İki haftadan uzun müddettir öksürüyor musunuz

İki haftadan uzun müddettir öksürüyor musunuz

Uzun süren öksürük tüm dünyada hemen her yaşta en sık hekime müracaat nedenlerinden birini oluşturuyor. Tek başına bir hastalık olmayan öksürük, bedenin korunma refleksi olarak belirlenen bayağı bir gidişat olarak kabul ediliyor. Ancak öksürük iki haftadan uzun sürüyorsa ve gece uyku niteliği, iş, mektep yaşamıyla beraber hayat niteliğini bozacak noktaya eriştiyse artık dikkate alınması gerekiyor. İnatçı ve zamansız yaşanan öksürüklerin bedenin korunma mekanizmasını da bozduğunu söyleyen Acıbadem Taksim Sağlık Kurumu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Öner Dikensoy, bu ehemmiyetli semptomun bazı ciddi hastalıkların ilk bulgusu olabileceğine dikkat sürüklüyor. Erken tanı alıp rehabilitasyon edilmeyen öksürüğün inatçı bir biçimde kalıcı hale gelmesi gidişatında, altta uyuyan hastalık ne olursa olsun bu vaziyete başka meseleler de dahil olabiliyor. Bununla beraber sigara içenler ya da sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirenler öksürüğün bu gidişatlardan kaynaklandığını düşünerek tanıda gecikmelere neden olabiliyor. Prof. Dr. Öner Dikensoy, geçmeyen öksürüğün sebebine göre seyri ve tipinin de değişebildiğini belirterek uzun süren öksürükte altta uyuyan mümkün sebeplerini sıraladı.

öksürük

Üst solunum yolu enfeksiyonları

Burunda geniz akıntısına yol açan sinüzitten daha kolay bir nezleye kadar her türlü üst solunum yolu problemi öksürüğü neden olabiliyor. Hastaların daha çok kuru öksürükten şikayeti ettiği bu gidişat özellikle kış aylarında çoğalış gösteriyor. Uzun sürdüğü zaman tabloya, gastro-özefajiyal reflü ya da farenjitin dahil olup olmadığının incelenmesi gerekiyor.

Astım

Kronik öksürüğün en yaygın üç sebebinden birini astım oluşturuyor. Soluk darlığı, hırıltılı solunum, göğüste sıkışma hissi gibi şikayetlerin de ilave edildiği kuru öksürüğün geceleri ve egzersiz sırasında çoğaldığı kollanıyor.

Bronşit

Kendini geçmeyen öksürükle muhakkak eden hastalıklardan birini de bronşit oluşturuyor. Akut bronşitte kuru öksürük görülürken hastalığın ilerlemesiyle balgamlı hale gelebiliyor. Özellikle kış aylarında sıklıkla tutuşan kronik bronşitte ise balgamla beraber görülen öksürüğün senenin en az üç ayı devam etmesinden şikayet ediliyor. Sigara içenlerin büyük çoğunluğunda kronik bronşit ortaya çıkıyor.

hasta

Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı KOAH

Solunum yollarının zararlanması sebebiyle solunumu güçleştiren ilerleyici bir hastalık olan KOAH, kronikleşen öksürüğün en ciddi mesullerinden biri. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Öner Dikensoy’a göre “Geceleri daha makûs bir hal alan öksürük, yemek yerken ya da konuşurken bile yaşanabiliyor. Özellikle sigara kullanan şahıslarda öksürüğe, bitkinlik ve soluk darlığının ilave edilmesi gidişatında KOAH’ın incelenmesi gerekiyor” diyor.

Akciğer kanseri

Öksürük gerçeğinde akciğer kanserinin ilk bulguları arasında yer alıyor. Ancak uzun süren öksürük her zaman akciğer kanserini akla getirmiyor. Özellikle sigara içen 40 yaş üstü olan şahısların hele bir de ailede kanser öyküsü veya sık ışınıma maruz kalmak gibi bir öyküsü varsa uzun süren öksürükleri olması gidişatında kesinlikle bu güzergahtan da değerlendirilmesi gerekiyor. Prof. Dr. Öner Dikensoy bu gruba giren şahısların senede bir defa hakimiyet emelli akciğer grafisi sürükletmelerini önerdi.

hasta

Gastroözofageal reflü

Her zaman gastroenteroloğun teşhis edebileceği ebatta hengameli olmasa da öksürüğün reflünün de ilk bulgularından biri olabildiğini söyleyen Prof. Dr. Öner Dikensoy, “Misalin reflünün en tipik bulguları olan, mide ekşimesi, yanma, mide asidinin ağıza gelmesi gibi semptomlar bu hastalarda çok seyrek ortaya çıkıyor. Yaşanan reflünün kişiliği de değişiyor. Öksürme dolayısıyla karın içi tazyikin çoğalmasına bağlı mide ile yemek borusu arasındaki kapakçık hafifliyor ve yukarıya doğru asit kaçmaları görülüyor. Bu sebeple yemek borusunun da alt ucundaki öksürük reseptörlerinin bulunduğu alan tahriş oluyor ve kesintisiz kuru bir öksürük yaşanıyor” dedi. Dolayısıyla uzun süren öksürüklerde ayırıcı tanıda dikkatli olmak gerekiyor.

