Kalp krizinde “ilk 2 saat”

Kalp krizinde "ilk 2 saat"

Son senelerde hareketsiz hayat ve sıhhatsiz beslenmeye bağlı olarak kalp krizi görülme sıklığı giderek çoğalıyor. Türkiye İstatistik Müesseseyi bilgilerine göre; kalp hastalıklarından vefatlar yüzde 40,4 oranıyla tüm vefat nedenleri arasında ilk sırada yer alıyor. Ülkemizde her sene takribî 300 bin birey kalp krizi geçiriyor ve bunların takribî 100 bini vefatla sonuçlanıyor. Üstelik yeniden son senelerde kalp krizi geçirenler arasında 50 yaş altındaki şahısların oranı yüzde 20’yi geçiyor. Bunun sebebi ise genç yaşta sigara içme oranının ülkemizde Avrupa ülkelerinden daha aşırısı olması. Kalp krizinde erken müdahale ise yaşam kurtarıyor. Acıbadem Kadıköy Sağlık Kurumu Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Refik Erdim, bu sebeple özellikle kalp hastalarının 20 dakikadan uzun süren göğüs sızısında zaman kaybetmeden bir sıhhat kuruluşuna müracaat etmeleri gerektiğine dikkat çekti.

kalp krizi

Soğuk ve rüzgarlı havada tehlike çoğalıyor

Kalp krizi, kalbi besleyen koroner damarların ani tıkanması neticeyi oluşan ve vefatla sonuçlanabilen ciddi bir tablo. Kalp krizine yol açan en ehemmiyetli tehlike etkenleri olarak erkek olmak, yaşın erkeklerde 45’in bayanlarda 55’in üzerinde olması, diyabet, sigara hikayesi, genetik yatkınlık, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, hareketsiz hayat stili ile sıhhatsiz beslenme neticeyi büyüyen obezite ve stres gösteriliyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Refik Erdim, havaların soğumaya başlamasının da kalp üzerinde negatif tesirler yaparak kalp krizi tehlikesini çoğaldırdığı ihtarında bulunuyor. Zira soğuk ve rüzgarlı hava kalp damarları üzerinde büzüştürücü tesir yaratarak ve yeniden tansiyonu yükseltip kalp süratini çoğaldırarak duyarlı bireylerde kalp krizi tehlikesine yol açabiliyor. Bu sebeple özellikle kalp hastalarının soğuk havalarda hayat alışkanlıklarına dikkat etmeleri büyük ehemmiyet taşıyor.

kalp

20 dakikadan uzun sürüyorsa dikkat

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Refik Erdim, kalp krizinin en ehemmiyetli ve en sık görülen bulgusunun göğüs sızısı olduğuna işaret ederek şu bilgileri verdi: “Kalp krizine bağlı göğüs sızısı genellikle göğsün orta kısmında baskı ve sıkışma stilinde şiddetli bir sızı biçiminde tasvir ediliyor. Genellikle 20 dakikadan uzun sürüyor veya gidip gelen bir sızı olarak sezilebiliyor. Bu sızı kollara, sırta, boyuna, çeneye ve mide üzerine doğru yayılım gösterebiliyor. Yeniden göğüs sızısıyla birlikte soluk darlığı, halsizlik ile baygınlık hissi oluşabiliyor. Özellikle şiddetli göğüs sızısıyla beraber soğuk terleme, bulantı ve kusma gibi şikayetlerin olması asla göz arkasını edilmemesi gereken bir gidişat ve acilen sağlık kurumuna müracaat etmeyi gerektiriyor.”

kalp krizi

İlk 2 saat çok ehemmiyetli

Kalp krizinden vefatlar genellikle hastaların sıhhat merkezlerine geç müracaat etmeleri nedeniyle oluyor. Kalp krizi geçiren hastaların takribî yüzde 20-30’u sağlık kurumuna erişemeden yaşamını kaybediyor. Bu sebeple özellikle tehlike altındaki şahısların bulgular başladıktan sonra zaman kaybetmeden en yakın sıhhat kuruluşuna müracaat etmeleri hayatsal ehemmiyete sahip. Kalp krizi tanısı konulan hastaların 60-90 dakika içerisinde anjiyografi laboratuvarına alınarak balon ve stent müdahalesiyle tıkalı damarların açılması öneriliyor. Yapılan çalışmalar balon ve stent rehabilitasyonunun süratli uygulanabilmesi ve galibiyetli neticeleri sebebiyle öncelikli olarak uygulanması gerektiğini gösteriyor. Ender olarak tıkalı damarların çokluğu ve stent rehabilitasyonuna uygun olmaması nedeniyle hastaların cerrahi rehabilitasyona yönlendirilmesi gerekebiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Refik Erdim, şayet müdahale göğüs sızısı başlangıcının ilk 2 saatinde yapılabilirse kalpte oluşan zararın daha hudutlu kaldığını vurgulayarak, ” Bunun aksine özellikle 6-12 saatten sonra rehabilitasyon edilen hastalarda ise kalp dokusundaki zarar daha büyük oluyor ve bunun neticesinde kalp yetmezliği büyüyebiliyor, hatta hastanın hayatını yitirmesine neden olabiliyor” dedi.

Varis ve rehabilitasyon usulleri

Varis ve rehabilitasyon usulleri

Gün içinde ayakta fazla kalanların hastalığı olarak öğrenilen varisler şiddetli sızı, kaşıntı gibi şikayetlerin yanında estetik görünüm açısından da meselelere neden oluyor. Varis rehabilitasyonunda son senelerde ön tasarıya çıkan damar içi lazer uygulaması sayesinde bu meseleden sızı ve iz olmadan kurtulmak muhtemel olabiliyor. Memorial Şişli Sağlık Kurumu Teşebbüssel Radyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Mert Köroğlu, varis ve rehabilitasyon usulleri hakkında bilgi verdi.

Bayanlar daha fazla tehlike altında

Kalp her atımında bir ölçü kanı arterler ile dokulara yollamaktadır. Bedendeki lekeli kan toplardamarlar aracılığı ile kalbe taşınmaktadır. Toplardamar duvarında oluşan yapısal bozukluklar, lekeli kanın yer çekimi tesiriyle geri akmasını yasaklayan kapakların zararlanması gibi sebeplerle damarların genişleyerek gelişmesi ve kıvrımlı bir biçim almasıyla varisler oluşabilmektedir. Cemiyette %15-25 oranında görülen varisler, bayanlarda erkeklere oranla daha fazla ortaya çıkmaktadır. Yaşın ilerlemesiyle beraber görülme oranı çoğalan varisler, cilt meskenli olabildiği gibi cilt altı derin meskenli de oluşabilmektedir.

