Doğru beslenme kanser rehabilitasyonunu pozitif etkiliyor

Doğru beslenme kanser rehabilitasyonunu pozitif etkiliyor

Nitelikli ve sıhhatli bir hayatın yanı gizeme kanser gibi ehemmiyetli hastalıklardan korunmada beslenme kumpası tesirli olabiliyor. Sebze ve meyveden zengin bir perhiz, sigarasız hayat, kumpaslı fiziksel etkinlik ve sıhhatli beden ağırlığının korunması ile kanser gelişiminde %40’lara varan bir eksilme sağlanıyor. Beslenme, kanser rehabilitasyonu gören hastalar için de çok ehemmiyetli.

kanser

Hastalıklardan korunmak için eforlu bir bağışıklık sistemi koşul

Bağışıklık sistemi, pek çok hücre ve uzvu kapsayan, oldukça karmaşık bir sistemdir. Bu sistem sayesinde fertler, kanser ve pek çok ciddi hastalıktan korunmaktadır. Sıhhatlı bir bağışıklık sistemine sahip şahıslar hastalıklara karşı mukavemetlidir. Ancak bağışıklığın zayıflaması vaziyetinde, hasarsız görünen mikrobik hastalıklar dahi hayatsal kayıplara yol açabilir.

Eforlu bir bağışıklık sistemi için 12 teklif

– Eforlu bağışıklık sisteminin olmazsa olmazı sıhhatli beslenmedir. Sıhhatlı şartlarda hazırlanmış, natürel yiyecekleri uygun ölçülerde harcamak beden için gözetici bir kalkan tesiri oluşturmaktadır.

– Ham sebze ve meyve sebzeler hastalık savıcı tesire sahiptir. Sebze ve meyveler kapsadıkları natürel vitaminler ve öbür antioksidanlar aracılığıyla, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmeye takviyeci olur.

– Yiyecek hijyeni ehemmiyetlidir. Sebze ve meyveler yıkandıktan sonra 15 dakika sirkeli suda bekletilip harcanmalıdır.

– Gün içinde yeterli protein alımı, sıhhatli bir bağışıklık sisteminin olmazsa olmazıdır. Hayvansal proteinlerle nebatsal proteinlerin balanslı bir şekilde harcanması çok ehemmiyetlidir.

– Probiyotiklerin gözetici tesirinden faydalanılmalıdır. Yoğurt ve kefir gibi besinler, mide-bağırsak sistemindeki bağışıklık sistemi personellerinin sıhhatli işleyişinde rol almaktadır.

– Su yaşam kaynağıdır. İçeriğindeki tuz ve mineraller sayesinde, gün içinde yeterli ölçüde su tüketimi, bağışıklık sistemine pozitif katkı sağlamaktadır.

– Hazır meşrubatlar yerine taze bunalmış meyve ve sebze suları seçim edilmelidir.

– Yeterli uyku sıhhat için lüzumludur. Sadece yeterince uzun zaman yatmak değil, “nitelikli” uyku da bağışıklık sisteminin sıhhatli işleyişi açısından ehemmiyetlidir.

– Kumpaslı fiziksel etkinlikler beden mukavemeti için lüzumludur.

– Pozitif olmak ve bol bol gülmek, bedene şifa sağlar.

– Sigara içilen civarlarda bulunulmamalıdır. Pasif olarak da olsa sigara dumanına maruz kalmamak genel beden sıhhati açısından ehemmiyetlidir.

– İdeal kilo korunmalıdır. Fazla kilolar hastalıklara taban hazırlayabildiği gibi süratli kilo kaybı da, bağışıklık sistemini zayıflatmaktadır. Şuursuz, süratli kilo kaybettiren perhizlerden sakınılmalıdır.

Kanser hastaları beslenmede nelere dikkat etmeli

– Öğünlerde kesinlikle hububatlar, fasulye, sebze ve meyve gibi nebatsal kaynaklı besinler de bulunmalıdır.

– Protein lüzumu için günde bir öğünde kesinlikle balık, yağsız et ve tavuk harcamak gerekir.

– Koyu renkli öğeler zengin antioksidan kaynakları olduğu için bu cins yiyecekleri sık yemek önerilir.

– Genel olarak orta ölçüde yemek ile kilo hakimiyeti yapmak sıhhatli beslenmenin esas kaideyidir.

– Mevsim meyve ve sebzelerinden her gün en az 5 porsiyon yenmesi lüzumludur.

– Günde en az 2–3 litre akışkan almanız gerekmektedir.

– İshal vaziyeti varsa kurufasülye, nohut, barbunya, mercimek, karnabahar, lahana gibi gaz yapıcı gıdalardan sakınmak gerekir.

– Şayet ağız yaralar ve yutma eforluğu mevzubahisiyse, domates sosu veya suyu, portakal, limon, greyfurt gibi ekşi ve asitli meyve sularından, ham sebzelerden, kuru ve sert besinlerden kraker, tost, ekmek kabuğu gibi, acılı, baharatlı ve çok tuzlu gıdalardan uzak durulmalıdır.

– Ham köfte, ham pastırma, salam gibi ham et mahsulleri harcanmamalıdır.

– Kızartma ve kavurma yerine, haşlama, ızgara veya fırında pişirme gibi usuller seçim edilmelidir.

