Topuklu kundurayla üç sene balansı bozuyor

Topuklu kundurayla üç sene balansı bozuyor

Güney Kore’deki Hanseo Üniversitesi’nden bilim insanları, haftada en az 3 kere 10 cm topuklu kundura giyen 40 Koreli kadının ayaklarını araştırdı. Araştırma neticesinde, üç sene süresince kumpaslı olarak ‘topuklu’ giymenin bazı adalelerin baskın hale gelip ayakların natürel balansının bozulmasına neden olduğunu ve bilek burkulmalarının yaşanma ihtimalini artırdığını ortaya çıkardı.

Tahlilci takımın lideri Dr. Yong Seok Jee, bayanların ayak sıhhatlerini gözetmek için ya kesintisiz topuklu kundura giymekten bırakmaları ya da kumpaslı olarak bacak adalelerini kuvvetlendirecek egzersizler yapmaları gerektiğini söyledi.

Dr. Seok, bayanların topuklarının üzerinde yürüyerek ya da ayaklarının taban kavisine bir havlu yerleştirip esneme egzersizleri yaparak topukluların ayak ve bacaklarına verdiği hasarı eksiltebileceklerini söyledi. Araştırma, International Journal of Clinical Practice adlı akademik mecmuada yayınladı.

Reflü şikayetleriniz son bulsun

Reflü şikayetleriniz son bulsun

Reflü, zaman zaman pek çok insanda görülebilen natürel bir hadisedir; ancak hastalık ebadına gelip hayat niteliğini bozmaya başladığında kesinlikle rehabilitasyon edilmelidir. Şuursuz ilaç kullanımı ve afaki harekâtlar daha ciddi neticelere neden olabileceği için tanı ve rehabilitasyon sürecinde son derece dikkatli olunmalıdır. Memorial Ataşehir Sağlık Kurumu Genel Cerrahi Kısmı Doç. Dr. Tamer Karşıdağ, reflü cerrahisi hakkında bilgi verdi.

Öksürük, ses kısıklığı ve göğüs sızısı görülebiliyor

Şahısta göğüste yanma ve ağıza acı su gelmesi reflü gibi şikayetler varsa reflü hastası olma ihtimali vardır. Ancak bu olağan ikili yanında, hastalarda “minör belirtiler” denilen başka bulgular da olabilmektedir. Bunlar öksürük, ses kısıklığı, orta kulak cerahati, astım, yineleyen farenjit/larenjit, diş çürükleri, yemek borusunda daralma, boğazda tıkanma hissi, kalple alakalı olmayan göğüs sızısıdır. Hastalığın tanısı sadece bu belirtilere bakılarak değil reflü ile beraber göğüste yanma hissi ve 24 saatlik pH monitörizasyonu ismi verilen bir laboratuvar çalışması ile konulmaktadır.

Reflü hastalığının rehabilitasyonu için “altın yarıyıl” kaçırılmamalı

Reflü bir hastalık haline geldiğinde, sindirim sistemindeki yapıların henüz bozulmamış olduğu ve medikal rehabilitasyonla; başka bir deyişle ilaç, perhiz ve tekliflerle bu yapıların korunabildiği bir yarıyıl vardır. Bu “altın yarıyıl” kaçırılırsa rehabilitasyonu cerrahidir. Bu, çok kısa bir süreç değildir. Ancak iyi bir rehabilitasyon ve takip gerektirmektedir. Bu yarıyıldaki hastalar, çoğunlukla cerrahi bir teşebbüse lüzum dinlemeden zafer ile rehabilitasyon edilebilmektedir.Majör ve minör belirtilerin uzun müddet gözardı edilmesi ile veya eksik rehabilitasyon usulleri ile bu yarıyıl kaçırılabilmektedir. Sonrasında cerrahi düzenlemelerin yapılması gereken bir evre gelmektedir. Medikal rehabilitasyonun eksik olması dışında uzun süreli ilaç rehabilitasyonunu yalanlayan hastalarda da cerrahi rehabilitasyon düşünülür. Reflü hastalığı bazen ender görülen adale hastalıklarına da bağlı olarak görülebilir. Bu hastalarda cerrahi, bir rehabilitasyon usulü değildir. Dikkatli olmak gerekir.

