Diş çıbanını hafife almayın

Diş çıbanını hafife almayın

Çıbanın ilk olarak ağızda oluşan şişlik, kızarıklık ve kimi zaman direnilmesi olası olmayan sızı ile kendini gösterdiğini belirten Hospitadent Diş Hastanesi’nden Dt. Çağrı Altuntaş, “Bu bulgular görüldüğünde kesinlikle bir diş doktoruna giderek tıbbi bir müdahale alınmalıdır. Zira bir diş doktoru tarafından rehabilitasyon edilmediği takdirde, bu cerahat derin dokulara ilerleyerek, etraf dokulara ve çene kemiğine doğru dağılır. Bu vaziyet şiddetli sızı ile beraber, yutkunma ve solunumda eforluk oluşturur ve çene altı lenf bezlerinin gelişmesine ve halsizliğe neden olur. Bununla beraber umursamama edilen çıbanlı diş, diş kaybının yanı gizeme, bireyin kan tablosundaki bedellerin değişmesine de tesir ederek karşılaması olası olmayan sistemik rahatsızlıklara; kalp- damarda, karaciğerlerde , böbreklerde ciddi işlev bozukluklarına da yol açabilir” dedi.

Dikkat edilmesi gereken 2 ehemmiyetli husus

Çıban rehabilitasyonunda dikkat edilmesi gereken 2 ehemmiyetli husus olduğunu söyleyen Dt. Çağrı Altuntaş, ” Birincisi; çıbanlı dişe bireyin kendisinin değil, doktorun müdahale etmesidir. Zira diş doktoru cerahat oluşturan etmeni tespit ettikten sonra zorunlu müdahaleyi yapacaktır. Bireyin çıbanlı dişe yanlış müdahalesi çıbanı patlatması aleyhine neticeler vermekle beraber, ilerki zamanlarda irinin tekerrür nüksetmesine neden olacaktır. İkinci ehemmiyetli husus ise; bireyin kulaktan dolma bilgilerle yaptığı ilaç rehabilitasyonudur. Bireyin ölçüsünü ve dozajını öğrenmeden ve doktora danışmadan yapacağı ilaç rehabilitasyonu şahsa yalnızca hasar getirecektir. Bu sebeple kesinlikle doktor hakimiyetinde tertip edilen reçete dikkate alınmalıdır” dedi.

Kulaklıkla müzik dinlerken sağır olmayın

Kulaklıkla müzik dinlerken sağır olmayın

Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Muhammet Özlü, aygıtın sesini haddinden fazla açarak kulaklıkla müzik dinleyenlerin ilerleyen yaşlarda duyma aygıtı kullanmak zorunda kalabileceğine dikkat çekti.

Teknolojinin ilerlemesi ve genç jenerasyonun teknoloji ile iç içe yaşaması sıhhati tehdit ediyor. Gencinden yaşlısına bir hayli bireyin kullandığı günümüzün teknolojilerinden uslu telefonlar, MP3 çalar ve tablet bilgisayarlar hem yaşamımızı basitleştiriyor hem de sıhhat meselelerine davetiye çıkarıyor.

Görünüşte hasarsız gibi görünse de bu aygıtlarla film ve müziklerin kulaklık ile dinlenilmesinin geri dönüşü olmayan hasarlara sebebiyet verdiğini söyleyen Op. Dr. Muhammet Özlü, “Kulaklıkla yüksek seste müzik dinlendiğinde, kulağımız sesin tazyike de maruz kalıyor. Bu kulağa hasar veriyor. Uzun süre yüksek ses ve tazyike maruz kalınca, iç kulakta dinlememizi sağlayan duyu hücreleri imha oluyor. İlk zarar, geri dönüşü olası seviyede olurken, iç kulakta oluşan tesir çok yüksekse, sık sık yineleniyorsa ve uzun süre devam ediyorsa oluşan zararlar kalıcı hale geliyor. Başka Bir Deyişle alana gelen duyma kaybı geri döndürülemez bir noktaya erişiyor. Yüksek sesle dinlenildiğinde anında ortaya çıkmayabiliyor. Tesiri daha sonra ortaya çıkabilir. Çınlama da yüksek sesle müzik dinlemenin kulağa verdiği hasarlardan biridir” dedi.

