Bademcik ve geniz eti ne zaman alınmalı

Bademcik ve geniz eti ne zaman alınmalı

Geniz eti ve bademcik problemleri özellikle 3-6 yaş grubunda çocukları olan ebeveynlerin en çok şikayet ettikleri meselelerin başında geliyor. Bağışıklık sistemi bütün olarak büyümemiş olan bu çocuklarda; yoğun ateş, soluk almada eforluk, gece uykusuzlukları gibi problemler sık görülüyor . Bademcik ve geniz eti problemlerinin çocukların hayat niteliğini etkilemesinin yanında değişik sıhhat meselelerine neden olabileceğini belirten Acıbadem Kadıköy Sağlık Kurumu Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Haluk Özkarakaş, ailelerin kararsız ettiği ve karar vermekte zorlandığı bademcik ve geniz eti operasyonları mevzusunu anlattı.

Şikayetlerin ağırlıklı olarak 3-4 yaşlarında başladığını söyleyen Acıbadem Kadıköy Sağlık Kurumu Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Haluk Özkarakaş, “Özellikle mektep evveli eğitimle beraber çocukların virüs ve bakteriyel uyaranlara maruz kalmaları gerek enfeksiyona neden olan, gerekse enfeksiyon dışı bademcik ve geniz eti gelişmelerinde ehemmiyetli etmen oluşturuyor” diyor. Yineleyen enfeksiyonların bağışıklığın büyümesi ile 6 yaşından sonra eksildiği ve ergenliğin başladığı 12-13 yaşlarında ise seyrekleşerek kaybolduğu kollanıyor.

Bir Hayli ehemmiyetli sualin sebebi olabilir

Bademcik ve geniz eti problemleri çocukların hayatını etkileyebildiği gibi gelişmesine göre değişik meselelere de neden olabiliyor. Misalin en sık görülen kolay sihrimeler ve/ veya sık yineleyen enfeksiyonlar çocuğun mektebe gitmesini yasaklayabiliyor. Ancak geniz etindeki gelişmenin tıkayıcı özelliğinden dolayı, ağzı sarih biçimde soluk alma, yatakta sık yer değiştirme, ense, yaka bölgesinde yoğun terleme gibi çocuğun yaşamını güçleştirebilen şikayetler de ortaya çıkabiliyor. Bununla beraber çocuklar sıklıkla uyku problemleri, sık burun akıntısı, rinosinüzitler, kulakta geçici veya kalıcı akışkan bir araya gelmesi ve bunun getirisi olan duyma kaybıyla karşı karşılaşıyor. Ayrıca, damak-diş büyüme meseleleriyle de baş etmek gidişatında kalabiliyor. Bunların gözden kaçması, yeterli rehabilitasyon edilmemesi veya umursamama edilmesi gidişatında ileriki yaşlarda ehemmiyetli operasyonları gerektirebilecek kulak meseleleri de ortaya çıkabiliyor.

Antibiyotik kullanımına dikkat

Bu çocuklarda üst solunum yolu viral enfeksiyonuna bağlı olarak ortaya çıkan rinosinüzit sebebiyle sıklıkla antibiyotik kullanıldığına dikkat sürükleyen Prof. Dr. Haluk Özkarakaş, “Ancak burnun arkadan havalanmasının bozuk olması sebebiyle rinosinüzit yinelediğinden tıkayıcı etken devam ediyor. Dolayısıyla antibiyotik kullanılmasına karşın kalıcı olarak rehabilitasyon edilemiyor ve antibiyotik rehabilitasyonu tamamlandıktan kısa müddet sonra burun akıntısı tekerrür başlıyor. Neticede, afaki kullanılan antibiyotik meseleye kalıcı çözüm getiremediği mukavemetinin de çoğalmasına neden oluyor” diyor.

Bademcik ve geniz eti ne zaman alınmalı

Bu meseleyle karşı karşıya kalan ebeveynlerin vermek zorunda kaldıkları kararlardan biri de cerrahi rehabilitasyon oluyor. Sıhhatlı ve çalışan dokunun alınmasının doğru olmadığını, dolayısıyla geniz eti ve bademcik operasyonları için de bazı kriterlerin bulunduğunu andırdıran KBB Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Haluk Özkarakaş, ur, tanı emelli tahlillerde, tonsil veremi, difteri gibi özel hastalıklar gidişatlarında operasyonun tartışılmaz bir lüzumluluk olduğunu söylüyor. Sık karşılaşılan kolay bademcik ve geniz eti gelişmelerindeki cerrahi yaklaşımı ise şöyle anlatıyor:

Adenoidektomi geniz eti alınması: Geniz etinin alınması için yaş kriteri bulunmuyor. Çocukta, geniz eti dokusuna bağlı horlama, ağız sarih soluk alma, yatarken yer değiştirme gibi bulgular varsa büyüklüğüne bakılmaksızın alınması öneriliyor. 3 yaş evveli ve 7 yaş sonrasında çok ender görülen geniz eti gelişmesi yaş ilerledikçe küçülüyor. Bu sebeple 13-14 yaş veya daha sonrasında daha evvel yakınma yokken aniden gelişmeye ait semptomlar başladıysa ciddiye alıp doktora müracaat etilmesi ve genizden doku alınıp patolojik analiz yapılması gerekiyor.

