Safra kesesi irinlerinde tanı ve rehabilitasyon usulleri

Safra kesesi irinlerinde tanı ve rehabilitasyon usulleri

Safra kesesi karaciğerin hemen alt suratında bulunan vasati 50 ml kadar hacmi bulunan içi boş bir uzuv. Dört kısmı olduğunu ve kısımlarının; fundus, korpus, infundibulum Hartman poşu ve boyun olduğunu vurgulayan Op. Dr. Muharrem Kuzkaya, safra kesesinin sistik kanalı ana hepatik kanal ile birleştikten sonra koledok ismini aldığını belirtti. Koledok duodenum ikinci kıtasının arka suratından bağırsağa açılır, insanların %90’ında duodenum açılmadan evvel pankreasın ana kanalı ile birleşir. Koledokun birleşir. Sistik kanalın hepatik kanal ile birleşmesi farklı biçimlerde olabilir ki bu cerrahi açıdan ehemmiyetlidir. Sistik kanal çok kısa olabilir, hiç olmayabilir veya yukarda sağ hepatik kanala açılabilir.

Erken tanı

Bu gibi anamolilerin safra kesesi operasyonlarında ana safra kanalı yaralanmaları tehlikesini çoğaldırmakta olduğunu anlatan Op. Dr. Muharrem Kuzkaya, safra kesesinin atardamarı basmakalıpta sağ hepatik atardamardan kaynaklanmaktadır biçiminde söylemelerde bulundu. Sistik atardamar da farklı anatomik varyasyonlar gösterebilir. Safra yalnızca karaciğerde üretilmektedir. Safra kesesi ise safra yapım yeri değildir. Safrayı biriktirme ve kasılıp salgılama uzvudur. Karaciğerden günde vasati 500- 1500 ml safra üretilir. Safra kesesi taşları safra imali sırasında safra akışının yavaşlaması özellikle safra kesesi mukozasının işlev bozukluğu sebebi ile oluştuğu düşünülmektedir. Safra balçığı yaradılışı da aynı biçimdedir.

Safra kesesi taşları yaradılışının sebepleri

Safra kesesi taşlarının yaradılışında 4F dediğimiz bayan olmak, kilolu olmak, 40 yaşlarında olmak, sarih derili olmak tehlikeyi çoğaldırmaktadır. Hastaların 2/3 şanda safra kesesi taşları hiç bir şikayete yol açmamaktadır, ultrasonografi sırasında kazara tespit etilmektedir. Çağımızda safra kesesi taşlarının çoğalış göstermesi hayat stili ve beslenme alışkanlıklarına bağlı olduğu düşünülmektedir. Safra kesesinde taş olan hastalarda en sık şikayet karın sızısıdır. Tipik sızı sağ üst boşlukta ani başla, şiddeti usulca çoğalır sırta vurabilir. Hafif baş dönmesi ve bulantı görülebilir. İleri derece safra kesesi irinlerinde karında fazla hassasiyet, ateş, bulantı ve kusma görülmektedir. Safra kesesi taşları ileri yaşlarda ve bağışıklık sistemi zayıflamış hastalardaşeker hastaları, kalp hastaları, kanser hastaları gibi safra kesesi gangreni ve delinmeleri görülebilmektedir.

Rehabilitasyon usulleri

Safra kesesi taşlarının sık görülen bir karmaşıklığı da koledok dediğimiz ana kanala taşın düşmüş olmasıdır. Ana kanala düşen taş genellikle duodenuma açılan dar ağzına oturmakta olup sarılık ve pankreatite yol açabilmektedir. Op. Dr. Muharrem Kuzkaya, safra kesesi taşlarının rehabilitasyonunun cerrahi ile olası olduğunu belirtti. Temel emel safra taşlarını oluşturan patolojik safra kesesi mukozasının tümünün çıkarılmasıdır. Safra kesesi cerahatleri olduğunda safra kesesinin soğutulması dediğimiz antibiyotik rehabilitasyonu ile enfeksiyonun giderilmesidir. Enfeksiyon giderildikten sonra operasyon yapılmaktadır. Safra kesesi taşları ile beraber tıkanma sarılığı olduğunda yapılması gereken standart harekât ERCP dediğimiz endoskopik usulle ana safra kanalındaki taşın alınmasıdır. Bu ERCP harekâtından 3 ile 5 gün sonra safra kesesi operasyonu yapılması uygundur. Safra kesesi taşları operasyonlarında altın standart laparoskopik kolesistektomidir.kapalı safra kesesi operasyonu Kapalı safra kesesi operasyonu ilk 1987 senesinde uygulanmıştır. Operasyon tekniğinde kısaca karın içi karbondioksit gazı ile uygun tazyikte 10-14 mm Hg şişirildikten sonra 4 adet trokar ile girilerek safra kesesi ve anatomik yapıları ortaya konulur. Sistik kanal ve atardamarına klips konularak kesilmekte ve safra kesesi karaciğer yatağından hürleştirilip safra kesesi genelde göbekten dışarı çıkartılır. Operasyon vasati 30 ile 45 dakika devam ettir. Kapalı safra kesesi operasyonlarının %95 i meselesiz izlemektedir. %5 oranında ise karmaşıklıkları görülmektedir. Görülebilecek karmaşıklıklar safra firariyi, safra yolu yaralanması, kanama, enfeksiyon ve sarihe dönmedir.Kapalı safra kesesi operasyonlarında safra yolu yaralanmalarında en ehemmiyetli tehlike etmeni cerrahın deneyimidir.

