Bu ihtiyatlar kış hastalıklarını kovar

Bu ihtiyatlar kış hastalıklarını kovar

Havaların soğumasıyla beraber kapalı alanlarda kalmak kaçınılmaz oluyor. Kalabalık civarlarda toplanan insanlar mikroplara maruz kalıyor. Bu mikroplar daha evvel bulaşmayı ve solunum sistemi içinde artmayı muvaffak oldukları insanlardan civara saçılıyor. Aynı mekanda bulunan öbür şahısların soluduğu solukla bulaşan mikroplar soğuk algınlığı, nezle ve gribi birliktesi getiriyor. Memorial Şişli Sağlık Kurumu KBB Bölümü’nden Op. Dr. Kemal Demir, kış hastalıklarından korunmak için alınması gereken tedbirleri anlattı.

hasta

Bağışıklığınızı kuvvetlendirerek mikroplarla savaşın

Hemen herkesin nezle, grip, soğuk algınlığı, üşütme, şifayı kapma gibi ifadelerle bildiği ve yaşadığı bir tablo vardır ki bunlara genel ismi ile akut üst solunum yolu enfeksiyonu denilmektedir. Bu hastalıklara neden olan mikroorganizmalar başka bir deyişle mikroplar da tüm canlılar gibi yaşamda kalma ve cinslerinin devamını getirme çabası vermektedir. Doğru usul mikroorganizmaları dünyadan silmeye çalışmak değil, hayat alanlarındaki rakamlarını eksiltmek, riskli olacakları seviyede artmalarına mani olmak ve eforlu bir bağışıklık sistemine sahip olmaktır.

Bulgular şiddetleniyorsa kesinlikle hekime gidin

Solunum yolu enfeksiyonları güz ve kış mevsimlerinde daha sık görülmektedir. Bulaşma genellikle kapalı ve kalabalık civarlarda asıllaşmaktadır. Mikroplar bulaşacakları insanı seçmezler. Şahsın hastalanma olasılığı; bireye bulaşan mikroorganizmaların ölçüyü ile çoğalmakta, bağışıklık sisteminin korunma hüneri ile eksilmektedir. Şayet hastalık bulguları hafif ve yeni başlamışsa şahsın atlatma bahtı yüksek olabilmektedir. Ancak,

– Bulguların şiddeti çoğalış gösteriyorsa,

– Çoğalmıyor ancak gevşememekte ısrar ediyorsa,

– Başka uzuv ve dokuları da tesir altına almaya başladıysa,

– Başka bir sıhhat meseleyi suratından bireye hekimi “Siz kesinlikle her soğuk algınlığında hekime gidin!” dediyse,

– Soğuk algınlığı şikayetleriniz, hekime gitmeden iyileşmiyorsa,

Şahsın zaman kaybetmeden soğuk algınlığının teşhisini netleştirilmesi, rehabilitasyon programına alınmak için kesinlikle bir uzmana tetkik olması gerekmektedir.

grip

Dikkat faktörüz gerekenler

Bu hastalıklardan korunmak ve tutulmamak başka bir deyişle mikroorganizmaların barınmasını, yeni insanlara bulaşmasını yasaklamak için:

– Toplu halde süre geçirilen etrafları iyi havalandırmak,

– Günde vasati 10 kadeh su içmek,

– Bedene uyku yetersizliği yaşatmamak,

– Balanslı beslenmeye dikkat etmek,

– Sık sık el yıkamak ehemmiyetlidir.

Tüm bunlara ek olarak şahsın; beden yapısına uygun seçilmiş, lüzumlu ön eğitimlerin alındığı, acemi de olsa bir atletik egzersiz alışkanlığı olması zorunludur. Bu egzersizlerin bir hobi ya da boş zaman etkinliği gibi değil, hayat rutini olarak özümsenmesi gerekmektedir. Burada ehemmiyetli olan bu ihtiyatların iyileşmek için değil, hasta olmamak için alındığının şuurunda olabilmektir.

yoğurt

Doğru yiyecekler ve istirahat iyileştiriyor

Tam bu ihtiyatlar alınıp yeniden de hastalanıldıysa iyileşmek için bazı ehemmiyetli mevzulara dikkat edilmelidir.

