Kanser için D vitamini bedellerinize önemseyin

Kanser için D vitamini bedellerinize önemseyin

İnsan bedeninde bir hayli ehemmiyetli işleve hizmet eden D vitamini kanser yaradılışına karşı da büyük ehemmiyet taşıyor. Dünya Kanser Haftası’nda D vitamininin uzuvların çoğunu etkileyen bir hormon olduğuna dikkat sürükleyen Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr.Rüştü Serter, ” D vitamini eksik olan fertlerde sütun, rektum, meme, over, prostat, mide, mesane,özefagus, böbrek, akciğer, pankreas, uterus, non-Hodgkin lenfoma, multiple myeloma kanser cinslerine daha sıkrastlanıyor. Daha sarihçe şöyle ifade edebiliriz ki, D vitamini yeterli olan şahıslara mukayeseyle eksik olanların bu kanser cinslerine karşı tehlikeleri daha yüksek oluyor. Ayrıca ,D vitamini seviyeleri çoğaldıkça kanser insidansı eksiliyor. Türkiye gibi 37. enlemin kuzeyinde olan ülkelerde güneş ışınlarının büyü açısı D vitamini gereksiniminin karşılamasında beceriksiz kalıyor ve bu ülkelerde çoğalış gösteren D vitamini yetersizliği bunalım gibi psikolojik meselelere neden olabiliyor. Tüm bu nedenler dolayısıyla 37. enlemin güneyinde daha az kronik hastalık görülüyor” söylemesinde bulundu.

D vitamini, kanserin ilerlemesini ve vefat oranını eksiltiyor

D vitamininin kanserli fertlerde vefat oranını eksilttiğine dikkat sürükleyen Prof. Dr. Rüştü Serter, D vitamini kanserin ilerlemesini ve hastayı negatif etkileme sürecini de yavaşlatıyor. Avrupa Endokrin Derneği Muayenehane Uygulama Rehberine göre D vitamini alımında günlük idame dozlar;

– 1 yaşından ufak bebeklere günde 400 birim,

– 1-18 yaş arası çocuklara günde 600 birim,

– 18 yaş ve üzeri erişkinlerde günlük 1000 birimdir.

Son yarıyıllarda sprey formu gibi kullanımı basit, katkı maddesi ve BHA kapsamayan D3 vitaminleri seçim edilmektedir.

Gebelikte influenza gribine dikkat

Tutumsal ve perhiz tehlikeleri eksiltilerek kanseri önleyebilirsiniz

Hamilelik yarıyıllarında bedende muhtelif farklılıklar yaşanıyor. Anne adayının kalbinde pompalanan kan ölçüyü, kalp atış sürati, oksijen imal derecesi, bunlardan sadece birkaçı. Bu farklılıklar ise bedenin bağışıklık sistemini doğrudan etkileyerek, bedeni bulaşıcı hastalıklara karşı sarih hale getiriyor. Özellikle kış aylarında influenza olarak adlandırılan grip hastalığı, anne adaylarını bir hayli negatif doğrultuda etkiliyor.

influenza

Gebelikte bağışıklık sistemi oldukça duyarlı

Gebelikte alana gelen her türlü enfeksiyonda, enfeksiyonun yerine göre yaklaşımlar değişkenlik gösterir. Bu gidişatta umursanması gereken mevzu, enfeksiyona zamanında müdahale edilmesi ve ilerlemesinin önüne geçilmesidir. Yaşanan üst solunum yolu enfeksiyonları, bağışıklık sistemini zayıflatarak, dolaşım ve solunum yolunda klasikte yaşanan kasvetlerin daha fazla sezilmesine neden olur. Bu sebeple gebelerin kış aylarında çok güzergahlı temkin alması gerekir. Beslenme kumpası, hijyen şartları, giyim, ilaç kullanımı ve egzersiz gibi mevzularda da titiz davranılması ehemmiyetlidir.

hamile

Grip ve soğuk algınlığı birbirinden değişiklik gösterir

Grip ve soğuk algınlığı virüslerin neden olduğu hastalıklardır. İki hastalık da sanılanın aksine değişiklikler gösterir. Soğuk algınlığında yüksek ateş görülmezken, gripte çok yüksek ateş ve araya giren ikincil bakteriyel enfeksiyonlar gözlemlenebilir. Soğuk algınlığında görülen bulgular; burun akıntısı, aksırma, boğazda yanma hissi ve öksürüktür. Gripte ise; genelde 39 derece ve üzeri ateş, baş, adale-eklem sızısı, yorgunluk ve orta şiddette öksürük yaşanır. Gebelerde görülen yüksek ateş 39 derece ve üstünü geçmemelidir. 38 derece ateşte, ateş düşürücüler kullanılır. Alın, koltukaltı, diz kapağı arda soğuk kompresi uygulanmalıdır. Ilık duş alınmalı, ince kıyafetler giyilmelidir. Anne adayında ateş şikayeti devam ediyorsa, kesinlikle hekime müracaat etilmelidir.

gebe

Gebeliğin ilk aylarında yüksek ateş risklidir

Gebeliğin ilk üç ayında yüksek ateş risklidir ve bebeğe hasar verebilir. Bu nedenle yüksek ateşe izin verilmemelidir. Hekim tetkikine kadar, gebenin beden ısısını ve bebek üzerinde oluşturacağı negatif tesiri eksiltmek için, annenin ateşi kesinlikle düşürülmelidir. Hekime gidene kadar parasetamol ilaçlar alınabilir. Bu cins ilaçların gebelik üzerinde makûs bir tesiri yoktur.

ateş

Enfeksiyonlar, fiziksel ve psikolojik olarak anneyi güçler

Özellikle güz ve kış ayları bu enfeksiyonların en çok görüldüğü zamanlardır. Hamilelikte yaşanan enfeksiyonların hem anne adayına hem de bebeğe bazı negatif tesirleri mevzubahisidir. Bu gidişat anne adaylarını hem fiziksel hem de psikolojik olarak güçler. Gebelik, tek başına gribe tutulmak için bir neden değildir. Ancak hamile bir bayandaki enfeksiyonda karmaşıklık görülme oranı daha da çoğalır.