İşiniz ayakta durmanızı gerektiriyorsa daha dikkatli olun

Varis yaradılışında ailesel yatkınlık mevzubahisi olmakla beraber hocalar, kuaförler, diş doktorları, garsonlar gibi uzun zaman değişmez olarak ayakta durmak zorunda olan işleri olanlar tehlike grubundadır. Uzun zaman ayakta kalmak gerekiyorsa arada dinlenmek, bacak adalelerini kuvvetlendirecek egzersizler ve kilo vermek uzun vadede varis yaradılışının önüne geçebilmektedir.

Varisler hayatı tehdit edecek ebatlara gelebilir

Uzun zaman ayakta kalınan günlerde özellikle gün sonunda sızı, kaşıntı, yanma, karıncalanma, seğirme, gece krampları ve ödemlere neden olabilen varisler kozmetik bakımdan da hastaları rahatsız etmektedir. Sızılar ve kozmetik kaygının yanında özellikle geç yarıyıl varis hastalarında renk farklılığı, geniş ancak derin olmayan yaralar oluşabilmektedir. Ayrıca, şiş, koyu renkli ve düz olacağı yerde sıklıkla kıvrımlı, büküntülü ve anormal derecede genişlemiş varislerde cerahat ve pıhtı oluşması, akciğere pıhtı atması gibi meselelere neden olabilmektedir. Varis kanamaları çok nadide de olsa hayatı tehdit edici ebatlara varabilmektedir.

Bu sporlardan uzak durun

Bacak adalelerini çalıştırıp damar elastikiyetini artıran egzersizler varis şikayetlerinin eksilmesine neden olurken, hastalığın da ilerlemesini yavaşlatabilmektedir. Kan dolaşımını tertip eden, özellikle aynı ritimde devam eden yürüyüş, yüzme, koşu, dans, ip sıçramak, bisiklete binmek gibi etkinlikler varis hastalarına özellikle önerilmektedir. Ancak karın içi ve varisli bölgedeki tazyiki artıran;

Ağırlık kaldırmak

Halter

Ikınma hareketini çok fazla tetikleyen zorlayıcı karın hareketleri

Karın içi tazyiki çok çoğaldıran plates egzersizleri

Ani deparların gerektiği voleybol, futbol, basketbol gibi sporlardan uzak durulması gerekmektedir.

Operasyondan 2 saat sonra yürüyerek konutunuza dönebilirsiniz

Varis rehabilitasyonunda son senelerde damar içinden uygulanan lazer uygulamaları ön tasarıya çıkmaktadır. Doppler ile hastalıklı damarın tanımlanmasını ardından ultrason eşliğinde iğne ile damarın içine girilmektedir. Damar içinde uygun yere yerleştirilen fiber desteğiyle uygulanan lazer harekâtı, hakimiyetli olarak damarın içten tıkanmasını sağlamaktadır. Yerel anestezi altında 30-60 dakika süren uygulamanın ardından 1-2 saat dinlendirilen hastalar yürüyerek taburcu edilebilmektedir.

Ameliyat izi olmadan yaza girebilirsiniz

Operasyonun rastgele bir kesi olmadan ince bir iğne girişiyle yapılması hastalara kozmetik doğrultudan büyük avantaj sağlamaktadır. Sızısız ve issiz hakikatleştirilen damar içi lazer uygulaması, sağlam dokuların korunması bakımından da seçim edilmektedir. Operasyon sonrası rastgele bir hareket kısıtlamasına gerek olmayan damar içi lazer uygulamasında hastalığın tekerrür etme olasılığı son derece düşüktür.

Varislere köpük değişi

Varisleri besleyen damarlar lazer ile ortadan kaldırdıktan sonra aynı seansta kalan tüm varislerin içine de damar yoluyla girilerek köpük haline getirilen ilaçlar verilmektedir. Köpük haline getirilen ilacın damara girişi ve ilacın damarda yayılımı ultrason ile takip edilmektedir. Bu harekâtla damar için lazer uygulamasının aktifliği en üst seviyeye çıkartılmaktadır.

Anjiyo ile alakalı öğrenilmesi gerekenler

Anjiyo ile alakalı öğrenilmesi gerekenler

Anjiyo, kalp ve damar hastalıkları açısından meseleyi olan şahısların damarlarına ince tüplerle girilmesi ve bu sayede damarlardaki tıkanıklıkların ve diğer meselelerin teşhis edilmesini sağlar. Anjiyo uygulaması kasıktan, el bileğinden ve kol bölgesinden olan arter girişinden yapılabilir. Bununla kalpte, beyinde, gözlerde ve bacaklara alana gelmiş olan meseleler teşhis edilebilir.

Anjiyo harekâtı

Anjiyo harekâtı için hastalara evvelinde bazı hazırlıklar yapılır. Bu hazırlıklar bitirildikten sonra, hasta anjiyo yapılacak odaya alınır. Hastanın hangi bölgesinden harekât yapılacaksa, bu alan dezenfekte edilir. Bu alanın dışındaki bölgeler sterilize örtüler kullanılarak kapatılır. Bu gidişatta hastada yalnızca anjiyonun yapılacağı alanla, baş bölgesi sarihte kalmış olur. Anjiyo yerel anestezi altında uygulanır. Gerekirse anjiyo evvelinde hastanın hafiflemesi için sedatif ilaçlar kullanılması gerekebilir. Kasık, bilek ya da kol bölgesine başka bir deyişle anjiyonun yapılacağı yere uygun ince tüplerden takılır. Tüpün içinden ondan daha ince olan bir tüp sokularak, bedende hangi bölge araştırılacaksa oraya kadar tüp ilerletilir. Bedendeki tüm damarlar birbiriyle irtibatlı olduğundan, hiç zorlanmadan damarlar aracılığıyla istenen bölgeye erişilir. Bu esnada yapılan harekâtın hepsi dışarıdan monitörden izlenir. Böylece kalpte bulunan koroner damarların çıkışına kadar gidilir. Bu düzeyde bedene ilaçlı bir akışkan enjekte edilir. Bununla damarların fotoğrafları çekilir. Böylece damarlardaki tıkanıklıklar ve diğer meseleler rahatlıkla tanımlanır.

