Demans hastalığında erken tanı ehemmiyetli

Demans hastalığında erken tanı ehemmiyetli

Alman Alzheimer Yüksekokul Başkanı Mefküre Ülker, ihtiyarlamayla birlikte beynin öğrenişsel işlevlerinde yavaşlama görülebileceğini, bu nedenle unutkanlık ve konsantrasyon yetersizliği yaşamanın klasik olduğunu, ancak bu natürel sürecin arkasına saklanmış demans hastalığına da dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Ülker: ”Demans hastalığında erken tanı, teşhisi kabul etmek ve profesyonel destek almak çok ehemmiyetli.” diyerek erken tanının yanı gizeme hastalık teşhisini kabul edip profesyonel destek almanın büyük ehemmiyet taşıdığını ifade etti.

Yaşlılık semptomları deyip geçmeyin

Günlük hayatta adları, buluşmaları ya da hadiseleri unutmanın klasik olduğuna, ancak yaşın ilerlemesiyle birlikte bu vaziyetin sık sık yinelenmesi halinde demans kuşkusunun oluşabileceğine vurgu yapan Ülker, ” Son zamanlarda alana gelmiş hadiseleri unutmak, eşyaların yerlerinin karıştırılması, tanıdık etraflarda oryantasyon bozukluğu, dilin fakirleşmesi, günlük etkinlikleri yapmada güçlükler ve tutum farklılığı bir arada görülürse demans bulgusu olarak kabul edilir. Bu bulguları taşıyan bireylerin muhakkak nöroloji hekimine görünmesi gerekir” dedi.

Aynı zamanda Türk Alzheimer Derneği Başkanı da olan Ülker, emin bir tıbbi tanı ile demans bulgularının sebeplerine sarihlik getirilebileceğini, şahsın ilk demans ya da demansa eş öteki hastalıklara ait semptomlar başka bir deyişle öteki bir deyişle ikincil demans olup olmadığı mevzusunda bilgi alınabileceğini söyledi. Erken tanıda ise hastalığa ve buna bağlı bozukluklara geçim sağlama sürecinin daha basit olacağına vurgu yapan Ülker, erken tanıyla sosyal hizmetlere ve legal haklara zamanında ulaşım sağlanacağını, bunun da hastaya ve hasta yakınlarına takviyeci olacağına dikkat çekti.

Teşhisi kabul edin ve destek alın

Demans hastalığında hastalığı kabul edip, hastalık hakkında olası olduğunca ivedi bilgi edinmenin geçim sürecini süratlendireceğini söyleyen Ülker ”Demans hastalarının bakımı çoğunlukla birinci derece aile bireyleri tarafından üstlenilir. Demans hastalarının bakımı oldukça güç ve kompleks bir gidişattır. Bu surattan hasta yakını, hastalığın ilk teşhisinden itibaren profesyonel danışmanlık ve bakım hizmetlerinden faydalanmalıdır. Hasta yakınları genellikle bu mesullüğü tek başlarına taşıyabileceklerini düşünürler, ancak ilerleyen yarıyıllarda tükenmişlik belirtiyi gibi hastalıklarla karşılaşabilirler. Bu sebeple hasta yakını gündüz bakım merkezleri, mobil bakım ve dayanak, 24 saatlik kısa süreli bakım gibi profesyonel hizmetlerden faydalanmalı ve kendine şahsi serbestlik alanı yaratıp, zaman ayırmalıdır” diye konuştu.

Demansın artta ne var

Demans hastalığının tutumu, düşünceyi ve günlük faaliyetleri yerine getirme yetisini negatif istikamette etkileyen beyin bozukluklarının neden olduğu bir bulgular tamı olduğunu söyleyen Ülker, hastalık hakkında bilgi verdi. Ülker ”Eksilen zekâ maharetlerinin bir neticeyi olarak günlük faaliyetlerin kısıtlanmasına neden olan demans, hafıza, dil hünerleri, idrak ve dikkat hünerlerini negatif istikamette etkilemektedir. Demans hastalığının en yaygın cinsi olan Alzheimer demans, takribî olarak hastaların yüzde 70’ini oluşturur. Birkaç proteinin anormal tavırlarının neticeyi oluşan hastalıkta bu proteinler, beyin işlevlerini negatif etkileyip bazı bölgeleri devre dışı vazgeçer. Bunlar bellekle ve koordinasyonla yakından ilişkili olan beyin üniteleridir” dedi.

Hayat süresi uzadıkça demans tehlikeyi de çoğalıyor

Hayat müddetinin gün geçtikçe çoğaldığına vurgu yapan Ülker, 1960’larda 52 olan hayat müddetinin 2018 bilgilerine göre 78,3’e yükseldiğini söyledi. Bu bilgilere göre günümüz insanlarının 26 sene daha uzun yaşadığını ifade eden Ülker ”Hayat müddetinin uzaması memnuniyet verici, ancak bu vaziyet demans hastalığı oranının çoğalmasını da birliktesi getiriyor. Yaşla birlikte bunamaya tutulma ihtimali çoğalıyor. 70-75 yaş grubundaki bireylerin demans hastalığına tutulma ihtimali yüzde 3,5 iken 80-84 yaş grubunda yüzde 15,7’yi bulmaktadır. 90 yaş üstündeki şahıslarda ise neredeyse iki bireyden biri bu hastalıktan mustariptir” diye konuştu.

Kakao belleği kuvvetlendiriyor

Kakao belleği kuvvetlendiriyor

Yaşadığınız hadiseleri andırmakta zorlanıyor, sık sık unutkanlık yaşıyorsanız Amerika Birleşik Devletlerili uzmanlar tarafından buna derman bulundu. Günlük emin oranda harcanan kakaodan elde edilen flavanol isimli maddenin ihtiyarlamaya bağlı olarak ortaya çıkan hafıza kaybı meselesini giderebileceği tanımlandı.

