Stres sızıyı sızı stresi tetikliyor

Stres sızıyı sızı stresi tetikliyor

Stres, kortizon ve adrenalin hormonlarının fazla seviyede salınımına neden olarak adalelerde şiddetli sızıların ortaya çıkmasına neden oluyor.

Bedenimizin sıradan işlevlerini yerine getirmek için lüzumlu olan düşük oranlı stresin hakimiyetten çıktığında kortizon ve adrenalin türevi hormonların fazla seviyede salınmasına neden olduğu, bunun da başta boyun ve sırt adaleleri olmak üzere bir hayli bölgede şiddetli sızıya yol açtığı belirtildi.

Stresin sızıyı, sızının da stresi tetiklediğini belirten Uzman Hekim İlker Solmaz, “Kortizon ve adrenalin türevi hormonların fazla derecede salınmasına neden olan stres, özellikle boyun ve sırt bölgelerine giden kanın eksilmesine, oksijen oranının düşmesine, böylece de bu bölgelerdeki adalelerin sertleşmesine yol açarak bitkinliğe ve sızıya sebebiyet vermektedir” ihtarında bulundu.

Stresi hakimiyet edin

Günlük hayatımızın bir parçası haline gelen stresin düşük oranda olmasının bedenimizin sıradan işlevlerini yerine getirmesine destekçi olduğu ancak hakimiyetten çıkması vaziyetinde başta boyun ve sırt adaleleri olmak üzere bir hayli adalede sızıya neden olduğu belirtildi. Uzman Hekim İlker Solmaz, “Hakimiyetten çıkan bir stres seviyeyi, kortizon türevi hormonları fazla derecede uyarmaktadır.

Bu uyarılma neticeyi sezilmeyecek kadar hafif olan bir sızı şiddetlenebilmektedir. Strese neden olan sızılar bedenin kendi kendini iyileştirme mekanizmasını devreye sokan proloterapi ismini verdiğimiz usulle ortadan kaldırılmaktadır. Türkiye Proloterapi ve Sızı Muayenehaneyi olarak, strese neden olan sızıları proloterapiyle çözmekle kalmıyor, hastaya stresle baş etme kabiliyetini çoğaldıracak takviye de veriyoruz.” dedi.

Stres, hormon balansını bozuyor

Günlük hayatımızda muhtelif sebeplerle stres altına gireriz. Ancak düşük seviyeli stresin hasarlı olmadığı aksine bedenimizin sıradan işlevlerini yerine getirmesine destekçi olduğu belirtildi. Sualin bu stres seviyesinin hakimiyetten çıkması vaziyetinde alana geldiğini belirten Uzman Hekim İlker Solmaz, “Yüksek seviyeli stres, kortizon türevi hormonları fazla derecede uyarmaktadır. Stresle uyarılan adrenalin eşi hormonlar banalde sezilmeyecek olan sızının idrak edilmesini artırır” diye konuştu.

Boyun ve sırt adalelerinde sızılar

Stresin sızıyı, sızının da stresi tetiklediğini belirten Uzman Hekim Solmaz, hakimiyet edilemeyen stresin boyun ve sırt adalelerinde şiddetli sızıların ortaya çıkmasına neden olabileceğini söyledi. Hekim Solmaz, “Muayenehanemize bel ya da boyun sızısı şikâyeti ile müracaat eten hastaların büyük çoğunluğu stresli bir yarıyılın ardından gelmektedirler. Misalin, siyatik rahatsızlığı olup bulgu vermeyen bir hasta stresli bir vaziyetin ardından şiddetli kalça ve bacak sızısı ile hekime müracaat etebilmektedir. Anlaşılacağı gibi stres pek çok sızılı gidişatı da tetikleyebilmektedir” dedi.

Stres hormonları olarak öğrenilen adrenalin türevi hormonların, aynı zamanda adalelerin sertleşmesine de neden olduğunun altını çizen Hekim İlker Solmaz, “Özellikle boyun ve sırt adaleleri bu cins kasılmalara karşı alıngandır. Kasılan adale ise, dokulara giden kanın eksilmesine ve oksijen oranının düşmesine neden olur. Bu da alakalı adalelerde bitkinliğe ve sızıya sebebiyet verir” diye konuştu.

