Sıhhatlı bir uyku için koyu renk nevresim seçin

Sıhhatlı bir uyku için koyu renk nevresim seçin

TRT1 ekranlarında yayınlanan ‘İyi Fikir’ programına misafir olan Prof. Dr. Firuz Çelikoğlu, yatmak için nasıl bir etraf hazırlanması gerektiğini anlattı.

Civarınızı hazırladınız, her şey hoş, ama yeniden de yatamıyor musunuz? Siz de uyuduktan kısa bir zaman sonra birden bire uyanıyor, boynunuzda terlemeler başlıyor, sık sık tuvalet lüzumu dinliyorsanız bunların esasında uyku bozukluğu uyuyor olabilir.

Ciddi sıhhat meselelerine yol açıyor

Uyku bozukluklarının bir hayli meseleyi de birliktesi getirdiğini belirten Prof. Dr. Çelikoğlu, “Neticede kalp atışlarımız bozulmaya başlar, her cingözlük yüksek sempatik sistemimizi tetiklediği için tansiyona neden olabilir, insülin salınımları bozulduğu için şeker hastalıklarına neden olabilir, şişmanlamaya yol açabilir” dedi.

İyi bir uyku için en uygun etraf

Sıhhatlı ve rahat bir uyku için kullanılan nevresimlerin ışığı absorbe eden koyu renkli olmasına itina gösterilmesi gerektiğini anlatan Prof. Dr. Çelikoğlu, yatak odasındaki perde tercihinde de ışığı geçirmeyen, koyu tonlar seçim edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Yatmak için nasıl bir etraf hazırlanmalı İZLE:

Continue reading …

Hırıltının sebepleri ve rehabilitasyonu

Hırıltının sebepleri ve rehabilitasyonu

Hırıltının sebepleri bronşoillerde oluşan tıkanmadır. Bu sebepten dolayı zorlanarak giren çıkan hava ıslık sesine eş bir ses çıkarmaya başlar. Çocuğunuzun bu vaziyette oksijen alımını artırmak için daha süratli ve daha sık bir biçimde soluk almaya başladığını fark edebilirsiniz. Anne babalar bu gidişatı genelde çocuğum sanki karnından soluk alıyor gibiydi diyerek tarifler.

Nasıl fark edilir

Hırıltı soluk almak birden fazla belirtiyle birlikte oluşabilir:

– Çocuktaki soluk rakamının çoğalması

– Çocuğun daha çok soluk alabilmek için burun kanatlarının açılıp kapanması

– Aynı sebepten dolayı kaburga adaleleri ve diyagramın çevresindeki adalelerin kasılıp hafiflemesi

– Daha çok soluk verirken görülen hırıltı, göğse bastırılması ile kedi mırıltısına eş

Hırıltıya karşı konutta neler yapılabilir

Çocuklarda hırıltı genelde viral enfeksiyonlar kaynaklı olduğundan, yakın temastan sakınılmalı, konutta sık sık eller yıkanmalı. Konut etrafı pak yakalanmalı, sigara dumanı, kimyevi hava lekeleyiciler olmamalı, odanın nemi 40-45 derece, sıcaklık 22-24 derece arasında olmalıdır. Akışkan alımını artırmak, burun ve boğazdaki sekresyonları arınmak önerilir.

Bebeklerde hırıltı görülürse ne zaman hekime gidilmelidir

Öksürük çocuğun uykusunu, beslenmesini etkiliyorsa, süratli soluk alıp veriyorsa, ateş eşlik ediyorsa, üst üste öksürüp ardından kusuyorsa, hafif başlayıp giderek şiddetlendiyse, spazmatik öksürük veya krup dediğimiz boğuk öksürük varsa hekime kesinlikle müracaat etilmelidir. Viral enfeksiyon kaynaklı rahatsızlıklar bulaşıcı olduğu için çocuklarda hırıltı varsa lüzumlu ihtiyatların alınmasını, muhtemel bulaşıcılığı önlemek için hastalık sırasında çocuklar mektebe sevk edilmemelidir.

Horlama aile hayatını negatif etkiliyor

Horlama aile hayatını negatif etkiliyor

Eşlerin yüzde 81’i eşlerinin horlama hengamesi sebebiyle uykusuz kaldıklarını, %70’i ise ayrı odalarda yattıklarını söylediler. Ülkemizde de gidişat çok değişik değil. Aile hayatını ciddi bir biçimde tehdit eden horlama mevzusunda Prof. Dr. Suat Turgut, söyleme yaptı.

Horlama nedir

Horlama, uykuda daralmış olan üst solunum yolundan solunum esnasında havanın geçerken oluşturduğu türbülans sebebiyle, üst solunum yolu dokularının titreşimi ile oluşan sestir. Teneffüs ettiğimiz havanın sürati, fizik kaideyi gereği üst solunum yolunun çapıyla orantılı olarak çoğalır veya eksilir. Üst solunum yolu daraldıkça, soluduğumuz havanın süratiyle beraber horlamanın şiddeti de çoğalır. Bazı bireylerde horlama trafik hengamesine denk olan 80-90 db şiddetine erişir. Bu şiddette horlayan insanların bulunduğu odada, başka insanların yatması muhtemel değildir.

Horlama sosyal bir meseledir

Horlama, şiddeti ne olursa olsun sosyal bir meseledir. Bu gidişat, aile hayatını ciddi bir biçimde tehdit eder. Horlayan şahısla uyku partneri olan eşi birlikte uyumak istemez. Bazı gidişatlarda, odalar dahi ufalayabilir. Horlayan birey, ailenin öteki fertleri için uykusuz gecelerin mesulüdür, tatil ve iş gezilerinde ise istenilmeyen oda dostudur.