Karın sızılarının nedeni

Karın sızılarının nedeni

Bazen fazla kaçan yemeklerden sonra bazense öğrenmediğimizin bir hastalığın ilk bulgusu olarak karşımıza çıkıyor. Öyle ki, yaşadığımız kolay bir karın sızısı dahi bazı vaziyetlerde ciddi bir hastalığın habercisi olabiliyor. Avrasya Hastanesi’nden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayşegül Navdar, karın sızılarının nedenlerini anlatıyor.

Epigastrik sızılar Mide bölgesindeki sızılar

Genellikle göbek üstünde sezilir. Bu bölgedeki sızıların en sık nedeni gastrittir. Gastritte genellikle mide sızısı tok karına ve birliktesi kabarıklık, hazımsızlık vardır. Mide ülseri sızıları genellikle aç karına ve sırta vuran sızılar biçimindedir. Özellikle gece uykudan uyandırır, yemek yeme bir vakit sızıyı eksiltir. Mide kanserinde sızı şiddetli ve birliktesi bulantı, iştahsızlık, kilo kaybı vardır. Bu bölgede daha az sıklıkta sızı nedeni pankreas bezi cerahati ve pankreas kanseridir. Pankreas kanserinde sızı genellikle mide sızısıyla karışır. Mide bölgesinde başlayıp kuşak gibi beli saran sızılardır. Genellikle öne eğilince hafifler. Mide delinmesinde sızı göbek üstünde başlar. Şiddetli kıvrandırıcı sızıdır. Sızı göbek üstünden başlayıp tüm karına dağılır.

Karın sağ üst bölge sızıları

Öncelikle bu bölgede bulunan uzuvların Safra kesesi, karaciğer, sağ böbrek, safra yolları, bağırsakların sağ kesesi sızılı hastalıkları düşünülmelidir. Safra kesesi ve safra yollarına bağlı sızılar: Safra taşlarında sızı karın sağ üst bölgesinde dinlenir. Sızı sıklıkla ağır yağlı yemeklerden sonra görülür, kabarıklık ve gaz şikayeti vardır. Safra kesesinde taşlı veya taşsız irin olduğu zaman sızı daha şiddetli ve kesintisizdir. Birliktesi bulantı, kusma ateş olabilir. Şayet safra yollarında taşa bağlı tıkanıklık varsa sızıyla beraber sarılıkta olur. Safra kesesi sızılarında sızı sırta ve sağ omuza dağılabilir. Karaciğer hastalıklarında sızı sağ üst bölgede ve künt sızı biçimindedir. Viral hepatitlerde sızı evvel mide bölgesinden başlar bulantı şiddetli iştahsızlık ve idrar renginde koyulaşma vardır. Bir kaç gün sonra sızı sağda karaciğer bölgesinde aşikarlaşır. Karaciğer kanserinde sızı daha şiddetli ve birliktesi kilo kaybı vardır. Bazen sarılıkta olabilir. Bağırsak kanserinde ve değişik bağırsak hastalıklarında bu bölgede sızı olabilir.

Karın sağ alt bölge sızıları

Apandisit, idrar yolları, sağ yumurtalık bağırsakların bir kısmı buradadır ve bu uzuvların hastalıklarında sızı bu bölgede dinlenir. Akut apandisit de sızı genellikle mide bölgesinde başlar ve tüm karına dağılır. Hastalık ilerledikçe sızı sağ alt bölgede yerleşmeye başlar. Birliktesi ateş bulantı iştahsızlık vardır. İdrar yolları cerahatinde sağ ve sol karın alt bölgelerde özellikle boşluklarda sızı olabilir. Böbrek taşı düşüren hastalarda taşın düştüğü yere bağlı olarak sağ ya da sol tarafta şiddetli kıvrandırıcı kusmanın eşlik ettiği sızılar olur. Şiddetli sızı boşluklardan başlayıp kasıklara ve bacaklara dağılır. Birliktesi idrara sık çıkma idrar yaparken yanma ve idrar renginde koyulaşma olur.