10 15 dakika sürer

Anjiyo sırasında yapılan operasyonların süresi vasati 10-15 dakika kadar sürer. Bu harekâtın ardından anjiyo için girilen bölgeye baskı uygulanır ve kanama olmaması içi tedbir alınır. Şayet anjiyo kasıktan yapıldıysa, hastanın en az 6 saat gözlem altında yakalanması gerekir. Koldan ve bilekten yapılan anjiyoda ise, hastanın 1 saat kadar gözlem altında kalması yeterli olur.

Anjiyonun tehlikeleri var mı

Anjiyo uygulaması basit bir harekât olsa da, bazı tehlikeleri olabilir. Ancak bereketli tesirleri korunduğunda, tehlikelerin ne kadar ehemmiyetsiz olduğu görülebilir. Kasıktan yapılan uygulamada harekât sonundaki baskının doğru yapılmaması halinde, dizlere kadar inen morarmalar alana gelebilir. Şayet hasta kan sulandırıcı ilaç kullanıyorsa, bu kanama olması açısından tehlike taşıyacaktır. Anjiyo yapılan alanda kanama olması halinde, şişlik ve morarma oluşabilir. Harekât yapılırken arter girişinin yaralanması mevzubahisi olabilir. Bunun iyileştirilmesi için, hastaya başka bir cerrahi uygulama yapılması gerekebilir. Şayet hastanın böbrek yetmezliği varsa, hastalığı daha fazla ilerleyebilir. Fakat gerçekten şahsa anjiyo yapılması gerekiyorsa, bu tehlikeler dikkate alınmadan hemen anjiyo uygulanmalıdır.

Yapılan anjiyoyla damarlarda alana gelmiş tıkanıklıklar, yapısal bozukluklar, daralan bölgeler ve uzuvlarda alana gelmiş zararlar basitçe tanımlanabilir. Bununla bacaklarda ve kollarda olan damarlar, beyinde bulunan damarlar, akciğere bağlanan damarlar, kalpteki damarlar, karındaki uzuvlara bağlı olan damarlar rahatlıkla görüntülenebilir. Sıhhatiniz her şeyden ehemmiyetlidir. Bu sebeple vücudunuzun sinyallerini takip etmelisiniz. Zamanında gereken muayenelerin yapılması ve tedbir alınması gerekir. Anjiyo uygulaması da, çok ehemmiyetli rahatsızlıkları tanımlamaya yarayan ehemmiyetli bir muayenedir.

Anjiyo tetkik mi yoksa rehabilitasyon yolu mu

Hastalarda koroner atardamar hastalığının olup olmadığı hakkında en tehlikesiz usul anjiyo uygulamasıdır. Damar sertliğinin tesiriyle koroner atardamarlarda hangi bölgede daralma ya da tıkanma olduğu anjiyo yapılarak tanımlanabilir. Şayet daralma ve tıkanma tanımlanırsa, bu sualin operasyonla ya da stentle rehabilitasyon edilme kararı verilebilir

Anjiyo cinsleri

Anjiyo 3 değişik cinste yapılabilir. Bunlar;

Kontrastlı MR anjiyografi

Çok kesitli BT Bilgisayarlı tomografik : Bu usulde aort anevrizması, yüksek tansiyona neden olan börek atardamar daralmaları, akciğer damarlarındaki pıhtıya bağlı tıkanma başka bir deyişle pulmoner emboli gibi bazı hastalıkların kesin tanısı basitçe konur.

Anjiyo standart ya da teşebbüssel anjiyografi: Bu usulde kasık bölgesi uyuşturularak, kataterle kasıktan girilerek damarların içinden meseleli bölgeye erişilir. Bu sırada bilgisayar ekranından damarların vaziyeti araştırılır. Daralmış damara sokulan kataterle radyoopak ismi verilen özel boyalı bir madde damara vazgeçilir. Bu sayede daralma ve tıkanma olan bölge basitçe tanımlanır.

Hangi vaziyetlerde anjiyo yapılması gerekir

– Hastada şiddetli göğüs sızısı olduğunda, kalp krizi geçirdiyse, teşebbüssel olmayan muayenelerde koroner darlık bulguları tespit edildiyse

– Efor testi pozitif çıktıysa

– Akustik sırasında kalp kasılması olanlarda

– Talyum testi sırasında koroner atardamar hastalığı kuşkusu olursa

– Bilgisayar anjiyosu kuşkulu olanlarda

– Kalp kapak hastalığı olanlarda

– Kalp operasyonu dışında, şeker hastası olup ehemmiyetli bir operasyon geçirecek olanlarda

– By pass olan hastalarda hakimiyet emelli olarak

– 40 yaş üzerindeki ehemmiyetli operasyon geçirecek olanlarda

– Stent takılmış olan hastalarda hakimiyet emelli olarak anjiyo uygulanır

Anjiyo hangi vaziyetlerde koldan hangi vaziyetlerde kasıktan yapılır

Hastada kasık damarlarında tıkanma varsa, çatallanma bölgelerinde darlık olduğunda, fazla kireçli olan kıvrımlı ince damarlardan stentin geçirilmesi emeliyle daha kalınca kataterle dayanak gerekiyorsa, kasık damarından girilerek anjiyo yapılabilir. Hastada akut enfarktüs, sol kalp eksikliği gibi meseleler varsa, bu gidişatta süratli hareket edilmesi gerekir. Fazla kilolu olan hastalarda ve uzun zaman uyuyamayan bireylerde ya da kolay darlıklarda koldan anjiyo yapılabilir.

Kalbi gözeten kolay yöntemler

Kalbi gözeten kolay yöntemler

İnsan kalbi her şeyden etkileniyor. Misalin heyecanlanınca, vahime, coşunca ya da koşunca süratleniyor. Şahsın minikken geçirdiği başka hastalıklardan da etkileniyor, anne babasının kalp damar tıkanıklıklarından da. Ayrıca kalbin bir kısmı etkilenirse, öteki kısımları da bundan kısmetini alabiliyor. Misalin, kapakta firari varsa, ritim bozukluğu oluşabiliyor, damar tıkanıklığı olursa, ritim bozukluğu büyüyebiliyor.

