İdrar kaçırmak istemiyorsanız bu 10 yiyeceği dikkatli harcayın

İdrar kaçırmak istemiyorsanız bu 10 yiyeceği dikkatli harcayın

Kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülen faal mesane başka bir deyişle idrar kaçırma meseleyi, sosyal hayatı negatif etkilediği gibi psikolojik meselelere de neden olabiliyor. Değişik hastalıklardan kaynaklanabilen idrar kaçırma meseleyi gün içinde harcanan gıdaların içeriğiyle de irtibatlı olabiliyor. Memorial Hizmet Sağlık Kurumu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Tea Tavadze, idrar kaçırma meseleyi ve harcanmaması gereken yiyecekler hakkında bilgi verdi.

Gün içinde içtiğiniz su ölçüyü ehemmiyetli

Karın içi tazyikini artıran öksürme, aksırma, gülme veya ağır kaldırma gibi ani bir teşvik ve mesane hakimiyetinde muhtemel bir kayıp ile ortaya çıkan idrar kaçırma meseleyi değişik rahatsızlıklardan kaynaklanabilmektedir. Obezite, sigara kullanımı, diyabet, dolaşım ve böbrek hastalıkları gibi değişik rahatsızlıklardan dolayı ortaya çıkan idrar kaçırma gidişatını ortadan kaldırmak için genellikle az akışkan harcanması gerektiği düşünülebilmektedir. Çok fazla akışkan tüketiminin idrar kaçırma meselesini tetikleyebileceği bir reeldir ancak az akışkan harcamak da idrarı daha yoğun ve asidik hale getirerek banyo kullanma gereksinimini artırabilmektedir. Faal mesane başka bir deyişle idrar kaçırma meselesinde akışkan alımı balanslı olarak yapılmalıdır.

Sigaranın idrar kaçırma ile ne alakası olabilir demeyin

Faal mesane meselesinde sigara ehemmiyetli tehlike etkenlerinden biridir. Sigara kullanımı, mesane adalelerini tahriş etmektedir. Sigara içen bireylerde sık yaşanan öksürük gibi tetikleyici vaziyetlerde yaşanan spazmlar idrar firarisine neden olabilmektedir. Faal mesane meselesine neden olan ehemmiyetli etkenlerden biri de harcanan besinlerdir. Bazı yiyecekler mesane veya idrar yollarını tahriş ederek şikayetlerin şiddetlenmesine neden olabilmektedir. Besinlerin fazla faal mesane üzerindeki tesirleri bireyden bireye değişebilmektedir.

idrar kaçırma

Domates: Yapılan bir hayli araştırma domatesin mesaneyi tahriş ettiğini ortaya koymaktadır. Fazla faal mesane şikayetlerini artırabilecek asidik bir yiyecek olan domatesten özellikle duyarlı olan şahısların uzak durması gerekmektedir.

Kahve ve çay: Kahve ve çaydaki kafein mesane etkinliğini artırabilmektedir. İdrara çıkma oranının sıklaşmasına neden olan kahve ve çay semptomların şiddetlenmesine de yol açabilmektedir. Kafein alımının eksiltilmesi veya ortadan kaldırılması veya kafeinsiz çeşitlerin değiştirilmesi semptomları eksiltebilmektedir.

Çikolata: Kahve ve çay gibi çikolata da bir ölçü kafeini kapsamaktadır. Çoğunlukla kafein kapsamayan beyaz çikolata ya da daha fazla kakao kapsayan koyu renkli çikolataların sınanması meseleyi eksiltebilmektedir.

Portakal, limon ve greyfurt: Domates gibi portakal, limon ve greyfurt da yüksek ölçüde sitrik asit kapsamaktadır. Mesane hakimiyetini güçleştiren bu meyveler yerine daha az sitrik asit kapsayan elma, muz gibi yiyecekler seçim edilmelidir.

Gazlı meşrubatlar: Gazlı meşrubatlarda bulunan fizz, potansiyel olarak fazla faal mesane semptomlarını şiddetlendirebilmektedir. Özellikle meyveli soda ve enerji meşrubatlarının tüketimine dikkat edilmelidir.

idrar kaçırma

Baharatlı yiyecekler: Gözleri sulandıran ve dudakları yakan yiyecekler mesaneyi de rahatsız edebilmektedir. Baharatlı ve acı yiyeceklerden uzak durmak yaşana meselelerin eksilmesine dayanakçı olabilmektedir.

Tatlandırıcılar: Yapılan araştırmalarda suni ve natürel tatlandırıcıların faal mesane meseleyi şikayetlerini artırabileceği ortaya koymaktadır. Şekeri tamamen kesmek yerine perhizle hudutlandırarak şikayetler üzerindeki tesirini hakimiyet edilmelidir.

İşlenmiş yiyecekler: İşlenmiş yiyecekler; aroma ve gözeticiler gibi bir hayli suni bileşen kapsadığından dolay şikayetleri artırabilmektedir.

Soğan: Baharatlı ve asitli besinlerde olduğu gibi soğan tüketimi mesane problemlerine neden olabilmektedir. Özellikle ham soğan tüketimi idrar yapma isteğini artırabilmektedir. Mesanedeki negatif tesiri eksiltmek için soğanı pişirerek harcamak daha sıhhatlidir.

Kızılcık: Bir Hayli birey kızılcık suyunun üriner sistem enfeksiyonlarının bulgularını gevşettiğini iddia etmektedir. Ancak asidik bir meyve olan kızılcık, domates, limon, portakal ve greyfurt gibi mesaneyi tahriş edebilmektedir.

Yaz ishalinden nasıl korunulur

Yaz ishalinden nasıl korunulur

Liv Hospital Ankara Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Adnan Gülsoy ”Tüm dünya için ciddi bir problem olan ishalden senede 2-3 milyon insan yaşamını kaybediyor” dedi. Uzm. Dr. Adnan Gülsoy özellikle yaz aylarında ishalden korunmanın püf noktalarına dikkat sürüklüyor.