Karın sol alt bölge sızıları

Bu bölgede sağda olduğu gibi idrar yolları, yumurtalık ve bağırsaklar mevcut. Sızı sıklıkla irin bağırsak belirtiyi kolit , sütun kanseri, yumurtalık, idrar yolları cerahati ve idrar yolları taşları görülür. Kolitte karın sızısı sol alt kadranda olur. Birliktesi kabızlık ve kabarıklık vardır bazı vaziyetlerde ishal de olabilir. Bağırsak kanserlerinde de sızı bu bölgede gözlemlenebilir. Bu hastalarda genellikle kabızlık ve kanama vardır.

Karın sol üst bölge sızıları

Bu bölgede dalak, bağırsak, böbrek, pankreasa ait hastalıklarda sızı olabilir.

Karın göbek altı bölge sızıları

İdrar yolları ve bağırsak hastalıklarında bu bölgede sızı dinlenir. Bu bölgedeki en sık sızı nedeni sistiktir. İdrar yolu enfeksiyonu sızıyla beraber idrar renginde koyulaşma ve idrara sık çıkma olur. Karın sızılarında tanı öncelikle hastanın şikayetleri ve tetkiki ile başlar.

İnatçı kaşıntılar safra yolu hastalığı bulgusu olabilir

20 Aralık 2019 Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

İnatçı kaşıntılar safra yolu hastalığı bulgusu olabilir

Uzun vakit geçmeyen ve psikolojik problemlere dahi yol açabilen kaşıntılar, genellikle safra yolları hastalıklarına işaret ediyor. Karaciğerin ürettiği safrayı ince bağırsaklara taşımakla vazifeli safra yollarındaki hastalıklar ise tedbir alınmadığı takdirde karaciğer yetmezliğine yol açabiliyor.

Prof. Dr. Koray Atılganlı, safra yolu hastalığı ve rehabilitasyon usulleri hakkında bilgi verdi.

Karaciğerden bağırsağa açılan safra ağacı

Safra yolları, karaciğerin içinde çok ince kılcal kanalcıklar olarak başlar. Bu kanalcıklar birbirleri ile birleştikten sonra tek kanal halinde karaciğerin altındaki safra kesesine bağlanır. Hayati ehemmiyet taşıyan karaciğerin ürettiği safranın ince bağırsağa akmasını sağlayarak sindirime takviyeci olur. Yapısı ağaç kökleri ve dallarına benzediği için safra yollarına tıp dilinde safra ağacı da denilmektedir.

Karaciğer yetmezliği ile hayati risk sinyali

Safra yolu hastalıkları iyi mizaçlı ve makûs mizaçlı hastalıklar olarak ikiye dağılır. Ayrıca safra yolunun yerine göre karaciğer içi safra yolu hastalıkları ve karaciğer dışı safra yolu hastalıkları olarak da iki başlık altında toplamak muhtemeldir. İyi mizaçlı safra yolu hastalıkları; doğumsal bazı anomaliler safra yolları yokluğu, azlığı, yaralanma ve buna bağlı tıkanıklıklar, safra taşlarıdır. Özellikle yeni doğan bebeklerde görülen safra yolu yokluğu ya da azlığı zaferli bir “Bilier Atrezi” operasyonu yapılmadığı takdirde karaciğer yetmezliğine neden olmaktadır. Safra yollarının makûs mizaçlı hastalıkları ise safra yolu kanseridir.

Kaşıntınız alerji mi değil mi siz değil hekiminiz karar vermeli

İyi mizaçlı ya da makûs mizaçlı safra yolu hastalıkları kanal sisteminde alana gelen tıkanma ve daralmaya bağlı şikayetler ile ortaya çıkmaktadır. Karaciğer içi safra yollarından kaynaklanan urlar genellikle kanal sisteminin büyük bir kısmı etkilenmediğinden rastgele bir tıkanıklık belirtisi göstermez ve bu sebeple bu urların özel bir bulgusu yoktur. Bu sebeple genellikle geç tanı konulmaktadır. Ancak karaciğerin bir yarısını boşaltan kanaldaki veya ana kanaldaki iyi mizaçlı ve makûs mizaçlı hastalıklar, tıkanıklık belirtisi ile dikkat sürükler. Tıkanıklık çoğaldıkça nedensiz inatçı kaşıntı, sarılık ve hatta üşüme titremenin ön tasarıda olduğu enfeksiyon belirtileri ortaya çıkar. Hastanın şikayetleri ile laboratuvar ve röntgen neticeleri de çok ehemmiyetlidir. Kolay bir ultrasonografi safra yollarındaki genişlemeyi ve bunun yerini tanımlayabilir. Tıkayıcı olaylarda MRCP, PTK dışardan iğne ile karaciğer içi safra yollarına ilaç verilerek film çekilmesi veya uygun hadiselerde ERCP endoskopik olarak girilip safra yollarına ilaç verilerek film çekilmesi tanıda lüzumlu usullerdir.

