Bel fıtığı olanlar nelere dikkat etmeli

Bel fıtığı olanlar nelere dikkat etmeli

Bel Fıtığı mısınız?

Bu yazımızda bel fıtığı olanlar nelere dikkat etmeli sualine yanıt bulacaksınız.

– Otururken belinizin boşlukta kalmamasına dikkat edin.

– Ağır kaldırmayın. Ağır bir şey kaldıracağınız zaman dizlerinizden takviye alın. Ağır nesneyi bedeninize yakın tutarak vücudunuzla hareket edin.

– Yerden bir şey alırken belinizi bükerek eğilmek yerine dizlerinizi bükerek çömelin.

– Uzanırken sağ veya sol tarafa uyumak yerine sırt üstü yatın.

– Yatağınızın çok yumuşak olmamasına dikkat edin ve surat üstü uyumayın.

– Masa başında çalışıyorsanız dik oturun ve beliniz dayanaklı olsun.

– Her yarım saatte bir ayağa kalkarak esneme hareketleri yapın.

– El çantası yerine sırt çantası kullanın.

– Ağır çantalara dikkat. Beden ağırlığınızın % 10’undan fazla bir ağırlık taşımak takribî 7-8 kilogram duruşunuzda bir balanssızlık yaratıp omuz ve sırt adalelerinizi güçler. Arka cebinizde 1 cm’den kalın cüzdan taşımayın.

– Çantanızı her gün tertip edin. Konuta geldiğinizde ertesi gün işinize yaramayacak şeyleri çantanızdan çıkarın. Çantanızı taşırken omuz değiştirin.

– Günde 4 saatten fazla araba kullanan bireyler 2 saat kullananlara göre 6 kat daha fazla bu sızıya maruz kalabilirler. Uzun zaman araba kullanacaksanız ara verip esneme hareketleri yapın.

– Bel bölgesini kuvvetlendiren egzersizleri kumpaslı olarak yapın.

– Yüksek Topuklu pabuçlar duruşunuza ve omurganıza hasar verebilir. 7 cm’den yüksek topuklu kundura giymeyin.

– Ağrı çoğaldığında bölgeye sıcak veya soğuk kompres yapabilirsiniz.

– Dik durun.

– Fazla kilolarınızdan kurtulun.

– Bölgeye adale hafifletici merhemle hafif bir masaj yapmak sızıları rahatlatabilir.

Doc. Dr. Halit Yerebakan

özel içeriğidir.

Boyun sızısına iyi gelen 6 usul

Boyun sızısına iyi gelen 6 usul

Masabaşında çalışıyorsanız uzun zaman yanlış pozisyonda oturmak, boynu desteklemeyen bir pozisyonda televizyon izlemek, başı desteklemeyen çok yüksek veya çok pespaye bir yastık kullanmak, boyun ve omuz adalelerinin sertleşmesine neden olan stres, boyun bölgesinin soğuk hava akımlarına maruz kalması ve bedenin üst kısmını zorlayan egzersizler boyun sızısının başlıca sebepleridir.

Bu sebeplerden dolayı yaşanan boyun sızılarını eksiltmek için konutta bazı usulleri uygulayabilirsiniz.

Ancak boynunuz bir kaza sonrası düşme, çarpma, başın çok sert bir biçimde ileri geri hareketi gibi kumpaslı olarak ağrıyorsa ve hareketi kısıtlandıysa boyun fıtığı gibi daha ciddi bir mesele olup olmadığının anlaşılabilmesi için hemen hekime müracaat etmelisiniz.

Peki, boyun sızısına karşı neler yapılabilir?

– Sıcak su torbasını veya ısı bantlarını boynunuza tutarak bölgedeki adalelerin yumuşamasını sağlayabilirsiniz.

– Masaj boynunuzun hafiflemesini sağlar. Bir dostunuzdan boyundan başa doğru ilerleyen adalelere masaj yapmasını isteyebilirsiniz.

– Başınızı saat güzergahında 7-8 kere çevirmek boyundaki adalelerin çalışmasını ve hafiflemesini sağlar. Masabaşında çalışırken günde 2-3 kere bu hareketleri yineleyin ve boyun adalelerinizi kuvvetlendirin.