Cerrahi usul şikayetleri sonlandırıyor

Hastanın kasvetlerini eksiltmek için ve yutağın alt kısmının mide içeriği ile devamlı tahriş olması neticeyi büyüyebilecek makûs mizaçlı başkalaşımları görüldüğünde cerrahi gerekmektedir. Bunun yanında kullanılan ilaçlarla hastalığın belirtileri hakimiyet edilemiyorsa, ilaçlarla çok iyi hakimiyet edilen hastalar bir seferlik rehabilitasyon istediğinde, “Barrett ösofagus” sınan yutağın alt kısmındaki mukozal yapıda farklılık varsa, ösofagus dışı belirtiler varsa, genç hastalarda, hasta ilaçlarını kumpaslı almıyorsa, osteoporozu olan menopoz sonrası yarıyıldaki bayanlarda medikal rehabilitasyonun maliyetini düşürmek için cerrahi rehabilitasyon gerekir.

Cerrahinin uygulanamadığı vaziyetler

· Hastanın genel anestezi alamayacak gidişatta olması

· İleri kalp veya akciğer hastalıkların varlığı

· Kanda pıhtılaşma bozukluğu olması vaziyeti

· Portal hipertansiyon hastalığı varlığı

Reflünün kapalı operasyonla rehabilitasyonu olası

Günümüzde geçerli usul laparoskopik olarak yapılan teşebbüslerdir. Başka Bir Deyişle hastanın karnında geniş bir kesi yapmadan 5-10 mm’lik deliklerden girerek, ince çubuklar kullanarak bu hastalığın cerrahi rehabilitasyonu yapılmaktadır. Yutağın alt kısmında diyaframdan gelen adalelerin daraltılması ve midenin üst cebinin yutak çevresinde çevrilmesi, mide girişinden yukarıya akışkan, katı veya gaz içeriğinin kaçmasını eksiltmeye katkıda bulunur. Bu usulle bozulmuş olan yutak-mide geçişi zaferli bir biçimde onarılabilir. Hasta tercihinin doğru yapılmadığı yarıyıllarda cerrahinin zaferinin daha düşük olduğu öğrenilen bir asıldır. Ancak uygun hasta tercihleri ile beraber ve cerrahi usullerin doğru uygulandığı merkezlerde ise zafer oranı oldukça yüksektir.

Aspirinle yumurtalık kanseri önlenir mi

Aspirinle yumurtalık kanseri önlenir mi

Günde bir aspirin yumurtalık kanserinin önlenmesine destekçi olabilir.

Amerika Birleşik Devletlerindeki Milli Sağlık Enstitüsü’nden bilim adamları daha evvelden yapılan, takribî 20 bin kadının katıldığı 12 araştırmanın neticelerini araştırdı.

Araştırmaya göre

Her gün düşük doz 100 miligramdan az bir aspirin içen bayanların yumurtalık kanserine tutulma tehlikesinin, haftada bir defa içenlerden yüzde 20 daha az.

Bilim adamlarından Britton Trabert, neticeler donakaltıcı olsa da bazı bireylerde kanamalara yol açabileceğinden aspirinin hekime danışılarak alınmasının ehemmiyetine dikkati sürükleyerek mekanizmanın tanımlanması için başka araştırmaların da yapılması gerektiğini vurguladı.

Daha evvel yayımlanan bir araştırma da düşük dozda kumpaslı aspirin kullanımının sütun kanseri tehlikesini yüzde 24 eksiltebileceğini ortaya koymuştu.

Anekdot : Hekiminize danışmadan netlikle kullanmayın!

Sistit bayanların yaşamını mahvediyor

Sistit bayanların yaşamını mahvediyor

İdrar yolu enfeksiyonu olarak öğrenilen sistit, bayanların yaşamını mahveden rahatsızlıklardan bir tanesi.

İdrara çıkarken yanma ve sızı, akıntı, bitkinlik, ateş, terleme gibi bulgularla ortaya çıkan sistit bayanların hem sosyal hem özel yaşamını etkiliyor.

Antibiyotik rehabilitasyonu koşul

Bakterilerin neden olduğu bir enfeksiyon olduğu için kesinlikle hekime müracaat etmek gerekiyor. Genellikle rehabilitasyon antibiyotik ile yapılıyor. Zamanında rehabilitasyon edilmeyen sistit ise daha ciddi meselelere de yol açabiliyor.

Bazı ihtiyatlarla rehabilitasyon sürecini basitleştirebilir, sistit oluşumunu yasaklayabilirsiniz.

İşte rehabilitasyon sürecinde dikkat edilmesi gerekenler…

– İç çamaşırları sık sık değiştirmek, giymeden evvel ağ kısmını ütülemek bakterilerin üremesini yasaklamak için ehemmiyetli.
– Gün içerisinde bol bol su içmek enfeksiyonu atmaya dayanakçı oluyor.
– Olasıysa rehabilitasyon süreçinde cinsel ilişkiden sakınılmalı.
– Genital paklik için özel sabunlar kullanılarak bölge arınılmalı. Paklikten sonra ise genital bölge kuru yakalanmalı.
– Bol bol C vitamini alınmalı. C vitamini bakterilerin mesanede üremesini yasaklıyor.
– Havuz ve sauna gibi nemli etraflardan uzak durulmalı.
– Melisa, ebegümeci ve yaban mersini çayları iyi kazanç. Enfeksiyonun bedenden atılmasına dayanakçı olur.