Stres ve sızıya karşı; egzersiz

Sızı-stres, Stres -sızı kısır döngüsünü kırmanın en iyi yolunun egzersiz yapmaktan geçtiğini belirten Hekim Solmaz, hareketsiz hayattan uzak durulması gerektiğini belirtti. Solmaz, “Türkiye Proloterapi ve Sızı Muayenehaneyi olarak; hastanın strese neden olan sızılarını proloterapi ismini verdiğimiz usulle çözmekle kalmıyor, hastaya stresle baş etme kabiliyetini çoğaldıracak desteklediyoruz. Stresi idareme, ihtiyata mevzularında değişik usuller ışığında danışmanlık ve eğitimler veriyoruz” dedi.

Kulak sızısına neden olan 8 neden

19 Aralık 2019 Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Kulak sızısına neden olan 8 neden

Kulak sızısı her yaş grubunda görülebilen ve son derece rahatsız edici bir problem. Aynı zamanda duyma kaybı, kaşıntı, çınlama, dolgunluk hissi, kulakta akıntı gibi yakınmalar da sızıya eşlik edebiliyor. Tıbbi ismi otalji olan sızının altında enfeksiyonlardan travmalara kadar bir hayli neden bulunuyor. Dolayısıyla hafif, şiddetli, zonklayıcı, ani girip çıkan, etrafa dağılan gibi çok değişik bulgular kollanabiliyor. Ancak sebebi ne olursa olsun kulak sızısı gidişatında, özellikle de çocuklarda zaman kaybedilmeden doktora müracaat etmek gerekiyor.

Acıbadem International Sağlık Kurumu Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Aras Şenvar, kulak sızının altında uyuyan 8 ehemmiyetli sebebi ise şöyle sıralıyor…

kulak ağrısı

Orta kulak enfeksiyonu

Özellikle çocuklarda kulak sızısının en sık sebebini orta kulak enfeksiyonları oluşturuyor. Genellikle nezle, grip, anjin gibi üst solunum yolları enfeksiyonlarını takip eden günlerde ortaya çıkan kulak sızısına ateş, akıntı, duyma kaybı da eşlik edebiliyor. Doktor hakimiyetinde antibiyotik rehabilitasyonu gerektiren sızı birkaç saat ile bir gün içinde eksilip geçebiliyor. Ancak bu yarıyıl içinde özellikle çocukların hafiflemesinin ebeveynler açısından kandırıcı olmaması ve antibiyotik rehabilitasyonuna en az 10 gün devam edilmesi ehemmiyet taşıyor.

Orta kulakta akışkan birikmesi

Bir başka nedenini de orta kulakta akışkan birikimi oluşturuyor. Özellikle 2-7 yaş arasındaki çocuklarda sık karşılaşılıyor. Bir çeşit kulak iltihaplanması olan bu vaziyette sızının çok şiddetli olmamakla beraber zaman zaman yinelediği kollanıyor. Orta kulakta akışkan birikmesiyle başlayan bu vaziyet duyma kaybına da neden olabileceği için ehemmiyet taşıyor. Bu sebeple evvel ilaç rehabilitasyonu, gerekirse de cerrahi rehabilitasyona müracaat etmek gerekebiliyor.

kulak ağrısı

Dış kulak enfeksiyonu

Kulakta sızı yaratan bir öbür ehemmiyetli mesele ise dış kulak enfeksiyonu. Dış kulak yolunu kaplayan tenin sık ıslanması ve nemlilik oluşmasıyla alana geliyor. Bu sebeple, yüzme mevsiminin açılmasıyla beraber, özellikle de yaz aylarında dış kulak enfeksiyonları çoğalmaya başlıyor. Şiddetli sızı ile kendini gösteren mesele antibiyotik ve yerel pansuman ile rehabilitasyon edilebiliyor. Ayrıca, rehabilitasyon süresince kulağın ıslanmaması ve kuru yakalanması ehemmiyet taşıyor.

