Kanser için D vitamini bedellerinize önemseyin

Kanser için D vitamini bedellerinize önemseyin

İnsan bedeninde bir hayli ehemmiyetli işleve hizmet eden D vitamini kanser yaradılışına karşı da büyük ehemmiyet taşıyor. Dünya Kanser Haftası’nda D vitamininin uzuvların çoğunu etkileyen bir hormon olduğuna dikkat sürükleyen Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr.Rüştü Serter, ” D vitamini eksik olan fertlerde sütun, rektum, meme, over, prostat, mide, mesane,özefagus, böbrek, akciğer, pankreas, uterus, non-Hodgkin lenfoma, multiple myeloma kanser cinslerine daha sıkrastlanıyor. Daha sarihçe şöyle ifade edebiliriz ki, D vitamini yeterli olan şahıslara mukayeseyle eksik olanların bu kanser cinslerine karşı tehlikeleri daha yüksek oluyor. Ayrıca ,D vitamini seviyeleri çoğaldıkça kanser insidansı eksiliyor. Türkiye gibi 37. enlemin kuzeyinde olan ülkelerde güneş ışınlarının büyü açısı D vitamini gereksiniminin karşılamasında beceriksiz kalıyor ve bu ülkelerde çoğalış gösteren D vitamini yetersizliği bunalım gibi psikolojik meselelere neden olabiliyor. Tüm bu nedenler dolayısıyla 37. enlemin güneyinde daha az kronik hastalık görülüyor” söylemesinde bulundu.

D vitamini, kanserin ilerlemesini ve vefat oranını eksiltiyor

D vitamininin kanserli fertlerde vefat oranını eksilttiğine dikkat sürükleyen Prof. Dr. Rüştü Serter, D vitamini kanserin ilerlemesini ve hastayı negatif etkileme sürecini de yavaşlatıyor. Avrupa Endokrin Derneği Muayenehane Uygulama Rehberine göre D vitamini alımında günlük idame dozlar;

– 1 yaşından ufak bebeklere günde 400 birim,

– 1-18 yaş arası çocuklara günde 600 birim,

– 18 yaş ve üzeri erişkinlerde günlük 1000 birimdir.

Son yarıyıllarda sprey formu gibi kullanımı basit, katkı maddesi ve BHA kapsamayan D3 vitaminleri seçim edilmektedir.

Çoraptaki soğan sızıları kesiyor

Çoraptaki soğan sızıları kesiyor

Sofralarda en yaygın kullanılan sebzelerden biri olan soğan yiyecek kıymeti bakımından çok zengindir. A, B ve C vitaminleri ilepotasyum, magnezyum, kalsiyum, sodyum, iyot, fosfor ve kükürt mineralleri bakımından oldukça zengin olan soğanın kapsadığı değişik etmen maddeler sayesinde de pek çok hastalığa iyi gelmektedir.

Soğan dilimi sızıyı kesiyor

– Ayak asap uçlarında 7 bin tane asap ucu bulunuyor. Soğan dilimleri romatizmal sızıların olduğu yere ya da ayağın içine yerleştirilip bir streç veya çorapla sarıldığında sızılara iyi geliyor.

– Soğan dilimleri, kapısı kapalı bir odada yatak başına konulduğunda sabaha kadar solunum yollarını açıyor.

– Soğan, lapa halinde göğüse sürüldüğünde ise balgam söktürücü tesiri yapıyor.

Vitamin ve mineral kaynakları

Vitamin ve mineral kaynakları

Balanslı bir beslenme, sıhhatli hayatın olmazsa olmazlarından birisidir. Değişik besin gruplarını beslenme programınıza dahil ederek bedeninizin faydalı bir biçimde çalışması için lüzumlu olan gıda maddelerini de sağlamış olursunuz. Ancak yediğiniz yiyeceklerden günlük vitamin ölçüsünü yeterince karşılıyor musunuz? Özellikle bayanlar için ehemmiyetli olan vitamin ve mineral kaynakları olan gıdaları bu haftaki yazımda bulabilirsiniz.