Anemi kadınlarda daha fazla

Anemi kadınlarda daha fazla

Çoğunlukla kadınlarda görülen kansızlık, genelde hafife alınıyor. Oysaki halsizlik, yorgunluk, çarpıntı ve nefes darlığı gibi şikayetlerle ortaya çıkan bu sorun, başka ciddi hastalıkların habercisi olabiliyor. Anemi, halk arasındaki adıyla kansızlık, toplumda sık görülen bir problem. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre tüm dünyada yaklaşık 2 milyar kişi kansızlık sorunu yaşıyor. Ülkemizde özellikle doğurganlık çağındaki kadınların bir sorunu olan anemi hakkında Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Yenerel bilgi veriyor.

Anemi, alyuvarların içindeki oksijen taşıma görevini üstlenen ve hemoglobin olarak adlandırılan maddenin yaşa ve cinsiyete göre normal kabul edilen düzeylerin altında olması olarak açıklanıyor. Prof. Dr. Mustafa N. Yenerel, erişkin kadınlarda hemoglobin düzeyi için kabul edilen sınırın 12 g/dl olduğunu söylüyor. Anemi, bu kadar sık görülen bir durum olmasına rağmen maalesef gerek tanı, gerekse tedavi aşamasındaki aksaklıklardan ötürü hastaların çoğu kansızlık problemi olduğu ve çeşitli kan ilaçları kullandığı halde kansızlığının düzelmediğini söyleyerek hematoloji polikliniklerine başvuruyor.

Kansızlığın belirtileri

Halsizlik, yorgunluk, çarpıntı ve iş yaparken nefes darlığı en sık görülen şikayetler arasında yer alıyor. Kansızlığın hızlı geliştiği durumlarda örneğin kazalara bağlı ciddi yaralanmalarda ya da ani gelişen mide kanamasında yukarıda belirtilen bulgular dışında bayılma, şok, hatta koma dahi gelişebiliyor. Prof. Dr. Yenerel, bu tip bulguların hemen bütün kansızlık nedenlerinde görülebildiğini vurguluyor ve şöyle devam ediyor: “Demirin alyuvarlar dışında deri ve mukozayı örten hücrelerimiz için de gerekli bir madde olması nedeniyle eksikliğinde dudak kenarlarında çatlaklar, saç dökülmesi, ciltte kuruluk, bazen kaşıntı ile birlikte yutma güçlüğü ve tırnak bozuklukları gibi bulgular görülebilir.”

Kimlerde görülür?

Kadınlarda demir eksikliği anemisi görülme nedeninin adet kanamaları ve gebelik olduğunu belirten Prof. Dr. Yenerel, adet kanamasının üç gün sürmesi, dört ve beşinci günlerde ise tamamen bitmiş olması gerektiğini vurguluyor. Gebelerde de bebeğin ana rahmindeki gelişimi sonucu demir kullanımı artıyor. Bu durum süt verme döneminde de devam ediyor ve annelerde demir depoları da sınırda ise ciddi demir eksikliği anemileri görülüyor. Böyle durumlarda gebe kadınların daha kansızlık gelişmeden koruyucu amaçlı demir hapları ve folik asit vitamini kullanmaları öneriliyor.

Risk altındaki bir diğer grup ise etten fakir beslenen kişiler ve vejetaryenler. Demirden zengin yiyeceklerin normal miktarlarda yenmesinin demir eksikliğinden korunmada önemli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Yenerel, “Ancak uzun süreli kanama durumlarında bu yiyecekler de demir depolarının boşalmasını engelleyemez” diyor.

Sebep olan faktörler bulunmalı

Kansızlık konusunda bilinmesi gereken en önemli şey kansızlığın bir sonuç olduğu ve buna yol açan nedenin ortaya konulması zorunluluğu. Bu nedenle kansızlıkla başvuran bir hasta karşısında acil durumlar dışında herhangi bir tedavi girişiminden önce tüm imkanlar kullanılarak aneminin nedeni ortaya konulmalı. Prof. Dr. Yenerel, demir eksikliğine bağlı kansızlık durumlarında ise ayrıca demir eksikliğine yol açan nedenin de araştırılması gerektiğini belirtiyor. Eğer bu neden bulunabilirse tedavi de ona göre yönlendirilebiliyor.