İnatçı öksürük yaşlılarda kemik kırılmasına neden olabiliyor

Rehabilitasyon edilmeyen inatçı öksürük özellikle yaşlı şahıslarda adale sızılarından kemik kırıklarına kadar bir hayli problemin de yaşanmasına neden olabiliyor. Prof. Dr. Öner Dikensoy, “Kesintisiz ve şiddetli öksürüklerde adaleler ve kaburga da kullanıldığı için, ortaya çıkan şiddetli tazyike bağlı olarak özellikle yaşlı şahıslarda kaburga kırıkları ortaya çıkabiliyor. Bu denli şiddetli netice yaşamayanlarda ise sıklıkla görülen adale sızılarından dolayı hasta kasvet yaşayabiliyor. Ayrıca şiddetli öksürüğe bağlı idrar kaçırma da yaşanabiliyor. Hatta bazı şahıslarda bayılma saldırıları dahi olabiliyor” biçiminde konuştu.

Türkiye’de süratle dağılan hastalık: KOAH

Türkiye'de süratle dağılan hastalık: KOAH

Prof. Dr. Muzaffer Metintaş, Türkiye’de son 20 senede kronik obstüktif akciğer hastalığı KOAH olan şahıs rakamının iki kat çoğaldığını belirterek, Türk halkının yüzde 15’inin bu hastalıkla gayret ettiğini söyledi.

En büyük sebebi tütün içimi olan ve Türkiye’de her geçen gün çoğalan KOAH’ın yüzde 90 oranında önlenebilir bir hastalık olduğunu ifade eden Prof. Dr. Muzaffer Metintaş, ülkemizde bayanlarda da görülmeye başladığını söyledi.

En büyük neden tütün içimi

KOAH’ın sebeplerinden bahseden Prof. Dr. Metintaş, ”Bundan 150 yıl evvel KOAH’tan bahsetmek muhtemel değildi zira KOAH’ı ortaya çıkaran en ehemmiyetli neden tütün içimi, ikinci neden ise işsel ve etrafsal etraflarda temas ettiğimiz bazı maddeler. Misalin egzoz gazı, nikel, kadminyum, arsenik, mineral lifler, yüksek ölçüde karbonmonoksit. Dolayısıyla insanlar bunlarla ne kadar çok temas ederse Olasılıkları Da o kadar yüksek. Sigara kullanımı çoğaldıkça KOAH da çoğalacak” dedi.

Cemiyetin yüzde 15’i KOAH hastası

KOAH’ın evvelden erkek hastalığı olarak aşinasını ancak son senelerde bayanlarda da görüldüğünü belirten Prof. Dr. Muzaffer Metintaş, ”Sigara kullanımı gelişmiş ülkelerde eksilirken, büyümekte olan ülkelerde erkeklerde istikrarlı kalarak bayanlarda çoğalıyor. Büyümeyen ülkelerde hem erkeklerde hem de bayanlarda çoğalıyor. KOAH çoğalınca iş eforu kaybı ve vefatlar çoğalıyor.

Bizim ülkemizde de KOAH cemiyetin yüzde 15’ini oluşturuyor. Ülkemizde erkeklerde sigara içme oranı değişmez ancak bayanlarda çok ciddi bir çoğalış var. Daha Öncekinden görmediğimiz bayan KOAH olayları ortaya çıkıyor. Daha Öncekinden KOAH’ı erkek hastalığı olarak telakki ederdik” biçiminde konuştu.

Akciğer kanserini tetikliyor

KOAH’ın kendi başına akciğer kanseri tehlikesini de ortaya çıkardığını dile getiren Prof. Dr. Metintaş, ”Sigara kapsasanız akciğer kanseri olursunuz. Sigarayı vazgeçseniz dahi kendi başına akciğer kanseri olma tehlikeniz de yüksek demektir. Akciğer kanseri de vefat sebepleri içinde 10’uncu sırada. 20 yıl sonra ise 5’inci sıraya çıkacak. Dolayısıyla KOAH ve akciğer kanseri, önümüzdeki senelerde dünyada ve bizim ülkemizde çok ciddi sıhhat meseleleri olacak. Her ikisi de önlenebilir kanserler. Tütün içimini, mesleksel ve etrafsal meseleleri ortadan kaldırır ya da eksiltirseniz yüzde 90 oranında ortadan kaldırabilirsiniz” diye belirtti.

KOAH’a neden olan 6 tehlike etmeni

KOAH’a neden olan 6 tehlike etmeni

Cemiyette 40 yaş üstü her 5 şahıstan birinde KOAH görülüyor. Yapılan çalışmalar hastalığın sigara içenlerde ve ileri yaşlarda çoğaldığını gösteriyor. Hastalık; büyümekte olan ülkelerde erkekleri, gelişmiş ülkelerde ise her iki cinsiyeti de denk oranda hatta bayanları daha fazla etkiliyor. Zira yapılan araştırmalar, bayanların tütün dumanına daha duyarlı olduğu ve erkeklerle denk ölçüde sigara içmelerine karşın daha şiddetli hastalık büyüdüğü gösteriyor. Memorial Antalya Sağlık Kurumu Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Necla Songür hastalık ve korunma usulleri hakkında bilgi verdi.

