Cinsel ilişki migreni tetikliyor

Cinsel ilişki migreni tetikliyor

Erkeklere göre bayanlarda üç kat daha fazla görülen migren tüm dünyanın çözülemeyen kronik meseleyi. Geldiği zaman insanı 4 saatten 72 saate kadar iş göremez hale getirebilen migreni tetikleyen 18 neden var.

İşte o nedenler…

Aura

Migrene sahip bazı insanlar aura tecrübeyi yaşar. En yaygın auralar; titrek ışıklar, noktalar ya da çizgiler gibi görseldir. Minik tırtıklı çizgiler, çapraz çizgiler, hareket eden dalgalı çizgiler görebilirsiniz. Aura migren başlangıcı evveli son 5 dakika ile bir saat arasında görülebilir. Bazı hastalar migren tipi baş sızısını aurasız yaşarlar. Veya migren sızısı sürüklemeden yalnızca aura görebilirler.

Bunalım, asaplılık, coşku

Bunlar migren bulgusu olabilir. Bazı hastalar çok depresiftir veya aniden nedensiz yere moralsiz sezerler. Kimilerinin ise morali yüksektir mutlu sezerler. Hollandalı tahlilciler son zamanlarda bunalım ve migren arasında mümkün bir genetik iletişimi, özellikle auralı migrende bildiriyor. Başka bilimsel çalışmalar da şiddetli bunalımın epizodik migrenin, kronik olma tehlikesini çoğaldırdığını destekliyor.

Dinlendirici uyku noksanlığı

Uykuya dalarken mesele yaşamak veya bitkin uyanmak migreni olan şahıslarda ortak meselelerden. Çalışmalar, uyku noksanlığı ve uyku bozukluğu ile migren arasında şiddetli bir ilişki olduğunu gösteriyor. Migren hamleyi ile gece iyi bir uyku almak güçtür. Migrene sahip bir çok insan insomnia uykusuzluk problemi de sürükler. Araştırmalar bu uyku beceriksizliğinin de migreni tetikleyebileceğini ve bir kısır döngü oluşacağını söylüyor.

Burun tıkanıklığı veya göz sulanması

Burun tıkanıklığı, burun drenajı problemi, sarkık göz kapakları, sinüs problemleri de migreni tetikleyebilir. Migren ilacı yapan Glaxo Smith Kline tarafından desteklenen araştırmalar, sinüs problemi olanlar ile baş sızısı şikayeti arasında takribî % 90 oranında ilişki olduğunu gösteriyor.

Yeme isteği

Bazı migren hücumları alana gelmeden evvel bazı insanlar bazı besinleri yemek ister. Genellikle migreni olanlar çikolataya özlem dinler.

Başın bir veya her iki tarafında sızı

Sızı titreşim stili veya zonklama stili olabilir. Zonklama genellikle başın bir tarafını sezilir. Migren hastalarına yapılan online bir ankete göre, hastaların % 34’ünde sık sık, % 50’sinde her zaman, bir tarafta zonklama oluyor.

Göz sızısı

Migren genellikle göz arda vuran bir sızı yapar. Dr. Messina ‘İnsanlar göz yorgunluğunu yargılarlar ve bir hayliyi gözlerini hakimiyet ettirir, ama bu onların baş sızısını daha iyi yapmaz.’ diyor.

Boyun sızısı

Bir Hayli insan ‘Boynum sertleşir ve sonra bir baş sızısı olur’ der. Evet, muhtemelen bu migrenin erken safhasında olur.

Bir başka online ankette her zaman boyun sızısı olan migren hastalarının oranının % 31, sık sık boyun sızısı olan migren hastalarının oranının ise % 38 olduğunu ortaya çıkmıştır.

Sık idrara çıkma

Çok idrara çıkma varsa bu bir migren geliyor anlamına gelebilir. Bu yalnızca bir migren evveli yaşanan bir hayli bulgudan biridir. Bu ihtar işaretleri, baş sızısı başlamadan bir saat evvel veya en fazla iki gün evvelinde görülebilir.