İçmeseniz dahi felç tehlikeyi var

İçmeseniz dahi felç tehlikeyi var

Amerika Birleşik Devletleri Sıhhat Bakanlığı’nın 1964’te yayınlanan raporunun üzerinden 50 sene geçti; ancak dünyada sigara tüketimi için dönüm noktası olarak öğrenilen bu raporun yayınlanmasından günümüze, sigara içmenin neden olduğu hastalıkların çeşitleri de seneler geçtikçe değişti.

Amerika Birleşik Devletleri Sıhhat Bakanlığı, geçtiğimiz günlerde 50 senelik bilançoyu söyledi ve sigaranın neden olduğu hastalıkları da sıraladı.

İrine yol açıyor

Sigara içmek neredeyse tam beden uzuvlarına zarar ve doğmamış bebeğe hasar veren bir sıhhat meseleyi. Şeker hastalığı, romatizma, bağırsak kanseri gibi sık görülen hastalıkların esasında sigara bulunuyor. Pasif sigara dumanına maruziyet de kanser, solunum, kalp damar hastalıkları ile doğrudan ilişkili ve bebek-çocuk sıhhati üzerinde negatif tesirleri var. Son 50 senede bayanlarda sigara içme oranının oldukça çoğalmış olması sebebiyle bayanlarda görülen akciğer kanserleri, KOAH ve kalp damar hastalıklarının sıklığı bu hastalıkların erkeklerde görülme oranına yanaşmış vaziyette. Sigara bir hayli hastalığın yanı gizeme bedende iltihabi tepkinleri körüklüyor, bağışıklık sistemini de bozuyor.

Sigaranın ayrıca makula yozlaşmayı dediğimiz; gözde ana görme noktasının bozulması ve âmâlığa giden süreçte de tesiri olduğu ortaya kondu. Gebelerin sigara içmesinin ise, doğacak bebekte muhtelif ağız ve surat yarıklarına neden olduğu tespit edildi. Ayrıca tüberküloz, şeker hastalığı, dış hamilelik, erkeklerde cinsel işlevsel bozuklukları ve romatizmanın da sigarayla ilişkisi kesin olarak saptandı.

Pasif içiciler de tehlike altında

Araştırmada, kendisi sigara içmediği halde pasif sigara dumanına maruz kalan insanların beyin felcigeçirebileceği tespit edildi. Beyin damarlarının pıhtıyla tıkanması nedeniyle büyüyen ani kol-bacak hissizliği ve bazı surat felçleri gibi rahatsızlıkların da pasif sigara içiciliğiyle net olarak ilişkisi ortaya kondu.

Amerika Birleşik Devletleri Sıhhat Bakanlığı’nın raporuna dikkat sürükleyen Sıhhat Enstitüsü Derneği Başkanı Prof. Dr. Elif Dağlıyaptığı söylemede “Ne Yazık Ki ülkemizde sigara ilişkili hastalık zararlarını, hastalık yükünü ve vefat rakamlarını kesin olarak gösterecek araştırmalar mevcut değil ve ülkemizdeki bilançoyu Amerika Birleşik Devletleri Sıhhat Bakanlığı gibi verme imkânımız yok” dedi.

Konsantrasyon için tarçın, stres için ceviz

Konsantrasyon için tarçın, stres için ceviz

Stresin de çoğalmasıyla birlikte talebelerin imtihan evveli, beslenmelerine yeteri kadar umursamadıklarını söyleyen Beslenme ve Perhiz Uzmanı Sevil Nas, “Özellikle son birkaç günde stres sebebiyle mide daha da alınganlaşır bu yarıyılda talebeler beslenme kumpaslarına önemsemezlerse mide hastalıkları ve yiyecek zehirlenmeleri kaçınılmaz olur” dedi.

Beslenme ve Perhiz Uzmanı Sevil Nas, talebelere imtihan evveli ve imtihan günü konsantrasyonu artıran beslenme tüyolarını paylaştı:

İmtihana hazırlık yarıyılı süresince tüm gıdaları kapsayan yeterli, balanslı ve şuurlu beslenme; hem fiziksel ve ruhsal sıhhati pozitif tesirler, stres tesirlerini eksiltir, hem de mektep/imtihan galibiyetine katkıda bulunur.

Öncelikle öğün rakamı ve sıklığına dikkat edilmelidir. 3 ana öğün-3 ara öğün harcayacak biçimde balanslı ve yeterli bir beslenme kumpası tasarlanmalı. Ara öğünlerde hem kan şekerinin ani iniş çıkışlarını hem de konsantrasyonu sağlayacak stresi eksiltecek besinleri seçilmelidir.

