Ateş hastalıkların tanımlanmasında bir uyarıcı

Ateş hastalıkların tanımlanmasında bir uyarıcı

Bebeklerde ve çocuklarda görülen ateş, anne-babaların en sıkıntılı olduğu mevzuların başında geliyor. Central Hospital’dan Çocuk Sıhhati ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Hasan Ünlütürk, “Ateş, hastalığın yalnızca bir parçasıdır. Bu nedenle de ciddi bir gidişat olmadığı sürece beden için bereketli bir uyarandır. Ayrıca ateşin derecesi ile hastalığın şiddeti arasında rastgele bir ilişki de yoktur” diyor.

ateş

Çocukların beden ısısı daha yüksek

Bedenin hayatsal işlevlerini yerine getirilebilmesi için muhakkak bir sıcaklıkta olması gerekir. İnsan beynindeki hipotalamus ön beyin sayesinde iç beden sıcaklığı hakimiyet edilir. Bu nedenle beden klasik koşullar altında dış civarın sıcaklığından çok fazla etkilenmez. Hipotalamus termostat vazifeyi üstlenerek beden ısısını soğuk veya sıcağa karşı balansta meblağ. Klasik beden sıcaklığı 37,2 ile 37,7 derece arasında değişir. Beden sıcaklığının bu kıymetler üzerinde olmasına yüksek ateş denir. Çocukların klasik beden sıcaklığı erişkinlere kıyasla azıcık daha yüksektir. Bu gayet klasik bir gidişattır.

ateş

Ateş bağışıklık sistemini uyarır

Ateşin 2 başlıca vazifeyi vardır. Bunlar bağışıklık sistemini uyarmak ve saldırgan mikroplarla savaşmaktır. Rastgele bir mikrop bedene yerleştiğinde ilk olarak makrofaj büyük yiyiciler olarak adlandırılan hücreler mikropla savaşır. Bu hücreler daha sonra mikrobu yok etmeye başlar. Makrofajlar tarafından uyarılan bağışıklık sistemi de pirojen ateş yapıcı maddenin birleşimlenmesine neden olurlar. Bu nedenle beden sıcaklığında çoğalış yaşanır.

ateş

Terleme, titreme, el ve ayakların soğuması ateş bulgusu

Bedende ateşin yükselmesiyle bazı belirtiler görülmeye başlanır. Titreme, terleme, ellerin ve ayakların soğuması, tüylerin dikenleşmesi ve tiroid uyarıcı hormonun tetiklenmesi gibi vaziyetler ateşin yükseldiğini işaret eder. Ayrıca terleme bedenin kendi kendini soğutma mekanizmalarından biridir. Çocuğun ateşi yükseldiğinde öncelikle üzerinde kalın kıyafetler varsa çıkarılmalıdır. Zira kalın ve hava aldırmayan giysiler beden sıcaklığını dışarı geçirmez ve ateşin daha da yükselmesine neden olur. Çocukta ateş yükselirken titreme olması sıradandır, ateş düşerken de terleme olur.

ateş

Ateşe enfeksiyonlar neden oluyor

Ateşin bir hayli sebebi olabilir ancak en ehemmiyetli faktör genellikle enfeksiyonlardır. Çocuklar yaşamlarının ilk 5-6 seneyi içerisinde çok sık virüs enfeksiyonlarına bağlı ateşli hastalıklar geçirebilir. Çocukların korunma sisteminde bir mesele olmadığı sürece, geçirilen hafif dereceli enfeksiyonlar bağışıklık sistemlerini daha da kuvvetlendirir. Ateşe neden olabilen öbür etkenler ise; ilaçlar antibiyotikler, aspirin vb, aşılar, diş çıkarma, urlar, romatizmal hastalıklar ve transfüzyon tepkinleridir kan nakli tepkimesi.

ateş

Ateş beden için verimlidir

Ateşin öğrenilenin aksine bedene bir hayli verimi vardır. Bunlar; lökosit rakamını arttırma, antikor yapımını artırma, interferon salgısını artırma virüslerin hücrelere saldırmasını temkine, mikropların üremesini yavaşlatma ve bakterilerin demirle beslenmesini yasaklamaktır. Özetle ateş, hastalığın yalnızca bir parçasıdır. Bu nedenle de ciddi bir gidişat olmadığı sürece beden için bereketli bir uyarandır. Ayrıca ateşin derecesi ile hastalığın şiddeti arasında rastgele bir ilişki de yoktur.

Enfeksiyonlarla savaşmak için lüzumlu

Ateş, bedenin enfeksiyonlarla savaşma usullerinden biridir. Çocuğun her ateşi çıktığında hekime gidilmesini gerektirecek bir gidişat olmayabilir. Dikkatli olmak koşuluyla anne-babalar çocuğun ateşini hakimiyet altına alabilir. Ancak bazı gidişatlarda acilen hekim müdahalesi gerekebilir. Çocuğun ateşi koltuk altından ölçüldüğünde 37,5 dereceyi geçiyorsa, kulaktan veya makattan ölçüldüğünde ise 38 derecenin üzerindeyse çocuğa ateş düşürücü verilebilir. Çocuğun ateşi 39 derece ya da üzeriyse veya mukavemetliyse, ılık bir duş aldırılabilir. Ilık suyla nemlendirilmiş havlularla koltuk altı, diz arkaları, dirsek içleri, boyun etrafı gibi büyük damarların yüzeye yakın geçtiği yerlere de kompres yapılabilir. Çocuk 3 aydan daha ufak ise ilk müdahaleden sonra hemen uzman bir hekime müracaat etilmelidir.