Horlama ciddi bir hastalık mıdır

Horlama, tıp dilinde Uyku Apnesi dediğimiz uykuda solunum durması ve Tıkayıcı Uyku Apnesi hastalığı ile beraber olduğunda oldukça ciddi olabilir. Böyle gidişatlarda, horlama solunum durması apne ile kesilir. Bu noktada horlama dinlenmez, solunum ise bütün durmuştur. 10 saniyenin üzerindeki soluksuz kalma nöbetlerinin, bir saat içinde 7’den fazla görülmesi hayatı ciddi biçimde tehdit eder. Apne; hastalığın şiddetine göre hastalarda saatte 30-300 kere olabilmektedir. Solunum durunca, uykuda kan oksijen seviyeyi fazla oranda düşer. Kanda oksijen düşünce, beyindeki solunum merkezi uyarılarak solunum tekerrür başlatılır. Bu vaka olmazsa, uykuda ani vefatlar görülebilir. Oksijenin düştüğü bu yarıyılda, kalp kanı daha çok pompalamak zorundadır. Bir zaman sonra kalp ritmi bozulurken, seneler içinde yüksek tansiyon ve kalp gelişmesi yerleşir. Tıkayıcı tipte horlama hastalığı olan şahıslar, uykularının çok az bir kısmında derin uyku fazına geçebilmektedirler. Derin faz, asıl dinlenme için tek yoldur. Dinlenmeden geçirilen gecenin gündüzü uykulu, bitkin ve yararsız geçecektir. Araba kullanırken ya da iş başında uyuklamalar görülecektir.

Horlama nasıl rehabilitasyon edilir

Horlama hastaları öncelikle birliktesi Tıkayıcı Uyku Apne Belirtiyi varlığı açısından dikkatlice incelenmeli ve gerekiyorsa hasta uyku testinden geçirilmelidir. Uyku testinde hasta, uyku laboratuvarında bir gece yatar. Burada horlama, apne rakamı ve süresi, kan oksijen seviyeleri, uyku derinliği gibi parametreler polisomnograf ismi verilen makinelerle tanımlanarak hastaya kesin teşhis konur. Hastada Uyku Apne Belirtiyi tespit etilmez ise, horlama genellikle KBB uzmanları tarafından uygulanan bazı cerrahi teşebbüsler, radyofrekans gibi usuller ve diş doktorları tarafından uygulanan ağız içi aparatlar ile rehabilitasyon edilebilir. Öncelikle üst solunum yollarında darlık yapan nedenler bulunursa, bunların rehabilitasyonu reelleştirilmelidir. Burundaki et veya kemik, damak veya ufak dildeki sarkmalar operasyonla düzenlenebilir.

Damak veya ufak dile uygulanabilecek operasyonlar direk olarak bıçak ile olabileceği gibi, lazer ya da son senelerde daha fazla kullanılan radyofrekansla da yapılabilir. Radyofrekans burundaki et gelişmeleri için de kullanılır. Lazer rehabilitasyonu çok sızılı olması ve neticelerinin çok yararlı olmaması sebebiyle giderek terk edilmektedir. Suratın ve dilin anatomik yapılarının düzenlenmesi alakalı daha büyük operasyonlar da vardır, ancak bunlar seyrek uygulanır. Horlamaya Uyku Apnesi eşlik ediyorsa, rehabilitasyon yaklaşımları tamamen değişir. Daha güçlü ve sıkıntılı bir rehabilitasyon süreci vardır. Hastayla doktor arasında iyi bir irtibat gerekir. Her iki tarafın da süreçte üzerine düşeni yapmasıyla bütün rehabilitasyon hakikatleşebilir ve hastanın hayat niteliği düzenlenebilir. Cerrahi rehabilitasyon yanında, uyku zamanınca üst solunum yoluna pozitif tazyikle hava veren CPAP aygıtları da rehabilitasyona destekçi olmaktadır.

Çağımızın vebası: Cep boyun hastalığı

Çağımızın vebası: Cep boyun hastalığı

Kent hayatında gün içerisinde en sık şahit olunan görüntü, toplu taşıma vasıtalarında, konutta, dükkanında ya da yolda yürürken dahi cep telefonuna bakan insanlardan oluşuyor. Bu bireylerin büyük çoğunluğu başını elindeki telefona doğru eğerek, büyüklükleri birbirinden değişik ekranlara bakıyor. Oysaki baş ve boyun bölgesini sıradanın dışında kesintisiz aynı pozisyonda yakalamak, sızılara ve ileri vaziyetlerde boyun fıtığına neden olabiliyor.

Cep telefonları tıp dünyasına yeni bir hastalık kazandırdı

Neredeyse her 10 şahıstan biri sıklıkla boyun sızılarından şikayet etmektedir. Olağan pozisyonu ileriye doğru bakmak olan boyun telefon, bilgisayar, tablet, e-okuyucu gibi vasıtaları kullanırken klasik konumundan çoğu zaman uzun müddetliğine çıkarak baş olmaması gereken biçimde omuzlardan ileriye gitmektedir. Özellikle de bu vasıtaların hepsini birden, yoğun biçimde kullanan insanlarda giderek boyun sızıları oluşmaya başlamaktadır. Yabancı literatürde “Text neck syndrome” olarak geçen ve Türkçe “Cep boyun hastalığı” veya “Cep telefonu boynu “ ismi verilen yeni bir hastalık ortaya çıkmıştır. İnsanlar işleri gereği her türlü teknolojik ekrana uzun zaman bakmak ve bu zaman zarfında boyunlarını eğik yakalamak zorunda kalmaktadırlar. Tipik olarak, baş düz yakalandığında yer çekimi boyna güç uygular ve boyun ile düşey düzlem arasındaki açı çoğaldıkça uygulanan güç ölçüyü de çoğalmaktadır.

