Kanser hastaları ve yakınları bu ihtarlara dikkat

Kanser hastaları ve yakınları bu ihtarlara dikkat

Dünyada her sene milyonlarca birey kansere tutuluyor. Son senelerde kanser rehabilitasyonlarında ortaya çıkan büyümeler, hastaların hayat niteliğini ve zamanını artırıyor. Kanser rehabilitasyonunda en ehemmiyetli usullerden biri olan kemoterapiden zaferli neticeler elde faktörün yolu; onkoloji takımı, hasta ve hasta yakınlarının rehabilitasyon sürecinde işbirliği halinde olmasından geçiyor. Bu süreçte hekimin bilgisi dışında müracaat etilen yanlış uygulamalar ise rehabilitasyon sürecini negatif etkiliyor.

Memorial Ankara Sağlık Kurumu Onkoloji Merkezi’nden Prof. Dr. Şeref Kömürcü, “01-07 Nisan Kanser Haftası” evvelinde kemoterapi alan hastaların dikkat etmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

Kanser rehabilitasyonu için kullanılan ilaçlı rehabilitasyonlara genel olarak kemoterapi ismi verilmektedir. Kanser hücreleri hakimiyetsiz parçalanmakta ve artmaktadır. Kemoterapi sayesinde pek çok değişik tesir mekanizmaları ile kanser hücreleri ortadan kaldırılır veya gelişmeleri yasaklanır.

7 adımda kanser tehlikesiyle vedalaşın

Yan tesirleri tanıyıp ihtiyatınızı alın

Kanser rehabilitasyonlarında kullanılan ilaçların tesiri en çok süratli gelişen kanser hücreleri üzerinedir. Bedende kanser hücreleri dışında süratli gelişen hücreler de vardır. Bu nedenle bu ilaçların yan tesirleri en sık bu süratli gelişen hücrelerde görülmektedir. Özellikle kemoterapiler saçlardaki süratli gelişen kıl foliküllerine yan tesir ederek, saç dökülmelerine neden olmaktadır. Kemoterapinin; bulantı, kusma, karın sızısı, ishal gibi yan tesirleri de olabilmektedir.

Kan hücreleri de süratle artan hücrelerdir. Kandaki beyaz kürelerin rakamının eksilmesi enfeksiyonların daha sık ortaya çıkmasını tetikler. Kırmızı kürelerin rakamının eksilmesi de halsizlik, iştahsızlık gibi şikayetlerin ortaya çıkmasına yol açabilir, kanama meseleleri ortaya çıkabilir. Bunların tümü kan hücrelerinin baskılanmasıyla alakalı şikayetlerdir. Bunların dışında nörolojik sistem de kemoterapiden etkilenebilmektedir. Kemoterapi rehabilitasyonu sırasında muhtelif nöropatiler, el ve ayaklarda anlaşmalar ve baş dönmesi gibi şikayetler de görülebilmektedir.

doktor

Şiddetli bulantı vaziyetinde hemen hekime müracaat etin

Kemoterapi rehabilitasyonu sırasında hasta ve hasta yakınlarının süreçle alakalı ayrıntılı olarak bilgilendirilmeleri oldukça ehemmiyetlidir. Hastalar ve hasta yakınları hangi meseleyle nasıl baş edecekleri, hangi gidişatlarda onkoloji takımına müracaat etecekleri mevzusunda bilgilendirilmelidir. Beklenmedik ve hastanın genel vaziyetini makûs etkileyen bir gidişat olduğunda kesinlikle acile müracaat etilmelidir.

Hastaların onkoloji takımına hemen haber vermesi gereken gidişatlar; şiddetli bulantı ve kusma, ani tansiyon düşmesi, ateşin 38 derecenin üstüne çıkması ve ciddi bir enfeksiyon geçirilmesidir. Özellikle enfeksiyonlar kanser hastalarında çok ağır seyir gösterebilir. Enfeksiyonların erken yarıyılda antibiyotikle rehabilitasyonu oldukça basit olurken, rehabilitasyonda geç kalınması sepsis olarak adlandırılan sistemik enfeksiyon vaziyetine yol açabilir. Bunun dışında hastanın rastgele bir yerinde kanama olması veya cilt altında kanama bölgelerinin görülmesi gidişatında da hekime müracaat etilmelidir.

Meyve sebze harcayarak kanserden korunun

Kanser hastalarının takibi tek merkezde yapılmalı

Kanser rehabilitasyonu sırasında dikkat edilmesi gereken mevzuların başında, hastanın takibinin tek bir merkezde yapılması gerektiği kazanç. Kanser tanısı konulduktan sonra hasta ve hasta yakınları 2. belki de 3. görüş alma arayışı içine girebilir. Hastalar erken yarıyılda değişik hekim görüşleri almalı çıkarılan rehabilitasyon tasarılarının birbirine yakın olup olmadığına bakmalıdır. Bu evreden sonra rehabilitasyona geçildiğinde hastalar kesinlikle tek merkezin hakimiyetinde kalmalıdır. Kanser idaresinde bazen birden fazla doğru usul olabilir. Hastaların bu doğrulardan kendisi için en uygun olduğunu düşündüğünü seçip o güzergahta rehabilitasyon alması gerekir.