İshalin en büyük düşmanı mikroplar

İshalle barsak hareketleri de çoğalır. Sindirim bitirilemez, bu nedenle bayağıdan daha sık olarak ve sulu dışkı çıkarılır. İshal nedenleri arasında ilk sırayı mikroplar alır. En ehemmiyetli ve yaygın olanı mikrobik ishallerdir. Ayrıca muhtelif ilaçlar, antibiyotikler, bazı mide ve barsak hastalıkları, bazı hormonal hastalıklar, fazla stres-coşku, seyahatler, yeme-içme alışkanlığında değişme, yüzmek için girilen kıyı suları, ırmak ve göllerde yutulan sular da ishale neden olur.

Bulguları nelerdir?

Bir günde ikiden fazla dışkı yapmak, dışkının cıvık-biçimsiz veya su kıvamında olması; bulantı, karın sızısı özellikle göbek çevresinde veya karnın alt kısmında, ateş, dışkıda kan veya mukuslu görüntü, dışkının yapıldığı halde bütün hafifleyememe hissi, fazla su kaybına bağlı olarak susuzluk hissi ve ağız kuruması, baş dönmesi, göz kararması, cildin kuruması, gözlerin çökük gibi görünmesi olabilir. Daha ağır hadiselerde böbreklerin bozulmasına bağlı idrar çıkaramama, kalp yetmezliği ve şuur kaybı olabilir.

Erken teşhis ehemmiyetli

İlk iş başlangıçta meyve sebze yemeyi kesmek ve kaybedilen akışkan ölçüsünü takip edip olası olduğunca su, ayran, maden suyu içerek kaybı karşılama etmek olmalıdır. Bu önlemlerle beraber enfeksiyon hastalıkları polikliniğine gidip tetkik ve muayene olunmalıdır. İshal mikrobik, paraziter, geçici veya yiyecek zehirlenmesi biçiminde olabilir. Muayene neticesine göre bir an evvel rehabilitasyona başlanmalıdır.

Nasıl korunabilirsiniz?

– Besin maddelerini satın alırken soğuk zincir koşullarına uygun üretilip muhafaza edildiğinden emin olunmalıdır. Özellikle sebze ve meyvelerde oluşan çürüklere dikkat edip natürel renklerindeki canlılığın olmasını görülmelidir.

– Ham harcanan gıdalarda daha fazla dikkatli olmak üzere sebzeleri arınıp, yıkayıp sonra mikroplarını yok etmek için dezenfekte edilmelidir.

– Pişirilen gıdalar soğutulmadan harcanıp, yinelenen ısıtılma teşebbüsleriyle besin niteliği bozulmayıp, ısısının oda sıcaklığına ininceye kadar bekletip buzdolabına konulmalıdır.

– İçilen suyun klorlanmış veya kaynadığında hijyenik olarak şişelenmiş olduğundan emin olunmalıdır.

Sağlıklı böbreklerin sırrı

Sağlıklı böbreklerin sırrı

Dünya Böbrek Haftası’nda bu organın yaşamsal önemine dikkat çeken Sodexo Entegre Hizmet Yönetimi Sağlıklı Yaşam Yöneticisi Diyetisyen Sibel Mumcu, “Dünya Sağlık Örgütü günlük tuz tüketiminin 5 gramla sınırlı tutulmasını öneriyor. Türkiye’de ise günde ortalama 15 gram tuz tüketiliyor. Sağlıklı böbrekler için daha az tuz tüketilmesi ve günde 8-10 bardak su içilmesi gerekiyor” dedi.

Böbrek; beyin, kalp, karaciğer ve akciğer gibi yaşamsal öneme sahip organlar arasında yer alıyor. Dünya Böbrek Haftası’nda böbreğin öneminin altını çizen Diyetisyen Sibel Mumcu, “Böbrekler günde yaklaşık 200 litre, yaşam boyunca ise yaklaşık dört milyon litre kanı süzüyor. Atıkları uzaklaştıran ve vücudun asidik yapısını ayarlayan bu organ, hormonları kan ile hedef organlara ulaştırıyor” dedi.

Susuzluk hastalığa neden oluyor

Sağlıklı böbrekler için daha az tuz tüketilmesi gerektiğini belirten Sibel Mumcu, “Dünya Sağlık Örgütü günlük tuz tüketiminin 5 gramla sınırlı tutulmasını önerirken, Türkiye’de bu tüketim kişi başına 15 gramı buluyor. Fazla tuz tüketimiyle böbreklerdeki kılcal damar sistemindeki kan basıncını artıyor. Sürekli hale gelen yüksek kan basıncı damarlara zarar verirken, idrarla protein atılmasına neden oluyor. Bunun yanında böbreklerin sağlıklı bir şekilde çalışması adına yeterli sıvı tüketimi de büyük önem taşıyor. Susuzluk çeşitli böbrek rahatsızlarını beraberinde getiriyor. Bu nedenle günde 8-10 bardak arasında su içilmesi gerekiyor” ifadesini kullandı.

Sağlıklı böbrekler için dört öneri

Böbrek sağlığını korumak adına en önemli kuralın ‘sağlıklı yaşam tarzını benimsemek’ olduğunu ifade eden Sibel Mumcu, tuzu azaltmak ve sıvı alımını artırmak için şu önerilerde bulundu:

– Taze yiyecekler daha az tuz içerir. Taze sebze-meyve tüketimi artırılabilir.

– Tuzluklardan uzak durmak, tuz kullanımını yüzde 15 azaltabilir. Yiyecekler taze otlar ve tuz içermeyen diğer baharatlarla tatlandırılabilir.

– İşlenmiş ürünleri almadan etiketleri kontrol edilerek tuz içeriklerine de bakılmalı.

– Çay ve kahve, sıvı ihtiyacını karşılamaz. Gün içinde mutlaka 8-10 bardak su içilmeli.