Hırpalama yaptırırken hepatite karşı önlemli olun

Hırpalama yaptırırken hepatite karşı önlemli olun

Acıbadem Ankara Sağlık Kurumu Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Hakan Kutlu, millet arasında hepatitler hakkında öğrenilen yanlışları anlattı. Son zamanlarda hırpalama modasının yaygınlaştığına dikkat sürükleyen Kutlu “Hırpalama için kullanılan iğnelerin muhtemelse tek kullanımlık olmasına dikkat ediyoruz” dedi.

Hepatit hakkında birbirinden özel söylemelerde bulunan Dr. Kutlu, “En ehemmiyetlileri Hepatit A, Hepatit B ve Hepatit C. Özellikle Hepatit A, çocukluk çağında genelde ateşli bir hastalık geçirdiğimiz, erişkinlikte çok daha şiddetli hatta karaciğer yetmezliğine kadar gidebilen, sarılığa gidebilen ve genelde de temas yoluyla bulaşabilen bir virüs. Ancak bizim için en ehemmiyetlisi, ülkemiz için en zahmetli olan Hepatit B ve C virüsleri. Hepatit B ve C genelde ulusumuz tarafından yanlış öğreniliyor. Sanki Hepatit B’ymiş de Hepatit C’ye çevirmiş gibi değişik bir inanış var. Hepatit B ve C virüsleri değişik virüslerdir. İkisi de kendine has hepatitler yaparlar ama değişiktirler.

Hepatit B özellikle kan ve cinsel yolla, Hepatit C de başlıca kan yoluyla daha seyrek de cinsel yolla bulaşabilir. Her iki hepatit türü de çok ender olarak son zamanlarda moda olan hırpalama yaptırma, onun dışında operasyon civarlarında şayet sterilite uygun yapılmıyorsa yeniden pedikür, manikür özellikle kadınların çok uğradığı berber ve kuaförlerden de bulaşabiliyor. Böyle hadiselerimiz de var. Hepatit B ve C karaciğere yerleşen bir mikrop. Karaciğer şayet rehabilitasyon edilmezse, takip edilmezse karaciğer yetmezliği yapabilen bir mikrop ileri düzeylerde ve hatta karaciğer kanserine, siroza götürebilen bir mikrop” biçiminde konuştu.

Taşıyıcı hastalar da tehlike altında

Hepatit B için yanlış bir algının olduğunu söyleyen Dr. Kutlu, “Hepatit B, bayağıda iki biçimde olur. Genel itibariyle söylersek taşıyıcılık ve kronik faal hepatit biçiminde. Taşıyıcıları genelde ulusumuz ‘bu mikrobu ben taşıyorum, bana hasar vermiyor yalnızca kan vermeme mani’ gibi düşünüyorlar ama biz taşıyıcılığı bu mikrobun karaciğerde uykuda olduğu biçiminde tanım edebiliriz. Ama uyanmayacağı anlamına gelmiyor. Beş gün sonra da uyanabilir beş sene sonra da uyanabilir ve karaciğer yetmezliği yapıncaya kadar bulgu vermeyeceği için hastalar bunu ‘bende bir şikayet yok, o surattan hekime de gitmeme gerek yok’ diyorlar ve en son safhada geliyor genelde bu taşıyıcı hastalar. Taşıyıcı hastalar da tehlike altında o surattan kesinlikle hepatitle alakalı bir hekimleri olmak zorunda. Ve hekimleri değişik bir şey söylemediği sürece en az 6 ayda bir kesinlikle hakimiyetlerini yaptırmalılar. Şayet bu mikrop etkinleşmişse, uyanmışsa o zaman da rehabilitasyon açısından değerlendirilecektir zati hekimleri tarafından” ifadeleri kullandı.

Hepatit C için çok zaferli rehabilitasyonlar sürdürüyoruz

Dr. Kutlu, hastalığın rehabilitasyon düzeyi ile alakalı da şu bilgileri verdi: “Yeni rehabilitasyon alternatiflerimiz var Hepatit C ve B için. Özellikle Hepatit C son zamanlarda çok daha basitleşti, yüzde 90-95’e varan rehabilitasyon talihi olan yeni ilaçlarımız geldi. Evvelden Hepatit C’nin rehabilitasyonu çok daha güç, uzun süren bir rehabilitasyondu ve zafer oranı çok yüksek değildi ama Türkiye’ye yeni gelen ilaçlar artık kullanılmaya başlandı. Çok zaferli rehabilitasyonlar sürdürüyoruz Hepatit C için. Hepatit B’de de yeniden rehabilitasyon alternatiflerimiz var, zafer oranlarımız Hepatit C kadar yüksek olmasa da en azından bu mikrobun karaciğere hasar vermesini bu ilaçlarla yasaklıyoruz diyebiliriz ve bir kısım hastada da tamamen bedenden atabiliyoruz Hepatit B’yi. Rehabilitasyonu olmayan bir hastalık gibi düşünmemek gerekiyor, her hepatit hastasının B ve C olsun kesinlikle bir hekimi olmak gidişatında ve 6 ayda bir şikayetleri, hakimiyetleri olsun, olmasın gitmek vaziyetindeler” dedi.