– Omuzlarınızı öne ve arkaya doğru dairesel hareketlerle çalıştırmak da boyun sızısından kurtulmanıza dayanakçı olacaktır.

– Stresten uzak durmak boyun sızısına karşı yapılabilecek en tesirli şeylerden biridir. Burnunuzdan derin bir soluk alın ve soluğunuzu birkaç saniye tutun, ardından ağzınızdan usulca verin. Soluk egzersizleri stresten temizlemenizi sağlayacaktır.

– Bitter çikolatanın içerisindeki bazı bileşikler kan akışını süratlendirir ve bitkin adalelerin kendine gelmesini sağlar. Ayrıca yaban mersini, nar, kabak çekirdeği, zencefil ve kiraz gibi gıdaların da adale sızısını eksilttiği öğrenilmektedir.

Gripken masaj yaptırmak hasarlı

Gripken masaj yaptırmak hasarlı

Masaj ve Natürel Terapiler Derneği MADOTED Başkanı Nihat Ayçeman, gribal enfeksiyon geçiren bireylerin masaj yaptırmaması gerektiğini belirterek, “Bedende bir enfeksiyon veya iltihabi gidişat varsa enfeksiyonun dağılma tehlikeyi yüksek olur, zira masaj kan dolaşımını süratlendirir” dedi.

Nihat Ayçeman, masajın eğitimsiz bireyler tarafından yapılmasının bir hayli tehlikeyi birliktesi getireceğine dikkati çekti. Türk insanında profesyonel bireylere masaj yaptırma alışkanlığı olmadığını anlatan Ayçeman, masajın ya bireylerin yakınlarınca ya da berber veya kuaförlerde çalışanlarca yapıldığını söyledi.

Şuursuz yapılan masaj felç tehlikeyi taşıyor

Hakimiyetsiz biçimde yapılan masajın felç tehlikeyi taşıdığının altını çizen Ayçeman, “Misalin berber, konuklarını hoşnut etmek için bir jest yapıyor. Hakimiyetsiz boyun kıtlatıyor. Bu, çok ciddi bir manipülasyon. Zarar alana getirme tehlikeyi yüksek. Fıtıklaşma veya kireçlenme başlangıcı varsa asap üzerinde bası varsa bu hareket felce kadar götürebilir. Asaplar zarar görebilir. İnce adaleler yaralanabilir” diye konuştu.

Kolay bir masaj gibi görünse de insan bedeniyle oynamanın, dokuları ellemek ve farklı baskılar yapmanın hasarları olacağını belirten Ayçeman, “Biz dışarıdan yalnızca teni görüyoruz. Altında damarlar, asaplar, çeperler, adaleler var. Bunlara sert ve zorlayıcı uygulamalar yapılırsa tahriş olma, yaralanma tehlikeyi yüksek olur. Şuursuzca yapılan masaj o an için hafifletebilir ama sonra kasvet oluşturabilir. Şuursuzca, gelişigüzel masaj doğru değil” ifadesini kullandı.

“Masaj her zaman bereketli değil”

Ayçeman, şuurlu bir masaj ustasının şahsa evvel bedeninde masajın hasarlı olma olasılığı olan mevzuları sorduğunu kaydoldu. “Masaj her zaman verimlidir” sınamayacağının altını çizen Ayçeman, “Masajın hasarlı olabileceği gidişatlar da vardır. Bu vaziyetleri göz önünde bulundurup elemek gerekli” dedi.