Esneme

Esneme migren hamleyi hakkında başka bir ipucu olabilir. Klasik bitkinlik esnemesinin aksine fazladır ve her birkaç dakikada bir ortaya çıkabilir. Migren hastalarının takribî % 36’sı esnemenin, yanaşan bir migren hamleyi bulgusu olduğunu söylüyor.

Anlaşma ve karıncalanma

Migrenli bazı hastalar duyusal auraya sahiptir. Tipik olarak bedenin bir tarafında kol süresince ve surata dağılan geçici duyu noksanlığı, iğnelenme, anlaşma ve karıncalanma biçiminde görülür.

Bulantı veya kusma

Amerikan Migren Çalışması II tarafından yapılan bir çalışmaya göre, 3 bin 700 şahsiyet migren hastası üstünde yapılan anket bilgilerine göre, hastaların % 73’ünde bulantı ve % 29’unda kusma var. Milli Baş sızısı Vakfı Amerikan Migren Yaygınlığı ve Tedbire Müesseseyi incelemesine göre sık sık migren irtibatlı bulantılı hastalar daha az şiddetli sızı ve bulantısı olanlara göre ilaç rehabilitasyonundan netice almakta meseleli bulundu.

Işık, hengame, koku

Işık, hengame ya da kokular sızıyı tetikleyebilir hatta makûslaştırabilir. Bir migren krizi sırasında birey karanlık ve suskun bir yere sığınma meylindedir. Parlak ışıklar ve yüksek sesler bir migreni tetikleyebilir ya da sızıyı yoğunlaştırabilir. Bu bazı kokular için de geçerlidir. Kokularda migren hücumunu tetikleyebilir veya var olan sızıyı çoğaldırabilir.

Etkinlik

Faallik sızıyı tetikler ya da makûslaştırır. Merdiven tırmanma veya yürüyüş gibi rutin faaliyetler migren sızısı yapabilir. Bazı hastalarda migren, egzersiz koşu, ağırlık kaldırma veya efor cinsel etkinlik tarafından uyarılmaktadır. Efor kaynaklı baş sızıları olan şahıslar beyin anevrizması gibi altta uyuyan sebepleri ekarte etmek için detaylı bir muayene yaptırmalıdır.

Konuşma güçlükleri

Kelimeler çıkmıyor veya konuşma güçlüğü oluyorsa bu migrenin bir işareti olabilir. Şayet ilk defa konuşma problemleri yaşıyorsanız, inme gibi daha ciddi bir mesele olmadığından emin olun başka bir deyişle bir hekime müracaat etin.

Bedenin bir tarafında cılızlık

Bir kol cılız sezildiğinde bu bir migren bulgusu olabilir. Bazı insanlar bir migren hücumundan evvel bedenin bir tarafında adale zayıflığına tecrübelerler. Bu bir inme bulgusu da olabilir, bu sebeple bir hekime danışılmalıdır.

Vertigo veya çift görme

Baziler tip migren denilen migrenin tipinde, baş dönmesi, çift görme ya da görme kaybı olabilir. Migrenli bazı insanlar da denge problemleri yaşayabilir.

Akşamdan kalma baş sızısı

Migren geçtikten sonra bedeni pelte gibi ve halsiz sezebilirsiniz. Migren sonrası yarıyılda bitkinlik, konsantrasyon bozukluğu, halsizlik, baş dönmesi, sersemlik ve denge kaybı gibi bulgular görülebilir.

30 bin senelik virüs

30 bin senelik virüs

Sibirya’da bir buz tabakanın altında donmuş olarak bulunan virüsün, yaşama döndükten sonra yine bulaşıcı hale geldiği söylendi.

