Islak ayaklar ve mayo mantara neden oluyor

Islak ayaklar ve mayo mantara neden oluyor

Yazın sıcaklarından sıkılanların ilk adresi havuz ya da deniz oluyor. Ferahlamak için seçim edilen havuzlar ise çoğu zaman mikropların üremesi ve taşınmasında başrolü üstleniyor. Tatil mekanlarının ve beldelerinin kalabalıklaşmasıyla çoğalan yaz enfeksiyonlarından korunmak için Medical Park Bahçelievler Sağlık Kurumu Enfeksiyon Hastalıkları ve Muayenehane Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Ahmet Cem Dayanakçı ehemmiyetli bilgiler verdi.

Sıcak ve nem ile beraber lekeli havuz ve denizlerde basitlikle üreyen ve dağılabilen mikroplar ishal, bulantı, kusma, hepatit, karahumma gibi sindirim sistemi hastalıklarına neden olabileceği gibi göz, kulak enfeksiyonları ile cildimizi etkileyen mantar hastalıklarına da neden olabilmektedir. Dr. Dayanakçı, özellikle havuzların mantar enfeksiyonlarının dağılmasına uygun civarlar olduğunu belirterek, korunma usulleri hakkında şu bilgileri verdi:

”Yüzme havuzlarından kaynaklı hastalıkların başında, ağız yoluyla alınan bakteriyel, paraziter ve viral faktörlerin neden olduğu bulantı, kusma, ishalin eşlik ettiği sindirim sistemi infeksiyonları gelmektedir. Bununla birlikte cilt, kulak, göz ve solunum sistemi infeksiyonları da sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Özellikle ayak ve kasık gölgesini hoşlanan mantar hastalılarında en sık yakınma kaşıntıdır. Mantarlar yüzme havuzlarından şahıstan şahsa, temas yoluyla geçebileceği gibi klorun ve nemin sağlamış olduğu civar sayesinde de baskın hale gelip enfeksiyona yol açabilirler”

İlk bulgusu kızarıklık ve hassasiyet

Mantar enfeksiyonları ciltte şiddetli kaşıntı, kızarıklık ve hassasiyet ile karşımıza çıkar. Kadın genital bölgede büyüyen mantar enfeksiyonlarında kaşıntıya bağlı tende ufak kanama alanları, sızı ve beyaz renkli, kokusuz, süt kesiği kıvamında akıntı da eşlik edebilir.

Hamileler ve şeker hastaları daha çok tehlike altında

Mantar enfeksiyonları hamilelerde, şeker hastalığı olanlarda, antibiyotik kullananlarda ve bağışıklık sistemi cılız bireylerde basitlikle görülebilir. Bununla beraber uygun tedbirler almayanlarda ciltte natürel olarak bulunan mantarlar basitlikle baskın hale gelip enfeksiyona neden olabilirler.

Mantarı ayaklandırmayın

Devamlı haraket halindeyiz, ayaklarımız bizleri taşıyan bizlere hareket hüneri sağlayan en ehemmiyetli uzuvlarımızdan. Dolayısı ile farkında olmadan sadece bizi değil adımladığımız her noktadaki bakteri, mantar ve eşi organizamaları da taşıyor. Özellikle ayak mantarları bireyler arasında basitlikle dağılabilirler. Islak ve nemli civarda rahatlıkla canlılığını gözetebilen bu organizmlar temas yoluyla bulaşıp hastalığa neden olabilirler. Pak, duru olmayan ve hijyen kaidelerine uyulmayan havuzlarda mantar enfeksiyonları sıklıkla bulaşabilmektedir. Mantar hastalığının önlenmesi havuza girmeden evvel ayakların özel antiseptik solüsyonlara daldırılarak dezenfekte edilmesi ve mantar enfeksiyonu olanların havuza girmemesi önerilir.

Islak mayo mantara davetiye çıkarıyor

Mantarlar nemi ve sıcağı çok beğenirler. Klorun tesiriyle ciltte natürel olarak bulunan bakterilerin eksilmesiyle beraber baskın hale gelen mantarlar enfeksiyonunun büyümesini basitleştirir. Bunun yanında mayo ve eşi sentetik ve sıkı giysiler de eş sebeplerle mantarların üremesini basitleştirir. Bu sebeple ıslak mayo ile kalınmaması, sentetik giysiler yerine pamuklu çamaşırların seçim edilmesi gerekir.