Vitamin dayanağı alırken dikkat edilmesi gereken en ehemmiyetli şey, hekiminize danışmaktır. Sizin için en doğru olan vitamin önerisini elbette hekiminiz verecektir.

vitamin ve mineral kaynakları

Demir

Demir, yaşamak için lüzumumuz olan en ehemmiyetli mineraller arasında yer alır. Demir; eritrositlerde hemoglobin üretmek, hücrelere oksijen taşımak, hücre gelişimi ve gelişmesini tertip etmek, bağışıklık sistemini güçlendirmek ve beyin işlevlerini desteklemek gibi son derece hayati misyonları üstlenir. Ayrıca demir, bedendeki sıcaklık kumpasını dayanaklar; doğru hücre gelişmesi için de lüzumludur. Yapılan araştırmalar ışığında yaşa göre değişen demir gereksiniminin bir listesi oluşturulmuş. Bu liste şöyle:

– 19-50 yaş arası bayanlar: 18 mg.

– 14-50 yaş arası hamile bayanlar: 27 mg.

– 14-18 yaş arası emziren bayanlar: 10 mg.

– 19-50 yaş arası emziren bayanlar: 9 mg.

– 51 yaş üstü herkes: 8 mg.

Nereden alabilirim?

Kırmızı et, tavuk, hindi, balık, hububatlı gıdalar, fasulye ve koyu yeşil yapraklı sebzelerden demir gereksiniminizi karşılayabilirsiniz.

vitamin ve mineral kaynakları

Kalsiyum

Kemik sıhhati için hayati ehemmiyet taşıyan, beden için yeterli kalsiyum seviyeleri aynı zamanda atardamar, ven ve adale fonksiyonuna gözetirken hormonların dengelenmesine destekçi olur. Bu, bayanlar için olmazsa olmaz mineral aynı zamanda adale kasılmalarını eksiltir, sıhhatli bir kan tazyikinin korunmasına destekçi olur.
Kemiklerimiz hayatın erken yarıyıllarında 30 yaşından evvel lüzum dinledikleri kalsiyumun çoğunu alsalar da, yiyecekler daha sonradan kemik sıhhatinin korunmasında büyük rol oynar. Gıda bedeli yüksek gıdalar, adale kasılması, asap ve kalp işleyişi, öteki biyokimyasal tepkinler gibi esas beden işlevleri için lüzumludur. Günlük gıda listenizde yeterli ölçüde kalsiyum yoksa, bedeniniz kemiklerinizin arasından kalsiyumu çıkarır ve bedeniniz cılızlar.

Nereden alabilirim?

Süt, brokoli, badem, ıspanak, soya peyniri ve sardalya gibi kalsiyum bakımından zengin yiyeceklerle beslendiğinizde bedeninizin gereksinimi olan kalsiyumu almış olursunuz.

vitamin ve mineral kaynakları

Folik Asit

Bayanların yakından tanıdığı folik asit; kırmızı kan hücreleri de dahil olmak üzere yeni hücreler üretmeye ve sürdürmeye destekçi olur. Asap sisteminin ileti taşıyan moleküllerinde balansı gözetir, zekasal ve duygusal sıhhat için de oldukça ehemmiyetlidir.

Folik asit, aneminin önlenmesini sağlar. Özellikle gebelik evveli yarıyıl ve gebelik sırasında kullanılması lüzumludur. Hamilelik sırasında folik asit yetersizliği, erken doğumlar ve nöral tüp defekti ile doğan bebekler gibi ciddi karmaşıklıklara neden olabilir. Çalışmalar, hamilelik evveli ve ilk üç aylık yarıyılda folik asit dayanakları alan bayanların, nöral tüp defektli çocuğa sahip olma tehlikesini yüzde 72 oranında eksiltebileceğini gösteriyor. Önerilen günlük ölçü 400 mikrogramdır; bu lüzum, hamile bayanlar için 600 mikrograma kadar yükselir.

Nereden alabilirim?

Natürel kaynaklar arasında yapraklı yeşil sebzeler, meyveler ve fasulye bulunur.

vitamin ve mineral kaynakları

Magnezyum

Bedeniniz bu minerali; olağan adale ve asap işlevinin muhafaza edilmesi, kalp ritimlerinin statiklenmesi, sıhhatli bir bağışıklık sistemi, kemiklerin kuvvetlenmesi için kullanır. Ayrıca kan şekeri seviyelerinin tertip etmesine destekçi olmak, tansiyonu balansta yakalamak, krampları, baş sızısını ve migreni eksiltmeye destekçi olmak için de bedenin bu minerale gereksinimi vardır.

