyız.”

Doğum ağırlığı ve obezite ilişkisi

Doğum ağırlığı 2500 gramdan az olan çocukların ergenlikte obezite tehlikeyi daha fazla. Doğum kilosu fazla olan 4 kgın üstü bebeklerde de yaşamın ileriki yarıyıllarında obezite tehlikesinin olağan doğum kilolu 3 kg etrafı olan bebeklere göre fazla olduğunu gösteren araştırmalar mevcut.

Fiziki etraf ve kilo arasında bağ var

Obezite büyük metropollerde daha sık görülüyor. Bu hadise ekonomik gidişattan bağımsız. Daha az yoğunlukta insanların yaşadığı yerlerde, daha az görülüyor. Tek çocuklu ailelerde tehlike daha fazla. Ailenin fert rakamı çoğaldıkça, obezite tehlikeyi eksiliyor.

Anne sütü verin

Anne sütü, yöntem sütlerden daha az tatlı olduğu için natürel sütle beslenen bebeklerin obez olma olasılıkları daha düşük oluyor. Anne sütü ile beslenen çocuklarla mama ile beslenen çocukların 14 senelik izlenme neticelerine bakınca; anne sütü ile beslenenler biberonla beslenenlere göre 5.9 kilogram daha cılız oluyor.

İlk 7 ay çok ehemmiyetli

Bebeklere verilen ilk besinler tatlı meyve ve süt olursa, bebeğin sebzeyi acı kabul etmesi kaçınılmaz. Bebek hayatının ilk 4-7 ayında tüm besinlere sarihtir. Bu yarıyılda sıhhatli besinlerin tümüne alıştırılabilir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre erken sütten kesilen bebeklerde obezlik görülüyor.

Sağlıklı beslen çok hareket et

Çocuklara devlet müdahalesi ile şekerli meşrubatların satışı sınırlanmalı. Konutta ya da mektepte internet başında iki saatten fazla zaman geçirilmemeli.

6 yaşından itibaren spor yapılsın

Ergenlik yarıyılındaki çocukların yüzde 70’i, başka bir deyişle 10 obez ergenden 7’si yetişkinken de obez. Bunun nedeni, fizyolojik olarak 6 yaşından sonra bedendeki yağlanmanın hakimiyetsiz olarak çoğalması. Bu sebeple mektep çağındaki çocuklar 6 yaşından itibaren spor yapmalı ve hareket halinde olmalı.

Az ve sık, günde 6 öğün beslenmeli

Midede aralıksız tokluk hissi olmalı ve öğün ölçüleri eksiltilerek mide hacmi küçültülmeli. Konutta salatalık, marul gibi yeşillikler aralıksız bulundurulmalı ve acıktıkça kalori bedelleri çok düşük olan bu yiyecekler harcanmalıdır.

Obeziteyi adım adım önlemek

– Çocukların 3-4 yaşından itibaren boş zamanlarını değerlendirecek uğraşları olmalı ve böylece bunaldıklarında yemek yemeleri yasaklanmalı.

– Fiziksel etkinlik yapmalı, bilgisayar başında 2 saatten fazla durmamalı, çalışmaya 10-15 dakika ara verip hareket edilmeli.

– Fast food denilen süratli hazırlanan gıdalardan sakınılmalı, kızarmış ve yağ içeriği fazla gıdalar verilmemeli, sebze ve meyve yeme alışkanlığı kazandırılmalı,

– Gerekirse ailenin beslenme alışkanlıkları çocuğun beslenmesine göre değiştirilmeli,

– Bebeklikten itibaren tatlılardan ve yiyecek bedeli düşük gıdalardan sakınılmalı,

– 7 yaşından itibaren kumpaslı ve sıhhatli yemek alışkanlığı mektep programlarına da girmeli,

– Obezite yaradılışında harcanan gıdaların kalori içeriği kadar yeme sürati de ehemmiyetli. Yemek ne kadar süratli yenirse, yemeğin bitmesinden evvel büyüyen doygunluk hissi de o kadar eksilir. Bu sebeple yavaş yemek yemek ve iyi çiğnemek gerek. Yemek yemeye başladıktan vasati 20 dakika sonra beyine doyma iletileri gider.

– Çocuk kendi başına yemeye başlamasının ardından az yağ harcamalı ve zeytinyağını seçim edilmeli; un ve şekerden uzak durulmalı.

– Porsiyonları ufak yakalanmalı, gerekirse konuttaki büyük tabakların yerine daha miniklerini kullanılıp: ikinci oğünlerden uzak durulmalıdır.

– Az ve sık yemek 3 ana 3 ara öğün devamlı tokluk hissi sağlayacağından; uzun zaman açlıktan sonra görülen insulin salınımını da önleyeceginden; insulin mukavemeti tehlikesini eksiltir.

– Kahvaltı kesinlikle ama kesinlikle kumpaslı yapılmalı.