Gebelikte influenza gribine dikkat

Tutumsal ve perhiz tehlikeleri eksiltilerek kanseri önleyebilirsiniz

Hamilelik yarıyıllarında bedende muhtelif farklılıklar yaşanıyor. Anne adayının kalbinde pompalanan kan ölçüyü, kalp atış sürati, oksijen imal derecesi, bunlardan sadece birkaçı. Bu farklılıklar ise bedenin bağışıklık sistemini doğrudan etkileyerek, bedeni bulaşıcı hastalıklara karşı sarih hale getiriyor. Özellikle kış aylarında influenza olarak adlandırılan grip hastalığı, anne adaylarını bir hayli negatif doğrultuda etkiliyor.

influenza

Gebelikte bağışıklık sistemi oldukça duyarlı

Gebelikte alana gelen her türlü enfeksiyonda, enfeksiyonun yerine göre yaklaşımlar değişkenlik gösterir. Bu gidişatta umursanması gereken mevzu, enfeksiyona zamanında müdahale edilmesi ve ilerlemesinin önüne geçilmesidir. Yaşanan üst solunum yolu enfeksiyonları, bağışıklık sistemini zayıflatarak, dolaşım ve solunum yolunda klasikte yaşanan kasvetlerin daha fazla sezilmesine neden olur. Bu sebeple gebelerin kış aylarında çok güzergahlı temkin alması gerekir. Beslenme kumpası, hijyen şartları, giyim, ilaç kullanımı ve egzersiz gibi mevzularda da titiz davranılması ehemmiyetlidir.

hamile

Grip ve soğuk algınlığı birbirinden değişiklik gösterir

Grip ve soğuk algınlığı virüslerin neden olduğu hastalıklardır. İki hastalık da sanılanın aksine değişiklikler gösterir. Soğuk algınlığında yüksek ateş görülmezken, gripte çok yüksek ateş ve araya giren ikincil bakteriyel enfeksiyonlar gözlemlenebilir. Soğuk algınlığında görülen bulgular; burun akıntısı, aksırma, boğazda yanma hissi ve öksürüktür. Gripte ise; genelde 39 derece ve üzeri ateş, baş, adale-eklem sızısı, yorgunluk ve orta şiddette öksürük yaşanır. Gebelerde görülen yüksek ateş 39 derece ve üstünü geçmemelidir. 38 derece ateşte, ateş düşürücüler kullanılır. Alın, koltukaltı, diz kapağı arda soğuk kompresi uygulanmalıdır. Ilık duş alınmalı, ince kıyafetler giyilmelidir. Anne adayında ateş şikayeti devam ediyorsa, kesinlikle hekime müracaat etilmelidir.

gebe

Gebeliğin ilk aylarında yüksek ateş risklidir

Gebeliğin ilk üç ayında yüksek ateş risklidir ve bebeğe hasar verebilir. Bu nedenle yüksek ateşe izin verilmemelidir. Hekim tetkikine kadar, gebenin beden ısısını ve bebek üzerinde oluşturacağı negatif tesiri eksiltmek için, annenin ateşi kesinlikle düşürülmelidir. Hekime gidene kadar parasetamol ilaçlar alınabilir. Bu cins ilaçların gebelik üzerinde makûs bir tesiri yoktur.

ateş

Enfeksiyonlar, fiziksel ve psikolojik olarak anneyi güçler

Özellikle güz ve kış ayları bu enfeksiyonların en çok görüldüğü zamanlardır. Hamilelikte yaşanan enfeksiyonların hem anne adayına hem de bebeğe bazı negatif tesirleri mevzubahisidir. Bu gidişat anne adaylarını hem fiziksel hem de psikolojik olarak güçler. Gebelik, tek başına gribe tutulmak için bir neden değildir. Ancak hamile bir bayandaki enfeksiyonda karmaşıklık görülme oranı daha da çoğalır.

enfeksiyon

Gebelik, bağışıklık sistemini zayıflatmaz

Hamilelikte bağışıklık sistemi ilişkisi oldukça karışıktır. Bağışıklık sisteminin, hamilelikte genellikle baskılandığına inanılmaktadır. Ancak enfeksiyondan korunma hücreleri dediğimiz korunma hücrelerinin seviyeleri değişir. Hakikatinde bu gidişat bebeğin anne karnında tutunması ve hamileliğin devamı için zorunludur. Hamilelerin enfeksiyon hastalıklarına sık tutulmadıkları fikri egemendir. Yeniden de bir hayli değişik görüş, bağışıklık sisteminin zayıfladığını ve daha sık enfeksiyon geçirildiğini ifade eder. Bunun yanı gizeme son senelerde yapılan çalışmalar ise, hamilelerde bağışıklık sisteminde bir bozulma olmadığını ve hamilelerin bir çok enfeksiyon hastalığına yeterli cevap gösterdiğini ortaya koymuştur. Bu açıdan bakıldığında ise değişik görüşler ortaya çıkmıştır. Hamilelikte bağışıklık sisteminin zayıfladığına dair ortak bir görüş egemen değildir.

bağışıklık

Kapalı mekanlar tehlike yaratıyor

Kış aylarında hamile bayanların dikkat etmesi gereken ehemmiyetli mevzulardan biri de sıhhatli havalandırma koşullarıdır. Kış mevsiminin gelmesiyle beraber gebelerin soğuk havadan korunmak için kalabalık ve kapalı etrafları seçim ettikleri gözlemlenir. İyi havalandırılmayan civarlar, bulaşıcı hastalıkların daha basit dağılmasına neden olur. Bu stil kapalı mekanlar hamileler için büyük tehlikeler kapsar. Bulaşıcı hastalıkların ve alerjilerin artmasına neden olan bu şartlar, değişen hava koşullarıyla beraber bir hayli hastalığa neden olmaktadır. Bu sebeple anne adaylarının süre geçirdikleri mekanları özellikle de konutlarını sıklıkla havalandırmaları önerilir. Ayrıca muhtemel olduğu kadar hastalığı olan şahıslarla yakın temasta bulunulmamalıdır. Eller aralıksız pak yakalanmalı ve sık devir yıkanmalıdır. C vitamini ağırlıklı beslenilmeli, bol akışkan harcanmalıdır.