– Yoğurt ve öbür süt mahsulleri harcanmalı,

– Günde 4 – 5 kadeh su, bir o kadar da nebat çayı çok sıcak olmaması koşuluyla içilmeli,

– Az ama sık olarak narenciye, nar, kivi, öbür meyveler ve kuruyemişler yenmelidir.

– Soğan ve onun gibi ham harcanan yeşillikler ve hatta kimi baharatlar bağışıklık sistemini destekleme mevzusundaki zaferini kanıtlamış gıdalardır.

– Natürel ve olası olduğunca işlenmemiş ve yoğun lif içerikli beslenme, uzmanlarca önerilmektedir.

– Vücutsal enerjiyi doğru kullanmak, iyileşme sürecinde uykuya klasikten daha fazla zaman ayırmak gerekmektedir. Şikayetler şiddetlendikçe istirahate olan lüzum çoğalmaktadır.

– İyileşme sürecinde sıcak ve soğuk civara göre elbise tercihinin de doğru yapılması gerekmektedir.

Sedef hastalığı hakkında her şey

Sedef hastalığı hakkında her şey

Sedef hastalarının rehabilitasyona erişmesini basitleştirmek ve hastaların sesini daha iyi duyurabilmek için duyuru edilen 29 Ekim “Dünya Psoriasis Günü”ne özel, Türk Cildiye Derneği Psoriasis Çalışma Grubu Yürütme Heyeti başkanı Prof. Dr. Erkan Alpsoy ehemmiyetli söylemeler yaptı. Prof. Dr. Alpsoy “Hastalığı tutuşturabilecek her türlü uygulamadan, özellikle; kaşıma, banyoda liflenme, kese ve fazla güneşlenmeden kesinlikle sakınılmalıdır” diye uyardı.

Prof. Dr. Alpsoy “Sedef hastalığı” hakkında her şeyi anlattı.

Türkiye’de 800 bin sedef hastası var

Sedef hastalığı cemiyette sık görülen, hücumlarla beraber genellikle uzun müddet devam eden bir hastalıktır. Değişik görünümlerle karşımıza çıkabilir. En sık görülen plak tipinde Psoriasis vulgaris, sağlam tenden bariz hudutla dağılabilen, tenden şişkin kızarıklıkların üzerini kaplayan ve hastalığa adını veren sedef veya gümüş renginde kepeklenmeler pullanmalar tipiktir.

Sedef hastalığı sık görülen bir hastalıktır. IFPA’nın bilgilerine göre tüm dünyadaki sedef hastası rakamı en az 125 milyondur. Türkiye’de sıklık takribî %1’dir. Bu netice Türkiye’de 800 bin sedef hastasının varlığına işaret eder. Sedef hastalığı erkek ve bayanlarda denk oranda görülür. En sık 20-30 yaşları arasında başlar.

Sedef hastalığı neden olur

Sedef hastalığının sebebi bütün olarak öğrenilmemektedir. Hastalığın bağışıklık sistemi, genetik ve etrafsal etkenlerin karşılıklı etkileşimi neticeyi büyüdüğü düşünülür. Sedef Hastalığı bulaşıcı değildir. Mikroplarla büyüyen bir hastalık olmadığı için hastalığın bir başkasına bulaştırılması mevzubahisi değildir.

Ayrıca sedef hastalığı sadece tenin hastalığı değildir; kalp ve damar hastalıkları, obezite kiloluluk, cerahatli bağırsak hastalıkları gibi ek hastalıkların gelişimine katkıda bulunuyor olabilir.

sedef hastalığı

Sedef hastalığını tetikleyen etkenler

Sedef hastalığına yatkın fertlerde alttaki etkenler tetikleyici rol oynamaktadır;

1 – Fiziksel travmalar, kaşıma, ovuşturma ya da yolma gibi etkinlikler, banyoda liflenme veya keselenme gibi uygulamalar

2 – Güneş ışınları; ılımlı dozlarda güneş ışını hastalık bulgularını iyileştirirken, fazla güneşlenme veya güneş yanıkları çoğalmasına neden olur.

