Gaz sıkışmasına karşı teklifler

Gaz sıkışmasına karşı teklifler

Ne Yazık Ki kabarıklık çoğumuzun meseleyi ve çok tesirli rehabilitasyon usulleri henüz yok. Yeniden de hafiflememizi sağlayabilecek bir hayli çözüm mevcut.Sistemde oluşan fazla hava uzuvların duvarlarında gerilmeye yol açar ki, uyarılan asap uçları sayesinde karın sızısı, kumpassız tuvalete çıkma, sık geğirme, hakimiyetsiz yellenme, soluk darlığı, çarpıntı gibi fonksiyonel bozukluklar otaya çıkmaya başlar. Liv Hospital Gastroentereloji Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Pata gazdan davacı olanlara tekliflerde bulundu.

Fazla kabarıklık kalp çarpıntısı yapabilir

Gün içerisinde sistemde takribî 3-4 litre gaz oluşuyorsa, bunun takribî yarısı yuttuğumuz havadır. Kalan kısmın takribî yarısı sindirim sırasında ortaya çıkan gaz, değişik yarısı ise bağırsak bakterilerinin ürettiği gazdır. Gazın çoğalması öncelikle mide ve bağırsaklarda kabarıklığa yol açar. Kabarıklık ise karın sızısına, kapladığı hacimle soluk darlığına çok daha ilerlerse kalp de çarpıntılara yol açabilir. Bedenimiz tüm aksaklıklarda kendisini gözetmek üzere programlanmıştır. Fazla gazı atmak için sık yellenme, sık geğirme kaçınılmazdır, ötesinde beden için bereketlidir, sualin gelişmesini maniler.

Kolay temkinlerle gaz şikayetini eksiltin

– Kabarıklık oluşmaması için öcelikle yuttuğumuz havayı eksiltmeliyiz.

– Yemekleri yavaş yemek çok ehemmiyetli, süratli yediğimizde çok hava yutulması kaçınılmazdır.

– Ehemmiyetli bir nokta da yemek yerken konuşmamaktır, konuştukça hava yutulur.

– Yiyeceklerin çiğnenmesi sindirimin ilk basamağı olup çok ehemmiyetlidir, ama her çiğneme ile hava yutulduğu unutulmamalı, fazlaya kaçılmamalı, yeterince çiğnedikten sonra gıda yutulmalıdır.

Stresten uzak durun

Dikkat edilmesi gereken çok ehemmiyetli bir nokta stres. Öğreniyoruz ki yoğun stres midede gastrit veya ülser, spazm, bağırsaklarda da fazla kasılmalara neden olabilir. Yeniden kronik geğirmenin altından da yoğun stres çıkabilir. Tam bunlara karşın iyileşme sağlanamayan hastalarda bazen psikolojik olarak gevşetici bir rehabilitasyon ya da psikiyatri tetkiki tasarlanır.

Gazın olma nedeni

– Gün içerisinde yutulan hava

– Besin ve içeçekler

– Mide fıtığı

– Mide hastalıkları Ülser, gastrit, fonksiyonel dispepsi..

– Safra Kesesi Hastalıkları Taş…

– Bağırsak hastalıkları İrritabl Bağırsak, Çölyak Hastalığı, Bakteri Flora bozulması..

– Yanlış alışkanlıklar gaz çıkarılamaması, geğirememe gibi..

Gazdan yaradılışından nasıl korunuruz

– Yutulan hava eksiltilmeli

– Gazlı besin ve meşrubatlardan uzak durulmalı

– Altta uyuyan hastalık rehabilitasyon edilmeli

Önem Verilmeyen sızılar ciddi problemler oluşturabilir

Önem Verilmeyen sızılar ciddi problemler oluşturabilir

İnsan bedenindeki tüm uzuv ve sistemler bir geçim içerisinde çalışıyor. Bu yapının bir parçasında alana gelen rastgele bir mesele bir hayli başka bölgeyi etkileyebiliyor. Karın sızısı, ağza acı su gelmesi, ani kilo kaybı, ishal, çarpıntı, sık idrara çıkma gibi belirtiler çoğu zaman umursanmasa da, hakikatinde ciddi sıhhat problemlerinin habercisi olabiliyor. Memorial Şişli Sağlık Kurumu İç Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Özgür Mollaoğlu, bedenin verdiği sinyaller ve bunların işaret ettiği hastalıklar hakkında bilgi verdi.

mide yanması

Mide yanması ve mide sızısı

Mide yanmasında ilk akla gelen mide hastalıklarıdır. Mide yanmasına ağza acı su gelmesi eşlik ediyorsa bir hayli insanın yaşadığı reflü düşünülür. Reflüye en çok kahve, çay, stres, fazla yemek ya da fazla yağlı yemek, acılı baharatlı yemekler, makûs yağda kızarmış yiyecekler ve gece geç saatte yemek neden olmaktadır. Mide hastalıklarının içinde en çok mide yanması yapan gastrittir. Mide yanmasına gece uykudan uyandıran mide sızısı da ilave ediliyorsa gastritle beraber mide ülseri ihtimali düşünülmelidir. Bu belirtilerin aniden başlaması ve kilo kaybı, halsizlik gibi şikayetlerle beraber yaşanması vaziyetinde ise gastrit ve ülser dışında mide kanseri gibi hastalıklardan da şüphelenilmektedir.

