Kalbini beğen ve onu koru

Kalbini beğen ve onu koru

Kalp ve damar hastalıkları tüm dünyada en önde gelen vefat nedeni olmaya devam ediyor. Öyle ki her 40 saniyede 1 şahıs kalp ve damar hastalıklarından kaybediliyor. Bu hastalığın gelişiminde kent yaşantısının ehemmiyetli bir rol oynadığı belirtiliyor. Kent yaşantısının getirdiği sıhhatsiz beslenme, hareketsizlik ve stres kalp krizi gelişiminde esas etmenlerin başında geliyor.

Sıklıkla gözden kaçan öteki 3 faktör ise hengame lekeliliği, hava lekeliliği ve bina hastalığı. Güzle beraber trafiğin çoğalması ve kapalı etraflarda daha fazla zaman geçirilmesi sebebiyle daha da ehemmiyet kazanan bu tehlikeler, kalp sıhhatini ciddi ebatlarda tehdit edebiliyor. Peki bu hastalıklar kalpte nelere yol açabiliyor? Korunmak için neler yapmalı, nelerden sakınmalıyız?

Acıbadem Üniversitesi Atakent Sağlık Kurumu Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Karabulut, kalbi tehdit eden bu 3 ehemmiyetli tehlikeyi anlattı, ehemmiyetli tekliflerde bulundu.

Risk: Hengame lekeliliği

Uzmanlar hengame lekeliliğinin kalp krizi rakamında çoğalışa yol açtığı ihtarında bulunuyor. Kentte yaşanan hengame lekeliliğinin yüzde 80’i ise yollardan gelen trafik hengamesinden kaynaklanıyor. Buna raylı sistem ve havaalanı hengamesi de ilave edildiğinde kent hengamesinin çoğunluğunun erişim ve trafik kaynaklı olduğunu söylemek olası.

Kalp krizi tehlikesini 3 kat artırıyor

Hengame lekeliliğinin kalbe olan hasarlı tesirleri muhtelif araştırmalar ile gösterilmiş. Son olarak dünyanın en hengameli kentlerinden biri olan Madrid kentinde yapılan bir araştırmada; trafik hengamesinin kısa yarıyılda dahi kalbi negatif doğrultuda etkileyebileceği gösterilmiş. Ölçüm yapılan bölgelerin yarısından aşırısında hengame seviyeleri Dünya Sağlık Teşkilatı verilerine üzerine tespit etilirken, bu bölgelerde kalp krizi görülme rakamlarının daha fazla olduğu tespit edilmiş. Kalp krizi gelişiminin yüzde 3’ünde trafik hengamesinin ana faktör olarak gözlemlendiği araştırmada; yaşlılarda tehlikenin daha fazla olduğu ortaya konmuş. Araştırmaya göre; hengamedeki her 1 dBA ünitelik çoğalış kalp damar hastalıklarından vefat tehlikesini yüzde 3.8 oranını çoğaldırırken, 65 yaş üstü şahıslarda kalp krizi tehlikesini de 3 kat yükseltiyor. Trafik hengamesine stresin eşlik etmesi ve ani bir asap boşalması, kalp krizi tehlikesini apaçık olarak çoğaldırıyor. Trafik hengamesinin kalp krizini tetiklemesindeki esas mekanizma ise bedenin uyarıcı sistemi olan sempatik sistemin harekete geçmesine söyleniyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Karabulut hengamenin bu sistemi tetiklemesi sonrasında bedende adrenalin ve kortizol seviyesinin yükseldiğini ifade ederek, “Bu hormonların tesiriyle büyüyen damarlardaki büzüşme, tansiyon yükselmesi, kanın koyulaşması ve pıhtı yaradılışına meyil kalp krizi ya da felç ile sonlanabiliyor” ihtarında bulundu.

Nasıl korunmalı

Hengame lekeliliğinden korunmada en tesirli usul, hayat alanını iyi seçmek olacaktır. Özellikle emeklilerin kent hengamesinden uzaklaşıp durgun kentlerde hayatlarını sürdürmeleri öneriliyor. Bunun dışında oturulacak konutun havaalanı, demir yolu, otoban ve ana sokaktan uzak olması bedenin maruz kalacağı hengame oranını eksiltiyor. Hayat yerini değiştiremeyenlerin de hengame yalıtımı yapan kulaklık kullanmaları öneri ediliyor. Yaşantımızın bırakılmazı olan cep telefonlarına bu özel kulaklıklarla bağlanmak kalbi negatif tesirlerden gözetebiliyor.