Kanser rehabilitasyon sürecinde yapılacak en ehemmiyetli kusur; rehabilitasyona bir merkezin önerdiği tasarıyla başlayıp, yarısında başka bir merkezin önerdiği rehabilitasyon tasarısına geçmektir. Bu hastanın muntazam takip edilmemesine ve rehabilitasyonda bazı sarih noktaların kalmasına neden olabilir.

alternatif tıp

Öneri ile nebat ve ilaç karışımları almak daha çok hasta edebilir

Kanser hastaları ve hasta yakınları seçenek tıp mevzusunda çok fazla şey dinlemekte ancak genellikle nasıl davranacaklarını öğrenmemektedirler. Kanser rehabilitasyonunda bitirici tıp ve seçenek tıp uygulamaları bulunmaktadır. Hastaların kemoterapi, cerrahi rehabilitasyonlar sırasında yaşadığı veya yaşayabilecekleri meseleleri desteklemek emeli ile bazı bitirici tıp usulleri kullanılabilir. Hastalar bu uygulamalara kesinlikle kendi onkoloji takımlarını bilgilendirerek müracaat etmelidir. Kulaktan dolma bilgiler ve eş arkadaş nasihatiyle bilinen seçenek tıp usullerindense netlikle uzak durulmalıdır.

Standart rehabilitasyon usulleri yerine kanseri rehabilitasyon ettiği söylenen birtakım uygulamalar, kemoterapi ilaçlarının karaciğerden atılım süratini etkileyebilmektedir. Değişik nebatlar ve ilaçlar kemoterapi ilaçlarının atılım süratini yavaşlatarak, hastanın 2-3 kat yüksek doz kemoterapi almışçasına ehemmiyetli yan tesirler yaşamasına yol açabilmektedir. Bu uygulamalar aynı zamanda ilaçların atılım süratini artırarak kemoterapinin rehabilitasyon edici tesirini eksiltebilmektedir.

greyfurt

Kemoterapi günlerinde greyfurt ve nar harcanmamalı

Kemoterapi sırasında hastaların itina göstermeleri gereken bir öteki mevzu beslenmeleridir. Hastaların özellikle kemoterapi günlerinde 1-2 gün süresince nar ve greyfurt yememeleri önerilmektedir. Bu iki meyve, kemoterapi ilaçları ile etkileşime girebilmekte ve bedenden atılım süratini değiştirebilmektedir. Bu günler haricinde bu meyvelerin harcanmasının mahzuru yoktur. Yüksek doz vitaminlerin kullanılması, kanserin ilerlemesine neden olabilmektedir. Bu sebeple, hasta natürel yiyeceklerle yeterince besleniyorsa yüksek doz vitamin desteği alması öneri edilmemektedir. Noksanlığı görülen bir vitamin varsa ve hasta bu vitamini natürel yollardan alamıyorsa destek verilmektedir. Bunun haricinde kanser hastaları dışarıdaki pişmemiş gıdalardan, salata cinsi iyi yıkanması gereken yiyeceklerden uzak durmalıdır. Kemoterapi yarıyılındaki enfeksiyona yatkınlık, hijyenik kaidelere daha çok dikkat edilmesini gerektirmektedir.

malatya escort

Akciğer kanserinin 7 bulgusu

Akciğer kanserinin 7 bulgusu

Dünyada hayati riske en fazla neden olan kanser cinsi olarak öğrenilen akciğer kanseri, bedende alana gelen minik farklılıkların umursanması ile erken yarıyılda teşhis edilebiliyor. Bulguları tanımak ve akciğer kanserinin en ehemmiyetli sebebi olan sigaradan uzak durmak, hastalık ile çabada büyük rol oynuyor.

İşte Prof. Dr. Emin Gökhan’ın akciğer kanseri hakkında söyledikleri:

Her sene 1.3 milyon birey yaşamını kaybediyor

Erkeklerde en sık görülen kanser cinsi olan akciğer kanseri, kanserden vefat sebepleri arasında birinci sırada yer almaktadır. Günümüzde kanser hadiselerine bakıldığında kalın bağırsak, meme ve prostat kanseri sebebiyle hayatını yitirenlerin toplamından daha fazla birey akciğer kanseri sebebiyle yaşamını kaybetmektedir. Dünyada her sene 1.3 milyon birey akciğer kanseri nedeni ile yaşamını kaybetmektedir. Akciğer kanserinde erken tanı ehemmiyetlidir; zira akciğer kanseri sıklıkla kemik, karaciğer, beyin ve böbrek üstü bezlerine yayılım göstermektedir.

Bu bulgular akciğer kanserini işaret edebilir

– Devamlı soluk darlığı, hırıltılı solunum

– Geçmeyen ve giderek makûslaşan öksürük

– Kanlı balgam

– İştah kaybı ve zayıflama

– Göğüs sızısı

– Ses kısıklığı

– Yutma eforluğu

Yaş ilerler tehlike çoğalır

Akciğerlerin her ikisinin ya da birinin dokusunda, anormal hücrelerin hakimiyetsiz gelişmeleri ve artması ile büyüyen makûs mizaçlı urlar, akciğer kanseri tablosunu ortaya çıkarmaktadır. Akciğer kanserinde yaş ehemmiyetli bir etmendir. Yaş ilerledikçe görülme sıklığı çoğalmaktadır. Akciğer kanseri, 45 yaş altında seyrek ortaya çıkabilirken, genellikle 50-70 yaşlarında tanı konulmaktadır. Akciğer kanserinin bayanlarda görülme sıklığı da giderek çoğalmaktadır.