Ayçeman, şunları söyledi:

“Diyelim ki bedeninizde gribal enfeksiyon var. O zaman masaj olmaz. Enfeksiyonlu ve yüksek ateşli gidişatlarda, kırık çıkık ve eşi gidişatlarda, ten tahrişlerinde, yara berelerde masaj yapılmaz. Bunları göz önüne almayan bir şahıs şuurlu davransa dahi yeniden hasar getirebilir. Zira bu gidişatlarda masaj, verimden çok hasar getirir. Her zaman her vaziyette masaj yapılmaz. Bunu ancak ciddi eğitim almış şahıs anlar. Bedende bir enfeksiyon veya iltihabi gidişat varsa enfeksiyonun dağılma tehlikeyi yüksek olur, zira masaj kan dolaşımını süratlendirir. Masaj yapılan bölgede ısı alana geliyor, natürel olarak orada damarlar genişliyor ve kanlanma çoğalıyor. Diyelim ki enfeksiyonlu bölge masaj yapılan bölgeye yakın. Dolaşımı süratlendirdiğiniz için bedende var olan enfeksiyon bedene süratle dağılır. Başka Bir Deyişle enfeksiyonun bedenin değişik bölgelerinde gezme veya dağılma tehlikeyi yüksek olduğu için enfeksiyonlu vaziyette masaj yapmak doğru değil.”

“Çiğneme de tehlikeli”

Ayçeman, bazı yurttaşların kendilerini yakınlarına çiğneterek hafiflediğini andırdırdı. Bu uygulamanın daha çok Asya cemiyetlerinde görüldüğünü ifade eden Ayçeman, laflarını şöyle bitirdi:

“Çiğneme de tehlikeli. Baba konuta gidiyor. Bitkinlik var, Hadi hanım çık sırtımı çiğne. Çiğnerken nereye basılmaması gerektiği öğrenilemiyor. O an için hafifleme yaratıyor ama ince damarlar, asapların, çeperlerin ne kadar alıngan yapıda olduğu öğrenilmiyor, yaralanma oluşabiliyor. İğne ucu gibi başlayarak yaralanmalar birikiyor. Şahıs iki, üç günde bir kendisini yine çiğnetmek lüzumu dinliyor. İşte bu zararlar birikerek devam eder ve ten altında, adaleler arasında enkazlar vazgeçer. Millet arasında denildiği gibi kulunç oluşmaya, adalelerde spazmlar alana gelmeye başlar. Kemik çıkıntılarının olduğu yerde baskı olursa kemik üzerindeki çeperlerde yırtıklar oluşur, yakalanmalar dağılır. Şahıs, ilerleyen zamanlarda o bölgelerde kasvet yaşar.”

Baş sızılarını rahatlatan masaj noktaları

Baş sızılarını rahatlatan masaj noktaları

TRT1’de yayınlanan ‘İyi Fikir’e davetli olan Dr. Murat Topoğlu, baş sızılarını gideren masaj noktalarını gösterdi.

Ciddi bir sıhhat problemi olanların öncelikle hekime görünmelerini belirten Dr. Topoğlu, stres, migren ya da sinüzitten kaynaklanan gece başlayan baş sızılarının, sızı kesici olmadığında masaj yaparak gevşetilebileceğini söyledi.

Peki, baş sızınızı gevşetmek için hangi noktalara masaj yapmak gerekir?

Daha ayrıntılı bilgi için videomuzu izleyebilirsiniz…

Continue reading …

Yediden yetmişe herkesin ortak meseleyi: Kabızlık

19 Aralık 2019 Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Yediden yetmişe herkesin ortak meseleyi: Kabızlık

Yrd. Doç. Dr. Gamze Şenbursa, kabızlığın sebepleri ve rehabilitasyon usulleri hakkında ehemmiyetli bilgiler verdi.

Haftada üç kere oluyorsa

Her insan yaşamı süresince en az bir kere kabız olmuştur ancak kolay bir problem gibi görünse de kabızlık vakasının belli aralıklarla devamlı tekerrür etmesi ciddiye alınması gereken bir gidişattır. Haftada üç kere dışkılama vakasını reelleştiremeyen her fert kabızlık problemi ile karşı karşıyadır.

Kabızlığın sebepleri

Kabızlık problemi tam insanları etkileyebilen bir vaziyetken en çok çocuklarda ve yaşlılarda görülmektedir. Kabızlığın bir hayli sebebi vardır. Bunlar özellikle kumpassız ve katı beslenme, su tüketiminin az olması, lifli yiyeceklerin az harcanması, kullanılan bazı ilaçlar, gebelik yarıyılı, fiziksel hareketsizlik, bağırsak hareketlerinin eksilmesi, ihtiyarlama, fazla süt tüketimi, değişmez rutinin dışına çıkma seyahat gibi ve alttan uyuyan ciddi bir hastalık gidişatı bu sebeplerden kimileridir.

