Bölgesel zayıflamaya stratejileri

Bölgesel zayıflamaya stratejileri

Herbalife Evrensel Sporcu Performansı ve Fitness Eğitimlerinden Mesul Başkan Yardımcısı Samantha Clayton, bel etrafındaki inatçı yağlarla savaşanlar için yazdı… Beslenmenize dikkat etmenize ve daha fazla egzersiz yapmanıza karşın bel bölgesindeki yağlardan kurtulmak bazen imkânsız gibi görünür. Yeniden de umutsuzluğa kapılmadan faal bir hayat stilini özümseyerek incelebilir, formunuzu gözetmek için son derece bereketli adımlar atabilirsiniz.

Mitlere veda edin

Bunu söylediğim için dramatiğim, ancak ne yazık ki bölgesel zayıflama diye bir şey yoktur. Nasıl ki bedenimizin hangi bölgesinin yağlanacağını seçemiyorsak, hangi bölgedeki yağlardan kurtulacağımıza da biz karar tüberkülozayız. Bu hakikat azıcık hayal kırıklığına yol açsa da çözümleri var: perhiz ve egzersizi birleştirerek yağ yakımını süratlendirebilir, 3 usulü uygulayarak güzelinize gitmeyen simit görünümüne tamamen veda edebilirsiniz.

Bel bölgesindeki yağlanmayı eksiltmenin 3 yolu

Faal olmaya fazla zaman ayırın

Her ne kadar tek başına gergin bir karnı kastetmiyor olsa da, genel egzersizin yararlarını asla göz arkasını etmeyin. Her gün fiziksel etkinliğe zaman ayırmak kısa zamanda bedeninizde genel bir sıkılaşma sağlayacaktır. Faal bir yaşam, fiziksel olarak formda kalmanın ve günlük hayat stresini eksiltmenin müthiş bir yoludur. Egzersize zaman ayırmak dışarıda zaman geçirmenizi sağlar ve önceliklerinizi tanımlamanıza takviyeci olur. Ayrıca egzersiz yaparken bir şey yiyemezsiniz.

Derin soluk alın

Burnunuzdan soluk alıp karnınızı şişirdikten sonra ağızdan vermek suretiyle şuurlu soluk almak için egzersizler yapın. Çalışmaya ara verip, 5-10 kez şuurlu soluk aldığınızda zekânız rahatlar ve yenilendiğinizi sezersiniz. Stresin sizi tutsak alıp gün sonunda yorgun düşmenize yol açmasına izin vermeyin. Böyle vaziyetlerde duygusal yeme lüzumunuz çoğalabilir. Bu soluk tekniğini usunuza geldikçe uygulayın. Bedeninizin nasıl görünmesini istediğinizle alakalı düşünmeye zaman ayırın. Bu şuurlu teknik, spor salonuna gitmeye karar vermenize takviyeci olabilir.

Dik yürüyün

Büro koltuğunuzda veya telefonla konuşurken kolay esneme egzersizleri yapabilirsiniz. Otururken veya ayakta dururken 30 saniye zamanla karnınızı içeri sürüklemek, mide adalelerinizin kuvvetlenmesini sağlar. Sadece 1 dakikanız varsa, bu zamanı dik durup omuzlarınızı arkaya atarak dik yürümek için tüketin. Duruşunuzu düzenlemek daha çevik ve formda sezmenize takviyeci olur.

İdrar kaçırmak istemiyorsanız bu 10 yiyeceği dikkatli harcayın

İdrar kaçırmak istemiyorsanız bu 10 yiyeceği dikkatli harcayın

Kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülen faal mesane başka bir deyişle idrar kaçırma meseleyi, sosyal hayatı negatif etkilediği gibi psikolojik meselelere de neden olabiliyor. Değişik hastalıklardan kaynaklanabilen idrar kaçırma meseleyi gün içinde harcanan gıdaların içeriğiyle de irtibatlı olabiliyor. Memorial Hizmet Sağlık Kurumu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Tea Tavadze, idrar kaçırma meseleyi ve harcanmaması gereken yiyecekler hakkında bilgi verdi.

Gün içinde içtiğiniz su ölçüyü ehemmiyetli

Karın içi tazyikini artıran öksürme, aksırma, gülme veya ağır kaldırma gibi ani bir teşvik ve mesane hakimiyetinde muhtemel bir kayıp ile ortaya çıkan idrar kaçırma meseleyi değişik rahatsızlıklardan kaynaklanabilmektedir. Obezite, sigara kullanımı, diyabet, dolaşım ve böbrek hastalıkları gibi değişik rahatsızlıklardan dolayı ortaya çıkan idrar kaçırma gidişatını ortadan kaldırmak için genellikle az akışkan harcanması gerektiği düşünülebilmektedir. Çok fazla akışkan tüketiminin idrar kaçırma meselesini tetikleyebileceği bir reeldir ancak az akışkan harcamak da idrarı daha yoğun ve asidik hale getirerek banyo kullanma gereksinimini artırabilmektedir. Faal mesane başka bir deyişle idrar kaçırma meselesinde akışkan alımı balanslı olarak yapılmalıdır.