Tırnak makasına törpüye dikkat

Hepatit B taşıyıcılarının aile abonelerinin de kesinlikle Hepatit B açısından taranmaları henüz bulaşmadıysa da aşı yapılabileceğini kaydolan Dr. Kutlu, “Aşı yapıldığı takdirde bulaşma olasılığı yok, korunabiliyoruz. Özellikle şu an yeni bir aşı programı ile yeni jenerasyon aşılı ama eskiki jenerasyonlarda aşısız hadiselerimiz var. Onları da 3 doz aşıyla Hepatit B’ye karşı gözetebiliyoruz. Kanamayla bulaştığını söylemiştik, aynı aile içerisinde tırnak makası, törpü, diş fırçası bunların ayrı yerlerde yakalanması çok ehemmiyetli. Eliniz kesilir, bir yere kan damlarsa burayı çamaşır suyu ile silmeniz yeterli ama taşıyıcı olsun veya hastalansın en büyük kasveti kendilerini çok sürüklemeleri. Aile aboneleri arasında bulaşabileceği fobisi sebebiyle kendi çocuklarına dahi sarılamayan hastalar var ama bu öpmekle, sarılmakla bulaşabilen bir hastalık değil, kan ve cinsel yolla bulaşan bir hastalık. Bu olmadığı sürece rastgele bir biçimde bulaş mevzubahisi değil. O surattan kendilerini sürüklemelerine gerek yok hastalarımızın. Bu mevzuda özellikle hastalarımız arasında çok yaygın gördüğümüz bir vaziyet. Son zamanlarda hırpalama modası çok yaygın illa yapılmasın demiyoruz ama yapılacaksa da en azından pak bir yer olduğundan emin olmak vaziyetindeyiz. Hırpalama için kullanılan iğnelerin muhtemelse tek kullanımlık olmasına dikkat ediyoruz. Bayanlar da manikür ve pedikür yaptırırken en azından kendi setlerini kuaförlere vermeliler. Herkesin kullandığı setlerle yapılmaması ehemmiyetli bence. Bunlara dikkat edebiliriz” diye söyledi.

Elinizin altındaki ”bakteri yuvası”

Elinizin altındaki ''bakteri yuvası''

Asırlardır sıhhat ve hijyen için kullanılan kalıp sabunların, bütün bir bakteri yuvası olduğunu öğreniyor muydunuz?

Amerika’da muhtelif marka, boy ve özelliklere sahip kalıp sabunların üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, kalıp sabunların üzerinde sanılandan çok daha fazla bakteri olduğu ortaya konuldu. Hijyen için kullanılan kalıp sabunlar kullanımdan sonra ıslak ve mikroplu kalarak, bakteri üretiyor. Zamanla bu bakteriler sabunların üzerinde yuva yaparak, derinlere popülasyon ediyor. Siz ellerinizi yıkadığınızda arındığınızı sanırken gerçeğinde daha çok lekeliyorsunuz.

Ulusa sarih yerlerde kullanılanlar daha riskli

Uzmanlar ulusa sarih yerde kullanılan kalıp sabunların, olağan kalıp sabunlara mukayeseyle daha lekeli olduğunu söylüyor. Olası mevki kalıp sabun kullanılmamasını öneren bilim adamları, kullanmak zorunda kalınıldığında 20- 30 saniye su altında yakalanması gerektiğini söylüyor.

Bu ihtiyatlar kış hastalıklarını kovar

Bu ihtiyatlar kış hastalıklarını kovar

Havaların soğumasıyla beraber kapalı alanlarda kalmak kaçınılmaz oluyor. Kalabalık civarlarda toplanan insanlar mikroplara maruz kalıyor. Bu mikroplar daha evvel bulaşmayı ve solunum sistemi içinde artmayı muvaffak oldukları insanlardan civara saçılıyor. Aynı mekanda bulunan öbür şahısların soluduğu solukla bulaşan mikroplar soğuk algınlığı, nezle ve gribi birliktesi getiriyor. Memorial Şişli Sağlık Kurumu KBB Bölümü’nden Op. Dr. Kemal Demir, kış hastalıklarından korunmak için alınması gereken tedbirleri anlattı.

hasta

Bağışıklığınızı kuvvetlendirerek mikroplarla savaşın

Hemen herkesin nezle, grip, soğuk algınlığı, üşütme, şifayı kapma gibi ifadelerle bildiği ve yaşadığı bir tablo vardır ki bunlara genel ismi ile akut üst solunum yolu enfeksiyonu denilmektedir. Bu hastalıklara neden olan mikroorganizmalar başka bir deyişle mikroplar da tüm canlılar gibi yaşamda kalma ve cinslerinin devamını getirme çabası vermektedir. Doğru usul mikroorganizmaları dünyadan silmeye çalışmak değil, hayat alanlarındaki rakamlarını eksiltmek, riskli olacakları seviyede artmalarına mani olmak ve eforlu bir bağışıklık sistemine sahip olmaktır.