Fransa’daki Aix-Marseille Üniversitesi’ndeki Bilimsel Araştırma Merkezi’nden Prof. Jean-Michel Claverie, “Bu kadar uzun bir vakitten sonra hala bulaşıcı olan bir virüsü ilk defa görüyoruz” dedi. Claverie, virüsün insanlar ya da hayvanlar için rastgele bir risk oluşturmadığını, yalnızca tek hücreli organizmalar üzerinde tesirli olabileceğini söyledi.

Virüsün, varlıkları kısa bir vakit evvel keşfedilen dev virüsler sınıfına ait “Pithovirus sibericum” olduğu tanımlandı. Mikroskopla bakıldığında öbür virüslere göre rahatlıkla görülebilen ”Pithovirus sibericum”un takribî 1,5 mikrometre olduğu ve şimdiye kadar bulunan en büyük virüs olduğu kaydolundu.

Sibirya’daki buz tabakaları altında daha ölümcül virüslerin de bulunabileceğine işaret eden bilim adamları, buz tabakalarının küresel ısınma sebebiyle eridiğini, bu sebeple bölgenin gelecek senelerde büyük bir tehditle karşı karşıya kalabileceğini söyledi.

Araştırma, “Proceedings of the National Academy of Sciences” mecmuasında yayımlandı.

KOAH’ın en ehemmiyetli nedeni sigara

KOAH'ın en ehemmiyetli nedeni sigara

Kronik Obstrüktif Tıkayıcı Akciğer Hastalığı sözcüklerinin baş harflerinden oluşan KOAH, hava yollarını daraltan, solunumu eforlaştıran bir hastalık. Genellikle kronik bronşit ve amfizem içeriklerine göre KOAH’da hastalar, öksürük ve balgamdan kısa mesafeli yürüyüşte dahi oluşan soluk darlığına kadar farklı bulgular yaşayabiliyor.

Kronik öksürüğün en sık sebeplerinden biri KOAH’tır. Dünyada dördüncü, ülkemizde ise üçüncü vefat sebebini oluşturan KOAH ne yazık ki sinsice ilerliyor ve zamanında tanı konulamadığı için rehabilitasyonunda beceriksiz kalınıyor. Hastalığın en ehemmiyetli nedeninin sigara olduğunu belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ferah Ece “Sigaranın vazgeçilmesi KOAH büyüme tehlikesini eksilten ve hastalığın ilerlemesini durduran tek ve en tesirli teşebbüstür. KOAH için kullanılan ilaçlar yalnızca hastaların soluk darlığı şikayetlerini eksiltmek için kullanılır. Bu sebeple KOAH rehabilitasyonunun esasını sigarayı vazgeçmek oluşturur. 3 haftadan fazla süren öksürüğünüz varsa dikkate alın. Altından KOAH çıkabilir” diyor.

KOAH’ın en ehemmiyetli nedeni sigara

Hastalığın en ehemmiyetli nedeni sigaradır. Sigara dumanı ile hava yollarına ve hava keseciklerine hasarlı gazlar ve maddeler dolar. Seneler geçtikçe bu hasarlı gazlar ve maddeler bronşların ve hava keseciklerinin yapısını bozmaya başlar. Bunun neticesinde bronşların hasta olması ve tıkanması ile bronşit, hava keseciklerinin harabiyeti ve dağılınması ile amfizem ortaya çıkar. Akciğerlerde ortaya çıkan bu tıkanıklıklar ve bozulmalar neticesinde kana oksijen geçişi eksilir ve bedenin oksijensiz kalması ile pek çok ciddi rahatsızlıklar doğar.

Rehabilitasyonunda en ehemmiyetli adım sigarayı vazgeçmektir

KOAH ilerleyici bir hastalıktır. Sigarayı vazgeçtikten sonra bozuklukların tamamen ortadan kaybolması çok güçtür. Ancak sigaranın vazgeçilmesi ile hastalığın ilerlemesi yavaşlar. Aksi halde çok süratli ilerler. Sigaranın vazgeçilmesi KOAH büyüme tehlikesini eksilten ve hastalığın ilerlemesini durduran tek ve en tesirli teşebbüstür. KOAH için kullanılan ilaçlar yalnızca hastaların soluk darlığı şikayetlerini eksiltmek için kullanılır. Bu sebeple KOAH rehabilitasyonunun esasını sigarayı vazgeçmek oluşturur.