Araştırmayı yürüten uzmanlardan Dr. Adam M. Brickman “Yaşları 50 ila 69 olan 37 sıhhatli hasta üzerinde 3 ay süren araştırmada bir gruba günde 900 miligram yüksek flavanol, öteki gruba ise günde 10 miligramlık düşük flavanol kapsayan perhiz uygulandı. Araştırmanın sonunda yüksek flavanol yardımı alan grubun ehemmiyetli miktarda galibiyetli olduğu görüldü” dedi.

Hafızalar gençleşti

Araştırma takımının kıdemli azası Nöroloji Profesörü Scott. A. Small, hafıza testine ait yaptığı söylemede, “Çalışmanın başında 60 yaşındaki bireylerin hafıza özelliklerini taşıyan katılımcıların bellekleri 3 ay sonunda 30-40 yaş hafızasını ulaştı. Hafızalar 10-20 yaş gençleşti” biçiminde konuştu.

Dr. Brickman, “Katılımcıların beyinlerini görüntülediğimiz zaman flavanol kapsayan meşrubatlar harcayan katılımcıların beynindeki gyruz dentatus bölgesinin işlevleri üzerinde fark edilebilecek farklılıklar olduğunu gördük. Kakao belleği geliştirmede bulunulmaz bir gıda” söylemesinde bulundu.

Demans hastalarının şifası seçenek tıpta

Demans hastalarının şifası seçenek tıpta

Demans bunama bazı şeyleri unutmayla başlayan ciddi bir rahatsızlıktır. Belleğin zamanla zayıflaması, bağlantı maharetinde düşüş, düşünme ve idrak hünerinin eksilmesi demansla beraber gelen semptomlardan kimileridir. Bir bireyde yalnızca bir demans çeşidi bulunmayabilir. Birden fazla demans görülüyorsa bireyde miks demans var denir. En öğrenileni ise Alzheimer’dır.

Creutzfeldt-jakob, AIDS gibi hastalıklar veya içki bağımlılığı gibi gidişatlar da aynı zamanda demansa neden olabilir. Bir Hayli insanda 65 yaş üstünde görülmeye başlanır ancak 65 yaş altı fertlerde de görülme sıklığı son zamanlarda çoğalmıştır. İngiltere’de Alzeimer’s Research UK tarafından yapılan araştırmalarda 65 yaş üstü 850 bin fertte görülürken, 65 yaş altı 40 bin fertte demans ortaya çıktı.

Peki demans teşhisi nasıl koyulur, nasıl rehabilitasyon edilir?

Yrd. Doç. Dr. Gamze Şenbursa, bu mevzuda ehemmiyetli bilgiler verdi.

Anksiyete, bunalım, vitamin beceriksizliği ve tiroid problemleri gibi rahatsızlıklarda alınan rehabilitasyonlara veya ilaçlara bağlı olarak unutkanlık başlayabilir. Bundan dolayı hasta öyküsü teşhiste çok ehemmiyetlidir.

Şayet unutkanlığınız ve hafıza kaybınız gün geçtikçe çoğalıyor ve gitgide makûsa gidiyorsanız kesinlikle bir uzmana danışmalısınız. Hafıza, mental gidişat, konuşma marifeti, karakter ve tutumlardaki metamorfozlar değerlendirilmelidir.

Demansın erken teşhisi; rehabilitasyon ve hastalığın ilerleyişi açısından çok ehemmiyetlidir. Semptomlar hafıza kaybı ve unutkanlıkla hudutlu değildir. Adları ve suratları unutma, eşyaların koyulduğu yerleri andıramama, kaybolma, doğru sözcükleri kullanamama, korkak ve rahat olmayan tutumlar, bağlantı problemleri, yürümede güçlük, birden fazla duyguyu aynı anda hayata gibi meseleler de demansla beraber karşımıza çıkar.

Ayçiçeği kuşkonmaz üzüm böğürtlen

Bir ekip ilaçlar demans için destekleyici olmaktadır. Hekiminizin hakimiyetinde kullandığınız ilaçlarla hastalığın seyri takip edilmelidir. Vitamin C ve vitamin E’nin demansın rehabilitasyonu ve hastalığı önlemede bereketli olduğu ispatlanmıştır. Ayçiçeği, kuşkonmaz, yeşil yapraklı nebatlar vitamin E güzergahından zenginken; narenciye, taneli meyveler üzüm, böğürtlen gibi ve bir hayli sebze de vitamin C güzergahından zengindir. Aynı zamanda etkin olmak da demansa karşı bir temkindir. Rastgele bir hobi edinmek, günlük olarak kumpaslı egzersiz yapmak, sosyal etkinliklere katılmak da beyni etkin yakalamada takviyeci olur.

Seçenek tıpta demansın dermanı nedir

Demansın bir öteki şifası da seçenek tıpta. Surat ve ayaktan yapılan bir uygulama olan refleks terapi benim Türkiye’ye getirdiğim bir usuldür. Refleks terapi ile beynin işlevlerini çoğaldırmaya müteveccih yapılan çalışmalar ile bireydeki işlev kayıplarına uygun rehabilitasyon programı tanımlanır. Düzenlenmesi istenilen işlevlerin kendilerine has çalışma ilkeleriyle beraber disiplinli bir rehabilitasyon süreci tasarlanır. Us yürütme, motor hünerler, yosunu, konuşma ve tasarılama hareketlerinden mesul frontal ve temporal loba yapılan çalışmalar ile işlev kayıpları önlenmeye veya eksiltilmeye çalışılır. Rehabilitasyon müddetince hastadaki ilerleyişin yavaşlaması veya durması beklenir. Uzun soluklu rehabilitasyonlarda ise kaybolan işlevlerin bir kısmının geri gelmesi de mevzubahisidir.

Sadece rehabilitasyon olarak düşünmeden gözetici bir usul olarak da refleks terapi uygulaması yaptırabilirsiniz. Unutmayın nitelikli bir hayat istiyorsak, işini öğrenen uzman şahıslardan dayanak almamız gerekmektedir. Sizler de kendiniz için harekete geçin.

