Kronik böbrek hastalığını etkileyen 6 tehlike

Kronik böbrek hastalığını etkileyen 6 tehlike

Kronik böbrek yetmezliği için tehlike altındaki şahıslara müteveccih kumpaslı tarama ve faal rehabilitasyon ile hastalığın ilerlemesi önlenebiliyor. Böbrek yetmezliğinin, her yaşta ve cinsiyette oluşabildiği bilinse de, özellikle 40 yaşından sonra ve bayanlarda daha sık görülüyor. Memorial Antalya Sağlık Kurumu Bevliye Bölümü’nden Op. Dr. A. Egemen İşgören, 8 Mart Dünya Böbrek Günü sebebiyle böbrek sıhhati hakkında bilgi verdi.

böbrek

Bayanlarda daha çok görülüyor

Kronik böbrek yetmezliği böbreğin süzme işlevlerindeki ilerleyici eksilme olarak belirlenmektedir. Hastalık sıklıkla sinsi izlediği için, hastalığın cemiyette görülme sıklığı ve yaygınlığı çoğalmaktadır. Kumpaslı tarama yapılmadıkça erken düzeylerde teşhisi güçtür. 10 kronik böbrek hastasından yalnızca biri hastalığın farkındadır. Farkındalığının ve erken tanısının düşük olması sebebiyle, hastalık sıklıkla son yarıyıl böbrek yetmezliği düzeyine ilerler.

böbrek

Geceleri çok sık idrara çıkıyorsanız

Hastalık gece idrara çıkma sıklığındaki çoğalışla kendini gösterebilir. Gece bir seferden daha fazla idrara çıkan hastaların böbrek işlev testlerini yaptırması erken tanıda ehemmiyetlidir. Ödem, tansiyon hakimiyetinde güçleşme, idrarda köpüklenme, idrarda mikroskopik ya da gözle görülür kanama veya protein firarisinin olması gibi gidişatlar öbür bulgular arasında yer almaktadır. Son yarıyıl böbrek yetmezliğine erişmiş hastalarda iştahsızlık, bulantı, kusma, kaşıntı, kramp, halsizlik gibi şikayetler görülebilir.

böbrek

Kronik böbrek hastalığı için azami tehlike etkenleri şunlardır;

– Şeker hastalığı

– Tansiyon yüksekliği

– Kalp-damar hastalıkları

– Obezite

– İleri yaş

– Ailede böbrek hastalığı varlığı

böbrek

Kumpaslı hakimiyetler ehemmiyetli

Hipertansiyon ve şeker hastalarının kronik böbrek hastalığına tutulma tehlikeleri yüksektir. Bu sebeple bu hastaların böbrek işlevlerinin daha yakından takip edilmesi ehemmiyetlidir. Hiçbir şikayetleri olmasa da en az 6 aylık periyotlar ile böbrek işlevlerine bakılmalıdır. Ayrıca böbreğin kistik hastalıkları, kronik ve yineleyen böbrek enfeksiyonları, idrar yollarına ait firariler, böbrek taş hastalıkları, özellikle romatizmal ya da sızı kesici ilaçların uzun süreli kullanımları gibi gidişatlar, böbrek hastalığına tutulma tehlikesini artırabilir.

böbrek

Basitçe teşhis edilebilir

Kronik böbrek hastalığı kolay ve ucuz kan ve idrar testleri ile basitçe teşhis edilebilir. Erken düzeyde tespit etildiğinde hem kronik böbrek hastalığına has genel ihtiyatlar, hem de altta uyuyan veya eşlik eden hastalıklara müteveccih rehabilitasyon yaklaşımları ile ilerlemesi yasaklanabilir veya geciktirilebilir. Üstelik tehlikeli fertlere müteveccih faal tarama ve rehabilitasyon ile hastalığın gelişimi önlenebilir.

böbrek

Böbrek sıhhati için bu 15 altın kaideye dikkat edin;

– Kumpaslı egzersiz yapın

– Sıhhatli beslenin ve ideal beden ağırlığınızı gözetin

– Tuzu eksiltin

– Günde vasati 2-2,5 litre su harcayın

– Sigara kullanmayın

– Fazla içki tüketiminden kaçının

– Afaki yere sızı kesici ve antibiyotik kullanmayın

– Taş ve idrar yolu enfeksiyonlarının sebebini bilin

– Kan tazyikinizi takip edin

– Kan şekerinizi emin aralıklarla hakimiyet ettirin

– Magnezyum kapsayan yiyecekler harcayın

– Gazlı ve şekerli meşrubatlardan uzak durun

– Kafein kullanımını emin bir ölçüde tutun

– İdrarı mesanede yakalamaktan kaçının

– Lahana, karnabahar, kırmızı biber, sarımsak, soğan, elma, kızılcık, yaban mersini, frambuaz, çilek, kiraz, kara üzüm, yumurta beyazı, balık ve zeytinyağı harcayın

Alzheimer bayanlarda daha sık görülüyor

Alzheimer bayanlarda daha sık görülüyor

Unutkanlık, hepimizin zaman zaman yaşadığı bir mesele… Ancak unuttuklarımızı andırmanız uzun sürmez. Çoğu stresli iş civarı, bitkinlik gibi etkenlerden kaynaklanan unutkanlıklar ya bu kadar kolay orijinli değilse ve günlük yaşamımızı etkilemeye başladıysa? Medicana International Ankara Sağlık Kurumu Nöroloji Uzmanı Dr. Songül Turğut, yaş ilerledikçe şahıslarda unutkanlıkla ortaya çıkan Alzheimer hastalığının, seyrek de olsa daha erken yaşlarda görülebildiğini belirtti. Ancak her unutkanlığın Alzheimer olmadığına işaret eden Turğut, hastalığın muayene evveli esas kabul edilen bulguları hakkında bilgi verdi. Buna göre; unutkanlığınız besbellileşerek şahsiyetinizi değiştirmeye başladıysa ve etrafınızı yargılama noktasına geldiyseniz dikkat…