Özetle alıngan bir uzuvdur kalp. Böylesine alıngan ve hayatsal bir uzva çok iyi bakmak gerektiğini vurgulayan Kardiyoloji Uzmanı Dr. Murat Şener, kalbi gözetmenin 3 yöntemini şöyle söylüyor:

1- Mutlu olmak

Mutluluk kalbe en iyi gelen ilaç reelinde. Mutluluk ne kadar fazla sürerse, kalbe o kadar iyi geliyor. Başka Bir Deyişle bir günlük değil, bir ömür boyu mutluluk kalbi gözetiyor. Çalışmalarda; mutlu olan insanlarda daha az damar tıkanıklığı ve daha az ritim bozukluğu olduğu ortaya konmuş.

Misalin, Amerika’da yapılan bir araştırmada, mutlu olmanın kalp damar tıkanıklığı tehlikesini yüzde 20 eksilttiği gösterilmiş. Bunun sebebi ise mutlu olan insanlarda damar tıkanıklığı ve ritim bozukluğu tehlikesini artıran adrenalin ile kortizol gibi stres hormonlarının daha az salgılanması. Ayrıca çalışmalarda mutlu olan insanların kalp için tehlike etkeni olan sigarayı daha az içtikleri ve daha çok spor yaptıkları gösterilmiş.

2. Spor yapmak

Spor yapmanın kalp damar tıkanıklığı, kalp kapak hastalığı ve ritim bozukluğuna iyi geldiğini gösteren suratlarca çalışma var. Ancak doğru spor cinsleri seçim edildiğinde ve kumpaslı yapıldığında kalbe iyi geliyor. Spor; oksijenli ve oksijensiz olmak üzere iki gruba ufalıyor. Oksijenli olanlar; koşma, yüzme ve futbol gibi spor esnasında soluk soluğa kalınan, süratli hareketler ve çok tekerrürlerle yapılan spor cinslerini oluşturuyor. Bu sporları yaparken kalp çok süratleniyor, solunum da buna paralel olarak süratini artırıyor. Solunum süratlenince kan daha süratli oksijenleniyor. Bu gidişat, kalp damarlarındaki kanın da daha fazla oksijenlenmesi anlamına geliyor. Kalbin oksijen yardımının çoğalması kalbi hafifletiyor, bu da kalp krizlerini önlüyor.

Oksijenli spor kumpaslı olarak yapıldığında beden günlük olarak daha fazla kalori yakmaya başlıyor. Fazla kalori yakmak da kandaki kolesterol ölçüsünü düşürüyor. Bunun yanında zayıflama, tansiyon ve kan şekerinde iyileşmeyi sağlayarak kalp üzerine pozitif tesir yapıyor. Ancak spor yaparken süratli hareket etmek de çok ehemmiyetli. Misalin, 10 km yürümektense 10 dakika koşmak kalbe çok daha iyi geliyor.

Uzmanlar bu sebeple muhtemelse her gün, değilse haftada 3 kere, 15 dakikalık koşu veya yüzmeyi öneriyor. Yürümek de kalbi gözetiyor elbette. Ancak vitrin dolaşır gibi yürümenin kalbe pek bir yararı olmuyor. Sanki bir yere yetişmeye çalışıyormuş gibi süratli yürümek gerekiyor.

3. Sıhhatli beslenmek

Kalp damar tıkanıklığı tehlikesini önlemek için en iyi besinleri sebzeler oluşturuyor. Zira posası çok, kalorisi az ve yağsız oluyor. Etin de yağsız kısmı yenmesi gerekiyor. Kalp hastalıklarından korunmak için beyaz et, balık eti ve tavuğun göğüs eti öneriliyor. Akışkan yağlar, katı yağlara göre daha sıhhatli oluyor. Ancak yağ ne kadar az ise kalp o kadar fazla korunuyor. Katı yağlar, başka bir deyişle tereyağı, margarin ve kuyruk yağı, kalp damar tıkanıklığını artırıyor. Dolayısıyla bu cins yağlardan uzak durmak çok ehemmiyetli.

Sıhhatli bir kalp için 8 teklif

Sıhhatli bir kalp için 8 teklif

Beden için en hayati uzuvların başında gelen kalp sıhhatini gözetmek nitelikli bir hayatın en ehemmiyetli şartları arasında yer alıyor. Yaşam süresince vasati 3 milyar defa çarpan kalbimizi gözetmek için ise bazı ehemmiyetli noktalara dikkat etmek gerekiyor.

“12-19 Nisan Kalp Haftası”nda Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Harun Arbatlı, kalp sıhhati mevzusunda tekliflerde bulundu.

1- Genetik yapınızı araştırın

Kalp hastalıkları genetik yapı ile yakından ilişkilidir. Şayet şahsın yakın akrabalarında genç yaşta ortaya çıkan bir kalp krizi ya da koroner bypass işlemi hikayesi var ise bu gidişatın kendisinde görülme tehlikeyi de yüksektir. Şayet “Aort Anevrizması” ismi verilen ana atar damarın genişlemesi gidişatı ya da kapak hastalıkları var ise bu olasılıkları da dikkate alınmalıdır. Rastgele bir akrabada sebepsiz büyüyen bir toplardamar tıkanıklığı ise doğumsal pıhtılaşma bozukluklarına işaret edebilir ve bu rahatsızlık şahısta da görülebilir.

2- Gün içinde ne yiyip içtiğinizi gözden geçirin

Sıhhatli beslenmek lezzetten vaz geçmek değildir. Bir Hayli meyve ve sebze kapsadığı lifler sayesinde kan dolaşımında bulunan “makûs kolesterol” ismi verilen LDL Low Density Lipoprotein seviyesinin düşürülmesinde tesirlidir. Zeytinyağı kolesterol seviyesinin hakimiyet edilmesinde tesirli bir yiyecektir. Balık ve ceviz, badem gibi bazı kuruyemişler “omega 3” kapsamaktadır. Omega 3 kan dolaşımındaki makûs tesirli öteki bir lipid grubu olan “”trigliserid” seviyesinin düşürülmesinde oldukça tesirlidir. Yemek pişirme tekniği olarak fırın ve haşlama cinsleri seçim edilmelidir. Kızartmalardan sakınılmalıdır zira kızartmalar kolesterolü artıran doymuş yağ asitlerini fazlasını kapsar. Bir gıda maddesinin kan şekerini ne kadar kısa zamanda yükselttiğinin bir miktarı olan “glisemik endeks” kavramı özümsenmelidir. Glisemik endeksi düşük olan yiyecekler harcanmalıdır. Birey bu sayede kısa zamanda daha faal ve zinde olduğunu fark edecektir. Arıtılmış edilmiş karbonhidratlardan sakınılmalıdır. Makarna, pilav, börek, tatlı gibi yiyecekler hem kan şekerini hem de yağa dönüşerek trigliserid seviyesini yükseltir. Beyaz ekmek yerine bütün buğday ekmeği gibi daha az arıtılmış ekmek cinsleri seçilmelidir.