Dışarıda yemek yemeyin

Özellikle imtihandan evvelki gün dışarıda yemek yememeye itina gösterilmeli; zira bu imtihan arifesi muhtemel bir yiyecek zehirlenmesine karşı tedbir alınmış olur. Harcanan besinlerin taze olduğundan emin olunmalı. Yeni tatlar sınamak için imtihan yarıyılları uygun değildir. Bu sebeple talebeler daha evvel harcamadıkları besinleri yemeyi imtihan sonrasına ertelemeli. Özellikle son birkaç gün kala dışarıda yemek yemek seçim edilmemeli.

Yeniden imtihandan dün gaz problemine ve mide rahatsızlıklarına neden olabilen kuru fasulye, lahana, pilav, yağda kızartılan, çok yağlı, ağır soslu yemekler seçim edilmemeli, haşlanmış besinler ve sebzeler seçim edilmeli. İmtihana birkaç gün kaldı. Bu zaman iyi değerlendirilmeli. Her gün balık eti harcanmalıdır. Oldukça zengin Omega-3 kaynağı olan balık belleği kuvvetlendirir, konsantrasyonu çoğaldırır.

Misal akşam yemeği menüsü:

1 kase sebze çorbası, ızgara pişirilmiş yağsız kırmızı et veya balık, zeytinyağlı sebze, az yağlı ve soslu salata, 2 dilim kepek ya da çavdar ekmeği

Ceviz imtihan stresini eksiltir

Stresin eksiltilmesi açısından antioksidanların harcanması önerilebilir. Balık, ceviz, fındıkta bol ölçüde bulunan Omega-3 yağ asitleri stresin eksilmesine takviyeci olur. Son birkaç günde bir öğün balık harcayın. Maydanoz, ıspanak, karnabahar gibi sebzelerde bol ölçüde bulunan C vitamini de antioksidandır. Günde 3- 4 porsiyon meyve ve sebze harcamak lüzumludur.

Strese karşı faal olan yumurta, süt, ıspanak, havuç, kayısı gibi yiyeceklerde bulunun A vitamini ve tahin, fındık, badem gibi yağlı tohumlarda bol ölçüde bulunan E vitaminin harcanması imtihan yarıyılında stresin eksiltilmesinde tesirli olacaktır.

Tarçınlı süt şekeri dengeler

Tarçının kan şekerini tertip edici tesiri sebebiyle harcanmasında fayda vardır. Çaylara çubuk tarçın ilave edilebilir ya da tarçınlı süt içilebilir. Bu kan şekerinin düşmesini maniler ve konsantrasyonu artırır. Ara öğünler kan şekerinin süratle yükselip, düşmesine neden olan tatlı, çikolata, hazır meyve suları yerine kan şekerini yavaş yükselten, glisemik indeksi düşük ve düşük kalori kapsayan meyve, yoğurt, kepekli sandviç, ayran gibi besinler seçim edilmeli.

Güne kahvaltısız başlamak dikkat noksanlığı sebebi

Güne devingen ve dinamik başlamayı sağlayan en ehemmiyetli öğün kahvaltıdır. Sabah kahvaltı yapılmazsa beyin işlevleri için yeterince enerji oluşmaz. Bitkinlik, baş sızısı, dikkat ve idrak etmede eksilme görülebilir. Özellikle imtihan sabahı sabah kahvaltısı çok ehemmiyetli.

İmtihan kahvaltısı misal menü: Bütün buğday – çavdar – çok hububatlı ekmek, 3-4 tane ceviz içi, az yağlı, az tuzlu beyaz peynir, tarçınlı yeşil çay ya da kuşburnu çayı, 1 haşlama yumurta, bir avuç üzüm ya da kuru erik.

İmtihan evveli şeker uyku yapar

Sofra şekeri, başka bir deyişle kolay karbonhidratlar, kan şekerini süratle yükseltip düşürdüğü için kan şekerinin düşmesine neden olur. Bu gidişat ise çocukta dikkatte kayma, konsantrasyon noksanlığı ve uyku hali yaratır. İmtihan evveli ve imtihan sırasında kolay karbonhidrat kapsayan yiyecek çikolata kaplı drajeler, şekerlemeler vs. tüketimi yanlıştır.

Tuz imtihanda susatır

Reçel, bal, pekmez gibi gıdaları, fazla harcanmamalı. Daha seri acıkmaya neden olabilir. Tatlı lüzumunu karşılamak için taze meyve yemek de sıhhatli bir seçenek olur. Çok tuzlu besinlerden uzak durulmalı. Tuz, susuzluk hissini çoğaldırabilir, imtihan evveli fazla harcamayın.