Bulgular şiddetleniyorsa kesinlikle hekime gidin

Solunum yolu enfeksiyonları güz ve kış mevsimlerinde daha sık görülmektedir. Bulaşma genellikle kapalı ve kalabalık civarlarda asıllaşmaktadır. Mikroplar bulaşacakları insanı seçmezler. Şahsın hastalanma olasılığı; bireye bulaşan mikroorganizmaların ölçüyü ile çoğalmakta, bağışıklık sisteminin korunma hüneri ile eksilmektedir. Şayet hastalık bulguları hafif ve yeni başlamışsa şahsın atlatma bahtı yüksek olabilmektedir. Ancak,

– Bulguların şiddeti çoğalış gösteriyorsa,

– Çoğalmıyor ancak gevşememekte ısrar ediyorsa,

– Başka uzuv ve dokuları da tesir altına almaya başladıysa,

– Başka bir sıhhat meseleyi suratından bireye hekimi “Siz kesinlikle her soğuk algınlığında hekime gidin!” dediyse,

– Soğuk algınlığı şikayetleriniz, hekime gitmeden iyileşmiyorsa,

Şahsın zaman kaybetmeden soğuk algınlığının teşhisini netleştirilmesi, rehabilitasyon programına alınmak için kesinlikle bir uzmana tetkik olması gerekmektedir.

grip

Dikkat faktörüz gerekenler

Bu hastalıklardan korunmak ve tutulmamak başka bir deyişle mikroorganizmaların barınmasını, yeni insanlara bulaşmasını yasaklamak için:

– Toplu halde süre geçirilen etrafları iyi havalandırmak,

– Günde vasati 10 kadeh su içmek,

– Bedene uyku yetersizliği yaşatmamak,

– Balanslı beslenmeye dikkat etmek,

– Sık sık el yıkamak ehemmiyetlidir.

Tüm bunlara ek olarak şahsın; beden yapısına uygun seçilmiş, lüzumlu ön eğitimlerin alındığı, acemi de olsa bir atletik egzersiz alışkanlığı olması zorunludur. Bu egzersizlerin bir hobi ya da boş zaman etkinliği gibi değil, hayat rutini olarak özümsenmesi gerekmektedir. Burada ehemmiyetli olan bu ihtiyatların iyileşmek için değil, hasta olmamak için alındığının şuurunda olabilmektir.

yoğurt

Doğru yiyecekler ve istirahat iyileştiriyor

Tam bu ihtiyatlar alınıp yeniden de hastalanıldıysa iyileşmek için bazı ehemmiyetli mevzulara dikkat edilmelidir.

– Yoğurt ve öbür süt mahsulleri harcanmalı,

– Günde 4 – 5 kadeh su, bir o kadar da nebat çayı çok sıcak olmaması koşuluyla içilmeli,

– Az ama sık olarak narenciye, nar, kivi, öbür meyveler ve kuruyemişler yenmelidir.

– Soğan ve onun gibi ham harcanan yeşillikler ve hatta kimi baharatlar bağışıklık sistemini destekleme mevzusundaki zaferini kanıtlamış gıdalardır.

– Natürel ve olası olduğunca işlenmemiş ve yoğun lif içerikli beslenme, uzmanlarca önerilmektedir.

– Vücutsal enerjiyi doğru kullanmak, iyileşme sürecinde uykuya klasikten daha fazla zaman ayırmak gerekmektedir. Şikayetler şiddetlendikçe istirahate olan lüzum çoğalmaktadır.

– İyileşme sürecinde sıcak ve soğuk civara göre elbise tercihinin de doğru yapılması gerekmektedir.

Verem yalnızca akciğerleri tehdit etmiyor

Verem yalnızca akciğerleri tehdit etmiyor

Sık yaşanan idrar yolu enfeksiyonları, ateş ve halsizlik, idrarda kan görülmesi… Tüm bu bulgular, böbrek veremine işaret edebilir. “Verem, başka bir deyişle tüberküloz millet arasında öğrenilenin aksine sadece akciğerlerle alakalı bir hastalık değildir ve böbreklerde de ortaya çıkabilir” diyen Memorial Bahçelievler Sağlık Kurumu Bevliye Bölümü’nden Op. Dr. Doğukan Sökmen, böbrek ve idrar yollarında da sık görülen ancak tanısı genellikle efor olabilen verem hastalığı ile rehabilitasyon usulleri hakkında bilgi verdi.

Tüberküloz sadece akciğerleri tehdit etmiyor

Verem taklit hüneri en galibiyetli mikroptur

Verem hastalığının etmeni “Mikobakteryum tüberkülosis” ismi verilen mikrop olarak öğrenilmektedir. Akciğerler için erken yapılan aşı ve mevcut rehabilitasyonlar ile son yarıyıllarda çok gündemde olmasa da, mukavemetli mikroplarla böbrekte ve idrar yollarında yine görülme olasılığı bulunmaktadır.

Tüberküloz sadece akciğerleri tehdit etmiyor

Bağışıklık sisteminden zayıflığından yararlanıyor

Akciğerle alakalı olmayan tüberküloz hastalığı, tüm hadiselerin %10’unu içermektedir. Bu %10’luk kısmın %30-40’ını böbrek ve idrar yolları veremi oluşturur. Böbreklere ve cinsel uzuvlara veremin dağılması, dışarıdan alınan mikrobun kan ve lenf yoluyla bedende dağılması ile reelleşir. Başka Bir Deyişle, verem metastaz yapan bakteriyel bir enfeksiyondur. Verem mikrobu alındıktan sonra ya enfeksiyon oluşturur ya da pasif hale kazanç. Pasif hale gelen mikrop odakları uzun seneler sonra kanser hastalarında, bağışıklık sistemini baskılayan AIDS gibi hastalıklarda, kemoterapi gibi beden mukavemetini düşüren vaziyetlerde ve kortizon kullanımında yine etkinleşerek böbrek, prostat gibi öteki iç uzuvlarda hastalık oluşturur. Böbrek dışında yeniden faize ve boşaltım sisteminin öteki uzuvlarında da görülebilen bu hastalık; böbreküstü bezi, mesane, testis, prostat ve iç idrar kanallarında da meselelere neden olabilir.

