Hırıltının sebepleri ve rehabilitasyonu

Hırıltının sebepleri ve rehabilitasyonu

Hırıltının sebepleri bronşoillerde oluşan tıkanmadır. Bu sebepten dolayı zorlanarak giren çıkan hava ıslık sesine eş bir ses çıkarmaya başlar. Çocuğunuzun bu vaziyette oksijen alımını artırmak için daha süratli ve daha sık bir biçimde soluk almaya başladığını fark edebilirsiniz. Anne babalar bu gidişatı genelde çocuğum sanki karnından soluk alıyor gibiydi diyerek tarifler.

Nasıl fark edilir

Hırıltı soluk almak birden fazla belirtiyle birlikte oluşabilir:

– Çocuktaki soluk rakamının çoğalması

– Çocuğun daha çok soluk alabilmek için burun kanatlarının açılıp kapanması

– Aynı sebepten dolayı kaburga adaleleri ve diyagramın çevresindeki adalelerin kasılıp hafiflemesi

– Daha çok soluk verirken görülen hırıltı, göğse bastırılması ile kedi mırıltısına eş

Hırıltıya karşı konutta neler yapılabilir

Çocuklarda hırıltı genelde viral enfeksiyonlar kaynaklı olduğundan, yakın temastan sakınılmalı, konutta sık sık eller yıkanmalı. Konut etrafı pak yakalanmalı, sigara dumanı, kimyevi hava lekeleyiciler olmamalı, odanın nemi 40-45 derece, sıcaklık 22-24 derece arasında olmalıdır. Akışkan alımını artırmak, burun ve boğazdaki sekresyonları arınmak önerilir.

Bebeklerde hırıltı görülürse ne zaman hekime gidilmelidir

Öksürük çocuğun uykusunu, beslenmesini etkiliyorsa, süratli soluk alıp veriyorsa, ateş eşlik ediyorsa, üst üste öksürüp ardından kusuyorsa, hafif başlayıp giderek şiddetlendiyse, spazmatik öksürük veya krup dediğimiz boğuk öksürük varsa hekime kesinlikle müracaat etilmelidir. Viral enfeksiyon kaynaklı rahatsızlıklar bulaşıcı olduğu için çocuklarda hırıltı varsa lüzumlu ihtiyatların alınmasını, muhtemel bulaşıcılığı önlemek için hastalık sırasında çocuklar mektebe sevk edilmemelidir.

Çoraptaki soğan sızıları kesiyor

Çoraptaki soğan sızıları kesiyor

Sofralarda en yaygın kullanılan sebzelerden biri olan soğan yiyecek kıymeti bakımından çok zengindir. A, B ve C vitaminleri ilepotasyum, magnezyum, kalsiyum, sodyum, iyot, fosfor ve kükürt mineralleri bakımından oldukça zengin olan soğanın kapsadığı değişik etmen maddeler sayesinde de pek çok hastalığa iyi gelmektedir.

Soğan dilimi sızıyı kesiyor

– Ayak asap uçlarında 7 bin tane asap ucu bulunuyor. Soğan dilimleri romatizmal sızıların olduğu yere ya da ayağın içine yerleştirilip bir streç veya çorapla sarıldığında sızılara iyi geliyor.

– Soğan dilimleri, kapısı kapalı bir odada yatak başına konulduğunda sabaha kadar solunum yollarını açıyor.

– Soğan, lapa halinde göğüse sürüldüğünde ise balgam söktürücü tesiri yapıyor.

Anjiyo ile alakalı öğrenilmesi gerekenler

Anjiyo ile alakalı öğrenilmesi gerekenler

Anjiyo, kalp ve damar hastalıkları açısından meseleyi olan şahısların damarlarına ince tüplerle girilmesi ve bu sayede damarlardaki tıkanıklıkların ve diğer meselelerin teşhis edilmesini sağlar. Anjiyo uygulaması kasıktan, el bileğinden ve kol bölgesinden olan arter girişinden yapılabilir. Bununla kalpte, beyinde, gözlerde ve bacaklara alana gelmiş olan meseleler teşhis edilebilir.

Anjiyo harekâtı

Anjiyo harekâtı için hastalara evvelinde bazı hazırlıklar yapılır. Bu hazırlıklar bitirildikten sonra, hasta anjiyo yapılacak odaya alınır. Hastanın hangi bölgesinden harekât yapılacaksa, bu alan dezenfekte edilir. Bu alanın dışındaki bölgeler sterilize örtüler kullanılarak kapatılır. Bu gidişatta hastada yalnızca anjiyonun yapılacağı alanla, baş bölgesi sarihte kalmış olur. Anjiyo yerel anestezi altında uygulanır. Gerekirse anjiyo evvelinde hastanın hafiflemesi için sedatif ilaçlar kullanılması gerekebilir. Kasık, bilek ya da kol bölgesine başka bir deyişle anjiyonun yapılacağı yere uygun ince tüplerden takılır. Tüpün içinden ondan daha ince olan bir tüp sokularak, bedende hangi bölge araştırılacaksa oraya kadar tüp ilerletilir. Bedendeki tüm damarlar birbiriyle irtibatlı olduğundan, hiç zorlanmadan damarlar aracılığıyla istenen bölgeye erişilir. Bu esnada yapılan harekâtın hepsi dışarıdan monitörden izlenir. Böylece kalpte bulunan koroner damarların çıkışına kadar gidilir. Bu düzeyde bedene ilaçlı bir akışkan enjekte edilir. Bununla damarların fotoğrafları çekilir. Böylece damarlardaki tıkanıklıklar ve diğer meseleler rahatlıkla tanımlanır.