Tanı nasıl konulur

Öksürük, balgam çıkarma, soluk darlığı olan hastalarda yapılan solunum işlev testi ile tanı konulur ve hastalığın şiddeti tanımlanır.

KOAH düzeyleri nelerdir

KOAH hafif, orta, ağır ve çok ağır olmak üzere 4 aşamada araştırılır. Çok ağır aşamada kalp yetmezliği alana gelebilir ve ayaklarda su toplama ödem başlar. Kalp yetmezliği büyüyen hastalarda hastalığın ileri yarıyıllarında soluk darlığı çok şiddetlenir ve hastalar konuttan dışarı çıkamaz hale kazanç. Bu yarıyıldaki hastalar artık günün yarısından çoğunda oksijen aygıtına bağlı kalırlar.

Rehabilitasyonu nasıl yapılır

Tesirli bir rehabilitasyon programında dört basamak vardır.

1- Hastalığın değerlendirilmesi ve izlenmesi

2- Tehlike etkenlerinin eksiltilmesi

3- Farmakolojik ve farmakolojik olmayan yaklaşımlarla istikrarlı KOAH’ın rehabilitasyonu

4- KOAH semptomlarında kısa süreli makûslaşma ile karakterize akut tutuşmaların rehabilitasyonu.

İstikrarlı KOAH rehabilitasyonu, şikayetler için bronş açıcı ilaçların kullanımını ve senede bir kere grip aşısı yapılmasını kapsar. Farmakolojik olmayan rehabilitasyon yaklaşımları ise, solunumsal rehabilitasyon programları, oksijen rehabilitasyonu ve hudutlu rakamdaki hadisede uygulanan bronkoskopik valf meskeni gibi teşebbüsleri içerir.

Hurmanın faydaları

Hurmanın faydaları

Hurma sıcak abuhavalarda yetişen, içerisinde protein, yağ ve karbonhidrat bulunduran ve üzerinde mikrop barındırmayan tek meyve olup sütun, göğüs ve rahim kanserine karşı gözeticidir. İhtiyarlamayı önleyici olduğu da söylenmektedir.

İşte hurmanın saymakla bitmeyen öbür verimleri;

1- Bebeklerin beyin gelişimine katkı sağlar.
2- Karaciğeri güçlendirir.
3- Kolesterolü düşürür, kan yapıcıdır.
4- Kalp ve damar hastalıklarından korur.
5- Sindirim sistemini kumpaslar, ülsere karşı rehabilitasyon edicidir.
6- İshali keser.
7- Cildi besler ve ihtiyarlamayı geciktirir.
8- Bronşit ve soğuk algınlığını rehabilitasyon edicidir.
9- Emziren annelerin sütünün artmasını sağlar.
10- İçerisinde barındırdığı B1 ve B2 vitaminleri sayesinde zekayı ve asap sistemine gevşetir.

Anemi erken doğuma neden oluyor

Anemi erken doğuma neden oluyor

Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği TJOD Başkanı Prof. Dr. Cansun Demir, hamile olan bayanlarda anemininkansızlık erken doğum oranını takribî 2 kat artırdığını öyledi.

12.Ulusal Kadın Hastalıkları ve Doğum Kongresi’nde, Antalya’da konuşan TJOD Başkanı Prof. Dr. Cansun Demir, basın buluşmasında, ilk olarak Soma’da maden ocağında yaşamını kaybedenler için Allah’tan rahmet, ailelerine ve Türkiye’ye başsağlığı dileğinde bulundu.

Demir, özellikle ileri yaş gebeliklerde amniyosentez uygulamasından pek çok kadının çekindiğini belirterek, “Anne kanından yapılan ve kromozomal anomalileri tespit eden ‘Fetal Deoksirübo Nükleik Asit Testi’ ise amniosentez ve koryon villus biyopsisi ile mukayese etildiğinde hiç bir tehlikeyi taşımıyor” dedi.