– Şekerli ve gazlı meşrubatlar eksiltilmeli, vasıtaya binmek yerine muhtemelse yürünmeli.

Yaz aylarında çoğalış gösteren varisler

Yaz aylarında çoğalış gösteren varisler

Varis, cildin yüzeyinde daha çok bacaklarda görülen mavi – yeşil şişen, genişlemiş damarlardır. Bedenin rastgele bir bölgesindeki damarda varis olabilir, ancak en çok etkilenen damarlar bacaklarınızdaki ve ayaklarınızdakilerdir. Varisli damarlar, genellikle sızılı değilken de rahatsızlık verebilir. Varisin kesin sebebi öğrenilmemekle beraber, kısaca toplardamarlardaki kapak yetmezliği neticeyi ortaya çıkan bir hastalıktır diyebiliriz. Bacaklarda üryan gözle görülebilen bu şişkin mavi-yeşil damarlar, bireyde varis hastalığı olduğunun en bariz göstergesidir. En ehemmiyetli yaradılış sebebi olan ayakta ve dik durmak, alt vücudunuzun damarlarındaki tazyiki çoğaldırır. Bu vaziyette varis yaradılışına neden olur.

Yaz aylarında çoğalış gösteren varisler, genellikle bir estetik problem olarak görülürken rehabilitasyon edilmediği takdirde ehemmiyetli bir sıhhat meselesine dönüşebilir. Özellikle varisli damarlar sızıya neden olabilir. Bazen varisli damarlar daha ciddi problemlere yol açar.

Genetik en büyük tehlike etkenidir

Varisli damarlara sahip olma tehlikenizi çoğaldıran bir hayli etmen varken, genetik etmen bu sebeplerin başında kazanç. Kısacası aile hikayesinde varisli damarlara sahip fertler varsa, sizde de varis çıkma tehlikeyi çoğalır. Varisli damarların % 70 ile 80’inden aşırısıyla genetik bir problemdir. Diğer tehlike etkenleri obezite, ihtiyarlama ve gebeliktir.

Şayet bir tane varisiniz varsa, rakamı çoğalabilir

Makûs haber verdiğim için acıklım. Ancak bedeninizin bir yerinde varisli bir damarınızın bulunması, başka bir yerde venöz hastalığın geliştirme riskini çoğaldırıyor.

Obez şahıslarda varis oluşma tehlikeyi daha yüksektir

Yapılan araştırmalara göre, fazla kilolu ya da obez şahıslarda varis oluşması tehlikesinin daha yüksek olduğunu gösteriliyor. Bu tehlikenin sebebi henüz bütün olarak öğrenilmese de, sebeplerden birinin kan dolaşımını etkileyen venöz beceriksizlik olduğu öğrenilir. Varisler, genellikle bacaktaki damarların zayıflayıp genişlediğinde ve damarların içindeki minik kapakçıklar işlevlerini kaybettiğinde alana kazanç. Netice olarak kan, damarlar süresince tesirli bir şekilde pompalanamaz ve birikmeye başlayarak cilt yüzeyinin hemen altında görünen kabarık damarlara yol açar.

Bahsettiğim fazla kilo veya obezite ise bacak ve ayaklarda fazla şişmeye neden olarak kan dolaşımını negatif etkileyebilir ve bu gidişat kan dolaşımını yavaşlatabilir. Ayrıca kan dolaşımı, çoğunlukla birliktesi fazla kilo ve obeziteyi getiren hareketsiz hayat stilinden de negatif olarak etkilenebilir. Başka Bir Deyişle çift taraflı birbirini tetikleyen bir gidişat olarak değerlendirebiliriz.

Hamile bayanlarda daha sık varis görülür

Varis, hayati bir risk yaratan bir hastalık olmasa bile, özellikle dış görüşünüzü olumsuz etkileyerek hayat niteliğinizi negatif etkileyen bir gidişattır. Bayanlarda daha sık görülen varisin araştırmalara göre, genellikle hamile bayanlarda, hamile kalmayanlara oranla daha sık görüldüğü gözlemlenmiştir. Bazı bayanların gebelik evveli yarıyılda varisi bulunmasa da, gebelik ve sonrasında varis şikâyetlerinde çoğalış olduğu da bir diğer araştırma neticeyidir. Varisler sıklıkla kalıtsaldır.

Gebelikte varis;

– Hormonların, damar düz adaleleri üzerinde genişletici tesirleri neticeyi,

– Özellikle hamileliğin son aylarında, anne rahminin bacaktan gelen toplardamarlar üzerine baskısının ve tazyikinin çoğalması neticeyi toplardamarlar üzerindeki olumsuz tesiri,

– Hamilelikte bayanlarda çoğalan kan ölçüsünün, bacaklarda bir araya gelmesi neticesinde varis oluşur.

Kilo vererek, varisi yasaklamak olası.