Tüberküloz sadece akciğerleri tehdit etmiyor

İdrar yolları ve böbrek vereminin bulgularını dikkate alın

İdrar yolları veya böbrek veremi pek çok farklı belirti ve bulgular ile ortaya çıkabilir. Hastada özellikle söylenemeyen işeme bozuklukları ve idrar kültüründe ispatlanmayan enfeksiyon bu hastalığın habercisi olabilir. Aralıksız idrar yolu enfeksiyonu olan birinde yapılan idrar kültürleri hep olumsuz çıkıyorsa ve buna karşın hastanın şikayetleri kronik olarak devam ediyorsa idrar yolu veremi akla gelmelidir.

Tüberküloz sadece akciğerleri tehdit etmiyor

Erkeklerde daha çok görülüyor

Bu hastalık erkeklerde bayanlara oranla iki kat daha yaygın görülür ve genellikle 40’lı yaşlarda ortaya çıkar. Bel sızısı ve idrarda kanama, böbrek veremli hastaların 3’te 1’inde görülen ciddi bir bulgudur. Hastalığı daha da ilerlemiş olan hastalarda; ateş, iştahsızlık, kilo kaybı, gece terlemeleri gibi genel bulgular da tabloya ilave edilir.

Erken tanı hem şikayetleri hem de daha ciddi problemleri önlüyor

Hastalığın tanısında hastanın hikayesinin alınması ve tetkik dışında; sabah alınan idrar misallerinde bakteri tespiti yapılır, idrarda bakteriyi araştırmaya bağlı kültürlere bakılır ve özel tanı testleri PCR yapılır. İlaçlı böbrek filmi, tomografi; hatta lüzumluysa idrar yollarına endoskopi sistoskopi yapılarak alınan parçaların araştırılması neticeyi tanı konulabilir. Rehabilitasyonda en ehemmiyetli adım, erken tanı konulup rehabilitasyona başlanmasıdır. Rehabilitasyon sırasında uzun yarıyıl ilaç kullanımının yanında etkilenen kısmın cerrahi olarak çıkartılması ve zararlı bölgeyi düzenlemeye müteveccih rehabilitasyonlar da düşünülmelidir. Böbrek vereminde bireye özel rehabilitasyonların uygulanması ehemmiyetlidir.

Veremden korunmak için dikkat edilmesi gerekenler

Veremden korunmak için dikkat edilmesi gerekenler

Yakın zamana kadar amansız hastalık olarak öğrenilen tüberküloz başka bir deyişle verem, hala dünyada en sık görülen enfeksiyonlar arasında. Bağışıklık sistemini negatif güzergahta etkileyen stres ve kasvet hatta zayıflamak için uygulanan şok perhizler bile tüberküloz hastalığının ortaya çıkmasına sebebiyet verebiliyor. Memorial Şişli Sağlık Kurumu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nur Dilek Bakan, “24 Mart Dünya Verem Günü” evveli verem hastalığı ile alakalı dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.

Hastalık hayati tehlikeye yol açabiliyor

Verem mikrobunun neden olduğu hastalık, dünyadaki en yaygın enfeksiyonlar arasında yer almaktadır. Solunum yolu ile bulaşan verem, bedenin her bölgesinde tutunabilmekle beraber, en sık akciğerlerde görülmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2014 bilgilerine göre; dünya popülasyonunun 1/3’ine verem mikrobunun bulaştığı öğrenilmektedir. Mikrobun bulaştığı 9,6 milyon bireyin hastalığı geçirdiği bildirilirken, 1,5 milyon şahıs verem veya ilişkili rahatsızlıklardan dolayı yaşamını kaybetmiştir.

Mikrop bedende senelerce yatabiliyor

Hastalık, en sık genç yetişkin yaş grubunda görülmekle beraber, her zaman ortaya çıkabilmektedir. Mikrobun bulaştığı herkes verem hastalığını geçirmemektedir. Çocukken alınan verem mikrobu, bağışıklık sistemi tarafından baskılanabilmektedir. Uyku gidişatına geçen ve artamayan verem mikrobu daha sonraki senelerde bağışıklık sisteminin bozulması ile tutuşabilmektedir. Hastalık genellikle suskun başlangıç göstermekle beraber, değişik bulgular vermektedir.

Genellikle;

– Uzayan öksürük
– Balgam çıkarma
– Gece terlemeleri
– Zayıflama
– Değişken ölçüde kan tükürme gibi bulgular görülmektedir.

Bulgular değişik hastalıklara bağlanarak hekime geç müracaat etilebilmektedir. Rehabilitasyon için hiçbir zaman geç kalınmadığı, mevcut ilaçlarla veremin rahat bir biçimde rehabilitasyon edilebileceği unutulmamalıdır.

şok diyet

Şok perhizler tüberküloza neden olabilir

Verem hastalığı genellikle bağışıklık sisteminin zayıfladığı gidişatlarda ortaya çıkmaktadır. Makûs hayat şartları ve beslenme kumpası yanlış olan şahıslar tehlike altındadır. Beden mukavemetini düşürüp verem hastalığının ortaya çıkmasına neden olabilen şok perhizlerden uzak durulmalıdır. Bununla beraber verem; çocuklar, yaşlılar, bağışıklık sistemini zayıflatan hastalıkları geçirenler ve bununla alakalı bazı ilaçları kullananlar, uzuv nakli olmuş hastalar, AIDS hastaları ile kot kumlama emekçilerinde görülebilmektedir.