Deniz daha tehlikesiz

Deniz suyu mantarlar için natürel dezenfektan vazifeyi göreceğinden mantar bulaşması ya da oluşması çok düşüktür. Bu surattan pakliğinden emin olunmayan havuzların yerine denizin seçim edilmesi gerekmektedir.

Rehabilitasyonu 1 – 2 gün sürer

Duyarlı ciltler, metabolik yapımız, bağışıklık sistemimiz rehabilitasyonun teşhis veya rehabilitasyon sürecini uzatabilir. Özellikle vajinal mantar rehabilitasyonunda kremler ve fitiller çoğu defa yeterli olabilirken bazı gidişatlarda oral rehabilitasyonlar da verilebilmektedir. Rehabilitasyona cevap 1-2 günde ortaya çıkmakta, bazı gidişatlarda 7 güne kadar uzayabilmektedir. %80-90 oranında rehabilitasyon zaferi sağlanabilmektedir. Rehabilitasyon sürecinde nemden sakınılmalı, sentetik giysiler yerine pamuklular seçim edilmeli, ayaklar devamlı kuru yakalanmalı.

Yutkunurken zorlanmanın nedenleri

Yutkunurken zorlanmanın nedenleri

Yemek yemek yaşamımın en ehemmiyetli rutini ve gereksinimi arasında yer alıyor. Ancak bir rahatsızlığınız olduğunu ve bunun yemek yemenizi güçleştirdiğini, kimi zaman bir eziyete çevirdiğini düşünün… Avrasya Sağlık Kurumu K.B.B Uzmanı Koray Cengiz, yutma güçlüğü olarak öğrenilen disfaji hakkında öğrenilmesi gerekenleri anlatıyor.

Yutma eforluğu disfaji

Alınan besin ve meşrubatların ağızdan mideye inerken bayağıdan daha fazla zaman ve mücadele gerektirmesi vaziyetine disfaji ya da öğrenilen ismiyle yutkunma güçlüğü denir. Hatta bazı gidişatlarda yutkunma eforluğuna sızı da eşlik eder. İleri aşamalarda ise besin ve meşrubatları yutmak ihtimalsiz hale gelebilir. Genellikle gıdalar çok süratli veya yeterince çiğnenmemesi gidişatında görülen yutma eforluğu kalıcı hale geldiğinde kesinlikle tıbbi olarak rehabilitasyon edilmelidir. Her yaşta görülen yutma güçlüğü daha çok yaşlılarda görülmektedir.

yutm güçlüğü

Disfajinin ortaya çıkma nedenleri

Yutma faaliyetlerine katılan uzuvların; enfeksiyon, tümöral, metabolik, nörolojik, doğumsal ve diğer sebeplerle işlevlerinin bozulmasıyla yutma eforluğu ortaya çıkabilir. Bunun
dışında;

– Bademcikler şişmiş ve yemek borusu çok daralmış ise yutmada kasvet olur.

– Yemek borusunun adalelerinde görülen cılızlık da yutma eforluğuna neden olur.

– Barret özofagus rahatsızlığı yutma eforluğu ve takılma hissi ile kendini gösterir.

– Yemek borusunda görülen irinler disfajinin sebebi olabilir.

– Bazı adale hastalıklarına bağlı Guillain Barre belirtiyi gibi bir gidişat sebebi ile yutma eforluğu olabilir.

– Bazı alerjik sebeplere bağlı yutma eforluğu ve boğazda takılma hissi oluşabilir.

– Bazı mide hastalıkları sebebi ile yutma eforluğu ve boğazda takılma hissi görülebilir.

– En kritik nedeni ise yutma eyleminin geçiş bölgesinde görülen urlardır. Katıgıdalarda kendini gösteren tümor, ilerledikçe akışkan yiyeceklerin harcanmasını da güçleştirir.

Bu bulgular disfajiyi ele veriyor

– Yutma esnasında sızı oluşması

– Ağızda tükürük çoğalışı

– Gıdaların boğaza takılma hissi

– Midede ekşime

– Boğaz ve göğüste rahatsızlık hissi

– Gıdaların geri gelmesi

– Besin ve mide asidinin boğazda birikmesi

– Ani görülen kilo kayıpları bu bulgular arasında sayılabilir.