enfeksiyon

Gebelik, bağışıklık sistemini zayıflatmaz

Hamilelikte bağışıklık sistemi ilişkisi oldukça karışıktır. Bağışıklık sisteminin, hamilelikte genellikle baskılandığına inanılmaktadır. Ancak enfeksiyondan korunma hücreleri dediğimiz korunma hücrelerinin seviyeleri değişir. Hakikatinde bu gidişat bebeğin anne karnında tutunması ve hamileliğin devamı için zorunludur. Hamilelerin enfeksiyon hastalıklarına sık tutulmadıkları fikri egemendir. Yeniden de bir hayli değişik görüş, bağışıklık sisteminin zayıfladığını ve daha sık enfeksiyon geçirildiğini ifade eder. Bunun yanı gizeme son senelerde yapılan çalışmalar ise, hamilelerde bağışıklık sisteminde bir bozulma olmadığını ve hamilelerin bir çok enfeksiyon hastalığına yeterli cevap gösterdiğini ortaya koymuştur. Bu açıdan bakıldığında ise değişik görüşler ortaya çıkmıştır. Hamilelikte bağışıklık sisteminin zayıfladığına dair ortak bir görüş egemen değildir.

bağışıklık

Kapalı mekanlar tehlike yaratıyor

Kış aylarında hamile bayanların dikkat etmesi gereken ehemmiyetli mevzulardan biri de sıhhatli havalandırma koşullarıdır. Kış mevsiminin gelmesiyle beraber gebelerin soğuk havadan korunmak için kalabalık ve kapalı etrafları seçim ettikleri gözlemlenir. İyi havalandırılmayan civarlar, bulaşıcı hastalıkların daha basit dağılmasına neden olur. Bu stil kapalı mekanlar hamileler için büyük tehlikeler kapsar. Bulaşıcı hastalıkların ve alerjilerin artmasına neden olan bu şartlar, değişen hava koşullarıyla beraber bir hayli hastalığa neden olmaktadır. Bu sebeple anne adaylarının süre geçirdikleri mekanları özellikle de konutlarını sıklıkla havalandırmaları önerilir. Ayrıca muhtemel olduğu kadar hastalığı olan şahıslarla yakın temasta bulunulmamalıdır. Eller aralıksız pak yakalanmalı ve sık devir yıkanmalıdır. C vitamini ağırlıklı beslenilmeli, bol akışkan harcanmalıdır.

gebe

Sıhhatli bir uyku için oda hijyeni ehemmiyetli

Sıhhatli bir uyku için yatak odalarının hijyeni de çok ehemmiyetlidir. Burun tıkanıklıkları ve öksürüklerin önüne geçebilmek için konutların sık sık süpürülmesi, yastık ve yorganların hijyenik şartlarda olması, sıklıkla değiştirilmesi ve civarın tozlardan temizletilmesi gerekir. Evcil hayvanlar ise yatak odalarından uzak yakalanmalıdır. Muhtemelse yatak odalarında halı kullanılmamalıdır. Konutlarda soba ve kaloriferlerin kuruttuğu havayı kaynayan bir çaydanlık ile ıslatmak da yararlıdır. Soluk almakta zorlanılırsa 2-3 gün kadar burun spreyi kullanılabilir. Ayrıca deniz suyu spreyleri de seçim edilebilir. Burnu ıslatmak için civarın nemli yakalanması zorunludur.

hamilelik

Ihlamur, zencefil ve tarçınlı çay, hafifletici tesir yaratabilir

Üst solunum yolları enfeksiyonları genellikle viral denilen hastalık grubundadır. Bu gidişatta yaşanan şikayetler için hafifletici ilaçlar kullanılır. Ateş düşürücü ve burun açıcı spreyler gibi şikayet giderici ilaçlar da kullanılabilir. Gebelerde grip ve soğuk algınlığı ağır hastalığa neden olabilir. Antiviral ilaç alımı, ciddi neticelerin önlenmesine dayanakçı olabilir. Anne adayının antiviral ilaç almasının, kendisi ve bebek için hasarı olduğunu düşündüren hiçbir çalışma yoktur. Şayet bakteriyel bir enfeksiyon vaziyeti var ise antibiyotik kullanımı gerekir. Ihlamur, zencefil, tarçınlı çay, C vitamini özellikle taze bunalmış portakal suyunun hafifletici tesiri olduğundan, rehabilitasyon uygulaması için bu meşrubatlar da harcanabilir.

influenza

Sedef hastalarına keselenmek yasak

Sedef hastalarına keselenmek yasak

Mevzubahisi sedef hastalığı olduğunda tıbbi reellerden ziyade kulaktan dolma bilgiler devreye giriyor. Oysa kent efsanesi gibi ortada gezen bir hayli bilgi, sedef hastalığını iyileştirmekten öte şiddetlendiriyor. Misalin kese yapmanın sedef hastalığına iyi geldiği bilgisi çevrede gezse de fiziksel travmalar, kaşıma, ovuşturma ya da yolma gibi harekâtlar, banyoda liflenme veya keselenme sedef saldırılarına yol açıyor.

Sedef hastalığı nedir?

Ölü cilt hücrelerinin cilt yüzeyinde süratli bir biçimde birikmesiyle ortaya çıkan bir cilt problemidir. Sedef hastalığı denilmesinin sebebi dıştan görülen pembe kırmızı tabanda beyaz parlak kabuklar olmasıdır. Sedef hastalığı yaşamın rastgele bir zamanında ortaya çıkabilir. Çocuklukta oranla daha az görülen sedef hastalığının en yaygın semptomu olan beyaz kabuklu plaklar, bedenin her yerinde olabilir. Saçlı ten tırnak tutulumu olabilir. Bazen mantar ve egzama ile karıştırılabilen sedef hastalığının kesin teşhisi ancak bir dermatolog tarafından konulabilir.