Nereden alabilirim?

Kabak çekirdeği, ıspanak, siyah fasulye, soya, fındık ve avokado; magnezyum açısından zengin gıdalar arasındadır.

vitamin ve mineral kaynakları

Omega 3

Omega-3; bunalım semptomlarını eksiltir, kalp hastalığı tehlikesini düşürür. Beyin sıhhati ve asap sistemi gelişimi için lüzumludur. İhtiyarlamaya bağlı negatif farklılıklara, kalp hastalığı tehlikesinde çoğalışa ve öğrenişsel düşüşe karşı koymaya destekçi olur.

Nereden alabilirim?

Somon balığı, fındık, ceviz, keten tohumları ve yapraklı sebzeler gibi yiyeceklerden omega 3 alabilirsiniz. Dayanak almanız, yeterli seviyede omega-3 aldığınıza emin olmanızı sağlar. Her iki vaziyette de şayet sıhhatliyseniz 500 mg, kalp rahatsızlığınız varsa 800-1000 mg arasını ve yüksek trigliserid seviyelerine sahipseniz 2000-4000 mg’ı kastedin.

vitamin ve mineral kaynakları

Biyotin

AB vitamini, bazen H vitamini veya B7 vitamini; biyotin olarak anılır. Hoşluk vitamini olarak öğrenilen biyotinin bedene en ehemmiyetli bereketi, hücre gelişimine katkıda bulunmak ve kanın şeker seviyesini vasati seviyede yakalamaktır. Özellikle bayanların önemsediği saç ve tırnak sıhhatine olan pozitif tesiri ile biyotin günümüzde bir hayli kozmetik mahsulünde kullanılmaktadır.

Nereden alabilirim?

Pazı, havuç, fındık, siyah çay, pirinç, ceviz ve yumurtadan bu vitamini elde edebilirsiniz.

vitamin ve mineral kaynakları

C vitamini

Yeterli ölçüde C vitamini seviyesi buruşuklukları eksiltmeye, hasarlı hür radikalleri emmeye ve nörotransmitter yapımına, yara iyileşmesine ve proteinin metabolize edilmesine destekçi olur.

Nereden alabilirim?

Brüksel lahanası, çilek, kırmızı biber, portakal, kivi, yeşil biber, brokoli, greyfurt, domates suyu, lahana; C vitamini açısından zengin kaynaklardır.

Doç. Dr. Halit Yerebakan

özel içeriğidir.

Sigara içerken vitamin alanlara makûs haber

Sigara içerken vitamin alanlara makûs haber

Yapılan bir araştırmaya göre E vitamini ve eş başka vitaminler kullanmak akciğer kanserini gelişimini süratlendiriyor.

Bilim adamları fareler üzerinde yaptıkları araştırma neticesinde antioksidan hapların urun sihrime süratini artırdığını ve vefat sürecini süratlendirdiğini buldu. İsveçli uzmanlar bunun insanlarda da geçerli olduğunu vurguluyor. İngiltere’deki Kanser Araştırmaları merkezi sıhhatli beslenme programlarında dışarıdan vitamin alınmasına gerek olmadığına söyledi. A, C ve E vitamini gibi antioksidanlar kanser gibi bir hayli hastalığa karşı gözetiyor. Ancak son yapılan araştırmalar bunların akciğer kanserini süratlendirebileceğini de ortaya koydu.

Vitamin verilenler iki kat daha süratli yaşamını kaybetti

Gothenburg Üniversitesi’nden analistler akciğer kanserinin çok erken aşamasında E vitamini verilen farelerde urun daha süratli geliştiği ve daha seri dağıldığı, vitamin verilmeyen hayvanlara göre de iki kat daha süratli bir zamanda yaşamını kaybettiğini tespit etti. Sigara ile ilgili akciğer kanseri sürecinde başka antioksidanların da eş tesirler yarattığı görüldü.