Tonsillektomi bademcik alınması: İltihabi olmayan ancak kapatıcı bademcik gelişmesinde küçültme cerrahisi yeterli oluyor. Bunun için de rastgele bir yaş hududu bulunmuyor. Bademcik tıkayıcı derecede büyükse küçültülebilen dokunun kalan kısmı vazifesini yapmaya devam edebiliyor. Küçültmek hava pasajını sağlamaya yeterli oluyor. Ancak; misalin, son üç yıldır ateşli tonsillit hamleleri senede dört ve üzerindeyse, yeniden son iki senede yaşanan ateşli tonsillit hamleleri toplam 10’u buldu ve geçtiyse veya son bir senede başlamış hamleler yedi defa yinelendiyse cerrahi ile alınması öneriliyor. Zira her hamlede antibiyotik kullanımı çocuğa hasar verebiliyor.

Kulak çöpünün verdiği hasarlar

Kulak çöpünün verdiği hasarlar

Bayağıda kulak kepçesindeki kıvrımlı yerlerin arınılması emeliyle üretilen kulak çubukları, kulak kanallarının içini arınmak emeliyle şuursuzca derinliklere sokulursa mantardan kulak çeperinde delinmeye, enfeksiyondan duyma kaybına dek bir hayli hastalığa yol açabilir.

Dış kulakta çizilme ya da yaralanma alana gelebilir

Özellikle yaz aylarında havuz, deniz ve duş esnasında suyla temas çoğalırken; kulağını sık sık arınma lüzumu paydan ve kulak çubuğuyla karıştıran insanlar, dış kulak yolunda gözle görülmeyen bazı çiziklere, yaralanmalara yol açabilir. O yaralanmalar ve çatlaklar da lekeli maddelerin dış kulak yolunda iltihaplanma yapabilir. Bu çok basit enfeksiyona yol açabilir. Bu sebeple şuursuz hareket etmemek, kulak çubuklarını kulakların derinliklerine sokmamak gerekir.

Lekeler daha da derine gidebilir

Normalda dış kulak yolu kahverengi bir salgı yapar. Dış kulak yolunu enfeksiyonlardan gözeten bu salgı dış kulak yolu tarafından dışarı atılır. Ama biz onu günlük yaşantımızda göremeyiz. Dışarı atılmasında problem olması gidişatında ise bu salgı içeride birikebilir. Biriken salgı, kulak çubuğu ile arınılmaya çalışılırken bütün tersi o biriken salgılar daha da içeri itilip birikmesine yol açılabilir, dış kulak yolu kanalı kapanabilir.

Duyma kaybına neden olabilir

Kulak natürel yapısı gereği kendi kendini arınma özelliğine sahiptir. Kulak lekeleri, sanılanın aksine kulağımız için verimlidir. Ancak kulak çubuğu ile bu verimli lekelere müdahalede bulunarak hasar verebiliriz. Şuursuz kulak çubuğu kullanımı kulak tıkanıklıklarını hatta duyma kaybını birliktesi getirebilir.

Kulağın delinmesine dahi neden olabilir

Kulak çeperi takribî 2.5-3 santim ileride yer alır. Ani ve fazla tazyik farklılıkları, patlama, fazla ses, travma, tokat atma ve darp gibi sebeplerle kulak çeperi delinebildiği gibi kulağın, kulak çubuğu ve neticeyi de kulak çeperi hasar görebilir ve delinebilir. Bu sebeple özellikle havuz, deniz ve duştan sonra kulağın nemini almak yeterlidir.

Mantar yaradılışına yol açar

Kulak çubukları bayağıda kulak kepçesindeki kıvrımlı yerlerin arınılması emeliyle üretilmesine rağmen, kulak kanallarının içini arınmak için şuursuzca derinliklere sokulduğunda kulağın kendi kendini natürel yoldan arınma mekanizmasını bozar. Bu gidişatta buşon denilen yapıların ortaya çıkmasına neden olur. Buşon yapıları da suyla temas ettiğinde kokuşup mantar gelişimine neden olabilir. Kulak çubukları kulağımızda paklik olarak yalnızca en dış kısmın nemini almak ya da kurulamak emelli kullanılabilir. Ama kulak lekeyi sebebiyle kulakta bir tıkanma olduğunda KBB uzmanı tarafından lekenin arınılması en doğrusu usuldür.