Sebebi fazla mükemmeliyetçi olmak olabilir

Sedef hastalığının belirli bir sebebi yoktur. Ancak genetik yatkınlığın tesirli olduğu kabul edilen bir asıldır. Genellikle hastalarda psöriozis ortaya çıkacak bir psikolojik taban vardır. Mükemmeliyetçi bireylerde daha çok görüldüğü gözlemlenmiştir.

Sebepleri;

Neden olanlar arasında infeksiyonlar özellikle

– boğaz infeksiyonu,

– İdrar yolu infeksiyon,

– Bitkinlik,

– Stres,

Ani büyüyen cilt travmaları güneş yanığı gibi tesirli bulunmuştur.

Sedef hastalığı rehabilitasyon edilebilir mi?

Genellikle hastalar, ‘Sedef hastalığının iç uzuvlarla alakası var mı’ diye sorarlar. Hastalığın rastgele bir böbrek ve karaciğer hasatlığı ile alakası yoktur. Hastalığın rehabilitasyonu sonrasında özel bir perhiz uygulanması gerekmez. Yalnızca yediklerinde kaşıntı yapan bir yiyecek varsa acılı besinler, salçalı besinler vs. onu az harcanması uygundur. Bazı çalışmalarda kilo alımının hastalığı tetiklediği belirtilmiştir. Bu surattan sıhhatli beslenme önerilir. Rehabilitasyonunda neden belirli olmadığı için hali hazırda köklü bir çözüm getirecek bir usul ya da ilaç yoktur. Zaman zaman gazetelerde ‘Sedefin rehabilitasyonu bulundu’ gibi haberler çıkmasına karşın ne yazık ki bunlar doğru olmadığı gibi hastalar için hayal kırıklığıdır.

Rehabilitasyon şahsa özeldir

Günümüzde, yerel rehabilitasyon pomad, losyon vs. ve ağız yoluyla muhtelif ilaçlar verilmektedir. Rehabilitasyonda emel bulguları düzenlemek yinelenmesini yasaklamaktır. Bu surattan doktor ve hastanın uzun zaman usanmadan bir arada çalışması gerekir. Hastalıkta her hastaya genellikle rehabilitasyon değişiktir. Beraber geçim içinde çalışmalıdır. Hafif hastalıkta krem ve losyonlarla rehabilitasyon yeterli kazanç. Tüm bedeni yakalayanlarda tırnak tutulumunda UV ışın rehabilitasyonu uygulanır. Ağır hadiselerinde yan tesirler takip ederek ağızdan veya iğne biçiminde rehabilitasyonlar yapılabilir.

Bu kaidelere dikkat

Psikolojinin iyi yakalanması çok ehemmiyetlidir. Gerekirse psikiyatrist ile ortak çalışılır. Cildin kuruluğunun önlenmesi kesintisiz ıslatıcı kullanımı ehemmiyetlidir. Banyoda cildi tahriş edici uygulamalardan uzak durulmalıdır. Banyo sonrası kesinlikle ıslatıcı sürülmelidir. Rehabilitasyonda olan pomad, losyonlar uygulanmalıdır.

Ayak terlemelerine son

Ayak terlemelerine son

Ayak Sıhhati Uzmanı Mukaddes Öz, el ve ayaklarda görülen “palmoplantar hiperhidroz” olarak öğrenilen sualin bir hayli nedene bağlı olabileceği gibi yalnızca genetik olarak da bireyde izleyebileceğini anlattı. Ayaklardaki fazla terleme yalnızca terleme meseleyi olarak kalmayıp birliktesi başka meseleleri de getireceğini neler yapılması gerektiğine dikkat sürükleyen Öz, laflarına şu biçimde devam etti:

Daha büyük meselelere yol açabilir

“Öncelikle, ayaklarda fazla terleme var diyebilmemiz için günün her saatinde ayak tabanı ve parmak araları ıslak halde olmalıdır. Ter ayak tenini ve tırnakları kesintisiz incelteceği, dokuyu bozacağı için cilt ve tırnaklarda harabiyet oluşabileceğinden batık tırnak, cilt ve tırnak mantarları, metatarsta ve parmak aralarında siğiller daha sıklıkla bireyin karşısına çıkacaktır. Bakterilerin yaradılışında rol alan ayak terlemesi kokuya ve her türlü enfeksiyona taban hazırlayacaktır.”

Yaşam standartları rehabilitasyon usulünü tanımlıyor

Ayak terlemesi meseleyi için hastanın ayak sıhhati uzmanıyla görüşüp kendi yaşam standartları ve sosyal koşulları araştırarak en uygun rehabilitasyon usulünün tanımlanması gerektiğini ifade eden Öz, kesintisiz el ve ayak terlemesi olan hastalara şu tekliflerde bulundu;

“Özel sabunlarla günlük ayak hijyeni sağlanmalı, parmak araları çok iyi kurulanmalı, ayak havluları bireye özel olmalı. Deviremeden sonra doğru bir uzmandan alacakları teklifler ile terlemeyi önleyici mahsuller doğru dozda kullanılmalı.

Ayakkabı, terlik ve çorapların uzmanların önereceği antiseptiklerle arınılması ve bakımının yapılması. Her ay kunduraların uzman tarafından gözden geçirilmesi baş gösteren patolojik hadise varsa temkin alınmalı.”

Öteki rehabilitasyon usulleri

Bu uygulamaların yanında ilaç rehabilitasyonları, botox rehabilitasyonu, iyontoforez rehabilitasyonu, cerrahi ets rehabilitasyonu olmak üzere 4 başlıca usulden de faydalanılacağını belirten Öz; Kalıcı olan tek rehabilitasyon cerrahi klipsli ets kapalı amelyat sampatektomi usulü olduğunu ifade etti.