3 – Enfeksiyonlar; özellikle streptokok sebepli boğaz enfeksiyonları bağışıklık sistemi aracılığıyla, genetik yatkınlığı olan fertlerde hastalığı başlatabilmekte veya yeni saldırılara neden olabilmektedir.

4 – Ruhsal stresler; bazı hastalardan sedef hastalığının başlangıcında veya yeni bir hücum evvelinde yoğun ruhsal stres hikayesi alınabilmektedir.

5 – İlaçlar; bazı ilaçlar ağızdan veya damar yoluyla alınan kortizon, sıtma ilaçları, ruhsal hastalıklarda kullanılan lityum, tansiyon ilaçlarından beta blokerler, interferon, bazı sızı kesiciler, vb. hastalığın gelişimine veya şiddetlenmesine yol açabilmektedir.

6 – Sigara ve fazla içki tüketimi; bazı hastalarda sedef hastalığının hamlelerine neden olabilmektedir.

sedef hastalığı genetik,

Sedef hastalığı genetik mi

Sedef hastalığının ortaya çıkması için genetik bir yatkınlık mevzubahisidir. Yakın kan bağı olan fertlerde sedef hastalığının görülme sıklığı, cemiyetteki öbür fertlere oranla daha fazladır.

Sedef hastalığı eklemleri de etkileyebilir

Sedef hastalığı barbarca her 10 hastadan 2’sinde eklem şikayetlerine neden olabilir. Eklem yüzeyleri ile beraber eklem bağları, kirişleri ve eklem çeperlerini etkileyebilir. Şikayetler tek bir ekleme diz eklemi, kalça eklemi vb. hudutlu olabilir. Hastaların ehemmiyetli bir kısmında romatoit artrite eş biçimde ve özellikle el eklemleri etkilenir. Eklemlerde sızı, kızarıklık ve şişlik kollanır.

sedefte eller

Sedef hastalığı nasıl bir yol izler

Sedef hastalığı evvelden kestirilemeyen hamleler ve iyilik yarıyılları ile genellikle uzun süreli bir seyir izlemektedir. Hastalığın bulguları ve şiddeti şahıstan şahsa ve hatta aynı şahısta zaman içinde farklılık gösterebilir. Genel olarak hastalığın şiddeti zaman içinde ileri yaşlarda eksilme gösterir.

Sedef hastalığının tanısı muayenehane belirtilerle konulabilmektedir. Tanı güçlüğünde yakalanan tenden minik bir parça alınarak ten biyopsisi histopatolojik tahlil ile tanı netleştirilebilir.

sedef hastalığı

Kaşımayın, keselemeyin ve fazla güneşlenmeyin

Son senelerde hastalıkla alakalı bilgilerimizin çoğalması, yeni ve tesirli rehabilitasyon alternatiflerinin kullanılmaya başlanması ile hastalık daha tesirli bir biçimde rehabilitasyon edilebilmektedir. Sedef hastalığı uygun rehabilitasyon ile hakimiyet altına alınabilmekte ve uzun süren iyilik yarıyılları sağlanabilmektedir. Hastalığın rehabilitasyonunda tarafların doktor, hasta ve hasta yakınları iş birliği içinde olması ve geçim içinde mücadele göstermesi rehabilitasyonun dağılmaz bir parçasıdır. Yukarıyada lafı edilen ve hastalığı tutuşturabilecek her türlü uygulamadan kaşıma, banyoda liflenme, kese, fazla güneşlenme, vb. kesinlikle sakınılmalıdır.

Rehabilitasyonunda hangi ilaçlar kullanılır

İlaç tercihinde ve rehabilitasyon sürecinde tanımlayıcı olan hastanın yaşı, rehabilitasyona geçimi, hastalığın yaygınlığı, bulguların mesken yeri, tırnakların tutulum şiddeti ve eklem tutulumu, hastalığın hayat niteliği üzerine olan tesiri gibi parametrelerdir. Seçilecek rehabilitasyon biçimi ve uygulama yolu, rehabilitasyonun süresi, ilaçların dozu doktor tarafına tertip edilir. Hastalığın rehabilitasyon ve izleminde doktorların bilgi, deneyim ve işbirliği içinde çalışmaları ne kadar zorunluysa sedef hastalarının önerilen rehabilitasyona geçimi de o denli ehemmiyetlidir.