Bayanlara fiyatsız HPV taraması

Bayanlara fiyatsız HPV taraması

Türkiye Ulus Sıhhati Müesseseyi Kanser Daire Başkanı Doç. Dr. Murat Gültekin, bayanlarda görülen rahim ağzı kanserlerinin HPV Human Papilloma Virus ismi verilen bir enfeksiyon sebebiyle büyüdüğünü söyledi. Bu enfeksiyon bedene yerleştikten 5-6 sene sonra rahim ağzında hücresel bozukluklara neden olduğunu anlatan Gültekin, bunun 10 sene içerisinde kansere yol açabileceğini ifade etti.

Rahim ağzının uzun senelerdir ”smear” ismi verilen sürüntü misaliyle tarandığını belirten Gültekin, ancak bu taramanın özellikle kalabalık popülasyonlu ülkelerde yaygınlaştırılması, uygulanabilirliği ve nitelik teftişinde güçlükler yaşandığını kaydoldu ve şöyle devam etti:

”Son senelerdeki büyümeler sonucunda rahim ağzı kanseri taramalarında HPV virüsünün Deoksirübo Nükleik Asidinin taranabileceği kanıtlandı. Bu usul, İngiltere, İtalya, Amerika, Meksika gibi bir çok ülkelerde tarama programlarına dahil edildi. Türkiye de rahim ağzı kanserleri taramalarında yeni ve aktif bir metot olan HPV Deoksirübo Nükleik Asit testini kullanmaya başlayacak ve dünyada bu uygulamayı kullanan lider ülkelerden biri olacak. HPV- Deoksirübo Nükleik Asit testlerinde sıradan smear ile mukayese etildiğinde kanser tespit etme oranları daha yüksek ve tarama neticesinde kanserin olumsuz olması eforu da yüksek. Bu usulde Deoksirübo Nükleik Asit teknolojisi kullanıldığı için insan kaynaklarını da faydalı kullanıyoruz”

Türkiye genelinde 2 laboratuvarda hizmet verilecek

Türkiye genelinde biri Ankara’da ötekiyi İstanbul’da olmak üzere iki milli HPV tahlili laboratuvarının hizmet vereceğini bildiren Gültekin, laboratuvarların Mayıs ayı itibariyle çalışır hale geleceğini ifade etti. Bu kapsamda yurttaşların da Mayıs ayından sonra rahim ağzı kanser taramalarını yaptırmak için aile doktoruna müracaat etebileceğine dikkati sürükleyen Gültekin, bu testlerin fiyatsız yapılacağını ve aile doktorları aracılığıyla laboratuvarlara sevk edileceğini bildirdi.

Gültekin, ”81 şehirde tüm aile doktorlarına bu testlerin dağıtımı yapılacak. Tahlilleri mevzubahisi iki laboratuvarda yapılacak. Hastalardan alınan misallerde HPV’nin olup olmadığını, varsa hangi genotipe ait olduğu tespit edilecek, aynı misal üzerinde refleks smeari de çalışılacak, 10 gün içerisinde tüm raporlar aile doktorlarına bildirilecek” dedi.

”Projeyle ‘HPV Türkiye haritası’nı da çıkarmış olacağız”

Mevzubahisi projeyle 81 şehirde aynı zamanda HPV Türkiye haritasını da çıkarmış olacaklarını ifade eden Gültekin, Türkiye’nin tam şehirlerindeki aile doktorlarının bu hizmeti vereceğini kaydoldu.

Rahim ağzı kanserinin bayanlarda en çok görülen kanserler arasında ilk 10’da yer aldığına işaret eden Gültekin, Dünya Sağlık Örgütü’nün rahim ağzı kanserlerinde tarama yapılması önerdiğini ve taramaların 30 yaş üstü bayanlarda 5 senede bir kere yapıldığını söyledi.

“Erişilebilirlik çok ehemmiyetli”

Türkiye Ulus Sıhhati Müesseseyi olarak bayanların tüm kanser taramalarının Aile Doktorluğu ve Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi KETEM ile işbirliği içinde yapmak istediklerini vurgulayan Gültekin, ”81 şehirde 134 KETEM ile beraber aile doktorlarımız, Cemiyet Sıhhati Merkezleri TSM ile beraber kanser taramalarına katkıda bulunacak. Bizim için erişilebilirlik çok ehemmiyetli, yurttaşın en yakın yerde bu hizmete erişmesini sağlayacağız” biçiminde konuştu.

Eliniz anlaşıyorsa bileğinize dikkat

Eliniz anlaşıyorsa bileğinize dikkat

Geceleri ellerinizde anlaşma ve yanma ile uyanıyorsunuz, gün boyu el sızısı sürüklüyor ve eşyaları istemeden düşürüyorsanız bilek kanalı hastalığı ile karşı karşıya olabilirsiniz.