Alzheimer bulgusu

Dünyada 20 milyondan fazla ve ülkemizde de 300 bin ortamında Alzheimer hastası olduğuna işaret eden Uzm. Dr. Turğut, “Ne yazık ki bu sayıların arttığını kolluyoruz. Bayanlarda erkeklerden daha çok görülüyor. Yapılan çalışmalar, 65 yaş üzerinde 15 bireyden, 80-85 yaşın üzerinde ise her 2 bireyden birinde görüldüğünü ortaya koyuyor” dedi. Dr. Turğut, şunları ifade etti:

“Esas 10 bulgusu mevcut: Günlük hayatı etkileyecek derecede unutkanlık, günlük işlerini yapamama, kelime bulmada güçlük; tarih ve yol unutma; karar verememe, hesap yapmada kasvet, pratik düşünmede zorlanma, eşyalarının yerini karıştırma, tutum farklılığı, karakter farklılığı ve insanları yargılama, mesullükten kaçma. Baştaki kısa süreli unutkanlıklar, zamanla hastanın günlük işlerini aksatma noktasına kazanç. Hasta sorduğu şeyleri tekerrür sorar, yakınlarını tanıyamaz. Bu gidişatta psikolojik meseleler ortaya çıkar: İçine kapanır; konuşma, yürüme, tuvalete gitme gibi hayatsal etkinliklerini yerine getiremez.Beyin MR ve kan muayeneleri ile değişik hastalıklardan ayırt edilmeye çalışılır.”

Dr. Songül Turğut, ihtiyat olarak zekasal egzersizlerden uzak kalmamanın; yeni hobilerin, arkadaşlarla daha sık biraraya gelmenin, sarih havada yürüyüşün ve kitap okuma sıklığının artırılabileceğini söyledi.

Erken tanı ehemmiyetli

Hastalığın kesin rehabilitasyonu olmadığını ancak erken tanı ile uygulanacak ilaç rehabilitasyonunun ilerlemeyi yavaşlatabildiğini kaydolan Uzm. Dr. Turğut, hasta ve yakınlarına ise şu tekliflerde bulundu: “Hastanın hislerinin paylaşılması, ona cesaret ve güven verilmesi çok ehemmiyetli. Hastanın hobileri kısıtlanmamalı. Hastalarımız da günlük yaşamlarını basitleştirmek için yapılacak işleri anekdot alabilir. Ancak vasıta kullanmalarını önermiyoruz. Alzheimer yalnızca bireyin kendisi için değil ailesi için de çok güç. Bu sebeple hastalıkla yaşamaya alışmak gerekiyor. Alışma ve başetme mevzusunda profesyonel takviye alınabilir.”

Kafa travmalarının hepsi beyni derinden etkiliyor

Kafa travmalarının hepsi beyni derinden etkiliyor

Beynin kimlik uzvumuz olduğunu belirterek beyin sıhhatinin ehemmiyetine işaret eden Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, “Eğitim seviyeyi düşüklüğü, bilmemek, bunalıma girmek, uyuşturucu ve içki kullanmak beyin sıhhatini tehdit ediyor” ihtarında da bulunuyor.

Beyin kimlik uzvumuzdur

“Beyin düşünce ve tavır uzvumuz olarak yaşamımız için vereceğimiz kararları, bilmemizi ve bildiklerimizi uygulamamızı sağlayan, bu yolla yaşamımızın niteliğini tanımlayan uzuvdur” diyen Tanrıdağ, “Doğruyu yanlıştan, iyiyi makûstan, hoşu çirkinden beynimiz yoluyla ayırırız. Beyin kimlik uzvumuzdur. Kim olduğumuzun beyin sıhhati yoluyla farkında olabiliriz” diye konuştu.

Motosiklet kullanırken kesinlikle kask takın

Beyin sıhhatini tehdit eden etkenler içinde ilk sırada kafa travmalarının bulunduğunu belirten Prof. Dr. Tanrıdağ, “Her kafa travması beyin sıhhati için bir risktir. Bu sebeple kafa travmalarından korunmak, motosiklet kullanırken kask takmak, boks gibi aktiviteleden uzak durmak, beyin damarları hasta olduran sıhhatsiz gıdaları kısıtlamak gerekir. Eğitim seviyeyi düşüklüğü, bilmemek, bunalıma girmek, uyuşturucu ve içki kullanmak beyin sıhhatini tehdit eden etmenlerdir” ihtarında bulundu.

Beyin sıhhati için bu tekliflere kulak verilmeli

Tanrıdağ, Alzheimer’da hayat stilinin ehemmiyetini vurgulayarak hastalığı önlemeye ait ehemmiyetli önerilerde de bulundu. Prof. Dr. Tanrıdağ, nasihatlerini şöyle sıraladı:

– Hastalıkla alakalı efsanelere inanmayın.

– Yalnız yaşamayın, konuta kapanmayın.

– Hep aynı işlerle uğraşmayın, yeni şeyler deneyin.

– Yaşınızın insanı olmayın. Statünüzden sıyrılın.