10 15 dakika sürer

Anjiyo sırasında yapılan operasyonların süresi vasati 10-15 dakika kadar sürer. Bu harekâtın ardından anjiyo için girilen bölgeye baskı uygulanır ve kanama olmaması içi tedbir alınır. Şayet anjiyo kasıktan yapıldıysa, hastanın en az 6 saat gözlem altında yakalanması gerekir. Koldan ve bilekten yapılan anjiyoda ise, hastanın 1 saat kadar gözlem altında kalması yeterli olur.

Anjiyonun tehlikeleri var mı

Anjiyo uygulaması basit bir harekât olsa da, bazı tehlikeleri olabilir. Ancak bereketli tesirleri korunduğunda, tehlikelerin ne kadar ehemmiyetsiz olduğu görülebilir. Kasıktan yapılan uygulamada harekât sonundaki baskının doğru yapılmaması halinde, dizlere kadar inen morarmalar alana gelebilir. Şayet hasta kan sulandırıcı ilaç kullanıyorsa, bu kanama olması açısından tehlike taşıyacaktır. Anjiyo yapılan alanda kanama olması halinde, şişlik ve morarma oluşabilir. Harekât yapılırken arter girişinin yaralanması mevzubahisi olabilir. Bunun iyileştirilmesi için, hastaya başka bir cerrahi uygulama yapılması gerekebilir. Şayet hastanın böbrek yetmezliği varsa, hastalığı daha fazla ilerleyebilir. Fakat gerçekten şahsa anjiyo yapılması gerekiyorsa, bu tehlikeler dikkate alınmadan hemen anjiyo uygulanmalıdır.

Yapılan anjiyoyla damarlarda alana gelmiş tıkanıklıklar, yapısal bozukluklar, daralan bölgeler ve uzuvlarda alana gelmiş zararlar basitçe tanımlanabilir. Bununla bacaklarda ve kollarda olan damarlar, beyinde bulunan damarlar, akciğere bağlanan damarlar, kalpteki damarlar, karındaki uzuvlara bağlı olan damarlar rahatlıkla görüntülenebilir. Sıhhatiniz her şeyden ehemmiyetlidir. Bu sebeple vücudunuzun sinyallerini takip etmelisiniz. Zamanında gereken muayenelerin yapılması ve tedbir alınması gerekir. Anjiyo uygulaması da, çok ehemmiyetli rahatsızlıkları tanımlamaya yarayan ehemmiyetli bir muayenedir.

Anjiyo tetkik mi yoksa rehabilitasyon yolu mu

Hastalarda koroner atardamar hastalığının olup olmadığı hakkında en tehlikesiz usul anjiyo uygulamasıdır. Damar sertliğinin tesiriyle koroner atardamarlarda hangi bölgede daralma ya da tıkanma olduğu anjiyo yapılarak tanımlanabilir. Şayet daralma ve tıkanma tanımlanırsa, bu sualin operasyonla ya da stentle rehabilitasyon edilme kararı verilebilir

Anjiyo cinsleri

Anjiyo 3 değişik cinste yapılabilir. Bunlar;

Kontrastlı MR anjiyografi

Çok kesitli BT Bilgisayarlı tomografik : Bu usulde aort anevrizması, yüksek tansiyona neden olan börek atardamar daralmaları, akciğer damarlarındaki pıhtıya bağlı tıkanma başka bir deyişle pulmoner emboli gibi bazı hastalıkların kesin tanısı basitçe konur.

Anjiyo standart ya da teşebbüssel anjiyografi: Bu usulde kasık bölgesi uyuşturularak, kataterle kasıktan girilerek damarların içinden meseleli bölgeye erişilir. Bu sırada bilgisayar ekranından damarların vaziyeti araştırılır. Daralmış damara sokulan kataterle radyoopak ismi verilen özel boyalı bir madde damara vazgeçilir. Bu sayede daralma ve tıkanma olan bölge basitçe tanımlanır.

Hangi vaziyetlerde anjiyo yapılması gerekir

– Hastada şiddetli göğüs sızısı olduğunda, kalp krizi geçirdiyse, teşebbüssel olmayan muayenelerde koroner darlık bulguları tespit edildiyse

– Efor testi pozitif çıktıysa

– Akustik sırasında kalp kasılması olanlarda

– Talyum testi sırasında koroner atardamar hastalığı kuşkusu olursa

– Bilgisayar anjiyosu kuşkulu olanlarda

– Kalp kapak hastalığı olanlarda

– Kalp operasyonu dışında, şeker hastası olup ehemmiyetli bir operasyon geçirecek olanlarda

– By pass olan hastalarda hakimiyet emelli olarak

– 40 yaş üzerindeki ehemmiyetli operasyon geçirecek olanlarda

– Stent takılmış olan hastalarda hakimiyet emelli olarak anjiyo uygulanır

Anjiyo hangi vaziyetlerde koldan hangi vaziyetlerde kasıktan yapılır

Hastada kasık damarlarında tıkanma varsa, çatallanma bölgelerinde darlık olduğunda, fazla kireçli olan kıvrımlı ince damarlardan stentin geçirilmesi emeliyle daha kalınca kataterle dayanak gerekiyorsa, kasık damarından girilerek anjiyo yapılabilir. Hastada akut enfarktüs, sol kalp eksikliği gibi meseleler varsa, bu gidişatta süratli hareket edilmesi gerekir. Fazla kilolu olan hastalarda ve uzun zaman uyuyamayan bireylerde ya da kolay darlıklarda koldan anjiyo yapılabilir.