Soğuk hava migreni tetikliyor

Soğuk hava migreni tetikliyor

Migren hastalarının hemen hemen yarısı hava vaziyeti metamorfozlarına karşı duyarlıdır. Liv Hospital İstanbul Nöroloji Uzmanı Dr. Aylin Öztürk Yavuz, “Hava gidişatıyla ilişkili olarak migreni tetikleyen gidişatlar arasında fazla soğuk ya da sıcak hava, yüksek nem oranı, fazla kuru hava, parlak güneş ışığı, rüzgar ve fırtına, hava tazyiki farklılıkları geliyor” dedi.

Uzm. Dr. Aylin Öztürk Yavuz migreni tetikleyen gidişatları anlattı.

İşte ayrıntılar…

migren

Tetikleyen etkeni öğrenmek ehemmiyetli

Hava vaziyeti farklılıklarının bütün olarak hangi mekanizmayla migren tipi sızılarını tetikledikleri bütün olarak öğrenilmiyor. Ancak, beyindeki kimyevi balansı etkilediği düşünülüyor. Özellikle soğuk havayla tetiklenen baş sızıları sinüs problemleri olarak açıklanabiliyor. Bazen de öteki basitleştirici etkenler öğrenilmediği için soğuk ya da sıcak hava mesul yakalanabiliyor. Bu sebeple migren teşhisinin netleştirilmiş olması ve öteki sızı basitleştirici etkenlerin de öğrenilmesi sızıdan korunmada büyük ehemmiyet taşıyor.

migren

Baş sızısı günlüğü tutun

Migren hastaları kesinlikle baş sızısı günlüğü yakalamalı. Bu günlükte her sızı hücumunun ne zaman olduğunun ve ne kadar sürdüğünün, varsa abuhavayla alakalı bir tetikleyici olup olmadığının da belirtilmesi gerekiyor. Buna göre, misalin soğuk ve rüzgarlı havalarda migreni tetiklenen şahıslara konutta kalmaları, saçlarını ıslak vazgeçmemeleri, böyle günlerde daha erken yarıyılda ilaç almaları, beslenme, bol akışkan alımı ve stres hakimiyeti açısından daha dikkatli olmaları nasihat ediliyor. Bu ihtiyatlarla migren krizlerinin şiddeti eksiltilebiliyor.

Bulguları Alzheimer ile aynı olan hastalık: Hidrosefali

Bulguları Alzheimer ile aynı olan hastalık: Hidrosefali

İlerleyen yaşla beraber görülmeye başlanan unutkanlık, yürüme bozukluğu ve idrar kaçırma meseleleri Alzheimer hastalığı bulgusu olabiliyor. Ancak neredeyse aynı bulgularla ortaya çıkan kafa içinde su bir araya gelmesi başka bir deyişle olağan tazyikli hidrosefali, basitçe rehabilitasyon edilebiliyor.

55-60 yaşından sonra ortaya çıkıyor

Beyin, kafatasının içinde beyin omurilik akışkanı BOS denilen bir akışkanın içinde bulunmaktadır. Günde 500 mililitre üretilen ve beden tarafından emilen beyin omurilik akışkanı dışarıdan gelen darbelere karşı gözetici özellik taşımaktadır. Beyin omurilik akışkanı aynı zamanda, beyin omurilik kanalları arasında dolayarak atılması gereken maddelerin arınılması ve asap sistemi için ehemmiyetli maddelerin dağılımını sağlamaktadır. Genellikle 55-60 yaşından sonra muhtelif sebeplerle kanalların tıkanması beyin omurilik akışkanının dolaşıma katılmayarak kafatası içinde birikmesine neden olabilmektedir.

Yaşın ilerlemesinin haricinde;

– Kafa travması

– Daha evvelden geçirilen beyin kanaması

– Kanalların tıkanmasına neden olan ur ve kistler

– Beyin damarlarının tıkanmasına neden olabilen hastalıklar

– Menenjit olağan tazyikli hidrosefali oluşmasına yol açabilmektedir.

Sallanarak yürümeye başladıysanız

Olağan tazyikli hidrosefali büyüdüğü gidişatlarda genellikle ilk mesele yürümede ortaya çıkmaktadır. Sallanarak, ördek gibi paytak yürüyüş, adımların kısa ve yavaş olması dikkat edilmesi gereken bulguların başında gelmektedir. Hastalar ayaklarının altında mıknatıs varmış gibi kaldırmada güçlük yaşamaya başlamaktadır. Denge meseleyi yaşayan hastalar kendi çevrelerinde dönme mevzusunda da mesele yaşamaktadır.

Unutkanlığınız sebebi yaşlılık olmayabilir

Alzheimer, demans gibi rahatsızlıklarda yaşanan yakın zamana müteveccih hafıza meseleleri olağan tazyikli hidrosefali büyüdüğü vaziyetlerde de görülmektedir. Günlük etkinliklere karşı alakası eksilen hasta seneler evvelini net andırsa da yakın zamanı karıştırabilmektedir.

Tuvalet meseleleri yaşanabilir

Olağan tazyikli hidrosefali hastalarında mesane hakimiyetinde meseleler yaşanabilmektedir. Mesane hakimiyetindeki meseleler her hastada değişik ortaya çıkabilmektedir. Bu mesele bazı hastalarda sık tuvalete çıkma gereksinimi olarak görülürken bazı hastalar idrarını yakalayamamaktadır.

Bulguları ilgisizlik etmeyin

Alzheimer, Parkinson gibi daha çok ilerleyen yaşlarda görülen nörolojik hastalıklar ile olağan tazyikli hidrosefali bulguları karıştırılabilmektedir. Yürüyüş bozukluğu, unutkanlık ve mesane hakimiyeti gibi olağan tazyiki hidrosefali hastalarında görülen bulgular çok şiddetli olmadığı için, ihtiyarlamanın natürel süreci sayılarak ilgisizlik edilmektedir. Hastalar kendilerinde bulunan meselelerin sıklıkla farkında olmayarak kabullenmek istememektedir.