Bu duruş uyku zamanı hariç tüm güne dağılmış vaziyette

Boynun omuzlardan daha ileride olduğu konumda geçen her gidişat bireyin cep boyun hastalığına bir adım daha yanaşması anlamına gelmektedir. Boynun olağan pozisyonu kulakların omuz merkezleriyle aynı hizada olduğu, boynun eğilmediği bir duruştur. Basmakalıpta başın omuzlara yüklediği bir ağırlık vardır ancak bu cins vaziyetlerde bu ağırlık olması gerekenin oldukça üzerine çıkmakta ve boyna neredeyse 6 kat daha fazla güç uygulanmaktadır. Bugün cep telefonları, tabletler, e-okuyucu makineler artık yalnızca iş zamanı bürolarda değil, iş dışında ve uyku hariç tüm zamanlara dağılmış bir biçimde kullanılmaktadır. Baş bayağıdan fazla bu pozisyonda yakalandığında fazla bir gerilim oluşmaktadır. Bu duruşla fazla zaman geçirmek, omuz etrafı gerginliği, boyunda ve üst sırtta şiddetli sızı, kronik baş sızısı, boyun fıtığı gibi sıhhat meselelerine neden olabilmektedir.

İhtiyat alınmazsa boyun fıtığına neden olabiliyor

Yanlış duruşta telefon ve tablet kullanımı, duruş ve beden mekaniğini negatif etkileyerek boyundaki fizyolojik çarpıklığın deformasyonuna yol açmaktadır. Cep boyun hastalığının şiddeti şahıstan şahsa farklılık gösterebilir. Hafif hadiselerde boyun adalelerinde sızıya, ilerlemiş hadiselerde ise baş sızısı, kollarda karıncalanma ve anlaşma, boyun omuru disk zararlarına yol açabilmektedir. Hatta daha ileri vaziyetlerde omurlar arasındaki diskin dejenere olarak yırtılmasına ve boyun fıtığı oluşmasına neden olabilmektedir.

En sık görülen şikayetler;

– Boyun sızısı

– Sırt sızısı

– Baş sızısı

– Boyun adalelerinde spazm, tetik nokta, gergin bant gibi kulunç eşi sertlikler

– Kollarda üşengeçlik, karıncalanma

– Kamburluk

– Başın bedene ağır gelen hissi

– Gece uyku niteliği düşüklüğü

Cep boyun hastalığı yaradılışını önlemek için dikkat edilmesi gerekenler şöyle sıralanabilir:

Telefonunuzu altta yakalamayın

Boynu öne eğerek değil, gözlerin uygun açıda olduğundan emin olarak telefona bakılmalıdır. Boynu zorlamadan okumayı basitleştirmek için telefonun metin ebadı artırılabilir.

Kollarınızla destekleyin

Telefon masanın üzerinde veya ön kollarla desteklenerek iki elle kullanılmalıdır. Bu mevzuda telefon ve tablet kılıflarından faydalanılabilir.

Mola verin

Uslu telefon üzerinden uzun zaman yazı yazmaktan, uzun evrakları okumaktan veya uzun zaman reyin oynamaktan sakınılmalı, sık sık molalar verilmelidir. İdeal duruşu sürdürmek ve hareket etmek için anımsatıcı kurulabilir.

Dik durun

İdeal duruş korunmalıdır. Baş ve boyun aynı dingil üzerinde, omuzlara olan uzaklığı denk olmalıdır. Omuzlar dik ve natürel pozisyonunda konumlanmalıdır.

Çocuklar ve gençler yüksek tehlike altında

Çocuklar telefon ve tabletlerle çok fazla müddet geçirmektedir. “Cep Boyun Hastalığı” açısından kalıcı duruş bozuklukları büyüyebilmesi sebebiyle çocuklar daha fazla tehlike altındadır.

Esneme ve germe egzersizleri yapın

Uzun zaman aynı pozisyonda kalmak kan dolaşımını da negatif etkilemektedir. Kumpaslı olarak esneme-germe egzersizleri yapmak adale sızılarını rahatlatarak, daha güçlü boyun adalelerine sahip olunmasına destekçi olmaktadır.

Horlamak uyku niteliğinizi ciddi anlamda bozuyor

Horlamak uyku niteliğinizi ciddi anlamda bozuyor

Sıhhatlı hayat için sıhhatli uykunun koşul olduğunu belirten ve horlamanın uyku niteliğini ehemmiyetli miktarda düşürdüğünü vurgulayan Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Yusuf Can, yetişkin insanların en az yüzde 45’inin zaman zaman, yüzde 25’inin ise devamlı horladığını söyledi.