40 yaş üstü erişkinlerde görülüyor

KOAH yaygın, önlenebilir ve rehabilitasyon edilebilir bir hastalıktır. KOAH’ın görülme sıklığı 40 yaş üstü erişkinlerde %15‐20’dir. KOAH teşhisi alanların büyük çoğunluğu sigara içen veya çok uzun müddet sigara içmiş ve vazgeçmiş bireylerdir. Hastalık sinsi ilerlediği için ve sigara bağımlıları öksürük, balgam çıkarma gibi şikayetleri umursamadıklarından hastalık teşhisi konulduğunda, hastalar akciğer kapasitelerinin ehemmiyetli kısmını kaybetmiş olmaktadır.

KOAH’a neden olan etmenler

– Organik ve inorganik tozlar

– Kimyevi maddeler ve buğuları kapsayan maddelere maruz kalmak

– Maden ve metal emekçiliği, erişim sektörü ve odun/kağıt yapımında çalışmak, çimento, hububat ve tekstil emekçiliği gibi işler sebebiyle toz, duman ve hasarlı gazlara maruz kalmak.

– Sarih ateşte veya iyi çalışmayan sobalarda yakılan odun, tezek, nebat kökleri ve kömür

– İyi havalanmayan konutlarda ısınma veya yemek pişirme emeliyle kullanılan biyomas yakıtların yol açtığı iç civar hava lekeliliği

– Dış civar havasının lekeliliği ve düşük sosyoekonomik gidişat

Erken bulgular umursanmalı

KOAH’ın en ehemmiyetli bulguları öksürük, balgam ve soluk darlığıdır. Öksürük ve balgam çıkarma evvelleri yalnızca sabah görülür. Balgam çok az ölçüde çıkar. Hastalar genellikle bu şikayetleri önem vermezler ve sigara içmenin natürel bir neticeyi olarak kabul ederler. Hakikatte, şiddetli olmayan öksürük ile beraber az ölçüde balgam çıkarmak KOAH’ın erken habercisi olabilir. Şayet sigara içmeye devam edilirse ve hastalık ilerlerse öksürük şiddetlenir ve balgam ölçüyü gitgide çoğalır. Hastalar günün her saatinde balgam çıkarmaya başlar. Bazen boğulacak kadar şiddetle öksürükler oluşabilir.

40 yaş üstü sigara içen herkes solunum testi yaptırmalı

KOAH hastalığının kesin teşhisinde solunum testi yapılır. Bu çok basit uygulanan bir testtir. KOAH erken teşhisi için sigara içen ve 40 yaşını aşmış herkes senede bir kere solunum testi yaptırmalıdır. Solunum testi ile hem KOAH teşhisi konur hem de hastalığın şiddeti tanımlanır. Akciğer filmi, kan oksijen seviyesi ölçümü ve bazı kan ve egzersiz testleri öbür dayanakçı muayenelerdir.

Sigara içenleri bekleyen risk: KOAH

Sigara içenleri bekleyen risk: KOAH

KOAH, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı, başka bir deyişle uzun süreli bronşlarda tıkanmayla izleyen bir hastalıktır. Yapılan tüm çalışmalarda KOAH’ın en ehemmiyetli tehlike etmeninin sigara olduğu gösterilmiştir. Ülkemizde beş milyona yakın KOAH hastası olduğu düşünülmektedir, kaba bir hesapla her beş sigara içicisi şahıstan bir tanesinde KOAH büyümektedir. Genellikle 40’lı yaşlardan sonra bulgu vermeye başlayan hastalığın en sık belirtileri olan öksürük ve balgam, bireyler tarafından sigaraya bağlı şikâyetleri olarak değerlendirildiği için genellikle tanı hastalığın ilerlemiş evrelerinde konulabilmekte bu da rehabilitasyon galibiyetini ne yazık ki eksiltmektedir.

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Bülent Ulaş, KOAH hastalığının sebepleri ve bulguları hakkında ehemmiyetli bilgiler verdi:

Bu bulgulara dikkat

Sigara başta olmak üzere hasarlı maddelerin bronş yapısını bozmasıyla bronşit ve de hava keseciklerinin yapılarının bozmasıyla da amfizem büyür. KOAH bu iki gidişatın bir sentezi olarak ortaya çıkar. KOAH’ın söylediğimiz gibi en sık bulguları öksürük, balgam ve soluk darlığıdır. Öncelikle sabahları yoğun olarak başlayan şikâyetler, sigara içimine devam edilmesi ve rehabilitasyon alınmaması neticesinde gün içine de dağılarak ilerleyici bir yapıya bürünür ve giderek şiddetlenir.