Mevsim geçişlerinde ani duyma kaybına dikkat

Mevsim geçişlerinde ani duyma kaybına dikkat

Bir sabah uyandığınızda ya da gün içinde kulağınızın birden tıkandığını fark ettiyseniz, etrafınızdaki sesleri dinlemekte zorlanıyorsanız ve birliktesi uğultu şikayeti yaşıyorsanız bu vaziyet ani duyma kaybı ile karşı karşıya olduğunuz anlamına gelebilir. Memorial Ankara Sağlık Kurumu Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Doç. Dr. Mustafa Cem Özbek, ani duyma kaybı ve rehabilitasyonu mevzusunda bilgi verdi.

Aniden gelen duyma kaybı

Genellikle tek kulakta aniden ortaya çıkan duyma kaybı, sıklıkla birliktesi uğultu ile kazanç. Bazen baş dönmesi de bu belirtilere eşlik eder. Duyma kaybı büyüyen kulakta ortaya çıkan çınlama, uğultu eşi sesler de hastaların öteki sıkça yakındıkları meseledir. Kulakta akıntı, kaşıntı gibi enfeksiyon belirtileri yoktur. Ani duyma kaybının sebebi bütün olarak muhakkak değildir. Virüsler, en sık nedenler arasındadır. Ancak damar tıkanmalarına, bedenin kendi ürettiği antikorlara karşı oluşan tepkin neticeyi veya beyin içerisindeki bir ura bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Bu hastalarda kesintisiz bir sızı olmaz ancak bazı hastalar anlık zonklayıcı sızıdan davacı olabilirler. Sızısı olan hasta grubunda etmen genellikle virüslerdir. Aniden ortaya çıkan duyma kaybı en aşikar belirtidir.

İlk 3 gün içinde rehabilitasyona başlanmalı

Ani duyma kaybı iç kulağı ilgilendiren bir meseledir. Genellikle erişkinlerde görülür, hastaların %98’i 25 yaşın üzerindedir ve diyabeti ya da tansiyon yüksekliği olan hastalarda daha sık ortaya çıkar. Genellikle tek taraflıdır. Ani duyma kaybı yaşandığında hemen hekime müracaat etilmelidir. Bu hastalıkta özellikle ilk üç gün rehabilitasyon açısından çok bedellidir. İlk üç günde başlanılacak rehabilitasyon duymanın bütün geri gelmesinde en ehemmiyetli etmendir. En geç bir hafta içinde rehabilitasyona kesinlikle başlanılmalıdır.

Duyma kısa müddette geri kazanılabilir

Rehabilitasyonda ilk olarak damardan daha sonra ağız yoluyla kortizonlu ve damar açıcı ilaçlar verilir. Lüzumlu gidişatlarda virüse müteveccih rehabilitasyon da uygulanabilir. Ağızdan veya damardan ilaçlar verilirken eş zamanlı olarak kulak içine intratimpanik ismi verilen usulle ilave olarak kortizonlu ilaçların verilmesi iyileşmenin süratlenmesine katkı sağlayacaktır. Rehabilitasyona bir hafta içinde cevap alınamıyorsa,tazyik altında solunan oksijen rehabilitasyonu uygulanabilir. Rehabilitasyonun yanı gizeme hastadan şeker, tiroit gibi hastalıkların taranması emeliyle kan muayeneleri de istenir. Şayet bunlarda anormal kıymetler varsa kesinlikle banal seviyelere çekilmesi gerekir. Kan şekeri yüksek olan bir hastanın şeker seviyeyi banal seviyelere çekilemezse hastalığın da düzelmesi zorlaşacaktır.Rehabilitasyon sonrasında da şayet ani duyma kaybına neden olan bir hastalık var ise, hakimiyeti de yine bir duyma kaybı büyüme tehlikesini eksiltecektir. Ayrıca kulağın MR muayeneyi kesinlikle yapılmalıdır. Yankı nörinom denilen beyin içindeki bir ura bağlı olarak da bu hastalık görülebilir. Bu urların iyi mizaçlı olup yavaş gelişmeleri ya da hiç sihrime yapmamaları halinde de hakimiyet altında yakalanması ehemmiyetlidir. Böyle bir gidişatta rehabilitasyon hem iç kulaktaki duymayı düzenlemeye hem de ura müteveccih yapılmaktadır.

Kulak istirahati yapılmalı

Sık yinelenecek duyma muayeneleriyle hastanın duyma seviyeyi hakimiyet edilmeli ve rehabilitasyon müddetince hastaya faal istirahat uygulanmalıdır. Faal istirahat uyuyarak değil ancak hastanın iş civarından uzaklaşması, yaşamındaki stresleri muhtemel olduğunca eksiltmesi ve yorucu olmayan sarih hava yürüyüşleri yapması, beğendiği kitapları okuması biçimindedir. Hastaların bilgisayar, uslu telefon ve televizyondan uzak durması önerilir.