Yakın yarıyılı unutuyorsanız dikkat

Yakın yarıyılı unutuyorsanız dikkat

Uzmanlar alzheimerde erken teşhisin ehemmiyetine dikkat sürükleyerek 55-60 yaşından sonra senede bir kere beyin check-up’ı ve hafıza testi teklifinde bulunuyor. Şayet yarım saat evvel reelleşmiş bir hadise unutuluyorsa ve yaşanmamış gibi davranılıyorsa beklemeden hekime gidilmesi gerekiyor!

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nden Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, bulgu vermeyen ve kanser gibi sinsi ilerleyen Alzheimer’da erken teşhisin ehemmiyetli olduğunu vurguladı.

Erken teşhis ehemmiyetli

Erken tanı için 55-60 yaşından sonra senede bir kere kalp check-up’ı gibi beyin check-up’ı yaptırılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tanrıdağ, şu söylemelerde bulundu:

“Alzheimer’ın beyinde ne zaman başladığı hiçbir zaman belli değil. Çok erken başlayabiliyor ve beyinde yetersizlikler başlıyor. Beyindeki rezerve ehemmiyetli miktarda eksilince de hastalık ortaya çıkıyor. Alzheimer tanısı konulduktan sonra reelinde hastalığın 25 sene evvel başladığı kabul ediliyor, tanı konulamıyor, yaşa açıklanıyor. Hastalığı erken yarıyılda teşhis etmek muhtemel olmuyor, orta aşamaya gelince tıp dünyasının ilgisine sürüklüyor ve tanı konulabiliyor. Alzheimer de kanser gibi. Erken tanı son derece ehemmiyetli. Rehabilitasyon imkânları bakımından son derece ehemmiyetli. Erken tanı için 55-60 yaşından sonra senede bir kere kalp check-up’ı gibi beyin check-up’ı yaptırılmalı. Hafıza testlerine girilmeli. Bu testlerde yavaşlama tespit edilirse erken teşhis sağlanabilir. Mukadderatçı olmaktan çıkıp hastalıklara karşı farkındalık çoğalırsa erken tanı mevzubahisi olabilir. Eğitim beyni çalıştırır, kuvvetlendirir. Eğitim görmemek beyni geri vazgeçer.”

Alzheimer ve bunalım karıştırılabiliyor

Alzheimer’la yalnızca unutkanlığın değil, başka hastalık ve vaziyetlerin de ortaya çıktığını belirten Prof.Dr. Tanrıdağ, “Çeşit çeşit unutkanlık vardır. Unutkanlığın ortaya çıktığı yaş ehemmiyetli. Unutkanlık yakın zamanda olan şeyleri beyin andırmadığı zaman riskli oluyor. Alzheimer ve demans yalnızca unutkanlıkla olmuyor. Kıskançlık oluyor, kuşkuculuk oluyor. Alzheimer’da yalnızca unutkanlık oluyor diye bir kaide yok. En sık tesadüfülen bunalım. Hekimler Alzheimer başlangıcıyla bunalım başlangıcını sık sık karıştırıyorlar. Bu da gittiğiniz hekime göre değişiyor. Unutkanlık sebebiyle psikiyatristte gittiğiniz zaman bunalım rehabilitasyonuna başlıyor” biçiminde konuştu.

Diyabet unutkanlığı tetikliyor

Şeker hastalığının Alzheimer’da bir tehlike etmeni olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tanrıdağ, “Diyabet unutkanlığı artırır. Diyabet hastalarının kesinlikle unutkanlık testlerine girmeleri gerekir. Beyin sağlık kurumunda şöyle bir analiz yapıyoruz: Beyin Check-up’ı. Beyninizin MR’ını çektiriyorsunuz. Sonra unutkanlık testine giriyorsunuz. Sonra da beyninizin elektrosuna sürükletiyorsunuz. Üçü de aynı şeyi gösteriyorsa riskli demektir” ifadelerini kullandı.

Alzheimer hastalık demans ise neticedir

“Demans” sözcüğünün bir hastalık ismi olmadığını, bir hayli hastalığın yol açtığı ortak bir netice olduğunu kaydolan Prof. Dr. Tanrıdağ, şunları söyledi:

“Alzheimer bir hastalık, demans ise bir neticedir. Her Alzheimer bir demanstır ama her demans bir Alzheimer değildir. Demansın üç ana özelliği vardır: Unutkanlık, dikkat azlığı, konuşmada meseleler ve beyin hünerlerinde eksilme. İkincisi tutumlarda bozukluk veya anormallik. Üçüncüsü de yevmiye yaşamda sürdürdüğümüz alışkanlıkların bozulması. Bir insanda 50 yaşından sonra yavaş yavaş bu bulgular başlayıp yavaş seyirle ilerliyorsa büyük olasılık demans olabilir. Demansa yol açan hastalıklar var. En çok yol açan ise Alzheimer. Alzheimer hastalığının genlerle alakası var.”

Yakın yarıyılda yaşanılanları unutuyorsanız dikkat

Basmakalıp unutkanlığın herkeste görülen bir gidişat olmasına karşın demansta en ehemmiyetli özelliğin yakın yarıyılda olmuş hadiseleri beynin kayıt etmemesi, hiç yaşanmamış gibi davranılması olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tanrıdağ, “Şayet yarım saat evvel reelleşmiş bir vakayı unutuyor yaşanmamış gibi davranıyorsanız hiç beklemeden hekime gitmek gerekir. Demansı yasaklayacak bir eğitim ya da temkin yok. Hastalığın ortaya çıkmasını süratlendiren etmenler var. Şeker hastalığı, tansiyon, kolestrol hastalığı süratlendiriyor. Kafa travması geçirenler de tehlike altında olabiliyor” dedi.