Karpal tünel belirtiyi 40-60 yaş arası bayanlarda daha çok görülen bir hastalıktır. El bileğinin aralıksız bükülü pozisyonda kaldığı vaziyetlerde daktilo, klavye kullanmak gibi veya el ve el bileğine aralıksız yük binen işlerde çalışanlarda daha sık görülmektedir. Ayrıca şeker hastalığı, hipotroidi, fazla kiloluluk, gut gibi değişik problemlerin tesiriyle de ortaya çıkabilmektedir. Hamilelik yarıyılında bedendeki akışkanların çoğalması, karpal tünel içinde tazyik çoğalışına bu da geçici olarak karpal tünel belirtiyi bulgularının oluşmasına yol açabilmektedir.

Ellerde anlaşma karıncalanma ve yanmayı umursayın

Ele giden asaplardan biri olan ve tıptaki ismi “median asap” olan asap bilek bölgesinde karpal tünel ismi verilen bir kanalın içerisinden geçmektedir. Bu kanalın daralması ya da içerisinden geçen öbür dokuların rastgele bir başka hastalık sebebi ile şişmeleri bu asabın kanal içerisinde sıkışmasına ve bilek kanalı hastalığı oluşmasına neden olmaktadır. Bilek kanalı hastalığının ilk bulguları çoğunlukla yatarken başparmak ve öbür üç parmakta karıncalanma, iğnelenme ve yanma biçiminde ortaya çıkmaktadır. Bu bulguları daha çok gece ortaya çıkmasının sebebi bir hayli bireyin yatarken bilekleri içe doğru kıvrık gidişatta yatmaları ve bu vaziyetin de karpal tünelin daha da fazla daralmasına neden olmasıdır.

Zorlayıcı ve yineleyen hareketlerden kaçının

Özellikle ufak cisimlerin elden kaymasının sebebi median asapla beraber izleyen ve eldeki ter bezlerine giden asapların da sıkışarak avuç içlerinde terlemenin kaybolmasına yol açmasıdır. Terlemenin kaybolması ile cilt ile cisimler arasındaki sürtünme de eksileceğinden ufak cisimler basitlikle kayarak elden düşerler. İleri aşamalarda yumruk yapmak, cisimleri tutmak ve el yeteneği gerektiren ince işlevleri yapmak eforlaşır. Bazı hastalar sıcak ve soğu bile ayırt edemez vaziyete gelmektedir. Bazı hastalarda genetik nedenler ön tasarıya çıkabilmektedir. Misalin bazı bireylerde karpal tünel basmakalıptan daha dar oluşmuş olabilir.

Fazla kilolu insanlarda 2 kat daha fazla görülür

Fazla kilolu insanların ince yapılılara göre bu hastalığa tutulma tehlikeyi 2 kat daha fazla olduğu yapılan gözlemlerde tanımlanmaktadır. Ayrıca, hastalık bayanlarda erkeklere göre üç kat daha fazla görülmektedir. Bunun bir sebebinin bayanlarda bilek kanalının erkeklere göre daha dar olması olabilmektedir. Bir başka sebebi de hastalığın hamilelik sırasında sıklıkla ortaya çıkmasıdır. Bazı hastalarda doğumdan sonra bulgular kaybolsa da çoğunda kalıcı olmaktadır.

Birkaç ayda geçmiyorsa çözümü operasyon

Bilek kanalı hastalığının bulgularını rahatlatmak emeli ile bazı ilaçlardan faydalanılabilir. Ağrı kesici ve ödem çözücü ilaçlar kısa süreli gevşeme sağlayabilmektedir. Başlangıç yarıyılında bilek kanalının içerisine yapılan kortizon kapsayan ilaçlı enjeksiyonlar daha uzun süreli iyileşme sağlayabilmektedir. Gece uyku sırasında el bileklerinin kıvrılmasını önleyen bilek atelleri oldukça yararlıdır. Yeniden başlangıç yarıyılında olan ve çok ilerlememiş hastalarda Fizik Rehabilitasyondan dayanak alınabilmektedir. Birkaç ay vaktince geçmeyen ve konservatif temkinlere karşın devam eden karpal tünel belirtilerinde operasyon gerekmektedir. Karpal tünel belirtisinde operasyon hastaya narkoz verilmeden yalnızca yerel anestezi ile asıllaştırılır ve son derece zaferli neticeler alıabilmektedir.