Farkı ortaya koymak olası

Olağan tazyikli hidrosefali teşhisinde hastaya nöro psikolojik test uygulanıp belinden bir ölçü beyin omurilik akışkanı alınmaktadır. Hastanın demans ya da Alzheimer olup olmadığı mevzusunda yol gösterici olan bu iki operasyonun ardından hastanın şikayetlerinde gözle görülür düzelmeler yaşanabilmektedir. İğne ile beyin omurilik akışkanını boşaltıldığı sırada ve sonrasında yapılan tazyik ölçümleri ve hastanın şikayetleri gözlemlenerek teşhis konulabilmektedir.

Bozulan işlevler sırasıyla düzeliyor

Kafatası içinde birikip dolaşıma katılamayan beyin omurilik akışkanının şant denilen kalıcı kateter sistemiyle beden boşluklarına aktarılması şikayetlerin bir anda düzelmesini sağlayabilmektedir. Damar gibi ince bir borudan oluşan şant, genel anestezi altında belden ya da beyindeki karıncıktan karın boşluğuna karıncığa yerleştirilerek beden boşluklarına tahliyesini sağlamaktadır. Dışarıdan görülmeyen ve hastaya hiçbir rahatsızlık vermeyen şant rehabilitasyonundan sonra şikayetler kısa müddette düzelebilmektedir.Ayarlanabilir şantlar sayesinde bireyin muayenehane gidişatına göre ne kadar beyin omurilik akışkanının boşaltılacağı ölçü poliklinik koşullarında eksiltilip artırılabilmektedir.

Kalp ve tansiyon hastalarına Ramazan ihtarı

Kalp ve tansiyon hastalarına Ramazan ihtarı

Ramazan ayının, yaz mevsiminin sıcak ve uzun günlerine denk gelmesi, kronik hastalıkları bulunan şahıslar için oruç yakalamayı mahzurlu hale getirebiliyor. Gün içinde halsizlik ve bitkinlik şikayetlerine, tansiyon yükselmesi veya düşmesi gibi yeni problemler de ilave edilebildiğinden özellikle kumpaslı ilaç kullanan yüksek tansiyon ve kalp hastalarının, hangi gidişatta oruç yakalayabileceğinin ya da oruç yakalamalarına mani teşkil eden hastalık ebatlarının iyi değerlendirilmesi gerekiyor.

Hekiminizin teklifleri ile hareket edin

Yüksek tansiyon hastalarının bir kısmı kumpaslı ilaç kullanımına karşın, ilaçlarının hekimi tarafından tasarlanması ile oruç yakalayabilir. Ancak bazı gruptaki hastaların ise oruç yakalaması mahzurludur. Sıhhat açısından oruca mani bir vaziyet olup olmadığına hekimle beraber karar verilmelidir. Kan tazyikinin hakimiyet altında olması ve kullanılan ilaçlar oruç yakalama mevzusunda tanımlayıcı etmenlerdir. Bazı yüksek tansiyon hastaları günde bir ilaç kullanırken kimileri de beş değişik ilaca lüzum dinlemektedir. Oruç meblağken bu ilaçların kimileri kumpaslı kullanılamayacağından hasta açısından negatif neticelere yol açabilir.

Tansiyon ilacınız idrar söktürücü özellikteyse bol akışkan alın

İdrar söktürücü olarak gruplandırılan bazı ilaçlar, hastaların sık idrara çıkmasına neden olarak akışkan kaybını artırmakta ve bu da hastanın bedenden su kaybı sürecini süratlendirmektedir. Akışkan kaybının seviyeyi, kullanılan idrar söktürücü ilacın dozu ile orantılıdır. Bu sebeple idrar söktürücü ilaç kullananlar, gün içerisinde bedendeki akışkan sarihini kapatmak için bol su harcamalıdır. İdrar söktürücü grupta yer almayan öteki ilaçların kullanımında bu vaziyet mevzubahisi olmayabilir.

Böbrek yetmezliği ve kalp hastası olanların oruç yakalaması mahzurlu

Oruç yakalaması ehemmiyetli sıhhat meselelerine yol açabilecek bir öteki hasta grubu da böbrek yetmezliği olan yüksek tansiyon ve kalp hastalarıdır. Böbrek ve özellikle de ileri seviyede kalp yetmezliği bulunan hastalar, beslenme ve akışkan alma kumpaslarına çok dikkat etmelidir. Ramazanın sıcak ve uzun günlerde yaşanması, bu hastalar için oruç yakalamayı mahzurlu hale getirmektedir. Ayrıca kalp yetmezliği olan hastalar aynı zamanda idrar söktürücü de kullanmaktadır ve bu vaziyet, bedenden akışkan ve elektrolit kaybına yol açar. Akışkan tüketimi bu hastalar için hayati ehemmiyet taşımaktadır.

Gün içerisinde belirli aralıklarla tansiyon takibi yapılmalı

İdrar söktürücü ilaç kullanmayan, yüksek tansiyonu uzun vakittir hakimiyet altında olan ve başka bir ek hastalığı da bulunmayan şahıslar, ramazanda bazı kaidelere dikkat ettikleri sürece oruç yakalayabilir. Gün içinde belirli aralıklarla tansiyon ölçümü yapılmalı, havanın çok sıcak olduğu öğle saatlerinde muhtemelse dışarı çıkılmamalı, dışarda bulunulacaksa da hafif, terletmeyen pamuklu kıyafetler ile güneş gözetici şapka kullanılmalı, sahur ve iftarda yeterli akışkan alımına dikkat edilmelidir. Yüksek tansiyonu henüz bütün olarak hakimiyet altında olmayan, ayrıca başka ek hastalıları da olan hastaların ise oruç yakalaması sıhhat açısından uygun değildir.