Baş dönmesinin nedenleri nelerdir

Baş dönmesinin nedenleri nelerdir

Çoğu zaman tıbbi hastalıklarda görülen baş dönmeleri psikiyatrik pek çok hastalığa da eşlik edebilir. Baş dönmesi psikiyatrik bir hastalığa eşlik eden fiziksel bir bulgu da olabilir. Baş dönmelerinin, panik hücum gibi tümden psikiyatrik bir hastalığın bulgusu olabileceğinin altını çizen uzmanlar, baş dönmelerinin ciddiye alınması gerektiği mevzusunda uyardı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi’nden Uzman Psikolog Gürler Sonbahar, baş dönmelerinin fiziki ve ruhsal hastalıklardan kaynaklandığını belirterek şunları söyledi:Baş dönmesi hakikatinde bir hayli tıbbi hastalıkta görülen bir belirtidir. Devam eden baş dönmelerinin incelenmesi gerekir. Ancak bazı baş dönmelerinin psikiyatrik hastalık bulgusu olabileceğini de unutmamak gerekir.”

Psikojenik baş dönmesi nedir

Yapılan araştırmalarda organik bir neden bulunmaması “Psikojenik baş dönmesi” tanısını akla getirmektedir. Bu hastalarda genellikle ek psikiyatrik bulgular olabilir. Misalin moral bozukluğu, uykusuzluk, iştahsızlık, bitkinlik gibi. Bu vaziyetin başlangıcı stres etkenleri ile de ilişkili olabilir. Bu şahısların karakter yapısına baktığımızda titiz, endişe seviyeleri yüksek, meselelerle başa çıkmada genelde noksanlık paydan veya meselelerden kaçan şahıslar oldukları gözlemlenmiştir.

Psikiyatrik hastalık bulgusu olabilir

Dikkat edilmesi gereken nokta baş dönmesinin psikiyatrik bir hastalığa eşlik eden fiziksel bir bulgu olabileceği gibi, misalin bunalım hastasında tansiyon farklılıklarına bağlı bir bulgudur, panik hücum gibi tümden psikiyatrik bir hastalığın bulgusu olmasıdır. Bazen de bireyde organik sebepli bir baş dönmesinin misalin meniere hastalığı gibi devam etmesi ve şahsın hayatını etkilemesi ile bunalım, endişe bozukluklarının tabloya ilave edilmesi de görülebilir. Şayet şahıstaki baş dönmesi sık sık soluk almayla yineleniyorsa, baş dönmesi evveli başka psikiyatrik bulguları varsa, genelde gergin, kuruntulu şahıs ise, tıbbi araştırmalarda rastgele organik bir neden tespit etilememiş ise psikojenik baş dönmesi olabileceği akla gelmelidir.

Tüp bebek rehabilitasyonunda galibiyeti artırmanın 8 yolu

Tüp bebek rehabilitasyonunda galibiyeti artırmanın 8 yolu

Bebek sahibi olmak için tüp bebek usulüne müracaat eten çiftlerin bazı tekliflere dikkat etmesi, rehabilitasyona büyük takviye sağlıyor. Bu süreçte stresi hakimiyet altına almak, hareketli hayat ve kumpaslı egzersiz ile beraber sıhhatli beslenme gibi etkenleri hayat stili olarak özümsemek, galibiyeti artırıyor.

tüp bebek

Stresi hakimiyeti sağlanmalı

Tüp bebek rehabilitasyon süreci kararı alındığı anda hakikatinde rehabilitasyon başlamış demektir. Hastanın kesinlikle rehabilitasyon sürecine kendini psikolojik olarak hazırlaması gerekir. Stresi eksiltmek için bazı etkinliklerde bulunmak, kumpaslı egzersiz ve tabiat yürüyüşleri yapmak, doğru beslenmek, akılsal ve fiziksel hazır olmak rehabilitasyonda zafer talihini artıran etmenlerdir. Tüp bebek rehabilitasyon sürecinde haftada 2-3 kere yürüyüşe çıkılabilir.

tüp bebek

Psikolojik takviye ehemmiyetli

Bu süreçte baba adayına da büyük vazife düşmektedir. Anne adayı ile arasındaki bağlantıyı her zamankinden daha sıkı yakalamalı, ona her mevzuda takviye olmalıdır. Rehabilitasyon sürecinin negatif sonuçlanacağı evhamı bir kenara vazgeçilmeli ve tekerrür sınanabileceği unutulmamalıdır.

tüp bebek

Banal hamilelik süreci olduğu öğrenilmeli

Tüp bebek rehabilitasyon usulünü natürel bir hamilelik süreci olarak kabul etmek gerekir. Zira bu usulle hamile kalanlar bayanlar da banal bir gebelik yarıyılı geçirmektedir. Dünyaya gelen bebek de öteki bebeklerden farksızdır.

tüp bebek

Diyetisyen dayanağı alınmalı

Beslenmeye dikkat etmek tüp bebek rehabilitasyon sürecini pozitif etkilemektedir. Hekimin beslenme mevzusunda teklifleri kesinlikle dikkate alınmalıdır. Bunun yanı gizeme uzman bir diyetisyen ile görüşülüp ayrıntılı bir baz 2 nme tasarıyı yapılabilir. Muhtemel olduğu kadar da fast food ve abur cubur olarak adlandırılan gıdalar yerine daha taze, organik gıdalar harcanmalıdır.

tüp bebek

Tüp bebek rehabilitasyon sürecinde beslenme teklifleri

– Sigara içiliyorsa, en az 2 ay öncesindenbırakılmalı ve sigara içilen etraflardan uzak durulmalıdır.

– Tüp bebek rehabilitasyonunda galibiyeti artıran etmenlerden biri de ideal kiloda olmaktır. Rehabilitasyona başlamadan evvel ideal kiloyu tutmak için diyetisyen dayanağı alınabilir.