Bebek ve çocuklarda görülen disfajinin bulguları

– Emzirme ve yemek yeme sırasında dikkat beceriksizliği

– Yemek yemeği yalanlaması

– Yemek yerken ya da emerken görülen somurtkanlık

– Yemek yeme sırasında boğulur gibi olması, öksürmesi, kusması

– Kilo alma ve gelişmede yavaşlama vb.

Teşhis koyulması

Kendisinde veya çocuğunda yutma eforluğu olduğunu gözlemleyen bir bireyin kesinlikle gastroentroloji, KBB veya genel cerrahi uzmanına müracaat etmesi gerekir. Yutma eforluğu veya
boğazda takılma hissi tanısı için gereken kan testleri, endoskopik gastroskopi muayeneyi, baryumlu röntgen, muayenehane tetkik, hastanın hikayesi gibi usuller ile yutma eforluğunun
sebebi tespit edilmeye çalışılır. Şayet hekim ur veya kanserden şüpheleniyorsa onkolojik değerlendirmeler gerekir.

Rehabilitasyon sürecinde yaşananlar

Hastalığın seviyesine ve hastanın vaziyetine göre farklılık gösteren rehabilitasyon sürecinde değişik usuller uygulanır. Şayet beyne bağlı bir nedenden dolayı yutma eforluğu görülüyorsa bunu rehabilitasyon etmek çok muhtemel değildir. Zira felçli adalelerin tekerrür etkin hale gelmesi güçtür. Bu hastalarda mide karın duvarı ile ağızlaştırılarak bu kapıdan hastanın beslenmesi sağlanır.

Şayet enfeksiyon nedeniyle ortaya çıkan disfaji ise antibiyotikler, ağız ve boğaz antiseptik gargara ve spreyleri kullanılabilir. Bademcik şişmesine bağlı yutma eforluğunun rehabilitasyonunda
bademciklerin şişmesine neden olan iltihabi vaziyetin rehabilitasyonu ya da bademciklerin cerrahi olarak alınması gibi rehabilitasyonlar uygulanır. Şayet adale hastalıklarına bağlı olarak ortaya çıkıyorsa fizik rehabilitasyon ile yutkunma eforluğunun önüne geçilebilir.

Uzmanından çocuklarda Rotavirüs ihtarı

Uzmanından çocuklarda Rotavirüs ihtarı

“Aşılama, şiddetli rotavirüs hastalığı sıklığı üzerinde ehemmiyetli derecede tesiri olabilecek tek hakimiyet usulüdür” diyen Çocuk Sıhhati Ve Hastalıkları Uzmanı, Neonatoloji Yenidoğan Uzmanı Doç.Dr. Aydın Erdemir, Rotavirüs hakkında ihtarda bulunurken, hastalık safhaları hakkında da bilgilendirdi.

Rotavirüs uyarısı ve bilgilendirmesi

Rotavirüs bulguları

Rotavirüs mikrobunun erken çocukluk yarıyılında şiddetli gastroenteritin en sıkgörülen nedeni olduğunu belirten Dr. Erdemir, virüsün bedene dağılma ve hastalık oluşturma sürecini şöyle söyledi: “İshal, kusma, seyrek ateş ileseyreder. Şiddetli su kaybına yol açarak vefata neden olabilmektedir. Belirtilervirüs bedene alındıktan 1-3 gün sonra ortaya çıkar. Genelde kış aylarında görülmektedir. Hastalık son derece bulaşıcıdır. Bulaşma, virüs bulaşmış eşyalara değme, ardından el ağız teması, hapşırık aksırık ile çevreye yayılanvirüsün solunum ile alınması, virüs bulaşmış yiyecek ve meşrubatların alınmasıile olabilmektedir. Sıklıkla mektep-anaokulu gibi toplu yaşanan yerlerde salgınlaraneden olmaktadır. Böyle salgınlardan korunmak için el devireme çok önemlidir.Virüs dışkıda 15 güne kadar atılabilmektedir. İshal vasati 6-7 gün devameder, dışkı sık ve çok suludur. Bu bulguları olan çocuklarda tanı dışkıörneğinin laboratuvarda araştırılması ile konur. Çocuk yine rotavirüse maruzkaldığında yine hasta olabilmekte ancak belirtiler daha hafif seyretmektedir.Anneden geçen antikorların gözeticiliği sebebi ile anne sütü ile beslenen bebeklerdaha az hastalanmaktadır”.