İnsan ömrünün takribî üçte biri uykuda geçiyor. Nitelikli uyku, sıhhatli hayatın ehemmiyetli parametreleri arasında gösteriliyor. Rehabilitasyon edilmeyen horlama ve uyku apnesinin kalp hastalıkları dahil bir hayli ciddi meseleye yol açtığını söyleyen KBB Uzmanı Op. Dr. Yusuf Can, “İstatistiklere göre yetişkin insanların en azyüzde 45’i zaman zaman,yüzde 25’i devamlı olarak horluyor. 30 yaş altındaki erkeklerde kolay horlama oranı yüzde10 iken, 60 yaş üzerindeki erkeklerde oran yüzde 60’a kadar çıkıyor” dedi.

Üst solunum yollarındaki her türlü darlığın horlama ve uyku apnesine neden olduğunu belirten Can, “Bazen de kesin neden bilinemez. Kilo aşırılığı olanlarda, kısa ve kalın boyunlularda daha sık görülür. İlaçlar ve yüzdeki anatomik bozukluklar da bu meseleye yol açabilir” diye konuştu.

Uyku apnesi ve horlama, sabahları bitkin uyanma, uykusuzluk, baş sızısı, yüksek tansiyon, fazla-süratli kilo alma, uykuda fazla terleme, sık idrara çıkma, cinsel işlev bozuklukları ve kalp yetmezliği gibi neticeler doğurabiliyor.

CPAP usulü

Tıkayıcı horlama ve uyku apnesinin rehabilitasyonunun her zaman basit olmadığını ancak hasta-doktor işbirliğinde gülümseyici neticeler alındığını aktaran Dr. Can, rehabilitasyonda genellikle solunum yollarında darlığa neden olan meselelerin giderildiği operasyon ve CPAP usulünün kullanıldığını söyledi. CPAP usulünde, makineyle sağlanan pozitif tazyikle soluk alma sırasında hava yolunda çökmeye neden olan olumsuz tazyikin dengelenerek pasajın sarih yakalanması kastediliyor.

Dr. Can, muhtelif sebeplerle operasyon ile CPAP’ın uygulanamadığı ve hafif uyku apnesi olan hastalarda bazı ilaçların da seçenek rehabilitasyon olarak kullanıldığını belirtti. Bu ilaçların boğaz bölgesinin yağlandırılmasıyla sürtünmeyi eksilttiğini, horlama sırasındaki ses şiddetini düşürdüğünü kaydolan Can, “Netice olarak horlama ve tıkayıcı uyku apnesi ciddiye alınması ve rehabilitasyon edilmesi gereken bir sıhhat problemidir” değerlendirmesinde bulundu.

Bu ihtiyatlar kış hastalıklarını kovar

Bu ihtiyatlar kış hastalıklarını kovar

Havaların soğumasıyla beraber kapalı alanlarda kalmak kaçınılmaz oluyor. Kalabalık civarlarda toplanan insanlar mikroplara maruz kalıyor. Bu mikroplar daha evvel bulaşmayı ve solunum sistemi içinde artmayı muvaffak oldukları insanlardan civara saçılıyor. Aynı mekanda bulunan öbür şahısların soluduğu solukla bulaşan mikroplar soğuk algınlığı, nezle ve gribi birliktesi getiriyor. Memorial Şişli Sağlık Kurumu KBB Bölümü’nden Op. Dr. Kemal Demir, kış hastalıklarından korunmak için alınması gereken tedbirleri anlattı.

hasta

Bağışıklığınızı kuvvetlendirerek mikroplarla savaşın

Hemen herkesin nezle, grip, soğuk algınlığı, üşütme, şifayı kapma gibi ifadelerle bildiği ve yaşadığı bir tablo vardır ki bunlara genel ismi ile akut üst solunum yolu enfeksiyonu denilmektedir. Bu hastalıklara neden olan mikroorganizmalar başka bir deyişle mikroplar da tüm canlılar gibi yaşamda kalma ve cinslerinin devamını getirme çabası vermektedir. Doğru usul mikroorganizmaları dünyadan silmeye çalışmak değil, hayat alanlarındaki rakamlarını eksiltmek, riskli olacakları seviyede artmalarına mani olmak ve eforlu bir bağışıklık sistemine sahip olmaktır.

Bulgular şiddetleniyorsa kesinlikle hekime gidin

Solunum yolu enfeksiyonları güz ve kış mevsimlerinde daha sık görülmektedir. Bulaşma genellikle kapalı ve kalabalık civarlarda asıllaşmaktadır. Mikroplar bulaşacakları insanı seçmezler. Şahsın hastalanma olasılığı; bireye bulaşan mikroorganizmaların ölçüyü ile çoğalmakta, bağışıklık sisteminin korunma hüneri ile eksilmektedir. Şayet hastalık bulguları hafif ve yeni başlamışsa şahsın atlatma bahtı yüksek olabilmektedir. Ancak,

– Bulguların şiddeti çoğalış gösteriyorsa,

– Çoğalmıyor ancak gevşememekte ısrar ediyorsa,

– Başka uzuv ve dokuları da tesir altına almaya başladıysa,

– Başka bir sıhhat meseleyi suratından bireye hekimi “Siz kesinlikle her soğuk algınlığında hekime gidin!” dediyse,

– Soğuk algınlığı şikayetleriniz, hekime gitmeden iyileşmiyorsa,

Şahsın zaman kaybetmeden soğuk algınlığının teşhisini netleştirilmesi, rehabilitasyon programına alınmak için kesinlikle bir uzmana tetkik olması gerekmektedir.

grip

Dikkat faktörüz gerekenler

Bu hastalıklardan korunmak ve tutulmamak başka bir deyişle mikroorganizmaların barınmasını, yeni insanlara bulaşmasını yasaklamak için:

– Toplu halde süre geçirilen etrafları iyi havalandırmak,

– Günde vasati 10 kadeh su içmek,

– Bedene uyku yetersizliği yaşatmamak,

– Balanslı beslenmeye dikkat etmek,

– Sık sık el yıkamak ehemmiyetlidir.