Ani kilo kaybı

Ani kilo kaybı, stresten habis hastalıklara kadar bir hayli hastalıkta yaşanabilmektedir. Ani kilo kaybına eşlik eden çok terleme, çarpıntı, el titremesi gibi şikayetler olduğunda tiroid bezinin süratli çalıştığı hipertiroid akla gelebilir. Ani kilo kaybı şekerin çok yükseldiği Tip 2 diyabetli hastalarda da oluşabilmektedir.

– Kan şekeri seviyesi 300-400 oranlarına eriştiğinde hasta fazla kilo vermeye başlar. Buna ağız kuruması, halsizlik, çok su içme gibi şikayetler de ilave edilir.

çarpıntı

Çarpıntı

Çarpıntı, kalbin ritim problemlerinde, kalbe ait hastalıklarda görülebileceği gibi kalbe ait olmayan başka sistemlerin hastalıklarında da görülebilmektedir. Misalin düşük eforlar sarf ederken dahi kalp çok süratleniyorsa bir anemi kansızlık bulgusu olabilir. Ufak eforlarla soluk soluğa kalınıyorsa kesinlikle kan sayımlarının yapılması gerekmektedir. Durduk yerde kalp çok süratli atıyorsa bu tiroid bezinin çok süratli çalıştığını düşündürebilir.

– Fazla kahve, çay ve nikotin tüketimi de çarpıntı nedeni olabilir. Çarpıntılar kumpaslı ve aritmik başka bir deyişle kumpassız çarpıntılar olarak ikiye böler. Göğüs duvarında ritmi bozulmuş değişik atımlar seziliyorsa bir kardiyoloji uzmanına görünmek gerekmektedir. Çarpıntıya; terleme, asaplılık, kilo kaybı eşlik ediyorsa tiroid işlevlerine baktırılması gerekir.

halsizlik

Halsizlik

Halsizlik de ani kilo kaybı gibi çok geniş hastalık grubunda görülen ilk belirtilerden biridir. Kolay bir enfeksiyon da halsizlik yapar, depresif insanlar da halsiz olur, gece nitelikli uyku yatmayanlar da sabah halsizlikle kalkabilir. Bunların yanında tam kronik hastalıklar, tam enfeksiyonlar, tam habis hastalıklar halsizlik nedenidir. Dolayısıyla halsizliği kronikleşmiş, uzun vakit devam eden bireylerde belli kan biyokimya bedellerinin tek tek gözden geçirilmesi gerekir. Bunun yanında eşlik eden başka belirtiler soruşturulmalı, hastanın iyi bir fizik tetkikten geçmesi gerekmektedir.

nefes darlığı

Soluk darlığı

Soluk darlığının nedenini bulmak için hangi civarlarda oluştuğuna bakılması gerekmektedir. Şayet soluk darlığına öksürük, balgam gibi şikayetler de eşlik ediyorsa KOAH denilen kronik akciğer hastalığı düşünülebilir. Bunun yanında kalp hastalıklarının bulgusu olabilir. Çok derin anemiler soluk darlığı yapabilir. En çok dikkat edilmesi gerekense kalp ve akciğer hastalıklarıdır. Özellikle soluk darlığı yeni başlayan hastalarda buna çarpıntı, göğüs sızısı gibi şikayetler de ilave ediliyorsa kesinlikle süratli biçimde kalp tetkiki yapılması gerekmektedir.

– Soluk darlığı tozlu ya da kokulu etrafta oluşuyorsa alerjik astım düşünülebilmektedir. Soluk alırken solunum seslerinin basmakalıp dışı gelmesi astım ya da akut bronşitleri düşündürebilir. Soluk darlığına ateş ve göğüs sızısı da ilave ediliyorsa zatürree başlangıcı olabilir.

kabızlık

Kabızlık

Yeterince su içmeme, sebzeden fukara beslenme, katı beslenme, hijyenik nedenlerle dışarıda tuvalet kullanamama, tiroidin yavaş çalışması gibi nedenlerle oluşan kronik kabızlık olağan sayılabilir. Ancak hasta her gün tuvalete çıkarken birden bire başlayan kabızlık, karın sızısı, karında kabarıklık gibi şikayetler belirliyorsa bunun yanında bir de dışkıda kanama, dışkının biçiminin ince ve bozuk olduğunu tasvir ediyorsa müddet kaybetmeden kalın bağırsağın araştırılması ve gastroenterolog tarafından kolonoskopi yapılması gerekmektedir.

ishal

İshal

Özellikle yaz aylarında bir hayli insanda ishal görülür. Çoğunlukla sıcak havalarda yiyeceklerin tez bozulması nedeniyle ya da seyahatlerde değişik civarlarda değişik kültürlerin besinlerinin harcanması neticesinde oluşan kısa süreli, turist ishali de denilen tablodur. Yaz ishalleri genelde 2,3 gün içinde sona erer. Ancak ishallerin uzun sürmesi, kanlı olması, kilo kaybının eşlik etmesi ve 4 haftayı geçtiği gidişatlarda artık kronik ishallerden bahsedilmektedir.

– İshalin uzun sürmesi vaziyetinde kronik bağırsak hastalıklarının incelenmesi gerekir. Bu gidişatta da öncelikle dışkı testleri, kan testleri ve gerekirse kolonoskopik tahlillerin yapılması gerekmektedir.

idrar

Sık idrara çıkma

Çok sık idrara çıkmanın yanındaki belirtiler ehemmiyetlidir. Birliktesi ağız kuruması ve kilo kaybı mevzubahisi ise şeker hastalığı düşünülebilmektedir. Çok sık idrara çıkmanın yanında idrar yaparken yanma gibi şikayetlerle üşüme, titreme, ateş belirtileri de görülüyorsa idrar yolu enfeksiyonu düşünülebilir.