Yurtta kalan talebelerden birbirlerine bulaşabiliyor

Solunum yolu ile bulaşan verem hastalığı; paylaşılan çatal, bıçak, elbise veya besinler ile dağılmamaktadır. Hastanın öksürerek ya da aksırarak etrafa vazgeçtiği mikropların başkaları tarafından solunması, hastalığın bulaşmasına neden olduğu için talebe yurtları ve kışlalar gibi kalabalık hayata alanları daha tehlikelidir. İmtihan yarıyılında uykusuz kalan ve makûs beslenen talebelerin de beden mukavemeti düşmektedir. Bu yarıyılda rastgele bir biçimde bedene alınan mikrop basitlikle hastalığa yol açabilmektedir. Toplu taşıma taşıtları çok uzun süreli kullanılmadığı için buralarda hastalığın bulaşma olasılığı daha cılız olarak görülmektedir. Etrafa salınan mikrop ve bu alanda bireylerin geçirdiği vakit, hastalığın dağılmasında ehemmiyetlidir.

Stres ve sıkınt

Stres ve kasvetten uzak durulmalı

Stres ve kasvet bağışıklık sistemini negatif etkiliyor. Bitkinlik, fazla stres ve külfetli bireylerde daha öncekinden ince hastalık olarak adlandırılan veremin ortaya çıkma olasılığı yüksektir. Bununla beraber güçleşen hayat şartlarının birliktesi getirdiği stres ve makûs beslenme, konut bayanlarının da vereme tutulma tehlikesini artırmaktadır.

Hasta yakınları da hakimiyet edilmeli

Verem teşhisi konulan bir bireyin ailesi ve en yakınındaki şahıslar hastalık bakımından taramadan geçirilmelidir. Verem mikrobu bulaşan bir şahıs rehabilitasyona alınırken mikrobun bulaşmadığı aile bireylerine gözetici ilaçlar verilmektedir. Hastanın maske takması, mikrop yayılımını yasaklamak ismine oldukça ehemmiyetlidir. Bununla beraber rehabilitasyona başlanmasıyla beraber dağılan mikrop oranı büyük oranda eksilmektedir.

Natürel besinlerle beslenin

Tüberküloz hastalığının dağılmasını önlemede en ehemmiyetli iki etmen; erken tanı ve süratli rehabilitasyondur. Zorunlu ilaç rehabilitasyonu yarım vazgeçilmeden bitirilmesi gerekmektedir. Bağışıklık seviyesini yükseltmek için natürel beslenmek ve ani zayıflamalardan uzak durmak ehemmiyetlidir.

Kış hastalıklarına tutulmamak için yapmanız gerekenler

Kış hastalıklarına tutulmamak için yapmanız gerekenler

Kış aylarına girilirken çoğalış gösteren soğuk algınlığı ve grip gibi viral enfeksiyonlarda burun pakliği ön tasarıya çıkıyor. Uzmanlar hastalıklara tutulmamak için burun pakliğinin sık sık yapılması gerektiğine dikkat sürüklüyor. Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Selahattin Türkoğlu, kış aylarının gelmesiyle yaşanan hava farklılıklarının hastalıklarıın da çoğalmasına neden olduğunu belirterek, hastalıklar ve evvelinde dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.

Öncelik burun pakliği olmalı

44 yılllık hekimlik yaşamı süresince, insanlara aralıksız burun pakliği yapmaları önerdiğini belirten Türkoğlu, “Mikroplar öncelikle solunum yollarından insan bedenine giriyor. Burada en ehemmiyetli uzuv ise burun. Burundan giren bakteriler, bir zaman sonra bedende grip gibi hastalıklara yol açıyor. Bu sebeple kış hastalıklarına tutulmamak için burun pakliğinin bir hayat şekli haline getirilmesi gerekiyor. Çocuklara eğitimde minik yaşlardan itibaren burun pakliğinin ehemmiyetinin anlatılması gerekiyor.Toplum olarak hasta olmadan evvel ne yazık ki burnumuzu deviremiyoruz. bu da gerçekten ehemmiyetli hastalıklara yol açabiliyor. Burun pakliği günlük biçimde musluk suyuyla rahatlıkla yapılabilir.” dedi.

İşte hasta olmamak için yapılması gerekenler:

– Sık sık burun ve ağız pakliği yapın
– Gün içerisinde bol su harcayın
– Hasta şahıslarla tokalaşma sarılma gibi hareketlerden uzak durun
– Kalabalık civarlardan muhtemel olduğunca uzak durun
– Elllerinizi gün içerisinde sık sık yıkayın
– Mevsimine uygun bol bol meyve-sebze harcayın

Grip aşınızı oldunuz mu

Grip aşınızı oldunuz mu

Güz aylarına girilmesiyle beraber hava sıcaklıklarının değişmeye başlaması ve kapalı mekanlarda daha fazla zaman geçirilmesi bazı solunum yolu enfeksiyonlarına karşı hazır olmayı gerektiriyor. Bu yarıyılı hastalanmadan geçirmek için alınacak önlemlerin başında da grip aşısını yaptırmak geliyor. 6 aydan büyük olan herkesin, her sene grip aşısı olması gerektiğini belirten Emsey Hospital Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Çağrı Corayev, aşı uygulamasının en iyi zamanının kış evveli başka bir deyişle Eylül ayından itibaren yaptırılması gerektiğini söyledi. Aşıyı özellikle yüksek tehlikeli olan gruplar içinde bulunan 6 ay ve 4 yaş arasındaki çocukların, 50 yaş ve üzeri şahısların, gebelerin, kronik hastalığı ve bağışıklık problemi olan şahısların yaptırmasının ehemmiyetine vurgu yapan Dr. Corayev, grip aşısının neden yapılması gerektiğine, yan tesirlerine ve grip aşısının kendisinin gribe neden olduğu algısı üzerine merak edilenleri anlattı.