Tüm bunlara ek olarak şahsın; beden yapısına uygun seçilmiş, lüzumlu ön eğitimlerin alındığı, acemi de olsa bir atletik egzersiz alışkanlığı olması zorunludur. Bu egzersizlerin bir hobi ya da boş zaman etkinliği gibi değil, hayat rutini olarak özümsenmesi gerekmektedir. Burada ehemmiyetli olan bu ihtiyatların iyileşmek için değil, hasta olmamak için alındığının şuurunda olabilmektir.

yoğurt

Doğru yiyecekler ve istirahat iyileştiriyor

Tam bu ihtiyatlar alınıp yeniden de hastalanıldıysa iyileşmek için bazı ehemmiyetli mevzulara dikkat edilmelidir.

– Yoğurt ve öbür süt mahsulleri harcanmalı,

– Günde 4 – 5 kadeh su, bir o kadar da nebat çayı çok sıcak olmaması koşuluyla içilmeli,

– Az ama sık olarak narenciye, nar, kivi, öbür meyveler ve kuruyemişler yenmelidir.

– Soğan ve onun gibi ham harcanan yeşillikler ve hatta kimi baharatlar bağışıklık sistemini destekleme mevzusundaki zaferini kanıtlamış gıdalardır.

– Natürel ve olası olduğunca işlenmemiş ve yoğun lif içerikli beslenme, uzmanlarca önerilmektedir.

– Vücutsal enerjiyi doğru kullanmak, iyileşme sürecinde uykuya klasikten daha fazla zaman ayırmak gerekmektedir. Şikayetler şiddetlendikçe istirahate olan lüzum çoğalmaktadır.

– İyileşme sürecinde sıcak ve soğuk civara göre elbise tercihinin de doğru yapılması gerekmektedir.

Doğru beslenme kanser rehabilitasyonunu pozitif etkiliyor

Doğru beslenme kanser rehabilitasyonunu pozitif etkiliyor

Nitelikli ve sıhhatli bir hayatın yanı gizeme kanser gibi ehemmiyetli hastalıklardan korunmada beslenme kumpası tesirli olabiliyor. Sebze ve meyveden zengin bir perhiz, sigarasız hayat, kumpaslı fiziksel etkinlik ve sıhhatli beden ağırlığının korunması ile kanser gelişiminde %40’lara varan bir eksilme sağlanıyor. Beslenme, kanser rehabilitasyonu gören hastalar için de çok ehemmiyetli.

kanser

Hastalıklardan korunmak için eforlu bir bağışıklık sistemi koşul

Bağışıklık sistemi, pek çok hücre ve uzvu kapsayan, oldukça karmaşık bir sistemdir. Bu sistem sayesinde fertler, kanser ve pek çok ciddi hastalıktan korunmaktadır. Sıhhatlı bir bağışıklık sistemine sahip şahıslar hastalıklara karşı mukavemetlidir. Ancak bağışıklığın zayıflaması vaziyetinde, hasarsız görünen mikrobik hastalıklar dahi hayatsal kayıplara yol açabilir.

Eforlu bir bağışıklık sistemi için 12 teklif

– Eforlu bağışıklık sisteminin olmazsa olmazı sıhhatli beslenmedir. Sıhhatlı şartlarda hazırlanmış, natürel yiyecekleri uygun ölçülerde harcamak beden için gözetici bir kalkan tesiri oluşturmaktadır.

– Ham sebze ve meyve sebzeler hastalık savıcı tesire sahiptir. Sebze ve meyveler kapsadıkları natürel vitaminler ve öbür antioksidanlar aracılığıyla, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmeye takviyeci olur.

– Yiyecek hijyeni ehemmiyetlidir. Sebze ve meyveler yıkandıktan sonra 15 dakika sirkeli suda bekletilip harcanmalıdır.

– Gün içinde yeterli protein alımı, sıhhatli bir bağışıklık sisteminin olmazsa olmazıdır. Hayvansal proteinlerle nebatsal proteinlerin balanslı bir şekilde harcanması çok ehemmiyetlidir.

– Probiyotiklerin gözetici tesirinden faydalanılmalıdır. Yoğurt ve kefir gibi besinler, mide-bağırsak sistemindeki bağışıklık sistemi personellerinin sıhhatli işleyişinde rol almaktadır.

– Su yaşam kaynağıdır. İçeriğindeki tuz ve mineraller sayesinde, gün içinde yeterli ölçüde su tüketimi, bağışıklık sistemine pozitif katkı sağlamaktadır.

– Hazır meşrubatlar yerine taze bunalmış meyve ve sebze suları seçim edilmelidir.

– Yeterli uyku sıhhat için lüzumludur. Sadece yeterince uzun zaman yatmak değil, “nitelikli” uyku da bağışıklık sisteminin sıhhatli işleyişi açısından ehemmiyetlidir.

– Kumpaslı fiziksel etkinlikler beden mukavemeti için lüzumludur.

– Pozitif olmak ve bol bol gülmek, bedene şifa sağlar.

– Sigara içilen civarlarda bulunulmamalıdır. Pasif olarak da olsa sigara dumanına maruz kalmamak genel beden sıhhati açısından ehemmiyetlidir.