– Tüp bebek rehabilitasyonu sürecinde bol akışkan almak gerekir. Kola, çay, maden suyu yerine günde en az 2-3 litre su harcanmalıdır.

– Tüp bebek rehabilitasyonu zamanınca nohut, kuru fasulye, barbunya ve havuç sofralardan noksan edilmemelidir. Haftalık yemek programında en az 2 gün kuru baklagiller olmalıdır.

– Protein, mineral ve omega3 bakımından en zengin olan gıda balıktır. Haftada en az üç kere balık harcamak, rehabilitasyon galibiyetini pozitif tesirler.

– Kızartma, ızgara gibi pişirme usulleri yerine; haşlama, buğulama, fırında pişirme usulleri seçim edilmelidir. Ayrıca makarna ve sebzeler çok fazla haşlanmamalıdır.

– Folik asit bakımından zengin yeşil yapraklı sebzeler, fındık ve badem gibi kuruyemişler seçim edilmelidir.

– Şeker yerine kullanılan tatlandırıcılar, tüp bebek rehabilitasyon sürecinde vazgeçilmelidir.

Hipertansiyonun erken yaşlarda ortaya çıkmasının faktörleri

Hipertansiyonun erken yaşlarda ortaya çıkmasının faktörleri

Kalp krizinden kalp eksikliğine, inmeden beyin kanamalarına, böbrek beceriksizliğinden kalıcı görme kaybına… Bu ciddi sıhhat problemlerinin yanı gizeme vefata dahi yol açabilen hastalığın ismi, ülkemizde her 3 şahıstan birinde görülen hipertansiyon. Dünya Sıhhat Örgütü’nün bilgilerine göre; dünyada 1.5 milyardan fazla birey hipertansiyon hastası. Her sene takribî 7 milyon birey de yüksek kan tazyiki ve yol açtığı hastalıklar sebebiyle yaşamını kaybediyor. Peki hangi faktörler hipertansiyonun erken yaşlarda ortaya çıkmasına yol açıyor? Acıbadem Bakırköy Sağlık Kurumu Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Şükrü Aksoy hipertansiyon takvimini öne sürükleyen faktörleri anlattı, ehemmiyetli tekliflerde bulundu.

Fazla tuz tüketimi

Bayağıda günde en fazla 6 gram olması gereken tuz tüketimi, ülkemizde günde 18-20 grama yükseliyor. Tuz tüketiminde yapılan her 1 gramlık çoğalış da kan tazyiki kıymetlerinin 1-2 mmHg çoğalmasına neden oluyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Şükrü Aksoy konserve, fast food stili yiyeceklerde ve turşularda tuz oranının çok yüksek olabileceği ihtarında bulunarak, “Ayrıca maden suyunda da çok yüksek oranda tuz var. Kilo vermek veya mide gazını gidermek için günde 5-6 şişe maden suyu harcamak çok yanlış. Yalnızca bu alışkanlık kesildiğinde dahi kan tazyiki ideal hudutlara gerileyebiliyor” diyor.

Uyku apnesi ve uykusuzluk

Hipertansiyon açısından saklı risklerden biri de, uyku apnesi. Rehabilitasyona mukavemetli hipertansiyon hastalarının bir kısmında mesul “uyku apnesi” olabiliyor. Uyku apnesi olan bireylerde gece kandaki oksijen oranı düşüyor ve bu vaziyet bedendeki bazı kalp damar hakimiyet sistemlerini aktive ederek tansiyonu yükseltiyor. Bunun yanı gizeme yapılan bir araştırma, günde 5 saatten az yatanların, 7 saat yatanlara oranla 2 kat daha yüksek tansiyon tehlikeyi taşıdığını göstermiş. Buna yol açan etmen ise uyku sırasında bedenimizde salınan ve damarlarımızı genişleten birtakım kimyevi maddeler. Şayet daha az saat yatarsak, bu maddelerin salınımı bozuluyor ve kan tazyiki ile kalp süratinde çoğalışa neden olabiliyor.

Kusurlu perhizler

Kusurlu perhizler de hipertansiyonun erken ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Özellikle magnezyum, potasyum ile kalsiyumdan cılız beslenmek uzun vadede damar sertliğine, bunun sonucunda da hipertansiyona yol açabiliyor. Ayrıca yüksek doymuş yağ kapsayan veya yüksek karbonhidrat kapsayan perhizler de uzun yarıyılda hipertansiyona yol açabiliyor.

Hareketsizlik

Hareketsiz yaşamın kan tazyikini yükselttiğini gösteren çok rakamda bilimsel çalışma var. Ve bu çalışmalarda hareketsiz hayat stili olanların, hipertansiyona tutulma tehlikesinin çok daha yüksek olduğu görülmüş. Tansiyon düşürücü tesir için kesinlikle spor salonuna gitmeye de gerek yok, günde 30 dakikalık süratli yürüyüş yeterli oluyor.

Sigara ve içki kullanımı

Sigara ile içki gibi alışkanlıklar kısa yarıyılda damarlarda büzüşmeye yol açarak ve uzun yarıyılda da damar sertliği yaparak hipertansiyona neden oluyor.

Obezite

Günümüzün ehemmiyetli bir meseleyi olan ve gençleri, hatta çocukları dahi tehdit eden obezite hipertansiyona yol açan ehemmiyetli bir etmen. Öyle ki obezite meseleyi olan bireylerde hipertansiyon 3 kat fazla görülüyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Şükrü Aksoy ideal kilonun yüzde 20 üstüne çıkıldığında ise hipertansiyon tehlikesinin 8 kat çoğaldığı ihtarında bulunuyor.

Fazla kahve ve çay tüketimi

Kahve ve çay da kapsadıkları kafein gibi uyarıcı maddeler sebebiyle fazla harcandıklarında tansiyonun yükselmesine yol açabiliyorlar. Bu surattan çayı sarih içmek ve günde 3 kadeh ile hudutlandırmak ehemmiyetli. Aynı biçimde kahvede de 1 fincanı geçmemek uygun olacaktır. Ayrıca kafein kapsayan enerji meşrubatlarından da uzak durmaya itina gösterin.