Kanseri şekerle beslemeyin

Kanseri şekerle beslemeyin

Fazla şeker kullanımının hormonal, metabolik, hücresel pek çok hasarlı tesiri mevzubahisi. En ehemmiyetlisi de şeker tüketiminin kanserle olan ilişkisi. Bilim insanları kanser hücrelerinin en beğendiği besin olan şekere karşı herkesi uyarıyor. Fazla şeker kullanımının kanserin beslenmesine izin vermek olduğunun altını çizen Medicana Sağlık Kurumular Grubu Onkoloji Koordinatörü Doç. Dr. Mutlu Demiray, şeker yerine tatlandırıcı kullanmanın da yanlış olduğunu vurguluyor.

Şeker kullanımında tertip etme yapılıyor

Dünyada bir hayli ülkede kanseri besleyen doğrultuyu sebebiyle şeker tüketiminin eksiltilmesine müteveccih tertip etmeler, yaptırımlar uygulanıyor. Son olarak geçtiğimiz günlerde İngiltere’de bu güzergahta bir tertip etme yapıldı. Buna göre işletmelere, meşrubatlara kullandıkları şeker ölçüsüne göre aşırıdan aidat koyulacak. Nisan 2018’de yürürlüğe girecek olan aidatla senede 520 milyon sterlin bir araya gelmesi bekleniyor. Türkiye’de de meşrubatlarda kullanılan şeker oranlarına müteveccih eş bir tertip etmenin yapılmasını doğru bulan Demiray, “Bedenin şekere lüzumu var, şeker enerji kaynağıdır ve onsuz yaşamamız olası değil. Ancak aşırısı çok hasarlı” diyor.

Kanser hücreleri yalnızca şekerle besleniyor

Öte yandan açlık kan şekerinin yüksekliği ile kanser oranları arasındaki ilişkiyi gösteren çalışmalar da var. M.D. Anderson Kanser Merkezi’ndeki çalışmalarda; sigara kullanmayan, glisemik indeksi yüksek besinlerle beslenen bireylerde kanser görülme oranının yüzde 49 daha yüksek tehlikeye sahip olduğunun tespit etildiğini belirten Demiray, “Özellikle akciğer kanserinin squamöz hücreli alt grubunda bu belirtiler daha apaçık. Çalışmada tespit etilen değişik ehemmiyetli bir nokta da harcanan toplam şekerin değil, işlenmiş olup kana süratli geçen şekerin kanser tehlikesini çoğaldırması. Bu noktada ‘glisemik indeksi yüksek demek’ süratlice kana geçerek kan şekerini yükselten ve ani olarak insülin salgısını da çoğaldıran şeker anlamına geliyor” diye anlatıyor.

Şeker günde ne kadar harcanmalı

Uzmanlar, günlük alınması gereken azami ölçüde şekerin erkekler için 9 çay kaşığı, bayanlar içinse 6 çay kaşığı olduğunu belirtiyor. Bu ölçüler kalori türünden hesaplandığında erkekler için 150 kalori, bayanlar için de 100 kaloriye denk geliyor. Bir Hayli insan ise günlük bu oranı basitlikle ikiye katlayabiliyor. Şeker alımını eksiltmek için meşrubatlardan konserve yiyeceklere, salata soslarından ekmeklere kadar bir hayli besinin içinde bulunan şeker oranlarına bakmak gerektiğine vurgu yapan Demiray, “Artık bu mevzuda şuurlu hareket etmek gerek. Mahsullerin yaftalarındaki fruktoz, laktoz, sükroz, maltoz, glükoz ya da dekstroz gibi maddelerin oranına dikkat edilmesi gerekiyor” diye ilave ediyor.

Mükemmeliyetçi bayanların meseleyi

Mükemmeliyetçi bayanların meseleyi

Tempolu bir çalışmanın sonunda konuta geldiğinizde tüm vücudunuzun ağrıdığını sezmeniz büyük ihtimal.

Yaşadığınız streste üstüne ilave edilince sürüklediğiniz sızılar zamanla millet arasında ki deyimiyle kulunç başka bir deyişle yumuşak doku romatizmasına dönüşebilir.

Algoloji Sızı Uzmanı Doç. Dr. Kader Keskinbora, kulunç gibi sızıların özeliikle de yüzde 80 gibi bir oranla mükemmeliyetçi bayanlar ve işkoliklerde görüldüğünü belirterek çoğu insanda da tesirli olduğunu söyledi.

Hastalığın boyun, sırt, boyun, omuz ve kalçalarda ortaya çıkan yakalanmaların olduğunu aynı zamanda da adale sızılarına neden olduğunu vurgulayan Keskinbora ”3 aydan uzun süren yaygın adale-eklem sızısı, bedende bazı duyarlı sızılı noktalar, bitkinlik, sabah tutukluğu ile karakterize kronik bir hastalık olan yumuşak doku romatizması fibromiyalji her yaşta ve her iki türde de görülebiliyor. Ancak sıklıkla 25-60 arası ve bayanlarda, erkeklerden daha fazla tesadüfülüyor. Özellikle mükemmeliyetçi bayanlar ve işkolikler tehlike altında.” dedi.

Strese bağlı yakalanmalar beyni etkiliyor

Keskinbora, strese bağlı olarak büyüyen yakalanmaların, beyin ve etraf asaplar arasındaki mesajımda vazife alan serotonin ve adrenalin gibi bazı kimyevi maddelerde yetersizlik veya bozukluğa neden olduğuna söyledi. Keskinbora, “Bedende sızı idrak edilmesinde ehemmiyetli olan bu maddelerin yetersizliği üzerine ilave edilen, fazla stres ve kaygı ise vaziyeti daha karışık bir hale getiriyor. Son çalışmalar bunalım, uyku bozukluğu ve etrafsal etkenlerin fibromiyalji yakınmalarını kısır döngüye çevirdiğine dikkat sürüklüyor.” diye laflarına devam etti.