E vitamini ve kanser

E vitamini hücre üretimini süratlendiren bir vitamindir. A, C ve E vitamini gibi antioksidanlar kanser dahil bir hayli hastalığa karşı koruma özelliğine sahiptir. Bilim adamları ise vitamin ve antioksidanların sigara tiryakilerine ihtar ile satılmasını, zira kansere karşı gözetse de kanser başladıktan sonra yaradılışını süratlendirdiğini düşünüyor.

7 vitamin ile kemiklerinizi kuvvetlendirin

7 vitamin ile kemiklerinizi kuvvetlendirin

Sıhhatlı ve doğru beslenme, bir hayli sıhhat meselesinin önlenmesi için zorunlu olduğu kadar kemik yapısı için de ehemmiyetlidir. Özellikle kemik kırıklarının, genellikle ileri yaşta ortaya çıkan kemik erimesinin önlenmesi ve kemiklerin kuvvetlendirilmesi için kalsiyum, magnezyum, potasyum, Vitamin D, omega-3 bakımından zengin yiyecekler harcanması zorunludur. Memorial Diyarbakır Sağlık Kurumu Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Serdar Necmioğlu, sıhhatli kemik yapısı için doğru beslenme kaideleri hakkında bilgi verdi.

kemikler için vitamin

Güçlü kemikler için bebeklikte anne sütü ehemmiyetli

Kemikler de değişik dokular gibi canlı bir yapıya sahiptir. Yapısı, kollajen ismi verilen ve elastiklik sağlayan bir protein ile bu yapıyı sağlamlaştıran kalsiyum ve fosfattan oluşur. Yaş ilerledikçe, kemik erimesi ve kemik yoğunluğunun eksilmesi ciddi bir sıhhat problemi olarak ortaya çıkar. İleri yaşlarda kemiklerin sıhhatli olması için çocukluktan başlanarak doğru beslenmeye itina göstermek gerekir. Hatta bu gidişat anne karnında başlar. Annenin beslenmesi çocuktaki kemik yapısını da tesirler. Çocuğun kemik yapısının gelişimi için anne sütünün ehemmiyeti de tartışılmaz bir hakikattir.

vitamin

15-30 yaş arası kemikleri kuvvetlendirmek gerekir

En iyi kemik yoğunluğu ve niteliği 15-30 yaşları arasında kazanılır. Bu yaşlar arasında kazanılan kemik niteliği, insanın gençliğinde çalışarak kazanıp bankaya yatırdığı para gibidir. İlerleyen yaşlarda, gençlik senelerinde edinilen nitelikli kemik yapısı kullanılarak daha dinamik ve sıhhatli bir hayat sürmek olası olur. Zira 35 yaşından sonra kemik kitlesi yavaş yavaş zayıflamaya başlar. Özellikle bayanlarda, östrojen hormonu menopozla beraber eksildiği için buna bağlı olarak kemikler de daha süratli zayıflama sürecine girer. Bundan dolayı genç yaşlarda beslenme, insanın tüm yaşamı süresince kemik sıhhatini etkileyecek neticeler doğurur.

kalsiyum

Kalsiyum ve fosfor kemikler için bölmez ikili

Sıhhatlı kemikler için akla gelen ilk yiyecek grubu kalsiyum kapsayan yiyeceklerdir. Kalsiyumun yeterli ölçüde alınmadığında, beden kandaki kalsiyum balansını sağlamak için kemiklerdeki kalsiyumu kullanır. Kalsiyum zorunludur fakat tek başına yeterli değildir. Kalsiyumun değişik mineraller ve vitaminlerle beraber alınmasıyla oluşan sinerjik tesir, kemik niteliğini artırmada daha tesirli olur. Kemik sıhhati için kalsiyum alımı kadar emilimi de ehemmiyet taşır. Gıdalarla alınan kalsiyumun ancak yüzde 50’si emilir. Kalsiyum ve fosfor beraber çalışan ehemmiyetli iki mineraldir, fosfor ile kalsiyum birbirlerine denk ölçüde alındığında emilimleri çoğalır. Protein ve zorunlu minerallerin bedene yeterince alınabilmesi için ise et ve süt mahsulleri kumpaslı olarak harcanmalıdır. Kafein, fazla içki, sigara, obezite ve tuz, idrarla kalsiyum atılımını artırmaktadır. Yaşlılık yarıyılını sıhhatli bir biçimde geçirmek için bu yiyeceklerin olası olduğunca hudutlandırılması ehemmiyetlidir.

vitamin

Kemikler için faydalı vitamin ve mineraller balanslı bir biçimde alın

Kalsiyum: Kemikler için lokomotiftir. Kalsiyum kapsayan yiyecekler; süt ve süt mahsulleri, soya fasulyesi, fıstık, ceviz, badem, lahana, brokoli, koyu yeşil yapraklı sebzeler, balık, kurutulmuş meyveler, kuru baklagillerdir.