3- İçkiden uzak durun

İçki trigliserid ve şeker seviyesini direk olarak artırır. İçki yerine şuur seviyesini daha sarih yakalayacak kahve ve çay gibi meşrubatları harcamak daha yararlıdır. Özellikle yeşil çayın antioksidan özellikleri vardır, bolca harcanabilir ancak şekere dikkat edilmelidir.

4- Kumpaslı olarak kalp hakimiyetlerinizi yaptırın

Hiç hekime gitmemiş olmak şahsı sıhhatli bir insan yapmaz. Unutulmamalıdır ki bir hayli şeker hastasının tanısı kazara ilk defa hekime müracaat ettiklerinde konur. Ancak çoğu defa hastalığın yaptığı uzuv tahribatı ilerlemiş olur. Bir Hayli kalp hastası ise kolesterol seviyesinin yüksek olduğunu kalp krizi geçirdikten sonra bilir. Mevcut bir hastalık yok ise senede bir defa, şeker hastalığı ya da yüksek tansiyon problemi var ise en az 6 ayda bir defa hekim hakimiyetinden geçilmelidir.

5- Tütün mahsullerinin bulunduğu etraflardan uzak durun

Sigara, nargile, puro ve pipo kullanımının kalp ve kan damarları üzerine olan tesirleri çok net bir şekilde ortaya konmuştur. Sigara dumanı ciğerlere eriştiği andan itibaren arterlerin duvarlarında bir kasılma görülür ve tansiyon yükselir. Yavaş tesir olarak ise “endotel” ismi verilen damar iç yüzey katmanında kimyevi tepkinler başlar. Bu tepkinler damar iç yüzeyinde çatlaklar oluşmasına ve muhtelif kan hücrelerinin yapışmasına ve damar içindeki akımın bozulmasına neden olur. Sigara ile savaş genellikle fertsel gayret ile kazanılamaz. Şahsın eşiniz ve dostları da bu gayretin bir parçası olmalı, gerektiği takdirde uzman desteği alınmalıdır.

6- Bir yürüyüş grubuna katılın

İnsan bedeni devingen olmak üzere yaratılmış bir organizmadır. Hareket sayesinde kan şekeri ve kolesterol seviyeyi tertip edilir. Yürümek en iyi tansiyon ilacıdır. Egzersiz yalnızca enerji sarf etmeyi değil, günlük stresin eksiltilmesini sağlar ve kalp damar sistemine dayanakçı olur. Egzersiz bedende “endorfin” salgılanması için ehemmiyetlidir. Endorfin, bedenin salgıladığı ve beyine eriştiğinde hafifleme ve mutluluk sağlayan bir hormondur. Şahsın daha dingin olmasını sağlar, yevmiye stresin tesirlerinden şahsı uzak meblağ.

7- Uykunuzdan ödün vermeyin

Uyku bedenin kendisini bakıma aldığı, onardığı ve efor topladığı ehemmiyetli bir süreçtir. Son zamanlarda yapılan çalışmalar uyku derinliğinin ve müddetinin kalp sıhhati üzerindeki ehemmiyetini vurgulamaktadır. Uyku problemlerinin hafıza üzerinde negatif tesirleri ve “Alzheimer” gibi hastalıklarla da ilişkilendirilmesi mevzubahisidir. Şayet şahısta uyku problemi var ise, sık uyanıyor ve yatmakta eforluk sürüklüyorsa, uykuda soluksuz kalma ya da ciddi horlama gibi bulguları var ise kesinlikle bir uzman doktora müracaat etmelidir. Hakimiyet edilemeyen şeker hastalığı ve yüksek tansiyon saldırılarının altında yaygın bir uyku problemi olan “uyku apnesi” uyuyor olabilir.

8- Kendiniz ve etrafınızla barışık olun

Herkes günlük hayatında pek çok defa balansını bozabilecek negatifliklerle karşılaşmaktadır. Bu vaziyette çözüm odaklı olunmalıdır. Sevgi dolu huzurlu bir civarda olmak kalp sıhhati için de son derece yararlıdır.

10 sualde romatizma

10 sualde romatizma

Ülkemizde romatizmal hastalıklar oldukça yaygın olarak görülüyor. Başta eklemler olmak üzere, adaleler, kemikler, eklem bağları ve omurga gibi hareketi sağlayan doku ve uzuvlar hastalıktan etkileniyor. Romatizmanın, kalp-damar sistemini yakalaması ise bulgu vermeden izleyebildiği için yaşamı tehdit edici olabiliyor. Liv Hospital Romatoloji Uzmanı Prof. Dr. Şenol Kobak romatizma ile alakalı merak edilenleri anlattı.

1 – Romatizma nedir

Adale – iskelet sistemini öncelikle yakalayan, fakat bir hayli iç uzuv yakalanışı da yapabilen, kronik hastalıklardır.

2 – Kimler romatizmal hastalıklara tutulur

Romatizmal hastalıklar çocukluk çağında dahil her yaşta görülebilir. Genç yaştaki erkeklerin veya doğurganlık çağında bayanların yanı gizeme, yaşlılarda dejeneratif ağırlıklı romatizmal hastalıklar da görülebilir.

3 – Genetik bir geçiş mevzubahisi mudur

Evet, bir hayli romatizmal hastalıklarda, genetik geçiş mevzubahisi olabilir. Bazı genlerin varlığında, hastalığa yatkınlık çoğalmıştır ve hastalık daha ağır izler.

4 – Hangi şikayetler varsa, romatizmal bir hastalıktan şüphelenmelidir

Romatizmal hastalıklar, çok geniş ve değişik belirtiler ile kendini gösterebilir. Her ne kadar sızı şikayeti ön tasarıda olsa da, bu buzdağın yalnızca görünen kısmıdır. Genel olarak, eklemlerde sızı, şişlik, hareket kısıtlığı ve sabah tutukluğu mevcuttur.