Sigarayı vazgeçin tehlikenizi yüzde 50 eksiltin

Önlenebilir bir hastalık olan akciğer kanserinden korunmak için öncelikle içiliyorsa sigara vazgeçilmelidir. Sigarayı vazgeçmekle tehlike eksilmeye başlar ve takribî olarak 10 sene sonra akciğer kanseri oluşma tehlikeyi takribî olarak yüzde 50 eksilmiş olur. Sigara içmemek ve sigara içilen etraflardan uzak durmak akciğer kanserini önlemenin en kolay yoludur. Akciğer kanseri olaylarının yüzde 85’inden sigaradan kaynaklanmaktadır. Günde harcanan 1 kutu sigara, akciğer kanseri tehlikesini 20 kat daha artırmaktadır.

Doğru beslenme korunma ve rehabilitasyon için ehemmiyetli

Akciğer kanseri mevzusunda yapılan bir hayli çalışma, günde en az 5 porsiyon meyve ve sebze harcayan şahıslarda akciğer kanseri tehlikesinin daha düşük olduğu göstermektedir. Akciğer kanseri tehlikesini eksilten tedbirler kadar kanser tehlikesini artırabilen unsurlar da mevzubahisidir. Misalin sigara içen şahısların “A vitamini ve beta karoten” istikametinden zengin besinler harcamasının tehlikeyi artırdığı öğrenilmektedir.

Erken düzeyde galibiyet ile rehabilitasyon ediliyor

Akciğer kanserinin bulguları ile karşılaşıldığında kesinlikle hekime müracaat etilmelidir. Detaylı tetkik, aile hikayesinin alınması ve uygun muayenelerle tanı konulabilmektedir. Akciğer kanseri erken aşamalarda tespit edildiğinde zaferle rehabilitasyon edilebilmektedir. Akciğer kanserinde rehabilitasyon biçimi; kanserin tipi, urun büyüklüğü, meskeni, yaygınlığı ve hastanın genel vaziyetine göre tanımlanmaktadır. Günümüzde çağdaş rehabilitasyon usulleri sayesinde hastaların hayat niteliği ve süresi çoğalmış vaziyettedir.

Doğru ağız ve diş bakımı diş hassasiyetini önlüyor

Doğru ağız ve diş bakımı diş hassasiyetini önlüyor

Millet arasında ağız ve diş sıhhatine müteveccih en sık tesadüfülen problemlerden birisi de diş hassasiyetidir. Peki çoğu zaman sıcak, soğuk, tatlı, ekşi gıda ve meşrubatların tüketimiyle bulgu veren diş hassasiyeti nasıl rehabilitasyon edilir? İstanbul Aydın Üniversitesi Diş Doktorluğu Fakültesi Periodontoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Abonesi Yrd. Doç. Dr. Cenker Koyuncuoğlu, diş hassasiyeti ve rehabilitasyon usullerine müteveccih ehemmiyetli bilgiler verdi.

Diş hassasiyeti neden olur

“Diş hassasiyeti; dişler fırçalanırken, sıcak, soğuk, tatlı, ekşi gıda ve meşrubatlar harcandığında hatta soğuk havalarda, rahatsızlık, sızlama ve sızı biçiminde kendini gösterir” diyen Yrd. Doç. Dr. Cenker Koyuncuoğlu, diş hassasiyetinin, dişlerin kusurlu fırçalanması, dişlerde oluşan çatlaklar ve kırıklar, diş eti çekilmeleri, yeni yapılan dolgu, diş beyazlatma harekâtı, diş yüzeyi pakliği ve kök düzleştirmesi gibi rehabilitasyonlar sonrasında ortaya çıkabileceğini ifade etti.

Rehabilitasyon için neler yapılabilir

Yrd. Doç. Dr. Koyuncuoğlu diş hassasiyeti rehabilitasyonuyla alakalı ise şöyle bilgi verdi:

“Öncelikle diş hassasiyeti sebebiyle gelen hastanın meseleyi diş doktoru tarafından tespit edilir. Kolay hadiselerde doktorun önereceği hassasiyet giderici diş macunu kullanılarak mesele giderilebilir. Bu safhada kesinlikle beslenme alışkanlıkları gözden geçirilmeli, fazla sıcak veya fazla soğuk besinlerin harcanmasından uzak durulmalıdır. Ayrıca gazlı ve asitli meşrubatların tüketimi en aza indirilmeli, bu maddelerin alınmasından sonra ağızdaki asit seviyesinin dengelenmesi için su içmeye itina gösterilmelidir. Daha ileri hadiselerde muayenehane uygulamalar ön tasarıya çıkmaktadır. Flor, hassasiyet giderici casuslar ve lazer uygulamaları yapılabilir. Dişte ve kök yüzeyinde madde kayıpları varsa uygun dolgu malzemeleri kullanılarak sarih dentin yüzeyleri kapatılır. Ayrıca uygun hadiselerde sarihe çıkan kök yüzeyleri ağzın başka bir bölgesinden alınan diş eti ile kapatılarak diş hassasiyetin önüne geçilebilir.”

“Yineleyen diş hassasiyetini önlemek için günde 2 defa, yumuşak kıllı bir diş fırçası ve flor kapsayan bir diş macunuyla dişler fırçalanmalıdır. Ayrıca günlük olarak diş ipi/arayüz fırçasıyla dişleri ara bölgeleri arınılmalıdır” diyen Yrd. Doç. Dr. Cenker Koyuncuoğlu, “Ağız bakım mahsullerinin kusurlu kullanımıyla travmatik fırçalama sert fırça ve eskitici diş macunları kullanımından sakınılmalı, daha ileri problemlerin önüne geçmek için kesinlikle kumpaslı olarak diş doktoruna gidilmelidir” tekliflerinde bulundu.