Grip aşısı sizi ve etrafınızdaki şahısları korur

Grip aşısı yaptırmanın şahısları gözetmenin yanı gizeme etraftaki öbür bireyleri de hastalanmaktan gözettiğini belirten Dr. Çağrı Corayev, şöyle konuştu: “Grip aşısı olmak sizi hastalanmaktan gözetmenin yanı gizeme etrafınızdakileri de korur. Aşı olduğunuz halde hastalanırsanız da hastalığı hafif atlatırsınız başka bir deyişle aşı sizi hastalığın ağır ve ölümcül komplikasyonlarına gözetir. Bazı senelerde aşı öbür senelere kıyasla daha tesirli olur. Zira aşı, virüsün yapacağı genetik değiştirme hücumu sanki bir satranç hücumu gibi hipotez edilerek geliştirilir. Doğru hipotez edilememesi aşının tesirini düşürür.”

Nezlede grip aşısı tesirli değildir

Grip aşısının gribe neden olduğuna dair bazı şikayetlere de değinen Dr. Corayev, bu vaziyeti şöyle söyledi: “Kimileri grip aşısı olduktan sonra hasta olduklarını, bunun grip aşısı suratından olduğunu ve dolayısıyla aşının bereketinin olmadığını düşünüyorlar. Bu bir hatadır. Genellikle aşı olmadan evvel grip veya başka virüsün neden olduğu hastalığın başlamış olması bu kusurun nedenlidir. Zira aşının daha az tesirli olduğu senelerde dahi hastalığı rahatlattığı, ciddi ve ölümcül karmaşıklıklara karşı gözettiği gösterilmiştir. Ancak “Nezle” denilen grip virüsünden değişik mikroorganizmaların neden olduğu grip eşi hastalıkta grip aşısı tesirli değildir.”

Grip aşısının yan tesiri ender görülür

Genellikle grip aşısının ciddi bir yan tesirinin bulunmadığını belirten Dr. Corayev, çok seyrek de olsa aşının uygulandığı yerde kızarıklık, hafif şişkinlik, sızı, hafif ateş, hafif döküntü, baş veya beden sızısı, çok çok seyrekte olsa alerji gibi yan tesirlere neden olabildiğine sözlerine ilave etti.

Bağışıklık sistemini güçlendiren yiyecekler

Bağışıklık sistemini güçlendiren yiyecekler

Tarım İlaçları ve Ağır Metallere Karşın Bağışıklık Sistemi Mucizesi Bağışıklık sisteminin esasını tüm bedene dağılan beyaz kan hücrelerinin oluşturduğunu belirten Uzm. Dr. Aşkın Nasırcılar, “Bu hücrelerin ana vazifeleri, hücrelerde oluşan problemleri tespit etmek ve hücrelere saldıran mikroplarla savaşmaktır. Sıhhatlı bir şahısta bu süreç hatasız biçimde işlerken, bazı iç ve dış etkenler bu süreci negatif etkileyebilir. Misalin, çağdaş dünyada tarım ilaçları ve ağır metallerin bağışıklık sistemi problemlerine yol açtığını biliyoruz” diye konuştu. Bağışıklık sistemi; bedenimizi bakteri, virüs, mantar gibi makûs mikroskobik canlılardan gözeten, hormonlar ve asap sistemine tesir eden bir mekanizmadır.

Nasırcılar, “Tüm metabolizmayı hatta psikolojiyi etkileyen bağışıklık sisteminin sıhhatli olması; sindirimi basitleştirir, cildi parlaklaştırır, enerji seviyesini yükseltir ve daha pek çok pozitif tesir sağlar” dedi. Bağışıklık Sistemi ve Sıhhatinizi Tertip Etmek için 2 Adımı Takip Edin İyi çalışan bir sindirim sistemi, bağışıklık problemlerini önlemek için kesinlikle lüzumludur.

1-İletken bağırsak belirtisini iyileştirin

Sindirim sisteminde ince bağırsak hücreleri arasında çok sıkı bağlar bulunur. Klasikte yiyecekler ve hasarlı maddeler buradan kana geçemez. Yiyecekler villus dediğimiz tüysü uzantılar ile hücre içine alınır ve işlendikten sonra kana verilerek karaciğere yönlendirilir. Bu sıkı iletişimler bozulduğunda bakterilerin, mikrop mahsullerinin ve hasarlı maddelerin hücreler arasından doğrudan kana karıştığını belirten Uzm. Dr. Aşkın Nasırcılar, “İşte bu gidişata İletken Bağırsak Belirtiyi diyoruz. Dünyada milyonlarca şahısta bulunan bu belirtiyi yaşayanların çoğu tanı almamış gidişatta. Adına bakıca sanki yalnızca sindirim sistemini etkileyen bir rahatsızlık gibi düşünülebilir oysa bir hayli sıhhat problemi ile ilişkilidir.” dedi.

İletken Bağırsak Belirtisine bağlı olarak;

– Yiyecek allerjileri

– Enerji azlığı ve kronik bitkinlik

– Eklem meseleleri

– Tiroid rahatsızlıkları

– Bağışıklık sistemi meseleleri gibi, hastalıklar görülebileceğini belirten Nasırcılar, “İyi haber, bakteri ve zehirli maddelerin kana rahatça geçmemesi için sıkı iletişimleri onarabilecek usullerin olması. Bu anlamda en ehemmiyetli silahımızsa yediklerimizi değiştirmek diyebilirim.” diye konuştu.