– Çok sık idrara çıkan bir hastanın idrar analizi ve aç karınla kan şekerine baktırması gerekir. Bunun dışında erkeklerde gece çok sık idrara çıkma prostat hastalıklarının bulgusu olabilir. Erkeklerde gece 1 defadan fazla tuvalete çıkılıyorsa, yeterince idrar yapıldığı halde çok kısa bir vakitte yine tuvalete çıkma lüzumu yaşanıyorsa prostat açısından analiz gerekmektedir.

karın ağrısı

Karın sızısı

Karın sızısının karındaki yeri, başlayış biçimi, kişiliği, besinlerle ilişkisi, ateşin eşlik edip etmediği, beraber tuvalete çıkma alışkanlığındaki farklılıklarla beraber genel değerlendirilmesi gerekir. Sağ üst kadranda sırta vuran bir sızı safra kesesi taşını düşündürebilir. Sol üst kadranda sızı dalakla alakalı bir hastalığı düşündürebilir. Zaman içinde yavaş yavaş çoğalan sızılar batın içindeki habis hastalıkları düşündürebilir. Yeniden mide hastalıkları da karın sızısı nedenlerindendir. Karın sızısı olan bir hasta batın ultrasonuyla basitlikle araştırılır. Gerekirse tomografi ve daha ileri tekniklerle bakılır. Kolay bir gaz şikayeti de olabilmektedir ancak bir uzman tetkik etmeden anlaşılamaz. Uzayan karın sızılarının önem verilmesi gerekir.

– Ani karın sızısı akut batın denilen apandisit, pankreatit, safra kesesi taşı tıkanması, bağırsak tıkanması gibi bir hayli hastalığın bulgusu olabilmektedir. Ani bel ve kasık sızıları karın hastalıklarına, böbrek taşlarına bağlı olabilir. Aynı biçimde ani başlayan göğüs sızısı, karın sızısı, baş sızısında belli acil uzmana gidilmesi gerekir. Ani göğüs sızıları kalp krizi bulgusu, ani baş sızısı beyin içinde büyüyen bir ekip meselelerin bulgusu olabilir.

Hipnoz ile karın sızısı rehabilitasyonu

Hipnoz ile karın sızısı rehabilitasyonu

Destekleyici rehabilitasyon usullerinden hipnozun kulanım alanları her geçen gün çoğalıyor. Tıbbi hipnoz, şimdi de tıp alanında Sıkıntılı Bağırsak Belirtiyi IBS-Irritable Bowel Syndrome rahatsızlıklarına müdahale için kullanıyor. Avustralya’daki Monash Üniversitesi’nde yapılan araştırmalarda, misalin ishalin baskın olduğu alıngan bağırsak belirtisine sahip insanlarda, bağırsak sistemlerini bir akarsunun akışı gibi hayal etmeleri ve akarsunun akışını yavaşlatarak bağırsak hareketlerini hakimiyet altına almaları sağlanabiliyor. Kabarıklık ile kabarıklık hissi yaşayan insanların rahatsızlıkları da eş usullerle giderilebiliyor.

Bu ve eş müdahalelerin hipnoz ve psikoloji rehabilitasyonunun kombinasyonu olan muayenehane hipnoterapi sayesinde muvaffak olunabildiğini belirten Uzman Muayenehane Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak, Sıkıntılı Bağırsak Belirtiyi ve tıbbi hipnoz ile alakalı bilgi verdi.

Karın sızısı, ishal ve kabarıklıkta kullanılır

Sıkıntılı bağırsak belirtiyi tecrübeyi olan insanlar güzel olmayan sindirim bulguları ile karşılaşıyor. Karın sızısı, kabarıklık, ishal, kabızlık gibi. Bu rahatsızlıkların günlük yaşam niteliğine tesiri oldukça yüksek. Bazen bu semptomlar kendi kendilerine, rehabilitasyonsuz gidebilir, fakat bazı insanlar için semptomlar şiddetlidir. Bu surattan bir hayli çalışmanın odak noktası; hipnoterapinin besbelli ve kalıcı gevşetme semptomları üzerine geliştirdiği usul ve özellikle değişik rehabilitasyonlardan netice alamamış insanlar.

Yapılan bilimsel çalışmalardan elde edilen ispatlar, hipnoterapinin güçlü, inatçı semptomlarda ananesel terapi usullerinden çok daha iyi netice alındığını gösteriyor.

Karın sızısı sürükleyen çocuklarda iyi netice veriyor

Karın sızısı sürükleyen çocuklar da dahil olmak üzere 4-6 seansta yüzde 68 oranında netice alınabiliyor. Araştırmalar hipnoterapinin sıkıntılı bağırsak belirtisinde özellikle de güçlü, inatçı semptomlarda ananesel terapi usullerinden çok daha iyi netice verdiğini gösteriyor.

Bu alanda yapılan değişik çalışmalar, tıbbi hipnoterapinin, özellikle çocuklarda kemoterapiye bağlı rehabilitasyonlarla oluşan kusma ve mide bulantısını gevşetmeye de dayanakçı olabileceğine işaret ediyor.