Koah hastalarına zatürre ve grip aşısı yapılabilir

Üzerine basarak söylemek gerekirse hastalığın ilerleyerek ağır rahatsızlıkların ortaya çıkmasını önlemek için yapılması gereken sigara içiminin vazgeçilmesidir. KOAH tanısı, uzun süreli sigara içim hikâyesi olan ve bahsedilen şikâyetlere sahip şahıslara Solunum İşlev Testi yapılıp tıkanıklığın tespit etilmesiyle konur. Rehabilitasyon başta sigara olmak üzere akciğerlere hasar veren tüm etmenlerden korunma ve kumpaslı soluk açıcı ilaçların kullanımı biçimindedir. Yiyeceklerden daha çok sulu besinler seçim edilmeli, gaz şikâyeti oluşturacak gıdalardan sakınılmalıdır. KOAH hastalarına her yıl kışa girerken kesinlikle grip ve zatürre aşılarının yapılması da mikrobik tutuşmaların yasaklanması ismine ehemmiyet taşımaktadır.

KOAH, sigaranın neden olduğu bir hastalıktır, yaşamınız süresince sigara içmeyerek ilerlemiş aşamalarında ölümcül olabilen bu kronik rahatsızlıktan uzak durmanız gerekir.

Bu 7 bulgu zatürrenin habercisi olabilir

Bu 7 bulgu zatürrenin habercisi olabilir

Havaların soğumasıyla kış hastalıklarının görülme sıklığı da çoğalmaya başladı. Ancak bu hastalıklar arasında ilk sıralarda yer alan zatürreye karşı özellikle dikkatli olunması gerekiyor. Millet arasında zatürre olarak öğrenilen pnömoni, enfeksiyonlara bağlı vefatlarda dünyada birinci sırada yer alıyor. Zatürrenin bulgularını tanımak, erken teşhis ve doğru rehabilitasyon tasarılaması açısından büyük ehemmiyet taşıyor. Memorial Ankara Sağlık Kurumu Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Metin Özkan, “12 Kasım Dünya Zatürre Günü” kapsamında zatürre hastalığının bulguları, tehlike grupları ve rehabilitasyonu hakkında bilgi verdi.

zatürre

Enfeksiyonlara bağlı vefat sebepleri içinde birinci sırada

Zatürre, akciğerlerin iltihaplanmasıdır. Erken tanı konup uygun antibiyotik rehabilitasyonu verilirse hiç iz vazgeçmeden iyileşebilir. Ancak minik çocuklarda, yaşlı hastalarda, KOAH, kalp yetmezliği, şeker hastalığı, böbrek yetmezliği ve bedenin korunma sistemlerini baskılayan kortizon ve kanser rehabilitasyonları gibi rehabilitasyon alanlarda çok ağır izleyebilir ve bu hastalarda rehabilitasyonu geciktirmemek gerekir. Tüm dünyada enfeksiyonlara bağlı vefat sebepleri içinde birinci sırada yer almaktadır. Ayrıca yoğun bakım gerektiren hastalarda %40 oranında ölümcül olabilir.

Geçmeyen öksürük zatürre habercisi olabilir

Zatürreye bakteri, virüs ve mantarlar neden olabilir. Akciğerlerde oksijen almamızı sağlayan hava kesecikleri cerahatli bir akışkan ile dolar ve buna bağlı alttaki bulgular ortaya çıkar:

– Öksürük ve balgam çıkarma

– Derin soluk alırken veya öksürürken göğüste batma ve sızı

– Yüksek ateş, terleme ve titreme

– Özellikle yaşlı hastalarda şuur fluluğu

– İleri derecede yorgunluk

– Bulantı, kusma veya bazen ishal

– Soluk darlığı

Bu bulgular, zatürreye neden olan mikroba ve hastanın beden mukavemetine göre grip bulguları gibi hafif olabilir veya çok ağır da izleyebilir. Yüksek ateş, soluk darlığı, geçmeyen öksürük, koyu renk veya bazen kanlı balgam çıkarma yakınmalarınız varsa acilen bir hekime müracaat etmelisiniz.

zatürre

Zatürre için tehlikeli gruplar

– Yaşı 65 ve üzerinde olanlar

– İki yaş altı çocuklar

– Bağışıklık sistemi zayıflamış şahıslar

– Kemoterapi ve kortizon gibi bağışıklık sistemini zayıflatan ilaçlar alanlar

– Kronik akciğer hastalığı astım, kronik bronşit, amfizem, bronşektazi, kalp yetmezliği, şeker hastalığı,
böbrek yetmezliği olanlar ve dalak işlevleri bozuk veya dalağı alınmış olanlar.