Rehabilitasyon uygulaması bir kere yapılıyor

Keskinbora, rehabilitasyonda öncelikle serotonin ve adrenalin maddelerini yerine koyan antidepresanların kullanımının büyük ehemmiyet taşıdığını belirtti. Keskinbora, hastalığın rehabilitasyonu hakkında şu söylemelerde bulundu: “Birliktesi yapılması gereken boyun, omuz ve sırttaki sızılı tetik noktalara radyofrekans rehabilitasyonu uygulamasıdır. Radyofrekans akımı üreten özel bir jeneratör ve bu akımı dokuya ileten bir radyofrekans iğnesi ile sızılı tetik noktalara girilerek radyofrekans akımı pulsed modunda 10 dakika uygulanır. Yapılan çalışmalarda zafer yüzde 70 oranındadır. Hastaya uygulama bir kere yapılır ve vasati 6 ay ile 2 sene süresi süresince hastaların boyun ve sırt sızıları eksilir. Pulsed radyofrekans akımı uyguladığı bölgede doku zararı yapmadan sızı sağaltımı sağlar, bu sebeple bu harekât hastaya tekerrür tekerrür uygulanabilir.”

Omuz sıkışması hakkında öğrenilmesi gerekenler

Omuz sıkışması hakkında öğrenilmesi gerekenler

Op. Dr. Davud Yasmin “Omuz sıkışması, rehabilitasyon edilmediğinde ya da geç kalındığı vaziyetlerde omuz liflerinde kopmaya kadar varabilen zararlara ve omuz ekleminde hareket kaybına neden olabiliyor” dedi.

Genellikle tek taraflı olmakla beraber, her iki omuzda da görülebilen omuz sıkışması sualin büyümesinde pek çok etmenin tesirli olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Davud Yasmin “Bunlar arasında özellikle; omuz kemiklerinin yapısal değişiklikleri, omuzu 90 derece üstünde yakalayan devamlı yineleyici hareketler, omuz kemiklerinde oluşan kireçlenme, cılız omuz adalelerinin anormal hareketi, omuz kapsül anomalisi sıklıkla yer alıyor” söylemesinde bulundu.

İş yapan konut bayanlarında daha sık görünüyor

Omuz sıkışma belirtisiyle alakalı yapılan çalışmaların, sualin özellikle konutta iş yapan bayanlarda daha sık görüldüğünü ortaya koyduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Davud Yasmin, “Bunun en ehemmiyetli nedeni ise, baş üstü yapılan yineleyici hareketler. Bunların arasında en çok yargılanan işler ise; sırça silmek, halı silkelemek, perde asmak ya da yüksek bir dolaptan ağır bir tencere almak gibi konut işleri.

Ayrıca konut işleri dışında özellikle anne olan konut bayanlarının çocuklarının biberon ve bunun gibi eşyalarını taşımak için omuzlarına taktıkları ağır ve büyük çantalar ya da moda sebebiyle kullanılan büyük çantalar omuz etrafı tendonlarda bası sebebiyle ödem ve sonrasında omuz sıkışma belirtisine neden olabiliyor. Omuz sıkışma belirtiyi aynı zamanda tenis, basketbol, voleybol, yüzme, cirit, gülle atma gibi baş üstü etkinliğin fazla olduğu sporlarla uğraşan şahıslarda da sıklıkla kollanıyor” dedi.

Korunmak için tedbir alın

Davud Yasmin omuz sıkışması belirtisinden korunmak için ipuçları verdi:

– Özellikle iki kilodan ağır çanta taşımayın ve çantanın yerini 15 dakikada bir değiştirin.

– Bedeninizi zorlayacak biçimde çok yüksek yerlere uzanmayın.

– Sırça silerken kullandığınız kolunuzu 10 dakikada bir değiştirin.

– Sırça silme, perde takma gibi operasyonlarda kolunuzu baş üstüne kaldırarak çalışmadan ziyade, bir merdivenle çıkarak omuz yüksekliğini eksiltecek biçimde çalışın.

– Sabit pozisyonda uzun müddet bilgisayar başında kalmamaya itina gösterin.

Bu bulgular sizde de var mı

Alttaki bulgulardan yakınıyorsanız en kısa zamanda hekiminize müracaat etmeyi umursamama etmeyiniz.

– Omuz adalelerinin eforsuz sezilmesi özellikle baş üstüne doğru kaldırmaya çalışırken

– Omuzu 90 derecenin üzerine kaldırma baş üstü kaldırma hareketinde daha fazla olmak üzere yineleyici ya da devamlı omuz sızısı

– Omuz hareketleri sırasında omuz ekleminden tıkırtı stili ses gelmesi

– Omuz hareketlerinde kısıtlılık; özellikle baş üstüne kaldıramama omuzun 90 derece üzerine kaldırılamaması

Nasıl rehabilitasyon ediliyor

Omuz sıkışmasının üç aşaması mevcut:

Düzey 1: Ödem ve hemoroji kılcal damarların çatlaması neticeyi oluşan ten içi kanamalar

Düzey 2: Fibrozis bağ doku cerahati ve tendonit tendonun cerahati

Düzey 3: Kemik farklılıkları ve tendon rüptürleri yırtılmaları

Düzey 1 ve 2’de ağırlıklı olarak konservatif rehabilitasyon usulleri seçim edilirken, Düzey 3’te genellikle cerrahi rehabilitasyon usulü uygulanıyor. Konservatif rehabilitasyon usulleri arasında alttaki usuller sıklıkla kullanılıyor:

– Antienflamatuar sızı kesici ilaçlar

– Yerel soğuk ya da sıcak uygulama

– Omuz eklemi içi steroid enjeksiyon uygulamaları

– Elektroterapi elektrikle uyarma

– Ultrason uygulamaları

– Fizik rehabilitasyon ve germe, sarkaç egzersizleri

– Bireyin yaşantısını rahatsızlığına göre tertip edecek farklılıklar Misalin zorlayıcı hareketlerden uzak durma, çalışma pozisyonlarını tertip etme gibi

Düzey 3’te uygulanan cerrahi rehabilitasyon usulünde hastalığın gidişatına göre sarih cerrahi ya da artroskopik kapalı cerrahi rehabilitasyon mevzubahisidir. Cerrahi rehabilitasyonda omuz liflerini sıkıştıran kireçlenme dokuları osteofitler, kemikteki yapısal çarpıklıklar akromin kemiğindeki çarpıklık, omuz etrafı liflerde sıkışmaya neden olan dokuların subakromial bursanın eksizyonu, çıkartılması operasyonlarından oluşuyor. Operasyon sonrası yarıyılda hastanın lüzumuna göre rehabilitasyon programı verilebiliyor. Bununla kastedilen ise, omuz hareket sarihliğinin tekerrür sağlanması ve eforun artırılmasıdır. Genellikle sızıdan bütün kurtulma dört ayı almakla beraber bir seneye kadar uzayabiliyor.

Horlama aile hayatını negatif etkiliyor

Horlama aile hayatını negatif etkiliyor

Eşlerin yüzde 81’i eşlerinin horlama hengamesi sebebiyle uykusuz kaldıklarını, %70’i ise ayrı odalarda yattıklarını söylediler. Ülkemizde de gidişat çok değişik değil. Aile hayatını ciddi bir biçimde tehdit eden horlama mevzusunda Prof. Dr. Suat Turgut, söyleme yaptı.

Horlama nedir

Horlama, uykuda daralmış olan üst solunum yolundan solunum esnasında havanın geçerken oluşturduğu türbülans sebebiyle, üst solunum yolu dokularının titreşimi ile oluşan sestir. Teneffüs ettiğimiz havanın sürati, fizik kaideyi gereği üst solunum yolunun çapıyla orantılı olarak çoğalır veya eksilir. Üst solunum yolu daraldıkça, soluduğumuz havanın süratiyle beraber horlamanın şiddeti de çoğalır. Bazı bireylerde horlama trafik hengamesine denk olan 80-90 db şiddetine erişir. Bu şiddette horlayan insanların bulunduğu odada, başka insanların yatması muhtemel değildir.

Horlama sosyal bir meseledir

Horlama, şiddeti ne olursa olsun sosyal bir meseledir. Bu gidişat, aile hayatını ciddi bir biçimde tehdit eder. Horlayan şahısla uyku partneri olan eşi birlikte uyumak istemez. Bazı gidişatlarda, odalar dahi ufalayabilir. Horlayan birey, ailenin öteki fertleri için uykusuz gecelerin mesulüdür, tatil ve iş gezilerinde ise istenilmeyen oda dostudur.

Horlama ciddi bir hastalık mıdır

Horlama, tıp dilinde Uyku Apnesi dediğimiz uykuda solunum durması ve Tıkayıcı Uyku Apnesi hastalığı ile beraber olduğunda oldukça ciddi olabilir. Böyle gidişatlarda, horlama solunum durması apne ile kesilir. Bu noktada horlama dinlenmez, solunum ise bütün durmuştur. 10 saniyenin üzerindeki soluksuz kalma nöbetlerinin, bir saat içinde 7’den fazla görülmesi hayatı ciddi biçimde tehdit eder. Apne; hastalığın şiddetine göre hastalarda saatte 30-300 kere olabilmektedir. Solunum durunca, uykuda kan oksijen seviyeyi fazla oranda düşer. Kanda oksijen düşünce, beyindeki solunum merkezi uyarılarak solunum tekerrür başlatılır. Bu vaka olmazsa, uykuda ani vefatlar görülebilir. Oksijenin düştüğü bu yarıyılda, kalp kanı daha çok pompalamak zorundadır. Bir zaman sonra kalp ritmi bozulurken, seneler içinde yüksek tansiyon ve kalp gelişmesi yerleşir. Tıkayıcı tipte horlama hastalığı olan şahıslar, uykularının çok az bir kısmında derin uyku fazına geçebilmektedirler. Derin faz, asıl dinlenme için tek yoldur. Dinlenmeden geçirilen gecenin gündüzü uykulu, bitkin ve yararsız geçecektir. Araba kullanırken ya da iş başında uyuklamalar görülecektir.

Horlama nasıl rehabilitasyon edilir

Horlama hastaları öncelikle birliktesi Tıkayıcı Uyku Apne Belirtiyi varlığı açısından dikkatlice incelenmeli ve gerekiyorsa hasta uyku testinden geçirilmelidir. Uyku testinde hasta, uyku laboratuvarında bir gece yatar. Burada horlama, apne rakamı ve süresi, kan oksijen seviyeleri, uyku derinliği gibi parametreler polisomnograf ismi verilen makinelerle tanımlanarak hastaya kesin teşhis konur. Hastada Uyku Apne Belirtiyi tespit etilmez ise, horlama genellikle KBB uzmanları tarafından uygulanan bazı cerrahi teşebbüsler, radyofrekans gibi usuller ve diş doktorları tarafından uygulanan ağız içi aparatlar ile rehabilitasyon edilebilir. Öncelikle üst solunum yollarında darlık yapan nedenler bulunursa, bunların rehabilitasyonu reelleştirilmelidir. Burundaki et veya kemik, damak veya ufak dildeki sarkmalar operasyonla düzenlenebilir.