Stres kabızlık yapıyor

Gerçeğinde en ehemmiyetli sebeplerden birisi strestir. Özellikle genç fertler ve çalışan insanlarda stres bağırsak işlevlerini daha çok tesirler. Stresli bir yarıyılda insan bedeninde bazı farklılıklar olur ve bağırsak işlevleri bu vaziyetten dolaysız etkilenir. İkinci beynimiz olarak adlandırılan bağırsaklarımız duygu başkalaşımları ile beraber çok sık etkilenmektedir. Hatta belli duygu başkalaşımları bağırsakların alakalı bölgelerini tesirler ve o bölgelerde sızı, kasılmalar alana getirebilir. Fobi, hiddet, hayal kırıklığı, efkâr, yeis ve kaygı bağırsaklarımızda spesifik olarak belli bölgeleri etkilerler.

Kabızlığın devası refleksoloji

Kabızlık problemi ile başa çıkabilmek için öncelikle günlük su tüketimi en az 2.5 litre olmalıdır. Katı ve kumpassız beslenme önlenmeli, lifli yiyecekler olarak meyve ve sebze tüketimi çoğaldırılmalıdır. Hem kabızlık hem de genel sıhhat için fiziksel etkinliğe önemsemeniz gerekmektedir. Ancak özellikle kabızlık probleminin stres kaynaklı olduğunu düşünüyorsanız bu gidişatı rehabilitasyon faktörüz gerekmektedir. Seçenek tıp usullerinden birisi olarak kullanılan Refleks Terapi ile anti stres hormonu olan serotonin hormonu seviyesini çoğaldırarak stres vaziyetini ortadan kaldırıp kabızlık problemine çözüm bulabilirsiniz. Ayrıca Refleksoloji uygulaması ile ayak altından yapılan ihtarlar özellikle çocuklarda kabızlık problemlerinin çözümünde oldukça galibiyetli bir usul olarak kullanılmaktadır.

2017 senesinde Gastroenterelogy Nursing’de yayımlanan çalışmada Türkiye’deki çocukların yüzde 10’u kabızlık problemi sürüklemektedir. Aynı çalışmada dört hafta süresince haftada beş gün süresince ayak altından uygulanan refleksoloji rehabilitasyonunun kabızlık şikayetini eksiltmede tesirli olduğu gösterilmiştir. 2018 senesinde Complementary Terapies in Clinical Practice’de yayımlanan çalışmada da refleksoji uygulamasının karın bölgesindeki kabarıklığı ve kabızlık şikayetlerini eksilttiği bulunmuştur.

Geçmiyorsa hekiminize müracaat etin

Çağdaşlaşan dünya ile birlikte artık kabızlık büyük, ufak, erkek, bayan hemen hemen tam fertlerin karşılaştığı ve şahsın konforunu oldukça bozan bir problem haline geldi. Kabızlık tüm yaş gruplarını etkilese de özellikle çocuk ve yaşlılarda ciddi problemlere yol açabilmektedir. Yeme-içme alışkanlığını kumpasa sokup hareketli bir hayat sürmenize karşın şikayetleriniz devam ediyorsa altında uyuyan hakikat etkeni bulup rehabilitasyon sürecine başlanması gerekmektedir.

Sıhhatli bir gebelik için 5 teklif

13 Aralık 2019 Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Sıhhatli bir gebelik için 5 teklif

Kadınların hayatlarındaki en ehemmiyetli düzeylerinden biri olan hamilelik; bu süreçte yaşanan bulantı, halsizlik, mide yanması ve baş sızısı gibi şikayetler sebebiyle anne adayları için külfetli geçirilebiliyor. Memorial Dicle Sağlık Kurumu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Yunus Çavuş, hamilelikte yaşanabilecek meseleleri eksiltmek için tekliflerde bulundu.