Uygulama hakkında bilgi veren Demir, kanın özel bir tüpte saklanarak, belirli bir zamanı aşmaksızın, laboratuvara iletildiğini; anne kanındaki fetal Deoksirübo Nükleik Asidin özel bir platformda arttırılarak eldeki sıhhatli veya tanımlanmış kromozomal hastalıkları kapsayan şablonla mukayese etildiğini anlattı. Demir, mevzubahisi testin, amniyosentez ve koryon villus biyopsisi ile mukayese etildiğinde hiç bir tehlikeyi bulunmadığının altını çizerek, “Bu sayede kromozomal anomalisi olduğundan şüphelenilen sıhhatli fetuslar düşük tehlikesine maruz kalmaz. Harekâtın neticesinde fetusun sıhhatli olduğu ortaya çıkarsa, amnioseteze veya koryon villus örneklemesine gerek kalmamaktır” diye konuştu. Demir, şöyle devam etti:

“Teknikle şu an standart olarak en sık görülen 3 farklı kromozomal anomali değerlendirilmekte, muayenehane kuşku olursa bu sayı artırılabilmektedir. Belirli başlı tüm kromozomal anomalilerin değerlendirilmesinin standart hale gelmesi ve maliyetin eksilmesiyle, anne kanında fetal Deoksirübo Nükleik Asit testi, amniyosentez ve koryon villus biyopsisine olan gereksinimi oldukça eksiltecektir.

Hür fetal Deoksirübo Nükleik Asit hamilelikte seyrek 5. hafta son adete göre kadar erken yarıyılda tespit etilebilse de genellikle 9. haftadan sonra tespit etilebilmektedir. Fetal kan dolaşımı başlamadan evvel anne kanında hür Deoksirübo Nükleik Asit tespit etilmesi bunun trofoblastlar kaynaklı olduğunu düşündürmektedir. Anne kanında hür fetal Deoksirübo Nükleik Asidin yarı ömrü dakikalarla ifade edilebilecek kadar kısa tespit etilmiştir. Bu sebeple doğumdan takribî 2 saat sonra anne kanında tespit etilemediği bildirilmiştir.”

Demir, bebekte down belirtiyi taramasının neredeyse rutin olarak yapıldığını; ancak yapılan testlerle down belirtili bebeklerin takribî yüzde 15-20’sinin tespit etilemediğini belirterek, “Ayrıca yüksek tehlike sebebiyle amniyosentez uygulanan her 20 hamileden 1’inde down belirtili Bebek tespit etilmektedir, 19 hamile afaki teşebbüse maruz kalmaktadır” dedi.

Dokulara oksijen taşıyan kan hücreleri eksilir

Hamilelikte en sık görülen anemi tipinin demir noksanlığına bağlı kansızlık olduğunu ifade eden Demir, demir olmadan yeni kan hücresinin yapılamayacağını söyledi.

“Kansızlığı olan hamilelerde erken doğum oranının 2 katına dek çoğaldığı kollanmıştır” diyen Demir laflarına şöyle devam etti:

“Kansızlığın en sık görülen tesiri ise bebeğin büyümesinde ve gelişmesinde gerilik yapmasıdır. Tüm hamilelik süresince bir hamilenin toplam demir gereksinimi 1000 mg’dır. Bunun 300 mg’ı Bebek ve plasentaya aktarılır. 200 mg’ı mide ve barsaktan olağan olarak kaybolur. 500 mg’ı ise çoğalan kan hücresi lüzumunu karşılamak için kullanılır. Hamilelikteki günlük gereksinim 7 mg’dır.