Fazla kilolar, bir hayli hastalık gibi varis ve örümcek varisin de tetikleyicileri arasında yer alır. Ayaklarınıza taşıttığınız fazla kiloların her biri tazyikin çoğalmasına ve kan dolaşımının zorlanmasına neden olur. Zayıflayarak bu tazyiki eksiltmelisiniz.

Hareketsizlik negatif tesirler

Uzun zaman oturmak, kan dolaşımını negatif tesirler. Şayet devamlı oturmanızı gerektiren bir iş yapıyorsanız her yarım saatte bir kalkın ve küçük yürüyüşler yaparak kan dolaşımınıza dayanak olun.

Varisli damarlar yalnızca bacaklarınızda görülmez

Beden ağırlığı ve yer çekiminin natürel tazyiki sebebiyle varisli damarların en sık bacaklarda görülmesine karşın, bedenin diğer kısımlarında değişik biçimlerde varis damarları görülebilir. Surat ve boyunda kılcal damarların genişlemesi daha yaygındır. Örümcek damarları ise bedenin muhtelif kısımlarında bulunabilir. Hemoroidler, makat etrafındaki genişlemiş damarlar da bir çeşit varisli damardır.

Hayat stili farklılıkları tehlikenizi eksiltebilir

Hakimiyet edemediğimiz bir hayli tehlike etkeni vardır, ancak sıhhatli bir hayat stilini özümseyip, kilonuzu hakimiyet edip, uzun zaman ayakta durmadan veya oturmaktan sakınarak varis oluşma tehlikenizi eksiltebilirsiniz. Ayrıca belinizde veya üst baldırlarınızda kasvet hissi uyandıran uzun zaman yüksek topuklu pabuç giymekten de sakınmalısınız.

Varisli damarlar, cılız kapaklardan kaynaklanır

Öncelikle, damarlar ve kılcal damarlar, kalbinizden oksijeni geri döndüren kanı bedeninizin geri kalanına verirken, damarlar kanı kalbe geri döndürür. Bacaklarınızdaki damarlar, yerçekimine karşı kanı pompaladıkları için bunu yapmak ismine daha fazla çalışmak zorundadır. Damarlardaki valfler kapakçıklar yalnızca tek istikametli olacak biçimdedir, ancak şayet valfler cılızsa veya zarar görmüşse, kan akışının geri akışını ve damarlarınızda birikmesini sağlayarak, varisli damarlarda gördüğünüz görüntüyü oluştururlar.

Kozmetik bir mesele, sıhhat meseleyi veya her ikisi de olabilir

Kimileri yalnızca varisli damarların görünümü tarafından rahatsız olsa da, bazı şahıslar rahatsızlık sezebilir. Varisin başlıca semptomları; sızı, bitkinlik, şişlik ve genellikle kaşıntı, yanma, anlaşma, kramp ve tedirgin bacaklardır. Tüm varisli damarlar rehabilitasyon gerektirmez, ancak damarlarınız şişmiş ve yumuşamış, cildinizde yaralar oluşturmuş ve günlük etkinliklerinize müdahale ediyorsa kesinlikle bir hekime görünmelisiniz. Rehabilitasyon edilmez ve zamanla göz arkasını edilirse, bacaklarda bariz cilt farklılıklarına ve ülser veya yaralara ve hatta kan pıhtılarına yol açabilir.

Bir Hayli rehabilitasyon alternatifiniz bulunuyor

Varisinizin derecesi, varis rehabilitasyon biçimini tanımlamada en ehemmiyetli etmendir. Bunu kavramanın en kolay yolu ise dopler sürükletmektir. İki tip varis için de hem cerrahi, hem de cerrahi olmayan rehabilitasyon usulleri mevcuttur. Cerrahi müdahale gerektirmeyen safhada iseniz; kolay egzersizler, bacakları yüksekte yakalamak ve varis çorapları ilk öneri edilenler arasında yer alır. Cerrahi müdahaleler arasında; damar sürükleme, ultrason eşliğinde köpük rehabilitasyonu ve günümüzde en sık kullanılan damar içi radyo frekans ve lazer ile damar kapama usulleri sayılabilir.

Genel veya yerel anestezi altında yapılan varisli damarların cerrahi olarak çıkarılması harekâtı ile rehabilitasyonun yanı gizeme yeni cerrahi olmayan rehabilitasyonlar da günümüzde popüler hale geldi. Teknikler arasında bazı değişiklikler var, ancak genel olarak meselelere neden olan anormal, hastalıklı damarları kalıcı olarak kapatmak için hepsi tesirlidir. En yaygın teknikler, zamanla bedeninize eriyen damarın kapatılması ve yok edilmesi için radyo frekans enerjisinin veya lazer enerjisinin kullanıldığı ısı bazlı rehabilitasyonlardır.

Doç. Dr. Halit Yerebakan

özel içeriğidir.

Page 1 of 21 2