Sigaranın idrar kaçırma ile ne alakası olabilir demeyin

Faal mesane meselesinde sigara ehemmiyetli tehlike etkenlerinden biridir. Sigara kullanımı, mesane adalelerini tahriş etmektedir. Sigara içen bireylerde sık yaşanan öksürük gibi tetikleyici vaziyetlerde yaşanan spazmlar idrar firarisine neden olabilmektedir. Faal mesane meselesine neden olan ehemmiyetli etkenlerden biri de harcanan besinlerdir. Bazı yiyecekler mesane veya idrar yollarını tahriş ederek şikayetlerin şiddetlenmesine neden olabilmektedir. Besinlerin fazla faal mesane üzerindeki tesirleri bireyden bireye değişebilmektedir.

idrar kaçırma

Domates: Yapılan bir hayli araştırma domatesin mesaneyi tahriş ettiğini ortaya koymaktadır. Fazla faal mesane şikayetlerini artırabilecek asidik bir yiyecek olan domatesten özellikle duyarlı olan şahısların uzak durması gerekmektedir.

Kahve ve çay: Kahve ve çaydaki kafein mesane etkinliğini artırabilmektedir. İdrara çıkma oranının sıklaşmasına neden olan kahve ve çay semptomların şiddetlenmesine de yol açabilmektedir. Kafein alımının eksiltilmesi veya ortadan kaldırılması veya kafeinsiz çeşitlerin değiştirilmesi semptomları eksiltebilmektedir.

Çikolata: Kahve ve çay gibi çikolata da bir ölçü kafeini kapsamaktadır. Çoğunlukla kafein kapsamayan beyaz çikolata ya da daha fazla kakao kapsayan koyu renkli çikolataların sınanması meseleyi eksiltebilmektedir.

Portakal, limon ve greyfurt: Domates gibi portakal, limon ve greyfurt da yüksek ölçüde sitrik asit kapsamaktadır. Mesane hakimiyetini güçleştiren bu meyveler yerine daha az sitrik asit kapsayan elma, muz gibi yiyecekler seçim edilmelidir.

Gazlı meşrubatlar: Gazlı meşrubatlarda bulunan fizz, potansiyel olarak fazla faal mesane semptomlarını şiddetlendirebilmektedir. Özellikle meyveli soda ve enerji meşrubatlarının tüketimine dikkat edilmelidir.

idrar kaçırma

Baharatlı yiyecekler: Gözleri sulandıran ve dudakları yakan yiyecekler mesaneyi de rahatsız edebilmektedir. Baharatlı ve acı yiyeceklerden uzak durmak yaşana meselelerin eksilmesine dayanakçı olabilmektedir.

Tatlandırıcılar: Yapılan araştırmalarda suni ve natürel tatlandırıcıların faal mesane meseleyi şikayetlerini artırabileceği ortaya koymaktadır. Şekeri tamamen kesmek yerine perhizle hudutlandırarak şikayetler üzerindeki tesirini hakimiyet edilmelidir.

İşlenmiş yiyecekler: İşlenmiş yiyecekler; aroma ve gözeticiler gibi bir hayli suni bileşen kapsadığından dolay şikayetleri artırabilmektedir.

Soğan: Baharatlı ve asitli besinlerde olduğu gibi soğan tüketimi mesane problemlerine neden olabilmektedir. Özellikle ham soğan tüketimi idrar yapma isteğini artırabilmektedir. Mesanedeki negatif tesiri eksiltmek için soğanı pişirerek harcamak daha sıhhatlidir.

Kızılcık: Bir Hayli birey kızılcık suyunun üriner sistem enfeksiyonlarının bulgularını gevşettiğini iddia etmektedir. Ancak asidik bir meyve olan kızılcık, domates, limon, portakal ve greyfurt gibi mesaneyi tahriş edebilmektedir.

10 sualde romatizma

10 sualde romatizma

Ülkemizde romatizmal hastalıklar oldukça yaygın olarak görülüyor. Başta eklemler olmak üzere, adaleler, kemikler, eklem bağları ve omurga gibi hareketi sağlayan doku ve uzuvlar hastalıktan etkileniyor. Romatizmanın, kalp-damar sistemini yakalaması ise bulgu vermeden izleyebildiği için yaşamı tehdit edici olabiliyor. Liv Hospital Romatoloji Uzmanı Prof. Dr. Şenol Kobak romatizma ile alakalı merak edilenleri anlattı.

1 – Romatizma nedir

Adale – iskelet sistemini öncelikle yakalayan, fakat bir hayli iç uzuv yakalanışı da yapabilen, kronik hastalıklardır.

2 – Kimler romatizmal hastalıklara tutulur

Romatizmal hastalıklar çocukluk çağında dahil her yaşta görülebilir. Genç yaştaki erkeklerin veya doğurganlık çağında bayanların yanı gizeme, yaşlılarda dejeneratif ağırlıklı romatizmal hastalıklar da görülebilir.

3 – Genetik bir geçiş mevzubahisi mudur

Evet, bir hayli romatizmal hastalıklarda, genetik geçiş mevzubahisi olabilir. Bazı genlerin varlığında, hastalığa yatkınlık çoğalmıştır ve hastalık daha ağır izler.