Gribe karşı kalkan vazifeyi gören besinler

Gribe karşı kalkan vazifeyi gören besinler

Ani ısı farklılıkları, halsizlik, baş sızısı ve bitkinliğe neden oluyor. Bağışıklık sisteminin zayıflamasına yol açan bu meseleler; grip, soğuk algınlığı, bronşit gibi pek çok hastalığı da birliktesi getiriyor.

Diyetisyen Şefika Aydın Selçuk, hastalıklara karşı tekliflerde bulundu:

Şifa kaynağı kefir

– Yoğurt prebiyotik, kefir ise probiyotik olarak belirlenir. Bunlar vitaminlerin emilimini artırır hastalıklara karşı gözetir.

– Yumurta, süt, balık, ıspanak, havuç, yeşil biber enfeksiyonlara karşı koruma sağlar.

– E vitaminin en ehemmiyetli vazifeyi antioksidan özelliğidir. En zengin kaynakları; fındık, ceviz, badem, yeşil sebzeler, kuru baklagiller gibi yiyeceklerdir.

Kokusu dahi faydalı

– Sarımsak bağışıklık sisteminin baskılanmasını önler. Aynı zamanda kansere karşı tesirli bir silahtır.

– Maydanoz bir provitamin A Beta karoten kaynağıdır. Bu özelliği ile görme eforu, kılcal damar sistemi ve tiroid bezinin işlevleri üzerinde tesirlidir.

– Kayısı da enfeksiyonlara karşı beden mukavemetinin çoğalmasında ehemmiyetli rol oynar.

Nebat çaylarını sık harcayın

Nebat çaylarını sık harcayın

Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi ve Fitoterapi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdem Yeşilada, mevsim geçişlerinde soğuk algınlığı ve gribal enfeksiyonlara tutulma ihtimalinin çok yüksek olduğunu belirtiyor. Prof. Dr. Erdem Yeşilada, “Mevsim geçişlerinde kendinize çok dikkat faktörüz ve bağışıklık sisteminizi güçlendirmeniz gerekiyor.” diyor ve ilave ediyor “Bağışıklık sisteminizi kuvvetlendirmek için nebat çaylarından takviye alabilirsiniz.’

Yeşilada, soğuk algınlığının ilk bulgularında ve grip enfeksiyonundan korunmak için ekinezya, ıhlamur, adaçayı ve zencefil çaylarından yararlanabileneceğini ilave ediyor ve bu nebatların bereketlerini sıralıyor;

Üst solunum yolu hastalıkları denince akla ilk gelen nebatlardan biri “ekinezya”dır. Yapılan bilimsel kalitedeki deneysel ve muayenehane çalışmalar bu nebatın soğuk algınlığı tesirlerine karşı bedenin bağışıklık sistemini desteklediğini ortaya koymaktadır. Yayımlanan çalışmalarda ekinezya mahsullerinin soğuk algınlığına yol açan influenza virüsü ve solunum sinsityal virüs ve uçuk virüsü gibi virüsler üzerinde öldürücü tesiri bulunduğu kollanmıştır. Bu çalışmalarda, ekinezyanın hem bu virüsleri öldürdüğü hem de virüslerin yol açtığı cerahat faktörlerinin sitokinler ölçüsünü hakimiyet ederek üst solunum yollarındaki irinin yol kalemtıraşı zararı yasakladığı gözlemlenmiştir.

Ihlamurun cerahat ve sızı giderici tesirleri bulunur

Soğuk algınlığından korunma denince usumuza gelen nebatlardan bir değişiği de “ıhlamur” çiçekleridir. Prof. Dr. Erdem Yeşilada, birkaç sene evvel yayımladığı bir araştırmanın neticelerine göre ıhlamur çiçeklerinin de “cerahat giderici” ve “sızı giderici” tesirleri bulunduğunun deneysel olarak ortaya koyulduğunu, yürüttükleri çalışmanın neticesinde ıhlamur içerisindeki bileşenlerden kimilerinin flavonoit cerahat giderici ve sızı kesici tesir gösterirken, bazı bileşenlerin müsilaj de boğazı yumuşatması sonucu boğazda tahrişi önlediğini ve bu suretle soğuk algınlığı şikayetlerinin rahatlatılmasında rehabilitasyona takviyeci olduğunun görüldüğünü belirtiyor.

Yeşilada ayrıca, üzerine taze kaynatılmış sıcak su ilave edilerek çay biçiminde demlendiğinde içeriğindeki bazı uçucu bileşenlerinin linalool yatıştırıcı tesiri deneysel olarak gösterildiğinden özellikle inatçı öksürüklerde bireylerin gevşemesini sağlaması bakımından da verimli olabileceğini söylüyor.

Adaçayı boğaz enfeksiyonunun giderilmesinde tesirlidir

Kış mevsiminin tesirlerini yoğun bir biçimde sezdirmeye başlamasıyla, insanlar ağız ve boğazda görülen irinlerin rehabilitasyonunda öncelikli olarak nebatlara müracaat etir. Adaçayı içeriğindeki uçucu bileşenler sayesinde ağız ve boğazda yerleşen enfeksiyon ve irinlerde farenjit, jinjivit gibi oldukça faydalıdır.