– İdeal kilo korunmalıdır. Fazla kilolar hastalıklara taban hazırlayabildiği gibi süratli kilo kaybı da, bağışıklık sistemini zayıflatmaktadır. Şuursuz, süratli kilo kaybettiren perhizlerden sakınılmalıdır.

Kanser hastaları beslenmede nelere dikkat etmeli

– Öğünlerde kesinlikle hububatlar, fasulye, sebze ve meyve gibi nebatsal kaynaklı besinler de bulunmalıdır.

– Protein lüzumu için günde bir öğünde kesinlikle balık, yağsız et ve tavuk harcamak gerekir.

– Koyu renkli öğeler zengin antioksidan kaynakları olduğu için bu cins yiyecekleri sık yemek önerilir.

– Genel olarak orta ölçüde yemek ile kilo hakimiyeti yapmak sıhhatli beslenmenin esas kaideyidir.

– Mevsim meyve ve sebzelerinden her gün en az 5 porsiyon yenmesi lüzumludur.

– Günde en az 2–3 litre akışkan almanız gerekmektedir.

– İshal vaziyeti varsa kurufasülye, nohut, barbunya, mercimek, karnabahar, lahana gibi gaz yapıcı gıdalardan sakınmak gerekir.

– Şayet ağız yaralar ve yutma eforluğu mevzubahisiyse, domates sosu veya suyu, portakal, limon, greyfurt gibi ekşi ve asitli meyve sularından, ham sebzelerden, kuru ve sert besinlerden kraker, tost, ekmek kabuğu gibi, acılı, baharatlı ve çok tuzlu gıdalardan uzak durulmalıdır.

– Ham köfte, ham pastırma, salam gibi ham et mahsulleri harcanmamalıdır.

– Kızartma ve kavurma yerine, haşlama, ızgara veya fırında pişirme gibi usuller seçim edilmelidir.

Horlayanlar daha çok kaza yapıyor

Horlayanlar daha çok kaza yapıyor

Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz KBB Anabilim Dalı Öğretim Abonesi Doç. Dr. Özgür Yörük, Anadolu Ajansı muhabirine yaptığı söylemede, horlamanın kolaya alınmaması gerektiğine işaret ederek, horlamadan dolayı bir hayli aile travması yaşayan hasta ile karşılaştıklarını söyledi.

Horlamanın, ciddiye alınması gereken bir rahatsızlık olduğuna dikkat sürükleyen Doç. Dr. Yörük, horlamanın trafik kazalarına, dikkat beceriksizliklerine, şahsiyet bozukluklarına ve hatta psikiyatrik bozukluklara kadar bir hayli meseleye yol açtığını dile getirdi.

Horlayan şahıslar daha fazla uykuya meyilli

Horlayan ve soluğu kesilen insanların daha fazla uykuya meyilli olduğunu belirten Doç. Dr. Yörük, şöyle konuştu: “Devamlı yollarda olan sürücüler var. Horlayan insan uykusunu alamaz, uykusuz yola çıkarsanız nasıl olursunuz, dikkatiniz bölmüş bir halde yol alırsınız. Sürücü niçin yolda yatsın? Ya gece bir kasveti oldu yatamadı ya da horladığından soluğu kesildiği için yatamadı. Yatmak demek oksijenize olmak demek, bedenin soluk alması demek, sürücü horladığı için dinlenme olmuyor. Artık bedenin katlanacak eforu kalmıyor ve direksiyon başında kendini kaybediyor, trafik kazalarına neden oluyor.”

Horlama kilo da aldırıyor

Horlama hastalığının kilolu insanlarda daha çok görüldüğünü vurgulayan Yörük, “Horlandıkça da endrojen kortizon dediğimiz bir hormon salgılanır. Başka Bir Deyişle sanki biz dışarıdan kortizon almış gibi şişeriz, hasta horladıkça soluk kesilmeleri oldukça, daha çok strese girdiği için daha çok kortizon salgılanır ve hasta kilo alır. Biz horlayan hastalarımıza kilo vermelerini öneriyoruz” dedi.

Gebelikte influenza gribine dikkat

Tutumsal ve perhiz tehlikeleri eksiltilerek kanseri önleyebilirsiniz

Hamilelik yarıyıllarında bedende muhtelif farklılıklar yaşanıyor. Anne adayının kalbinde pompalanan kan ölçüyü, kalp atış sürati, oksijen imal derecesi, bunlardan sadece birkaçı. Bu farklılıklar ise bedenin bağışıklık sistemini doğrudan etkileyerek, bedeni bulaşıcı hastalıklara karşı sarih hale getiriyor. Özellikle kış aylarında influenza olarak adlandırılan grip hastalığı, anne adaylarını bir hayli negatif doğrultuda etkiliyor.

influenza

Gebelikte bağışıklık sistemi oldukça duyarlı

Gebelikte alana gelen her türlü enfeksiyonda, enfeksiyonun yerine göre yaklaşımlar değişkenlik gösterir. Bu gidişatta umursanması gereken mevzu, enfeksiyona zamanında müdahale edilmesi ve ilerlemesinin önüne geçilmesidir. Yaşanan üst solunum yolu enfeksiyonları, bağışıklık sistemini zayıflatarak, dolaşım ve solunum yolunda klasikte yaşanan kasvetlerin daha fazla sezilmesine neden olur. Bu sebeple gebelerin kış aylarında çok güzergahlı temkin alması gerekir. Beslenme kumpası, hijyen şartları, giyim, ilaç kullanımı ve egzersiz gibi mevzularda da titiz davranılması ehemmiyetlidir.