İlaç rehabilitasyonunda kumpaslı kullanım ehemmiyetli

Alzheimer ve demans rehabilitasyonunda kullanılan ilaçların kesinlikle hekimin nasihat ettiği biçimde kullanılmasının ehemmiyetini vurgulayan Prof. Dr. Tanrıdağ, “İlaçlara karşı çıkmak son derece absürt. İlaçların hiçbir hasarı yok, ilaçlara karşı çıkmak hastayı rehabilitasyonsuz vazgeçmek anlamına geliyor. Yeryüzünde Alzheimer için 4-5 ilaç var. Mevcut ilaçlardan hastaya emin uygun dozda verilmesi gerekir. Bu ilaçlar 24 yıl evvel çıktı ve bu ilaçların kullanılması gerekiyor. Takip ettiğim hastalarda bu ilaçların kullanılmasıyla hastalığın ilerleme sürati yavaşlayabiliyor. Hastalığın ortadan kalkması veya tamamen rehabilitasyon edilmesi mevzubahisi değil. Bu surattan ilaçların verilmesi daha da ehemmiyet kazanıyor. 6 aylık süreçlerde yaptığımız hakimiyetlerde, yaptığımız testlerde ilaç kullanan ve kullanmayan hastalar arasında ehemmiyetli farklar ortaya çıkıyor. İlaç rehabilitasyonu yarım vazgeçilmemelidir” biçiminde nasihatler verdi.

Alzheimer bayanlarda daha sık görülüyor

Alzheimer bayanlarda daha sık görülüyor

Unutkanlık, hepimizin zaman zaman yaşadığı bir mesele… Ancak unuttuklarımızı andırmanız uzun sürmez. Çoğu stresli iş civarı, bitkinlik gibi etkenlerden kaynaklanan unutkanlıklar ya bu kadar kolay orijinli değilse ve günlük yaşamımızı etkilemeye başladıysa? Medicana International Ankara Sağlık Kurumu Nöroloji Uzmanı Dr. Songül Turğut, yaş ilerledikçe şahıslarda unutkanlıkla ortaya çıkan Alzheimer hastalığının, seyrek de olsa daha erken yaşlarda görülebildiğini belirtti. Ancak her unutkanlığın Alzheimer olmadığına işaret eden Turğut, hastalığın muayene evveli esas kabul edilen bulguları hakkında bilgi verdi. Buna göre; unutkanlığınız besbellileşerek şahsiyetinizi değiştirmeye başladıysa ve etrafınızı yargılama noktasına geldiyseniz dikkat…

Alzheimer bulgusu

Dünyada 20 milyondan fazla ve ülkemizde de 300 bin ortamında Alzheimer hastası olduğuna işaret eden Uzm. Dr. Turğut, “Ne yazık ki bu sayıların arttığını kolluyoruz. Bayanlarda erkeklerden daha çok görülüyor. Yapılan çalışmalar, 65 yaş üzerinde 15 bireyden, 80-85 yaşın üzerinde ise her 2 bireyden birinde görüldüğünü ortaya koyuyor” dedi. Dr. Turğut, şunları ifade etti:

“Esas 10 bulgusu mevcut: Günlük hayatı etkileyecek derecede unutkanlık, günlük işlerini yapamama, kelime bulmada güçlük; tarih ve yol unutma; karar verememe, hesap yapmada kasvet, pratik düşünmede zorlanma, eşyalarının yerini karıştırma, tutum farklılığı, karakter farklılığı ve insanları yargılama, mesullükten kaçma. Baştaki kısa süreli unutkanlıklar, zamanla hastanın günlük işlerini aksatma noktasına kazanç. Hasta sorduğu şeyleri tekerrür sorar, yakınlarını tanıyamaz. Bu gidişatta psikolojik meseleler ortaya çıkar: İçine kapanır; konuşma, yürüme, tuvalete gitme gibi hayatsal etkinliklerini yerine getiremez.Beyin MR ve kan muayeneleri ile değişik hastalıklardan ayırt edilmeye çalışılır.”

Dr. Songül Turğut, ihtiyat olarak zekasal egzersizlerden uzak kalmamanın; yeni hobilerin, arkadaşlarla daha sık biraraya gelmenin, sarih havada yürüyüşün ve kitap okuma sıklığının artırılabileceğini söyledi.

Erken tanı ehemmiyetli

Hastalığın kesin rehabilitasyonu olmadığını ancak erken tanı ile uygulanacak ilaç rehabilitasyonunun ilerlemeyi yavaşlatabildiğini kaydolan Uzm. Dr. Turğut, hasta ve yakınlarına ise şu tekliflerde bulundu: “Hastanın hislerinin paylaşılması, ona cesaret ve güven verilmesi çok ehemmiyetli. Hastanın hobileri kısıtlanmamalı. Hastalarımız da günlük yaşamlarını basitleştirmek için yapılacak işleri anekdot alabilir. Ancak vasıta kullanmalarını önermiyoruz. Alzheimer yalnızca bireyin kendisi için değil ailesi için de çok güç. Bu sebeple hastalıkla yaşamaya alışmak gerekiyor. Alışma ve başetme mevzusunda profesyonel takviye alınabilir.”

Bedenimiz susuz kaldığında neler yaşarız

Bedenimiz susuz kaldığında neler yaşarız

Su tüketimi; böbrekler, kalp ve karaciğer başta olmak üzere tam uzuvlar için hayati ehemmiyet taşıyor. Bedene yeterli ölçüde su alınmaması pek çok ehemmiyetli sıhhat meselesinin yanında bitkinlik, dikkat eforluğu ve hafıza bozuklukları gibi vaziyetlere yol açabiliyor.

Bitkinliğinizin kaynağı su içmemek olabilir

Sıhhatlı bir insan beden ağırlığının erkeklerde %60, bayanlarda ise %50’si sudan oluşmaktadır. Bu oran yeni doğan bebekler için %70 seviyelerine çıkar. Beynin %95’i ve akciğerlerin de %90’ı sudur. Bedende birbiri ile iletişimli olan tam sistemler suya lüzum dinler ve yeterli su alamadığında vazifelerini bütün olarak yerine getiremez. Bedende bulunan suyun %2 oranında eksilmesi neticeyi bitkinlik, dikkat yetersizliği ve hafıza ile alakalı meseleler ortaya çıkar. Gün boyu devam eden bitkinliklerin en ehemmiyetli kaynağı akışkan eksilmesidir.