Özellikle tansiyon hastaları tuza dikkat etmeli

Ramazan ayı süresince de kalp ve yüksek tansiyon hastalarının beslenmeye itina göstermeleri gerekir. Türkiye’de yanlış beslenme alışkanlıkları sebebiyle çoğalan tuz tüketimi özellikle tansiyon hastası olanlar için büyük bir meseledir. Klasik sıhhatli bir insanın günlük tuz lüzumu vasati 4-5 gramdır. Ancak ülkemizde bu vaziyet günlük 15 gramı aşmaktadır. Bu sebeple özellikle kalp ve tansiyon hastalarının az tuzlu beslenmeleri sağlanmalıdır.

Bebeklerde kalp hastalığı ehemmiyeti

Tutumsal ve perhiz tehlikeleri eksiltilerek kanseri önleyebilirsiniz

Yenidoğan bebeklerde doğumsal kalp hastalıkları ön tasarıdayken, daha büyük çocuklarda enfeksiyonlar ve genetik yolla geçen rahatsızlıklar, kalp hastalıklarına yol açabiliyor. Memorial Ataşehir /Şişli Sağlık Kurumuları Çocuk Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Naci Öner, çocuklarda kalp hastalıklarının bulguları hakkında bilgi verdi.

Kalp hastalığı her yaşta olabilir

Çocukluk yaş grubu 0-18 yaş arasında yer alır ve her yaş grubunda kalple alakalı meseleler yaşanabilmektedir. Yenidoğan bebeklerde doğumsal kalp hastalıkları daha ön tasarıya çıkmaktadır. Yaşın ilerlemesiyle beraber sonradan kazanılmış enfeksiyon ve genetik yolla geçen rahatsızlıklar kalp hastalıklarına neden olabilmektedir. Çocukların ebeveynler tarafından iyi kollanması ve muhakkak aralıklarla rutin hakimiyetler kalp hastalıklarının erken teşhisinde hayati ehemmiyet taşımaktadır.

Kalp hastalığında 10 ehemmiyetli bulgu

– Süratli ve güçlü soluk alıp verme: Zatürre veya ateş gibi bir rahatsızlar olmadan yaşa göre süratli soluk alıp verme, burun kanadı solunumu, destekçi solunum adalelerinin kullanılmasına bağlı kaburga aralarının içe doğru yer değiştirmesi çocuklarda kalp hastalığının ehemmiyetli göstergesidir.

Dakika solunum rakamı;
Yenidoğan yarıyılında 60
Süt çocukluğunda 40
Büyük çocukta 30
Gençlerde 20’nin üzerindeyse ve birliktesi ateş, akciğer hastalıkları yoksa çocuk hekimi aracılığıyla çocuk kardiyolojisi hekimine müracaat etmek gerekebilir.

Morarma Siyanoz: Çocuklar heyecanlandığında, soğukta veya banyo sırasında özellikle ağız etrafı, parmak uçlarında morarma olabilmektedir. Ancak morarma dilde, ağız mukozasında, aralıksızsa ve egzersizle çoğalıyorsa kalp hastalığı bakamından ehemmiyetlidir.

Çarpıntı: Kalp atımının çocuk tarafından aşırıca sezilmesi ve rahatsızlık vermesidir. Çarpıntı, ritm bozukluğu bulgusu olabileceği gibi anemi, tiroid hormon kumpassızlığı, kalp hastalıkları, enfeksiyon hastalıklarında da görülmektedir. Kesintisiz çarpıntı hissinde kesinlikle çocuk kardiyoloğu tarafından değerlendirilmelidir.

– Kalp atımının fazla süratli, fazla yavaş veya kumpassız olması: Çocuklarda göğüs duvarı ince olduğundan kalp atımları ebeveynlerce sezilebilmektedir. Yaş küçüldükçe kalp daha süratli atar. Özellikle uykuda kalbin süratli atması kalp hastalığı veya ritm bozukluğunu gösterebilmektedir. Aynı zamanda yenidoğan yarıyılında dakikada 80, öbür yaş gruplarında dakikada 60 altındaki kalp atımı, atımların kumpassız olması kesinlikle değerlendirilmelidir.

– Kalpte üfürüm dinlemesi: Çocukluk yaş grubunun rastgele bir yarıyılında her 2 çocuktan birinde kalpte üfürüm dinlenebilmektedir. Ebeveynlerin bu üfürüm sesini dinlemeleri muhtemel olmayabilmektedir. Rutin hakimiyetler sırasında kalpte sıradandan değişik bir ses dinlenmesi çocuk kardiyolojisi uzmanı tarafından kesinlikle değerlendirilmelidir. Yapılan ekokardiyografiye göre kalpte ya da ilişkili damarlardaki morfolojik bozukluklar olabileceği gibi, nedeni de olmayabilmektedir. Bu üfürümlere suçsuz üfürümler denir.

– Göğüs sızısı: Çocuğun göğüs sol kısmında sızı-sıkışıklık hissi bazen kalple alakalı ciddi hastalıklara işaret edebilmektedir. Kalp damarlarındaki iskemi, kalbin etrafında akışkan birikmesi, kapak problemleri göğüs sızısı yapabildiği gibi, kaburgalar, göğüs duvarı ile alakalı kolay hastalıklar da aynı yakınmaya yol açabilmektedir.

Uzamış ateş: Beş günden fazla süren ve antibiyotiklere yanıt vermeyen ateş, ülkemizde de sık görülen Kawasaki hastalığı ile alakalı olabilmektedir. Hastalığın teşhisi çok ehemmiyetlidir. Zira kalbi besleyen koroner damarlarda zarar yaparak, tam hayatı etkileyebilir.

– Sihrime büyüme geriliği, tez yorulma, fazla halsizlik: Kalp eksikliği olan çocuklar soluk, halsiz ve dostlarına göre daha tez yorulmaktadır. Enerji lüzumlarını kalp eksikliği ile savaşarak harcadıklarından özellikle kilo alımı geri kalmaktadır.

– Eklem sızısı ve şişliği: Kalp kapaklarını tutarak, zarar veren akut romatizmal ateş ilk olarak eklem sızısı ve şişliğiyle kendini gösterebilmektedir. Kalp kapakları, adaleyi, dış çeperini etkileyen akut romatizmal ateş, tüm hayatı etkileyen bir rahatsızlıktır.