Uzmanlar uyardı: Kulaklarınızı arınmayın

Uzmanlar uyardı: Kulaklarınızı arınmayın

“Kulak yolunu örten cilt, çok ince ve daha alıngandır. Kulağımızı arınalım derken o kemik kanalının üstündeki cildi yırtarsak, tahriş edersek bakteriler ve mikroplar cilt altına iner, şiddetli sızı ve orta kulak irinine neden olur”

Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Öğretim Abonesi Doç. Dr. Özgür Yörük, paklerken kulağın tahriş edilmesinin şiddetli sızı ve orta kulak irinine yol açabildiğini belirterek “Kulağınızı netlikle arınmayın zira kendi yapısında arınma özelliği var. Kulaktaki salgı, zamanı geldiğinde beden tarafından dışarı atılır” dedi.

Yörük, millet arasında “kulak lekeyi” olarak öğrenilen cerumen salgısının, hasardan çok veriminin bulunduğunu söyledi. Herkesin kulak arınma meylinin olduğunu anlatan Yörük, kulak lekesinin cemiyette güzel karşılanmadığına işaret etti. Ancak cerumenin içinde kulağı gözetici maddelerin yer aldığını dile getiren Yörük, “Lizozim maddesi, kulağı bakterilere ve mantarlara karşı gözetiyor” diye konuştu.

Yörük, şöyle devam etti: “Kulak çöpleriyle kulağımızı arınmaya kalkarsak dışarı atılmak üzere olan salgıyı, daha ileriye doğru atarız. Kulak bunu ‘Bir ölçü salgı eksildi’ gibi algılar ve onu bitirmek için azıcık daha fazla salgı yapar. Böylece kulağımızda lekeyle dolma vaziyeti ortaya çıkabilir. Ayrıca kulağa sokulan pamuklu çubuk, bedenden atılmak üzere olan salgıyı iterek kulak çeperini kapatır, bu da dinleme bozuklularına neden olur.”

Yanlış arınma usulleri ciddi meselelere yol açabilir

Bazı bireylerin kulaklarını iğne, tığ, anahtar, çöp ve kürdanla karıştırdığını, bunların netlikle yanlış arınma usulleri olduğunu belirten ve kulak içindeki kısmın alınganlığına dikkati sürükleyen Doç. Dr. Yörük, şunları kaydoldu:

“Kulak yolunu örten cilt çok ince ve daha alıngandır. Kulağımızı arınalım derken, o kemik kanalının üstündeki cildi yırtarsak, tahriş edersek sızı sezeriz. Cildi yırttığımızda dış kulak yolundaki bakteriler, mikroplar cilt altına iner, kulağımızın iltihaplanmasına ve orta kulak irinine neden olur. Bir de tatile gittiysek, denize, havuza girmişsek, havuz ve denizdeki bakteriler o cildin altına girmişse, çok şiddetli kulak sızıları ve kulak cerahatlerine yol açabilir. Hatta tatilinizin zehir olmasına neden olabilir.”

Çok rahatsızlık dinliyorsanız pamuk veya peçete kullanın

Lekeden rahatsızlık dinleyenlerin, pamuk ya da peçete desteği ile kulağının dış kısmını hafifçe arınabileceğini anlatan Yörük, “Biz dış kulak yolunun içindeki lekeyi, arka kısmındaki çeperi görmek için bazen alırız. Alırken de ucu çarpık küreklerimiz vardır. Küreklerle lekenin arda geçeriz, usulca lekeyi alırız ve kulağın tetkikini yaparız. Onun dışında kulak arınılmamalıdır” bilgisini verdi.

Yaz mevsiminde kulak enfeksiyonlarına dikkat

Yaz mevsiminde kulak enfeksiyonlarına dikkat

İçinde bulunduğumuz yaz ayları, mevsim basmakalıplarının üzerinde izleyen sıcaklar ile toplanınca, ferahlamak için havuz ve denizler seçim ediliyor. Girilen havuzların hijyen açısından ehemmiyetini vurgulayan Okan Üniversitesi Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Arzu Tatlıpınar orta kulak irinine karşı uyarıyor!

Havuza dikkat

Doç. Dr. Arzu Tatlıpınar, ”Dış kulak yolu enfeksiyonlarında kulağın karıştırılması, suyla özellikle havuz suları sık temas rol oynayabilir. Üst solunum yolu enfeksiyonu, rinit ve sinüzitler, alerji, geniz eti büyüklüğü ve östaki borusunun iyi çalışmaması gibi etmenler orta kulak enfeksiyonları için taban oluşturabilmektedir. Kulağında sızı, akıntı, kaşıntı, duyma azlığı yakınması olan bireyler salt suretle kulak burun boğaz doktorlarına başvuru ederek, evvel faktörün ortaya konması ve bunun neticesinde uygun rehabilitasyonun başlanması mevzusunda takviye almalıdır. Akıntı olan kulaklarda kulak çeperleri hakimiyet edilmelidir. Akıntının nedeni orta kulak enfeksiyonu nedeniyle olan çeper delinmesi olabilir” dedi.