Stres

Hem psikolojik, hem fiziksel stres de bedende stres hormonlarının noradrenalin, adrenalin, kortizol vb. salınımı artırıyor. Bu hormonlar da doğrudan veya dolaylı tesirleriyle tansiyonu yükseltiyor.

Muhtelif hastalıklar

Hipertiroizm ve hipotroizim gibi tiroit bezi hastalıklar, böbreğe giden damarlarda daralma, diyabet, aort darlıkları da hipertansiyona yol açan faktörlerden. Kan tazyikinin ideal seviyeye düşmesi için bu hastalıkların hakimiyet altına alınması çok ehemmiyetli.

Alzheimer’ın ilk bulgusu şahsiyet farklılığı olabilir

Alzheimer’ın ilk bulgusu şahsiyet farklılığı olabilir

Alzheimer’ın öğrenilen en bariz bulgusu unutkanlık olsa da, bu gidişattan çok daha evvel ortaya çıkan şahsiyet farklılıkları hastalığın ilk sinyalleri olabiliyor. Erken yarıyılda alınabilecek bazı ihtiyatlar ve hayat stili farklılıklarıyla Alzheimer’dan korunmak ve hastalığı ertelemek olası olabiliyor. Memorial Sağlık Kurumu Nöroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Türker Şahiner, Alzheimer hastalığı mevzusunda dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

Hastalığa çöp proteinler neden oluyor

Beyin hücreleri, bilgi depolamak ve elektriksel mesajımda kullanmak üzere gün içinde binlerce protein üretmektedir. Vazifesini bitiren amiloid beta adlı proteinler bölünüp yok olmak yerine, çöp olarak hücreler arası etrafta birikebilmektedir. Alzheimer ve eş biçimde beyni yıkım eden hastalıklarda, çöp protein mekanizması kollanmaktadır. Arınılamayan çöp protein molekülleri, genellikle beyindeki hafıza bölgesinde ağır zararlar oluşturmaktadır.

Psikolojik bulgular ile kendini gösterebiliyor

Çöp proteinler, hafızada özellikle yakın hafıza bölgelerini yıkım etmekte ve hastalık bu bölgede başlamaktadır. Ama öğrenilenin aksine Alzheimer hastalığında unutkanlıktan evvel, şahsiyet değişmesi, hastanın öğrenilenden değişik tavırlar sergilemesi, basmakalıp olmayan tepkiler göstermesi gibi psikolojik bulgularla ortaya çıkmaktadır. Alzheimer hastalığının ilerleyen safhalarında birey, hastalığını inkar ederek etrafındakilere reelinde hiç de unutkan olmadığını iddia edebilmektedir. Hafıza belirtileri çok ön tasarıda olduğu için bulgular bunlarla hudutlu gibi düşünülse de; hastanın yürümesi, tavırları ve hareketleri negatif doğrultuda etkilenmektedir. Giderek yaşamdan izole olan hasta, bir vakit sonra bebeksi tavırlar sergiler ve sonunda tamamen yatağa bağlı hale gelebilmektedir.

Her unutkanlık Alzheimer değil

Yoğun iş temposu ve teknolojinin günlük yaşamın içine daha çok girmesi unutkanlığın yaşanma sıklığını da artırmaktadır. Ancak yaşanan her unutkanlığın mesulü Alzheimer değildir. Alzheimer hastalığında gün içinde yaşanan unutkanlıklardan değişik olarak hastalar farkında olmadıkları için unutkanlıklarını aralıksız inkar etmektedir. Bu süreçte hastalar unutkan olduğunu söyleyen yakınlarını dahi yargılamaktadır. Unutkanlığın yanında, hastalar çok iyi muvaffak oldukları marifetlerini yavaş yavaş kaybedebilir, zamanla apayrı bir şahsiyete bürünebilir ve sosyal ilişkileri bozulabilir.

Diyabet ve obezite tehlikeyi varsa dikkat

Hipertansiyon, diyabet, kolesterol, yanlış perhiz, obezite ve hareketsiz hayat gibi kalp ve damar sıhhatini tehdit eden tehlikeler, beyin sıhhatini da yakından ilgilendirmektedir. Beyin hücreleri etkinlik halindeyken tek enerji kaynağı olarak glikoz kullanılmaktadır. Bu sebeple şeker metabolizması beyin için büyük ehemmiyet taşımaktadır. Bireyde metabolik belirti, diyabet veya obeziteye eğilim varsa beyin daha basit yorulup enerjisiz kalabilmektedir. Kalp damar sıhhati ve kolesterol seviyesi de Alzheimer açısından tehlike etmenleri arasındadır

Hobi edinin ve stresten uzak durun

Zihni faal yakalamak, sosyal yaşamın içinde daha fazla yer almak ve hobi edinmek hastalığı ve tesirlerini senelerce geriye itebilmektedir. Alzheimer hastalığını tetiklediği öğrenilen bunalımdan korunmak için bir hobi ya da sporla ilgilenmek gerekmektedir. Aksi halde bunalım için kullanılan ilaçlar bireyin beynine hasar verebilmektedir. Stres yalnızca yeis ve bunalımı ifade etmemektedir. Bireyin kendisine stres yaratan gidişatları tanımlayarak bunları yaşamından çıkarması gerekmektedir. Bunun yanında yeni uğraşlara zaman ayırmak, yeni maharetler kazanmak, daha çok hareket etmek, konutta her gün kullanılan elektrikli aletlerle yapılan işleri adale gücüyle hakikatleştirmek bedenin ve beynin faal kalmasını sağlamaktadır.