Damak veya ufak dile uygulanabilecek operasyonlar direk olarak bıçak ile olabileceği gibi, lazer ya da son senelerde daha fazla kullanılan radyofrekansla da yapılabilir. Radyofrekans burundaki et gelişmeleri için de kullanılır. Lazer rehabilitasyonu çok sızılı olması ve neticelerinin çok yararlı olmaması sebebiyle giderek terk edilmektedir. Suratın ve dilin anatomik yapılarının düzenlenmesi alakalı daha büyük operasyonlar da vardır, ancak bunlar seyrek uygulanır. Horlamaya Uyku Apnesi eşlik ediyorsa, rehabilitasyon yaklaşımları tamamen değişir. Daha güçlü ve sıkıntılı bir rehabilitasyon süreci vardır. Hastayla doktor arasında iyi bir irtibat gerekir. Her iki tarafın da süreçte üzerine düşeni yapmasıyla bütün rehabilitasyon hakikatleşebilir ve hastanın hayat niteliği düzenlenebilir. Cerrahi rehabilitasyon yanında, uyku zamanınca üst solunum yoluna pozitif tazyikle hava veren CPAP aygıtları da rehabilitasyona destekçi olmaktadır.

İki haftadan uzun müddettir öksürüyor musunuz

İki haftadan uzun müddettir öksürüyor musunuz

Uzun süren öksürük tüm dünyada hemen her yaşta en sık hekime müracaat nedenlerinden birini oluşturuyor. Tek başına bir hastalık olmayan öksürük, bedenin korunma refleksi olarak belirlenen bayağı bir gidişat olarak kabul ediliyor. Ancak öksürük iki haftadan uzun sürüyorsa ve gece uyku niteliği, iş, mektep yaşamıyla beraber hayat niteliğini bozacak noktaya eriştiyse artık dikkate alınması gerekiyor. İnatçı ve zamansız yaşanan öksürüklerin bedenin korunma mekanizmasını da bozduğunu söyleyen Acıbadem Taksim Sağlık Kurumu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Öner Dikensoy, bu ehemmiyetli semptomun bazı ciddi hastalıkların ilk bulgusu olabileceğine dikkat sürüklüyor. Erken tanı alıp rehabilitasyon edilmeyen öksürüğün inatçı bir biçimde kalıcı hale gelmesi gidişatında, altta uyuyan hastalık ne olursa olsun bu vaziyete başka meseleler de dahil olabiliyor. Bununla beraber sigara içenler ya da sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirenler öksürüğün bu gidişatlardan kaynaklandığını düşünerek tanıda gecikmelere neden olabiliyor. Prof. Dr. Öner Dikensoy, geçmeyen öksürüğün sebebine göre seyri ve tipinin de değişebildiğini belirterek uzun süren öksürükte altta uyuyan mümkün sebeplerini sıraladı.

öksürük

Üst solunum yolu enfeksiyonları

Burunda geniz akıntısına yol açan sinüzitten daha kolay bir nezleye kadar her türlü üst solunum yolu problemi öksürüğü neden olabiliyor. Hastaların daha çok kuru öksürükten şikayeti ettiği bu gidişat özellikle kış aylarında çoğalış gösteriyor. Uzun sürdüğü zaman tabloya, gastro-özefajiyal reflü ya da farenjitin dahil olup olmadığının incelenmesi gerekiyor.

Astım

Kronik öksürüğün en yaygın üç sebebinden birini astım oluşturuyor. Soluk darlığı, hırıltılı solunum, göğüste sıkışma hissi gibi şikayetlerin de ilave edildiği kuru öksürüğün geceleri ve egzersiz sırasında çoğaldığı kollanıyor.

Bronşit

Kendini geçmeyen öksürükle muhakkak eden hastalıklardan birini de bronşit oluşturuyor. Akut bronşitte kuru öksürük görülürken hastalığın ilerlemesiyle balgamlı hale gelebiliyor. Özellikle kış aylarında sıklıkla tutuşan kronik bronşitte ise balgamla beraber görülen öksürüğün senenin en az üç ayı devam etmesinden şikayet ediliyor. Sigara içenlerin büyük çoğunluğunda kronik bronşit ortaya çıkıyor.

hasta

Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı KOAH

Solunum yollarının zararlanması sebebiyle solunumu güçleştiren ilerleyici bir hastalık olan KOAH, kronikleşen öksürüğün en ciddi mesullerinden biri. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Öner Dikensoy’a göre “Geceleri daha makûs bir hal alan öksürük, yemek yerken ya da konuşurken bile yaşanabiliyor. Özellikle sigara kullanan şahıslarda öksürüğe, bitkinlik ve soluk darlığının ilave edilmesi gidişatında KOAH’ın incelenmesi gerekiyor” diyor.

Akciğer kanseri

Öksürük gerçeğinde akciğer kanserinin ilk bulguları arasında yer alıyor. Ancak uzun süren öksürük her zaman akciğer kanserini akla getirmiyor. Özellikle sigara içen 40 yaş üstü olan şahısların hele bir de ailede kanser öyküsü veya sık ışınıma maruz kalmak gibi bir öyküsü varsa uzun süren öksürükleri olması gidişatında kesinlikle bu güzergahtan da değerlendirilmesi gerekiyor. Prof. Dr. Öner Dikensoy bu gruba giren şahısların senede bir defa hakimiyet emelli akciğer grafisi sürükletmelerini önerdi.

hasta

Gastroözofageal reflü

Her zaman gastroenteroloğun teşhis edebileceği ebatta hengameli olmasa da öksürüğün reflünün de ilk bulgularından biri olabildiğini söyleyen Prof. Dr. Öner Dikensoy, “Misalin reflünün en tipik bulguları olan, mide ekşimesi, yanma, mide asidinin ağıza gelmesi gibi semptomlar bu hastalarda çok seyrek ortaya çıkıyor. Yaşanan reflünün kişiliği de değişiyor. Öksürme dolayısıyla karın içi tazyikin çoğalmasına bağlı mide ile yemek borusu arasındaki kapakçık hafifliyor ve yukarıya doğru asit kaçmaları görülüyor. Bu sebeple yemek borusunun da alt ucundaki öksürük reseptörlerinin bulunduğu alan tahriş oluyor ve kesintisiz kuru bir öksürük yaşanıyor” dedi. Dolayısıyla uzun süren öksürüklerde ayırıcı tanıda dikkatli olmak gerekiyor.