Enfeksiyonu artıran gidişatlar

Dış kulak yolunun enfeksiyonlarında ve kulak çeperinin delindiği gidişatlarda kulağın sudan korunması gerektiğini söyleyen ve yaz aylarında sık görülen meselelerden birinin yaygın dış kulak yolu enfeksiyonları olduğunu ifade eden Doç. Dr. Arzu Tatlıpınar, ”Olguların çoğunluğu yaz mevsiminde ılık ve nemli etraflarda görülür. Pamuklu çubuklar, yabancı cisimler ve kaşınma ile oluşan travmalar, kulaklıklar, yüzme veya sık banyo ve duş meyli artıran etkenlerdendir” diyerek laflarına şu biçimde devam etti:

”Dış kulak kanalında buşon olarak adlandırılan ve dış kulak yolundaki bezler tarafından üretilen ”kulak lekeleri” bazen sızı, kaşıntı ve duyma azlığına neden olarak kulak enfeksiyonlarıyla karışabilmektedir. Kulak lekelerinin kulak çöpü, toka, bükülmüş kağıt mendil gibi cisimlerle arınmaya kalkışılması bu akıntıyı iç kısma, kulak çeperine doğru iter. Bu cins cisimlerle kulak arınılamaz, yalnızca kulak birikintisi içeriye doğru itilir. Aynı zamanda dış kulak yolunun teni ve kulak çeperi çok ince ve alıngandır. Kulak yoluna sokulan sert cisimlerle kulağı arınmak kulağa hasar verebilir

Rehabilitasyon usulleri

Doç. Dr. Arzu Tatlıpınar, Ayrıca enfeksiyonların rehabilitasyon edilmemesi gidişatında yaşanabilecekleri de aktardı: “Kulak enfeksiyonları zamanında rehabilitasyon edilmez, önemsememe edilirse surat asabı felci, mastoidit, menenjit, beyin ve beyincik abseleri vb. kulak içi ve beyindeki yapılarla alakalı karmaşıklıklar oluşabilir. Orta kulak enfeksiyonlarında ilaç rehabilitasyonuyla netice alınamazsa kulak çeperine tüp takılması, kalıcı çeper delinmesi oluşmuşsa ”timpanoplasti” ismi verilen çeperin operasyonla onarılması gibi harekâtlar yapılabilir”dedi.

Hangi uzuv ne zaman ihtiyarlamaya başlıyor

Hangi uzuv ne zaman ihtiyarlamaya başlıyor

İhtiyarlamak bir anda oluyor gibi görünse de, hakikatinde her uzuv kendi hızını ihtiyarlıyor. Şayet sizi neyin beklediğini öğrenirseniz, evvelden ihtiyat almaya başlayabilirsiniz.

Cleveland Clinic Geriyatrik Tıp Uzmanı Dr. Ronan Factora’ya göre bedeninizin iyiliğini gözetecek bir şeyler yapmak her yaşta olası.

İşte hangi uzvun kaç yaşında ihtiyarlamaya başladığı:

Kalp

Kalp en dayanıklı uzuvlardan ancak vasati 40 yaşında ihtiyarlama bulguları başlıyor. Sol karıncık duvarında oluşan kalınlaşma ve kalpte sihrime başlıyor. Kan pompalamada her sene %1 oranında eksilme baş gösterir. Kumpaslı kan tazyiki hakimiyeti yapmaya başlamak gerekir.

Kulak

30’lu yaşlardan itibaren duyma kaybı sıradandır. Bunda kulağa kan taşıyan damarların vazife yapmaması ve duyma asaplarında başlayan ihtiyarlama tesirlidir. Yaşla birlikte çoğalan kulak lekeyi de dinlemede eforluğa neden olabilir.

Beyin

30 yaşından sonra beyin küçülmesi poblemi ortaya çıkar. Beyin kıvrımlarında daralmalar başlarken, beynin ortasında bulunan boşluk genişlemeye başlar. Beyne kan taşıyan damarlardaki deformasyon da ilave edilince bilme sürati ve hafıza zayıflamaya başlar.

Göz

40 yaşından sonra başlayan ihtiyarlamanın nedeni göz merceğinin sertleşmeye başlamasıdır. Bu gözün reflekslerini zayıflatır ve odaklanmada meselelere yol açar. 50 cm den daha yakını görmekte zorlanma başlar. Göz asap hücrelerinin rakamındaki eksilmede görme niteliğini düşürmeye başlar.