– Dünyanın merkezinde oturmaktan bırakın.

– Mananızdan evvel duygularınıza güvenin.

– Hakimiyetli açlık öneri ediliyor.

– Seçenek tıbbın bu mevzuda yapacağı bir şey yok.

– Bulmaca çözecekseniz sudokuyu seçim edin.

– Nefret duygusundan uzak durun, pozitif düşünün.

– Çocukluğunuzun ve gençliğinizin mekanlarına gidin.

– Müzik dinleyin, muhtemelse şarkı söyleyin.

– Sabahları ilk işiniz gazete okumak olmasın.

– TV’de uzun haber ve müzakere programlarından uzak durun.

– Kumpaslı cinsel hayat beyni uyarıyor.

Erken teşhis ehemmiyetli

Beyin sıhhatini gözetmek için erken teşhisin ehemmiyetine vurgu yapan Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, özellikle Alzheimer gibi hastalığının başlangıç bulgularının basitlikle yanlış açıklanabildiğine dikkat çekti. Alzheimer hastalığının yaşa bağlı zekâ bitkinliği ve ihmalkârsızlık, bunalım, tiroid, hastalığı, B12 vitamini beceriksizliği gibi gidişatlarla karşılaşılabildiğini ifade eden Tanrıdağ, “Erken tanısı mevzusunda yaygınlaşmış bir uygulama yoktur. Buna karşılık, erken tanısı mevzusunda alıngan beyin check-up analizlerinin önerilmesi ise çok enderdir. Hastalıktan korunma ve ilerleme süratini yavaşlatma istikametlerinden beyni gözeten hayat stili tekliflerinin yerine getirilmesi çok ehemmiyetlidir” ihtarında bulundu.

Regliniz kumpassızsa sizde polip olabilir

Regliniz kumpassızsa sizde polip olabilir

Her bayan genellikle adet tarihini takip eder ve kendisini buna göre hazırlamaya çalışır. Ancak bazı ilaçların kullanımı, mevsim farklılıkları ya da muhtelif hastalıklar adet kanamalarının kumpassızlaşmasına neden olabilir. Bayanlarda rahim içi çeperi ve rahim ağzında alana gelebilen polipler de adet döngüsünün bozulmasının ehemmiyetli sebeplerinden biridir. Memorial Ataşehir Sağlık Kurumu Bayan Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Zeki Salar, bayanlarda rahim içi polipleri ve rehabilitasyon usulleri hakkında bilgi verdi.

Her yaşta görülebilir

Polipler sıklıkla ”endometrium” ismi verilen rahim iç çeperinde bazen de rahim ağzında ortaya çıkan genellikle minik, çoğu zaman iyi mizaçlı kitlelerdir. Rahmin iç katmanındaki kalınlaşmayla rahmin içinde oluşan et parçası olan polip, bayanlarda menopoz yarıyılı evvelinde görülebileceği gibi, bu süreçten sonra da tesirli olabilir. Büyüklükleri genellikle 1-2 cm kadar olmakla beraber, kimi zaman 10 cm büyüklüğe kadar ulaşabilirler. Poliplerin kanserleşme oranı oldukça azdır. Çoğu zaman ciddi sıhhat meselelerine neden olmazlar ancak özellikle adet döngüsünde bozulmaya neden olabilecekleri için önem verilmelidir. Bununla beraber meme kanseri rehabilitasyonu gören bayanlarda rahim içi polip yaradılışına sık tesadüfülmektedir. Bazı araştırmalar genetik geçişli olabileceğini bildirmektedir.

Kısırlığa neden olabiliyor

Rahim içi polipleri genel olarak suskunca ilerler ancak adet kumpassızlığı bulguların başında gelmektedir. Öteki şikayetler arasında uzun süren, yoğun bir biçimde olan adet kanamaları ve ara kanamalar bulunmaktadır.Ayrıca iki adet yarıyılı arasında kirletilmeler, uzun vajinal akıntılar ve kahverengi akıntılar görülebilir. Polipler cinsel ilişki sonrası kanamaya ve sızıya yol açabilir. Rahim içine yerleşen polipler hamile kalamama ve düşüklere de neden olabilmektedir.

Kumpaslı jinekolojik tetkiklerinizi aksatmayın

Kendisinde polip bulguları olduğunu fark eden bayanların süre kaybeden hekime müracaat etmesi ehemmiyetlidir. Bunun yanında polipler bazı hastalarda hiçbir şiekayete neden olmayabilir. Bunun için kumpaslı jinekolojik tetkikler bayanlarda bu cins rahatsızlıkların tespit etilmesi açısından çok ehemmiyetlidir. Rahim ağzında mesken gösteren polipler tetkik esnasına tespit etilirken, rahim içindeki poliplerin teşhisi için adet yarıyılında ultrason yapılması yeterli olur. Kimi zaman teşhis 3 ebatlı ultrason, rahim filmi ya da rahim içerisine sterilize su verilerek netleştirilir.