“Yaşlılıkta duyma aygıtına mahkum olmayın”

Kulaklık kullanmaktan ve ses seviyesini yüksek yakalamaktan sakınılması gerektiğini ifade eden Özlü, “Kısa zaman yüksek sese maruz kalınan geçici duyma kayıpları rehabilitasyonla giderilebilir ama duyma kaybı kalıcı hale gelmişse bunu düzenlemek için bir rehabilitasyon usulü ne yazık ki yok. Duyma kaybının günlük yaşamımızı yasaklamaması için bazı temkinler alınabilir. Özellikle gençler kulaklık kullanırken sesin şiddetine iyi ayarlamalı ve uzun süre kulağında yakalamamalıdır” diye konuştu.

Bayanlık hormonu uyku apnesinden gözetiyor

Bayanlık hormonu uyku apnesinden gözetiyor

Türk Toraks Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Hikmet Fırat, uyku sırasında horlamanın solunumun bozulduğunun en kolay göstergesi olduğunu belirterek, soluğun bütün durması veya yarı durması ise en ehemmiyetli uykuda solunum bozukluğu bulguları olduğunu söyledi.

Sabahları ağız kuruluğu ile uyanma, geceleri altta aşikar bir sebebi olmadan sık idrara çıkma, özellikle ense etrafından fazla terleme gibi gidişatların uykuda solunum bozukluğu olabileceğini düşündürmesi gerektiğinin altını çizen Fırat, tıkayıcı tip obstrüktif uyku apne hastalığının genellikle horlama kendini gösterdiğini ifade etti. Fırat, merkezi santral tip uyku apne hastalığında ise horlamaya daha az tesadüfüldüğünü anlatarak, “Bu tip apnelerde horlamadan da solunum durur. Ayrıca ileri derece kalp yetmezliği olan hastalarda sıklıkla karşılaşılan özel bir tip solunum bozukluğu olan ‘Cheyne Stokes solunum tipi bozuklukta’ da basmakalıp tıkayıcı tip apnelerden değişik olarak horlama daha ender izlenir” diye konuştu.

En az 10 saniye solunum kesiliyor

Solunum kesilmesinin veya kısmi kesilmesinin en az 10 saniye müddetle hakikatleştiğini dile getiren Fırat, bu müddetin sonunda kandaki oksijen doygunluğunun eksildiğini söyledi. Fırat, bunun bedendeki en ehemmiyetli uzuvlara zarar verdiğine dikkati sürükleyerek, “Bunların başında kalp-damar sistemi hipertansiyon ve kalp krizi tehlikeyi, endokrin bozukluklar diyabet ve guatr birlikteliği, beyin-damar sistemi felç geçirme tehlikeyi ve psikolojik tavırsal bozukluklar bunalım, cinsel gönülsüzlük, karakter bozulmaları, hafıza zayıflamaları gibi ile gün içi fazla uykuya eğilim bu hastalarda en sık karşılaşılan neticelerdir” dedi.

Taşınabilir sistemlerle konutta ya da sağlık kurumunda tanı koymak muhtemel

Fırat, uyku bozukluğu tanısında altın standardın uyku laboratuvarında yapılacak polisomnografik uyku testi tahlili olduğunu belirtti.

Uzun süreli buluşmalar sebebiyle “tarama testleri” denilen taşınabilir sistemlerle de konutta veya sağlık kurumu etrafında tanı konulabildiğini dile getiren Fırat, bu cins aygıtların ehil ellerde, bu işte yetkili ve tecrübeli bireylerce yapılıp açıklanması gerektiğini vurguladı. Fırat, netice mevzusunda rastgele bir kararsız olduğu takdirde kesinlikle uyku laboratuvarında polisomnografik muayene yapılması gerektiğinin altını çizdi.

Bilimsel çalışmalar neticesinde bayanlarda menopoz evvelinde, erkeklere oranla bu hastalığın daha az görüldüğünün tespit etildiğini ifade eden Fırat, “Ancak menopoz sonrası bu oran bayanların aleyhine neredeyse eşitlenmiş gidişattadır. Bu sebeple östrojen hormonunun gözetici bir tesiri olduğu düşünülmektedir” dedi.

Kirpik dibi cerahatini ciddiye alın

20 Aralık 2019 Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Kirpik dibi cerahatini ciddiye alın

Kirpik dibi cerahati, özellikle antidepresan ve kortizonlu ilaç kullanan hastaların göz sıhhatini tehdit ediyor. Avrupagöz Merkezi göz hastalıkları uzmanlarından Op. Dr. Hasan Oğuzhan, kumpaslı göz tetkiki ve hijyenin bu hastalıktan korunmanın esas yöntemi olduğuna dikkat çekti.