Karaciğer

Hacmi ve ağırlığı eksilir. Vasati 40’lı yaşlardan sonra başlayan negatiflikler 65 yaşın üzerindeki şahıslarda büyük oranda bozulmaya neden olur.

Akciğer

Akciğerler en erken ihtiyarlayan uzuvlardan. 20’li yaşlarda başlayan başkalaşımlar akciğerin elastikliğini eksiltir ve oksijen alınımını düşürür. İlerleyen yaşlarda soluk darlığı meseleyi ortaya çıkabilir.

Kemikler

30’lu yaşlarda kemikte kalsiyum yetersizlikleri görülmeye başlar. Kemik dokusundaki eksilmeden en çok uyluk kemiği ve omurgalar negatif etkilenir.

Kulak tıkanıklığını umursayın

Kulak tıkanıklığını umursayın

Cemiyette yaygın olarak görülen şikayetlerden biri de kulak tıkanıklığı. Özellikle soğuk algınlığı sebebiyle çocuklarda daha sık görülür. Tıkanıklık çok büyük bir aksaklığa yol açmasa da gün içerisinde zaman zaman rahatsız edici bir hal alabilir. Kulak içi pakliğine itina göstererek leke oluşması önlenebilir. Böylece dinleme kaybına kadar yol açabilecek riskin tedbiri de alınmış olur.

Kulak içindeki lekeyi arınmak için;

10-15 dakikalık sıcak duş tıkanıklığı gidermeye takviyeci olabilir,

Kulağı tıkayan lekeyi yumuşatıp dışarı atmak için bir damla oksijenli su damlatılabilir,

Kulağa birkaç damla bebek yağı damlatıp lekeyi yumuşatma sınanabilir,

Arkası arda yutkunmak da işe yarayabilir,

Birkaç damla ılık zeytinyağı kulağa damlatılıp, kulak çöpüyle leke çıkarılabilir,

Kulak uçak yolculuğunda tıkanmışsa bol esneme ve sakız çiğnemek seçim edilebilir.

Müzik neşeniz kulak sıhhatinizi bozmasın

Müzik neşeniz kulak sıhhatinizi bozmasın

Günümüzde büyüyen teknolojiyle sesli ve görüntülü aygıtlarda çoğalan kulaklık kullanımı, kulakları ve duyma sıhhatini tehdit eden unsurlar kapsıyor. Bu unsurlar arasında kulaklık aracılığıyla dinlenen sesin şiddeti ve dinleme süresi ilk sıralarda yer alıyor. Acıbadem Ankara Sağlık Kurumu Kulak Burun Boğaz Kısmı Uzmanı Doç. Dr. Ali Titiz, kulaklık kullanımı evveli ve sırasında dış kulak kanalı ve kulak çeperini riske atmamak için birtakım tekliflerde bulundu.

Enfeksiyon tehlikeyi var

Günlük yaşamın içerisinde sıklıkla kullanılan kulaklıklar, seri eskiyerek saklanma ve temas ettikleri alanlara bağlı olarak enfeksiyon tehlikeyi kapsayabiliyor. Bu sebeple kulaklıklarda öncelikle hijyenik şartlara dikkat etmek gerekiyor. Günlük yaşamın içerisinde sıklıkla kullanılan kulaklıklar, seri eskiyerek saklanma ve temas ettikleri alanlara bağlı olarak enfeksiyon tehlikeyi kapsayabiliyor. Bu sebeple kulaklıklarda öncelikle hijyenik şartlara dikkat etmek gerekiyor. Şahsın başkasına ait bir kulaklığı kullanması veya daha evvel kullanılmış fakat yeterli paklik yapılmadan ambalajlanmış kulaklıkların kullanımı enfeksiyon açısından büyük tehlike yaratıyor. Bu açıdan, özellikle seyahatlerde sunulan kulaklıkların tek kullanımlık olduğuna veya ilk kullanan şahıs olunduğuna dikkat edilmesi gerekiyor. Bunun yanı gizeme uzun zaman kulak kanalının kapalı kalması bu alanın ıslamasına, ısı çoğalışına ve oluşan tazyik farklılığına bağlı olarak etrafın pH bedelinin değişmesine, dolayısıyla da kulak cildi üzerinde tahrişe neden oluyor. Bu vaziyet kulaklıkla taşınabilecek veya daha sonra bulaşabilecek bakteri, virüs ve mantarlar için faize etrafı yaratıyor. Bu etkenler enfeksiyon tehlikesini artırıyor.