Histeroskopi ile konforlu bir biçimde rehabilitasyon edilebiliyor

Rahim içi çeperi ve rahim ağzında alana gelebilen poliplerin rehabilitasyonu “Histeroskopi” ismi verilen usulle ile basitlikle yapılır. Bu operasyon yerel ya da genel anestezi altında yapılır ve takribî 15-20 dakika sürer. Karın bölgesine kesi yapılmadan bir kamera ile girilir ve vajinal yolla rahme erişilerek polip kökü ile beraber çıkarılır. Bu sırada alınan parça tahlil emeliyle patolojik değerlendirmeye alınır. Yüksek bir oranda patoloji neticesine göre makûs mizaçlı bir rahatsızlık görülmez. Seyrek de olsa polipler tekerrür edebilir. Bu sebeple eş yakınmalar olursa bayan sıhhati mevzusunda bir uzmana tetkik olunmalıdır. Rastgele bir mesele olmasa da senelik jinekolojik hakimiyetlerin ehemmiyetli olduğu usta tutulmalıdır.Polip rehabilitasyonu, erken tanı ve doğru tasarılama sayesinde zaferle asıllaştırıldığında; adet kumpassızlığı, cinsel ilişki sonrası kanama ve sızı ile kısırlık gibi meseleler de ortadan kalkmaktadır.

Burun kaşıntısını hafife almayın

Burun kaşıntısını hafife almayın

Bedenimiz, rastgele bir şey yanlış gittiğinde muhtelif sinyaller yolluyor. Ama çoğunlukla bu sinyalleri görmezden geliyoruz. Oysa farkında olmadığımız bazı bulgular kanser bulgusu olabilir. İşte kanser hastalarının %90’ının görmezden geldiği, 6 erken kanser çeşidi bulgusu.

Ciltte doku gelişmesi

Neoplazma ismi verilen bu kitleler genellikle cilt veya meme kanseri bulgusudur. Göğüste veya koltuk altında kitle, yemek veya kozmetik alerjisiyle ilgili olmayan döküntüler, neoplazmanın ortasında sulu yara, doğum kiri gelişmesi veya biçiminin değişmesi gibi semptomlardan rastgele birisi varsa acilen hekiminize danışmalısınız.

Ani kilo kaybı

Mide kanserinin ilk bulgularından bir tanesi ani kilo kaybıdır. Ayrıca etten tiksinme, erken doyma, kansızlık, bağırsak hareketlerinde problemler gibi farklılıklar da mide kanserine işaret ediyor olabilir.

Geçmeyen öksürük

Uzun süreli öksürük akciğer kanserinin ilk bulgularından bir tanesidir. Akciğer kanserinin değişik bulguları arasında iştah, kilo kaybı ile ilerlemesi gidişatında öksürürken kan gelmesi ve soluk darlığı da yer alır.

Ciltte kaşıntı

Ciltte döküntüler her zaman urlarla ilgili değildir ancak muayenehane deneyimler aralarında bir irtibat olduğunu gösteriyor. Burun deliklerinde kaşıntılar ise beyin kanserine neden oluyor.

Aralıksız boğaz sızısı

Uzun süren boğaz sızısı gırtlak kanseri bulgusu olabilir. Bununla beraber soluk almada, yutmada eforluk, seste boğukluk ve ağız kokusu gibi bulgular da mevzubahisi ise acilen hekime danışmalısınız.

Meme kanserine karşı tedbirinizi alın

Meme kanserine karşı tedbirinizi alın

Meme kanseri bayanlarda en sık görülen kanserdir ve bayanlarda kanserden vefat sebeplerinde ikinci sıradadır. Tüm dünyada senede bir milyonu aşan rakamda bayanda bu tanı konmaktadır ve yeniden senede 400.000’i aşan rakamda vefata neden olmaktadır.

Okan Üniversitesi Sağlık Kurumu Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Abut Kebudi, ”Meme kanseri görülme sıklığı yaşla birlikte çoğalmaktadır. Olguların dörtte 3’ü menopoz sonrası yarıyıldadır. Böylesine ehemmiyetli ve sık görülen bir hastalıkla gayrette emel, bu hastalığın görülme sıklığını eksiltmeye çalışmak ve bu hastalığın büyüdüğü olgularda da hastalığı muhtemel olduğu kadar erken düzeyde tutmaktır.

Bu emeli reelleştirmek için, bu hastalığa tutulma açısından tehlike etkenleri üzerinde çalışılmaktadır. Meme kanserlerinin ancak % 5- 10’u genetik yapıdan kaynaklanmaktadır. Bu mevzuda tanımlanmış bazı genler vardır ve çalışmalar giderek ilerlemektedir. Özellikle birinci derecede yakınlarında meme veya yumurtalık kanseri olanlarda bu testlerin yapılmasında tehlikeyi tanımlamak açısından bereket vardır” biçiminde konuştu.

Kimler tehlike grubunda

Meme kanseri büyümesi açısında tehlikeli şahıslar muhtelif çalışmalarla tanımlanmaya çalışılmaktadır. Bu mevzuda bireyin yaşı, aile geçmişi, daha evvelden meme biyopsisi yapılmış olup olmadığı, yapılmışsa tehlikeli olabilecek patolojilerin saptanmış olması, ilk adet yaşı, menopoza girdiği yaş, ilk canlı doğumu yaptığı yaş, ırkı gibi bilgilerden hareketle şahısta 5 senelik ve ömür boyu meme kanseri geliştirme tehlikeyi hipotez edilebilmektedir.

Ayrıca meme kanseri kilolu özellikle menopoz sonrası bireylerde daha çok, spor yapan bireylerde de daha az sıklıkta görülmektedir.

Prof. Dr. Kebudi, ”Genetik yapımızı değiştiremesek de, hayat şeklimizi tertip ederek genel olarak kanserden korunmak veya tehlikeyi eksiltmek olasıdır. Bu noktada kumpaslı spor yapmak, stresle başa çıkabilmek, beslenmemize dikkat etmek, sigara içmemek gibi tedbirler ehemmiyetlidir.