gebe

Sıhhatli bir uyku için oda hijyeni ehemmiyetli

Sıhhatli bir uyku için yatak odalarının hijyeni de çok ehemmiyetlidir. Burun tıkanıklıkları ve öksürüklerin önüne geçebilmek için konutların sık sık süpürülmesi, yastık ve yorganların hijyenik şartlarda olması, sıklıkla değiştirilmesi ve civarın tozlardan temizletilmesi gerekir. Evcil hayvanlar ise yatak odalarından uzak yakalanmalıdır. Muhtemelse yatak odalarında halı kullanılmamalıdır. Konutlarda soba ve kaloriferlerin kuruttuğu havayı kaynayan bir çaydanlık ile ıslatmak da yararlıdır. Soluk almakta zorlanılırsa 2-3 gün kadar burun spreyi kullanılabilir. Ayrıca deniz suyu spreyleri de seçim edilebilir. Burnu ıslatmak için civarın nemli yakalanması zorunludur.

hamilelik

Ihlamur, zencefil ve tarçınlı çay, hafifletici tesir yaratabilir

Üst solunum yolları enfeksiyonları genellikle viral denilen hastalık grubundadır. Bu gidişatta yaşanan şikayetler için hafifletici ilaçlar kullanılır. Ateş düşürücü ve burun açıcı spreyler gibi şikayet giderici ilaçlar da kullanılabilir. Gebelerde grip ve soğuk algınlığı ağır hastalığa neden olabilir. Antiviral ilaç alımı, ciddi neticelerin önlenmesine dayanakçı olabilir. Anne adayının antiviral ilaç almasının, kendisi ve bebek için hasarı olduğunu düşündüren hiçbir çalışma yoktur. Şayet bakteriyel bir enfeksiyon vaziyeti var ise antibiyotik kullanımı gerekir. Ihlamur, zencefil, tarçınlı çay, C vitamini özellikle taze bunalmış portakal suyunun hafifletici tesiri olduğundan, rehabilitasyon uygulaması için bu meşrubatlar da harcanabilir.

influenza

Mektep çağındaki çocuklarda enfeksiyona dikkat

Mektep çağındaki çocuklarda enfeksiyona dikkat

Bağışıklık sistemi henüz olgunlaşmamış ve hijyen mevzusundaki bilgileri yeterli olmayan mektep çağındaki çocukların kalabalık bir civarda beraber uzun zaman geçirmeleri neticeyi pek çok enfeksiyona sarih olduğunu ifade eden Doç. Dr. Meral Sönmezoğlu, bu enfeksiyonları üç grupta topluyor:

Hastalıklar basitlikle bulaşabiliyor

Bu enfeksiyonların başında çocukların birbirlerine aksırma, öksürme yoluyla geçirdikleri üst ve alt solunum yolları enfeksiyonları kazanç. Farenjit, sinüzit, nezle, kulak yolu irini, bronşit ve zatürre bu gruba girer. İkinci grup ortak kullanılan tuvaletlerde hijyen beceriksizliğine bağlı olarak bulaşan bağırsak enfeksiyonlarıdır.

Mekteplerde hijyen kaidelerine dikkat edilmediğinde bir taşıyıcıdan bir hayli bireye asalak enfeksiyonları bulaşır. Üçüncü grup ise mantar başta olmak üzere ten enfeksiyonlarıdır. Çocuklar birbirleriyle devamlı temas halindedir, birbirlerinin ellediği her şeyi basitlikle ağızlarına götürebilir, aynı yerden yemek yer ve basit basit tiksinmezler. Dolayısıyla ten-yumuşak doku enfeksiyonları çocuktan çocuğa basitlikle geçer.”

Sınıflar havalandırılmalı, tuvaletler pak yakalanmalı

Doç. Dr. Sönmezoğlu enfeksiyonların önüne geçmek için mektepte dikkat edilmesi gereken mevzuları ise şöyle aktarıyor: ”Mektepte hijyen kaidelerinin çok iyi oturtulmuş olması gerekli. Metrekare başına emin rakamda talebenin düşmesine ve sınıfların kalabalık olmamasına itina gösterilmeli. Teneffüs arasında çocukların sarih havaya çıkması sağlanmalı.”

Sıhhat Bakanlığı hijyenik olmayan mahsulleri açıkladı

Sıhhat Bakanlığı hijyenik olmayan mahsulleri açıkladı

Habertürk’ten Lütfi Erdoğan’ın haberine göre, Sıhhat Bakanlığı, bu senenin temmuz, ağustos ve eylül aylarını içeren kozmetik mahsul teftiş sonuçlarına söyledi.

Sorgulanan 825 mahsulün 215’i, “teknik tertip etmeye ters” ve “güvensiz” çıktı. Mikrobiyal faize tespit edilen mahsullerin arasında ıslak mendil ve lensler var.