hamile

Grip ve soğuk algınlığı birbirinden değişiklik gösterir

Grip ve soğuk algınlığı virüslerin neden olduğu hastalıklardır. İki hastalık da sanılanın aksine değişiklikler gösterir. Soğuk algınlığında yüksek ateş görülmezken, gripte çok yüksek ateş ve araya giren ikincil bakteriyel enfeksiyonlar gözlemlenebilir. Soğuk algınlığında görülen bulgular; burun akıntısı, aksırma, boğazda yanma hissi ve öksürüktür. Gripte ise; genelde 39 derece ve üzeri ateş, baş, adale-eklem sızısı, yorgunluk ve orta şiddette öksürük yaşanır. Gebelerde görülen yüksek ateş 39 derece ve üstünü geçmemelidir. 38 derece ateşte, ateş düşürücüler kullanılır. Alın, koltukaltı, diz kapağı arda soğuk kompresi uygulanmalıdır. Ilık duş alınmalı, ince kıyafetler giyilmelidir. Anne adayında ateş şikayeti devam ediyorsa, kesinlikle hekime müracaat etilmelidir.

gebe

Gebeliğin ilk aylarında yüksek ateş risklidir

Gebeliğin ilk üç ayında yüksek ateş risklidir ve bebeğe hasar verebilir. Bu nedenle yüksek ateşe izin verilmemelidir. Hekim tetkikine kadar, gebenin beden ısısını ve bebek üzerinde oluşturacağı negatif tesiri eksiltmek için, annenin ateşi kesinlikle düşürülmelidir. Hekime gidene kadar parasetamol ilaçlar alınabilir. Bu cins ilaçların gebelik üzerinde makûs bir tesiri yoktur.

ateş

Enfeksiyonlar, fiziksel ve psikolojik olarak anneyi güçler

Özellikle güz ve kış ayları bu enfeksiyonların en çok görüldüğü zamanlardır. Hamilelikte yaşanan enfeksiyonların hem anne adayına hem de bebeğe bazı negatif tesirleri mevzubahisidir. Bu gidişat anne adaylarını hem fiziksel hem de psikolojik olarak güçler. Gebelik, tek başına gribe tutulmak için bir neden değildir. Ancak hamile bir bayandaki enfeksiyonda karmaşıklık görülme oranı daha da çoğalır.

enfeksiyon

Gebelik, bağışıklık sistemini zayıflatmaz

Hamilelikte bağışıklık sistemi ilişkisi oldukça karışıktır. Bağışıklık sisteminin, hamilelikte genellikle baskılandığına inanılmaktadır. Ancak enfeksiyondan korunma hücreleri dediğimiz korunma hücrelerinin seviyeleri değişir. Hakikatinde bu gidişat bebeğin anne karnında tutunması ve hamileliğin devamı için zorunludur. Hamilelerin enfeksiyon hastalıklarına sık tutulmadıkları fikri egemendir. Yeniden de bir hayli değişik görüş, bağışıklık sisteminin zayıfladığını ve daha sık enfeksiyon geçirildiğini ifade eder. Bunun yanı gizeme son senelerde yapılan çalışmalar ise, hamilelerde bağışıklık sisteminde bir bozulma olmadığını ve hamilelerin bir çok enfeksiyon hastalığına yeterli cevap gösterdiğini ortaya koymuştur. Bu açıdan bakıldığında ise değişik görüşler ortaya çıkmıştır. Hamilelikte bağışıklık sisteminin zayıfladığına dair ortak bir görüş egemen değildir.

bağışıklık

Kapalı mekanlar tehlike yaratıyor

Kış aylarında hamile bayanların dikkat etmesi gereken ehemmiyetli mevzulardan biri de sıhhatli havalandırma koşullarıdır. Kış mevsiminin gelmesiyle beraber gebelerin soğuk havadan korunmak için kalabalık ve kapalı etrafları seçim ettikleri gözlemlenir. İyi havalandırılmayan civarlar, bulaşıcı hastalıkların daha basit dağılmasına neden olur. Bu stil kapalı mekanlar hamileler için büyük tehlikeler kapsar. Bulaşıcı hastalıkların ve alerjilerin artmasına neden olan bu şartlar, değişen hava koşullarıyla beraber bir hayli hastalığa neden olmaktadır. Bu sebeple anne adaylarının süre geçirdikleri mekanları özellikle de konutlarını sıklıkla havalandırmaları önerilir. Ayrıca muhtemel olduğu kadar hastalığı olan şahıslarla yakın temasta bulunulmamalıdır. Eller aralıksız pak yakalanmalı ve sık devir yıkanmalıdır. C vitamini ağırlıklı beslenilmeli, bol akışkan harcanmalıdır.

gebe

Sıhhatli bir uyku için oda hijyeni ehemmiyetli

Sıhhatli bir uyku için yatak odalarının hijyeni de çok ehemmiyetlidir. Burun tıkanıklıkları ve öksürüklerin önüne geçebilmek için konutların sık sık süpürülmesi, yastık ve yorganların hijyenik şartlarda olması, sıklıkla değiştirilmesi ve civarın tozlardan temizletilmesi gerekir. Evcil hayvanlar ise yatak odalarından uzak yakalanmalıdır. Muhtemelse yatak odalarında halı kullanılmamalıdır. Konutlarda soba ve kaloriferlerin kuruttuğu havayı kaynayan bir çaydanlık ile ıslatmak da yararlıdır. Soluk almakta zorlanılırsa 2-3 gün kadar burun spreyi kullanılabilir. Ayrıca deniz suyu spreyleri de seçim edilebilir. Burnu ıslatmak için civarın nemli yakalanması zorunludur.