4 – Hangi şikayetler varsa, romatizmal bir hastalıktan şüphelenmelidir

Romatizmal hastalıklar, çok geniş ve değişik belirtiler ile kendini gösterebilir. Her ne kadar sızı şikayeti ön tasarıda olsa da, bu buzdağın yalnızca görünen kısmıdır. Genel olarak, eklemlerde sızı, şişlik, hareket kısıtlığı ve sabah tutukluğu mevcuttur.

5 – Hangi şikayetleri ile hastalar hekime müracaat etir

Sızı, hastayı hekime getiren en ehemmiyetli şikayettir. Genç erkeklerde oluşan, sabah tutukluğu ile beraber olan bel, sırt ve boyun sızıları varlığında, romatizmal bir hastalık düşünülmelidir. Genç/orta yaş bayanlarda minik eklemlerde sızı, şişlik ve sabah tutukluğu da görülebilir. Bunun yanı gizeme, ağız ve göz kuruluğu, ten döküntüleri, ağız ve genital bölgede aftlar, el veya ayak parmaklarda beyazlaşma, sararma ve morarma, ten sertliği, saç dökülmesi, adale sızıları ve eforsuzluk, yineleyen ateş, karın ve/veya göğüs sızıları hamleleri de görülebilir.

6 – Romatizmal hastalıklar yalnızca eklemleri mi meblağ

Hayır, eklem yakalanışı, buzdağının yalnızca görünen kısmıdır. Evet, hastalar sıklıkla bu şikayetleri ile müracaat etir. Fakat romatizmal hastalıkları, yaşamı tehdit eden iç uzuv kalp, akciğer, böbrek, asap sistemi yakalanışları da yapabilir. Efor ile büyüyen soluk darlığı ve/veya kuru öksürük, akciğer yakalanışın ilk semptomları olabilir. Göğüs sızısı ve/veya çarpıntı, kalp yakalanışın belirtileri olabilir. İdrarda renk farklılığı, hipertansiyon ve/veya böbrek yetmezliğine kadar varan, böbrek yakalanışı görülebilir. Yeniden baş sızısı, unutkanlık, sara veya el ve ayaklarda anlaşma, karıncalanma ve eforsuzluk, asap sistemini yakalanışın bazı bulgularıdır.

7 – Romatizmal hastalıklar sakatlık yapar mı

En sık görülen romatizmal hastalıkların cemiyette görülme oranı 100’de 1’dir. Romatizmal hastalıkları, değişik seyir ve prognoza sahipler. Bu seyri tanımlayan etkenlerin içinde, hastalığın tipi, erken tanı ve rehabilitasyon yanı gizeme, hasta eğitimi ve bilinçlendirilmesi kazanç. Bazı romatizmal hastalıklar, sakatlıkla ile sonuçlanabilir.

8 – Romatizmal hastalıkların tanısı nasıl konulur

Erken tanı romatizmal hastalıklarda çok ehemmiyetlidir. Erken tanı, sakatlıkları ve iç uzuv yakalanışlarını önleyebilir. Hastalığın tanısında en ehemmiyetli unsur, hastalıkla ile alakalı iyi bir hikaye ve hasta tetkikidir. Hastanın şikayetleri, öz ve soygeçmişi ile alakalı belirtiler, iyi bir tetkik ile birlikte, doğru tanı için olmazsa olmazlarıdır. Kan ve idrar muayeneleri yanı gizeme, direk grafi, ultrasonografi, bilgisayar tomografi de gerekebilir.

9 – Romatizmal hastalıkların rehabilitasyonu muhtemel mi

Romatizmal hastalıklar, kronik, enflamatuvar hastalıklardır. Rehabilitasyondaki emel yalnızca hastalığı hakimiyet altına almak değil, hastaların fonksiyonel vaziyetini ve hayat niteliğini de artırmaktır. Son senelerde büyüyen rehabilitasyon alternatifleri ile bu amaçlara büyük bir oranda erişilir. Romatizmal hastalıklar sızı kesici ilaçlarla değil, hastalığın seyrini ve prognozunu değiştiren, esas tesirli ilaçlar ile olmalıdır. Hedef yalnızca sızıyı değil, hastalığı hakimiyet altına almak olmalıdır. Son 10 seneden beri, romatizmal hastalıkların rehabilitasyonunda, devrim kalitesinde büyümeler olmuştur. Bu hastalıkların oluşmasında misyon alan bazı moleküller keşfedilmiş ve bunlara müteveccih geliştirilen ilaçlar ile hastalığın hakimiyet altında yakalanması muhtemel olmuştur.

10 – Kortizon ilacı hakkında ne düşünüyorsunuz

Kortizon, romatizmal hastalıkların rehabilitasyonunda sıklıkla kullanılan bir ilaçtır. Gerektiği gidişatlarda, uygun doz ve kesinlikle hekim hakimiyeti altında, güvenle kullanılabilir.