Islak mendil ve lensler güvensiz mahsuller arasında

Güvensiz ve tertip etmeye ters bulunan mahsulleri piyasaya süren şirketlere, 919 bin 307 TL para cezası kesildi. Güvensiz mahsuller arasında ıslak mendil, tüy dökücü krem, idrar torbası ve lens bulunuyor. Islak mendiller için, “Tahlil neticesinde mikrobiyal faize tespit edilmiştir” denildi.

Bakanlık, bu senenin ilk 6 aylık yarıyılında da 2 bin 12 mahsulü sorgulamıştı. Bu mahsullerin 745’i teknik tertip etmeye ters ve güvensiz bulunmuştu. Şirketlere, 1 milyon 137 bin 349 TL ceza kesilmişti. Geçen sene sorgulanan 4 bin 311 kozmetik mahsulünün ise 2 bin 873’ü güvensiz çıkmıştı. Mahsullerin 1092’sine “Teknik tertip etmeye ters” damgası vurulurken, güvensiz ve teknik olarak ters mahsuller için şirketlere 1 milyon 547 bin 663 TL para cezası uygulanmıştı.

Güvensiz mahsullerin geldiği ülkeler

Uzmanların yaptığı teftişlerde, öncelikle ithal edilen tıbbi mahsuller incelendi. Güvensiz mahsullerin geldiği ülkeler arasında Hindistan, Almanya, Belçika ve Çin başı çekti.

İhtar takip sistemi geliştirilecek

Bakanlık güvensiz ve uygunsuz mahsulleri barkodlama ve mahsul takip sistemi ile daha iyi sorgulamak için de harekete geçti. Tıbbi aygıtlar ve kozmetik mahsulleri için negatif tesir bildirimi yapılan İhtar Takip Sistemi’nin UTS geliştirilmesi kararı alındı. Bilgilerin sisteme zamanında eriştirilmesi ve kumpaslı bir biçimde kayıt altına alınması için işletme, sıhhat personelleri ve mahsul kullanıcılar aynı platformda yer alacak.

Tüm ayrıntılarıyla klima hastalığı

Tüm ayrıntılarıyla klima hastalığı

Sıcak havalarda oda ısısını düşürerek konforlu bir etraf yaratmak için kullanılan klimalar aynı zamanda hava yolu ile bulaşan mikroorganizmaların da kaynağı olabiliyor. Klima hastalığı, zatürre gibi ciddi üst solunum yolu meselelerine yol açabiliyor.

Duş başlıklarından dahi bulaşabilir

Etraflarda bulunan klimaların şayet hijyeni ve pakliği iyi yapılmazsa, “lejyonella” ismi verilen bir bakteri üremektedir. Akarsu, ırmak, göl, sauna, hamam, jakuzi, fıskiye, havuz, duş başlığı gibi sulu ve nemli etraflarda ya da klimalarda üreyen bu bakteri, solunum yoluyla bulaşmaktadır. Reelinde her gün karşılaşılan bu bakteri, bağışıklık sistemi eforlu olmayan bireylerde, ilk olarak üst solunum yolu hastalığı olarak kendini gösterir, rehabilitasyon edilmediğinde de akciğere yerleşerek zatürreye neden olabilir. Bu vaziyet, şahsı komaya kadar götürebilecek bir sürece yol açabilir.

Lejyoner bu bulgular ile kendini gösteriyor:

– Ateş

– Halsizlik

– Eklem sızısı

– Geçmeyen kuru öksürük

– Balgam çıkarma gereksinimi ve balgam çıkarmada güçlük

– Baş sızısı

– Şuur fluluğu

– Soluk darlığı

– Uykuya eğilimli olmak

Bağışıklık sistemi düşük olanlar dikkat

Nezle ve grip gibi üst solunum yolu hastalıkları gibi bulgu veren klima hastalığı, çok kısa bir vakit içerisinde alt solunum yollarını da tutarak, akciğerde iltihaplanmaya neden olabilir. Hem hava hem de ağ suyu yoluyla bulaşabilen klima hastalığı, özellikle bağışıklık sistemi cılız olan şahısları etkilemektedir. Bu bireylerin yaşadıkları etrafa ve yaz yarıyılında tatil bölgelerindeki klimaların hakimiyetinin yapılıp yapılmadığa dikkat etmelidir. Aynı zamanda banyo, havuz ve termal kuruluşlar gibi nemli civarlardaki sistemlerin de hijyeninin yeterince sağlandığından emin olunmalıdır.

Bu bireyler yüksek tehlike altında;

– 50 yaş üstündeki bireyler

– Astım ve KOAH hastaları

– Bebek ve çocuklar

– Kanser rehabilitasyonu gören hastalar

– Uzun süreli kortizon rehabilitasyonu gören hastalar

– Uzuv nakli olmuş hastalar

Erken tanıyla zaferli rehabilitasyon muhtemel

Hastalığın önlenmesi için hem yaşanılan konut hem de otel ve sağlık kurumu gibi büyük yapılardaki klima sistemlerinin uygun bir biçimde bakımlarının yapılması gerekmektedir. Hastalığın tanı ve rehabilitasyonu için de hekimin hastayı özellikle klima hastalığı açısından değerlendirmesi ehemmiyetlidir. Hasta hikayesinde, klima maruziyeti olması veya gidilen bir otel ya da tatil köyü olup olmadığı, suyla fazla temas gidişatı gibi mevzular denetlenmelidir. Tanı konan hastalara zorunlu antibiyotik rehabilitasyonu başlatılır ve özellikle erken yarıyılda müracaat eten hastalarda zaferli neticeler alınmaktadır.