Başka meşrubatlar suyun yerini yakalamaz

Hayati işlevlerin sıhhatli bir biçimde yerine getirilebilmesi için yeterli ölçüde suyun harcanması gerekmektedir. Günde 8-9 kadeh veya 2-2,5 litre su harcamak bedenin su gereksinimini karşılamaktadır. Suyun tadını beğenmeyenler ya da mide bulantısı yaşayanlar; dilimlenmiş meyve dilimleri veya havuz, kereviz gibi sebzelerde suyu tatlandırabilir. Çay, kahve gibi meşrubatlar bedenden su atımını artırdığı için suyun yerine konulmamalıdır.

Böbreklerinizi su ile gözetin

Yeterli su harcamamanın en ehemmiyetli tesiri su ile beslenen böbreklerde görülmektedir. Bedende oluşan üre, kreatin ve ürik asit gibi hasarlı maddeler su ile seyreltilip böbreklerden atılır. Yeterli su ölçüsünün olmaması idrar akımını yavaşlattığı için idrar yolu irinleri ve böbrek taşları, ilerleyen gidişatlarda ise böbrek yetmezlikleri oluşabilmektedir.

Su içmek için susamayı beklemeyin

Gün içerisinde susamadan su içilmesi yeterli ölçüde su alınmasına destekçi olur. İdrar rengi gün içerisinde yeterli su içip içilmediği hakkında fikir verir. Koyu renk ve kıvamda bir idrar bedenin suya lüzumu olduğunun en ehemmiyetli göstergesidir. İdeal su ölçüsünün bireyin gün içerisinde yaptığı etkinliklere, hava sıcaklığına bağlı olarak dengelenmesi önerilmektedir.

Cildin nem kaynağı su

Bedenin en büyük uzvu lüzumu da büyüklüğüyle orantılıdır. Dolaşım sisteminin tene yeterli su getiremediği başka bir deyişle yeterli su harcanmadığı gidişatlarda hücre içi suyu eksilerek tenin onarım sürati düşmektedir. Sıhhatlı, yumuşak, nemli ve ihtiyarlamanın tesirlerinin görülmediği bir cilt için günlük sutüketimine dikkat edilmesi çok ehemmiyetlidir.

Bedeniniz susuz kaldıysa…

Yeterli ölçüde su harcanmaması, pek çok sıhhat meselesine yol açabilir. Bunlar;

– Unutkanlık

– Konsantrasyon bozukluğu

– Baş sızısı

– Kabızlık

– Saç dökülmesi ve kepeklenme

– Emziren bayanlarda süt azlığı

– Adale krampları

– Böbrek işlev bozuklukları

– İdrar yolları enfeksiyonu

– Böbreklerde kum ve taş yaradılışı

Sosyal ilişkiler alzheimer tehlikesini eksiltiyor

Sosyal ilişkiler alzheimer tehlikesini eksiltiyor

Erciyes Üniversitesi ERÜ Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Abonesi Prof. Dr. Emel Köseoğlu, “Sosyal ilişkiler beyni çalıştırıyor. İyi kurulan sosyal ilişkiler alzheimer tehlikesini eksiltiyor” dedi.

Anadolu Ajansının haberine göre, Türkiye Alzheimer Derneği Kayseri Şube Başkanlığı vazifesini de yürüten Köseoğlu, yaptığı söylemede, alzheimer hastalığına hayat şekli, etraf şartları, genetik etmenler ve beslenme gibi pek çok etmenin tesir ettiğini söyledi.

Vejetaryen perhizleri de alzheimerı tetikliyor

Köseoğlu, şeker ve kalp hastalarının, felç geçiren bireylerin ileriki yaşlarda alzheimera tutulma tehlikesinin daha fazla olduğunu belirtti. Sıkı vejetaryen perhizi yaparak tamamen nebatsal besinlerle beslenenlerde de alzheimera yatkınlık görüldüğünü anlatan Köseoğlu, B12 beceriksizliği çoğaldığı için bu vitaminin yaşlılara yardım edilmesi gerektiğini kaydoldu.

Köseoğlu, beslenmenin yanı gizeme eğitim seviyesinin de hastalığın seyrini etkilediğine dikkati sürükleyerek, şöyle konuştu:

“Beynimizde 1 milyar asap hücresi var ve bunlar birbirleriyle iletişim yapıyor. Ehemmiyetli olan asap hücrelerinin aşırılığı değil bunların birbirleriyle yaptıkları iletişimler. Bir asap hücresi bin tane değişik asap hücresiyle iletişim kuruyor. Bu iletişim için beyni zorlamak gerekiyor. Beyin zorlanırsa, işletilirse iletişimler daha zengin oluyor. Öğrenişsel etkinlikler daha da çoğalıyor. Bu sebeple eğitim seviyeyi yüksek olan bireylerin hücreler arası iletişimi fazla olduğu için alzheimer başlasa dahi bu bireyleri çok etkilemiyor. Hastalarda gözlemliyoruz, eğitim seviyeyi yüksek olanların hastalıkları daha yavaş seyirli oluyor. Düşük eğitim seviyeyi olanlar beyinlerini zorlamadıkları için hastalık daha fazla görülüyor.”

‘Sohbet edin’

Yaşı ilerlese de bireylerin her zaman faal olmaya ve bilmeye devam etmesi gerektiğini vurgulayan Köseoğlu, “Yaşlılar, ‘Yaşlandık artık, bu yaştan sonra bir şey bilemeyiz’ görüşüden sıyrılmalı. Sosyal ilişkiler beyni çalıştırıyor. Birine bir şey anlatırken belleğimizi kullanıyoruz, sohbet etmek ise dil işlevlerimizi canlı yakalıyor. İyi kurulan sosyal ilişkiler alzheimer tehlikesini eksiltiyor. Hastalığa tutulmadan evvel de hastalık belirdiğinde de sosyal ilişkiler canlı yakalanmalı” diye konuştu.