hamilelik

Ihlamur, zencefil ve tarçınlı çay, hafifletici tesir yaratabilir

Üst solunum yolları enfeksiyonları genellikle viral denilen hastalık grubundadır. Bu gidişatta yaşanan şikayetler için hafifletici ilaçlar kullanılır. Ateş düşürücü ve burun açıcı spreyler gibi şikayet giderici ilaçlar da kullanılabilir. Gebelerde grip ve soğuk algınlığı ağır hastalığa neden olabilir. Antiviral ilaç alımı, ciddi neticelerin önlenmesine dayanakçı olabilir. Anne adayının antiviral ilaç almasının, kendisi ve bebek için hasarı olduğunu düşündüren hiçbir çalışma yoktur. Şayet bakteriyel bir enfeksiyon vaziyeti var ise antibiyotik kullanımı gerekir. Ihlamur, zencefil, tarçınlı çay, C vitamini özellikle taze bunalmış portakal suyunun hafifletici tesiri olduğundan, rehabilitasyon uygulaması için bu meşrubatlar da harcanabilir.

influenza

Sebepsiz bitkinlik ciddi problemler çıkarabilir

Sebepsiz bitkinlik ciddi problemler çıkarabilir

Bitkinlik, Multipl Skleroz’un MS bulgularından en sık görüleni. MS’lilerin yüzde 75-95’i tarafından dile getirilen ve yeniden hastaların takribî yüzde 50-60’ının hastalık derecesinden bağımsız olarak en ehemmiyetli mesele olarak gördükleri bitkinlikle başa çıkmanın yollarını Türkiye İş Bankası iştirakiBayındır Söğütözü Sağlık Kurumu Nöroloji Kısım Başkanı Uzm. Dr. İhsan Özcan Ertürk anlattı.

Ender bir hastalık olarak literatüre giren MS’in, ülkemizde 50 binden fazla bireyde görüldüğü varsayım ediliyor. Çoğalış sürati, etrafsal etkenler ve genetik yatkınlıkla söyleniyor. Merkezi asap sistemini etkileyerek hastanın hayat niteliğini bozan bir hastalık olan MS’in, gözle görülmeyen en ehemmiyetli bulgularından biri bitkinlik.

Bitkinlik nedir MS hastalarında nasıl görülür

Bitkinlik, herkes için ‘günlük etkinlikler sırasında fert tarafından idrak edilen fiziksel ve/veya akılsal enerjinin subjektif azlığı’ şekline belirleniyor. Ancak MS hastaları bitkinliği değişik biçimlerde yaşayabiliyor. Kimileri yalnızca fazla bitkinlik ve halsizlik sezerken, kimilerinde görmede problemler, adale spazmları dolayısıyla hareketlerde güçlük gibi semptomlar görülebiliyor.MS hastalarında bitkinlik iki nedenle oluşuyor. İlk neden, merkezi sinirsisteminin zarar görmesi. Beden bu zarara, hareketlerde yavaşlama ve bitkinlikle karşılık veriyor.

Loş ışık ve sıcak civar da yoruyor

MS’den kaynaklanmayan, ikincil nedenlere dayalı bitkinliğin nedenleri de şöyle sıralanabiliyor:

Uykunun ufalanması: Spazmlar, sızı, gece tuvalet ihtiyacı, bunalım gibi sebeplerle uykunun ufalanması bitkinlik yaratabiliyor.

Enfeksiyon: Bir Hayli enfeksiyon sebebiyle MS bitkinliği oluşabiliyor.

Fazla gayret: Koordinasyon ve hareket etkilenmişse bedenin çok kolay gibi görülen hareketler için daha fazla efor tüketmesi sebebiyle bitkinlik büyüyebiliyor.

İlaç rehabilitasyonu: İlaçların bir hayliyi yan tesir olarak miskinlik ve bitkinlik yapabiliyor.

Bunalım: Asapların hasar görmesi veya MS’i kabullenme sürecindeki duygusal sebeplerle de bitkinlik sezilebiliyor.

Etrafsal etmenler: Çalışma etrafının ısısı ve aydınlatması çok ehemmiyetli.Zayıf ışıkta görebilmek için daha fazla efor tüketmek gerekiyor. Ayrıca ısı, genellikle bitkinliği artırıyor.

Yalnızca hastalar değil, yakınları da bunları öğrenmeli

MS hastalarının bitkinlikle gayretinde hastanın etrafındakiler de bilinçlendirilmeli zira kimi zaman bitkinliğin hastayı nasıl etkilediğini kavrayamadıkları için, şahsi ilişkiler etkilenebiliyor.

İlaç rehabilitasyonu: MS bitkinliği asaplarda zarar sebebiyle oluştuğu için, banal bitkinlik için kullanılan ilaçlar ve usuller kullanılamıyor. Hasta için en uygun ilaç ve doz, doktor tarafından tanımlanmalı.

İlaçsız rehabilitasyonlar: Hastanın günlük alışılagelmiş programını değiştirmek, bitkinliği eksiltmeye dayanakçı olabiliyor. Bu farklılıkları yaparken hastanın hekimi, fizyoterapisti ve MS hemşiresi takım olarak çalışmalı.

Page 1 of 61 2 3 6