İnatçı öksürük yaşlılarda kemik kırılmasına neden olabiliyor

Rehabilitasyon edilmeyen inatçı öksürük özellikle yaşlı şahıslarda adale sızılarından kemik kırıklarına kadar bir hayli problemin de yaşanmasına neden olabiliyor. Prof. Dr. Öner Dikensoy, “Kesintisiz ve şiddetli öksürüklerde adaleler ve kaburga da kullanıldığı için, ortaya çıkan şiddetli tazyike bağlı olarak özellikle yaşlı şahıslarda kaburga kırıkları ortaya çıkabiliyor. Bu denli şiddetli netice yaşamayanlarda ise sıklıkla görülen adale sızılarından dolayı hasta kasvet yaşayabiliyor. Ayrıca şiddetli öksürüğe bağlı idrar kaçırma da yaşanabiliyor. Hatta bazı şahıslarda bayılma saldırıları dahi olabiliyor” biçiminde konuştu.

Adale geliştiren ilaçların bayanlar üzerindeki tesiri

Adale geliştiren ilaçların bayanlar üzerindeki tesiri

Sıhhatlı bir hayat ve sıkı bir görünüm için spor yapmak, hekimlerin öncelikli teklifleri arasında yer alıyor. Ancak, adaleli ve dikkat sürükleyen bir görüntüye sahip olmak isteyen çoğu erkeğin spor dışında müracaat ettiği bir değişik usul adale gelişimi süratlendiren ilaçlar. Medical Park Göztepe Sağlık Kurumu Bevliye Uzmanı Prof. Dr. Serkan Deveci, adale üretimini artıran ilaçların sıhhat üzerindeki tesirleri hakkında şu bilgileri paylaştı:

İlaçlar seçim ediliyor

Adaleli bir bedene sahip olmak isteyen bir hayli birey sporla beraber adale üretimini süratlendiren ilaçlar da kullanıyor. Üçgen bedenlerin ananesel usullerle ağırlık çalışarak mı yoksa adale üretimini artıran ilaç anabolik steroid kullanımı ile mi olduğunu tespit etmek güç. Pek çok birey basit yoldan adaleli beden sağlayan bu ilaçları seçim ediyor.

Etkin spor yapmayanların seçimi

Bu ilaçlar daha öncekinden performans artırıcı olarak sporcular tarafından yarışmalardan evvel kullanılıyordu. Yapılan aktüel araştırmalar, günümüzde bu ilaçları kullananların yüzde 78’inin etkin sporcu olmadığını ve yalnızca görsel olarak hoşlanılan bir bedene sahip olmak için kullandıklarını gösteriyor.

Hormon kumpassızlığı ve cinsel gönülsüzlük

Anabolik aktiflik ile hücre gelişmesini tetikleyerek protein birleşimini artıran bu ilaçlar, adale kitlesinde ve mukavemetinde çoğalışa yol açıyor; Adalelerdeki yerleşik yağ dokusu oranını eksiltiyor. Ancak Bedenin natürel hormonal balansını da etkileyen bu ilaçlar, saldırgan tavır şekli, hakimiyetsiz hipertansiyon, iltihaplı sivilce, kellik, karaciğer hastalığı, inme ve kalp krizi tehlikesinde çoğalışa yol açıyor. Bu tesirlerinin yanı gizeme erkekte natürel testosteron üretimini eksilterek yumurtalıklarda küçülme, sperm imalinde eksilme ve geçici kısırlığa neden oluyor. Hormon kumpassızlığı yaratarak cinsel istekte evvel geçici bir çoğalışa takiben de ilaç kesildiğinde kalıcı bir gönülsüzlüğe ve sertleşme kaybına yol açabiliyor.

Bayanlarda adet kumpassızlığı sebebi

Adale üretimini artıran ilaçların bir değişik istenmeyen tesiri de testosteronun aromatoz enzimi tesiri ile östrojene mutasyonu neticesinde erkeklerde meme gelişmesine neden olması. Bayanlarda ise adet kumpassızlığı, hamilelikte bebeğin gelişiminin etkilenmesi, klitoriste kalıcı sihrime, ses kalınlaşması, saçta eksilme ve beden kıllanmasında çoğalışa yol açıyor Bu tip ilaçların riskli yan tesirleri göz önüne alındığında daha hoş görünmek isteyenlerin balanslı spor ve natürel beslenmeyi seçim etmeleri çok daha sıhhatli bir yol olarak gözüküyor.