Risk: Hava lekeliliği

Büyük ve kalabalık kentlerin trafik dışındaki en büyük meselelerinden biri de kuşkusuz hava lekeliliği. Trafikteki taşıtlar, endüstriyel fabrikalar, inşaatlar ve ısınmak için kullanılan yakıtlar hava lekeliliğin esas nedenlerinden. Havadaki karbonmonoksid, nitrojen, sülfür gibi gazların lekeliliği dışında özellikle gözle görülmeyen minik toz parçaları insan sıhhatini ciddi olarak tehdit edebiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Karabulut hava lekeliliği denildiğinde uslara ilk olarak akciğer hastalığı gelse de, kalp hastalarının da ciddi anlamda tehlike altında oldukları ihtarında bulunarak şu bilgileri verdi:

“Tamamen sıhhatli şahıslarda hava lekeliliğinin kalp damar hastalığıyla ilişkisi net olarak gösterilmese de; özellikle tehlike altındaki şahıslarda kalp hastalığının seyrinde süratlenme olduğu kollanmış. Yapılan çalışmalarda; hava lekeliliğinin bedendeki iltihabi hadiseyi çoğaldırdığı, kanı koyulaştırıp pıhtıya eğilim oluşturduğu ve damarlardaki kireçlenme oranını çoğaldırarak damar hastalığı gelişime tehlikesini yükselttiği tespit edilmiş. Hava lekeliliği yalnızca damar hastalıklarını süratlendirmekle kalmayıp aynı zamanda kalp noksanlığı ve ritim bozukluğu olan hastalarda çarpıntı, soluk darlığı şikayetlerinin besbellileşmesine ve sağlık kurumuna yatış sıklığının çoğalmasına yol açabiliyor. Yeniden özellikle yaşlılarda daha sık izlenen atriyal fibrillasyon ritim bozukluğunda, ilaçlarla ritmin hakimiyet altına alınmasını güçleştirebiliyor”

Nasıl korunmalı

Özellikle kalp hastası ve kalp hastalığı için tehlike altında olan şahısların hava lekeliliği bulunan mekanlardan uzaklaşmaları çok ehemmiyetli. Ana sokak ya da fabrika yakınlarında oturmamak, muhtemelse oksijen oranı yüksek yerlerde yaşamak, ısınmak için doğalgaz seçimi ilk tasarıda alınması gereken temkinleri oluşturuyor. Emekli şahısların hayatın basit olduğu mesken yerlerini seçim etmeleri öneriliyor. Ayrıca hava lekeliliği oranı yüksek yerlerde spor yapmaktan da sakınmak gerekiyor.

Risk: Bina hastalığı

Kent hayatında sıkça görülen “bina hastalığı” beden sağlını ciddi olarak tehdit edebiliyor. İlk olarak büro çalışanları tehlike altında olsalar da, zamanlarının büyük kısmını konutta geçiren şahıslarda da sıklıkla ortaya çıkabiliyor. Hastalığın esasında hayat alanındaki makûs hava niteliği, tozlar, rutubet ve binanın üretimi ile boyasında kullanılan kimyeviler uyuyor. Genel bitkinlik hali, halsizlik, baş sızısı, gözlerde yaşarma, boğazda sızı, öksürük, bulantı, soluk darlığı ve çarpıntı en sık görülen bulgularını oluşturuyor. Bu şikayetler genelde seyahat ya da tatil sebebiyle yapılan yer farklılıklarında kayboluyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Karabulut, bina hastalığında kollanan şikayetlerin çoğunluğu soğuk algınlığı, alerjik tepkinler gibi idrak edilebildiğini ve bunun da hastalığa tanı konulmasını güçleştirdiğini belirterek, “Özellikle konutta istirahat halindeyken büyüyen bitkinlik, soluk darlığı, çarpıntı saldırıları ve nabız yüksekliğini söyleyecek ciddi bir hastalık yoksa, bina hastalığı akla gelmeli” dedi.

Nasıl korunmalı

Bu hastalıkla baş etkenin yolu daha sıhhatli bir hayat alanında oturmak ya da çalışmaktan geçiyor. Konutların iyi havalanması, lüzumlu duvar izolasyonların yapılması, konut tozlarının arınılması, antiseptik boyaların kullanılması yakınmaları eksiltiyor.