Paklik ve hijyen mevzusunda sınıfta kaldık

Paklik ve hijyen mevzusunda sınıfta kaldık

Anadolu Ajansının haberine göre gün içinde bir hayli bireyin elini sıkıyor ve merhabalaşıyoruz. Peki, bu bireylerin ne kadar pak ya da pis olduğunu öğreniyor musunuz? Bu sualin yanıtını, Başşehir Üniversitesi Sıhhat Yönetimi Kısmının asıllaştırdığı “Yetirince Pak miyiz?” başlıklı araştırması verdi. 9 bin birey üzerinde yapılan araştırma, katılımcıların yüzde 70’inin sabah suratını, yüzde 58,2’sinin ise tuvaletten çıkınca ellerini deviremediğini ortaya koydu.

Sabahları suratımızı deviremiyoruz

Araştırmada, cemiyette öğrenilmesi gereken esas sıhhat tutumları incelendi. 9 bin birey üzerinde yapılan araştırmada, el-surat ve tuvalet pakliği gibi günlük alışkanlıklar denetlendi. Başşehir Üniversitesi Öğretim Azası Prof. Dr. Simten Malhan’ın önderliğindeki araştırmada, katılımcıların yüzde 70,5’i sabah kalktığında elini suratını, yüzde 61,1’i dışarıdan konuta döndüğünde elini deviremediğini belirtti.

Sifonu sürüklemeyenler sürüklemeyenler çoğunlukta

Araştırma neticeleri ise insanların paklik mevzusunda pek titiz olmadığını da gözler önüne serdi. Öyle ki, katılımcıların yüzde 76,9’u tuvalete girmeden, yüzde 58,2’si çıktıktan sonra ellerini deviremediği, yüzde 87,1’i tuvalete girmeden evvel ve yüzde 8,9’u çıktıktan sonra sifonu sürüklemediği, yüzde 48,8’i sifonu sürüklerken tuvalet kapağını kapatmadığını ifade etti.

Eğitim seviyeyi yükseldikçe paklik çoğalıyor

Araştırma, özellikle 15-44 yaş grubunun, ötekilerine göre paklik mevzusunda daha duyarlı olduğunu, eğitim seviyeyi yükseldikçe pakliğe verilen ehemmiyetin çoğaldığını gösterdi. Prof. Dr. Malhan, hijyene verilecek ehemmiyetle bir hayli hastalığın bulaşmasının önlenebileceğini vurgulayarak “Vasati 20 saniyede el yıkanabilirken, çok minik maliyetlerle çok büyük hastalıkların önüne geçilebileceği göz arkasını edilmemeli. Kolay tutumların öğretilmesiyle, bulaşıcı hastalıkların rehabilitasyonundaki yüksek maliyetlerin de önlenebilir” dedi.

Grip salgınlarına karşı bitki çayları

Grip salgınlarına karşı bitki çayları

Günümüzde halâ virüslere karşı bizleri tam olarak koruyacak ya da tedavi edecek ilaç seçenekleri çok sınırlı kalıyor. Salgın tam da aşılarda alüminyum bulunduğu şeklindeki asılsız iddiaların ortaya atıldığı günlere rastlaması da bir talihsizlik. Ancak içinde bulunduğumuz dönem aşı yaptırmak için çok geç, antikor gelişimi için yeterli süre yok. O halde ne yapabiliriz? İlk önemli kural korunmak. Bu amaçla öncelikle bağışıklık sisteminin desteklenmesi gerekiyor. Eğer sonbahar başlangıcından itibaren bu şekilde bir yatırımınız bulunmuyorsa bağışıklık sisteminizin sizi koruması ihtimali düşük, ama siz yine de bağışıklık sisteminizi desteklemek için gerekli uygulamaları başlatın, hiç olmazsa ilerleyen süreçteki enfeksiyon risklerine karşı size avantaj sağlayacaktır. Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Prof.Dr. Erdem Yeşilada gripten korunmak için önerileri sıraladı.

Hijyene dikkat!

Peki bu durumda ne şekilde mücadele etmemiz gerekiyor. Öncelikle hijyene dikkat edilmesi ve yeterli istirahat önemli. Diğer taraftan, doğa grip ile mücadelede bize çeşitli olanaklar sağlıyor. Bitki çayları içilmesi gerek enfeksiyon riskinin azaltılması ve gerekse hastalarda şikayetlerin hafifletilmesinde en akılcı ve güvenilir yöntem. Mevcut ilaçlar gibi bitki çayları da etkisini virüsün çoğalma fazı üzerinde gösteriyor. Bu nedenle toplu yerlerde bulunanlar (toplu taşım araçları, okul, alışveriş merkezleri, vd.) özellikle yeşil çay, adaçayı, ıhlamur, tarçın gibi bitkileri teker teker ya da karıştırarak gün içerisinde sık sık içmeli. Ancak mikropların gelişimini hızlandıracağı için şeker yerine gerçek bal ilave edilmesi öneririm. Eğer boğazınızda bir karıncalanma hissederseniz, vakit kaybetmeden bu çayları yüzde 5-10 gibi derişimlerde hazırlayarak gargara yapılması korunmaya katkı sağlayacaktır.