Uzman Muayenehane Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak, bağırsakları ile alakalı rahatsızlık yaşayanların zaman geçirmeden hekimine müracaat etmesini, destekleyici tıp hizmeti almak isteyenlerin ise kesinlikle tıbbi hipnoz alanında uzman hipnoterapistlerle irtibata geçmesi gerektiğini belirtti.

Ciltteki kaşıntıları görmezden gelmeyin

Ciltteki kaşıntıları görmezden gelmeyin

Acıbadem Fulya Sağlık Kurumu Ten ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Prof. Dr. Sedat Akdeniz, kaşıntının altında ten hastalıklarından diyabete, karaciğer hastalıklarından psikiyatrik hastalıklara dek ehemmiyetli nedenler uyuyabildiğini belirtirken “Kaşıntının en şiddetli olduğu zaman dilimi, yeri ve eşlik eden belirtiler kaşıntının sebebi ile alakalı ehemmiyetli ipuçları verebilir. Kaşıntıyla müracaat eten hastayı detaylı değerlendirmek gerekir. Kaşıntının ne zaman başladığı oldukça ehemmiyetlidir. Etrafsal etmenlerdeki başkalaşım, kullanılan ilaçlar, yiyecekler, deterjanlar ve alerjenlerle ilişkili olup olmadığı incelenmelidir” diyor. Prof. Dr. Sedat Akdeniz ciltte kaşıntının 9 sebebini anlattı, ipuçlarına müteveccih bilgiler verdi.

Ten hastalıkları

Çocukluk yarıyılında başlayan ve senelerce devam edebilen atopik egzama kaşıntılı, yineleyen bir ten hastalığı. Bu sebeple ufakken ‘geçti’ diye bakılan atopik egzama, erişkinlik ve yaşlılık yarıyılında da sık sık bireyin karşısına çıkabiliyor. Tene temas eden alerjenler, deterjanlar, mantar hastalıkları ve uyuz kaşıntıya neden olabilirken, tenin kuruması da kaşıntı gelişiminde ehemmiyetli bir neden. Kuru hava ve fazla banyo yapma alışkanlığı tende kurumaya neden olabiliyor.

Karaciğer hastalıkları

Karaciğer hastalıkları, safra kesesi tıkanıklığı, siroz, hepatit ve pankreas hastalıkları kaşıntıya neden olabiliyor. Karaciğer hastalıklarına bağlı büyüyen kaşıntıda sırt, en sık kaşınan bölge. Kaşıntının şiddeti gündüz, geceye göre daha fazla olurken, kış aylarını çoğalıyor. Kaşıntı giderici ilaçlar tesirli olamıyor. Kolestatik karaciğer hastalığında ise kaşıntı akşam saatlerinde en üst seviyeye erişiyor. El içi ve ayak tabanında kaşıntı esas belirti olup, bazen tüm bedende yaygın görülebiliyor.

Diyabet

Diyabet teni kuruturken kaşıntıya neden oluyor. Bazı olgularda kaşıntı diyabet tanısı konulmadan evvel başlayabiliyor. Kan şeker seviyelerinin sıradan hudutlara gelmesi ile kaşıntı eksiliyor ya da kayboluyor. Yineleyen ve rehabilitasyona mukavemetli mantar enfeksiyonlarında kesinlikle diyabetin incelenmesi gerekiyor.

Tiroit hastalıkları

Prof. Dr. Sedat Akdeniz “Tiroit antikorları kaşıntının ehemmiyetli bir sebebi olduğu için, tiroit hastalığı da kaşıntıya neden olmaktadır. İster hipertiroidi ister hipotiroidi olsun tiroit hastalıklarının rehabilitasyon edilmesi ile olguların çoğunda bariz iyileşme sağlanır” diyor.

Böbrek hastalıkları

Kronik böbrek hastalığı ve diyaliz olgularının yüzde 90’ında kaşıntı büyüyor. Diyaliz hastalarında en ehemmiyetli neden; ten kuruluğu ile beraber kalsiyum, magnezyum ve fosfor balansının bozulması.

Asap sitemi hastalıkları

Asap lifleri ve beyin hücrelerinde alana gelen zarar tende kızarıklık olmadan kaşıntıya neden oluyor. Kaşıntı birden fazla asapsal zarara neden olan hastalıklarla ilişkili olabiliyor. Bazen MS Multiple Skleroz ve beyin uru da kaşıntı oluşturabiliyor. Felç veya inme denilen beyin kanamalarından sonra nörojenik kaşıntı büyüyebiliyor.

Psikiyatrik nedenler

Kaşıntı birden fazla psikiyatrik hastalıkla beraber görülüyor. Kronik kaşıntılı hastaların yüzde 70’inde demans bunama, şizofreni, şahsi bozukluklar, primer depresif hastalık ve tutum bozuklukları gibi en az bir hastalık ile birliktelik kollanıyor. Ancak kaşıntının bu hastalıkların sebebi ya da neticeyi olup olmadığı tartışılıyor.

Kanser

Bazı kan hastalıklarının ilk belirtilerinden biri kaşıntı olabilirken, ten lenfomasının en ehemmiyetli belirtilerinden birini oluşturuyor. Kanser hastalıkları ile ilişkili kaşıntı rehabilitasyona mukavemetli oluyor veya yeterli cevap vermiyor. Yetişkin yarıyılda başlayan egzamalar löseminin başlangıç belirtileri olabiliyor.