En sık karşılaşılan hudutlu tutulumlu sedef hastalığında yan tesirlerin daha az olması ve uygulama basitliği sebebi ile öncelikle mahallî sedef yaraları üzerine uygulanan rehabilitasyon usulleri seçim edilir. En sık kullanılan ilaçlar; keratolitikler ten yüzeyindeki kepekleri uzaklaştıran ilaçlar, kortikosteroidler, antralin, kalsipotriol sentetik D vitamini, kalsinörin inhibitörleri ve fototerapidir.

Mahallî rehabilitasyonlara mukavemetli, yaygın tutulumlu olgularda kullanılan sistemik rehabilitasyonların başında, metotreksat, siklosporin-A ve retinoidler gelmektedir. Bu rehabilitasyonların dışında yaygın kullanılan, oldukça tesirli bir uygulama PUVA rehabilitasyonudur. Son senelerde biyolojik ilaçlar da yukarıyadaki rehabilitasyonlara cevapsız olgularda kullanılmaktadır.

sedef hastalığı çözümü

Çözüm yalnızca çağdaş tıp

Sedef hastalığı gibi uzun süreli seyir gösteren hastalıklarda seçenek rehabilitasyon arayışları gündeme gelebilmektedir. Çoğu kere naçarlık duygusu içinde yeni bir umut olarak ve bilimsel olarak ispatlanmış tesirleri bulunmayan seçenek olduğu öne sürülen rehabilitasyonlara sarılan hastalar sıklıkla büyük bir hayal kırıklığı yaşayabilmektedir.

“Bilimsel” yaftayı ile de hastalara sunulabilen bu seçenek rehabilitasyon mahsulleri hastalık üzerinde negatif ve bazen geri dönüşü olmayan neticeler doğurabilmektedir. İnsan sıhhatinin sürdürülmesinde, hasta olduğu zaman sığınılacak ve güvenilecek tek liman çağdaş tıptır. Sedef hastalığı için deva arayanların müracaat eteceği doğru adres bu hastalığın birinci derecede tanı, rehabilitasyon ve izleminden mesul olan Ten ve Zührevi Hastalıklar Uzmanları olmalıdır. Hastalarımız ve yakınları faallikleri dedikoduların ötesine geçemeyen, şifa sağladığı iddia edilen ancak hiçbir biçimde bilimsel ispatı olmayan seçenek tıp uygulamalarına kendi sıhhatleri için umursamamalıdır.

Tıbbın yeni mucizesi: Acı biber

Tıbbın yeni mucizesi: Acı biber

Son senelerde hekimler acı biberi romatizmal sızıları dindirmek şekeri düşürmek ya da damar sertliğini önlemek emeliyle kullanmaya başladılar. Özellikle şeker hastalarının ayaklarında görülen yanma gibi ıstırapları dindirmede eşsiz bazı özellikleri sebebiyle bazı cemiyetlerin zati binlerce yıldır sızıyı dindirmek için kullandığı acı biber, aktüel tıpta da hak ettiği yeri ve saygıdeğerliği almaya başladı.

Acı yemek sıhhattir!

Acı biberin özü olan ”capsaicin” beynin endorfin salgılamasına yol açar. Bunlar natürel sızı kesicilerdir ve bedende bir mutluluk-iyilik halinin oluşmasını sağlarlar. Asapların yumuşaması ile salgılanan endorfin bedende sızı kesici tesir yapar. Okan Üniversitesi Sağlık Kurumu Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Okan Bölükbaşı, ”Sürülerek uygulanan acı biber özü, romatizmal eklem hastalıklarına bağlı artrit, fantom sızıları, tendonit, miyalji ve zonada kullanılmaktadır. Yeniden acı biber özü ile yapılan ağız devireme solüsyonları ve burun spreyleri diş sızısı, bronşit, astım ve migren için reçete edilmektedir. Burun spreyleri kronik burun akıntılarını durdurur aksırma ve konjesyonu eksiltir. Acı biber, sindirime takviye eder, iştah açıcıdır ayrıca kanda şeker ve kolesterolü eksiltir ve kanın pıhtılaşmasını maniler Kanı inceltir” dedi.