Soğuk algınlığının önlenmesi ve rehabilitasyonunda verimli olacak bu üç nebatın yanı gizeme zencefil rizomlarının bereketleri, beklenen tesirin desteklenmesi bakımından ehemmiyetlidir. Bilimsel çalışmalar zencefil içerisindeki bazı bileşenlerin gingerol, şogaol güçlü cerahat giderici tesiri bulunduğunu ortaya koymaktadır.

Fazla et tüketimi şeker kadar riskli

Fazla et tüketimi şeker kadar riskli

Prof. Dr. Halil Coşkun, Avustralya’daki Adelaide Üniversitesi tarafından 170 ülkede yapılan araştırmanın ayrıntıları hakkında şu bilgileri verdi:

“Et, beslenmedeki proteinlerin, vitaminlerin ve minerallerin kıymetli bir kaynağı olmasına karşın, perhizle alakalı talimatlar genellikle, kandaki kolesterol seviyelerini gözetmek ve kalp hastalığı ve bağırsak kanseri tehlikesini eksiltmek için doymuş yağ oranına sahip kırmızı ve işlenmiş etlerin alımını eksiltmeye odaklanır.

Çalışmadan elde edilen belirtiler, fazla ölçüde şeker yemekten sakınmanın yanı gizeme harcayıcıların etin fazla tüketiminde de ihtiyat almaları gerektiğini gösteriyor. Zira belirtiler, etin, etteki yağın şeker kadar aynı derecede obezitenin yaygınlaşmasına katkıda bulunduğunu gösteriyor.

Araştırmada şeker kullanımının obeziteye yüzde 13 oranında katkı sağlarken, et kullanımının da obeziteye katkısı yüzde 13 olarak bulundu.

Et proteini, yağlardan ve karbonhidratlardan daha sonra hazmedildiğinden, bu proteinden aldığımız enerjiyi aşırılık haline getirir ve daha sonra dönüştürülerek insan bedeninde yağ olarak depolanır. Bundan böyle, obeziteyi eksiltmek için daha az şeker yemenin yanı gizeme daha az et yenmesinin öneri edilmesi daha anlamlı.”

Şu anda dünya çapında 1,9 milyardan fazla erişkin bulunuyor ve bu insanların 600 milyondan aşırısı obez.

Zatürreyi önlemenin ve korunmanın yolları

Zatürreyi önlemenin ve korunmanın yolları

Zatürre, rehabilitasyon usullerindeki büyümeler, aşılar sayesinde daha basit rehabilitasyon edilse de, hala ehemmiyetli bir mesele olmaya devam ediyor. Acıbadem İnternational Sağlık Kurumu Çocuk Sıhhati ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şeyma Ceyla Cüneydi, önlenebilir bir mesele olduğuna dikkat sürükleyerek, anne babaların çocuklarını zatürreden gözetmek için nelere dikkat etmeleri gerektiği hakkında bilgi verdi.

Çocuklar için riskli

Pnömoni, başka bir deyişle yaygın öğrenilen ismiyle zatürre, virüs ya da bakteriler sebebiyle akciğerlerde alana gelen bir enfeksiyon. Özellikle geçmişte bu enfeksiyonlar son derece riskli ebatlarda olmasına karşın, günümüzde gerek geliştirilen aşılar, gerekse rehabilitasyon usullerindeki büyümeler sayesinde artık çok daha basit rehabilitasyon edilebiliyor. Ancak, zatürre hala ebeveynleri sıkıntılı eden hastalıkların da başında da geliyor. Zira önlenebilir bir hastalık olmasına karşın, hala özellikle büyümekte olan ülkelerde 0-4 yaş arasındaki çocuklardaki vefatların ikinci sebebi olmaya devam ediyor. Dünya genelinde her sene takribî 10-20 milyon arasında çocuk zatürre sebebiyle sağlık kurumuna yatırılıyor ve bunların da takribî 2 milyonu da ne yazık ki hayatını kaybediyor. Ülkemizde ise; ilk yaşta sağlık kurumuna uyuyuşların yüzde 30-50’sinin sebebini zatürre oluşturuyor. Tüm çocuk hastaların zatürreye tutulma oranı da takribî yüzde 40 olarak gösteriliyor.

Zatürrenin en ehemmiyetli sebepleri

Sağlık Kurumuna gitmekte geç kalınması, aşılanmaların doğru yapılamaması, göçler zatürre sebebiyle hayat kayıplarının devem etmesindeki en ehemmiyetli unsurları oluşturuyor. Sualin bu ebatta devam etmesinin bir öteki sebebi ise bir hayli virüse bağlı zatürreye karşı hala bir aşının bulunmaması Grip mikrobu ve influenza hariç. Bir virüs olan influenza aşısının tehlike gruplarında yapılması viral pnömonilerin büyük bir kısmını yasaklayabiliyor.

0-1 yaş en tehlikeli grup

Zatürre şahıstan şahsa dağılan viral ya da bakteri kaynaklı enfeksiyonlarla irtibatlı olduğundan, çocukların yakın temas halinde oldukları güz ve kış aylarında yaygınlığı çoğalıyor. Solunum yoluyla alınan bakteri veya virüs üst solunum yolunu yakalanmıyorsa dolaysız akciğere inerek enfeksiyon yaratıyor. İyi beslenmeyen, hastalıklar sebebiyle bağışıklık sistemi zayıflamış olan, alerjik bir yapısı bulunan çocukların zatürre geçirme tehlikeyi daha yüksek oluyor.