Bulantılara karşı beslenmenizi tertip edin

Hamilelik bulantıları genellikle sabah saatlerinde başlar. Özellikle ilk ve çoğul hamileliklerde bulantı ehemmiyetli bir meseledir. Vasati 4-8 hafta arası görülen bulantı, 14-16’ıncı haftaya kadar eksilerek devam eder ve bazen tüm hamilelik müddetince devam edebilir. Bulantıların, alınacak bazı tedbirlerle eksiltilmesi olasıdır. Gün içinde az ve sık yemek yemek, yemekler arasında az akışkan harcamak, katı, kuru, yağsız ve tuzlu yiyecekleri seçim etmek şikayetleri eksiltir. Şayet tatlı ve meyveler bulantı yapmıyorsa, harcanmasında her hangi bir mahzur yoktur. Tuzlu kraker, galeta ve simit gibi gıdalar da bulantıyı bastırabilir. Sabah bulantılarını hafif bir biçimde atlatmak için uyandıktan hemen sonra bu yiyecekler harcanabilir. Sarih çay da bulantının baskılanmasına destekçi olur. Bunun yanında yataktan aniden kalkmamak, güzel olmayan kokulardan ve ağır gıdalardan uzak durmak da bulantıyı önlemeye destekçi olur.

Psikolojik takviye alın

Hamileliğin ilk yarıyıllarında anne adayının asaplı, gergin ve duyarlı bir ruh hali içinde olması banaldir. Zira bu 3 aylık yarıyıl hamileliğe uyarlama sürecidir. Şahıs hamileliğe geçim sağladıkça yavaş yavaş hafifleyecektir. Hemen hemen her bayanı etkileyen bu vaziyet eşlere de yansıyarak kaygılanmalarına yol açabilir. Bu gibi vaziyetlerde daha evvel hamilelik yarıyılı yaşamış yakın etraftan şahıslar ile konuşmak faydalı olacaktır. Şayet bu bir çözüm sağlamazsa, psikolojik takviye alınabilir

Yeterli ölçüde akışkan harcayın

Hamilelik yarıyılında aralıksız idrara çıkma isteği rahimde sihrime ve böbrek işlevlerindeki metamorfoza bağlıdır. Bazen idrar kaçırmalar olabilir. Bu vaziyet genellikle hamileliğin 4’üncü ayından itibaren eksilse de son aşamada tekerrür ortaya çıkabilir. Ancak yaşanan bu farklılıklar sebebiyle netlikle akışkan alımı eksiltilmemelidir. Zira sıhhatli bir hamilelik yarıyılı geçirmek için yeterli akışkan alımı lüzumludur. Lüzum sezildiği her an idrara çıkılmalıdır. Aksi takdirde idrar yolu enfeksiyonları ortaya çıkabilir. Sık idrara çıkma ile beraber yanma ve sızı meselelerinde kesinlikle hekime müracaat etilmelidir.

Baş sızılarını dikkate alın

Baş sızısı ve halsizlik genellikle hamilelikte ortaya çıkan hormonal ve kan dolaşımındaki farklılıklara bağlıdır. Ancak hamileliğin 20’inci haftasından sonra başlayan baş sızıları suçsuz olmayabilir. Bu gidişatta nöroloji uzmanına danışılması önerilir. Baş sızısı sırasında; suratın ön tarafı ve kenarlarına, burun etrafına, gözlere sıcak kompres uygulama sızıyı eksiltebilir. İyi ve balanslı beslenme, dinlenme, masaj, hafif egzersiz ve yürüyüşler şikayetleri en aza indirir.

Kanamaları umursamama etmeyin

Kir stilinde kanamalar hamileliğin her yarıyılında çok ehemmiyetlidir. Hamileliğin ilk 3 ayında oluşan kanamalar implantasyon başka bir deyişle bebeğin rahim içerisine yerleşmesine bağlı olarak ortaya çıkar. Ancak bazen de düşük habercisi olabilir. Zira hamileliğin ilk 3 ayında görülen kanamaların takribî %10’u düşükle sonuçlanmaktadır. Bu gidişatta uzman görüşüne müracaat etilmelidir.