Meme kanserinin batı cemiyetlerinde neredeyse 7 bayanda bir görülüyor olması, erken tanının ehemmiyetini çoğaldırmaktadır. Erken tanı ile hastalıktan büyük miktarda kurtulmak veya az hasar görmek olasıdır. Ayrıca erken tanı konulduğunda uygulanacak rehabilitasyonlar cerrahi ve onkolojik ek rehabilitasyonlar de daha hudutlu olmakta ve daha iyi kozmetik neticeler mevzubahisi olmaktadır” söylemesini yaptı.

Meme kanserine karşı öneriler

– Her bayan 20 yaşından itibaren ayda bir ömür boyukendiliğindene meme tetkiki yapmalıdır.

– 20- 40 yaş arası üç senede bir hiç şikayeti olmasa da! meme hastalıkları mevzusunda tecrübeli bir cerraha tetkike gitmelidir.

– 40 yaşından itibaren senede bir ömür boyu meme hastalıkları mevzusunda tecrübeli bir cerraha tetkike gitmelidir.

– 40- 49 yaş arasında şahıs tehlikeli bir vaziyette değilse iki senede bir, tehlikeli ise senede bir mamografi sürükletmelidir.

– 50 yaşından itibaren ise, senede bir bazı görüşlere göre hastanın tehlike gidişatına göre 2 senede bir mamografi sürükletilmelidir.

– Şuurlu davranarak meme kanserine tutulma olasılığımızı eksiltmek veya bu hastalıktan gelecek hasarı en az rehabilitasyon ile eksiltmek muhtemel olabilmektedir.

Uyku ile doğru sandığımız yanlışlarımız

Uyku ile doğru sandığımız yanlışlarımız

Nitelikli bir uyku bizi güne hazırlayan bir yenilenme yarıyılı olmasının ötesinde, beynimizin ve vücudumuzun cingözken yapamadığı işlevleri yerine getirmesini de sağlıyor. Uykunun yeterli ve nitelikli olması hem daha sıhhatli olmamız, hem de gündüz kendimizi daha iyi sezmemiz için çok ehemmiyetli. Ancak cemiyette uyku ile alakalı doğru sanılan yanılgılı bilgiler sebebiyle yapılan yanlışlar, uykusuzluk ve gündüz fazla uyku gibi bir hayli uyku bozukluğuna yol açarken, aynı zamanda tanı ile rehabilitasyonun da gecikmesine neden olabiliyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Sağlık Kurumu Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Aksu cemiyette senelerdir kulaktan kulağa dağılan ve doğru sanılan yanlış bilgileri anlattı, ehemmiyetli tekliflerde bulundu.

Sıhhatli uyku en az 8 saat olmalı

Doğrusu: Cemiyette en çok inanılan yanılgılı bilgilerden biri. Sanılanın aksine, sıhhatli uyku süresi şahıstan bireye değişiyor. Bu zamanın genlerimizde tanımlanmış olduğuna işaret eden Prof. Dr. Murat Aksu laflarına şöyle devam ediyor: “Bu vakti değiştirmemiz çok muhtemel değil. Bununla beraber, şayet gece uykusu sıhhatsizse, misalin sık dağılınıyorsa, şüphesiz yatakta geçirilen toplam müddet uzayacaktır. Bu da bir uyku bozukluğunun bulgusudur.” dedi.

Akşam meşrubatım bir fincan kahve uykumu yasaklamaz

Doğrusu: Kahve ve çayda bulunan maddeler uykuyu başlatan beyin hücrelerinde negatif tesir oluşturuyor ve uykuya geçişimizi güçleştiriyorlar. Bu gidişat şahsi değişiklik gösterse de genel olarak, kahve, çay, enerji meşrubatları ve kafein kapsayan değişik maddelerin uykuyu bozan tesirleri 6 saate kadar uzayabiliyor. Başka Bir Deyişle öğleden sonra içilen koyu kahve veya çay, gece uykuya dalmayı güçleştirebiliyor.

Az yatmak daha iyidir

Doğrusu: Az yatmak, beynimizin yalnızca uykuda yapabildiği bazı işlevleri gerçekleştirmesini yasaklıyor. Misalin bazı bilme ve hafıza işlevleri için uyku koşul. Az yatmak bu hafıza işlevlerinin yerine getirilmesini önlüyor. Bunun sonucunda da daha güç bilir ve anlar hale geliniyor. Yeniden bunun gibi bazı metabolik faaliyetlerin ve iştah tertip etmesinin sağlanması için de sıhhatli bir uyku-açıkgözlük döngüsü çok ehemmiyetli. İşte bütün de bu sebeple beceriksiz yatmak kilo alımıyla sonuçlanıyor.

Uyku Apne Belirtiyi fazla kilolu bireylerin hastalığıdır

Doğrusu: Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Aksu cemiyetteki yaygın inanışın aksine Uyku Apne Belirtiyi’nun hakikatinde her yaşta ve her kiloda görülebildiğini belirterek, “İlerlemiş Uyku Apne Belirtiyi’nda hastalar çoğunlukla kilolu oluyorlar ama bu hastalığın bir neticeyidir. Başka Bir Deyişle kilolu oldukları için hasta değillerdir; aksine hastalandıkları için kilo almış oluyorlar” diyor.

