Diz önü sızısının bulguları nelerdir

21 Aralık 2019 Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Diz önü sızısının bulguları nelerdir

Merdiven inip çıkarken zorlanma, çömelme sızısı, geçmeyen sızı, uzun zaman hareketsiz oturma sonrası yürüme sırasında tutukluk sezilmesi, cemiyette oldukça sık görülen ancak bazen teşhiste zorlanılan diz önü sızısının bulguları arasında yer alıyor. Ortopedik rahatsızlıklar arasında sık görülen bu mesele, cemiyeti %40 oranında etkiliyor.

Memorial Kayseri Sağlık Kurumu Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Sinan Karaoğlu, diz önü sızısının sebepleri ve rehabilitasyonu ile alakalı bilgi verdi.

Hayat niteliğini negatif etkiliyor

Diz önü sızısı tıp dilinde ‘Patella-Femoral Sızı Belirtiyi’ olarak belirlenmektedir. Diz kapağı anlamına gelen ‘Patella’, millet arasında ‘ayna kemiği’ olarak da öğrenilir ve dizin önünde yer alır. Bu kemik üst kasın gücü dizin altına iletmesini sağlayan bir vasıtayı olarak misyon yapar. Rahatlıkla merdiven çıkmak, futbolcuların şut sürüklemesi gibi hareketler diz kapağı sayesinde yapılabildiği için bu kemik oldukça ehemmiyet taşımaktadır. Bacağı hareket ettiren diz kapağı kemiği ve etrafındaki yapılar, günlük hayatı sürdürmede büyük basitlik sağlamaktadır. Bu bölgede oluşan ve devam eden sızılar, bireyin hayat niteliğini negatif etkilemektedir.

diz ağrısı

Bel meseleyi olanlarda daha sık görülüyor

Diz önü sızısının ortaya çıkmasında; arka grup kasların gergin olması, elastikiyetlerini yitirmesi, ön grup kasların cılız kalması başka bir deyişle arkanın fazla gergin, önün cılız olması büyük rol oynamaktadır. Aynı zamanda düztabanlık ve başparmak çarpıklıkları da hastalığın görülmesindeki tehlike etmenleri arasında yer alıyor. Arka grup kaslarında spazm ve buna bağlı olarak oluşan kısalma, en çok bel problemlerinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle de diz sızısı şikayeti ile gelen bir hastanın ilk olarak belinde bir problem olup olmadığı denetlenir. Başka Bir Deyişle diz önü sızısının varlığı halinde bel kemiği, kuyruk sokumu kemiği, ön ve arka grup kasları, bacaktaki hatta ayak başparmağına kadar giden kısımların iyi araştırılması ve mekanik bir bozukluk olup olmadığının hakimiyet edilmesi gerekir.

Hastalık bulguları ne zaman ortaya çıkar

Hastalık kendini yürürken değil ancak daha çok çömelme, merdiven inip çıkma gibi etkinlikler sırasında göstermektedir. Bir başka bulgu da emin bir zaman hareketsiz oturduktan sonra sızının ortaya çıkmasıdır. İnsanlar sinemada uzun zaman hareketsiz oturmak zorunda oldukları için de bu bulgu “sinema bulgusu” olarak adlandırılır.

Aynı bulgular uzun zaman hareketsiz kalarak yolculuk yapan bireylerde de görülmektedir. Hastalar yerinden kalkarken sızı dinlemekte ve ilk adımlarda bu tutukluk ve sızı sezilip, sonra yavaş yavaş düzelmektedir.

Bulguları menisküs yırtıkları ile karıştırılıyor

Diz önü sızısı, bulguları nedeni ile özellikle menisküs yırtıklarıyla karıştırılması halinde hastaların operasyona karşın iyileşemediği görülmektedir. Bu sebeple doğru teşhis rehabilitasyon zaferi için çok ehemmiyetlidir. Hastanın menisküsüne bastırıldığında sızı yaşamaması, bağlarda bir hassasiyet görülmemesine karşın diz kapağının üstüne bası yapıldığında ve bazı hareketleri yaparken sızısı oluşuyorsa diz önü sızısından şüphelenilmelidir.

egzersiz

En tesirli rehabilitasyon usulü egzersiz

Sık görülen bu hastalık genellikle egzersiz, sargı ve ilaç gibi rehabilitasyonlara pozitif cevap vermektedir. Hastaların büyük çoğunluğunda uygulanan bu usulde dizlik ve ilacın yanı gizeme bazı öneriler ve özel hazırlanmış egzersizler de önerilir. Bunlar arasında en tesirli rehabilitasyon usulü egzersizdir. Egzersizler; arka grup kaslarını uzatmaya, üst kası da güçlendirmeye müteveccih yapılmalıdır. Hastaların %80’i egzersizle hafiflemektedir. Egzersiz, bu hasta gruplarında bir hayat şekli olmalı ve hasta hiç şikayeti kalmasa da günde 10 dakikasını diz kaslarını güçlendirmek için ayırmalıdır. Şayet buna karşın hastanın şikayetlerinde eksilme veya düzelme yoksa rehabilitasyonda cerrahi gündeme gelebilmektedir.