Çok az kadının hamilelik evvelinden gelen demir ambarları bu gereksinimi karşılayacak seviyededir. Kırmızı et ve yeşil sebzeler iyi demir kaynakları olmakla birlikte, perhizle alınan demir ölçüyü de bu gereksinime yanıt veremez. Bu sebeple hamilelikte dışardan demir dayanağı sanki bir lüzumluluk halini almaktadır. Hamilelikte demir alımı ilk 16 hafta içinde var olan bulantı ve kusmayı bir ölçü çoğaldırabilir. Bu olursa, demir yardımına ara verilerek ilk 16 haftadan sonra tekerrür başlanabilir.”

Meme kanseri teşhisinde yeni dönem

Meme kanseri teşhisinde yeni dönem

Meme kanseri kadınların korkulu rüyası olmasına rağmen gelişmiş görüntüleme teknikleri sayesinde erken teşhis edildiğinde hastaların %98’i başarıyla tedavi edilebildiği gibi, memelerinin bile alınmasına gerek kalmayabiliyor. Bununla birlikte geçmişte meme kanseri menopoz sonrası kadınların hastalığı gibi algılanırken, artık 20’li yaşlarda teşhis konan kişilerin sayısının artmasıyla bu algı da değişmeye başlıyor. Bu yüzden her yaşta, herkes için erken teşhis hayat kurtarıyor.

Erken teşhis için ergenlikten itibaren her ay elle kontrol ve yılda bir doktor kontrolü öneriliyor. 40 yaş sonrası kadınlar için mamografi ve ultrason ile bu kontroller yapılıyor.

Hastalığın yaşı önemli

40 yaş altında ise sadece elle kontrol önerilir ve eline şüpheli bir oluşum gelen kişinin doktoruna başvurup ultrason ile kontrolünü yaptırması isteniyor. Elle uygulanan klasik ultrason meme kontrolünde uzun ve zahmetli bir yöntem olduğundan, bir tarama sistemi olarak genç yaşlardan itibaren düzenli olarak önerilemiyordu, ancak gerek duyuldukça uygulanabiliyordu. Bu da geç kalınmış kanser teşhisleriyle karşılaşma sıklığını artırıyor.

Genç yaşlı herkese uygun

Yeni teknoloji 3 Boyutlu Otomatik Meme TomoSonografi sistemi sayesinde her yaşta hızlı, konforlu ve güvenilir bir şekilde herkes meme kontrollerini yaptırabiliyor. Sistem ultrasonun kullandığı ses dalgası yöntemiyle çalıştığından hiçbir zararı olmuyor. Kadın, erkek, genç, yaşlı herkese uygun. Kalp pili, implant, hamilelik vs. gibi hiçbir durum engel oluşturmuyor. Her memeden 240 adet görüntü alarak tüm memeyi detaylı inceleme, raporlama imkanı sağladığından erken teşhiste hem hastalar için hem de uzmanlar için büyük bir avantaj sağlıyor.

Çörekotu yağıyla sinüzite elveda

Çörekotu yağıyla sinüzite elveda

Sinüzitin, sinüslerin iltihaplanması ve şişmesine verilen ad olduğunu anımsatan Dr. Ömer Coşkun, “Üst solunum yolu enfeksiyonları sinüzite yol açar. Etmen bakteri ya da virüslerdir, alerji de sinüzite neden olabilir. Burundaki tıkanıklık neticesinde sinüslerin boşalması bozularak içlerinde bakteri kalabilir ve bu bakteriyel sinüzite neden olabilir. Şayet başınız ağrıyorsa, kafada tazyik hissi yaşıyorsanız, öne eğilmekle çoğalan surat sızınız varsa, burnunuz aralıksız tıkanıyorsa ve akıyorsa hemen hekiminize doktorunuza müracaat etin. Geniz akıntısı gerçekten çok makûs gidişattır. Özellikle saçınız ıslakken, yeni banyo yapmışken, rüzgara hava akımı buna kapılırsanız sinüzit azar” dedi.