Rotavirüs uyarısı ve bilgilendirmesi

Rehabilitasyon süreci

Rehabilitasyonda anahedef, akışkan kaybını önlemek için ağızdan yeterli akışkan alınmasını sağlamanın ehemmiyetine dikkat sürükleyen Dr. Erdemir şu ihtarlarda bulundu:

“- Antibiyotik kullanılmamalıdır. Eczanelerdesatılan bazı akışkan elektrolit çözeltileri kullanılabilir.

– Rehabilitasyonda ishal durdurucu ilaçlar netlikle kullanılmamalıdır.

– Yoğurt, pirinçli yoğurt çorbaları, patates ve muz gibi ishale uygun gıda maddeleri, bebeklerde anne sütü ve şayet gerek görülürse özel ishal mamaları verebilir.

– Su kaybı olan vekusan hastalarda sağlık kurumuna yatırılarak damardan akışkan dayanağı yapılabilmektedir.

– Aşılama, şiddetli rotavirüs hastalığı sıklığı üzerinde ehemmiyetli derecede etkisiolabilecek tek hakimiyet usulüdür”.

Aşı mevzusunu ayrıntılandırma lüzumu paydan Dr. Erdemir, “Rotavirüs aşısının 1990’lı senelerde yan etkiolarak invajinasyon barsak düğümlenmesi yaptığı, fakat bunun daha çok 8 aydanbüyük çocuklarda görüldüğü tespit etilmiştir. Aşının en tesirli olduğu ve yan etkininen az olduğu yarıyılın ilk 6 ay olduğu görülmüştür. Bu yarıyılda yapılan aşılarınbarsak düğümlenmesine yol açmadığı ispatlanmıştır. Rotavirüs aşısı rutin olarakyapılan ülkelerde hastalığa bağlı sağlık kurumuna uyuyuşlar ve vefatlar ciddi oranda eksilmiştir. Aşıya ideal olarak 2. veya 3. ayda başlanmalıdır. En geç 3.5aylıkken ilk dozun yapılması önerilmektedir. Aşı ağız yolu ile uygulanmaktadır.Aşıdan sonra bebek hemen beslenebilir. Öteki aşılarla beraber yapılabilir. Aşı uygulandıktan sonra bebek kusarsa aşının yinelenmesine gerek yoktur. İçeride kalan ölçü gözeticilik için yeterlidir” diye konuştu.

Rotavirüs uyarısı ve bilgilendirmesi

İki çeşit aşı var

Dr. Erdemir, ayrıca aşı çeşitlerine de dikkat çekti ve “Ülkemizde Rotarix ve Rotateq diye 2 çeşit aşı bulunmaktadır. Rotarix 2 doz, Rotateq 3 dozolarak uygulanmaktadır. 1 ay veya 2 ay aralıklarla uygulanabilmektedirler.Seyrek aşı sonrası bulantı, kusma, burun akıntısı, öksürük, allerji gibi yanetkiler görülebilmektedir. Bağışıklık sisteminde doğuştan veya sonradan bozukluk olan, bağışıklık sistemini zayıflatan ilaç kullanan, ya da bağışıklıksisteminde problem olanlarla yakın temasta olanların aşıyı yaptırmamaları,evvelinde hekimleri ile görüşmeleri gerekmektedir” biçiminde konuştu.

Haşimato hastalığı süratli kilo alımına neden oluyor

18 Aralık 2019 Cinsel Sağlık

0 Yorumlar

Haşimato hastalığı süratli kilo alımına neden oluyor

Bağışıklık sisteminin troid bezine saldırarak yıkım etmesi sebebiyle oluşan Haşimato hastalığı hayat niteliğini düşürürken, troid hormonunun az çalışmasına neden olarak hkişinin süratli kilo almasına, nedensiz bitkinliğe ve bunalıma uzanan neticeler doğuruyor. İzmir Üniversitesi Sağlık Kurumu Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Muammer Karadeniz, cemiyetin takribî yüzde 10’luk kesiminde görülen hastalığın devamlı takip edilmesi gerektiğini belirtti. Hastalık hakkında ehemmiyetli bilgiler veren Dr.Karadeniz, “Haşimato hastalığı bedenin bağışıklık sisteminin antikorlar üreterek troid hücrelerine aldırması neticeyi doğar. Bu gidişat emin bir müddet sonra troid bezinin yıkım olmasına yol açar. Haşimato hastalığı metabolizmayı yavaşlatır. Bu sebeple halsizlik, bitkinlik, ciltte ve saçlarda müesseseye, ani hiddetlenme, kilo alma, bedende ödem, adet kumpassızlığı gibi semptomlarla kendini gösterir” dedi.