Beyin sıhhatinizi gözetin

Türkiye’de ilk defa Memorial Şişli Sağlık Kurumu’nde uygulanan “Beyin Sıhhatini Koruma Programı” ile cemiyetin bu mevzuda bilinçlenmesi ve rehabilitasyon hedeflenmektedir. Ailesinde bunama, Alzheimer ya da felç hikayesi olan şahısların kesinlikle felç ve bunama tehlikeyi açısından değerlendirilmesi gerekmektedir. Programa katılan bireyler genetik ve öbür tehlike etmenleri bakımında ölçüme alınarak unutkanlıklar, kalite ve nicelik bakımından değerlendirilmektedir. Tüm ölçümlerin ardından bireye yaşam stilinde, akılsal ve ruhsal yaşamında müdahale edilmesi gereken noktalar belirtilmektedir. Programda ayrıca akılsal kapasitenin vaziyeti birtakım akılsal testler aracılığıyla ölçülebilmektedir. Bu testlerde dikkat edilmesi gereken nokta; şahısların kültür, dil ve eğitiminden etkilenmeden, herkese uygulanabilir testlerin seçim edilmesidir. Uygulanacak testlerin zaman içinde ortaya çıkan farklılıklara duyarlı olması da ehemmiyet taşımaktadır.

Alzheimer’dan korunmak için bunları önemsememe etmeyin

Alzheimer rehabilitasyonunda, hastalığa neden olan çöp proteinlerin arınılmasına müteveccih yapılan çalışmalarda büyük büyümeler yaşanmaktadır. Hastalığa neden olan proteinler ve verdiği hasar hem kan testleriyle hem de radyolojik olarak görüntülenebilmektedir. Günümüzde hala Alzheimer’in kesin rehabilitasyonu bulunmamakla beraber, hastalığa tutulmamak ve bulguları ertelemek için bazı kaidelere dikkat edilmelidir.

– Kalp damar sıhhatine, özellikle kan tazyikinin ve kan şekerinin tertip edilmesine ve obezitenin önlenmesine müteveccih önlemler almak

– Fiziksel beden egzersizlerini kumpaslı olarak yapmak

– Öğrenişsel beyin egzersizlerini alışkanlık haline getirmek

– Bunalımdan korunmak için temkin almak

– Beyin sıhhatini destekleyecek beslenme tasarıyı uygulamak

– Sigarayı vazgeçmek, içki tüketimini eksiltmek

– Sıhhatli bir uyku kumpası sağlamak

– Stres ve bunalımı hakimiyet altında yakalamak

– Bazı genetik özelliklere dikkat etmek beyin sıhhati için ehemmiyetlidir.

Diş sıkma sebepleri

Diş sıkma sebepleri

Dış sıkma meseleyi her 10 şahıstan 9’unda görülüyor. Diş sıkmanın çocukluk yarıyılda süt dişlerinin çıkmasıyla başka bir deyişle 1 yaşında itibaren başlayabildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Diş Doktoru Gökhan Gerek, “Araştırmalara göre çocukken uyku sırasında diş sıkma alışkanlığı olanların yüzde 86’sında bu alışkanlığın gençlikte de sürdüğü görülüyor. Dış sıkma meseleyi olan anne-babaların çocuklarında ise bu sualin görülme sıklığı çoğalıyor” dedi.

Stres diş sıkmaya yol açabiliyor

Etrafsal etmenlerin başında bireyin diş yapısındaki anatomik bozukluklar ile alt ve üst çenelerin kapanışındaki bazı bozuklukların yer aldığını vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Diş Doktoru Gökhan Gerek, “Stres, diş sıkmaya yol açan en ehemmiyetli neden. Diş sıkma ve gıcırdatmanın diş anatomisi ve çeneler arasındaki ilişkinin harikulade olduğu fertlerde dahi görülebilir; bu vaziyet strese bağlı olarak hakikatleştiğini gözler önüne seriyor” biçiminde konuştu.

Diş gıcırdatmasında öncelikle dişler gözetmeye alınmalı

Uyku sırasında diş sıkma alışkanlığı olan şahıslarda ilk yapılması gerekenin dişleri gözetmeye almak olduğunun altını çizen Diş Doktoru Gökhan Gerek, “Bu sayede diş gıcırdatma önlenir, çene eklemindeki ve çiğneme adalelerindeki sızı hafifler ve uyku niteliği çoğalır” dedi. Uyku sırasındaki diş sıkma için 3 tip rehabilitasyon usulünün bulunduğunu söyleyen Diş Doktoru Gökhan Gerek, “Bunlar, dental dişsel rehabilitasyon, ilaçla rehabilitasyon ve psikolojik rehabilitasyondur” söylemesinde bulundu.

Çocuklarda görüldüğünde duygusal vaziyet değerlendirilmeli

Şiddetli diş sıkma ve diş gıcırdatmanın görüldüğü çocukların kaygılı, hiperaktif, asaplı, kuruntulu veya evham seviyelerinin yüksek olduklarının görüldüğünü belirten Diş Doktoru Gökhan Gerek, “Evham, asabiyet, fobi ve duygusal stres; adale etkinliğindeki çoğalışla yakın ilişkidedir. Bu sebeple uyku sırasında oluşan diş sıkmanın duygusal gidişatla iletişimli olduğundan rehabilitasyon usullerinde bu mevzuların da değerlendirilmesi gerekir” dedi.

Diş sıkma kahvaltı yapmak istememeye neden olabilir

Uyku sırasında dişlerini sıkan çocuklarda diş yüzeylerinde anormal eskimelerin, buna bağlı olarak da sıcak-soğuk hassasiyeti ve özellikle çene eklemlerinde sızı gibi bulguların görüldüğünü anlatan Gökhan Gerek, “Bu çocuklarda bazen de ağız açmada güçlük, baş sızısı, özellikle sabah saatlerinde tedirginlik ve uykusuzluk ile çenedeki sızı sebebiyle kahvaltı yapmak istememe gibi bulgular da görülebilir” dedi.