İlaçlara bağlı büyüyen kaşıntı

Ten ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Prof. Dr. Sedat Akdeniz “Kullanılan bazı ilaçlar karaciğer, böbrek işlevlerini bozarak dolaylı olarak kaşıntıya neden olurlar. Hipertansiyon rehabilitasyonunda, kalp ritim bozukluğu rehabilitasyonunda kullanılan bazı ilaçların yanı gizeme, bazı antibiyotikler, pıhtılaşmayı önleyici ilaçlar ve bazı antidepresanlar da kaşıntıya neden olabilmektedir.” diyor.

Kaşıntıda 8 ipucu

– Gece çoğalan kaşıntı; ten ve asalak enfeksiyonları, yatak ve örtülerin tahriş edici tesirine bağlı büyüyebilir.

– Kaşıntıya; çok su içme ve çok idrara çıkma eşlik ediyorsa diyabetin habercisi olabilir.

– Kasıkta başlayan ve kızarıklığın eşlik ettiği kaşıntılarda mantar hastalığı düşünülmeli.

– Anal bölgede daha yoğun sezilen kaşıntıda asalak ve basur incelenmeli.

– Kaşıntıya anksiyete, çarpıntı veya saçlarda seyrelme eşlik ediyorsa hipertiroidi belirtisi olabilir.

– Kaşıntıya eşlik eden halsizlik ve bitkinlik hipotiroidi olabilir.

– Kaşıntı ile beraber tende ve gözlerde sararma, karın sızısı ve kabarıklık, idrar renginde koyulaşma karaciğer hastalığına bağlı olabilir.

– Kilo kaybı, ten renginin koyulaşmasına eşlik eden kaşıntılarda kanser incelenmeli.

Adet sancısını eksilten natürel usul

Adet sancısını eksilten natürel usul

TRT1’de yayınlanan ‘İyi Fikir’ programının misafiri Akupunktur ve Perhiz Uzmanı Dr. Murat Topoğlu’ydu. Topaloğlu, adet sancılarına iyi gelen tazyik ve akupunktur noktaları usulünden bahsetti.

Ayak bileğinin iç bölgesindeki kemiğin azıcık üst kısmına parmaklarla en az 30 kez tazyik uygulandığında adet sancılarının eksildiğini dile getiren Topaloğlu, bir öteki usulün ise bir buz parçasını dairesel hareketlerle yeniden aynı bölgenin üzerinde takribî 4 dakika ortamında dolaştırmak olduğunu belirtti.

Bu usulü daha ayrıntılı ve uygulamalı olarak görmek isterseniz videomuzu izleyebilirsiniz…

İşte adet sancılarını gideren tazyik ve akupunktur noktaları – İZLE:

Continue reading …

Adet sancısıyla baş etkenin yolları

Adet sancısıyla baş etkenin yolları

Kadınların günlük yaşamını etkileyen, mektep ve iş devamsızlığına bile neden olabilen adet sancısına karşı günümüzde kulaktan dolma bir hayli usul uygulanıyor. Kadın Hastalıkları, Doğum ve Perinatoloji Uzmanı Op. Dr. Burcu Saygan Karamürsel, yanlış öğrenilenler adaletinde uyardı ve meyve ağırlıklı perhiz, sıcak su torbası uygulaması, kumpaslı doğum hakimiyet hapı kullanımı ve adale rahatlatıcı egzersizleri önerdi.

Hafif masaj ve meyve ağırlıklı perhiz

Op. Dr. Burcu Saygan Karamürsel, adet yarıyılı sancıları ile başa çıkmak için bayanlara hafif masaj, meyve ağırlıklı kumpaslı perhiz önerirken tuz, şeker, içki ve kafein tüketimini eksiltmeleri mevzusunda uyarıyor. Çoğunlukla genç kızlarda görünen hafif dereceli adet sancılarında ise ılık duş ve sıcak su torbası uygulanmasını nasihat ediyor.

Kumpaslı egzersiz yapılmalı

Adet sancısı ile başa çıkma usullerinde yoga gibi rahatlama egzersizlerinin sıkça önerildiğini fakat bunların yalnızca adet yarıyılı ile hudutlu kalmaması gerektiğini belirten Op. Dr. Burcu Saygan Karamürsel şunları aktardı: “Bu egzersizlerin kumpaslı olarak ve uzman eşliğinde yapılması gerekir. Yürüyüş, aerobik, yüzme gibi egzersizler de sızının rahatlamasına destekçi olur. Bunun yanı gizeme akupunktur, B1 vitamini ve magnezyum gibi yardımlar ve seçenek rehabilitasyonlar da fayda sağlayabilir.”

Adet sancısına karşı sık sık özellikle non steroidal antienflamatuar tipi sızı kesicilerin kullanıldığını söyleyen Op. Dr. Karamürsel, bu cins ilaçların mide açısından yan tesirleri olabileceği mevzusunda bayanları uyardı ve kesinlikle tok karnına içilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Rehabilitasyonda 2. basamak: Doğum hakimiyet hapları

Belirtilen usullerin tesirli olmadığı gidişatlarda bayanların ikinci basamak rehabilitasyona geçmesi gerektiğine değinen Op. Dr. Karamürsel, “Bunlar arasından en tesirli usul doğum hakimiyet haplarının kumpaslı kullanımı, cilt altına yerleştirilen hormonal implant dediğimiz doğum hakimiyet usulü ve yeniden konutlu bayanların kullanabileceği hormon kapsayan spirallerdir” dedi.