Harcanmaması gereken yiyecekler

– Şeker ve suni tatlandırıcılar

– İşlenmiş ve mikrodalgadan geçirilmiş yiyecekler

– Hidrojenlenmiş yağlar Soya, kanola ve darı yağı eklem ve hücre cerahatine yol açabilir. İyi yağ kapsayan hindistan cevizi, zeytinyağı veya allerjiniz yoksa fıstık yağı seçim edin. Organik tereyağı veya sade yağ sindirim sistemine hafifletir, bağışıklık sistemi için muhteşemdir.

2. Probiyotikten zengin beslenin

Bağışıklık sistemi sıhhati için D ve C vitaminlerinin ehemmiyetine değinen Uzm. Dr. Nasırcılar, “Vitaminler kadar ehemmiyetli hatta daha ehemmiyetlisi probiyotikten zengin beslenme diyebilirim. Probiyotikler başta sindirim olmak üzere sıhhate ehemmiyetli tesirleri olan canlı bakteri ve mayalardır. Yiyeceklerin hazmedilmesinde, bağırsak detoksunda, bağışıklık sisteminin balansı ve dayanağında ehemmiyetli vazifeleri vardır. Son senelerde yapılan bir istif akademik çalışmayla iyi bakteri azlığının başta otoimmün rahatsızlıklar olmak üzere bir hayli kronik hastalıkla ilişkili olduğu gösterilmiştir.” dedi.

En iyi probiyotik yiyecekler

– Fermente Sebzeler Özellikle turşular

– Fermente Sütler Kefir, yoğurt ve özellikle keçi yoğurdu

– Kombucha Çayı

– Kemik Suyu

Güçlü bir sindirim sistemine sahip olunsa dahi bağışıklık sistemini kuvvetlendirmenin sıhhatiniz üzerindeki faydalarına değinen Aşkın Nasırcılar, “Her ne kadar dikkat etseniz de harcamanız gerekenler ile sakınmanız gerekenleri müthiş biçimde her gün uygulamak muhtemel değildir. Bu sebeple yüksek nitelikte irini önleyen yardım mahsuller almanız da ehemmiyetli.” dedi.

Uzm. Dr. Nasırcılar, “Ekinezya, Mürver, Astralagus kökü, Zencefil kökü, Ginseng, D Vitamini ve Oregano gibi mahsullerin takviye mahsuller olarak günlük perhize ilave edilmesi halinde bağışıklık sistemine ehemmiyetli bir yatırım yapılmış olacaktır.” diye konuştu.

Sıhhatlı sindirim kanalı ile bağışıklık sistemi arasındaki iletişime değinen Nasırcılar, “Enerjinizi çoğaldırarak kronik bitkinlikten kurtulmak, hastalıklarla savaşmak ve otoimmün hastalıklarla başa çıkmanın yolu bağırsaklardan geçiyor. Bugün otoimmün rahatsızlığa sahip hastalarda sindirim kanalının ve burada yaşayan bakterilerin sıhhatli fertlerden değişik olduğunu öğreniyoruz. Son senelerde bunu ortaya koyan pek çok akademik çalışma yapıldı. Binlerce sene evvel fark edildiği gibi “Ne yersen, O’sun” lafı günümüz içinde bilimsel bir hakikat olarak karşımıza çıkıyor. Sıhhatlı bir ömür için beslenme şeklimiz ve yaşam stilimiz en ehemmiyetli değişken olarak görünüyor.” biçiminde konuştu.

Sıhhatlı ye, sıhhatli ol…

Cep’teki mikrop yatağa düşürüyor

Cep'teki mikrop yatağa düşürüyor

Amerika Birleşik Devletlerinin Indiana eyaletindeki Muncie Laboratuvarları’nda yürütülen araştırmalarda, uslu telefonların hastalıklara karşı bünyeyi zayıflattığı ortaya konuldu. Test edilen sekiz telefonda, 2 bin 700 ila 4 bin 200 birim sıcak civarlarda sık tesadüfülen “koliform bakterisi” tespit edildi. Bu oran, 100 miligram, başka bir deyişle yarım kadeh suda kabul edilebilir koliform bakterisi oranınının çok üstünde çıktı. Vasati bir telefonun rastgele bir tuvalet kapısında olduğu kadar mikrop taşıdığı tanımlandı.

Cep telefonlarındaki mikroplar, klavyeler, anahtarlar, kalemler ve ahizeli telefonların üzerindeki mikrop cinsleriyle aynı. Fakat uzmanlar, telefonların bu cins mikropları taşıyan değişik aygıtlara göre daha riskli olduğuna dikkat sürüklüyor. Çünkü, telefonlarla daha yakın ve uzun süreli temasta bulunulduğundan mikropların bulaşma sürati yükseliyor. Dolayısıyla, grip, ishal ve göz enfeksiyonlarına kadar bir hayli hastalığın tetiklenmesinde cep telefonları ehemmiyetli rol oynuyor. Uzmanlar bu gidişatı, telefonların kullanımı sırasında kulak, burun ve ağza çok yakın yakalanarak üzerindeki mikropların bedene en basit yoldan girebilmesine söylüyor. Koliform bakterisi telefonun ısısı sayesinde kendine hayat etrafı sağlayabiliyor.

Page 1 of 31 2 3