Operasyonla patella üzerindeki yükü azıcık daha eksiltmek, balansı sağlamak kastedilir. Ancak diz önü sızısında cerrahi son takat olarak düşünülmekte ve hudutlu bir hasta grubunu ilgilendirmektedir.

Topuklu kundura sonrası abece egzersizi yapın

11 Aralık 2019 Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Topuklu kundura sonrası abece egzersizi yapın

Bayanlara estetik bir görünüm kazandıran topuklu pabuçların, şuursuz ve uzun süreli kullanımlarda ayak bileğinde gücenme, bacak, diz ve bel sızılarının yanında, aynı zamanda ‘balerin hastalığı’na da neden olduğunu belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Sinan Karaoğlu,Zira çok yüksek topuklu bir kundurayla şahsın parmaklarının ucunda yükselerek uzun süreler geçirmesi, ayağın arka kısmında sıkışmalara yol açıyor. Bunun için topuklu kunduranın da daha sıhhatli olanını seçmek lüzumlu” dedi.

Prof. Dr. Sinan Karaoğlu, topuklu kundura tercihinde dikkat edilmesi gerekenler hakkında şu bilgileri verdi…

Günümüz şartlarında özellikle iş hayatındaki bayanların seçim ettiği topuklu pabuçlar, estetik görünümün altında ayak ve beden sıhhatine hasar vermektedir. Ayak bileği gücenmeleri, bacak, diz ve bel sızılarına yol açmaktadır. Yüksek topuklu kundura, hayatın bırakılmaz bir parçası olduğuna göre, kunduranın tercihinde ayaklara en az hasarı verecek olanın seçim edilmesi gerekir. Her adımda beden ağırlığının takribî %50’si ayağın ön tarafına, %50’si de topuğa yüklenir. Kunduranın topuğu ne kadar yüksek olursa ayağın önündeki yük de buna bağlı olarak çoğalır.

Topuk yüksekliği 5 cm’den fazlaysa dikkat

5 cm yüksekliğindeki topukta bayağı yürüyüş bozulur. 7.5 cm’lik topuk yüksekliği ayaktaki yük ve tazyik ölçüsünü 7 kat artırır. Bayağı günlük etkinliklerde yüksek topuklu kundura giyenler, gün içinde 6 kilometreden aşırıdan yürüyüş yapmış kadar ayaklarına ilave yük bindirir. Yüksek topuklu kundura, ayaktaki sızı ve biçim bozukluklarının yanı gizeme diz ve bele de hasar verir. Denge ivedi bozulduğu için ayakta burkulma tehlikeyi çoğalır ve ayak bileğindeki bağ ve eklemlerde yaralanmalara yol açar. İlave olarak bacak arttaki adale ve bağların kısalması, bacak ön ve yan bağlar ile adalelerin gerilmesi ve zorlanmasına neden olur.

Topuklu kunduranın da uygun olanı seçilmeli

Topuklu kundura seçilirken topuk yüksekliğinin 3 santimetreye kadar olması ayakta rastgele bir meseleye yol açmamaktadır. Ancak 5 santimetreden fazla topuk yüksekliğine sahip olan pabuçların şayet ön kısım yükseltilmemiş olanları seçim edildiğinde, ayak bileğinin arka kısmının sıkışması ile ortaya çıkan ‘balerin hastalığı’ oluşma tehlikeyi çoğalır. Bunun yanında denge problemleri de ortaya çıkacağından yürürken ayak bileğinin burkulması hatta kırılması dahi mevzubahisi olabilir. Bu sebeple yüksek topuklu kundura giyerken rampa ölçüsünün eksiltilmesi için ön kısmı yükseltilmiş başka bir deyişle platformlu olanları seçim edilmelidir. Bu, topuk rakımını dengeleyerek balerin hastalığı başta olmak üzere ayak bileğinde ortaya çıkabilecek meseleleri de eksiltecektir.

Topuklu kundura giyme kaidelerine uymalı

– Yüksek topuklu kundura, olası olan en kısa müddette ayaktan çıkarılmalı.

– İşe giderken giymek zorunda olanlar yanında topuksuz bir kundura götürmeli ve masasına oturduğunda pabucunu değiştirmeli.

– İş yerine gidiş gelişlerde topuksuz ve rahat bir kundura seçim edilmeli.

– İş yerindeki molalar esnasında bacak adaleleri esnetilmeli.

– Ayak, bacak, uyluk ve bel adalelerine müteveccih esnetme ve germe egzersizleri yapılmalı.

Topuklu kundura sonrası abece egzersizleri

Topuklu pabuçların ayakta en kısa müddette kalacak biçimde kullanılması gerekir. Özel bir davet ya da buluşmada birkaç saat ayakta kalması mevzubahisi ise kundurayı çıkardıktan sonra ılık su masajları ve egzersizler yapılmalı. Ayağın etrafı çevresinde döndürülmesi ve abece egzersizleri de ayakların dinlendirilmesi için faydalıdır. Ayağın başparmağı ile A harfinden başlayarak abecenin tüm harflerinin başparmak ile havaya çizilmesi, ayağın her istikamete hareket etmesini sağlayacaktır.