Hayatı etkileyecek kadar şiddetli adet sancısında kesinlikle hekime müracaat etmek gerektiğine değinen Op. Dr. Burcu Saygan Karamürsel bu sızılarının reel nedeninin endometriozis, miyom, enfeksiyon ve stres gibi başka bir hastalık veya meseleden kaynaklanabileceğine ve daha da ciddileşmeden kesinlikle rehabilitasyon edilmesi gerektiğine dikkat sürüklüyor. Özellikle adet yarıyılı dışında da şiddetli kasık sızıları varsa, bu vaziyete bir patolojinin eşlik etmesi mümkün. Karın alt bölgesinde reelleşen şiddetli adet sancısının, Endometriozis hastalığının habercisi olabileceğine de değinen Op. Dr. Karamürsel uzun zaman devam eden adet sancılarında kesinlikle bir doktor tarafından muayenehane tetkikin zorunlu olduğunu vurgulamıştır.

Hafif adet sancısından kurtulmak için ne yapılabilir

– Karın ve beli sıcak su torbasıyla ısıtma ve ılık duş alma

– Karın alt bölgesi ve kasıklara hafifçe masaj

– Bütün hububat ve meyve içeriği yüksek perhizle beslenme; tuz, şeker, içki ve kafeini eksiltme

– Rahatlama egzersizleri

– Kumpaslı yürüyüş ve egzersiz

– Kilo aşırısı varsa zayıflama

– Sızı kesicileri ve doğum hakimiyet usullerini hekiminize danışarak kullanma

Afaki antibiyotik kullanmanın 6 büyük hasarı

Afaki antibiyotik kullanmanın 6 büyük hasarı

Bu sene 16 – 22 Kasım Dünya Antibiyotik Farkındalık Haftası olarak bülten edildi. Rastgele kullanılan antibiyotikler fayda sağlamadıkları gibi, pek çok ciddi sıhhat problemine de neden olabiliyor. Böbrek veya karaciğer yetmezliği ile obezite bunlardan yalnızca kimileri.

NTV’ye konuşan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özkan Uysal afaki antibiyotik alımının yol açtığı meseleleri şöyle sıraladı:

1- Ciddi alerjik tepkinler oluşturabiliyor

Bu alerjik tepkinler yalnızca hafif bir kaşıntı ya da ten döküntüsü biçiminde büyüyebildiği gibi, vefatla sonuçlanabilecek kadar şiddetli olabiliyor.

2- Karaciğer işlevlerini bozabiliyor

Karaciğer işlev testleri ismi verilen kan muayeneleriyle bu yan tesirler takip edilebilmektedir. Altta uyuyan karaciğer hastalığı olanlarda karaciğerde metabolize olacak bir antibiyotiklerden sakınılmaktadır.

3- Böbrek yetmezliğine neden olabiliyor

Böbrekler üzerine toksik tesirler oluşturarak uzuv yetmezliğini tetikleyebiliyor. Akut böbrek yetmezliğinin en az 5’te biri kullanılan ilaçlar sebebiyle büyüyor.

4- Antibiyotik ilişkili ishale yol açabiliyor

Sıradanda bağırsak içinde 400’den fazla bakteri cinsi bulunuyor ve bunlar hastalık oluşturmadıkları gibi fayda sağlıyorlar. Antibiyotik kullanımı bu basmakalıp floradaki bakterilerin can vermesine ve böylece fırsatçı bakterilerin üremelerine civar hazırlıyor ve böylece ishaller oluşabiliyor. Hatta dizanteriyi taklit eden kanlı ishal tablosu büyüyebiliyor.

5- Obeziteye neden olabiliyor

Son senelerde yapılan araştırmalar gösteriyor ki; özellikle bebeklik ve çocukluk yarıyıllarında daha sık antibiyotik kullananlarda obezite daha çok görülüyor.

6- Bağırsak sistemine zarar verebiliyor

İshal dışında görülebilen sindirim sistemi yan tesirleri arasında bulantı, kusma, karın sızısı gibi bulgular da görülebiliyor.

Karın ve kasık sızısı yumurtalık kistlerine işaret olabilir

Karın ve kasık sızısı yumurtalık kistlerine işaret olabilir

Bayanların fobili düşü yumurtalık kistleri, miyomlardan sonra en sık tespit etilen jinekolojik problemlerdir. Şiddetli kasık sızısı, karında şişlik ve ele kitle gelmesi gibi bulgularla kendini gösterebilen bu kistler bazen ilaç rehabilitasyonu ile hakimiyet altına alınmakla beraber çağdaş cerrahi usullerle de rehabilitasyon edilebilir.

Memorial Hizmet Sağlık Kurumu Bayan Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Hüseyin Mutlu, yumurtalık kistlerinin rehabilitasyonu hakkında bilgi verdi.

Her adet başında yumurtalıkların birinde folikül ismi verilen yumurta büyümektedir. Bu gerçeğinde içi su dolu balona benzeyen ufak bir kisttir. Yumurtlama ile bu yumurta kisti içine kan dolar ve yumurtlama kisti Korpus Luteum ismini alır. Hamilelik oluşursa bu yumurtlama kisti hamileliği gözeten progesteron hormonunu üretir. Hamilelik olmamışsa adet kanaması ile birlikte bu kist de kaybolur. Adet ile kaybolmayan ve yumurta büyüklüğünden, portakal büyüklüğüne kadar olan bu cins kistlere “yumurta kisti” veya “fizyolojik kist” ismi verilir.