Rehabilitasyonu muhtemel

Doç. Dr. Muammer Karadeniz hastalığın rehabilitasyon sürecinden bahsederek şunları kaydoldu: “Haşimato rehabilitasyonu olan bir hastalıktır. Eksilen hormonları yerine koyma usulüyle rehabilitasyon ediyoruz. Troid hormonları olan T3 ve T4 ile TSH salgısı seviyesini izliyoruz. TSH kıymeti 1,5 ila 2,5 arasında olmalıdır. Aşırısı kemik erimesine, kalp-damar hastalıklarına veya hipertansiyona yol açabiliyor. Dolayısıyla hastaların emin aralıklarla tetkik edilmesi gerekiyor. Ailesinde troid hastalığı geçmişi olan, Tip1 diyabet ve böbrek üstü bezi yetmezliği olan bireyler tehlike altındadır.”

İlaçların doğru kullanılması koşul

Haşimato hastalarının dikkat etmesi gereken hususları aktaran Doç.Dr. Muammer Karadeniz “Haşimato hastalığı ultrasonografi ile teşhis edilebilir. Tespit edilen nodüllerin iyi mizaçlı olup olmadığını kavramak için ultrasonografi altında iğne biyopsisi yapılması gerekebilir. Troid ilaçları aç karna ve az su ile alınmalıdır. Kalsiyum, demir ilaçları en az dört saat sonra kullanılmalıdır. Hastalığın ilk yarıyıllarında özellikle iyotsuz tuz kullanılmasını öneriyoruz. Hamilelik tasarılamasından en az üç ay evvel troid gidişatı uzman doktorlarca hakimiyet edilmeli ve TSH seviyesinin 2,5’un altında olması gerekmektedir” dedi.

Ergenlikte kullanılan hormon diyabet rehabilitasyonuna umut oluyor

Ergenlikte kullanılan hormon diyabet rehabilitasyonuna umut oluyor

Kisspeptin 1 K1 hormonunun yeni cins bir ilaç yapımı için fırsat olabileceğini vurgulayan Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji Diyabet ve Metabolizma Bölümü’nden Dr. Clare J. Lee “Bilim insanları bu mevzu üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Tip 2 Diyabet önlenebilir ya da ortaya çıkması geciktirilebilir. Sıhhatlı kilonun korunması, sebze-meyve ağırlıklı beslenmek ve kumpaslı egzersiz yapmak çok ehemmiyetli” söylemesinde bulundu.

Dünya Sıhhat Örgütü’nün bilgilerine göre dünyada diyabet hastalarının yüzde 90’ı Tip 2 diyabetli. Beynelmilel Diyabet Federasyonu’na göre ise dünyada takribî 179 milyon diyabetliye henüz tanı konmamış vaziyette. Türkiye’de ise 5.2 milyon diyabet hastası bulunuyor. Federasyon, Güney ve Orta Amerika’da 2035 senesine kadar diyabet olaylarının yüzde 60 oranında çoğalacağını öngörüyor.

Tip 2 Diyabet en sık görülen problemlerden biri

Her öğün sonrası bedenimizin gıdaları ‘glukoz’a, başka bir deyişle şekere dönüştürdüğünü belirten Dr. Lee “İnsülin hormonu kandaki bu şekeri hücrelerimize ileterek dengeleyici bir rol üstleniyor ve böylece kandaki şeker yükselmiyor. Hücrelere erişen şekeri ‘yakıt’ olarak, başka bir deyişle günlük enerjimiz için kullanıyoruz. Fakat bedenimiz insülini doğru bir biçimde kullanmıyor ve yeterince hücrelere aktaramıyorsa Tip 2 Diyabet dediğimiz mesele ortaya çıkıyor. Tip 2, diyabet meselesinin cemiyetlerde en sık görülen tipi. Diyabet bulguları bazı bireylerde görülürken, kimilerinde hastalıkla alakalı hiçbir şikâyet ve bulgu olmayabiliyor. En ehemmiyetli bulgularını şöyle sıralayabiliriz: Sık idrara çıkma, fazla susama, kilo kaybı, halsizlik, enerji kaybı ve yaraların güç iyileşmesi. Bu bulgular varsa kesinlikle mevzunun uzmanına müracaat etmek gerekir” biçiminde konuştu.