Köseoğlu, hastalık ilerlediğinde alzheimer hastalarının hiçbir işini tek başına yapamadığını belirterek, hastaların zamanla yatağa bağımlı hale geldiğini söyledi.

Hastalara bakan yakınlarının da büyük kasvet sürüklediğini ifade eden Köseoğlu, “Bu hastalarla restleşmeden, dikleşmeden uyuşmak gerekli. Hasta yakınının yükünü rahatlatmak gerekiyor. Aynı zamanda bu hastalara yer farklılığı da iyi gelmiyor. Alzheimerlı hastaya bakan birey, kavrayışlı, şefkatli davranmalı. Onun hastalandığını öğrenerek yanaşmalı” ifadelerini kullandı.

Alzheimer’a karşı zekasal ve fiziksel olarak formda kalın

Alzheimer'a karşı zekasal ve fiziksel olarak formda kalın

Alzheimer’la çabada hem zekasal hem de fiziksel sıhhatin ehemmiyetli olduğunu belirten uzmanlar, bol hareket ve Akdeniz tipi beslenme teklifinde bulunuyor. Sosyal olmak, aklı formda yakalamak ve risk sinyallerini dikkate almak da hastalıktan korunmada tesirli oluyor.

Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Kısmı Öğretim Azası Yrd. Doç. Dr. Yıldız Erdoğanoğlu, Alzheimer ile çabada zekasal ve fiziksel olarak formda kalmanın ehemmiyetli olduğunu söyledi.

İstatistiklere göre ihtiyarlama ile ortaya çıkan Alzheimer hastalığından 2030 senesinde 66 milyon, 2050 senesinde ise 115 milyon insanın muzdarip olacağını belirten Yrd. Doç. Dr. Erdoğanoğlu, “Ülkemizde 400 bin Alzheimer hastası olduğu söylense de, hakikatte sayının bundan çok daha fazla olduğu varsayım ediliyor. Rakamsal bilgiler moral bozucu fakat yeni araştırma neticeleri umut verici: 5 maddelik tedbirlerin uygulanması ile Alzheimer tehlikesini %30 oranında eksiltilebilirsiniz” diye konuştu.

Yrd. Doç. Dr. Yıldız Erdoğanoğlu, bu temkinleri şöyle sıraladı:

Aklınizi formda tutun: Beyninizi ne kadar fazla kullanırsanız o kadar yeni asap irtibatının kurulmasına imkân verirsiniz. Bir şeylerle meşgul olmak ehemmiyetlidir ancak bu uğraşı televizyon izlemek olmamalıdır. Yüksek televizyon izleme oranı ileri yaştaki hafızaya hasarlı olabilir ve hastalık yapma ihtimalini artırabilir. Zekasal formda kalmanın en iyi yolu şüphesiz kitap okumak, bulmaca çözmek, yabancı dil bilmek, fotoğraf, müzik gibi yaratıcı uğraşlar edinmek, satranç, tavla gibi oyunlar oynamaktan geçer.

Hareket edin: Ne kadar çok hareket ederseniz, kan dolaşımınız o kadar iyi olur. İleri yaşlarda vücutsal olarak faal olan birey, hücrelerine daha fazla doğru besinin gitmesine imkân verir. Bu hem bağışıklık sistemini hem de aralarında beyni de saydığımız bedenin tüm organlarını kuvvetlendirir. Araştırmalar, en iyi sarih havada olmak üzere, günde 20 dakika, haftada toplam 2,5 saatlik egzersizin yeterli olduğunu söylemektedir. Egzersizin biçimi yürüyüş yapmak, bahçede çalışmak, bisiklet binmek veya merdiven çıkmak olabilir. Fiziksel formda olmanız, yaşla beraber ortaya çıkan kalp-dolaşım sistemi hastalıkları, diyabet şeker hastalığı ve fazla kilodan da size gözetecektir.

Sosyal olun: Unutmayın ki; ses, mimik ve jestlerin açıklanması her zaman aklı meşgul eder. Başka insanlarla sosyal irtibatta bulunmak, hem yalnızlık duygusu ile başa çıkmanızı basitleştirir hem de beyin hücrelerinizi meşgul eder. Bunun yanı gizeme, öbür insanlarla sosyal irtibatın kısa-uzun hafıza üzerine pozitif tesirleri gösterilmiştir.

Akdeniz tipi beslenin: Şuurlu beslenen şahısların Alzheimer hastalığına tutulma olasılıkları daha düşüktür. Araştırma neticelerine göre, özellikle sebze, meyve, zeytinyağı, fındık tüketimi başka bir deyişle Akdeniz tipi beslenme dediğimiz beslenme önerilmektedir. Kırmızı et tüketiminiz daha az olmalı, buna karşılık omega-3 bakımından zengin olan balık tüketiminin daha fazla olmalıdır. Özellikle doymamış omega-3 yağ asitleri ve sebze ve meyvelerde bulunan polifenoller Alzheimerı önlediği için nasihat edilir. Yeniden kafein hastalık tehlikesini eksiltebilir.

Risk sinyallerine kulak verin: Obezite, bunalım, diyabet gibi tehlike etkenlerini Alzheimer için risk sinyalleri olduğunu ve dikkat etmek gerektiğini öğrenil. Bu hastalıklar, sonrasında ortaya çıkabilecek demans bunama ile yakından ilişkilidir. Kan tazyikinizin ve kolesterol seviyelerinizin kumpaslı takibi ile önleyici ihtiyatlarınızı bitirebilirsiniz.