En ehemmiyetli korunma aşılama

Zatürre açısından en ehemmiyetli nokta korunabilmek. Bunun için de aşılanma, sıhhatli beslenme, kumpaslı uyku gibi bağışıklık sisteminin kuvvetlendirilmesi son derece ehemmiyet taşıyor. Zatürrenin yaracağı problemler ve vefatların önüne geçilmesi için uygulanacak en ehemmiyetli strateji aşılanma. Türkiye’de de takribî 25 senelik kullanılan karma aşısının içinde zatürre sebeplerden biri olan hemofilüs influenzaya karşı da aşılama yapılıyor. Çocukların rutin aşı takviminde de yer alan ve içinde bir tip zatürre mikrobuna karşı aşının da olduğu karma aşının 2,4,6. aylarda ve 18. ay kesinlikle uygulanması gerekiyor. Bir de zatürre aşısı ismi altında 2-4-6 ay ve 1 yaşında da yapılan aşının uygulanması gerekiyor. Ayrıca, viral zatürrelerden korunmak için de özellikle 6 ay 3 yaş arası çocuklara kesinlikle grip aşısı yapılması öneriliyor. Bununla beraber, değişik hastalıkları bağlı olarak, bağışıklık sistemi düşmüş ya da dalağı alınan, özel kan hastalıkları olması gibi sıhhat meseleleri bulunan vaziyetlerde özel bir zatürre aşısı yapılması ve vaziyete göre yinelenmesi ehemmiyet taşıyor. Bu aşı da kalıcı hastalığı olan şahısta 5 senede bir yinelenirken, geçici hastalığı olan şahısta o hastalık yarıyılında yapılıyor.

3 gün süresince ateş düşmüyorsa dikkat!

Ateş pek çok enfeksiyonda olduğu gibi zatürrede de ilk bulgu olarak ortaya çıkıyor. Özellikle 0-5 yaş arası çocuklarda apaçık bir hastalık hali olmasa da 3 gün süresince rehabilitasyona karşın düşmeyen ateşin uyarıcı olması ve zaman kaybedilmeden doktora müracaat etilmesi gerekiyor. Bununla beraber öksürük, burun akıntısı, beslenme güçlüğü, tedirginlik hali de hastalığın öteki bulguları arasında yer alıyor.

Çocuklarda zatürre ile alakalı andırılması gerekenler:

– Zamanında tanı alıp rehabilitasyon edilen zatürrede oldukça süratli iyileşme sağlanabiliyor.

– Rehabilitasyon vaktinde çocukların kesinlikle dinlenmesini sağlayın.

– Korunmak için aşıların aksatmayın.

– Özellikle kış aylarında çocukları kapalı alanlarda ve hasta çocukların olduğu alanlara götürmeyin.

– Rehabilitasyon sırasında ve yevmiye hayat içinde çocukların bulunduğu alanların sık sık havalandırın.

– Çocukların beslenmesinde tüm gıda öğelerinden kesinlikle harcamasına itina gösterin.

– Çocukların yanında netlikle sigara içilmemesi ve içilen bir civarda bulundurulmasına dikkat edin.

Bira Ve Kısırlık

Bira Ve Kısırlık

İngiliz bilim adamlarının hakikatleştirdiği araştırmaya göre: Biradaki östrojen, spermi etkileyerek tesirini zayıflatıyor; erkeklerin döllenme marifetini azaltıyor.

Sakıncaları açısından bugüne kadar yalnızca yaptığı göbekle gündeme gelen biranın erkek kısırlığında da ehemmiyetli rol oynadığı ortaya çıktı. İngiliz bilim adamları biranın erkeklerin dölleme marifetini eksilttiğini saptadı.

Londra’daki King’s College bilim adamlarından Profesör Lynn Fraser’ın hakikatleştirdiği araştırmaya göre, bira, haşere ilacı ve boya gibi maddelerde bulunan östrojen, spermin bayan bedeni içindeki tavırlarını değiştiriyor. Buna göre, mevzubahisi östrojenden etkilenen spermler, zamanından evvel “olgunlaşarak” tesirini yitiriyor.

Bir cins doğum kontrolü

Spermler yumurtaya erişip temasa geçtikleri an, yumurta duvarını delebilmek için bazı “delici” enzimler salgılıyor.

Biradaki östrojen, spermlerin daha yumurtaya erişemeden mevzubahisi enzimleri salgılamasına neden oluyor. Bu da delici enzimden yoksun kalan spermin yumurta duvarını delmesini eforlaştırıyor ve neticede kısırlık ortaya çıkıyor.

Astım nöbetlerini tetikleyen etmenler

Astım nöbetlerini tetikleyen etmenler

Dünyada 300 milyon astım hastasının bulunduğu ve senelere göre, hastalığın çoğalış gösterdiği belirtiliyor. Mevsim farklılıklarının, virüs enfeksiyonlarının, üst solunum yolu hastalıklarının, alerjenlerin ve stresin, astım nöbetlerini tetiklediğine dikkat çekiliyor.

Türk Toraks Derneği ve Dünya Sağlık Teşkilatı tarafından kurulan GARD Global Alliance Against Respiratory Diseases, Türkiye Milli Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği ve Sağlık Bakanlığı işbirliğiyle, her sene Mayıs ayının ilk Salı günü, ülkemizde ve dünyada “Dünya Astım Gşanı” olarak kutlanıyor.