Natürel gözetici sisteme hasar verilmemeli

Zatürreye neden olan mikroplar genellikle soluduğumuz havada veya üst solunum yollarımızda zati vardır. Ancak onların hastalık yapmasını önleyen gözetici mekanizmalarımız sayesinde akciğerlere erişmeden yok edilirler. Natürel gözetici sistemlere hasar vermemek için; afaki ve uzun zaman antibiyotik kullanılmamalı, havayı ıslatıp filtre ettiği için burun tıkanıklığı varsa giderilmeli, sigara içilmemeli, havayollarını kaplayan mukusun çok koyu kıvamda olmaması için yeterli su harcanmalı ve öksürük kesiciler sık kullanılmamalıdır.

zatürre

İstirahat ve bol akışkan tüketimi rehabilitasyonda olmazsa olmaz

Hastanın yaşı, kronik hastalığının olup olmaması, akciğer grafisi, kan testleri ve tetkik belirtilerinin değerlendirilmesine göre konutta ağızdan alınacak ilaçlarla veya sağlık kurumunda yatırılarak damar yoluyla verilecek ilaçlarla rehabilitasyon yapılabilir. Rehabilitasyonda genellikle antibiyotikler, bol akışkan, istirahat ve lüzum halinde sızı kesici
ateş düşürücüler verilir. İstirahat ve bol akışkan alımı ehemmiyetlidir. Rehabilitasyon süresi 7 günden bazen 21 güne kadar değişebilir. Korunmada genel sıhhat önlemleri; sigara içmeme, el devireme, soğuk havalarda ağız ve burunun kapatılması ve burundan soluk alıp havanın ıslamasının sağlanması ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirecek vitamin ve mineralleri kapsayan bol meyve ve sebze harcanması yanında bazı bireylerin aşı yaptırmaları da gerekir. Yaşı 65 ve üstünde, kronik hastalığı, üre yüksekliği, şuur fluluğu, hastalığı iki akciğerde ve yaygın, tansiyonu çok düşük ve solunum kasveti olan hastalar sağlık kurumunda yatırılarak rehabilitasyon edilmelidir.

zatürre

Tehlike grubundaysanız iki aşı yaptırmalısınız

Zatürre aşısı:

Altmış beş yaş ve üstünde olup; KOAH, bronşektazi, kalp ve damar hastalığı, böbrek ve karaciğer
hastalığı, şeker hastalığı olanlar

– Dalağı alınmış olanlar

– Kronik içki alışkanlığı olanlar

– İmmün sistemi baskılayan rehabilitasyon alanlar

– Beyin omurilik akışkanı firariyi olanlar bu aşıyı yaptırmalıdır.

Bu aşı genellikle ömür boyu bir veya iki kere yaptırılır.

Grip aşısı

Grip influenza zatürreye taban hazırlaması açısından riskli olabilir. Her sene en fazla gribe neden olan
mikropların tanımlanması ile her sene yeni aşı hazırlanır ve grip aşısının her sene yinelenmesi zorunludur. Aşı,
Eylül, Ekim, Kasım aylarında yapılabilir.

Grip aşısı yaptırması gereken şahıslar;

Altmış beş yaş ve üstünde olup; KOAH, bronşektazi, kalp ve damar hastalığı, böbrek ve karaciğer
hastalığı, şeker hastalığı olanlar

– Yüksek tehlikeli hastalara hizmet veren sıhhat personeli

– Güvenlik misyonluları, itfaiyeciler, hocalar gibi cemiyet hizmeti veren şahıslar

– Grip istikametinden tehlikeli bireylerle beraber yaşayanlar altı aydan minik bebekle yakın ve devamlı teması olanlar

Üç haftadan fazla süren öksürüğe dikkat

Üç haftadan fazla süren öksürüğe dikkat

Hastaları en sık sağlık kurumuna götüren şikayetlerden olan öksürük, gerçeğinde pek de umursanmaz. Ehemmiyetsiz gibi gözüken genellikle fertsel olarak çözmeye çalışılan öksürük altında oldukça büyük ve geniş bir hastalık yelpazesi barındırabilir. Liv Hospital Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Tuğçe Hürkal, üç haftadan fazla süren öksürüğün dikkate alınmasını vurguladı.

öksürük

Öksürüğün faydaları da var

Üç haftadan daha uzun süren öksürük kesinlikle dikkate alınmalıdır. Altında bulaşıcı olan veremi, ölümcül izleyen akciğer kanserini, sık görülen ve hayat niteliğini bozan GER gasrto-özafagiel reflü, vefat tehlikeyi yüksek ve sık görülen kalp yetmezliği ve pulmoner emboliyi, zamanında rehabilitasyon edilmezse geri dönüş talihi güçleşen astım ve KOAH’ı barındırabilir. Öksürük, yabancı maddelerin alt solunum yollarına oturmasını ve bronş, akciğer sekresyonlarının birikmesini önleyen bir korunma mekanizmasıdır. Öksürük beklenen emeli sağladığı zaman tesirli ve verimlidir.

Sigara öksürüğünü önem verin

Sigara içen bireyler öksürüklerini genellikle ‘sigara öksürüğü’ olarak belirliyor ve pek umursamıyorlar. Ancak bu bireylerde uzayan öksürüklerde ur ihtimalini de göz önüne alarak radyolojik muayene yapılması lüzumludur. Kronik öksürüğün sistematik olarak değerlendirilmesi hastanın hikaye, fizik tetkik ve laboratuvar allerji testi, solunum işlev testi, uyku testi, endoskopi vs.. tetkiklerine içerir. Öksürük farklı anatomik lokalizasyonlarda bulunan bir hayli hastalığın yol açtığı bir semptom olduğundan, sistematik yaklaşımla öksürüğün akciğer ve akciğer dışı sebepleri yüzde 88-100 oranına tespit etilebilir ve %100 ‘e yakın aktif rehabilitasyon verilebilir.