Alınabilecek tedbirler neler

Eli ve bileği zorlayıcı iş yapanların sık, sık ara vermeleri ve ellerini dinlendirmeleri verimli olacaktır. İş yerlerinde kullanılan alet ve aygıtlar bileği en az zorlayacak stilde yapılandırılmalı ve kullanılmalıdır. Bu hastalığa neden olan hormonal ve metabolik rahatsızlıkları olanların bunların zaman geçirmeden rehabilitasyon ettirmeleri gerekir.

Obezite sosyal olarak bulaşıcı bir gidişat

24 Aralık 2019 Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Obezite sosyal olarak bulaşıcı bir gidişat

Şeber yaptığı söylemede, kiloluluğun ne yazık ki bulaşıcı olduğunu belirterek, “Yapılan araştırmalar da aynı neticeyi gösteriyor. Virüslerle ve bakterilerle bulaşmıyor olsa da, sosyal olarak bulaşıcı bir gidişat obezite. Yapılan araştırmaya göre aileleri veya dostları kilolu olanlar, kiloluluk üzerinde çok fazla nesnel değerlendirmede bulunamıyorlar ve kilo almaya oldukça meyilliler. Ferdin sosyal etrafında fazla kilolu insanların rakamı çoğaldıkça şahsın fazla kilolu olma tehlikeyi de bir o kadar çoğalıyor” dedi.

Eşler arasında da fazla kilolar bulaşıcı olabiliyor

Dyt. Gizem Şeber: “Konutluluk, kumpaslı bir yaşamı da beraber getirdiği için yeni evlenenlerin daha basit kilo aldığını siz de sıkça görmüşsünüzdür. Yapılan neticeyi de bu istikamette. Konutluluk beden ağırlığının çoğalmasına yol açan etmenlerden biri ve en az iki senelik konutlu olanların beden ağırlıklarıyla, kilolarının boylarına göre olan oranı birbirine çok eş. Evlenen bireylerin kilo almaya meyilli olmasının sebepleri arasında ilk sırayı beslenme kumpası alır. Evlenen şahıslar, yalnız yaşadıkları zaman dilimine veya talebelik yaşamlarına kıyasla daha kumpaslı beslenirler ve eşleri ile uzayan akşam yemeleri ve gece atıştırmaları kilo almalarına neden olur. Konutluluk-Obezite ilişkisinde bir öbür ehemmiyetli mevzu ise işin psikolojik ebadı. Uzmanlara göre evlenen birey cılız kalma mevzusunu fiziksel görüntü açısını umursamıyor. Evlenmeden evvel karşı türe çekici görünmeye çalışan eşler, evlendikten sonra bu gidişatı daha az önem vermeye başlıyor ve neticede birliktece kilo alıyorlar. Eşler yeniden de yalnız zayıflamaya çalışanlara göre daha talihli. Yapılan araştırmalar, eşlerin zayıflama mevzusunda beraber hareket ettiklerinde yalnız başına zayıflamaya çalışanlara göre daha zaferli olduklarını göstermiştir. Bu, yalnız başına zayıflanmaz anlamına gelmiyor; fakat her mevzuda olduğu gibi zayıflama mevzusunda da birlikten güç doğuyor.” dedi.

Yapılan bir başka çalışmada, eşlerin fiziksel etkinlik seviyeleri ile ilişkili olduğunu hatırlatan Şeber, “Bu çalışmada da, konutlu olanların kumpaslı fiziksel etkinliğe daha çok bağlı kaldıkları gösterilmiştir. Bunun sebebinin eşe karşı dinlenen mesullükten kaynaklandığı söylenebilir” dedi.

Konutlu çiftler zayıflama mevzusunda daha talihli

Şeber: “Perhiz yapmak uzun sürdüğünde sıkıcı bir hal alabilir. Perhiz motivasyonu eşle beraber perhiz yapıldığında yükselir. Konutta sıhhatli beslenme kaideleri geçerli olmaya başlar. Zamanla alışkanlık haline gelen bu kaideler, kilo gözetmede de zaferli olunmasını sağlar. Yapılan perhizde yasaklar varsa kesinlikle insana çekici kazanç. Motivasyonun kırıldığı anlarda perhizi bozmak basit bir hal alır. Eşlerin birbirine dinlediği mesullük bu vaziyetin önüne geçer. Eşler, sosyal hayatta bir arada olmayı beğenirler. O sebeple birlikte spor yapmaya gitmek, daha neşeli bir hal alır. Yan yana oldukları için bunalmayan çiftler daha uzun müddet egzersiz yaptıklarının farkına dahi varmazlar. Davetliliklerde ve sosyal civarlarda yapılan ikramlara iki birey ‘hayır’ demek daha basittir.”diyerek sözlerine ilave etti.

Page 1 of 21 2