En sık görülen kronik hastalıkların başında “Astım”ın geldiğini belirten ve dünya astım günü sebebiyle söylemelerde bulunan Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Doç. Dr. Akgül Akpınarlı Antony, bahar alerjilerinin ve mevsim farklılıklarından kaynaklanan hastalıkların, astımı etkilediğine dikkat çekti. Virüs enfeksiyonlarının soğuk algınlığı, grip, üst solunum yolu hastalıklarının anjin, bademcik, kafa sinüslerinde, burun ve burun art irinlerinin, alerjenlerin konut tozlarının, küflerin, evcil hayvanların, hamam haşerelerinin ve çiçek tozlarının, mevsim farklılarının, ağlamanın, stresin astım nöbetlerini tetiklediğini söyledi.

Dünyada 300 milyon astımlı hasta var

Çocuklarda en sık görülen kronik hastalıkların başında “Astım” hastalığının geldiğini söyleyen Doç. Dr. Akgül Akpınarlı Antony, “Dünyada takribî 300 milyon kadar astım hastası bulunuyor, ülkemizde ise takribî her 12-13 erişkinden biri, çocuklarda ise her 7-8 çocuktan biri astım hastasıdır. Hastalığın, seneler içinde çoğalış gösterildiği görülüyor. Astım, akciğer içi hava yollarında daralmaya neden olan ve tutuşmalar ile izleyen kronik bir akciğer hastalığıdır. Hava yollarındaki bu daralmanın sebebi mikrobik olmayan bir cins cerahat sebebiyle hava yolu düz adalelerinin kasılması ve yeniden aynı zamanda hava yolu duvarının şişmesidir. Hastalık yineleyen soluk darlığı, soluk alıp verirken ortaya çıkan hırıltı/hışıltı/ıslık sesi, göğüste baskı hissi ve öksürük gibi bulgularla kendini gösterir.

Bulgulardan bazen hepsi bazen yalnızca bir tanesi görülebilir. Genellikle çocuklarda tekerrür eden öksürük, hırıltı soluk darlığı, geceleri ve sabah kalktığında öksürme, koşma ve ağlama sonrası öksürük, nezle ve gribin uzun sürmesi, göğüse inmesi, burun akıntısı, burun tıkanıklığı gibi meseleler, çok sık hasta olma ve çok sık antibiyotik kullanımı gibi bulgular astımı düşündürür. Genellikle çocuklarda yiyecek alerjilerini astım takip eder. Dolayısıyla yiyecek alerjili çocukların yakın takibi ehemmiyetlidir” söylemesinde bulundu.

Astımı tetikleyen etmenler

Astım için en ehemmiyetli iki tehlike etmeninden birinin genetik yatkınlık, bir ötekisinin ise etrafsal tesirler olduğunu söyleyen Doç. Dr. Akgül Akpınarlı Antony, anne, baba veya yakınlarının alerjik hastalıklara veya astım hastalığına sahip olmasının, çocuklarda en ehemmiyetli tehlike etkeni olduğunu, alerjenlerin, yineleyen akciğer enfeksiyonlarının, sigara dumanının, iç ve dış etraf hava lekeliliğinin, beslenme stilinin etrafsal tehlike etmenlerini oluşturduğunu belirtti. Doç. Dr. Antony; virüs enfeksiyonlarının soğuk algınlığı, grip, üst solunum yolu hastalıklarının anjin, bademcik, kafa sinüslerinde, burun ve burun art irinlerinin, alerjenlerin konut tozlarının, küflerin, evcil hayvanların, hamam haşerelerinin ve çiçek tozlarının, mevsim farklılarının, ağlamanın, stresin astım nöbetlerini tetiklediğini kaydoldu.

Astım rehabilitasyon edilebilir bir hastalıktır

Astımın rehabilitasyon edilebilen bir hastalık olduğunu belirten Doç. Dr. Akgül Akpınarlı Antony, “En iyi rehabilitasyon astım yapan etmenlerin iyi tanımlanması ve bunlardan korunma yollarının iyi öğrenilmesidir. Korunma yapılmasına karşın şikâyetler oluyorsa bazı ilaç rehabilitasyonlarına gereksinim vardır. Dünyada olduğu gibi, ülkemizde de bu hastalığın rehabilitasyonu ile alakalı lüzumlu her türlü ilaç ve malzeme bulunmaktadır. Uygun ilaç̧ rehabilitasyonu ile astımlılar iş ve mektep dâhil günlük hayatlarına, hastalık sebebi ile rastgele bir kısıtlanma olmadan devam edebilirler. Alerjik astımda en kalıcı rehabilitasyonlardan biride alerjik olunan maddeye karsı yapılan aşı rehabilitasyonlarıdır. Alerjik astımın rehabilitasyonundaki en tesirli yol aşılama usulüdür ve bu usulle hastalıktan kurtulmak muhtemeldir. Alerji aşıları, astımın durumunu değiştirebilme potansiyeline sahip tek rehabilitasyondur. Muhtemel olduğunca erken başlanmalıdır. Zira alerji aşıları dışındaki rehabilitasyonların hiçbiri hastalığın bedenden atılmasını sağlamaz, yalnızca mevcut yangının seviyesini eksiltir” biçiminde konuştu.