Her uyku hastalığının tanısı için uyku testi koşul

Doğrusu: Uyku testi de denilen polisomnografi uyku hastalıklarının tanısında en sık kullanılan bir laboratuvar usulü. “Ancak bu test, her uyku hastalığının tanısı için koşul değildir” söylemesinde bulunan Prof. Dr. Murat Aksu laflarına şöyle devam ediyor: “Uyku hastalıklarının tanısı, tüm değişik hastalıklarda olduğu gibi hastanın şikayetlerinin anlaşılması, tetkik edilmesi ve lüzumlu gidişatlarda uyku testi ile değişik laboratuvar muayenelerinin yapılmasıyla konuyor. Başka Bir Deyişle uyku testi, ehemmiyetli bir tanı usulüdür ama her uyku hastalığının tanısı için lüzumlu bir test değildir.” dedi.

Gece yatamadığım için gündüz yatmalıyım

Doğrusu: Bu netlikle yanlış bir bilgi. Hakikatinde insan beyni gece uyku, gündüz açıkgözlük için hazırdır. Gece yatamayan bir şahsın, gündüz yatması bir sonraki geceyi yeniden uykulu geçirmesine neden oluyor.

Gece geç uyursam sabah geç kalkmalıyım

Doğrusu: Sıhhatli uyku için en ehemmiyetli koşullardan biri, kalkma saatini muhtemel olduğunca değişmezlemek. Dolayısıyla gece kaçta uyunursa uyunsun sabah aynı saatte kalkmalı. Hatta hafta sonu-hafta içi, iş günü-tatil günü fark etmeksizin sabahları aynı saatte yataktan kalkmak, sonraki gece, uykunun sıhhatli olması için en ehemmiyetli kaideyi oluşturuyor.

Uyumadan evvel ne kadar yorulursam, o kadar basit yatarım

Doğrusu: Sanılanın aksine yatağa ne kadar bitkin girersek uykuya dalmamız o kadar güçleşiyor. Bu sebeple, uyuma saatinden birkaç saat evveline kadar olan yarıyılda, ağır fiziksel etkinlik gerektiren işleri yapmamalı, bu saatlerde spordan ve değişik fiziksel etkinliklerden uzak durmalı. Yatağa dinlenmiş olarak girmek uykuya dalmayı basitleştirecektir.

Yatakta kitap okumak, televizyon izlemek uykuya dalmayı basitleştirir

Doğrusu: Yatakta kitap okumak, televizyon izlemek, telefon veya bilgisayarda zaman geçirmek sanılanın bütün aksine uykuya dalmayı güçleştiriyor. Bu cins etkinlikleri, yatak dışında, hatta muhtemelse başka bir odada hakikatleştirmek ve yatağı uyku için kullanmak gerekiyor. Hakikatinde bunun bütün tersi de geçerli. Başka Bir Deyişle yatak dışında yatmak, uyuklamak da sıhhatli uykuyu bozan bir etmen.

Otizmde doğru ve tesirli eğitim yolu

23 Aralık 2019 Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Otizmde doğru ve tesirli eğitim yolu

Bilimsel araştırmalar, erken tanı ve doğru bir eğitim usulü ile yoğun olarak eğitim alan çocukların takribî yüzde ellisinde otizmin bulguları hakimiyet altına alınabildiğini, gelişim sağlanabildiğini, hatta bazı otizmli çocukların ergenlik yaşına geldiklerinde değişik dostlarından farkı kalmadığını göstermektedir.

otizm

Otizmde doğru ve tesirli eğitim nasıl olmalı

– Eğitim olabildiğince erken başlamalıdır. Günümüzde 18 aydan itibaren otizm tanısı koyulabilmektedir. O sebeple eğitime, çocuğa otizm tanısı koyulur koyulmaz başlamak gerekir. Özellikle 3-5 yaş arası otizmli çocuklar için eğitimin ehemmiyeti çok büyüktür.

– Eğitim çocuğun fertsel özelliklerine ve lüzumlarına uygun olmalıdır.

– Eğitim yoğun olmalıdır. Otizmli çocukların haftada en az 30 saati bulan yoğun bir eğitim almaları sağlanmalıdır.

– Eğitim devamlı olmalıdır. Devamlılık, muhtemelse haftada yedi gün senede 12 ay anlamına gelmektedir.

– Eğitimde özel bir müfredat kullanılmalıdır.

– Eğitimin içeriği otizmde görülen noksanlıkları iyileştirmeye müteveccih olmalıdır.

– Eğitimde kesinlikle bilimsel yardımlı tekniklere yer verilmedir.

– Otizmli çocuklarda öncelikle birebir eğitim sonrasında, ufak grup ve büyük grup eğitim biçiminde ilerlemelidir.

Dikkat! El titremesini umursayın

21 Aralık 2019 Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Dikkat! El titremesini umursayın

Bedenin farklı bölgelerinde görülebilen titreme, bedende birbirine ters çalışan adalelerdeki kasılmalar neticeyi ortaya çıkan istemsiz hareket bozukluğudur. Titreme bedende en çok eller ve kollarda görülüyor. Fazla kafein tüketimi, stres ve bitkinliğin titremelere neden olabileceğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Nöroloji Kısmı Direktörü Prof. Dr. Yaşar Kütükçü, “Bunların dışında tiroid hastalıkları, şeker düşmesi, vitamin yetersizlikleri gibi öbür sistemik ve metabolik hastalıklar, beslenme bozuklukları, nörolojik hastalıklar ve parkinson da titremelere neden olabilir” dedi.