A vitamini: Kemik gelişimine ve gelişmesine katkısı oldukça fazladır. A vitamini güzergahından zengin yiyecekler; turuncu renkli yiyecekler, süt, yumurta, balık, karaciğer, brokoli, kivi, erik ve incirdir.

Magnezyum: Kemik gelişimine katkı sağlar. Ktümörü baklagiller, yağlı tohumlar, arıtılmış edilmemiş hububat taneleri ve koyu yeşil yapraklı sebzeler ehemmiyetli magnezyum kaynağıdır.

Çinko: Sıhhatlı kemik gelişimi için zorunludur. Çinko kapsayan yiyecekler deniz mahsulleri, kırmızı et, mantar, ceviz, badem, fındık, fasulye, bulgur ve bezelye olarak sıralanabilir.

Potasyum: Kemikler için zorunludur. Günlük harcanması gereken potasyum ölçüyü 3,5 gramdır. Potasyumdan zengin yiyecekler; koyu yeşil yapraklı sebzeler, kabuklu patates, kuru kayısı, sakız ve somon balığı, yoğurt, avakado.

D vitamini: Kemik sıhhati için ehemmiyetlidir; balık yağı, süt ve süt mahsulleri, morina balığı yağı, sardalya, uskumru, somon, ton balığı, yumurta sarısı, tereyağı, yulaf ezmesi gibi yiyeceklerde D vitamini bakımından zengindir.

K vitamini: Kemik arkadaşıdır; yeşil yapraklı sebzeler, ıspanak, bürüksel lahanası, maydanoz, şalgam, pancar yaprağı, bamya, marul, brokoli, kuşkonmaz, hububatlar, tereyağı, peynir, yumurta, karaciğer, soya fasulyesi, yeşilçay, kivi, yaban mersini, kuru erik, havuç K vitamini kapsayan yiyecekler arasındadır.

Vitaminsizliğin işaretleri suratınızda saklı

Vitaminsizliğin işaretleri suratınızda saklı

Özellikle ilkbahar aylarında yaşanılan vitamin beceriksizliği, bitkin ve cılız sezmenize neden olur. Bu vaziyet bedeninizi muhtelif virüslere daha sarih hale getirir. Peki vitamin beceriksizliği yaşayıp yaşamadığınızı nasıl anlarsınız? Bunun için suratınıza bakmanız yeterli.

Fazla solgun cilt

Kışın sonunda cildiniz bayağıda göründüğünüzden daha solgunsa bu, vitamini noksanlığını gösterir. B12 beceriksizliği bitkin ve mutsuz sezmenize neden olur. Bu vitaminin seviyesini yükseltmek için et ve deniz mahsulleri harcamalısınız.

Kuru saç

Çok ölçüde kepekle kaplanmış kuru, kırılgan saçlar, B7 vitamininin beceriksiz olduğunu gösterir. Bu çoğunlukla antibiyotik kullanımının bir neticeyidir. B7 seviyelerini artırmak için et, balık, sebze, meyve, mantar ve baklagilleri daha sık yemeniz gerekir .

Şiş gözler

Şayet göz etrafında kabarıklıklarınız varsa, bedeninizde iyot beceriksizliği olabilir. En yaygın iyot kaynağı tuzdur. Tuzun natürel olanını seçim etmelisiniz. Ayrıca deniz mahsulleri ve süt mahsullerinde de iyot bulunur.

Renksiz dudaklar

Renksiz dudaklar, demir yetersizliğinin işareti olabilir. Daha fazla kırmızı et yemeniz ve kalsiyum içerikli beslenmeniz zorunludur.

Diş eti kanamaları

Diş eti kanamaları, C vitamini yetersizliğinin göstergesi olabilir. Narenciye ve kırmızı biber de bol ölçüde C vitamini bulunur.