Kulak salgısının birikmesi

Kulak lekeyi denilen dış kulak yolunun natürel salgısı bazı vaziyetlerde kulak yolunda birikip sertleşerek sızıya neden olabiliyor. Doç. Dr. Aras Şenvar, bu vaziyette kulağın gliserinle yumuşatılması ve kesinlikle bir uzman doktor tarafından arınılması gerektiğine dikkat sürüklüyor. Ayrıca kitleyi daha ileri itme ve kulak çeperine hasar verme tehlikeyi doğabileceğinden, kulak pakliği için pamuklu çubuklar kullanmak doğru bulunmuyor.

kulak ağrısı

Travmatik vaziyetler

Günlük hayat içinde karşılaşılabilecek, kulak kepçesinin delici, kesici yaralanmaları, kepçenin donması gibi kulaklara müteveccih travmatik gidişatlar da sızıya neden olan faktörler arasında sıralanıyor. Bununla beraber, uçak yolculuğu, dalış gibi tazyik farklılıklarına bağlı oluşan barotravmalar da kısa ya da uzun süreli kulak sızısı yaratabiliyor. Uçağın inişi sırasında kulakta oluşan sızı ve tıkanma çoğunlukla kendiliğinden veya sık yutkunmayla geçebiliyor. Ancak genel olarak nedene göre rehabilitasyon uygulanan travmatik vaziyetlerde zaman kaybetmeden doktora müracaat etmek ehemmiyet taşıyor.

Zona hastalığı

Herpes Zooster virüsü ile oluşan ve zona diye öğrenilen viral enfeksiyonlar özellikle kulak kepçesi ve dış kulakta yerleşerek sızıya neden olabiliyor. Kaşıntı, kızarıklık, çınlama ve baş dönmesinin de sızıya eşlik edebildiği bu sualin rehabilitasyonunda antiviral ilaçlardan faydalanılıyor.

kulak ağrısı

Değişik bölgelerde ortaya çıkan hastalıklar

Kulağın duyu asaplarının kulak dışındaki bölgeleri de uyarması neticeyi başka bölgelerdeki patolojilerden kaynaklanan sızılar yaşanabiliyor. Bunlara da yansıyan sızılar sınıyor. Misalin baş ve boyunun rastgele bir bölgesinde sızıya neden olabilecek bir mesele yansıyan kulak sızısına yol açabiliyor. Ayrıca, çene eklemi bozuklukları, diş hastalıkları, dişeti meseleleri, boğaz ve genizdeki hastalıklar, gırtlak meseleleri, kulak çevresinde ten, ten altı hastalıkları, boyunda lenf bezleri ile alakalı meseleler, reflü, boyun omurları ile alakalı hastalıklar, kas spazmları da yansıyan kulak sızılarına neden olabiliyor. Özellikle baş, boyun ile alakalı bir tümoral hastalığın erken tanısı bakımından yansıyan kulak sızılarında çok dikkatli olunması ve zaman kaybedilmeden detaylı tetkik yapılması gerekiyor.

Nöraljiler

Kulak ve etrafının, boyun bölgesinin duyu asaplarından kaynaklanan nöralji ismi verilen asapsal orijinli kulak sızıları genelde aniden başlıyor ve kısa vakitte geçiyor. Dr. Şenvar, “Ancak yineleyici özellikte ve şiddetli yaşanan sızı, ani bir batma hissi ya da biçiminde de görülebiliyor. Bu hastalarda nörolojik tetkik ve muayeneler neticeyi medikal rehabilitasyon uygulanıyor” diyor.

Aniden gelen şiddetli baş sızısına dikkat

14 Aralık 2019 Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Aniden gelen şiddetli baş sızısına dikkat

Medical Park Gaziosmanpaşa Sağlık Kurumu Beyin ve Asap Cerrahisi Kısım Başkanı Prof. Dr. Mustafa Bozbuğa, uyardı: ” ‘Yaşamımda yaşadığım en şiddetli baş sızısı, sanki kafamın içinde bomba patlıyor’ gibi seziyorum’ biçiminde belirlediğiniz bir baş sızısı yaşıyorsanız, hemen bir doktora müracaat etmenizde fayda var.”

Baş sızısı hemen herkesin sıkça yaşadığı bir vaziyet. Ancak yaşadığınız bu sızının ani ve şiddetli olması, ilaç rehabilitasyonuna cevap vermemesi, hakikatinde altında uyuyan başka bir hastalığı haber veriyor olabilir. Prof. Dr. Bozbuğa, yaşamımızın her yarıyılında karşımıza çıkabilecek ani ve şiddetli baş sızıları ve bunun esas sebeplerinden biri olan beyin damarı anevrizmaları hakkında öğrenilmesi gerekenleri anlattı:

baş ağrısı

Bulgular çok muhtelif olabilir

Ani başlayan, çok şiddetli ve geçmeyen baş sızısı “Spontan Subaraknoid Kanama SAK” dediğimiz ağır bir beyin kanamasının en önde gelen bulgusudur. Bu kanama cinsi çok ağır neticeleri olan; ancak, zamanında müdahale edildiğinde rehabilitasyon kısmeti ve galibiyet oranı yüksek bir tablodur. Şahsın daha evvel yaşamadığı kadar şiddetli baş sızısına; ense sertliği, bulantı, kusma, şuur seviyesinde bozulma, taraf gösteren güç kaybı, duyu bozuklukları, anlama ve/veya ifade kaybı ile ortaya çıkan konuşma bozukluğu, görme bozuklukları, epilepsi sara hücumları ile beraber nörolojik ve nörolojik olmayan akla gelebilecek pek çok bulgu ve belirti eşlik edebilir. Muayenehane tablonun bu kadar zengin olması vakanın aniden büyümesine, büyük hacimli bir kanın, çok yüksek bir tazyikle, beyin omurilik ve asaplara dağılmasına ve böylece tüm asap sistemini hem hacimsel hem de işlevsel olarak tamıyla yaygın bir şekilde etkilemesine bağlıdır.

baş ağrısı

Damarda baloncuk yapar

“Spontan Subaraknoid Kanama”, yüzde 80 sıklıkla beyin arterindeki bir baloncuğun anevrizmanın yırtılarak kanaması neticeyi ortaya çıkar. Doğuştan gelen damar duvarındaki cılızlığın üstüne, edinsel olarak kan akışı ile alakalı etkenlerin ve damar duvarının yapısını etkileyen süreçlerin de ilave edilmesiyle anevrizmaların oluştuğu görüşü yaygın olarak kabul görmektedir; ancak yeniden de, süreç tüm detayları ile öğrenilmemektedir.

Genellikle 40 ile 60 yaş arasında görülüyor

Beyin damarının konjenital sakküler anevrizmalarının her ne kadar doğuştan bir başlangıcı olsa da, bu lezyonların ortaya çıkışı genellikle 40-60 yaş arasında ve çok sıklıkla ağır bir beyin kanaması olan SAK Spontan Subaraknoid Kanama ile olur. Ancak, daha düşük oranlarda erken yaş gruplarında ve ileri yaş gruplarında da ortaya çıkabiliyor. Kısaca, her yaş grubunda görülebilmekle beraber bu lezyonların ortaya çıkışının beşinci ve altıncı on senelerde yoğunlaştığını söyleyebiliriz.

migren

Tehlike etmenlerini göz arkasını etmeyin

Beyin anevrizmalarının sıklığında ırk ve bölge özellikleri ehemmiyetlidir; bazı cemiyetlerde ve ailelerde anevrizma görülme oranı yüksektir. Dolayısıyla, genetik etkenlerin ehemmiyeti olduğunu söyleyebiliriz. Beyin anevrizması ve spontan subaraknoid kanamalı hastaların takribî onda birinde ailesel hikaye mevcuttur; bu hastalarda muayenehane tablonun genellikle daha erken yaşlarda ortaya çıktığı ve daha ağır izlediği öğrenilir. Yaş ve cinsiyet de ehemmiyetli bir faktördür. Tüm yaş gruplarında görülse de 40-60 yaş grubunda bayanlarda azıcık daha yüksek oranda tesadüfülür. Edinsel doğuştan olmayan etmenlerden damar yapısını ve kan-akış enerjiğini etkileyen hipertansiyon, diyabet, sigara kullanımı, narkotikler, alkolizm, kanda cerahat gibi enfeksiyonlar, kafa-beyin darbeleri anevrizma yaradılışında rol oynarlar. Beyin anevrizmalarının natürel seyrinde yüzde 90’ından aşırısı, anevrizmanın yırtılıp kanaması ile ortaya çıkar. Bu, Spontan Subaraknoid Kanama SAK dediğimiz çok ağır bir beyin kanamasıdır. Bu muayenehane tabloda, anevrizma ile beraber eşlik eden ağır beyin kanamasını ve bu kanamanın tetiklediği bir dizi karmaşıklığı rehabilitasyon etmek gerekir.

migren

Bu bulgular varsa dikkatli olun

– Şiddetli ve geçmeyen baş sızısı

– Bedenin bir tarafında güç ve duyu kaybı

– Konuşma bozuklukları

– Yürüme bozuklukları