Bitkinlik, stres, fazla egzersiz veya nikotin titremelere neden olurken, kimi zaman da titremeler hastalık habercisi olabiliyor.Titremenin sebebinin kesinlikle incelenmesi gerektiğini söyleyen Dr. Yaşar Kütükçü, “Ancak esansiyel tremor dediğimiz ve sebebini bütün olarak öğrenmediğimiz bu titremede ise titremeye müteveccih kullanılan ve titremeyi eksiltecek ilaçlar vardır” dedi.

titreme

Beslenme bozuklukları el titremesine neden olabiliyor

Tiroid hastalıkları, şeker düşmesi, vitamin yetersizlikleri gibi sistemik ve metabolik hastalıkların da el titremelerine neden olabildiğini söyleyen Dr. Kütükçü, “Bunun dışında tremorlar başka bir nörolojik hastalığın bulguları olarak karşımıza çıkabilir. Bu sebeple kesintisiz titremesi olan hastalar çok geç kalmadan kesinlikle bir nöroloğa tetkik olmalı” dedi. Kütükçü, “Bunun dışında parkinson hastalığı, polinöropatiler, distoni, beyincik hastalıkları, beyin damar hastalıkları, travmalar, metabolik hastalıklar, beslenme bozuklukları, ilaç ve zehirli maddeler de titremelere neden olabiliyor” söylemesinde bulundu.

titreme

Yaş ilerledikçe titreme çoğalır

Esansiyel tremorun sebebinin bütün olarak belirsiz, genellikle titreme dışında başka nörolojik belirti olmayan ve cemiyette oldukça sık görülen bir titreme tipi olduğunu söyleyen Dr. Kütükçü, “Genellikle ellerde ve başta görülür. Daha az olarak da ayaklarda ve hatta konuşurken seste tremor olabilir. Görülme sıklığı oldukça fazladır ve yaş ilerledikçe görülme sıklığı çoğalır. Türkiye’de 50 yaş üstü cemiyette takribî yüzde 5 oranında görülüyor” dedi.

El titremesi rehabilitasyonu için geç kalınmamalı

Daha çok ellerin kullanılırken ve iş yaparken titremenin ortaya çıktığının altını çizen Dr. Kütükçü, “Yemek yerken, çay ve kahve içerken, yazı yazarken, bir şey taşırken ortaya çıkıyor. Kollar ve eller muhakkak pozisyonlara gelince titreme daha çok aşikarlaşabiliyor. Bu hastalığın ehemmiyetli özelliklerinden birisi de hastaların yarısından çoğunda genetik özellik olmasıdır” dedi. Başlangıçta hafif olan titremelerin seneler içinde giderek besbellileşebildiğini söyleyen Prof. Kütükçü, “Hastalar titreme sebebiyle bir özürlülük yaşamadığı sürece doktora müracaat etmiyor ancak rehabilitasyon için çok geç kalınmamalı” biçiminde konuştu.

titreme

Her titreme Parkinson değildir

İnsanların çoğunun titreme başladıktan sonra Parkinson hastalığı evhamı ile hekime müracaat ettiğini söyleyen Dr. Kütükçü, “Titreme Parkinson hastalığında ehemmiyetlidir ancak yalnızca titreme ile Parkinson hastalığı tanısı konulması olası değil. Parkinson hastalığında titremenin yanı gizeme hareketlerde yavaşlama, adalelerde sertlik, yürüme ve denge bozuklukları gibi ek bulgularla izler. Bunların dışında hareketle alakalı olmayan bir hayli belirti eşlik edebilir.Bu sebeple kesinlikle bir nöroloğun tetkik ve fikri alınmalı, gerekirse ayırıcı tanılar ve sebeplerine müteveccih muayeneler yapılmalı” söylemesinde bulundu.

Suratınızda aniden başlayan sızılara dikkat

14 Aralık 2019 Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Suratınızda aniden başlayan sızılara dikkat

Yoksa sizin de mi suratınız elektrikleniyor? Karıncalar dolaşıyor ya da durmaksızın hançer saplanıyor gibi mi seziyorsunuz? Zaman zaman suratınızdaki oluşan bu gidişattan şikayet ediyor ve üstelik 40 yaşın üzerindeyseniz meseleyi azıcık daha ciddiye almanız gerekiyor. Çoğu zaman umursamadığımız surat sızılarının sebebi “trigeminal nevralji” olabilir. Acıbadem Atakent Sağlık Kurumu Beyin ve Asap Cerrahisi Uzmanı Dr. Gülşah Öztürk, hastaların ani başlayan bu sızılarda yanlış tanı sebebiyle zaman kaybettiğini, hatta sızı sebebiyle dişlerin çekilmesi gibi afaki harekâtlara maruz kalabildiğine işaret ediyor.

Yalnızca göz etrafı, bazen burun seviyeyi, bazen de çenemizde ya da tüm surat da şiddetli çakmalar biçiminde surat sızısı tecrübelemiş olabiliriz. Çoğu zaman umursamadığımız bu vaziyetin altında, nörolojik hastalıklardan, kulak, göz, diş meselelerine adale iskelet sistemi rahatsızlıklarından, psikolojik sebeplere kadar pek çok faktör bulunuyor. En sık görülen sebeplerinin başında ise nörolojik bir mesele olan trigeminal nevralji geliyor.

Suratın hissiyatını sağlayan 3 başlı asap trigeminal asap olarak belirleniyor ve bu asabın his aldığı surat bölgelerindeki sızılı gidişata trigeminal nevralji sınıyor. Op. Dr. Öztürk, sızının, surata hafif bir değmeden tıraş olmaya, diş fırçalamadan burun silmeye kadar yevmiye rutinlerle dahi tetiklenebileceğini söylüyor. Bununla beraber sıcak ya da soğuk akışkan içme, hafif bir rüzgara maruz kalma, makyaj yapma, gülme veya konuşma sırasında da sızı ortaya çıkabiliyor.