Tip 2 Diyabet önlenebilir

Tip 2 Diyabet netlikle önlenebilir ya da ortaya çıkması geciktirilebilir bir mesele. Bunun için sıhhatli kilonun korunması, sebze-meyve ağırlıklı beslenmek gerektiğini ve kumpaslı egzersiz yapmanın çok ehemmiyetli olduğunu aktaran Dr. Lee “Sıhhatlı beslenme yalnızca diyabeti hakimiyet altına almak için değil, genel sıhhat açısından da bereketli. Kan şekerini yükselten en ehemmiyetli besinler beyaz ekmek, hamur işleri, pirinç, patates ve buğday. Kan şekerinin yükselmemesi için bu yiyeceklerin hudutlu ölçüde harcanması gerekiyor. Diyabetlilerde kalp sıhhatini gözetmek için doymuş yağlardan da uzak durmak koşul. Misalin, lifli besin tüketimini artırarak kan şekerini daha iyi hakimiyet etmek, kilo alımının da önüne geçmek açısından son derece ehemmiyetli ve bereketli. Şayet bu hayat stili farklılıkları diyabeti hakimiyet altına almakta yeterli olmuyorsa hekiminiz size ilaç ve insülin rehabilitasyonu verebilir” şekilnde konuştu.

Kisspeptin hormonu insülin salgılamasını yavaşlatıyor

İlaç rehabilitasyonlarıyla Tip 2 Diyabeti zaferli bir biçimde rehabilitasyon edilebildiğini vurgulayan Dr. Lee “Netice olarak diyabet ilerleyen bir hastalık ve zamanla daha fazla ilaç kullanmak gerekebiliyor. Bu sebeple diyabet ve genel sıhhatin hakimiyet altında olması için diyabetlilerin hekimleriyle iyi bir iş birliği içinde hareket etmeleri bereketli. Tip 2 Diyabetin ‘köküne’ inen tahlilciler, bugüne kadar ergenlik ve faize sıhhatiyle alakalı meseleleri gidermek için kullanılan Kisspeptin 1 K1 hormonunun insülin salgılanmasını yavaşlattığını da keşfetti.. Bunun ortaya çıkması ise yeni cins bir ilaç yapımı için fırsat olabilir. Zira Kisspeptin kapsayan ilaçlarla insülin salgılanması kumpasa sokulabilir. Bilim insanları bu mevzu üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Kuramda bu ilaçlar, diyabetin bulgularını ortadan kaldırmak yerine, doğrudan hastalığı rehabilitasyon edebilecek. Geliştirilmesi tasarlanan bu ilaçlar diyabet hastaları için şimdiden büyük umut oldu” söylemesinde bulundu.

Hakimiyet altına alınmayan diyabet kalp, böbrek ve göz hastalıklarına neden olur

Anadolu Sıhhat Merkezi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdem Türemen de, hastalıkta beslenmenin ehemmiyetine dikkat sürükleyerek “Diyabetli fertlerin beslenmeleri tamamen sıhhatli beslenme ilkelerinden katlanır. Bazı insanlar için ağırlık kaybı ve faal hayat stili, kan şeker seviyelerinin hakimiyet altında yakalanması ve sıhhatli bir hayat sürmeleri için yeterli olur. Diyabetli fertlerin beslenme programları oluşturulurken beden ağırlıkları, boyları, kan şeker ve kolesterol seviyeleri ile tıbbi ihtiyaçları göz önünde bulundurularak günlük enerji, karbonhidrat, protein, yağ, vitamin ve mineral lüzumları hesaplanır. Hakimiyet altına alınmayan diyabet; kalp hastalıkları, âmâlığa gidebilen göz problemleri, dolaşım problemleri, ayak problemleri ve böbrek hastalığı gibi neticeler doğurabilir” ifadelerini kullandı.