Göz kapağının nemli ve yağlı yapısı, klasik koşullarda hasarsız birtakım bakterilerin bu etrafta yaşamasına imkân sağlıyor. Ancak antidepresan ve kortizon cinsi ilaç kullanan hastalarda göz kuruluğuna bağlı olarak kirpik dibi cerahati Blefaritin oluşabiliyor. Rehabilitasyon edilmediği takdirde enfeksiyon dağılarak ciddi göz rahatsızlıklarına ve kirpiklerin dökülmesine varan negatif neticelere neden olabiliyor. Blefaritin rehabilitasyonunda, bebek şampuanı ile kirpik diplerinin arınılarak sıcak su ile durulanması, antibiyotikli ve kortizonlu damlalar, yapay gözyaşı damlaları ve antibiyotikli haplar kullanılıyor.

Antidepresan ve kortizon cinsi ilaç kullanan hastalar dikkat!..

Avrupagöz Merkezi göz hastalıkları uzmanlarından Op. Dr. Hasan Oğuzhan, antidepresan ve kortizon cinsi ilaç kullanan hastaların, kirpik dibi cerahati tehlikeyi altında olduğuna dikkat çekti. Hastalıktan korunmak için kumpaslı göz tetkikinden geçilmesinin ehemmiyetli olduğunu ifade eden Oğuzhan, “Özellikle yağlı cilde sahip şahıslarda kirpik diplerinde gözyaşının üretilmesini sağlayan bezlerin ağızlarının tıkanması kaynaklı göz kapağında şişlikler oluşabiliyor. Kumpaslı hakimiyetler ile hastalığa erken müdahele edilerek oluşabilecek kirpik dibi irininin önüne geçilebiliyor”dedi.

Klasik koşullarda gözkapağının klasik yapısının hasarsız bazı bakterilerin yaşamasına imkân sağlayabildiğini belirten Op. Dr. Hasan Oğuzhan, “Bağışıklık sisteminin zayıflaması, kirpik dibindeki yağ hücrelerinin fazla yağ salgılaması, sigara dumanı, bir ekip ilaçlar, kimyevi maddeler, viral etmenler, antidepresan ve kortizon gibi bir ekip alerjik maddeler , bu hasarsız bakterilerin artmasına ve kirpik dibi irininin büyümesine neden olabiliyor” dedi.

Hastalar rehabilitasyon edilmezse kirpiklerini kaybedebiliyor!..

Kirpik dibi irininin daha çok ergenlik yarıyılında başladığına ve uzun seneler devam edebileceğine değinen Op. Dr. Hasan Oğuzhan, “Bu gidişat hastanın hayat niteliğini negatif tesirler. Blefarit kronik bir problemdir. Rehabilitasyon edilmediğinde kirpiklerin içe dönmesine, kirpiklerde beyazlama, konjonktivit, korneada kuru noktalar, arpacık ve şalazyon sınan sert yağ kistleri oluşabilir” dedi.

Kirpik dibi irininin göz kapaklarında kızarıklık ve şişlik, kirpik diplerinde kabuklanmaya neden olduğunu belirten Oğuzhan, ” Bu kabuklar kalınlaştıkça oluşan çapaklar sabahları göz kapaklarının birbirine yapışmasına neden olur. Rehabilitasyon edilmediği takdirde bu gidişat daha da makûsa gider ve gözün öteki kısımlarına da dağılarak daha ciddi meselelere neden olur. Rehabilitasyona başlanmazsa dağılan enfeksiyon kaynaklı kirpiklerin dökülebilir” dedi.

Kirpik dibi hastalığından korunmanın yöntemi: Kumpaslı tetkik ve hijyen!…

Kumpaslı göz tetkiki ve hijyenin bu hastalıktan korunmanın esas yöntemi olduğunu belirten Avrupagöz Merkezi göz hastalıkları uzmanlarından Op. Dr. Hasan Oğuzhan, “Dikkatli ve itinalı davranılmadığı takdirde hafif olayları dahi rehabilitasyon etmek son derece eforlaşabilir ve rehabilitasyondan sonra şikâyetler tekerrür baş gösterebilir. Bu sebeple hastaların şahsi hijyen ve kirpik diplerinin pakliğine itina göstermeleri çok ehemmiyetlidir. Aynı zamanda gözlerimizle sık sık temas halinde olan ellerimizin de pakliğine dikkat etmeliyiz. Her gece uyumadan evvel bir pamuk takviyesiyle kirpik diplerimizi bebek şampuanı ile arınmalıyız. Böylece gün boyu gözlerimize yapışan toz ve kirpiklerimizde kalan makyaj viranelerinden kurtulmuş oluruz” dedi.