Acı biber dünyanın en iyi ve ucuz ilacı olmaya aday

Acı, şeker hastalığında görülen ayak yanmalarında çok faydalıdır. Akşamları az ölçüde yanan yerlere sürüldüğünde ilk üç gün evvel yanmayı artırıyor gibi görülse de, uygulamaya devam edildiğinde yanmayı geçirir ve rahatlık sağlar. Sedef hastalığında merhem biçiminde uygulama çok faydalıdır. İçerisinde bulunan C vitamini ve beta karoten maddeleri sayesinde acı biber bedene mukavemet sağlar ve dayanıklılığı artırır. Bu sayede gribe karşı bedeni bir kalkan gibi koruma altına alır. Yapılan araştırmalar neticesinde acı biberin trigliseritlerin düşmesinde ehemmiyetli rol oynadığı görülmüştür. Tüm bu özellikleri ile acı biber, dünyanın en iyi ve ucuz ilacı olmaya adaydır.

Mikropları öldürür, kabızlığı önler

Acı biberin içerisinde bulunan beta karoten, antioksidan ve C vitamini sayesinde bedeni kanser ve kalp krizine karşı da koruma altına aldığı yapılan araştırmalar ile ortaya konuldu. Acı biber yenildiğinde bedende dolaşımı süratlendirir. Bu sayede felç tehlikesine karşı da koruma sağlar. Acı biberin midede mikropları öldürme özelliği vardır. Ülser gibi mide rahatsızlıklarına neden olan mikropları öldürmek için acı biber harcayabilirsiniz. İştah açıcı özelliği herkes tarafından öğrenilmektedir. Bu dezavantaj gibi görünse de acı biberin metabolizma süratlendirme ve kabızlığı tedbire tesiri daha fazladır. Bu sayede zayıflatıcı özelliği vardır. Ayrıca bedendeki yağı yakma özelliği de bulunur. Lifli bir yapıya sahiptir. Gün içinde 1 tane gıdanız acı biber kabızlık meselesini önler.

Harcarken bunlara dikkat!

Acı biber görüldüğü gibi bir hayli bereketi bulunan bir yiyecektir. Fakat her yiyecek gibi fazla tüketiminde bazı dezavantajları ortaya çıkmaktadır. Fazla harcandığında hemoroid ve ülser gibi hastalıkları tetiklemektedir. Acı biber esansından yapılan krem gibi mahsuller de kesinlikle doktor teklifi alınıp, kullanılmalıdır. Hudutlu ve kumpaslı biçimde kullanarak, siz de bedeninizde mucizeler yaratmasına izin verebilirsiniz.

Ses kısıklığına natürel çözümler

Ses kısıklığına natürel çözümler

Ses kısılması, ferdin sosyal yaşamını negatif doğrultuda etkileyen bir boğaz yolu rahatsızlığıdır. Genel tarif olarak ses kısılması; sesteki çatallaşmalar, titreşimler, boğuk ses ve değişik tüm ses farklılığına verilen isimdir. Bu vaziyet gırtlaktan sert, tırmalayıcı, zayıf ve cılız bir ses çıkmasına neden olur.

Ses kısıklığı neden olur

Ses kısıklığını oluşturan pek çok neden vardır. Bunlar arasında çok kolay ve kendiliğinden iyileşebilecek nedenler olduğu gibi ciddi ve rehabilitasyonunun büyük operasyonlar gerektirdiği hastalıklar da olabilir.

Ses kısıklığına neden olabilecek hastalıklar arasında şunlardır:

– Larenjit gırtlak cerahati,

– Ses tellerinde nodül, kist veya polip gibi iyi mizaçlı kitleler,

– Akciğer hastalıkları,

– Ses teli hareketini sağlayan asapların felci,

– Alerji veya irinlere bağlı geniz akıntısı,

– Mideden yukarıya doğru asit firarisinin olması reflü ve şiddetli kusmalar,

– Gırtlak ve etrafındaki dokuların urları,

– Ses telleri etrafına gelen darbeler,

– Psikolojik nedenler,

– Şeker hastalığı veya asap sistemi hastalıkları gibi bedenin değişik bölgeleriyle beraber ses telini de yakalayan hastalıklar,

– Sigara, duman ve kimyevi gazlar gibi tahriş edici maddelere maruz kalmak,

– Yanlış ses kullanımları haykırma, çığlık, şiddetli ağlama ve hiddet vaziyetleri,

-Birtakım cerrahi travmalar gırtlağa ya da üst solunum yoluna müteveccih ya da genel anestezi için solunum yoluna tüp entübasyon tüpü yerleştirilmesine bağlı olarak ses kısılması problemi yaşanabilir.