Adale geliştiren ilaçların bayanlar üzerindeki tesiri

Adale geliştiren ilaçların bayanlar üzerindeki tesiri

Sıhhatlı bir hayat ve sıkı bir görünüm için spor yapmak, hekimlerin öncelikli teklifleri arasında yer alıyor. Ancak, adaleli ve dikkat sürükleyen bir görüntüye sahip olmak isteyen çoğu erkeğin spor dışında müracaat ettiği bir değişik usul adale gelişimi süratlendiren ilaçlar. Medical Park Göztepe Sağlık Kurumu Bevliye Uzmanı Prof. Dr. Serkan Deveci, adale üretimini artıran ilaçların sıhhat üzerindeki tesirleri hakkında şu bilgileri paylaştı:

İlaçlar seçim ediliyor

Adaleli bir bedene sahip olmak isteyen bir hayli birey sporla beraber adale üretimini süratlendiren ilaçlar da kullanıyor. Üçgen bedenlerin ananesel usullerle ağırlık çalışarak mı yoksa adale üretimini artıran ilaç anabolik steroid kullanımı ile mi olduğunu tespit etmek güç. Pek çok birey basit yoldan adaleli beden sağlayan bu ilaçları seçim ediyor.

Etkin spor yapmayanların seçimi

Bu ilaçlar daha öncekinden performans artırıcı olarak sporcular tarafından yarışmalardan evvel kullanılıyordu. Yapılan aktüel araştırmalar, günümüzde bu ilaçları kullananların yüzde 78’inin etkin sporcu olmadığını ve yalnızca görsel olarak hoşlanılan bir bedene sahip olmak için kullandıklarını gösteriyor.

Hormon kumpassızlığı ve cinsel gönülsüzlük

Anabolik aktiflik ile hücre gelişmesini tetikleyerek protein birleşimini artıran bu ilaçlar, adale kitlesinde ve mukavemetinde çoğalışa yol açıyor; Adalelerdeki yerleşik yağ dokusu oranını eksiltiyor. Ancak Bedenin natürel hormonal balansını da etkileyen bu ilaçlar, saldırgan tavır şekli, hakimiyetsiz hipertansiyon, iltihaplı sivilce, kellik, karaciğer hastalığı, inme ve kalp krizi tehlikesinde çoğalışa yol açıyor. Bu tesirlerinin yanı gizeme erkekte natürel testosteron üretimini eksilterek yumurtalıklarda küçülme, sperm imalinde eksilme ve geçici kısırlığa neden oluyor. Hormon kumpassızlığı yaratarak cinsel istekte evvel geçici bir çoğalışa takiben de ilaç kesildiğinde kalıcı bir gönülsüzlüğe ve sertleşme kaybına yol açabiliyor.

Bayanlarda adet kumpassızlığı sebebi

Adale üretimini artıran ilaçların bir değişik istenmeyen tesiri de testosteronun aromatoz enzimi tesiri ile östrojene mutasyonu neticesinde erkeklerde meme gelişmesine neden olması. Bayanlarda ise adet kumpassızlığı, hamilelikte bebeğin gelişiminin etkilenmesi, klitoriste kalıcı sihrime, ses kalınlaşması, saçta eksilme ve beden kıllanmasında çoğalışa yol açıyor Bu tip ilaçların riskli yan tesirleri göz önüne alındığında daha hoş görünmek isteyenlerin balanslı spor ve natürel beslenmeyi seçim etmeleri çok daha sıhhatli bir yol olarak gözüküyor.

Migreni botoksla yenin

Migreni botoksla yenin

Medical Park Antalya Sağlık Kurumu Nöroloji Uzmanı Dr. Nilgün Polat, sızı kesici ilaçların çözüm olmadığı noktalarda migren hastalarına botoks rehabilitasyonu uygulandığını söyledi.

Plastik cerrahi alanında hoşluk için sıklıkla kullanılan botoks artık sıhhatli bir yaşam için migren hastalarının da imdadına yetişiyor. Ayda 15 ya da daha fazla gün süresince baş sızısı sürükleyenlere botoksla migren rehabilitasyonu yapılıyor. Migreni devamlı yineleyen hastalara rehabilitasyon usulü olarak botoksu öneren Medical Park Antalya Sağlık Kurumu Nöroloji Uzmanı Dr. Nilgün Polat, sızı kesici ilaçların çözüm olamadığı noktalarda migren hastalarına bu rehabilitasyonu önerdiğini söyledi.

Kronik migren rehabilitasyonunda da tesirli

Adale hafifletici tesiriyle öğrenilen botoksun migren rehabilitasyonunda fayda sağladığını belirten Nöroloji Uzmanı Dr. Nilgün Polat, migren hastalığı kronikleşen şahısların da bu rehabilitasyon usulünden yararlanabileceğini söyledi. Kronik migren sebebiyle hastaların hayatının oldukça fazla derecede etkilendiğini anlatan Polat, şöyle konuştu: “Bu bireyler sızı sebebiyle iş ve konut hayatında kasvetler yaşıyor. Kronik migreni bulunanlarda, genellikle hayat niteliği bozulduğundan bunalım rahatsızlığı büyüyor. Dünya popülasyonunun yüzde 1.4 ila 2.4’ünün kronik migrenden etkilendiği varsayım ediliyor.”