Trigeminal nevralji, sıklıkla diş sızısı ile karıştırılıyor. Bu sebeple geçmeyen diş sızıları biçiminde uzun müddet diş rehabilitasyonu alıp fayda görmemiş hasta grupları da bulunuyor. Dolayısıyla diş rehabilitasyonu sonrası bile devam eden sızılarda kesinlikle nöroloji ya da beyin ve asap cerrahisi doktoruna müracaat etilmesi öneriliyor.

yüzde ani ağrı

Bayanlarda iki kat daha sık

Suratımızdaki hissiyatı sağlayan trigeminal asabın rastgele bir sebeple tahriş olması neticeyi trigeminal nevralji oluşuyor. Sıklıkla bu tahribatın sebebi sağlam asabın etrafındaki sağlam damarsal yapılarla olan ilişkisinden kaynaklanıyor. Trigeminal nevraljinin öbür nedenleri arasında ise o bölgede bulunun bir urun asaba basısı veya multiple skleroz geliyor. Bazen göz etrafında uçuk virüsü kaynaklı olan zona hastalığı geçirenlerde, surat travması, diş ya da çene rehabilitasyonu sırasında bu asaptaki rastgele bir zarar sonrasında da trigeminal nevralji ile karşılaşılıyor.

Her ne kadar ismi çok fazla dinlenmemiş bir meseleymiş gibi görünse de, dünyada her sene takribî 150 bin yeni hasta trigeminal nevralji tanısı alıyor. Ve bunların yüzde 90’ı 40 yaş üzerindeki şahıslarda ortaya çıkıyor. Bayanlarda erkeklere oranla 2 kat daha sık görülüyor.

yüzde ani ağrı

Rehabilitasyon biçimini hastanın gidişatı tanımlıyor

Görüldüğü gibi trigeminal nevralji tanı koyma açısından detaylı değerlendirilmesi gereken bir hastalık. Yurtdışında ehemmiyetli merkezlerce önerilen tanı koyma testi ile bu süreç daha sıhhatli bir biçimde idarenebiliyor. Ardından tanıya dayanakçı olarak Beyin MR görüntülemesi isteniyor. Doğru tanı sonrası ilaç ya da cerrahi rehabilitasyon kararı verilerek rehabilitasyona devam ettiklerini belirten Op. Dr. Öztürk, laflarına şöyle devam etti: “Tip 1 grup olarak ayırdığımız nevralji grubu ilaç rehabilitasyonuna iyi cevap verirken bazı vaziyetlerde ilaç yan tesiriyle karşılaşıldığında ya da uzun müddet ilaç kullanım sonrası fayda eksildiğinde cerrahi usullerin düşünülmesi gerekiyor. Cerrahi rehabilitasyon kapsamında, sarih cerrahi, kapalı yakma harekâtı, beyin simülasyonu ve ışın rehabilitasyonundan hasta için en doğru olan uygulanıyor”. Her hasta kendi içerisinde özelliklerine göre değerlendirilip bu alternatiflere karar veriliyor.

Trigeminal nevralji rehabilitasyon alternatiflerinin hiçbiri hastalığı tamamen ortadan kaldırmazken, yapılan rehabilitasyonun çeşidine göre iyi olma hali süresi uzuyor. Op. Dr. Öztürk, ilaç rehabilitasyonunun sızı olduğu sürece ömür boyu devam edilmesi gerektiğini belirtiyor.

yüzdeki ani ağrı

Siz hangi gruptansınız

Trigeminal nevraljiyi TN değişik sınıflandırma biçimleri bulunuyor. Aktüel olan sınıflandırmaya göre ani başlayan TN ilk olarak 2 büyük gruba ufalıyor:

Tip 1

Bu grupta hiçbir neden yokken aniden başlayan sızı, çoğunlukla belirli aralıklarla yineliyor. Elektrik çarpar ya da şimşek çakar stilde sezilen sızı, yalnızca değmekle dahi tetiklenebiliyor. Hastanın sızısız yarıyılları da bulunuyor. Bu grup genel olarak ilaç rehabilitasyonuna cevap veriyor.

Tip 2

Ani başlayan sızı çoğunlukla sızlama stilinde, künt ve yanıcı biçimde seziliyor. Bu hastaların sızısız yarıyılı olmuyor ve esasta ilaç rehabilitasyonuna cevap alınamıyor.

Trigeminal nöropatik sızı

Kaza neticeyi surat travması ile ya da diş ve ağız operasyonları sırasında yanlışlıkla asabın dallarına zarar verilmesi ve ya damar tıkanıklığı sonrası trigeminal sistemde zarar gelişimi neticeyi oluşan sızılar bu grupta yer alıyor.

Semptomatik

Multiple skleroz hastalığı olanlar, ur, damar yumağı veya damarda baloncuk sebebiyle sızı ortaya çıkan şahıslar bu grupta yer alıyor.

Postherpetik

Göz etrafında zona geçirmiş hasta gruplarında görülebilen sızı cinsini oluşturuyor.

Deaferantasyon sızı nestezi doloroza

Yapılan surat sızısı rehabilitasyonları sonrası büyüyebilen ciddi sızılar bu grup içinde yer alıyor.

Atipik surat sızısı

Bedenin bir hayli yerinde olan sızı ile surat sızısı olan hastalar bu grup içinde değerlerdiriliyor.

Page 1 of 21 2