Doğru kulaklığı seçin

Bir öteki etken olarak kulaklıkta doğru tercihin ehemmiyetini vurgulayan Doç. Dr. Titiz, “Profesyonel bir müzik sistemi için kulak içi minik bir kulaklık ne kadar yanlış ise, parmak ebadında bir müzik çalar için de profesyonel bir DJ kulaklığı da bir o kadar yanlış olacaktır. Bu sebeple kulaklık tercihinde ses niteliğini tanımlayan unsurlara göre rahatlık odaklı bir tercih yapılması, kulak ve duyma sıhhati açısından ehemmiyet taşıyor” diyor.

Duyma sıhhatinde mesele yaşamamak için alınabilecek tedbirlerden bir ötekisini kulak kanalına uygun, yumuşak ve doku geçimli materyaller ile yapılmış kulaklık seçmek oluşturuyor. Böylece hem kulak kanalında oluşabilecek yabancı cisim tepkini hem de cilde yapacağı baskı ile cilt travması ve enfeksiyon tehlikeyi eksiliyor. Tıkaç biçiminde kulak yoluna oturan modellerin kullanımı mevzusunda alıngan olmak gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Ali Titiz, “Seri kirlenen, kullanım süresi uzadıkça kulak kanalında ter ve nemi artıran bu modeller kulak cildi gözetici bariyerlerini ortadan kaldırdığı için ciddi sıhhat meselelerine yol açabiliyor. Bu sebeple kulak kanalı meselelerine daha az tesadüfülen dış kulaklıkların kullanımı öneriliyor” diyor.

Ses seviyesine dikkat edin

Kulaklık kullanımında sesi dış etraftan etkilenmeden nitelikli bir biçimde kulağa eriştirmenin kastedilmesi gerekiyor. Ancak aynı konforu sağlayabilen her tipte kulaklık, sesin kulak kanalına doğrudan iletilmesi sebebiyle iç kulak travması olasılığını ortaya çıkartıyor. Buna bağlı olarak geçici veya kalıcı kulak çınlaması ve asapsal duyma kayıplarıyla karşılaşılabiliyor. Bu vaziyetleri önlemek için makinenin azami ses seviyesinin maksimum yüzde 80’i kadar olacak biçimde günde en fazla 90 dakika kulaklık kullanılmasını belirten Doç. Dr. Titiz, daha uzun süreli kullanımlar için ses seviyesinin yüzde 60’ı geçmemesi gerektiğini aktarıyor.

“Yaz aylarında tehlike çoğalıyor”

Yaz aylarında havuz ve deniz faaliyetlerinin çoğalması hem enfeksiyon tehlikesinde çoğalışa hem de dış civarda daha fazla bulunma, kullanım sırasında daha yüksek ses şiddetine gereksinim dinlenmesine neden olabiliyor. Tüm bu etkenler kapsamında dış kulak kanalı ve kulak çeperi sıhhatinin yaz mevsimine girerken tetkik edilmesinin ehemmiyetine dikkat sürükleyen Doç. Dr. Titiz, alınabilecek tedbirleri şu laflarla aktarıyor: “Kulak lekeyi olarak öğrenilen kulak tıkaçları, kulak çeperinde var olan delik vaziyetinin tanımlanması ve zorunlu görülen minik müdahaleler veya temkinler, hem sıhhatli duyma sağlıyor hem de kulaklık kullanımı sırasında oluşabilecek tehlikeleri ortadan kaldırıyor. Ayrıca, kulak lekelerinin veya kulak çeperinin delik olmasının getirdiği duyma azlığı sebebi ile kulaklık kullanımı sırasında ses şiddetinden korunmuş olunuyor.”

Kulak pakliği hakkında bilinmezler

Kulak pakliği hakkında bilinmezler

Kulak lekeyi diye deyim edilen buşon gerçeğinde bedenin ürettiği salgılardır. Her insanın kulağı az ya da çok leke üretir. Leke kulak kanalını tıkadığı zaman sesin kulak çeperine erişmesi güçleşir. Bu gidişatta hastalarda kulak tıkanıklığı, duyma azlığı, kaşıntı daha seyrek kulak sızısı oluşabildiğini söyleyen Liv Hospital Kulak Burun Boğaz Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Deniz Kaya “Gerçeğinde kulağımız kendi kendini pakler. Bu salgıların imali cilt yapısına bağlı olarak bazılarında çok fazla bazılarında çok az olabilir. Kulak içini kurcalamaya çalışmak, kulak pamuğu gibi yabancı cisimlerle içini arınmak kulağın kendi kendini arınma mekanizmasını bozarak arınmak yerine lekelerin birikmesine yol açar” diyor.

Kulağımızın kirlendiğini nasıl anlarız?

Her insanın kulağı az ya da çok leke üretir. Leke kulak kanalını tıkadığı zaman sesin kulak çeperine erişmesi güçleşir. Bu gidişatta hastalarda kulak tıkanıklığı, duyma azlığı, kaşıntı daha seyrek kulak sızısı oluşabilir.