Hasta negatif psikolojik gidişatla baş başa kalıyor

Kronik migrende sızıların genellikle tek taraflı olduğunu kaydolan Polat, laflarını şöyle sürdürdü: ‘Sızılara bazen bulantı ve kusma da eşlik edebiliyor. Sızılar kimi zaman da iki taraflı kendini sezdiriyor. Bu sızılar ışık, ses, hareket ve kokuya duyarlı olduğu gibi çoğunlukla zonklayıcı sızılar olarak da karşımıza çıkıyor. Kronik migrene müteveccih uygulanan hamle rehabilitasyon ilaçları, sızı gelmesin diye aylarca kullanılan antidepresan ve sara ilaçları, sızı kesiciler ve akupunktur rehabilitasyonları yeterli netice veremiyor. Hastalar devamlı ve fazla ölçüde sızı kesici kullanmanın tehlikelerinin yanı gizeme sızıyla yaşamanın yarattığı negatif psikolojik gidişatla baş başa kalıyor.’

Tecrübeli uzmanlar tarafından uygulanmalı

Bilimsel bilgi ve çalışmalar ışığında, botoksun, kronik migrenin gözetici rehabilitasyonunda yeni bir umut olarak ortaya çıktığını ifade eden Nöroloji Uzmanı Dr. Nilgün Polat, laflarına şöyle devam etti: ‘Kronik migrende botoks uygulaması, doğru tanıyla bu mevzuda tecrübeli nöroloji uzmanları tarafından yapılmalı. Kronik migren üzerine yapılan Beynelmilel Bilimsel Çalışma PREEMPT neticesinde botoksun, FDA tarafından kronik migrene müteveccih olarak gözetici rehabilitasyon alternatifi onaylandı. Botoks, ülkemizde Temmuz 2011 tarihinden itibaren kronik migren gözetici rehabilitasyonunda kullanılmak üzere onay aldı.’

31 noktaya iğneyle enjeksiyon

Polat, kronik migren hastalarında botoks uygulamasının hastanın başında alın, her iki şakak art bölgeler, boyun ve ense bölgeleri olmak üzere 31 noktaya özel iğnelerle enjeksiyon biçiminde yapıldığının altını çizdi. Rehabilitasyonun hastanın gidişatına göre 6 ay sonra yinelenebileceğini anlatan Polat, laflarını şöyle bitirdi: “Botoks rehabilitasyonu uygulanan hastaların takribî yüzde 70’inde sızılarda bariz eksilme ve tamamen kaybolma biçiminde ciddi oranda eksilme kollanıyor. Botoks rehabilitasyonu uygulanan hastalarda, hayat niteliği skorlarında başlangıç seviyesine göre ehemmiyetli iyileşme kollandığı gibi, bu netice hastaların işlevlerinde, canlılığında, psikolojik baskıda ve genel hayat niteliğinde ehemmiyetli bir büyüme olarak kaydolunuyor.’

Bu protein ihtiyarlamayı geciktirecek

Bu protein ihtiyarlamayı geciktirecek

Harvard Üniversitesi’nden uzmanların, GDF11 ismi verilen ve genç deneklerin kanında bulunan proteinin yaşlı deneklerde adale ve beyin işlevlerini iyileştirdiği neticesine vardığını gösteriyor. Protein, bu iyileşmeyi yeni kan damarları yaratarak sağlıyor.

Habere göre, yapılan deneyde genç deneklerin kan dolaşım sistemini yaşlı deneklere bağlayan uzmanlar, yaşlı deneklerdeki GDF11 protein oranının yükselmesini sağlamış. Öbür bir deneyde yaşlı deneğe protein enjekte eden uzmanlar, en pozitif neticeleri aynı kanı paylaşan deneklerde tespit etmiş. Uzmanlar, yaşlı deneklerde yeni kan damarları yaradılışına ve kan dolaşım sisteminin akışında iyileşmelere, başka bir deyişle dokulardaki ihtiyarlama tesirlerini geriye çeviren belirtilere tesadüfmüş.

Harvard Üniversitesi Kök Hücre Enstitüsü’nden tahlilci Profesör Lee Rubin Rubin: “Yaşlı deneğe genç deneğin kanını aktardığımız bu kolay operasyon sayesinde yaşlı deneğin beyninde ehemmiyetli farklılıklar yaşandı; beyin daha da gençleşti. Öbür dokularda da eş farklılıklara rastladık” dedi.

Profesör Amy Wagers da GDF11’in Deoksirübo Nükleik Asit üzerindeki ihtiyarlamaya bağlı zararı onardığını tespit etmiş. Uzmanlar deneylerde sihrime ve zayıflama meseleyi olan yaşlı denek kalplerinin gençleşip, atışlarının daha kumpaslı hale geldiğini gözlemlemiş. Elde edilen belirtiler, insanlarda diyastolik kalp yetmezliği olarak öğrenilen ve genelde yaşlılarda görülen bu rahatsızlığın rehabilitasyonu için umut vadediyor.

Profesör Rubin, GDF11’in Alzheimer veya Parkinson hastalarına da umut ışığı olabileceğini belirtiyor.