öksürme

Uzamış öksürük ciddi mali yük

Amerika Birleşik Devletlerinde öksürük rehabilitasyonunun senelik maliyeti 1 milyar Amerika Birleşik Devletleri dolarından fazladır. Kronik öksürük ekseriya birden fazla Yüzde 18-62 hastada sebepten oluşur. Hastaların yüzde 42’sinde üç neden PNAS, astıma ve GÖR beraber görülür. Rehabilitasyonda bu gidişat dikkate alınmalıdır. Uzamış öksürük, sık sağlık kurumu ziyareti, uzun süreli ilaç kullanımı, niteliksiz hayat ve ciddi iş eforu kaybı demektir.

Bal ve zencefil öksürüğü rehabilitasyon eder mi

Millet arasında uzayan öksürüklerde kullanılan bal ve zencefil karışımı bazen öksürüğü yumuşatabiliyor ve balgamın daha basit çıkmasını sağlıyor. Ancak bu cins usuller altında uyuyan hastalığı rehabilitasyon etmiyor. Bu surattan bu cins karışımlara mucizevî anlamlar yüklemek de doğru değil. En iyi balgam söktürücünün bol su içmek olduğu unutulmamalıdır. Dolayısıyla öksürük meseleyi yaşandığında gün süresince en az 2 litre su içilmesinin önemsememe edilmemesi gerekiyor.

Gripten korunmak için yapılması gerekenler

Gripten korunmak için yapılması gerekenler

Güz aylarında havaların soğumasıyla beraber çoğalan üst solunum yolu enfeksiyonları ile alakalı şikayetler akla, “Her sene yaptırılması gerektiği söylenen grip aşısı gerçekten yararlı mı?” suallerini getiriyor. Grip için en ehemmiyetli şeyin evvelden ihtiyat alınması olduğunu söyleyen İç Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Başak Oğuz, antibiyotik kullanmadan bir çok üst solunum yolu hastalığını yenebileceğimizin altını çizerken, gripten korunmanın için yapılması gerekenleri anlattı.

Eylül ve nisan ayları en tehlikeli yarıyıl

Gribin öbür üst solunum yolu enfeksiyonlarından farkı ateşin 39 °C ve üzerinde olabilen ve yaygın eklem adale sızılarının daha apaçık olmasıdır. Hastalığın görülme sıklığı eylül-ekim ayları arasında çoğalıp nisan ayı sonlarına doğru gerilemeye başlar. Hastalığın bulaşması ‘damlacık yolu’ iledir. Hasta şahısların öksürük sırasında havaya yaydığı virüs kapsayan damlacıkların bir başkası tarafından solunum yolu ile alınması sebebi ile olur.

Hastalık büyüdükten sonra kesin rehabilitasyonu yoktur, ancak hastaların şikayetlerinin eksiltilmesi ve hayat niteliklerinin artırılması için bazı rehabilitasyonlar uygulanabilir. Ehemmiyetli olan ise hastalığın tesirlerinin büyümesini önleyebilmek ve zamanında fark edip müdahale edebilmektir.

Hemen antibiyotik kullanmayın

Hastalığın lüzumlu miktarda takip ve rehabilitasyon edilmesi ehemmiyetlidir ama sık yapılan bir kusur ise şahısların zorunluluk olmadan antibiyotik kullanmalarıdır. Burada usta yakalanması gereken bir hayli üst solunum yolu enfeksiyonunun etmen bakteriler olsa dahi antibiyotik rehabilitasyonuna gereksinim dinlemeden bağışıklık sistemimiz tarafından yenilebileceğidir.

Grip aşısı yaptırılmalı mı

Her sene dünya sıhhat teşkilatınca tanımlanan yeni virüs çeşitlerini içerecek biçimce grip aşısı geliştirilir. Bu aşının uygulanmasını takiben 1-2 hafta içerisinde bireylerde bağışıklık büyür. Bu vakit içinde hastalığa tutulma tehlikeyi devam etmektedir. Aşı en kapsamlı biçimde geliştirilmeye çalışılsa da yeniden de hastalığa tutulabilir ancak bu halde hastalık daha hafif izler. Dileyen herkes aşı yaptırabilir ancak özellikle aşı yaptırması önerilenler astım, KOAH, bronşektazi gibi solunum yolu hastalığı olanlar, kalp eksikliği, böbrek eksikliği, diyabet gibi kronik hastalığı olanlar, bağışıklık sistemi baskılanmış şahıslar, kanser hastaları, steroid kortizon içerikli rehabilitasyon alanlar, sıhhat çalışanları ve yaşlılardır. Dikkat edilmesi gereken, yumurta alerjisi olanlara bu aşının uygulanamayacağıdır. Aşı her sene yinelenmelidir.