Bitki çayları için

Yürütülen araştırmalar yeşil çay içerisinde bulunan polimerik polifenollerin aynı virüs ilaçları gibi etki ederek virüsün çoğalarak hücre içerisine girmesini engellediğini gösteriyor. Ancak virüs ilaçlarından ve antibiyotiklerden farklı olarak polifenollere karşı mikroplar direnç geliştiremiyor. Benim önerim bir poşet yeşil çay ile bir poşet ıhlamuru aynı bardak içerisine koyup demlemek. Ihlamur içerisindeki müsilajın yoğun kıvamı ile yeşil çay içerisindeki polifenollerin (epigallokateşinler) ağız içerisinde daha uzun süre kalarak, daha uzun süre etkisini göstermesini sağlayacaktır. Ayrıca adaçayı, tarçın içerisindeki sineol ve öjenol gibi uçucu bileşenler virüs enfeksiyonu nedeniyle zayıflayan bağışıklık sistemimizde fırsatçı mikropların gelişmesini engelleyebiliyor.

Adaçayı etkili

Yayımlanan bir klinik çalışmada, adaçayı ile hazırlanan çayın içerisine ekinezya damlası ilave edildiğinde dezenfektan gargaradan daha etkili olduğu gösterilmiş. İsviçre’de hastanelere son 3 gün içerisinde boğaz ağrısı şikâyeti ile hastaneye başvuran 155 gönüllü üzerinde yürütülen bu çalışmada, bileşiminde ekinezya ve adaçayı içeren gargaranın 5 gün süre ile günde 10 defa kullanılması ile üçüncü günden başlayarak etkili olduğu gözlenmiş. Deneyde paralel olarak bir başka grup hastada yürütülen çalışmada 2 saat ara ile ağıza sıkılan bir dezenfektan çözeltisinden (klorhekzidin/ lidokain) daha yüksek etki bulunmuş. Bu bence çok dikkat çekici bir sonuç.

Sonuç olarak, içerisinde bulunduğumuz şu günlerde doğanın bizlere sunduğu bu etkili ve güvenilir silahlardan yararlanmak en akılcı yaklaşım olacaktır. Hiç şüphesiz, öncelikli hedef “hastalığa yakalanmamak”, bu konuda bağışıklığı destekleyici bu tip ürünler koruyucu olarak yararlı olabilmektedir. Hastalığa yakalanma durumunda ise bu tip ürünlerden uygulanan temel tedavinin yanı sıra şikayetlerin hafifletilmesinde yararlanılması düşünülebilir.

Sabah erken saatte rehabilitasyon

Sabah erken saatte rehabilitasyon

Kökdemir, ‘Diyabet hastalığı ağız ve diş sıhhatini etkiliyor’ diyerek şu bilgileri veriyor: Diyabet başka bir deyişle şeker hastalığı cemiyette sık tesadüfülen kronik bir metabolizma ve endokrin sistem hastalığıdır. Kısmi veya bütün insülin beceriksizliği veya periferik dokuların insüline mukavemeti, kan glikoz seviyesindeki çoğalışa hiperglisemi dolayısıyla da diyabete şeker hastalığı neden olur. İyi hakimiyet edilemeyen hiperglisemi olaylarında başta ağız ve dişler olmak üzere bedenin muhtelif uzuv ve sistemlerinde zararlar ya da işlev bozuklukları görülür. Diş doktorlarının diyabetli hastalardaki en ehemmiyetli gözlemleri periodontal hastalıklar, ağız kuruluğu, ağız içi mantar enfeksiyonları ve cerrahi teşebbüslerden sonra yara iyileşmesinin geç olmasıdır. Yüksek kan şekeri, kan damarlarında kalınlaşmaya ve tıkanmaya neden olur. Kanın oksijen taşıma kapasitesi eksildiğinden dokuların beslenmesi eksik kalır ve dişetlerinin iltihaplanmaya karşı mukavemeti düşer. Zamanla diş ile dişeti arasında oluşan cepler, bakteri odaklarının büyümesini sağlar, dişeti irini oluşur ve rehabilitasyon edilmediği takdirde dişlerin çevresinde kemik imhayı başlar.

Ağız kuruluğu ve dilde yanma görülür

Tüm bunların neticesinde dişlerde sızı, sallanma hatta diş kayıpları görüldüğünü belirten Pertev Kökdemir, “Ayrıca tükürükteki glikoz oranının çoğalmasına bağlı olarak tükürük salgısının koyulaşması ve dişleri yıkayıcı tesirinin eksilmesi de diş taşı yaradılışını süratlendirerek dişeti problemlerini tetikler. Bunun yanında tükürük akışının eksilmesi hastada ağız kuruluğu ve dilde yanma gibi rahatsız edici gidişatlara da neden olmaktadır. Hatta çok rahatsız edici ebada eriştiğinde hastaya suni tükürük preparatları önerilebilir” diyor.

Dudakta çatlak ve kızarıklık oluşabilir

Pertev Kökdemir, “Diyabetli hastalarda karşılaştığımız meselelerden bir öbürü ise ağızda görülen mantar enfeksiyonlarıdır. Tükürükteki yüksek şeker sebebiyle ağız, mantar enfeksiyonlarına sarihtir. Özellikle dudakların sentez yerlerinde çatlak ve kızarıklıklar halinde kendini muhakkak eder. Bu meseleyi önlemek ancak iyi bir ağız hijyeniyle sağlanabilir. Hasta özellikle takıp çıkarılan hareketli takma kullanıyorsa pakliğine dikkat etmeli ve itina göstermelidir” diyerek diyabetli hastaları ağız hijyeninin ehemmiyeti mevzusunda özellikle uyarıyor.