Cerrahinin bu mevzuda tecrübeli ellerde yapılması ehemmiyetli

Safra yolları cerrahisi denilince yalnızca safra yollarına yapılan operasyon olarak anlaşılmamalıdır. Karaciğer içinde kalan kısım birliktesi karaciğer cerrahisi, alt ucunun pankreasın içinden geçmesi sebebi ile yerine göre pankreas cerrahisi bilgi ve tecrübeyi gerektirir. Hastalıklı bölge çıkarılmalı ve safranın bağırsağa tekerrür akması sağlanmalıdır. Bu sebeple ince bağırsaktan yeni bir yol hazırlamak ve sağlam safra yolunu sızdırmaz ve safra akışına mani olmayacak bir biçimde bu bağırsağa dikmek ehemmiyetlidir. Safra yolları özellikle karaciğere gelen ve hayati ehemmiyet taşıyan ehemmiyetli damarlar ile komşu olduğu için bu bölge operasyonlarında bu damarlara hasar verilmemesi çok ehemmiyetlidir. Bu sebeple safra yolları cerrahisi tam dünyada ayrı bir üst eğitim, bilgi ve tecrübe gerektiren bir alan olarak kabul edilir. Safra yolları cerrahisi doğru ilke ve iyi bir teknikle yapılmaz ise hastanın hayat konforu kalmayacağı gibi hadiseler siroz gibi geri dönüşümsüz karaciğer hastalıklarına veya hayati tehlike doğurabilecek ciddi enfeksiyonlara neden olarak hayati risk yaratabilir.

Pankreas irini en çok safra kesesi taşına bağlı

11 Aralık 2019 Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Pankreas irini en çok safra kesesi taşına bağlı

Safra kesesi taşı sık tesadüfülen sıhhat problemlerinden biri. Türkiye’de görülme oranı popülasyonun %10’u etrafında. Bir öbür deyişle her 10 şahıstan birinde safra kesesi taşı bulunmakta. Safra kesesi taşları karın sızısına, akut safra kesesi cerahatine ve akut pankreatite neden olabilir. Kese taşlarının karmaşıklıkları içerisinde en riskli olanı akut pankreatittir.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Karaciğer, Safra Yolları ve Pankreas Cerrahi Birimi öğretim azası Prof. Dr. Kaan Karayalçın “Akut Pankreatit” ‘i anlattı.

Pankreas irini yangısı olarak da adlandırılan akut pankreatit ülkemizde en sık safra kesesi taşlarına bağlı olarak oluştuğunu belirten Dr. Karayalçın, safra kesesinden ana safra kanalına düşen taşların, pankreatit kanalını geçici olarak tıkadığına ve bunun pankreatite yol açabileceğine dikkat çekti.

Bilier pankreatitseniz safra kesesi operasyonu olmanız koşul

5 ile 7 günlük sağlık kurumu uyuyuşu ile hakimiyet alınan pankreatit, safra taşına bağlı olan pankreatitlerin tekerrür büyümemesi için safra kesesi operasyonunu gerektirmektedir. Pankreatit teşhisi sonrası hastaların safra kesesi operasyonu olmamasının kusurlu bir uygulama olduğunu vurgulayan Prof Dr. Kaan Karayalçın, pankreatit rehabilitasyonunun hemen ardından safra kesesi taşı operasyonunun ertelendiğini ya da hiç yapılmadığının altını çiziyor. Pankreatit teşhisi sonrası hakimiyet altına alınan pankreatitin yinelememesi için safra kesesi operasyonunun alınabilecek en ehemmiyetli önlem olduğunun da bilgisini paylaşıyor.

Safra kesesi alınmaz ve pankreatit tekerrürlerse ne olur?

İlk saldırının problemsiz atlatılması ikincisinin de aynı biçimde izleyeceği anlamına gelmediğini belirten Karayalçın, ilk pankreatit hamlesini hastaların çoğunluğunun safra kesesi taşlarının farkında olmadan atlattığını kaydoldu. Dr. Karayalçın ayrıca ikinci saldırının olmasını yasaklama ve hayatı tehdit eden bir hastalıktan kurtulma imkânı varken bunu değerlendirmemenin doğru bir yaklaşım olmadığının da altını çizdi.