Çörekotu her tasaya çare

Dr. Coşkun, sinüzit hastalarına ve bu vaziyetlerden davacı olan yurttaşlara çörek otu yağı nasihat ettiğini kaydolarak, “Çörekotu vefattan gayri her tasaya takattir Hadis-i Şerifi unutulmamalıdır. Çörekotu yağı hem damlatılabilir hem içten dahilen kullanılabilir. Çörekotu sayesinde 1 ayda sinüzitten kurtulabilirsiniz. Ayrıca bol ılık su için. Zira sinüslerde günde takribî 2 litre su döner. O bölgeyi arınmak için suya gereksinim vardır. Her iki buruna birer damla damlatılabilir ayrıca bir çay kaşığı içilebilir. 1 aydan sonra sinüsler rahatlar şikayetler eksilmeye başlar ve siz daha rahat soluk almaya, sızılardan kurtulmaya başladığını görebilirsiniz” ifadelerini kullandı.

Astıma natürel ilaç elma suyu

Astıma natürel ilaç elma suyu

Dünyada en sık tesadüfülen kronik hastalıklardan birinin astım olduğunu vurgulayan uzmanlar, gıdalar ve beslenme alışkanlıklarının astımın kronikleşmesinde ehemmiyetli bir rol oynadığını söylüyor. Uzmanlar hastalığın hayat niteliğini negatif etkilediğini belirtirken, antioksidan içeriği yüksek elma suyunun astım bulgularını eksilttiğini vurguluyor.

Nuh Naci Yazgan Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Kısım Başkanı Prof. Dr. Neriman İnanç, astımın solunum yollarının süregelen bir cerahat neticeyi fazla derecede duyarlı olmasına ve bazı etmenlerle zaman zaman daralmasına neden olan bir solunum yolu hastalığıdır dedi. İnanç astımda beslenmenin en ehemmiyetli rollerinden birinin antioksidan vitamin alımı olduğunu söylerken, antioksidan vitamin ve minerallerin astım sıklığını eksilttiğini vurguladı.

İnanç: “Elma suyunun soluk darlığı ve astım semptomları üzerine tüm bu pozitif tesirlerinden dolayı elma suyunun astımlı fertlerde yeterli ve balanslı bir beslenme tablosu içerisinde her gün bir kadeh harcanmalı” dedi. Meyve suyunun içeriğindeki vitamin, mineraller ve flavanoidlerle bağışıklık sistemini gözetici özelik gösterdiğine dikkat sürükleyen İnanç, bedenin su balansını gözeten, C vitamini, karotenoid ve fenolik bileşik içerikleri ile astım dışında bazı kanser cinsleri ile kalp hastalıklarına karşı gözetici tesiri olduğunu da vurguladı.

Kamkat meyvesinin bereketleri

Kamkat meyvesinin bereketleri

Uzman Diyetisyen Serkan Meblağ, kabuğuyla beraber yenilen tek narenciye çeşidi olan kamkatın, sıhhat açısından oldukça bereketli bir yiyecek olduğunu söyledi. Meblağ, ‘Özellikle tansiyon ve kolesterol düşürmede birebirdir’ dedi.

Kamkatın portakal, mandalina ve limon familyasından olan bir meyve olduğunu söyleyen Uzman Diyetisyen Serkan Meblağ şunları söyledi:

Kabuğuyla beraber harcayın

“Bu meyve grubundan olsa da kabuğu ile harcamanız daha ehemmiyetlidir. Kokusu hepimizin beğendiği bergamotunu hatırlamaktadır. Özellikle tatlı gereksinimini bastıran meyvelerden biridir.

C vitamini içeriği yüksek olan kamkat eforlu bir antioksidandır. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirmesi sebebi ile hastalıklara karşı bedeninizi gözetici tesiri bulunmaktadır.

Hastalıklara karşı mukavemet sağlar

Kabuğu ile beraber harcanması enfeksiyonlara karşı bedeninizin eforsuz kalmasını ve hastalanmanızı maniler. A vitamini içeriğinin yüksek olmasının yanı gizeme B1, B2 ve B3 vitamini içeriği de yüksektir. Bu vitaminlerin yüksek olmasının asap sisteminizin kumpaslı çalışmasına katkısı vardır.