Bazı kistler işlem gerektiriyor

Yumurtalık kistlerinden bir kısmı ilaç rehabilitasyonuna yanıt vermezler ve kesinlikle tespit etildiklerinde işlem ile çıkarılmaları gerekmektedir. En sık tesadüfülenleri kolay kistler, çikolata kistleri endometriozis kistleri, dermoid kistler, fibromlar ve kanser kuşkusu olan kistlerdir.

Çikolata kistleri

İçi erimiş çikolatayı anımsayan, koyu kıvamlı bir akışkan ile doludur. Ayrıca sıklıkla karın içinde yapışkanlıklar ile birliktedir. Karın içinde endometriozis odakları da bulunur. Bu kistlerin ufak ebatlarda iken özel ilaçlar ile rehabilitasyonu muhtemel olsa da kesin rehabilitasyon usulü cerrahidir. Ayrıca karın içindeki yapışkanlıklar ve endometriozis odaklarının rehabilitasyonu yapılması gerekir.

Dermoid kistler

Doğuştan anne karnında iken yumurtalıklarda bazı harabelerden ortaya çıkar. Genelde kistin içinde koyu yağ kıvamında akışkan, saç ve bazen diş gibi yaradılışlar göze çarpar. Tespit Etildiğinde yumurtalık kanseri ile karıştığından kesinlikle işlem gerektirirler.

Fibromlar

Rahimdeki miyomlara benzeyen bilardo topu gibi içi dolu ve sert olan kitlelerdir. Ultrasonografi ve işlemde kanser ile eşliğinden dolayı işlem gerektirir

Kanser kuşkusu olan kistler

Ultrasonografi belirtileri sebebiyle sert kısımları, akışkan kısmından çok olan bu kistlerde makûs mizaçlı hastalık ihtimali yüksek olduğundan, işlem gerektirir. Hatta işlem esnasında patolog çıkan parçayı değerlendirip, iyi mizaçlı ise işlem rutin biçimde bitirilir. Makûs şahsiyette ise kanser işlemine geçilir.

Süre kaybetmeden hekime müracaat etilmeli

Yumurtalık kisti ile alakalı bulgular görüldüğünde, bayan hastalıkları ve doğum uzmanına müracaat etilmelidir. Muhtelif testler ve ultrasonografi usulü, kistin büyüklüğü ve şahsiyeti hakkında bilgi verir. En sık kullanılan ilaçlar, doğum hakimiyet haplarıdır. İlaca yanıt vermeyen kistlerde işlem düşünülebilir. Harekâtın sarih ya da laparoskopik olarak yapılmasına muayeneler neticesinde karar verilir. Burada yaş, doğurganlık ve kistin büyüklüğü ile şahsiyeti rol oynamaktadır.

Mide gribi bulguları ve rehabilitasyon usulleri

Mide gribi bulguları ve rehabilitasyon usulleri

Son senelerde ortaya çıkan kuş gribi ve domuz gribinin ardından bu sene “mide gribi” baş gösterdi. Bulguları hastalığın etmenine ve şahsın mukavemetine göre değişen mide gribi, sadece mide bulantısı bulgusu gösterebiliyor. Mide gribinin neden olduğu mide bulantısı bulaşıcı tesir gösteriyor.

Aç olduğunuz için midenizin kullandığını veya hamile olduğunuzu düşünebilirsiniz ancak bulantınızın sebebi bu senenin en dikkat sürükleyen hastalığı “mide gribi” olabilir. Uzmanlar, son yarıyılda mide bulantısı bulgusuyla hamile olduğunu düşünerek hekime müracaat eten ancak “mide gribi” teşhisiyle sağlık kurumundan dağılan çok rakamda olay yaşandığını belirtti.

Hastalığa neden olan şeyler

Bu sene viral enfeksiyonların kimlik değiştirdiğini, geçmişte daha çok akıntıyla kendini gösteren griplerin yerini mide ve bağırsağa yerleşen virüslerin neden olduğu mide gribine vazgeçtiğini anlatan Acıbadem Ankara Sağlık Kurumu Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Bülent Değertekin, karın sızısı şikayetiyle hekime müracaat eten her 3 bireyden 1’inde mide gribi görüldüğünü belirtti. Ani hava metamorfozu, asitli meşrubatlar, şuursuzca sızı kesici tüketimi, içki ve stresin mide gribine neden olabileceğini belirten Doç. Dr. Değertekin, “Mide gribi sadece mide ve bağırsak şikayetleriyle beraber görülebildiği gibi influenza virüsünün neden olduğu gripte görülen üst solunum yolu şikayetleriyle de görülebilir” diye konuştu.

Bulaşıcı bir hastalık değil

Mide gribinin tıpkı grip ve nezlede olduğu gibi solunum yoluyla bireyden bireye bulaştığını belirten Değertekin, mide bulantısı, ishal, adale sızısı, karın sızısı, bitkinlik gibi bulguları olanların hem iyileşme sürecinin süratlenmesi hem de hastalığın bulaşmaması için dinlenmeleri gerektiğini belirtti. Mide gribinin üst yolunum yolunda alana gelen akıntılarla beraber asıllaşmadığı vaziyetlerde hastaların bulaşıcı olma evhamı dinlemediğini belirten Doç. Dr. Değertekin, “Her hangi bir mide hastalığı olduğu düşünülüyor, bulaşıcılık gidişatı ilgisizlik ediliyor. Mide gribine tutulan şahsın kullandığı tuvaletinin ayrı olmasında verim var. Yaşlıların ve çocukların daha basit hastalandığı düşünülürse, özellikle çocukların mektebe gitmemesi konutta dinlenmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Yağsız besinlerle beslenin