Bu bilgiler, vitamin yetersizliğinin dolaylı bulgularıdır. Yukarıyadaki vaziyetlerden rastgele birini yaşıyorsanız, kesin teşhis için hekiminize müracaat etiniz.

Geleceğin beslenme şekilleri

Geleceğin beslenme şekilleri

Sıhhatlı ve natürel besin kaynaklarının giderek eksilmesi ve dev bir sanayiye dönüşen besin sektörü beslenmeyi asrımızın esas meseleyi haline getirdi. Herbalife Güneydoğu Avrupa Direktörü Samet Serttaş bugünün şartlarında sıhhatli beslenme alışkanlıklarını nasıl kazanabileceğimizi anlattı. Sıhhatlı beslenme 21. asrın en ehemmiyetli küresel meselelerinden biri ve neredeyse ilk sıralarda. Sıhhatlı beslenme hakkında zekâmızı meşgul eden ve çözümünü bulmakta zorlandığımız bazı sual ve meseleler var.

Geleceğin beslenme şeklinde 4 trend

Dünyada ve Türkiye’de beslenme şekillerini dört mega trend tanımlıyor.

1 Popülasyonun ihtiyarlaması

2 Kentleşmenin çoğalması

3 Çocuk ve gençler arasında obezitenin yaygınlaşması

4 İnsan hayatının uzaması

Bu mega trendler beslenme şekillerimize ve alışkanlıklarımıza doğrultu veriyor. Köyden şehre göçün çoğalmasıyla ters orantılı bir biçimde genç popülasyonun tarım yapımına alakası eksiliyor. Öte yandan insan ömrünün uzamasıyla yaşlılığın tarifi değişiyor. Dünya Sıhhat Örgütü’nce artık yalnızca 80 yaş üstü insanlar “yaşlı” kategorisinde değerlendiriliyor.

Günümüzde her şeyin şahsileşmesi, bilim ve tıptaki yeni bulgularla birlikte şahsa ve yaşa özel beslenme modelleri geliştirilmiş vaziyette. “Çocukluk beslenmesi” ve “yaşlılık beslenmesi” gibi kavramlar beslenme şuurunu destekliyor.

Beslenme stilimizi negatif etkileyen alışkanlıklar

Yemek yapmamak: Uzun çalışma saatleri ve yemek yapmaya zaman bulamamak beslenme stilimizi negatif istikamette etkileyebiliyor. Bunu desteklemek emeliyle sanayinin sunduğu ayrı bir besin kültürü oluşuyor ve bu kültürde besin dayanakları bir çözüm olarak ehemmiyet kazanıyor.

Fermente mahsulleri az harcamak: Bilimin yeni bulgularıyla insan bedeninde bakteri florasının ehemmiyeti bir defa daha ortaya çıktı. Araştırmalar da son senelerde bedenimizde olması gerektiği rakamda bakteri olmadığını gösteriyor. Bu büyüme bedenimizdeki bakterilere iyi bakmamız gerektiği şuuruna sahip olmamıza yol açıyor. Misalin 1950’de ve günümüzde yaşamış iki insanın bedenlerindeki bakteri rakamı karşılaştırıldığında, günümüz insanının bedenindeki bakteri rakamının az olduğu görülüyor.

Fazla sterilize etraflarda bulunmak: Uzmanlara göre çok sterilize etraflarda gelişen çocuklarda bakteri florası yeteri kadar büyüyemiyor. Bakteri popülasyonun düşüklüğünden kaynaklanan besin ve polen alerjileri, intolerans problemleri alana geliyor.

Türk insanının en ehemmiyetli beslenme meseleleri

Araştırmalara göre Türk insanı sıhhatli beslenme mevzusunda yeterli bilgiye sahip değil. “Sabah iyi kalkamıyorum ve kalktığımda kendimi bitkin seziyorum.” “Gün içerisinde yeterli enerjiyi bulamıyorum.” “Saçlarım dökülüyor ve tırnak uçlarım kırılıyor” gibi yakınmaları genellikle beslenmeyle eşleştirmiyorlar. Buna muhtelif perhizlerle zayıflamaya çalışmak ve perhizlerini vitamin ve öbür gıda öğeleriyle desteklememek gibi alışkanlıklar da ilave edilince bünyeler cılız düşüyor. Cılız bünyeli insanlarda uyku problemleri de baş gösterebiliyor.