Kalsiyum içeriği yüksek olan kamkat, kemik ve diş sıhhati içinde ehemmiyetli bir meyvedir. Yüksek kolesterolü olan şahıslar için kumpaslı harcanması önerilir. Bu biçimde kolesterolünüzde uzun süreli düşüşler yaşarsınız. Aynı biçimde tansiyon problemi olan fertler için de harcanmalıdır.

Farklı bir aroması olması sebebi ile reçel ve marmelat olarak harcanabilir. Ayrıca meyve suyu ve sos olarak da harcanmaktadır. Kabuğu ile beraber salatalarınıza da doğrayabilirsiniz.”

Baş sızısını hafife almayın

Baş sızısını hafife almayın

Nöroloji Uzmanı Dr. Serpil Kıroğlu Doğrultu “baş sızısı” hakkında bilgi verdi. Dr. Doğrultu, “Baş sızısı insan yaşamını etkileyen en yaygın sızılı gidişattır. Nöroloji polikliniklerine müracaat eten hastaların büyük bir kısmında baş sızısı şikayeti vardır. Baş sızısı hiç yaşamamış insan herhalde çok enderdir. Bu kadar sık tesadüfülen bir şikayet olan baş sızısı, bedende başka hastalıkların habercisi de olabilir. Bu güzergahtan değerlendirilmesi çok ehemmiyetlidir” dedi.

Baş sızısı ciddi hastalıkların habercisi

Baş sızısı için alınan ilaçların fazla kullanımının da baş sızısına neden olabileceğini söyleyen Dr. Doğrultu, “Şiddetli, enseden başa dağılan bir baş sızısı boyundan, tansiyon yüksekliğinden kaynaklanabileceği gibi felç evveli haberci bir baş sızısı da olabilir. Gece uykudan uyandıran baş sızısı beyinde anevrizma veya kanamaya işaret edebilir. Yeniden baş sızısı ile birlikte bulantı, kusma, görme bozukluğu var ise kafa içi tazyik yüksek bulunabilir ki, bunun da beyinden veya bedenin başka yerinden kaynaklanan pek çok nedeni olabilir. Hatta baş sızısı için alınan ilaçların fazla kullanımı da bir baş sızısı nedenidir. Oldukça sık görülen migren gibi ikincil bir sebebi olmayan baş sızılarının, bayanlarda iş bereketini en çok düşüren gidişatlardan olduğu ispatlanmıştır” diye konuştu.

Ne zaman hekime müracaat etilmeli?

Uzm. Dr. Serpil Kıroğlu Doğrultu, “Baş sızısı şayet çok şiddetli, ani başlangıçlı şiddet ve sıklığı giderek çoğalıyor, gece uyandırıyor, ileri yaşta başlıyor, eşlik eden başka ehemmiyetli hastalıklar var ise önemsememe etmeyip bir nöroloji doktoruna müracaat etilmelidir” ihtarında bulundu.

Nöroloji Uzmanı Dr. Serpil Kıroğlu Doğrultu, şu bilgileri verdi: “Öteki bir ehemmiyetli husus muhtelif hastalılara eşlik eden baş sızıları, migreni gerilim tipi baş sızısını taklit edebilir, ancak hiçte suçsuz neticeler doğurmazlar. Ayırımı için hekime müracaat etilmeli, tetkikte tespit etilebilecek bir belirti ile erken tanı talihi kaybedilmemelidir. Tespit Etilen bozuklukların tertip edilmesi ile bütün şifa sağlanabilir. Tetkikte ve muayenelerde bir bozukluk tespit etilemeyen çoğu hastada, yeni medikal rehabilitasyon başlanması, var olan rehabilitasyonların tertip edilmesi, tekliflere uyularak uzun bir izlem süresi ile hamlelerle giden bir rehabilitasyon süreci görülür.”

Page 1 of 51 2 3 5