Omuz sızılarını hafife almayın

Omuz sızılarını hafife almayın

Geçmeyen omuz sızıları ülkemizin yanı gizeme dünyada da pek çok bireyin muzdarip olduğu ehemmiyetli bir mesele. Günümüzde her 4 çalışandan birinde görülen omuz sızıları, bireyin günlük yaşamını güçleştiriyor, hayat niteliğini düşürüyor. Acıbadem Altunizade Sağlık Kurumu Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Arel Gereli, çalışırken omuz bölgesindeki yanlış duruşların uzun yarıyılda adalelerde yırtığa neden olabildiğini belirterek “Bu iki mesele arasındaki ilişki tüm dünyada daha yeni anlaşılmakta. Bilgisayar başında çalışan insan rakamı çoğaldıkça daha öncekinden esasen 50 yaş üzerinde gördüğümüz omuz bölgesi adale yırtıklarını artık 30-40 yaş aralığında görmeye başladık” diyor. Dr. Gereli, omuzlarımızda çok da meçhul bu saklı meseleyi anlattı, önemli uyarılar ve tekliflerde bulundu.

omuz ağrısı

Sızının sebebi duruş bozukluğu

Özellikle uzun saatler masa başı çalışanlarda veya uzun müddet bilgisayar karşısında zaman geçirenlerde sık tesadüfülen omuz sızıları, kısa bir müddet evveline dek çoğunlukla ‘fibromiyalji’ ya da ‘miyofasyal sızı’ gibi teşhislerle rehabilitasyona edilmeye çalışılıyordu. Ancak, hayat niteliğini oldukça düşüren bu inatçı sızıların yeni bir sebebi son yarıyılda dikkat sürüklemeye başladı. Bu şikayetin esasında ise duruş bozukluğu uyuyor. Masa başı çalışanlarda omuzlarda asap sıkışması görülebildiğini belirten Dr. Gereli “Uzun müddet öne eğik durulduğunda ya da kol ileriye doğru uzatılarak çalışıldığında kürek kemiği öne doğru daha fazla açılanır. Bu gidişat da kürek kemiğini çevreleyen bazı adalelerin çok kimilerinin ise az çalışmasına neden olur. Sıhhatli bir omuz hareketi için bu adalelerin geçimli çalışması temeldir. Geçim bozulduğunda omuz eklemi biyomekaniği negatif etkilenir ve çevreleyen adalelerde sızıya neden olur” diyor.

Kürek kemiğinin uzun saatler boyu eğik konumda kalmasının, bu kemiğe yakın komşuluk gösteren asaplarda da kesintisiz gerilmeye ve omuz artta kronik sızıya neden olabildiğini vurgulayan Dr. Gereli “Dahası bu gidişat omuza hareket veren adalelerde uzun yarıyılda yırtığa yol açabilmektedir” ihtarında bulunuyor.

omuz ağrısı

Dünyada yeni anlaşılan bir faktör

Omuz etrafı adalelerinin geçimsiz çalışması ve eşlik eden asap sıkışmaları omuza hareket veren adalelerde uzun yarıyılda yırtığa neden olabilirken, bu iki mesele arasındaki ilişkinin dünyada henüz yeni yeni anlaşılmaya başladığını belirten Dr. Gereli, bilgisayar başında çalışan insan rakamı çoğaldıkça daha öncekinden genellikle 50 yaş üzerinde gördükleri omuz bölgesi adale yırtıklarını artık 30-40 yaş aralığında görmeye başladıklarını söylüyor. Dr. Gereli “Bu mevzu ile alakalı hem epidemiyolojik hem de deneysel çalışmalar sürüyor . Biz de Acıbadem Üniversitesi’nde mevzuyla alakalı bir deneysel çalışma yürütüyoruz . Neticelerini yakın yarıyılda paylaşacağız” diyor.

omuz ağrısı

Dik durmayı usunuzdan çıkarmayın

Dr. Gereli, ihtiyatlar arasında özellikle duruşa dikkat etkenin başı sürüklediğini belirterek, omuzları geriye alarak dik durmanın ehemmiyetini pek çok bireyin öğrenmesine karşın günlük iş yoğunluğu ve stresi arasında buna itina gösterilmediğini, masa başında omuz sızılarını artıracak biçimde durulabildiğini söylüyor.

Dr. Gereli “Özellikle uzun müddet öne eğik çalışan insanların hem kendilerini hem de kürek kemiklerini daha dik konumda yakalayacak etraf tertip etmelerini yapmaları koşul. Dışarıdan yapılan askı bandaj gibi uygulamalar dik durmayı sağlamıyor aksine kendi adalelerimizi üşengeçleştiriyor. Bu sebeple kendi kendimize dik durmaya çalışmalı, dik durmayı seçim etmeliyiz. Başlangıçta güç olsa da, ilerleyen zamanda olması gerekene dönüldüğü için sızılar eksilecektir. Yanı gizeme uzun müddet aynı pozisyonda kalmamalı muhtemel oldukça pozisyon değiştirmeliyiz. Zira hareketsiz kalmak, hareket etmekten daha güçtür” diyor.

omuz ağrısı

Geçmeyen sızı varsa…

Geçmeyen sızı gidişatında, asap etrafına yapılan enjeksiyonlar ile hem sızı hakimiyeti hem de teşhisin doğrulanması muhtemel. Mukavemetli olaylarda omuz içinden kapalı usulle sıkışan asabı hafifletebildiklerini belirten Dr. Gereli, omuz adalelerinde yırtık varsa aynı seansta tamiri de reelleştirerek rehabilitasyon ettiklerini söylüyor. Günümüzde her dört çalışandan birinde görülen omuz sızısı şikayetlerinin, rehabilitasyon edilmediğinde orta ve ileri yarıyılda omuzda adale yırtığı gibi meselelere neden olabildiğini vurgulayan Dr. Gereli “Uzun saatler öne eğilerek çalışmaktan sakınmalı ve omuzları geriye alarak dik duracak biçimde çevremize tertip etmeliyiz. Bu gidişatın adale yırtığına ilerlememesi için omuzları zorlayan hareketlerden sakınmalı, özellikle gece devam eden omuz sızısında kesinlikle ileri muayene yaptırmalıyız” iletiyi veriyor.

Page 1 of 211 2 3 21