Altı ayda bir yapılan hakimiyet umursamama edilmemeli

‘Diyabetlilerde iyi bir ağız sıhhati için öncelikle iyi bir şeker hakimiyeti sağlanması ve kumpaslı ağız hijyeni gerekmektedir’ diyen Kökdemir, ağız hijyeni ile alakalı tüyolar veriyor: Ağız sıhhatini gözetmek ismine diş fırçalama, diş ipi ve gargara kullanmanın yanı gizeme her altı ayda bir kesinlikle diş doktoru hakimiyeti gerekir. Ayrıca diş problemi sebebiyle rehabilitasyona gereksinimi olan diyabetli hastalar, sabah erken saatte rehabilitasyon edilmeli ve rehabilitasyon müddetleri muhtemel olduğunca kısa yakalanmalıdır. Diyabetli hastaların rehabilitasyondan evvel kahvaltılarını yapmaları ve bayağı insülin ya da oral anti-diyabetiklerini kullanmaları ehemmiyetle vurgulanmalıdır.

Kış aylarında böbreklerinizi gözetin

Kış aylarında böbreklerinizi gözetin

Soğuk hava, gövde ve başın beden ısısını gözetmek için kol ve bacaklara daha az kan verilmesine neden olur. Kan akışındaki bu eksilme, hastalıklarla savaşmak için o bölgelere daha az beyaz kan hücresi gitmesine neden olur. “Kış ayları kronik böbrek yetmezliği olan veya böbrek nakli olmuş hastalar için güç aylardır. Bu aylarda sık görülen viral orijinli olan soğuk algınlıkları bazen ciddi problemlere yol açabilir” diyen İstanbul Okan Üniversitesi Sağlık Kurumu Genel Cerrahi Uzmanı ve Uzuv Nakli Kısım Başkanı Prof. Dr. Alp Gürkan, ihtarlarda bulundu.

Böbrek hastaları grip aşısını ilgisizlik etmemeli

– Bu aylarda sık görülen viral orijinli olan soğuk algınlıkları bazen ciddi problemlere yol açabilir. Böbrek işlevleri hudutta olan hastaların böyle bir enfeksiyon geçirmeleri geçici veya kalıcı böbrek zararlarına neden olabilir. Bu sebeple, böbrek nakli olan veya böbrek işlevleri hudutta olan hastalara kesinlikle grip aşısı önermekteyiz.

Şuursuzca antibiyotik veya ateş düşürücü ilaçlar kullanmayın

Soğuk algınlığı yüksek ateş ile izliyorsa bu şahısların harcadıkları akışkan ölçüsüne de dikkat etmeleri gerekiyor. Ateşli yarıyılda terleme ile akışkan kaybedecekleri gibi, iştah ve susuzluk hissinin eksilmesi ile de hastalar akışkansız kalıp böbrek yetmezliğinin derinleşme riski ile karşı karşıya kalabilirler. Böbrek yetmezliği olan veya böbrek nakli olan insanların da her soğuk algınlığında veya ateşli hallerde şuursuzca antibiyotik veya ateş düşürücü ilaçları kullanması mahzurludur. Kesinlikle bir doktora gitmeli kan analizi ve gerekirse hastalığa neden olan mikrobun varlığını incelemek için kültür yaptırılmalıdır. Unutulmamalıdır ki, böbrek yetmezliği sebeplerinden biri de yineleyen enfeksiyonlar ve bunlara karşı uygulanan rehabilitasyonların yanlış veya eksik olmasıdır.

Burnunuzu sıcak tutun

– Soğuk burun, rinovirüslerin üremesi için daha fazla fırsata neden olur; sıcak yakalamak için burnu bir eşarp veya yün atkı ile kaplamak, soğuk algınlığı bahtını eksiltmenin tesirli bir yoludur.

Çocuğunuz idrar yolu enfeksiyonuna çok tutuluyorsa dikkat

– Kış aylarında özellikle kız çocuklarının dikkat etmesi gereken bir vaziyet de idrar yolu enfeksiyonlarıdır. Ne Yazık Ki ülkemizde çocuk yaş grubunda böbrek yetmezliğinin nedeni de sık yineleyen idrar yolu enfeksiyonlarıdır. Bu gidişatta idrar reflüsü gibi idrar yolu enfeksiyonuna neden olabilecek patolojiler incelenmelidir.

Sıhhatli yaşayın

– Kış aylarındaki bu negatiflikleri eksiltmek için dinlenme, kumpaslı uyku ve beslenme de ehemmiyetlidir. Gecelik yedi ila dokuz saat yatın. Yedi saatten az veya dokuz saatten daha uzun vakit uyumak, kalp ve damar sıhhati ve tansiyonu üzerinde negatif tesirler yaratabilir. Yüksek nitelikli uyku, stresi eksiltmek ve gün süresince enerji seviyesini yükseltmek için ehemmiyetlidir. Kafein, yapay ışık ya da uyuma zamanına yakın yoğun fiziksel etkinlik nitelikli bir uyku sürüklemenizi maniler. Perhizinizi önceliklendirdiğiniz kadar uykunuzu önceliklendirin! Kış aylarının getirdiği öbür bir problem de hareketsiz kalmaktır. Özellikle böbrek nakli olan şahıslar iyi korunarak en azından yürüyüşlerine devam etmelidir. Hareketsiz kalmak adaleleri zayıflatacağı gibi afaki kiloların alınmasına neden olur. Dışarı çıkılamıyorsa dahi, konutun içinde her gün en azından yarım saat kültürfizik hareketleri yeterli olur.