Sıhhatli bir hayat vaad ediyor

Proteinin bir ‘gençlik iksiri’ olmadığını belirten Rubin, araştırmanın emelinin ömrü uzatmak değil, daha sıhhatli bir hayat sağlamak olduğunu söylüyor ve ilave ediyor: “Öbür bir deyişle, ömrünüz uzamasa dahi sıhhatli bir hayat sürebilirsiniz. Deneklerdeki değişik işlevlerin iyileşmesi ve dokuların yenilenmesi bunu gösteriyor.”

Nature isimli tabiat mecmuasında yayınlanan başka bir araştırmada ise Standford Üniversitesi analistleri, genç deneklerdeki kanın yaşlı deneklerde asap hücrelerini yenilediğini, bilme ve belleği geliştirdiğini keşfetmişler.

Biyoteknoloji şirketleriyle ortak çalışan Massachusetts ve California’daki uzmanların niyeti, belirtilerini insanlar üzerinde sınamak. Harvard Üniversitesi Profesörü Rubin, muayenehane deneylerin üç ile beş sene içinde başlayabileceğini öngörüyor.

Araştırmaların neticeleri ‘science’ mecmuasında yayınlandı.

Sebepsiz bitkinlik ciddi problemler çıkarabilir

Sebepsiz bitkinlik ciddi problemler çıkarabilir

Bitkinlik, Multipl Skleroz’un MS bulgularından en sık görüleni. MS’lilerin yüzde 75-95’i tarafından dile getirilen ve yeniden hastaların takribî yüzde 50-60’ının hastalık derecesinden bağımsız olarak en ehemmiyetli mesele olarak gördükleri bitkinlikle başa çıkmanın yollarını Türkiye İş Bankası iştirakiBayındır Söğütözü Sağlık Kurumu Nöroloji Kısım Başkanı Uzm. Dr. İhsan Özcan Ertürk anlattı.

Ender bir hastalık olarak literatüre giren MS’in, ülkemizde 50 binden fazla bireyde görüldüğü varsayım ediliyor. Çoğalış sürati, etrafsal etkenler ve genetik yatkınlıkla söyleniyor. Merkezi asap sistemini etkileyerek hastanın hayat niteliğini bozan bir hastalık olan MS’in, gözle görülmeyen en ehemmiyetli bulgularından biri bitkinlik.

Bitkinlik nedir MS hastalarında nasıl görülür

Bitkinlik, herkes için ‘günlük etkinlikler sırasında fert tarafından idrak edilen fiziksel ve/veya akılsal enerjinin subjektif azlığı’ şekline belirleniyor. Ancak MS hastaları bitkinliği değişik biçimlerde yaşayabiliyor. Kimileri yalnızca fazla bitkinlik ve halsizlik sezerken, kimilerinde görmede problemler, adale spazmları dolayısıyla hareketlerde güçlük gibi semptomlar görülebiliyor.MS hastalarında bitkinlik iki nedenle oluşuyor. İlk neden, merkezi sinirsisteminin zarar görmesi. Beden bu zarara, hareketlerde yavaşlama ve bitkinlikle karşılık veriyor.

Loş ışık ve sıcak civar da yoruyor

MS’den kaynaklanmayan, ikincil nedenlere dayalı bitkinliğin nedenleri de şöyle sıralanabiliyor:

Uykunun ufalanması: Spazmlar, sızı, gece tuvalet ihtiyacı, bunalım gibi sebeplerle uykunun ufalanması bitkinlik yaratabiliyor.

Enfeksiyon: Bir Hayli enfeksiyon sebebiyle MS bitkinliği oluşabiliyor.

Fazla gayret: Koordinasyon ve hareket etkilenmişse bedenin çok kolay gibi görülen hareketler için daha fazla efor tüketmesi sebebiyle bitkinlik büyüyebiliyor.

İlaç rehabilitasyonu: İlaçların bir hayliyi yan tesir olarak miskinlik ve bitkinlik yapabiliyor.

Bunalım: Asapların hasar görmesi veya MS’i kabullenme sürecindeki duygusal sebeplerle de bitkinlik sezilebiliyor.

Etrafsal etmenler: Çalışma etrafının ısısı ve aydınlatması çok ehemmiyetli.Zayıf ışıkta görebilmek için daha fazla efor tüketmek gerekiyor. Ayrıca ısı, genellikle bitkinliği artırıyor.

Yalnızca hastalar değil, yakınları da bunları öğrenmeli

MS hastalarının bitkinlikle gayretinde hastanın etrafındakiler de bilinçlendirilmeli zira kimi zaman bitkinliğin hastayı nasıl etkilediğini kavrayamadıkları için, şahsi ilişkiler etkilenebiliyor.

İlaç rehabilitasyonu: MS bitkinliği asaplarda zarar sebebiyle oluştuğu için, banal bitkinlik için kullanılan ilaçlar ve usuller kullanılamıyor. Hasta için en uygun ilaç ve doz, doktor tarafından tanımlanmalı.