Hastalanmamak için yapılması gerekenler

– Öncelikle sıhhatli ve balanslı beslenmeyi yaşamınızın ana merkezine alın.

– Fiziksel egzersiz, kumpaslı uykuyu asla ilgisizlik etmeyin.

– Hijyen şartların itina gösterin, sık sık el devireme alışkanlığı kazanın.

– Özellikle portakal, mandalina, limon, domates, yeşil biber gibi C vitaminince zengin taze sebze ve meyveleri sıkça harcayın.

– Ihlamur, zencefil, ekinezya gibi natürel nebat çaylarının harcanması gözetici ve kuvvetlendirici olabilmektedir.

– Kumpaslı hareket ve fiziksel egzersiz yapan bireylerde tüm hastalıklara tutulma oranı eksileceği gibi bu hastalıklarla gayret eforları da çoğalacaktır; Sarih hava yürüyüşleri, koşu, yüzme gibi egzersizler seçim edilmelidir ancak ehemmiyetli olan bu çalışmaları kumpaslı yapabilmemiz ve devam ettirmemizdir.

– Sigaradan uzak durmak kendimiz için atacağımız en ehemmiyetli adımlardandır. İhtiyat alabilmek ismine hijyen şartlarımıza da dikkat etmeliyiz.

– Salgın yarıyılında kalabalık etraflardan olabildiğince uzak durmaya çalışmak veya o civarda kaldığımız vakti en aza indirmek, mecburi kalmadıkça tokalaşmamak veya tokalaşma ve temas sonrasında hemen ellerimiz yıkamak bu ihtiyatlardandır.

– Ailelerin, ateşli çocuklarını iyileşene kadar mektebe yollamamaları salgınların önlenmesi için önerilmektedir. Doğru zamanda yapılması tasarlanan aşı da alınabilecek temkinlerin başında gelmektedir.

Kalbinizi yoran 6 hastalığa dikkat edin

14 Aralık 2019 Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Kalbinizi yoran 6 hastalığa dikkat edin

Kalp sıhhati, genetik- etrafsal etkenler ve bedendeki pek çok sistemden doğrudan etkileniyor. Kumpassız beslenme ve hareketsiz hayatın yanı gizeme; diyabet, KOAH, yüksek tansiyon, obezite, tiroit ve gut gibi hastalıklar da kalbe negatif tesir yapıyor. Memorial Hizmet Sağlık Kurumu Kalp ve Damar Cerrahi Kısım Başkanı Prof. Dr. Harun Arbatlı, kalp sıhhatini gözetmek için dikkat edilmesi gereken hastalıklar hakkında bilgi verdi.

Diyabet suratından genç yaşta kalp hastası olmayın

Diyabet başka bir deyişle şeker hastalığı gerçeğinde bir damar hastalığıdır. Damar ağı bakımından zengin olan kalp, böbrek ve göz gibi uzuvlar diyabet hastalığından daha fazla etkilenmektedir. Diyabet neticeyi damar zarlarının daralması kan akışını eksiltmektedir. Büyük bir iş gücüyle çalışan kalp adaleyi, damar yoluyla zorunlu kanı alamadığı zaman zarar görmekte ve eforu eksilmektedir. Kalp yetmezliği yaşanmasına neden olan bu tablo ile beraber diyabet aynı zamanda yüksek tansiyona da neden olmaktadır. Diyabetin damar duvarında kalınlaşma ile beraber böbrekleri de etkilemesi, yüksek tansiyon bakımından ekstra bir tesir yaratmaktadır. Tansiyon meylinin yanında kolesterol yüksekliğinin fazla görülmesi ve kan şekerinin ayarlanamaması pıhtılaşma meselelerine de neden olabilmektedir. Diyabet hastalarında koroner kalp hastalıkları ve kalp krizleri daha erken yarıyılda ve daha sık görülmektedir.

KOAH kalbinizi de soluksuz vazgeçebilir

Kronik Obstruktif Akciğer Hastalığı başka bir deyişle KOAH ile kalp yetmezliğinin aynı anda yaşanması sık görülen bir gidişattır. Eş bulguları olan KOAH ve kalp yetmezliği birbirini tetikleyebilmektedir. KOAH hastalarının akciğerinde fazla derecede hava mapusu olduğunda göğüs kafesindeki adaleler de çoğu defa solunuma katılmak zorundadır. Soluk alıp vermede dahi yüksek enerji tüketimi yaşandığından ciddi adale eforu kaybı büyümektedir. Bununla beraber KOAH hastalarında doklara yeterli oksijen taşınamadığı için bu hücrelerin rakamında ciddi çoğalış yaşanmaktadır. Oksijen taşıyan hücrelerin rakamındaki çoğalış kanın koyulaşması ve pıhtılaşma yeteneğinin yükselmesine neden olmaktadır. Daha koyu kıvamlı bir hale gelen ve damar içinde akışı yavaşlayan kanda kümeleşme ve iltihabik tepkinler daha fazla görülmektedir. Damar içindeki en ufak bir zarar dahi hücre rakamındaki çoğalış sebebiyle gereğinden fazla onarılmaktadır. Süreç içinde mübalağalı iyileşen dokular damarın tıkanmasına pıhtılaşma meylinin çoğalmasına hatta toplardamar içerisindeki akımın yavaşlamasına dahi neden olabilmektedir.