– Göğüs grafisinde kalbin büyük olması, kalbin ve ana damarların şekillenmesinde ve meskenindeki anormallikler: Bu bulguları anne babaların öğrenmelerine olanak yoktur. Ancak çocukların rutin hakimiyetlerini aksatmamak bir hayli kalp hastalığını daha başlangıç safhasında ortaya çıkmasına imkân vermektedir.

Ses kısıklığını hafife almayın

31 Aralık 2019 Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Ses kısıklığını hafife almayın

Ses sıhhatini gözetmenin ehemmiyetine işaret eden uzmanlar, 15 günden uzun süren ses kısıklığının kesinlikle hakimiyet edilmesi gerektiğini vurguluyor. Ses tellerinin üzerini örten katmanın ıslatılması gerektiğini ifade eden uzmanlar, günde 6-8 kadeh su harcanmasını ve yükses sesle konuşulmamasını nasihat ediyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Sağlık Kurumu KBB Uzmanı Prof. Dr. Murat Topak, sesin insan bağlantısında en ehemmiyetli vasıta olduğunu söyledi.

Sesteki farklılıkları

Birçokinsanın işini ancak sesini kullanarak sürdürebildiğini ancak hoca, sanatçı, spiker, şarkıcı ve din misyonlusu gibi bireylerde ses hastalığının daha da ehemmiyetli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Murat Topak, şöyle konuştu: “İnsanlardaki ses telleri oldukça özelleşmiş olup katmanlı bir anatomik yapıya sahiptir. Yüzeydeki örtücü epitel ile alttaki gövdeyi oluşturan adale katmanı arasında yer alan 3 katmanlı gevşek bağ dokusu tabakayı sebebiyle, ses teli üzerindeki örtü alttaki gövdeden bağımsız olarak bir dalgalanma hareketi alana getirebilmektedir. Bu örtü-gövde mekanizmasının bozulması sebebiyle ses kısıklığı ortaya çıkar. Sesi uygunsuz ve makûs kullanmanın bir bulgusu olduğu gibi, makûs mizaçlı gırtlak hastalıklarının da başlangıç belirtisi olabilir. Bu sebeple seste farklılık alana gelen her hasta dikkatle tetkik edilerek buna yol açan faktörler tanımlanmalı ve zorunlu rehabilitasyonlar uygulanmalıdır” dedi.

15 günden fazla süren ses kısıklığına dikkat

Üst solunum yollarını etkileyen enfeksiyonların bir kısmında hastalıktan ses tellerinin de etkilenmesi neticeyi ses kısıklığının ortaya çıkabileceğini ifade eden Topak, “Bu vaziyet hastalığın natürel seyriyle veya rehabilitasyon ile bir zaman sonra düzelir. Ancak 15 günden fazla süren ses kısıklığında kesinlikle bir KBB uzmanının değerlendirmesine lüzum vardır” ihtarında bulundu.

Soluk almakta eforluk çekiliyorsa hekime gidilmeli

Ses kısıklığı ile beraber soluk almada eforluk ortaya çıkmışsa kesinlikle uzmana müracaat etilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Murat Topak, “Bu vaziyet, ses tellerini etkileyen hastalığın solunum yollarının en dar bölgelerinden biri olan ses telleri arasından solunum havasının geçmesine mani olmaya başladığının bulgusudur, acil olarak bir sıhhat kuruluşuna müracaat etilmesi gerekir” diye konuştu.

Kahve ve çay ses tellerini kurutuyor

Prof. Dr. Murat Topak, sıhhatli bir ses için sigaradan uzak durulması gerektiğini belirterek önerilerini şöyle sıraladı: Sigara sesin en büyük düşmanıdır. Gırtlak ve akciğer kanserinin en ehemmiyetli sebebidir. Sigaranın kesinliklebırakılması, bulunulan civarda sigara dumanına maruz kalınmaması gerekir. Kafein kahve, çay, çikolata ve içki, ses tellerini kurutarak ses teli zararını artırır. Kafein ve içki kararında harcanmalıdır. Bunların negatif tesirini dengelemek için akışkan alımının çoğaldırılması iyi olur.

En az 8 kadeh su içilmeli

Ses tellerinin üzerini örten katmanın ıslatılması koşuldur. Bunun için günde en az 6-8 kadeh su içilmelidir. Etraftaki havanın nem oranı da ehemmiyetlidir.

Doktora danışmadan ilaç kullanmayın

İlaçlar doktora danışarak kullanılmalıdır. Şayet kurutucu özelliği olan ilaçlar kullanmanız gerekiyorsa, bunu dengelemek için ilaç kullanımı vaktince akışkan alımınızı artırın. Ayrıca konut ve çalışma civarında nem ölçüsünün yeterli seviyede olmasını sağlayın.

Reflü sesi etkiliyor

Laringofarengeal reflü,ses telleri mukozasının yapısını değiştirmesi yanında boğazda aralıksız olarak oluşturduğu dolgunluk ve takılma hissi ile sesi tesirler. Laringofaringeal reflüyü önlemek için:

– Asitli ve baharatlı yiyeceklerden sakının.Özelliklegazlı, asitli ve boyalı meşrubatlardan sakının.

– Çikolata, yağlı süt ve süt mahsulleri; mide asidini artırmanın yanı gizeme mukusu da koyulaştırarak ses tellerinin ıslaklığını eksiltirler.

– Uyumadan evvel midenizin 2-3 saat zaman ile boş olmasına dikkat edin; çünkü uyur pozisyondamide asit içeriğinin geriye kaçışı daha basitleşir, ayrıca uykuda mide boşalması da gecikmektedir.

– Yastıkla yatın ya da yatak altına rakım koyarak başınızın yatay düzlemle 30 derece açı yapar konumda olmasını sağlayın.