Kulağımızı nasıl arınabiliriz?

Kulağın dış kısmını havlu veya peçetelerle silerek arınılabilir. Kulak pamuğu gibi cisimler kullanmak çok da doğru değildir. Kimi zaman çok sık leke imali ve kulak uyuşukluğuna bağlı lekenin atılamaması olabilir. Cilt yapısına bağlı olarak bu vaziyet çok sık da görülebilir. Bu gidişatta 2-6 ay aralıklarla kulak lekesinin arınılması gerekir. Bazı mahzurlarından dolayı kulak devireme artık yapılmıyor. Sıklıkla kullanılan usul vakum makineleriyle yapılan arınmadır. Mikroskop veya otoskop dayanağıyla yapılır. Sızılı bir harekât değildir.

Kulağım bir defa arınıldığında devamlı leke birikir mi?

Vakumla yapılan harekâtlarda kullanılan usule bağlı leke birikmesi tekerrür ortaya çıkmaz. Ancak kulakta bir sefer leke birikimi olduğunda arınma usulünden bağımsız olarak leke birikmeleri ilerleyen yarıyıllarda tekerrür edebilir.

Kulak lekesini yasaklayacak ilaç var mı?

Hiçbir ilaç leke yapımını yasaklamaz. Üretilen salgılar beden için lüzumlu fizyolojik akıntılardır. Bazı damlalar leke birikimi oluştuktan sonra lekelerin rahat çıkarılması kasıtlı önerilebilir.

Duyma kaybı diyabet hastalarında 2 kat daha fazla

Duyma kaybı diyabet hastalarında 2 kat daha fazla

Araştırmalar, diyabetli bireylerin duyma kaybının iki kat daha fazla olduğunu gösteriyor. İstanbul Aydın Üniversitesi VM Medical Park Florya Hastanesi’nden Kulak Burun Boğaz Uzmanı Opr. Dr. M. Melih Çiçek, diyabet ve duyma arasındaki irtibat hakkında şu bilgileri verdi:

diyabet

Şeker hastalarında duyma kaybı yüzde 54

Duyma bozukluğu ve diyabet arasında güçlü ve meblağlı bir irtibat bulundu. Amerika Birleşik Devletlerindeki Milli Sıhhat Enstitüsü’nün National Institutes of Health – NIH yayınladığı araştırmada diyabet olan ve olmayan iki grup insan incelendi. Analistler, diyabetli 399 erişkinin yüzde 21’inde düşük frekans ile orta frekans arasında hafif veya daha fazla duyma kaybı olduğunu bununla beraber diyabet olmayan 4 bin 741 erişkinde yüzde 9’luk bir farkın bulunduğunu tespit etti. Şeker hastalarının yüzde 54’ünde yüksek frekanslı duyma kaybı vardı, bununla beraber diyabetik olmayanlarda bu oran yüzde 32 idi.

Bu araştırma diyabet evveli bireylere de uygulandı. Diyabet evveli olanlar bütün teşekküllü şeker hastalığını geliştirme evresinde olanlar bayağı kan şekeri seviyelerine göre yüzde 30 daha fazla duyma kaybı yaşadılar. Kesin neden hala bilinmez olsa da, uzmanlar, yüksek kan şekeri seviyelerinin gözlere, böbreklere veya kan damarlarına hasar vermesinin yanında kulak asaplarına da hasar verebileceğine inanıyorlar.

Journal of Clinical Endocrinology & Metabolism’da yayınlanan daha ileri araştırmalar, NIH National Institutes of Health’nin evvelki bulgularını kuvvetlendiriyor. Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Brezilya ve Asya’nın muhtelif yerlerinde takribî 20 bin şahsın katıldığı araştırmalarda diyabet ve duyma kaybı arasında iletişimler bulundu.

Yalnızca Amerika’da 30 milyon diyabet hastası ve 34.5 milyon duyma kaybı hastası var. Amerikan Diyabet Derneği’ne göre, bu istatistik diyabet ve duyma kaybının en yaygın sıhhat meseleleri arasında olduğunu gösteriyor.

diyabet

Senede bir kere hakimiyete gidin

Hem diyabet hem de duyma kaybıyla ilişkili tehlikeleri kavramak, başka karmaşıklıkların oluşmasını önlemede ehemmiyetlidir. Diyabetiniz varsa, özellikle duyma kaybına tutulma tehlikeniz mevzusunda şuurlu olmanız gerekir. Duyma kabiliyetinizi senede bir kere hakimiyet ettirin. Duyma kaybının bulguları hakkında bilgi sahibi olmak ve rutin duyma hakimiyetleri içi sıhhat uzmanlarına görünmek çok ilerlemeden evvel duyma kaybını durdurmanıza destekçi olabilir.

Page 1 of 31 2 3