Stresi olanlar diş gıcırdatıyor

Stresi olanlar diş gıcırdatıyor

Geceleri istem dışı dişleri gıcırdatma öğrenilen bir mesele. Ancak son senelerde insanlar gün içinde de dişlerini sıkıyor ve gıcırdatıyor. İnsanlar dişlerini sıktıklarını çoğunlukla fark etmiyor ve başka bir şikayetle diş doktoruna müracaat ettiklerinde, dişlerinde sıkmaya bağlı zarar oluştuğu görülüyor. Kent ve iş yaşamına bağlı yaşanan stres, balanssız beslenme ve hareketsizlik gibi nedenler farkına varmadan diş sıhhatimizi kaybetmemize neden olabiliyor. Bu zarar bazen başlangıç seviyesinde olurken, bazen de ilerlemiş aşamada olduğu için çok büyük rehabilitasyonlar gerektirebiliyor. 18-24 Kasım Ağız Diş Sıhhati Haftası’nda Anadolu Sağlık Merkezi Diş Doktoru Gökhan Gerek, son zamanlarda gün içinde de çoğalan diş gıcırdatmayla alakalı ehemmiyetli bilgiler paylaşıyor.

Çağdaş topluluklarda yevmiye yaşamın güçlükleri neticeyi bedende oluşan stres çoğu zaman tesirini ağızda gösteriyor. Genellikle gece ve bazen de gündüz saatlerinde dişlerimizi sıkıyor veya gıcırdatıyoruz. Bu mesele seneler içinde dişlerin yıpranmasına, kırılmasına ve diş yüksekliğinin eksilmesine neden oluyor. Kent yaşamının getirdiği süratli hayat, devamlı bir yere yetişme telaşı, aile içinde yaşanan gerginlikler bedenimizin stresle başa çıkmasını zorluyor. Stresin bir hayli hastalığın ortaya çıkmasında tetikleyici etmen olduğunu söyleyen Diş Doktoru Gökhan Gerek, stresin ağız içine ciddi hasarlar verdiğini belirtiyor.

Stres, diş ve diş eti arasında boşluk oluşmasına sebebiyet verebiliyor

Diş sıkmasına bağlı olarak dişte ciddi zararlar oluşturuyor. Ağızda stres oluşmaya başladıktan sonra, ilk tepki dişle diş etinin birleştiği seviyede, dişin boynunda oluşuyor. Stresin diş etine büyük bir boşluk gibi zararlar verdiğini belirten Gökhan Gerek “Bu gidişatı kama defekti olarak adlandırıyoruz. Dişle dişeti arasında tırnak girecek kadar bir boşluk oluşuyor ve duyarlılık başlıyor. Ardından dişte eskimeler, kırılmalar alana geliyor. Diş minesi kalkarak altındaki, daha yumuşak olan dentin katmanı ortaya çıkıyor. Dişlerde, kesilmiş bir ağaç kütüğünün üzerindeki gibi milleteler görünmeye başlıyor. Bireyde çene eklemi sızıları ve bununla birlikte surat ve boyun sızıları başlıyor. İşte bu vaziyette ağızdaki stresi görmek muhtemel olur.”

40 yaş üstü erkeklerde ağızda stres yaygın olarak görülüyor

Kent ve iş yaşamı gibi sebeplerin yanı gizeme bunalım gibi psikolojik rahatsızlıklar, yanılgılı yapılmış bir dolgu veya porselen kaplama, çok şert ve asidik gıdalar harcama gibi etkenler de ağızda stres yaradılışına neden olabiliyor. Bu vaziyetin en çok 40 yaş üstü erkeklerde, özellikle büro çalışanlarında görüldüğü belirten Gökhan Gerek “Muayenehanemize gelen çoğu hasta dişlerini sıktığının farkında olamıyor. Çoğu zaman dişlerinin kısa ve aşınmış görüntüsünden sevmediği için geliyorlar. İş gruplarına baktığımızda bu şikayetle gelen hastalarımızın çoğunun bankacı ve mühendis olduğunu görüyoruz” diyor.

Hastalar “stresli” olduklarını kabullenmek istemiyor

Hastalar genellikle dişlerindeki sıcak-soğuk hassasiyeti nedeniyle muayenehaneye müracaat etiyor. Hastaların çoğu meselelerinin esasında stres olduğunu kabul etmek istemiyor. Bireylerin muhakkak bir zaman sonra meseleyle yüzleştiklerini belirten Gökhan Gerek “Bu hastaların çoğu daha sonra kendileri gidişatı fark edip tekerrür muayenehanemize geliyorlar. Zira gün içinde bile dişlerini sıktıklarını sonradan fark ediyorlar” diyor.

Rehabilitasyon için öncelikle farkındalık oluşturmak gerektiğini belirten Gökhan Gerek, dişlerin koruma altına alınması gerektiğini vurguluyor. Öncelikle gece gözetici bir plak uygulaması ile rehabilitasyona başlanıyor. Son senelerde lazer dayanakçı rehabilitasyon olarak ağızdaki stresin rehabilitasyonuna büyük katkı sağlıyor. Ayrıca radyo frekans ve çene eklem içi lavaj denilen usuller de galibiyet ile uygulanabiliyor. Psikolojik takviye almak ise sualin tamamen ortadan kalkmasını sağlıyor.