İlaçsız rehabilitasyonlar: Hastanın günlük alışılagelmiş programını değiştirmek, bitkinliği eksiltmeye dayanakçı olabiliyor. Bu farklılıkları yaparken hastanın hekimi, fizyoterapisti ve MS hemşiresi takım olarak çalışmalı.

Kalp krizini önlemek için bu tekliflere dikkat

Kalp krizini önlemek için bu tekliflere dikkat

Her beş ani vefattan birinin kalp krizinden dolayı asıllaştığına dikkat sürükleyen uzmanlar, kalp krizinde erken tanının çok ehemmiyetli olduğunu vurguluyor. Müdahale için zaman kaybının sefil olan kalp adaleyi ölçüsünü çoğaldırmasının ötesinde olasılığını da çoğaldıracağını belirten uzmanlar, “Sefil olan kalp adalesinin karşılaması yoktur. Kalp krizinde zaman denktir kalp adaleyi” diye konuştu.

Kalp krizinin tekerrürünü önlemek ve kalp krizinden korunmak için hastalara tekliflerde de bulunan Prof.Dr. Mehmet Baltalı, nasihatlerde bulundu.

kalp krizi tavsiyeler

Öneriler

– Kan tazyikinizi hakimiyet edin. Gerekirse hekiminizin önereceği ilaçları kullanın.

– Kolesterol seviyelerinizi hakimiyet edin. Gerekirse hekiminizin önereceği ilaçları kullanın.

– Şayet içiyorsanız sigara içmeyi vazgeçin. Bu mevzuda zorlanırsanız sigarayı vazgeçme polikliniklerinden yardım alın.

– Şeker hastalığınız varsa kesinlikle hakimiyet altında tutun. Gerekirse hekiminizin önereceği ilaçları kullanın.

– Meyve ve sebze bakımından zengin, az hayvansal yağ kapsayan perhizler uygulayın.

– Fazla kiloluysanız kilo verin.

– Kalp sıhhatinizi gözetmek için her gün ya da haftada en az 4 gün yürüyüş yaparak ya da değişik egzersizlerle bedeninizi çalıştırın fakat evvel kalp hastalıkları uzmanınıza müracaat etin.

– Stresten uzak durun gerekirse bunun için profesyonel destek alın. Yoga, meditasyon, psikiyatrist vb.

– Şayet kalp krizi için bir ya da daha fazla tehlike etmeni taşıyorsanız kalp krizini yasaklamaya destekçi olması için aspirin alıp almamanız mevzusunda hekiminize müracaat etin. Şuursuz aspirin kullanımının mide kanaması gibi negatif neticeler doğurabileceğini unutmayın.

Adale hastalıklarının tanısı ve rehabilitasyonu

Adale hastalıklarının tanısı ve rehabilitasyonu

Yokuş ve merdiven çıkma, oturulan yerden kalkma, yürüme, kolları kaldırıp yükseğe uzanma gibi hareketler sırasında eforluk yaşanması adale hastalıklarının bulguları olabiliyor. Bazen göz kapaklarını açma veya kapama, farklı doğrultulara bakma, mimik yapma, çiğneme, yutma gibi hareketleri sağlayan adalelerin eforsuzluğu ile de ortaya çıkan adale hastalıklarında erken tanı ve doğru rehabilitasyon tasarılaması büyük ehemmiyet taşıyor.

Memorial Antalya Sağlık Kurumu Nöroloji Bölümü’nden Uz. Dr. Bilge Bıyıklı, doğumsal olan ya da sonradan ortaya çıkabilen adale hastalıklarının tanı ve rehabilitasyonu hakkında bilgi verdi.

Hastalık senelerce suskunca ilerleyebilir

Adale hastalıkları genetik yolla geçen bir grup hastalıktır ve her yaşta görülebilir. Anne, baba ya da her ikisinde bulunan ve hastalık taşıyan genlerin çocuklara aktarılmasıyla pek çok hastalık alana gelebilir. Aynı ailede birden fazla şahıs hastalıklı genleri taşıyor olabilir. Bir Hayliyi irsiyetsel olan adale hastalıklarında eforsuzluk; seneler, hatta on seneler içinde büyümektedir. Türkiye’de akraba konutluluklarının yaygınlığı adale hastalıklarının görülme sıklığını çoğaldıran en ehemmiyetli etkendir.

Kesin tanı için adale biyopsisi koşul

Adale hastalığında travmaya bağlı olmayan ve dinlenmekle geçmeyen bir eforsuzluk vaziyeti yaşanır. Eforsuzluk hastalığın tipine göre değişmekle birlikte, bedenin değişik bölgelerinde görülebilir. Hastalık; merdiven çıkamama, saç tararken kollarını kaldırmada güçlük ya da yukarıyada bulunan dolaplara uzanamama olarak günlük hayatı etkileyen minik eforsuzluklarla kendini gösterebilir. Bazı tiplerinde yutma adaleleri de etkilendiği için yemek yeme ve içmede güçlük çekilebilir. Göz adaleleri etkilenen tiplerinde çift görme ya da gözde kayma olabilmektedir. Adale eforsuzluğu, adalelerde erime, incelme tespit etilen hastalarda araştırmaya genetik tahlil ile başlanır. Tanı konamayan ve genetik geçiş olamayan adale hastalıklarında, adale biyopsisi büyük ehemmiyet taşımaktadır.