– Bazı ilaçlar mide asidinin çoğalmasına, mide ile yemek borusu arasındaki gözetici bariyerlerin ortadan kalkmasına ya da mide boşalmasının gecikmesine yol açaraklarin gofarin geal reflüyü artırırlar; doktorunuza danışmadan natürel olarak elde edilenler de dahil hiçbir ilacı kullanmayın.

– Stres adale gerginliği yarattığı için sesin güçlü kullanımına ve böylece ses tellerinde zarara neden olabilir. Stresli gidişatta sesinizi profesyonel emelli olarak kullanmaktan sakının.”

Yüksek sesle konuşmayın

Prof. Dr. Murat Topak, ses sıhhatine ait tekliflerini de şöyle sıraladı:

– Yüksek sesle konuşmaktan, haykırma ve çığlık atmaktan sakının.

– Sıkboğaztemizleme ve öksürükten sakının; bu hareketler genellikle makûs ses alışkanlığı ve/veya ses tellerinde müesseseye bulgusudur ve gırtlak dokularınıza hasar verir. Boğazınızı arınmak gereksinimi sezdiğinizde yutkunun veya azıcık su için.

– Yeterli hava almadan konuşmamaya çalışın; bunun için konuşma temponuzun süratli olmamasına dikkat edin ve daha sık soluk alın. Burun yoluyla derin ve karından soluk alın.

– Sesinizin bozuk veya bitkin olduğu gidişatlarda fazla konuşma ve şarkı söylemekten kaçının. Konuşmayı eksiltmek veya bir zaman konuşmamak genellikle bitkin bir sesin yenilenmesini sağlayacaktır.

Kulak sızısına neden olan 8 neden

19 Aralık 2019 Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Kulak sızısına neden olan 8 neden

Kulak sızısı her yaş grubunda görülebilen ve son derece rahatsız edici bir problem. Aynı zamanda duyma kaybı, kaşıntı, çınlama, dolgunluk hissi, kulakta akıntı gibi yakınmalar da sızıya eşlik edebiliyor. Tıbbi ismi otalji olan sızının altında enfeksiyonlardan travmalara kadar bir hayli neden bulunuyor. Dolayısıyla hafif, şiddetli, zonklayıcı, ani girip çıkan, etrafa dağılan gibi çok değişik bulgular kollanabiliyor. Ancak sebebi ne olursa olsun kulak sızısı gidişatında, özellikle de çocuklarda zaman kaybedilmeden doktora müracaat etmek gerekiyor.

Acıbadem International Sağlık Kurumu Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Aras Şenvar, kulak sızının altında uyuyan 8 ehemmiyetli sebebi ise şöyle sıralıyor…

kulak ağrısı

Orta kulak enfeksiyonu

Özellikle çocuklarda kulak sızısının en sık sebebini orta kulak enfeksiyonları oluşturuyor. Genellikle nezle, grip, anjin gibi üst solunum yolları enfeksiyonlarını takip eden günlerde ortaya çıkan kulak sızısına ateş, akıntı, duyma kaybı da eşlik edebiliyor. Doktor hakimiyetinde antibiyotik rehabilitasyonu gerektiren sızı birkaç saat ile bir gün içinde eksilip geçebiliyor. Ancak bu yarıyıl içinde özellikle çocukların hafiflemesinin ebeveynler açısından kandırıcı olmaması ve antibiyotik rehabilitasyonuna en az 10 gün devam edilmesi ehemmiyet taşıyor.

Orta kulakta akışkan birikmesi

Bir başka nedenini de orta kulakta akışkan birikimi oluşturuyor. Özellikle 2-7 yaş arasındaki çocuklarda sık karşılaşılıyor. Bir çeşit kulak iltihaplanması olan bu vaziyette sızının çok şiddetli olmamakla beraber zaman zaman yinelediği kollanıyor. Orta kulakta akışkan birikmesiyle başlayan bu vaziyet duyma kaybına da neden olabileceği için ehemmiyet taşıyor. Bu sebeple evvel ilaç rehabilitasyonu, gerekirse de cerrahi rehabilitasyona müracaat etmek gerekebiliyor.

kulak ağrısı

Dış kulak enfeksiyonu

Kulakta sızı yaratan bir öbür ehemmiyetli mesele ise dış kulak enfeksiyonu. Dış kulak yolunu kaplayan tenin sık ıslanması ve nemlilik oluşmasıyla alana geliyor. Bu sebeple, yüzme mevsiminin açılmasıyla beraber, özellikle de yaz aylarında dış kulak enfeksiyonları çoğalmaya başlıyor. Şiddetli sızı ile kendini gösteren mesele antibiyotik ve yerel pansuman ile rehabilitasyon edilebiliyor. Ayrıca, rehabilitasyon süresince kulağın ıslanmaması ve kuru yakalanması ehemmiyet taşıyor.

Kulak salgısının birikmesi

Kulak lekeyi denilen dış kulak yolunun natürel salgısı bazı vaziyetlerde kulak yolunda birikip sertleşerek sızıya neden olabiliyor. Doç. Dr. Aras Şenvar, bu vaziyette kulağın gliserinle yumuşatılması ve kesinlikle bir uzman doktor tarafından arınılması gerektiğine dikkat sürüklüyor. Ayrıca kitleyi daha ileri itme ve kulak çeperine hasar verme tehlikeyi doğabileceğinden, kulak pakliği için pamuklu çubuklar kullanmak doğru bulunmuyor.

kulak ağrısı

Travmatik vaziyetler

Günlük hayat içinde karşılaşılabilecek, kulak kepçesinin delici, kesici yaralanmaları, kepçenin donması gibi kulaklara müteveccih travmatik gidişatlar da sızıya neden olan faktörler arasında sıralanıyor. Bununla beraber, uçak yolculuğu, dalış gibi tazyik farklılıklarına bağlı oluşan barotravmalar da kısa ya da uzun süreli kulak sızısı yaratabiliyor. Uçağın inişi sırasında kulakta oluşan sızı ve tıkanma çoğunlukla kendiliğinden veya sık yutkunmayla geçebiliyor. Ancak genel olarak nedene göre rehabilitasyon uygulanan travmatik vaziyetlerde zaman kaybetmeden doktora müracaat etmek ehemmiyet taşıyor.