Mide gribinde şikayete göre gevşetici rehabilitasyonlar uygulandığını anlatan Değertekin, hastalığın korkutucu bir yanı olmadığını ancak şahıs 1 haftadır iyileşmemişse hekime müracaat etmesi gerektiğini söyledi. Mide gribinde rehabilitasyonun hastanın şikayetlerine göre tasarlandığını söyleyen Doç. Dr. Değertekin, “Beslenme iyileşme sürecinde büyük ehemmiyet taşıyor. Çay, kahve, sigara ve yağlı giyeceklerden uzak durulmasını, bol su içilmesini ve patates püresi, muz, makarna gibi yağsız yiyecekleri seçim etmelerini öneriyoruz” dedi.

İshal sebepleri ve rehabilitasyonu

İshal sebepleri ve rehabilitasyonu

Ani hava farklılıkları ve pak olmayan suların kullanılmasının ishal şikayetlerine neden olduğu düşünülüyor. Karın sızısı, halsizlik, aralıksız sıkışma hissi ve bedende ciddi akışkan kaybı gibi nedenlerle hastalara güç anlar yaşatan bu gidişat gıda zehirlenmesiyle de karıştırılabiliyor.

Memorial Etiler Tıp Merkezi Dahiliye Bölümü’nden Uz. Dr. Özlem Kaplan, ishal ve rehabilitasyonu hakkında ehemmiyetli bilgiler verdi.

Hava sıcaklıklarındaki ani başkalaşımlara dikkat

Günde 3 ya da daha fazla rakamda yumuşak, sulu dışkılama gidişatı ishal olarak belirlenmektedir. Bu problemi yaşayan bireyler aralıksız bir sıkışıklık hissi ile neredeyse tuvalete bağımlı kalmaktadır. Gelişmiş ülkelerde viral sebepli ishaller daha fazla görülürken; sosyoekonomik gidişatı düşük, alt yapı kuruluşları beceriksiz, pak su meseleyi yaşayan ve şahsi hijyene önemsenmeyen ülkelerde bakteriyel nedenler ön tasarıdadır. Bu yarıyıllarda görülen ishaller de daha çok mikrobik ishaller olarak karşımıza çıkmaktadır.

Uygun şartlarda saklanmayan besinlerde üreyen mikroplar, enfekte suların içilmesi ya da bu sularla yıkanmış meyve sebzelerin harcanması ishale neden olur. Aynı zamanda ishali olan bireylerin el hijyenine dikkat etmemesi de mikropların etrafa yayılımını basitleştirmektedir. Başka hastalıklar sebebiyle kullanılan bazı antibiyotikler, bağırsağın emilim yanılgıları, bazı hormonal hastalıklar, stres de ishal sebepleri arasındadır.

Fazla akışkan kaybı hayati tehlike taşıyor

İshal süratle akışkan kaybına neden olduğu için rehabilitasyon edilmediği gidişatlarda vefata kadar varan negatif neticeler doğurabilir. Bebeklerde, yaşlılarda, gebelerde ve bağışıklık sistemiyle alakalı rahatsızlıkları olan fertlerde hastalık daha ağır izler. Bu sebeple akışkan ve elektrolit kayıplarının yerine konulması rehabilitasyon için çok ehemmiyetlidir. İshali olan bireylerin hastalık hikayesinin alınması, tetkik ve kapsamlı muayenelerle rehabilitasyon sürecine karar verilmesi gerekir.

Akışkan kaybına karşı su, şeker, tuz ve karbonat karışımı

Genel gidişatı iyi olan bulantı ve kusmanın olmadığı ateşi olmayan hastalarda 1 litre kaynatılmış soğutulmuş suya 1 çorba kaşığı şeker, 1 tatlı kaşığı sofra tuzu ve 1 çay kaşığı karbonat konularak karıştırılır ve hazırlanan karışım içilebildiği kadar sık aralıklarla içilir. Daha ağır gidişatlarda birey ağızdan beslenemiyorsa, ateşi varsa ve ishal 24 saatten uzun sürdüyse kesinlikle sağlık kurumu koşullarında damar yolu ile akışkan ve elektrolit desteği yapılmalı, dışkı tahlili yapılarak rehabilitasyon tanımlanmalıdır.

Patates ve muz rehabilitasyona takviyeci oluyor

Hastalık sürecinde doğru beslenme çok ehemmiyetlidir. Bu yarıyılda yağlı ve lifli yiyeceklerden sakınmak gerekir. Patates ve muz potasyum kaybını önlemek açısından en ehemmiyetli besinlerdir. Çorba, haşlama, püre, maarna ve pirinç tüketimi sağlanmalıdır. Rehabilitasyonun en ehemmiyetli kısmı akışkan ve elektrolit kaybını önlemektir.

Sarihte satılan besinleri yemeyin

İshale karşı şahsi pakliğe dikkat etmek, özellikle her fırsatta elleri yıkamak, kaynağı meçhul, sarihte satılan veya dağıtılan, teftişsiz içme suları ve bu sularla yıkanmış sebze ve meyveleri harcamamak, besinlerin taze olmasına, ambalajlanmış olarak satılan besinlerin üzerindeki son kullanma tarihinin geçmemiş olmasına dikkat edilmelidir.

Page 1 of 21 2