Ses kısıklığı için yapabilecekleriniz

– Ses kısıklığı için bol bol su için.

– Kumpaslı yatın eğer uykusuz kalırsanız, sesiniz düzelmeyecektir.

– Yemekleri iyice çiğnedikten sonra yutun.

– Bir vakit çok konuşmamaya dikkat edin yahut az konuşun.

-Ses kısıklığı meselesini yaşarken lekeli bir havası olan etraflarda bulunmayın.

– Menekşe yağı, nebatsal ses kısıklığı rehabilitasyonunda oldukça tesirlidir. Menekşe yağı ile gargara yapmanız size büyük bir fayda sağlayacaktır.

– Meselenizin çözümü için, papatya çayı harcayabilirsiniz. Çok sıcak olmayan, ılık bir papatya çayı ses tellerinizi gevşeterek, ses kısıklığınıza çözüm bulmanızı sağlayacaktır.

– Tam turbu, su ile kaynatın ve su ılıdığında bu su ile gargara yapın. Turp suyunun da ses açıcı özelliği vardır. Turp da ses kısıklığı için bereketli nebatlar arasındadır.

– Öğrenilenin aksine yumurtayı ham yemek yerine rafadan harcamanız meselenize daha iyi gelecektir.

Ses kısıklığını gidermek için hazırlayabileceğiniz pratik tanımlar

– Ilık bir kadeh sütün içine bir çay kaşığı bal ve yarım çay kaşığı karabiber ilave edin. İyice karıştırın. Karabiberli ballı sütü beğenmeseniz de için. Zira karabiberin kimyevi özelliği boğazınızı açmanıza destekçi olacaktır.

– C vitamini içeriği yüksek meyveler harcamanız bereketinize olacaktır. Zira bu meyveler daha süratli iyileşmenize destek edecektir.

– Bir kadeh ılık suyun içine bir adet limonun suyunu sıkın ve 3 çay kaşığı bal ilave edin. İyice karıştırdıktan sonra karıştırın ve için.

– Ballı zencefil çayı bu mevzuda büyük takviyeciniz olabilir. Zencefil çayı hazırlayın ve içine 1 çay kaşığı bal atın. Şeker ilave etmeyin. Ilık olarak harcayın.

Romatizmaya iyi gelen nebatlar

14 Aralık 2019 Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Romatizmaya iyi gelen nebatlar

Adale sızıları, günümüzde en sık karşılaştığımız rahatsızlıkların başında geliyor. Hareketsiz hayat, uzun saatler bilgisayar başında oturma, bedenimizdeki adaleleri ve asapları etkiliyor. Bunlara stres ve yanlış oturma tarzı da ilave edilince sızılar dayanılmaz bir hal alıyor. Bedenin belirli bir kısmında başlayan sızı, kısa vakit sonra vücudun her kısmını etkilemeye başlıyor. Egzersiz, masaj ve ilaç rehabilitasyonu bir nebze işe yarasa da gerçek çözüm beslenmeden geçiyor. Uzmanlar, sıkışan ve kasılan adalelerimizi hafifletmek ve sızılardan kurtulmak için adale rahatlatıcı misyonu gören natürel nebatların harcanması gerektiğine dikkat sürüklüyor. Bu nebatlar elbette ilaç rehabilitasyonuna göre tesirlerini azıcık daha geç gösteriyor. Ancak içerisinde bulunan vitamin, mineral ve serinkanlılaştırıcı tesirleriyle sızılara büyük miktarda şifa oluyor. İşte o olağanüstü nebatlar…

Biberiye

Yemeklere tat ve aroma katmak için mutfağımızın bırakılmaz baharatlarından olan biberiyenin bereketleri saymakla bitmiyor. Adet krampları, adale spazmlarını hafifleten biberiye, suda seyreltilerek duşta da kullanılabiliyor. Eklemlere biberiye yağı ile yapılan masaj, sızıları dindiriyor. Sızılı veya cerahatli bölgelere yapılan sıcak kompresler de artritin belirtilerini rahatlatıyor.