Zona hastalığı

Herpes Zooster virüsü ile oluşan ve zona diye öğrenilen viral enfeksiyonlar özellikle kulak kepçesi ve dış kulakta yerleşerek sızıya neden olabiliyor. Kaşıntı, kızarıklık, çınlama ve baş dönmesinin de sızıya eşlik edebildiği bu sualin rehabilitasyonunda antiviral ilaçlardan faydalanılıyor.

kulak ağrısı

Değişik bölgelerde ortaya çıkan hastalıklar

Kulağın duyu asaplarının kulak dışındaki bölgeleri de uyarması neticeyi başka bölgelerdeki patolojilerden kaynaklanan sızılar yaşanabiliyor. Bunlara da yansıyan sızılar sınıyor. Misalin baş ve boyunun rastgele bir bölgesinde sızıya neden olabilecek bir mesele yansıyan kulak sızısına yol açabiliyor. Ayrıca, çene eklemi bozuklukları, diş hastalıkları, dişeti meseleleri, boğaz ve genizdeki hastalıklar, gırtlak meseleleri, kulak çevresinde ten, ten altı hastalıkları, boyunda lenf bezleri ile alakalı meseleler, reflü, boyun omurları ile alakalı hastalıklar, kas spazmları da yansıyan kulak sızılarına neden olabiliyor. Özellikle baş, boyun ile alakalı bir tümoral hastalığın erken tanısı bakımından yansıyan kulak sızılarında çok dikkatli olunması ve zaman kaybedilmeden detaylı tetkik yapılması gerekiyor.

Nöraljiler

Kulak ve etrafının, boyun bölgesinin duyu asaplarından kaynaklanan nöralji ismi verilen asapsal orijinli kulak sızıları genelde aniden başlıyor ve kısa vakitte geçiyor. Dr. Şenvar, “Ancak yineleyici özellikte ve şiddetli yaşanan sızı, ani bir batma hissi ya da biçiminde de görülebiliyor. Bu hastalarda nörolojik tetkik ve muayeneler neticeyi medikal rehabilitasyon uygulanıyor” diyor.

Mevsim geçişlerinde boğaz sızılarına dikkat

13 Aralık 2019 Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Mevsim geçişlerinde boğaz sızılarına dikkat

Yaz aylarına girdiğimiz bu günlerde aralıksız değişen hava sıcaklıkları beden ısısını da etkilendiğinden hastalıklara tutulma oranı çok fazla. Bunların yanında polenler, alıngan bünyeye sahip şahıslarda alerjik tepkinleri çoğaldığından boğazda sızı ve kaşıntı gidişatı da sık sık karşılaşılmakta. Peki ya bu sızıları en hafif biçimde atlatmak için neler yapmalıyız? Çocukları nasıl gözetmeliyiz? Okan Üniversitesi Sağlık Kurumu Çocuk Sıhhati ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Emin Ünüvar anlattı.

Böbreklerde irine yol açabilir

“Boğaz sızısı çoğu defa boğaz bölgesindeki ulusun ‘bademcik’ dediği dokunun iltihaplanmasına bağlıdır. Etmenler çoğu defa virüsler iken, yüzde 15-30 oranında yeniden ulusumuzun “beta mikrobu” diye bildiği bakterilerin neden olduğu boğaz enfeksiyonundan kaynaklanabilir. Şayet bu bakteriyel etmen neden ise hastalık geçtikten sonra yüzde 1-3 oranında olmak üzere akut eklem romatizmasının büyümesine neden olabilir. Bazı hadiselerde böbreklerde irine yol açıp, nefrit yapabilir” diyen Prof. Dr. Emin Ünüvar, boğaz sızısında semptomatik takviyeci rehabilitasyonların kullanılabileceğini şayet beta etmeni boğaz kültüründe izole edilmişse de bu vaziyette antibiyotik kullanılması gerektiğini söyledi.

Çocuklarda iştahsızlık yapabilir

Boğaz sızısı olan çocuklar aynı zamanda iştahsızlık da yaşar. Yemek yemesi ve yutması güçleşeceğinden bu hastalık bütün bir çile haline kazanç. Ünüvar, bu sızıları rahatlatmak için, “Su, akışkan alımımızı artırmalıyız. Bol akışkan alımı boğazdaki kurumayı maniler, korunma bariyerlerini kuvvetlendirir, gözetici bazı akışkanların sıvılığını artırır, yangıyı da bir ölçü eksiltir. Tuzlu su gargaraları, kolay ama hafifleticidir. Bir kadeh suya su kadehi yarım çay kaşığı tuz ilave edilerek yapılabilir. Tadı zahmetli olursa limon veya bal ilave edilebilir” dedi.

‘Tavuk Suyu Çorbası’ İçin

Sıcak meşrubatlar içinde çay, kekik çayı, nane çayı, yeşil çay, ıhlamur gibi nebat çaylarının boğazı gevşeteceğini söyleyen Ünüvar, “Çorbalardan, özellikle tavuk suyu çorbasının boğaz sızısını eksilttiği öğrenilmektedir. Sızı kesici ve antiinflamatuar özellikli ilaçlar, ki bunlar ateşi de düşüren ilaçlardır, kullanılabilir. Ökaliptus kapsayan pastiller seçim edilebilir. Pastil kullanımı ile cerahat bölgesindeki yangı bir ölçü eksiltilir, salgı çekilir ve hafifleme sağlar. Yatak istirahati ehemmiyetlidir. Yatak istirahati ile virüslere karşı savaşma eforumuz çoğalmaktadır. Dinlenmek süratle düzelmeyi sağlayacaktır” tekliflerinde bulundu.

Page 1 of 21 2