El hijyeninize dikkat edin

– Kumpaslı el devireme mevsimsel hastalıklarla savaşmanın basit bir yoludur. El dezenfektanını otomobilinizde veya çantanızda gizleyin, muhtemel olduğu kadar genel kalemlere veya kapılara değmeyin. Özellikle böbrek nakli olmuş şahısların, bu kış aylarında toplu yerlerde zaman geçirmelerinden kaçınması ve sık sık ellerini yıkamaları faydalı olacaktır.

Su içmeyi unutmayın

– Kış aylarında susuzluk hissinde de, bir eksilme mevzubahisidir. Bu sebeple, kesinlikle yeterince akışkan almaya dikkat edilmelidir. Böbrek işlevi hudutta olan hastalar için yeteri kadar akışkan harcamaları demek çok su içmek anlamına gelmemelidir. Bu bireylerde fazla akışkan tüketiminin de hasarı vardır. Fazla su tüketimi su zehirlenmesi dediğimiz vaziyetlere de yol açabilir. Bu da beyin ve akciğer ödemine kadar giden ciddi gidişatlara yol açabilir.

Dostlarınızla zaman geçirin

– Bağışıklığı artıranın en hoş yolu, dostlarla zaman geçirmektir. Sosyalleşmenin bağışıklık sistemini kuvvetlendirmeye dayanakçı olduğu gösterilmiştir. Stres ise hastalığı şiddetlendirebilir ve uykunuzu eksiltebilir, bağışıklık cevabınızı daha da düşürebilir.

Kıl dönmesi meselesinin bulguları ve rehabilitasyonu

Kıl dönmesi meselesinin bulguları ve rehabilitasyonu

Hastaların kimi zaman utanıp çekinerek hekime müracaat etmemesi, şikayetlerin çoğalmasına ve hayat niteliğinin düşmesine neden oluyor. Memorial Ankara Sağlık Kurumu Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Erhan Reis, kıl dönmesi ve kıl dönmesinin cerrahi usullerle rehabilitasyonu hakkında bilgi verdi.

Erkeklerde bayanlardan 4 kat daha fazla görülüyor

Kalçalar arası kıl dönmesi hastalığı, bu bölgenin cilt ve cilt altı dokularının enfeksiyonu neticeyi ortaya çıkar. Bu rahatsızlığın oluşmasında değişik tehlike etmenleri bulunmaktadır. Bunlardan en ehemmiyetlisi şahsi hijyendir. Obezite, bölgenin tahriş olması, uzun müddet oturarak çalışmak, kalçalar arasındaki oyuğun derinliği ve genetik yatkınlık da öbür tetikleyicilerdir. Kıl dönmesi kendini ilk olarak çıban ve akıntıyla gösterir. Çıbana erken müdahale edilmemesi, ciddi sızı ve ateşe neden olabilmektedir. Bu bulgularla bir uzmana müracaat etildiğinde fiziki tetkik ve hasta hikayesi tanı için yeterli olmaktadır. Rastgele bir görüntüleme usulüne gereksinim dinlenmemektedir.

Sızı ve ateşe yol açıyor

Bu rahatsızlığın oluşmasında değişik tehlike etmenleri bulunmaktadır. Bunlardan en ehemmiyetlisi şahsi hijyendir. Kıl dönmesi kendini ilk olarak çıban ve akıntıyla gösterir. Çıbana erken müdahale edilmemesi ciddi sızı ve ateşe neden olabilmektedir. Bu bulgularla bir uzmana müracaat etildiğinde fiziki tetkik ve hasta hikayesi tanı için yeterli olmaktadır. Rastgele bir görüntüleme usulüne gereksinim dinlenmemektedir.

Akut kıl dönmesinin yineleme tehlikeyi yüksek

Kıl dönmesi rehabilitasyonu tasarlanırken, uygulanacak usul olayın akut ya da kronik olmasına göre değişmektedir. Akut kıl dönmesinin rehabilitasyonu kesi ve çıbanı boşaltarak yapılır. Yerel anestezi altında yapılabilen harekâtta çıbanı boşaltmak için genelde en fazla şişlik olan noktadan kesi yapılması gerekir. Bu harekâtın kesin rehabilitasyon olmadığı ve hadiselerin neredeyse yarısında sualin yineleyebileceği unutulmamalıdır.

Umursamama edilirse yassı hücreli kansere yol açabilir

Kronik ve yineleyen kıl dönmesinde ise hastalığın kesin rehabilitasyonu sinüs kanalının cerrahi olarak kesilip çıkartılması biçiminde uygulanmaktadır. Bu operasyon yapılırken klasik dokunun olası olduğu kadar yerinde vazgeçilmesi ehemmiyet taşır. Rastgele bir bulgu vermeyen ve kazara tanı konulan kıl dönmesi olaylarında ise cerrahiye gerek dinlenmemektedir. Bu olaylarda, hijyenin sağlanması, bölgenin kıllardan temizletilmesi ve zaman zaman enfeksiyon açısından gözlem yapılması yeterli olmaktadır. Uzun müddet umursamama edilen kıl dönmesi meseleyi seyrek de olsa yassı hücreli kanser büyümesine yol açabilmektedir. Bu sebeple kıl dönmesine işaret eden bulgular varsa süre kaybetmeden bir uzmana müracaat etilmelidir.

Page 1 of 21 2