Bağırsak asalakları diş sıkmaya neden olabiliyor

Diş sıkma ve gıcırdatma ile bağırsak asalakları arasındaki ilişkinin araştırıldığı araştırmalara da değinen Gerek, “Araştırma neticeleri bağırsak asalaklarının gece uykudayken etkin hale geçtiği için diş sıkma ve gıcırdatmasını tetiklediğini ortaya koyuyor. Bu sebeple yoğun diş sıkma yarıyılında olan çocuklarda bu etmeni ortadan kaldırmak için bağırsak asalak testi yaptırılmalı” dedi.

Stresi olanlar diş gıcırdatıyor

Stresi olanlar diş gıcırdatıyor

Geceleri istem dışı dişleri gıcırdatma öğrenilen bir mesele. Ancak son senelerde insanlar gün içinde de dişlerini sıkıyor ve gıcırdatıyor. İnsanlar dişlerini sıktıklarını çoğunlukla fark etmiyor ve başka bir şikayetle diş doktoruna müracaat ettiklerinde, dişlerinde sıkmaya bağlı zarar oluştuğu görülüyor. Kent ve iş yaşamına bağlı yaşanan stres, balanssız beslenme ve hareketsizlik gibi nedenler farkına varmadan diş sıhhatimizi kaybetmemize neden olabiliyor. Bu zarar bazen başlangıç seviyesinde olurken, bazen de ilerlemiş aşamada olduğu için çok büyük rehabilitasyonlar gerektirebiliyor. 18-24 Kasım Ağız Diş Sıhhati Haftası’nda Anadolu Sağlık Merkezi Diş Doktoru Gökhan Gerek, son zamanlarda gün içinde de çoğalan diş gıcırdatmayla alakalı ehemmiyetli bilgiler paylaşıyor.

Çağdaş topluluklarda yevmiye yaşamın güçlükleri neticeyi bedende oluşan stres çoğu zaman tesirini ağızda gösteriyor. Genellikle gece ve bazen de gündüz saatlerinde dişlerimizi sıkıyor veya gıcırdatıyoruz. Bu mesele seneler içinde dişlerin yıpranmasına, kırılmasına ve diş yüksekliğinin eksilmesine neden oluyor. Kent yaşamının getirdiği süratli hayat, devamlı bir yere yetişme telaşı, aile içinde yaşanan gerginlikler bedenimizin stresle başa çıkmasını zorluyor. Stresin bir hayli hastalığın ortaya çıkmasında tetikleyici etmen olduğunu söyleyen Diş Doktoru Gökhan Gerek, stresin ağız içine ciddi hasarlar verdiğini belirtiyor.

Stres, diş ve diş eti arasında boşluk oluşmasına sebebiyet verebiliyor

Diş sıkmasına bağlı olarak dişte ciddi zararlar oluşturuyor. Ağızda stres oluşmaya başladıktan sonra, ilk tepki dişle diş etinin birleştiği seviyede, dişin boynunda oluşuyor. Stresin diş etine büyük bir boşluk gibi zararlar verdiğini belirten Gökhan Gerek “Bu gidişatı kama defekti olarak adlandırıyoruz. Dişle dişeti arasında tırnak girecek kadar bir boşluk oluşuyor ve duyarlılık başlıyor. Ardından dişte eskimeler, kırılmalar alana geliyor. Diş minesi kalkarak altındaki, daha yumuşak olan dentin katmanı ortaya çıkıyor. Dişlerde, kesilmiş bir ağaç kütüğünün üzerindeki gibi milleteler görünmeye başlıyor. Bireyde çene eklemi sızıları ve bununla birlikte surat ve boyun sızıları başlıyor. İşte bu vaziyette ağızdaki stresi görmek muhtemel olur.”

40 yaş üstü erkeklerde ağızda stres yaygın olarak görülüyor

Kent ve iş yaşamı gibi sebeplerin yanı gizeme bunalım gibi psikolojik rahatsızlıklar, yanılgılı yapılmış bir dolgu veya porselen kaplama, çok şert ve asidik gıdalar harcama gibi etkenler de ağızda stres yaradılışına neden olabiliyor. Bu vaziyetin en çok 40 yaş üstü erkeklerde, özellikle büro çalışanlarında görüldüğü belirten Gökhan Gerek “Muayenehanemize gelen çoğu hasta dişlerini sıktığının farkında olamıyor. Çoğu zaman dişlerinin kısa ve aşınmış görüntüsünden sevmediği için geliyorlar. İş gruplarına baktığımızda bu şikayetle gelen hastalarımızın çoğunun bankacı ve mühendis olduğunu görüyoruz” diyor.

Hastalar “stresli” olduklarını kabullenmek istemiyor

Hastalar genellikle dişlerindeki sıcak-soğuk hassasiyeti nedeniyle muayenehaneye müracaat etiyor. Hastaların çoğu meselelerinin esasında stres olduğunu kabul etmek istemiyor. Bireylerin muhakkak bir zaman sonra meseleyle yüzleştiklerini belirten Gökhan Gerek “Bu hastaların çoğu daha sonra kendileri gidişatı fark edip tekerrür muayenehanemize geliyorlar. Zira gün içinde bile dişlerini sıktıklarını sonradan fark ediyorlar” diyor.

Rehabilitasyon için öncelikle farkındalık oluşturmak gerektiğini belirten Gökhan Gerek, dişlerin koruma altına alınması gerektiğini vurguluyor. Öncelikle gece gözetici bir plak uygulaması ile rehabilitasyona başlanıyor. Son senelerde lazer dayanakçı rehabilitasyon olarak ağızdaki stresin rehabilitasyonuna büyük katkı sağlıyor. Ayrıca radyo frekans ve çene eklem içi lavaj denilen usuller de galibiyet ile uygulanabiliyor. Psikolojik takviye almak ise sualin tamamen ortadan kalkmasını sağlıyor.

Page 1 of 31 2 3