Alzheimer’ın ilk bulgusu şahsiyet farklılığı olabilir

Alzheimer’ın ilk bulgusu şahsiyet farklılığı olabilir

Alzheimer’ın öğrenilen en bariz bulgusu unutkanlık olsa da, bu gidişattan çok daha evvel ortaya çıkan şahsiyet farklılıkları hastalığın ilk sinyalleri olabiliyor. Erken yarıyılda alınabilecek bazı ihtiyatlar ve hayat stili farklılıklarıyla Alzheimer’dan korunmak ve hastalığı ertelemek olası olabiliyor. Memorial Sağlık Kurumu Nöroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Türker Şahiner, Alzheimer hastalığı mevzusunda dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

Hastalığa çöp proteinler neden oluyor

Beyin hücreleri, bilgi depolamak ve elektriksel mesajımda kullanmak üzere gün içinde binlerce protein üretmektedir. Vazifesini bitiren amiloid beta adlı proteinler bölünüp yok olmak yerine, çöp olarak hücreler arası etrafta birikebilmektedir. Alzheimer ve eş biçimde beyni yıkım eden hastalıklarda, çöp protein mekanizması kollanmaktadır. Arınılamayan çöp protein molekülleri, genellikle beyindeki hafıza bölgesinde ağır zararlar oluşturmaktadır.

Psikolojik bulgular ile kendini gösterebiliyor

Çöp proteinler, hafızada özellikle yakın hafıza bölgelerini yıkım etmekte ve hastalık bu bölgede başlamaktadır. Ama öğrenilenin aksine Alzheimer hastalığında unutkanlıktan evvel, şahsiyet değişmesi, hastanın öğrenilenden değişik tavırlar sergilemesi, basmakalıp olmayan tepkiler göstermesi gibi psikolojik bulgularla ortaya çıkmaktadır. Alzheimer hastalığının ilerleyen safhalarında birey, hastalığını inkar ederek etrafındakilere reelinde hiç de unutkan olmadığını iddia edebilmektedir. Hafıza belirtileri çok ön tasarıda olduğu için bulgular bunlarla hudutlu gibi düşünülse de; hastanın yürümesi, tavırları ve hareketleri negatif doğrultuda etkilenmektedir. Giderek yaşamdan izole olan hasta, bir vakit sonra bebeksi tavırlar sergiler ve sonunda tamamen yatağa bağlı hale gelebilmektedir.

Her unutkanlık Alzheimer değil

Yoğun iş temposu ve teknolojinin günlük yaşamın içine daha çok girmesi unutkanlığın yaşanma sıklığını da artırmaktadır. Ancak yaşanan her unutkanlığın mesulü Alzheimer değildir. Alzheimer hastalığında gün içinde yaşanan unutkanlıklardan değişik olarak hastalar farkında olmadıkları için unutkanlıklarını aralıksız inkar etmektedir. Bu süreçte hastalar unutkan olduğunu söyleyen yakınlarını dahi yargılamaktadır. Unutkanlığın yanında, hastalar çok iyi muvaffak oldukları marifetlerini yavaş yavaş kaybedebilir, zamanla apayrı bir şahsiyete bürünebilir ve sosyal ilişkileri bozulabilir.

Diyabet ve obezite tehlikeyi varsa dikkat

Hipertansiyon, diyabet, kolesterol, yanlış perhiz, obezite ve hareketsiz hayat gibi kalp ve damar sıhhatini tehdit eden tehlikeler, beyin sıhhatini da yakından ilgilendirmektedir. Beyin hücreleri etkinlik halindeyken tek enerji kaynağı olarak glikoz kullanılmaktadır. Bu sebeple şeker metabolizması beyin için büyük ehemmiyet taşımaktadır. Bireyde metabolik belirti, diyabet veya obeziteye eğilim varsa beyin daha basit yorulup enerjisiz kalabilmektedir. Kalp damar sıhhati ve kolesterol seviyesi de Alzheimer açısından tehlike etmenleri arasındadır

Hobi edinin ve stresten uzak durun

Zihni faal yakalamak, sosyal yaşamın içinde daha fazla yer almak ve hobi edinmek hastalığı ve tesirlerini senelerce geriye itebilmektedir. Alzheimer hastalığını tetiklediği öğrenilen bunalımdan korunmak için bir hobi ya da sporla ilgilenmek gerekmektedir. Aksi halde bunalım için kullanılan ilaçlar bireyin beynine hasar verebilmektedir. Stres yalnızca yeis ve bunalımı ifade etmemektedir. Bireyin kendisine stres yaratan gidişatları tanımlayarak bunları yaşamından çıkarması gerekmektedir. Bunun yanında yeni uğraşlara zaman ayırmak, yeni maharetler kazanmak, daha çok hareket etmek, konutta her gün kullanılan elektrikli aletlerle yapılan işleri adale gücüyle hakikatleştirmek bedenin ve beynin faal kalmasını sağlamaktadır.

Beyin sıhhatinizi gözetin

Türkiye’de ilk defa Memorial Şişli Sağlık Kurumu’nde uygulanan “Beyin Sıhhatini Koruma Programı” ile cemiyetin bu mevzuda bilinçlenmesi ve rehabilitasyon hedeflenmektedir. Ailesinde bunama, Alzheimer ya da felç hikayesi olan şahısların kesinlikle felç ve bunama tehlikeyi açısından değerlendirilmesi gerekmektedir. Programa katılan bireyler genetik ve öbür tehlike etmenleri bakımında ölçüme alınarak unutkanlıklar, kalite ve nicelik bakımından değerlendirilmektedir. Tüm ölçümlerin ardından bireye yaşam stilinde, akılsal ve ruhsal yaşamında müdahale edilmesi gereken noktalar belirtilmektedir. Programda ayrıca akılsal kapasitenin vaziyeti birtakım akılsal testler aracılığıyla ölçülebilmektedir. Bu testlerde dikkat edilmesi gereken nokta; şahısların kültür, dil ve eğitiminden etkilenmeden, herkese uygulanabilir testlerin seçim edilmesidir. Uygulanacak testlerin zaman içinde ortaya çıkan farklılıklara duyarlı olması da ehemmiyet taşımaktadır.

Alzheimer’dan korunmak için bunları önemsememe etmeyin

Alzheimer rehabilitasyonunda, hastalığa neden olan çöp proteinlerin arınılmasına müteveccih yapılan çalışmalarda büyük büyümeler yaşanmaktadır. Hastalığa neden olan proteinler ve verdiği hasar hem kan testleriyle hem de radyolojik olarak görüntülenebilmektedir. Günümüzde hala Alzheimer’in kesin rehabilitasyonu bulunmamakla beraber, hastalığa tutulmamak ve bulguları ertelemek için bazı kaidelere dikkat edilmelidir.