5 – Hangi şikayetleri ile hastalar hekime müracaat etir

Sızı, hastayı hekime getiren en ehemmiyetli şikayettir. Genç erkeklerde oluşan, sabah tutukluğu ile beraber olan bel, sırt ve boyun sızıları varlığında, romatizmal bir hastalık düşünülmelidir. Genç/orta yaş bayanlarda minik eklemlerde sızı, şişlik ve sabah tutukluğu da görülebilir. Bunun yanı gizeme, ağız ve göz kuruluğu, ten döküntüleri, ağız ve genital bölgede aftlar, el veya ayak parmaklarda beyazlaşma, sararma ve morarma, ten sertliği, saç dökülmesi, adale sızıları ve eforsuzluk, yineleyen ateş, karın ve/veya göğüs sızıları hamleleri de görülebilir.

6 – Romatizmal hastalıklar yalnızca eklemleri mi meblağ

Hayır, eklem yakalanışı, buzdağının yalnızca görünen kısmıdır. Evet, hastalar sıklıkla bu şikayetleri ile müracaat etir. Fakat romatizmal hastalıkları, yaşamı tehdit eden iç uzuv kalp, akciğer, böbrek, asap sistemi yakalanışları da yapabilir. Efor ile büyüyen soluk darlığı ve/veya kuru öksürük, akciğer yakalanışın ilk semptomları olabilir. Göğüs sızısı ve/veya çarpıntı, kalp yakalanışın belirtileri olabilir. İdrarda renk farklılığı, hipertansiyon ve/veya böbrek yetmezliğine kadar varan, böbrek yakalanışı görülebilir. Yeniden baş sızısı, unutkanlık, sara veya el ve ayaklarda anlaşma, karıncalanma ve eforsuzluk, asap sistemini yakalanışın bazı bulgularıdır.

7 – Romatizmal hastalıklar sakatlık yapar mı

En sık görülen romatizmal hastalıkların cemiyette görülme oranı 100’de 1’dir. Romatizmal hastalıkları, değişik seyir ve prognoza sahipler. Bu seyri tanımlayan etkenlerin içinde, hastalığın tipi, erken tanı ve rehabilitasyon yanı gizeme, hasta eğitimi ve bilinçlendirilmesi kazanç. Bazı romatizmal hastalıklar, sakatlıkla ile sonuçlanabilir.

8 – Romatizmal hastalıkların tanısı nasıl konulur

Erken tanı romatizmal hastalıklarda çok ehemmiyetlidir. Erken tanı, sakatlıkları ve iç uzuv yakalanışlarını önleyebilir. Hastalığın tanısında en ehemmiyetli unsur, hastalıkla ile alakalı iyi bir hikaye ve hasta tetkikidir. Hastanın şikayetleri, öz ve soygeçmişi ile alakalı belirtiler, iyi bir tetkik ile birlikte, doğru tanı için olmazsa olmazlarıdır. Kan ve idrar muayeneleri yanı gizeme, direk grafi, ultrasonografi, bilgisayar tomografi de gerekebilir.

9 – Romatizmal hastalıkların rehabilitasyonu muhtemel mi

Romatizmal hastalıklar, kronik, enflamatuvar hastalıklardır. Rehabilitasyondaki emel yalnızca hastalığı hakimiyet altına almak değil, hastaların fonksiyonel vaziyetini ve hayat niteliğini de artırmaktır. Son senelerde büyüyen rehabilitasyon alternatifleri ile bu amaçlara büyük bir oranda erişilir. Romatizmal hastalıklar sızı kesici ilaçlarla değil, hastalığın seyrini ve prognozunu değiştiren, esas tesirli ilaçlar ile olmalıdır. Hedef yalnızca sızıyı değil, hastalığı hakimiyet altına almak olmalıdır. Son 10 seneden beri, romatizmal hastalıkların rehabilitasyonunda, devrim kalitesinde büyümeler olmuştur. Bu hastalıkların oluşmasında misyon alan bazı moleküller keşfedilmiş ve bunlara müteveccih geliştirilen ilaçlar ile hastalığın hakimiyet altında yakalanması muhtemel olmuştur.

10 – Kortizon ilacı hakkında ne düşünüyorsunuz

Kortizon, romatizmal hastalıkların rehabilitasyonunda sıklıkla kullanılan bir ilaçtır. Gerektiği gidişatlarda, uygun doz ve kesinlikle hekim hakimiyeti altında, güvenle kullanılabilir.

Erkeklerde daha sık görülen kalp gribi nedir

Tutumsal ve perhiz tehlikeleri eksiltilerek kanseri önleyebilirsiniz

Son zamanlarda hemen hepimizin yakındığı grip bizi yatağa düşürecek kadar şiddetli izleyerek hayat niteliğimizi ciddi ebatlarda etkileyebiliyor. Üstelik çoğumuzun hafif ve geçici bir hastalık olarak gördüğü için doktora dahi müracaat etme gereği sezmediği grip genellikle bir hafta içinde iyileşse de kimi zaman ciddi sıhhat meselelerine neden olabiliyor. Gribin yayılım gösterdiği uzuvların başında ise akciğer ve kalp geliyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Sağlık Kurumu Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Karabulut grip virüsünün akciğeri yakaladığında zatürreye yol açabilirken, kalbe yerleştiğinde ciddi kalp beceriksizliklerine taban hazırlayabildiği ihtarında bulunuyor.

kalp gribi

Genellikle erkekleri tehdit ediyor

Sık görülen grip cinslerinde kalp tutulumu az kollanırken, Coxsackie gibi daha ender görülen virüs tipleri ise kalbe yerleşebiliyor. Grip virüsünün tipine göre kalp tutulumu değişkenlik gösteriyor. Kalpte yakalanan esas bölge kalp çeperi olurken, daha az sıklıkta kalp adaleleri de grip virüsünden etkileniyor. Dr. Karabulut kalp gribinin en sık 20-50 yaş arasındaki erkeklerde ortaya çıktığını belirterek laflarına şöyle devam ediyor: “Bunun sebebi, kalp damar hastalıklarının erkeklerde daha sık büyümesi ve erkek kalbinin bu hastalıklara karşı daha duyarlı olması. Ayrıca erkeklerin daha çok iş yaşamı içinde yer almaları, daha çok seyahat etmeleri ve kalabalık etraflarda daha sık bulunmaları da kalp gribine tutulmada öteki tehlike etmenlerini oluşturuyor. Kalp gribi özellikle gençlerde görülen kalp eksikliğinin ehemmiyetli nedenlerinden biri olduğu için yineleyen hücumlar bu tabloyu makûslaştırıyor. Beden mukavemeti düşük, romatizmal ya da kanser hastalığı büyüyen bireylerde de grip virüsünün kalbi etkileme tehlikeyi yükseliyor”