– Yeteri kadar gün ışığından yararlanamamak da Türk insanının öbür ehemmiyetli meseleyi. D vitamini açısından çok zengin bir ülke olmamıza karşın D vitamini yetersizliği yaşayan insan ve buna bağlı hastalıkların rakamı ülkemizde oldukça fazla.

– Kent insanı içinde bulunduğu şartlardan dolayı ideal beslenme için lüzumlu olan protein, vitamin, mineral ve karbonhidrat balansını sağlayamıyor. Gerektiği kadar proteini etten, sütten ve yumurtadan alamıyor, günde 5 öğün meyve ve sebze harcayamıyor. Bu besinleri bütün olarak harcayamadıkları için de kendilerini yorgun ve bitkin seziyorlar.

– Beslenememenin bir öbür dezavantajı diyabet, tansiyon ve kalp hastalıkları gibi kronik rahatsızlıklara yol açması. Uzmanlara göre bu hastalıkların en kalıcı çözümü hayat stili ve beslenme alışkanlıklarını değiştirmek.

Besin desteklerinin doğru kullanımı

Şuurlu bir kullanımla besin dayanakları sıhhatli ve enerjik kalabilmenin en pratik yolu… Ancak bu mahsulleri kullanırken öğrenilmesi ve dikkat edilmesi gereken bazı noktalar var:

– Besin desteği vitaminler, mineraller, botanikler bazı nebatsal yağlar ve öbür bileşenlerden oluşur. Bir mahsulün besin desteği olabilmesi için kapsül, tablet, şurup gibi dozajlı bir formda sunulması gerekir.

– Türkiye’de besin desteklerinin içerisine nelerin koyulup nelerin koyulmayacağı Sıhhat Bakanlığı’nca tanımlanır. Onay ve lisanslar da bakanlıklar tarafından verilir. Güvenlik aralıkları çok yüksek olan bu inovatif mahsuller rastgele bir besin maddesi gibi harcanabilir. Doğru kullanıldığında performansı ve enerjikliği çoğaldırır; bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. İnovatif mahsuller gözetici tıpta da ehemmiyetli bir yere sahip.

– Besin desteklerinin harcayıcılara yanıltıcı sıhhat beyanları ile satılmaması gerekir. Bir besin dayanağının, ‘her tasaya derman’ olabilmesi muhtemel değildir. Bu biçimde yapılan beyanlar harcayıcı açısından yanıltıcı olabilir. Besin dayanakları beslenme sarihini kapatmak için üretilmiş inovatif mahsullerdir.

– Medyada besin dayanaklarına ait yapılan bazı haberlerin reyting temennisiyle negatif istikamette işlenmesi bu mahsullere karşı bir önyargı oluşturuyor. Bu mevzuda uzman doktora danışılması ve buna göre harcanması fayda sağlayabilir.

Sporcu yiyecekleri hakkında öğrenilmesi gerekenler

Sporcu yiyeceği denilince akla ilk protein tozu gelse de sporcu yiyecekleri yalnızca protein mahsullerinden oluşmaz. Protein temelli sporcu yiyecekleri ve izotonik meşrubatların olduğu sporcu dayanakları gibi çok muhtelif sporcu yiyecekleri vardır. Bu besinler, bedende terle kaybedilen sodyumu süratli bir biçimde geri döndürmeye bereket.

– Sporcu beslenmesinin özel olması gerekir. Profesyonel ve lisanslı sporcular ile spor salonlarına giden acemi sporcuların beslenme biçimleri değişiklik gösterir.

– Spor esnasında su ve su ile birlikte tuz da kaybedilir. Kaybedilen tuzu yerine koyabilmek için sporcu meşrubatları kullanılabilir.

– Spor yapmak adalelerin süratli bir biçimde devrilmesi anlamına kazanç. Bu surattan adale yapabilmek için spor evveli ve sonrası özel bir beslenme programı uygulanması koşuldur. Özellikle yoğun sporlar bedenin adale sistemini yoran etkinliklerdir. Adalelerin tekerrür kazanılması için özel bir beslenme programı lüzumludur. Bu program fazla ölçüde et, yumurta ve süt gibi sıradan gıda öğeleri ile yapılabilir veya proteini konsantre biçimde sunan muhtelif sporcu besinlerine de müracaat etilebilir.