– Kalp damar sıhhatine, özellikle kan tazyikinin ve kan şekerinin tertip edilmesine ve obezitenin önlenmesine müteveccih önlemler almak

– Fiziksel beden egzersizlerini kumpaslı olarak yapmak

– Öğrenişsel beyin egzersizlerini alışkanlık haline getirmek

– Bunalımdan korunmak için temkin almak

– Beyin sıhhatini destekleyecek beslenme tasarıyı uygulamak

– Sigarayı vazgeçmek, içki tüketimini eksiltmek

– Sıhhatli bir uyku kumpası sağlamak

– Stres ve bunalımı hakimiyet altında yakalamak

– Bazı genetik özelliklere dikkat etmek beyin sıhhati için ehemmiyetlidir.

Unutkanlığın suçsuz ve riskli olduğu zamanlar

Unutkanlığın suçsuz ve riskli olduğu zamanlar

Günümüzde gençler için de ciddi bir problem olan unutkanlık, beyindeki kesin hafıza ve geçici hafıza kısımlarındaki problemlerden kaynaklanıyor. Ama unutkanlık ne zaman ve hangi yaşta riskli? Ne zaman suçsuz? Liv Hospital Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Nebil Yıldız unutkanlıkla alakalı merak edilenleri anlattı.

Suçsuz olduğu vaziyetler

– Kendiliğinden ya da düşünmekle bir zaman sonra anımsıyorsanız,

– Unuttuğunuz gidişatları hadiseleri daha sonra andırabiliyor, anlatabiliyorsanız,

– Sohbet sırasında bir an için, dikkatinizin bölmesi ile ne hakkında konuştuğunuzu, konuşacağınızı unutuyorsanız,

– Dilinizin ucuna geleni bir an için çıkaramıyor, istediğiniz sözcüğü bulmada zorlanmaya karşın sohbeti sürdürebiliyorsanız,

– Anımsatıcı ya da liste kullanmak bereketli oluyorsa,

– Casusta kullanarak anımsıyorsanız,

– Kompleks bilgiyi tekerrür unutuyorsanız,

– Çok işiniz varsa, kafanız çok meşgulse, stres ve bitkinlik yaşıyorsanız,

– Unutunca rahatsızlık sezmiyorsanız,

– Öz bakımınız iyi, günlük hayat etkinliklerinde becerikliyseniz,

– İhtiyarladıkça andırmak için daha uzun zaman gerekiyorsa,

– Ara gizeme gözlük, anahtar gibi sık kullandıklarınızı nereye koyduğunuzu unutup sonradan bulabiliyorsanız,

– Ara gizeme tanıdıklarınızın adını unutuyor ya da kardeşinizin adı yerine oğlunuzun adını söylüyorsanız,

– Ara gizeme odaya neden geldiğinizi unutuyorsanız,

– Tanıdık yerde bir an için hangi doğrultuya gideceğinizde kararsız yaşıyor ama kaybolmuyorsanız,

– İdrak ve karar verme yetisine gözetiyorsanız risk yok demektir.

Riskli olduğu vaziyetler

– Çok iyi tanınan birey ve yer adlarını, iyi öğrenilen tecrübeleri unutuyorsanız,

– Hafıza kaybına bağlı yaşanan problemleri belirleme ve andırmada mesele yaşıyorsanız,

– Sözcükleri aralıksız unutuyor, yanlış/eğri kullanıyor, aynı sohbette tümceleri ve öyküleri tekerrür tekerrür anlatıyorsanız,

– Anımsatıcı ya da liste yapmak verim sağlamıyorsa,

– Aynı şeyi tekerrür tekerrür unutuyorsanız, mevzu ile alakalı değişik tüm bilgileri unutuyorsanız,

– Banal günlük rutin, gizeme topallıyorsa

– Korunma, inkar etme, şahsiyet, tavır, duygu gidişat farklılığı yaşıyorsanız,

– Öz bakım eksilmişse; itinasız lekeli, kirli giyim; öğün unutma ile kilo kaybı ya da unutup tekerrür yemeyle kilo alma yaşıyorsanız,

– Zaman olsa da andıramıyorsanız,

– Sık kullanılanları sık sık unutuyorsanız, nereye koyduğunuzu bulamıyorsanız,

– Tanımada zorlanıyor, tanıyamama ya da adları anımsayamama, sohbeti sürdürememe gibi meseleler yaşıyorsanız,

– Sık sık odaları karıştırıyorsanız,

– Fatura ödeme, uygun giyinme gibi günlük kolay işlerde zorlanıyorsanız,

– Konutta caddede ve işte tek başına yapabildiğiniz şeyleri yapmakta zorlanıyorsanız, performansta fark edilir eksilme, takviyeye gereksinim durma varsa

– İyi öğrenilen yerleri bulmada mesele yaşıyorsanız, basit kaybolma, oryantasyonda bozulma varsa

– Yanlış, noksan idrak, sosyal uygunsuz hareket, yanlış seçimlerde bulunma, problem çözme hünerinde mesele yaşıyorsanız,

– Kronik uyku beceriksizliği, bozukluğu, evham, kaygı vaziyeti, kullanılan bazı ilaçlar, noksan beslenme, sistemik bazı hastalıklar da unutkanlıklara, konsantrasyon eforluğuna yol açabilir. Altta uyuyan gidişatın düzenlenmesi, çoğu zaman bu sualin giderilmesine dayanakçı olur.Hem bu meselelerin tespit etilmesi, hem de daha ciddi gidişatların ortaya çıkarılabilmesi için kesinlikle profesyonel takviye alın.

Page 1 of 31 2 3
maltepe escort ataşehir escort kartal escort tuzla escort gebze escort ümraniye escort pendik escort kurtköy escort bostancı escort kartal escort kadıköy escort anadolu yakası escort ümraniye escort çekmeköy escort göztepe escort