kalp gribi

Grip sonrasında büyüyen bu bulgulara dikkat

Kalp gribinde boğaz sızısı, halsizlik ve kırıklık gibi genel grip bulguları zamanla yerini batıcı özelliğe sahip göğüs sızısı, çarpıntı ile soluk darlığına vazgeçiyor. Kalp gribine bağlı göğüs sızılarında sızının şiddeti genellikle soluk alma ve sırt üstü uyumada çoğalış gösteriyor. Kalbe bağlı bu bulgular sıklıkla boğaz şikayetlerinden sonraki 10 gün içerisinde ortaya çıkıyor. Boğaz şikayetleri hafif atlatılsa dahi kalp tutulumu büyüyebiliyor. Grip genellikle kalp çeperine yerleşiyor ve çeperden akışkan imalini çoğaldırarak kalp etrafında akışkan birikmesine yol açıyor. Kalp adalesine dağılan grip vaziyetlerinde şiddetli soluk darlığı, tansiyon düşüklüğü ve akciğerde akışkan bir araya gelmesi gibi meseleler büyüyor. Daha ender vaziyetlerde kalp adaleyi de hadiseye katılıyor ve kalp eksikliği oluşabiliyor. Yetişkinlerde kollanan kalp gelişmesi ve kalp eksikliğinin nedenlerinden biri de yineleyen ve kalbi yakalayan grip hastalığı oluyor. Dr. Karabulut kalbi yakalayan gripte bulgular sıradan grip hastalığı gibi genel yakınmalarla izlediği için kuşkucu yaklaşımla tanının daha rahat konulabildiğini belirtiyor. Kalp tetkiki EKG elektrokardiyografi, Akustik ekokardiyografi, kan ve akciğer muayeneleri ile kesin teşhis sağlanabiliyor.

kalp gribi

Kalp gribi tekerrürler mi

Dr. Karabulut kalp gribinin yineleyebileceğine işaret ediyor. Grip sonrasında kalp tutulumu büyüyen şahısların bu vaziyete tekerrür tutulma tehlikeleri daha yüksek oluyor. Öyle ki bu şahısların takribî yüzde 15-30’unda hastalık yine ortaya çıkıyor. Dr. Karabulut yineleyen kalp gribi saldırılarının kalp çeperinde kalınlaşma ve kalp adalesinde incelmeye yol açıp zamanla kalp eksikliği gelişimine taban hazırlayabildiği ihtarında bulanarak şu bilgileri veriyor: “Grip aşısının kalp gribini önlemedeki rolü henüz muhakkak değil. Kalbi yakalayan ender virüs çeşitlerinin çoğu standart grip aşılarında mevcut olmuyor. Bu ender virüsler için aşı geliştirme çalışmaları günümüzde devam ediyor. Bu sebeple kalp gribi saldırılarının önüne geçmek için gribe tutulmayı önleyici önlemlerin alınması çok ehemmiyetli. Gripli hastalarla doğrudan temastan sakınılması, tokalaşma, sarılma ve öpüşme gibi grip virüsünün geçişini basitleştirecek tutumların yapılmaması, ayrıca çok kalabalık yerlerde maske kullanımı gibi ihtiyatlar gribe tutulma tehlikesini eksiltiyor. Ek olarak beden mukavemetini çoğaldıran, bedenin vitamin lüzumunu karşılayan sıhhatli beslenme stili de gribe karşı mukavemet sağlıyor”

kalp gribi

Destek rehabilitasyon çok ehemmiyetli

“Çoğu grip olayında olduğu gibi kalp gribinde de destekleyici rehabilitasyon koşul” diyen Dr. Karabulut “Özellikle kalp çeperinden akışkan salınımı mevcutsa irin baskılayıcı ilaç rehabilitasyonu uygulanıyor. İnfluenza gibi bazı virüs tiplerinde spesifik ilaç rehabilitasyonu mevcut. Kalp adalesine yayılım varsa ritim tertip edici ve kan sulandırıcı ilaçlar verilebiliyor. Kalp eksikliği büyüyen ender vaziyetlerde hastalar yoğun bakımda rehabilitasyon ediliyor. Ancak esas rehabilitasyon yeniden de istirahat ve bedenin mukavemetini çoğaldıracak olan gıdaları kumpaslı harcamak oluyor” biçiminde söylemede bulundu.

Şeker hastalığı ve kalp operasyonu

Şeker hastalığı ve kalp operasyonu

Kalp operasyonları günümüzde daha öncekine oranla daha tehlikesiz bir biçimde reelleştirilmektedir. Bu vaziyetin en ehemmiyetli sebebi ise teknolojinin her geçen gün daha da büyümesi ve teknolojik imkânlarının hasta güvenliği ismine daha çok kullanılabilmesidir. Ancak hasta güvenliği açısından alana gelen tüm büyümelere karşın kalp operasyonu hala bazı şahıslar için özel tehlikeler kapsamaktadır. Bu tehlikeler, her hasta için değişiklik gösterse de esas olarak operasyon sonrası sağ kalım ve hayat niteliğini büyük miktarda etkilerler.

Şeker hastalığı, öbür ismi ile “Diyabetes Mellitus” kalp hastalarını yalnızca operasyon sonrasında değil, evvelinde de ciddi biçimde tesirler. Bunun yanında şeker hastası olan fertlerin pek çoğu bu hastalığı yaşadıklarının farkında dahi değildir. Yeniden bu hastalığın en ehemmiyetli sebepleri arasında genetik, kiloluluk ve yaş etkenleri yer almaktadır. Ayrıca şeker hastası olan fertlerin %70’inde kalp hastalıkları da görülmektedir.

Şeker hastalarına uygulanan kalp operasyonunun tehlikeleri nelerdir

Şeker hastalığı teşhisi konulan pek çok bireyde aterosklerotik kalp hastalığı ve buna bağlı suskun bir biçimde miyokard infarktüsü başka bir deyişle kalp krizi izleyebilmektedir. Bir başka deyişle bu hastalar kalp krizi geçirdiklerini bile fark etmemektedir. Bunun en ehemmiyetli sebebi ise şekerin asap uçlarında zarar alana getirmesi ve kriz sızısının sezilmemesidir.