Kekik

Ferah kokusu ile yemeklerin bırakılmazı kekik, sızı kesici özelliğiyle de biliniyor. Özellikle kekik yağının bereketleri saymakla bitmiyor. Karvakrol adlı bir madde kapsayan kekik yağı, zeytinyağı ile beraber masaj yapıldığında romatizmal sızılarını kısa zamanda dindiriyor. Hekimler, konutta sızı kesici yoksa, kekik yağından romatizmal sızılar için rahatlıkla uygulanabileceğini söylüyor.

Nane

Adale rahatlatıcı nebatların başında gelen nane, özellikle bacak, sırt, adale sızısı ve baş sızısı rehabilitasyonunda tesirli oluyor. Nane nebatında yer alan mentol analjezik, anti-inflamatuar ve antispazmodik özellikleri sunması sayesinde adale sızısı ve cerahati hafifletiyor. Kan dolaşımını çoğaldırıp sızı ve spazmları eksiltiyor. Nanenin yağı da aynı biçimde stresten oluşan adale sızılarına şifa oluyor.

Papatya

Hafifletici özelliğiyle öğrenilen papatya, adale sızılarında en sık kullanılan rehabilitasyon usullerinin başında geliyor. Bunun yanı gizeme adet krampları, tansiyon, baş sızısı, stres, gerginlik gibi vaziyetlerde de pozitif netice gösteriyor. Sıcacık bir papatya çayı, gergin kaslarınıza hafifletiyor. Aynı zamanda cerahat giderici özeliyle de dikkat sürüklüyor.

Lavanta

Mavimsi mor renge sahip bu hoş çiçek, değişik hastalıklara iyi gelen pek çok özelliğini öğreniliyor. Lavanta yağı, en tesirli natürel adale rahatlatıcılardan biri olarak biliniyor. Bu yağla, sızının olduğu bölgeye dairesel hareketlerle yapılacak masaj, kan akışını süratlendiriyor. Hemen sonra alınacak sıcak bir duş, hem zekayı hem de vücudu dinlendiriyor.

Mayıs papatyası ile alerjiye kalıcı çözüm

12 Aralık 2019 Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Mayıs papatyası ile alerjiye kalıcı çözüm

Alerjinin cemiyette sık görülen bir hastalık olduğunu ve insanların takribî yüzde 10’unda alerjinin bir veya birkaç çeşidinin görüldüğünü dile getiren Dr. Ömer Coşkun, “Alerjik tepkinler hapşırıktan tutun göz sulanmasına kadar, göz yanmasından tutun mikrop birikimine kadar dikkate alınması gereken unsurdur. Bazısının polene alerjisi oluyor, bazısı göz alerjisi olabiliyor. Vücutta hangi alerji cinsi varsa buna karşı nasihatim mayıs papatyasıdır” dedi.

Alerjiden kalıcı olarak kurtarıyor

Dr. Ömer Coşkun, mayıs papatyasının Türkiye’de yetişen en ehemmiyetli endemik nebatlarından bir tanesi olduğunu ve bu nebatın alerjide çok zaferli neticeler ortaya çıkardığını belirtti.

Papatyanın şifalı tesirlerinden faydalanabilmek için kesinlikle doğru cinsini seçmenin gerektiğinin altını çizen Dr. Coşkun, “Ülkemizde 700 çeşit papatya vardır ve şifalı tesiri olan mayıs papatyası dediğimiz cinsidir. Günde 2 kere sabah akşam bir tatlı kaşığı miktarında aç veya tok karnına mayıs papatyası çayı içildikten sonra en az 21 gün içerisine etkisini sezersiniz. Bu çaya kür halinde devam edildiği takdirde, alerjiden kalıcı olarak kurtulabilirsiniz” biçiminde konuştu.