Yüksek tansiyon damarlarınızı nasırlaştırabilir

Yüksek tansiyon, kalp ve damar sistemi üzerinde değişik tesirler yaratabilmektedir. Yüksek tansiyonun yarattığı tesire tepki olarak, kuvvetlenmek zorunda kalan damar zarındaki düz adale hücre rakamı yükselmektedir. Düz adale hücrelerinin çoğalması ve damar zarının kalınlaşması; damarın elastikiyetinin kaybedilmesine, kireçlenmeye ve damar sertliğine neden olabilmektedir. Kanın damar içinde akanken yarattığı sürtünme stresi denilen travma damar sertliğiyle beraber daha da çoğalmaktadır. Özellikle damarların çatallaşma bölgesinde görülen bu travmayı ayak tabanındaki nasır veya dirseklerde sürtünmeye bağlı olarak oluşan sertleşmeye benzetmek muhtemeldir. Ayağın veya dirsek bölgesinin fazla ölçüde sürtünmesine bağlı olarak oluşan doku çoğalışı ve sertleşmeye eş biçimde damar içinde de aynı tepki büyüyebilmektedir. Damar yapısındaki bu sertleşme ve aşırıdan doku yaradılışı damarın beslenmesini bozabilmektedir. Bu gidişat; damar içi yaralanmalarla beraber ülser, pıhtı gelişimi ve damar tıkanıklığına yol açabilmektedir.

Fazla kilolardan kurtularak kalbinizi rahatlatın

Obezite hastalarının metabolizmalarında ciddi bozukluklar bulunmaktadır. Tip 2 diyabet dolaysız olarak obezite ile alakalı bir gidişattır. Ayrıca fazla kilolu insanlarda oluşan uyku meseleleri, soluk alıp vermekte yaşanan güçlükler yüksek tansiyona neden olabilmektedir. Sıhhatsiz beslenme neticeyi alınan kilolar kandaki, makûs mizaçlı olarak adlandırılan LDL kolesterol damar zarında birikime, iyi mizaçlı olarak belirlenen HDL kolesterol ise damar zarındaki birikimin eksilmesine neden olmaktadır. Bedendeki yağın büyük bir kısmı trigliserit olarak depolanmaktadır. Uzun süreçte trigliserit oranındaki çoğalış da damar sertliği ve pıhtı oluşma tehlikesini geliştirmektedir. Fazla kilolardan kurtulmak, gerçeğinde beslenme biçiminin tertip edilerek hareketli hayata geçilmesi anlamına gelmektedir. Bu tertip etmeler, diyabet ve yüksek tansiyon başta olmak üzere kalbi etkileyen bir hayli meseleyi ortadan kaldırmaktadır.

Tiroit bezinin fazla çalışması çarpıntı az çalışması yetmezlik yapıyor

Her yaşta görülebilen tiroit hastalıkları kalbi yakından etkilemektedir. Tiroit bezinin gerektiğinden fazla hormon salgıladığı başka bir deyişle hipertiroidi gidişatında kalpte en sık görülen kasvetlerin başında ritim kumpassızlıkları ve çarpıntı gelmektedir. Hipertiroidi neticeyi uyarılan kalp süratini artırmakta, ritm bozuklukları, kumpassız zamansız kalp atışları yaşanabilmektedir. Tiroit hormonunun aşırılığı zaman zaman göğüs sızısı, soluk darlığı ve yüksek tansiyona da neden olabilmektedir. Tiroit hormonu yetersizliğinde başka bir deyişle hipotiroidi gidişatında ise kalp süratinde yavaşlama ve kalp adaleyi eforunda eksilme görülmektedir. Tiroit hormonunun azlığı kolesterol ve trigliserit seviyelerinin çoğalmasına neden olmaktadır. Uzun müddet rehabilitasyon edilmeyen tiroit hormonu yetersizliği zamanla damar sertleşmesi ve kalp yetmezliği yaşanması tehlikesini ciddi oranda artırmaktadır.

Kralların hastalığı kalbe iyi gelmiyor

Kralların hastalığı olarak öğrenilen gut genellikle ayak başparmağında kızarıklık ve şiddetli bir sızı ile ortaya çıkar. Saldırıları oldukça sancılı geçen ve sosyal yaşamı negatif etkileyen gut hastalığı gerçeğinde kalp krizlerine de taban hazırlamaktadır. Kandaki ürik asit yüksekliğinden kaynaklanan gut hastalığı eklem hastalığı olarak ön tasarıya çıksa da yüksek ürik asit damar iç yüzeyinin yapısını bozmaktadır. Damar zarlarındaki sertleşmeyi süratlendiren gut hastalığı kalp krizlerine taban hazırlayabilmektedir.