Stent tıkanması

Şeker hastalığı, kalp damarlarını doğrudan etkileyen bir rahatsızlıktır. Bu sebeple şeker hastalığına bağlı olarak damar hastalıkları alana gelebilmektedir. Şeker hastalarına böyle vaziyetlerde koroner stentler uygulanabilir. Ancak bunun sonrasında yüksek oranda koroner stent tıkanması görülmektedir.

Böbrek yetmezliği

Şeker hastalığı böbrekleri de negatif etkilemektedir. Zira böbrekte damarsal yapılar oldukça fazladır. Hakimiyetsiz ve uzun süreli şeker hastalarına yapılan kalp operasyonu, böbrek yetmezliği tehlikesini ciddi oranda çoğaldırmaktadır.

Enfeksiyon tehlikeyi

Şeker hastalığı, yaraların iyileşme sürecini negatif istikamette tesirler. Özellikle uzun süren cerrahi teşebbüslerden sonra operasyon yarasının enfeksiyonu, şekerin hakimiyet edilememesi sebebiyle ehemmiyetli bir tehlikedir. Şeker hastalarının %60’ında enfeksiyon tehlikeyi bulunmaktadır. Bu sebeple operasyon evveli süreçte kan şekerinin hakimiyet altına alınması gerekir. Şayet kan şekeri hakimiyet altına alınabilirse, operasyon sonrası yara enfeksiyonun oluşma olasılığı o kadar azdır.

Doc. Dr. Halit Yerebakan

özel içeriğidir.

Bel ve kalça bölgesindeki yağlar kalp krizine neden oluyor

Bel ve kalça bölgesindeki yağlar kalp krizine neden oluyor

Hekimler; her seferinde sıhhatli yaşamanın ve beslenmenin ehemmiyetine vurgu yapıyor. Bazısı sıhhatli hayatına bir biçimde devam ederken, bazısı da sıhhatli beslenmesine uymayarak hayatına devam ediyor.

Bel etrafı ve kalça bölgesindeki kilolar kalp krizi tehlikesini artırıyor

Sıhhatli gıdalar harcamayan bireylerin kilo alımı da doğru orantıda süratleniyor. Özellikle belçevresi ve kalça bölgesinde alınan kilolar, kalp krizi tehlikesini artırıyor. İngiltere, İskoçya ve Galler’de 40 ve 69 yaşlarında 479 bin şahıs üzerinde bir araşırma yapıldı. Oxford Üniversitesi’nden Sanne Peters, “Bel ve kalça bölgelerinde yağlanma yaşayan bayanların, elma tipi bedene sahip bir erkekten daha fazla kalp krizi tehlikesine sahip olduğu ortaya çıktı.” diye konuştu.

Beden kitle endeksi de ehemmiyetli

Obezite ve yağlanma genellikle kalp kriziyle ilişkilendiriliyor. Hekimler kalp krizini yasaklamak için beden kitle endeksinin ehemmiyetine de vurgu yapıyor. Beden kitle endeksi 18.5 ve 24.9 arasında olanlar sıhhatli kilolarında olurken, 25’ten 29.9 olanlar kilolu, 30 ve üzeri de olursa obez, 40 ve daha da yukarıyası morbid obezite olarak idrak ediliyor. Bu surattan beden kitle endeksi büyük ehemmiyet taşıyor.

Horlamak uyku niteliğinizi ciddi anlamda bozuyor

Horlamak uyku niteliğinizi ciddi anlamda bozuyor

Sıhhatlı hayat için sıhhatli uykunun koşul olduğunu belirten ve horlamanın uyku niteliğini ehemmiyetli miktarda düşürdüğünü vurgulayan Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Yusuf Can, yetişkin insanların en az yüzde 45’inin zaman zaman, yüzde 25’inin ise devamlı horladığını söyledi.

İnsan ömrünün takribî üçte biri uykuda geçiyor. Nitelikli uyku, sıhhatli hayatın ehemmiyetli parametreleri arasında gösteriliyor. Rehabilitasyon edilmeyen horlama ve uyku apnesinin kalp hastalıkları dahil bir hayli ciddi meseleye yol açtığını söyleyen KBB Uzmanı Op. Dr. Yusuf Can, “İstatistiklere göre yetişkin insanların en azyüzde 45’i zaman zaman,yüzde 25’i devamlı olarak horluyor. 30 yaş altındaki erkeklerde kolay horlama oranı yüzde10 iken, 60 yaş üzerindeki erkeklerde oran yüzde 60’a kadar çıkıyor” dedi.

Üst solunum yollarındaki her türlü darlığın horlama ve uyku apnesine neden olduğunu belirten Can, “Bazen de kesin neden bilinemez. Kilo aşırılığı olanlarda, kısa ve kalın boyunlularda daha sık görülür. İlaçlar ve yüzdeki anatomik bozukluklar da bu meseleye yol açabilir” diye konuştu.

Uyku apnesi ve horlama, sabahları bitkin uyanma, uykusuzluk, baş sızısı, yüksek tansiyon, fazla-süratli kilo alma, uykuda fazla terleme, sık idrara çıkma, cinsel işlev bozuklukları ve kalp yetmezliği gibi neticeler doğurabiliyor.

CPAP usulü

Tıkayıcı horlama ve uyku apnesinin rehabilitasyonunun her zaman basit olmadığını ancak hasta-doktor işbirliğinde gülümseyici neticeler alındığını aktaran Dr. Can, rehabilitasyonda genellikle solunum yollarında darlığa neden olan meselelerin giderildiği operasyon ve CPAP usulünün kullanıldığını söyledi. CPAP usulünde, makineyle sağlanan pozitif tazyikle soluk alma sırasında hava yolunda çökmeye neden olan olumsuz tazyikin dengelenerek pasajın sarih yakalanması kastediliyor.

Dr. Can, muhtelif sebeplerle operasyon ile CPAP’ın uygulanamadığı ve hafif uyku apnesi olan hastalarda bazı ilaçların da seçenek rehabilitasyon olarak kullanıldığını belirtti. Bu ilaçların boğaz bölgesinin yağlandırılmasıyla sürtünmeyi eksilttiğini, horlama sırasındaki ses şiddetini düşürdüğünü kaydolan Can, “Netice olarak horlama ve tıkayıcı uyku apnesi ciddiye alınması ve rehabilitasyon edilmesi gereken bir sıhhat problemidir” değerlendirmesinde bulundu.

Page 1 of 141 2 3 14