Adaleleri kuvvetlendirmenin usulleri

Adale hastalıklarının rehabilitasyonunda hastalığın oluş sebebi ve tipi ehemmiyet taşımaktadır. Doğumsal hastalıklarda, sağlam adale grubunun işlevlerini iyi yakalayabilmek için kesinlikle fizik rehabilitasyon programı önerilir. Adale gücünün korunması veya güç kaybının geciktirilmesi için egzersizler kumpaslı yapılmalıdır. Fizik rehabilitasyon programı adalelerde alana gelebilecek kısalıkları ve eklemlerdeki bozulmaları ve solunum problemlerini de önlemektedir. Adale hastalıklarının tanısının konması, genetik geçişli hastalıkların gelecek kuşaklara aktarılmasını önlemede büyük ehemmiyet taşımaktadır.

Bahar mevsimiyle beraber sızılar çoğalıyor

Bahar mevsimiyle beraber sızılar çoğalıyor

Bahar bitkinliği, adale ve eklem sızılarını da birliktesi getiriyor. Mikropsuz cerahat enjeksiyonuyla, bahar bitkinliğinin yol açtığı sızıları üstünüzden atabilirsiniz.

Güneşin suratını gösterdiği ve tabiatın canlanmaya başladığı bahar mevsimi, insan üzerinde bütün tersi tesir vazgeçiyor. Havadaki elektrik yükünün, buna bağlı olarak pozitif ve olumsuz yüklü iyon çoğalışının asapları etkileyerek stres seviyesini yukarıyalar sürüklemesi bahar bitkinliğine yol açıyor. Kendisini bitkinlik, halsizlik, enerji düşüklüğüyle sezdiren bahar bitkinliği, kortizon türevi hormonların fazla seviyede salınmasıyla da baş, boyun, sırt ve bel bölgelerinde sızılara neden oluyor.

Özellikle bahar mevsiminde çoğalan sızıların, bedenimizin bizimle konuşma usulü olduğunu ve bu sesi sızı kesicilerle kısmamak gerektiğini belirten Uzman Dr. İlker Solmaz, sızıların altında uyuyan sebeplerin incelenmesi gerektiğine de vurgu yaparak, tabiatın kendini yenilediği bahar mevsiminde çoğalan sızılardan kalıcı olarak kurtulmanın muhtemel olduğunu belirterek ehemmiyetli bilgiler verdi.

Bahar migreni de tetikliyor

Bahar ayları aynı zamanda sızıların çoğaldığı yarıyıl olarak da dikkat sürüklüyor. Halsizlik, bitkinlik ve mutsuzluk hissi, tüm bedende özellikle adalelerde sızılara yol açabilir. Bunun sebebi de mevsimsel geçiş yarıyılında hormonlarda olan farklılık ve kan akışı.

İlkbaharda en sık görülen sızıların baş bölgesinde olduğunu, migren ve gerilim tipi sızıların sıklaştığını belirten Solmaz, özellikle migren hastalarının mevsim geçişlerinde sık sık nöbet geçirdiğine dikkat çekti. Bahar bitkinliğiyle birlikte ortaya çıkan öteki sızılara da değinen Solmaz, “Ulus arasında kulunç olarak öğrenilen, sırt ve bel bölgesinde yoğunlaşan sızılar bireyde büyük rahatsızlık yaratıyor. Bahar aylarında kürek kemiğinde, boyun ve bel bölgesinde bıçak saplanmasına eş biçimde ortaya çıkan sızılar ise sık karşılaşılan sızı cinsleri arasında yer alıyor” dedi.

Mikropsuz cerahat ile sızılara çözüm

Sızıya maruz kalma açısından bayanların erkeklere oranla daha fazla tehlike taşıdığı bilgisini veren Uzm. Dr. İlker Solmaz, sızı kesiciler ile geçiştirilmeye çalışılan kronik sızılardan mikropsuz cerahat usulü ile kalıcı olarak kurtulmanın muhtemel olduğunu bildirdi.

Uzm. Dr. Solmaz, mikropsuz cerahat enjeksiyonu ile bedenin natürel iyileştirme mekanizmasının devreye sokularak, sızıya neden olan belirtilerin ortadan kaldırılmasının muhtemel olduğunun altını çizdi. Solmaz, Proloterapi ismi verilen bu rehabilitasyon usulüyle bahar aylarına daha dinç, sıhhatli ve canlı girilebileceğine dikkat çekti. Dr. Solmaz, “Sızının kaynağı olan zararlı bölgeye şekerli sudan oluşan özel bir solüsyonun enjekte edilmesiyle zararlı bölgede mikropsuz cerahat oluşturuluyor. Beden, oluşturulan bu mikrobu yok etmek için, zararlı doku üzerine tamir edici hücreleri süratle yolluyor ve zararlı dokuyu kendisi tamir ediyor.” diyerek rehabilitasyonun uygulanışı hakkında bilgi verdi.

Page 1 of 31 2 3