İşe göre gözlük sırçayı tercihi

İşe göre gözlük sırçayı tercihi

Bir Haylimiz gözlük tercihlerimizi yaparken estetik endişelerle hareket ediyoruz. Çerçeve yakışıyorsa gözlüğü almaya karar veriyoruz. Peki, reel ehemmiyetli olanın gözlük sırçayı olduğunun farkında mıyız? Hatta her işe uygun seçenek gözlük sırçayı olduğunu öğreniyor muyuz? İşinize uygun olmayan gözlük sırçayı tercihlerinin pek çok sıhhat meselesine neden olabileceğini söyleyen Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Banu Coşar; “Her iş grubunun görme lüzumları değişiktir. O sebeple kullanılacak gözlük sırçaları da yapılan işe uygun olmalıdır” biçiminde uyardı.

İşlere göre gözlük sırçayı tercihi değişir mi? Hekim, kaptan, sporcu hangi gözlük sırçasını kullanmalı? Yaptığımız işe uygun olmayan gözlük sırçaları ne gibi sıhhat meselelerine taban hazırlar? Prof. Dr. Banu Coşar, merak edilen sualleri cevapladı.

Başınız ve boynunuz ağrıyorsa gözlük sırçanızı hakimiyet ettirin

Yanlış sırça tercihinin yeterince net göremememize neden olacağını söyleyen Prof. Dr. Banu Coşar; “Ayrıca yanlış sırça tercihi baş ve göz sızısına neden olur. Gözlük sırçasında odak doğru merkezlenmediyse, odağı tutmak için yapılan fazla baş kaldırma veya baş eğme hareketi boyun ve sırt sızılarına yol açabilir” dedi.

Her iş grubunun görme lüzumları değişiktir

Her iş grubunun görme gereksinimlerinin değişik olduğunun altını çizen Prof. Dr. Banu Coşar, yanlış gözlük sırçayı tercihinin mesleksel galibiyetsizliğe de neden olabileceğini bildirerek, işlere göre gözlük sırçayı seçmenin püf noktalarını anlattı.

Kaptanlar, sürücüler ve denizciler geniş açılı sırçaları kullanmalı

Sürücüler, kaptanlar ve denizciler hem uzağı net gösteren hem de kullandıkları taşıtın göstergelerini başka bir deyişle yakın mesafeyi net gösteren, ayrıca geniş açılı sırçaları seçim etmeli. Yol veya deniz gibi yansıtıcı yüzeylere uzun zaman bakanlar için polarize sırçaları önermekteyiz. Bu sırçalar daha az göz bitkinliği ve güneşli günlerde yüksek kontrastlı görüş sağlar.

Sporcuların sırça ve çerçeve tercihi özel olmalı

Sporcular için hem çerçeve tercihi hem de sırça tercihi özel olmalıdır. Temas tehlikeyi olan sporlarda, sırçaların kırılmaya dayanıklı özellikte olması zorunludur. Çerçeveler çarpma anında göze hasar vermeyecek biçimde olmalı, sivri kenarlar kapsamamalıdır. Sırçalar ise kontrastı artıran ve parlamayı eksilten özellikte olmalıdır. Sırçalarda da darbeye karşı dayanıklılık ehemmiyetlidir. Ayrıca dış mekân spor sırçalarında kesinlikle güneşin hasarlı ışınlarına karşı UV koruma olmalıdır. Sırçalar değişik hava koşulları için buğulanmama gibi özellik de taşımalıdır.

Golf, tenis, kayak, yelken, koşu, bisiklet ve yürüyüş için güneşli havalarda yeşil, bakır, kahverengi renk tonlarını; kapalı havalarda ise turuncu ve sarı renk tonlarındaki sırçaları kontrast artırıcı olarak önermekteyiz.

Talebelere gözlük sırçayı seçerken dikkat

Özellikle minik yaştaki talebelere çizilme mukavemeti yüksek sırçalar öneriyoruz. Zira çocuklar sırçaları çizme mevzusunda çok galibiyetli olabiliyorlar. Ayrıca çok hareketli olan bu yaş grubunu çarpma-vurma gibi vaziyetlerden gözetmek için; kırılmaya dayanıklı ve hafif sırçaları, sivri köşeleri olmayan çerçeveler öneriyoruz.

Büro çalışanları mavi hakimiyetli sırçaları seçim etmeli

Büro çalışanları bilgisayarların ve cep telefonu ekranlarının yaydığı mavi ışıktan korunmak için “mavi hakimiyetli” sırçalar kullanmalıdır.

Polis veya askerler darbeye dayanıklı sırça ve çerçeve seçmeli

Polis veya askerler de darbeye dayanıklı sırça ve çerçeve seçmeli. Güneşte koyulaşan fotokromik sırçalar bu iş gruplarının sarih havada da rahat görüşünü sağlar.

Hocalar sınıfın en artta oturan talebeyi net görebilmeli

Hocalar hem imtihan kâğıtlarını hem bilgisayarı hem de sınıfın en artta oturan talebeyi net gösterecek bir gözlük sırçayı kullanmalıdır. Burada yaş da çok ehemmiyetli bir etmendir. Kırk yaşın altında tek odaklı bir sırça, tüm bu mesafeleri net gösterirken, kırk yaştan sonra ancak progresif başka bir deyişle uzak ile yakının bir arada olduğu bir sırça bu mesafelerin tamamını net gösterir.

Diş doktorlarının seçimi yakın ve orta mesafeyi net gösteren sırçalar olmalı

Diş doktorları çalışırken yakın ve orta mesafeyi net gösteren bir sırça seçmeli.

Ressamlar renk algılarını bozmayacak sırçaları kullanmalı

Ressamlar her mesafeyi net gösteren bir sırça seçmeli. Renk algılarını bozmamak için fotokromik veya renkli sırça seçmemeli.

Page 1 of 1201 2 3 120