Bayanların sinsi hastalığı: Osteoporoz

Bayanların sinsi hastalığı: Osteoporoz

Bayanların sinsi hastalığı osteoporozun önüne geçmek için kesinlikle her sene kumpaslı ölçümler ve taramalar yapılmalı. Özellikle kafeinin kemik düşmanı olduğunu vurgulayan, Türkiye İş Bankası iştiraki Bayındır Söğütözü Sağlık Kurumu Fizik Rehabilitasyon ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Metin Karataş, osteoporoz hastalığı ile alakalı merak edilen sualleri cevapladı:

Osteoporoz nedir

Osteoporoz ülkemizde ulus arasında “kemik erimesi” olarak da adlandırılan, kemiğin yoğunluğunda eksilme, mikro yapısında bozulma ve daha kırılgan hale gelmesi ile karakterize bir iskelet hastalığıdır. Hem bayan hem de erkek cinsiyetini, özellikle 50 yaş üstü popülasyonu ilgilendiren bir sıhhat problemidir.

Osteoporozun sebepleri nelerdir

Yaşayan bir doku olan kemik eforunu, esas olarak yoğunluğu tanımlar. Bunun için en esas tanımlayıcı genetiktir ancak etrafsal etkenler ve bazı ilaçlarda katkıda bulunur. Osteoporozun oluşmasındaki en ehemmiyetli sebebi bayanlarda östrojen erkeklerde ise androjen hormonlarının noksanlığıdır.

Hastalığın bulguları nelerdir

– Osteoporozun ilk belirtisi sızılı bir kırık olabilir. Omurlar, kalça femur kemiği el bileği ve kaburgalar osteoporoz varlığında kırıkların en sık izlendiği bölgelerdir.

– Hastalığın tanısının konulmasından evvel kırık tehlikesinin tanımlanması gerekir. Bunun için hastanın kemik yoğunluk ölçümü ile birlikte şahıslara ait tehlike etkenleri ve o cemiyete ait bilgiler kullanılarak hesaplamalar yapan usuller kullanılabilir.

– Osteoporoz tanısında kemik yoğunluk ölçümü için DXA Dual Enerji X-Ray Absorbsiometri usulü referans tanı usulüdür. Oluşturulmuş kılavuzlara göre 65 yaş altında olup osteoporoz için tehlike etmenlerine sahip olan menopoz sonrası bayanlarda, 65 yaş üstü tüm bayanlarda, kırığı olan tüm menopoz sonrası bayanlarda ve osteoporoz gelişimi için tehlike oluşturan öteki hastalıklardan birine sahip olan bireylerde DXA testi yapılmalıdır.

Osteoporoz hastalığına karşı nasıl temkin alınabilir

Osteoporoz belli miktarlarda önlenebilir ve rehabilitasyon edilebilir bir hastalıktır. Bu mevzudaki esas yaklaşım hayat stiline müteveccih farklılıklar yapılması ve ilaç rehabilitasyonları olarak sınıflanabilir. Osteoporoz’a karşı alınacak ihtiyatları şu biçimde sıralayabiliriz:

Önlenebilir hastalık: Sigara ve fazla içki alımının yasaklanması, kumpaslı beden ağırlığını taşıyan egzersizler yapılması, balanslı bir perhiz ve yeterli kalsiyum ve D vitamini alınması hastalığı önleyebilir.

Egzersiz koşul: Osteoporozda egzersiz ehemmiyetlidir. Kemik dokusunun yüke maruz kalması basmakalıp yine yapılanma süreci için zorunludur. Beden ağırlığını taşıyarak yapılan kumpaslı yürüyüş, jogging, bisiklet gibi egzersizler ve kuvvetlendirme egzersizleri neticeyi kemik yoğunluğunda çoğalış kaydolunabilir.

En iyi ilaç D vitamini: Yeterli D-vitamini ve kalsiyum takviyeyi osteoporozdan hem korunmak için hem de rehabilitasyonu için en ehemmiyetli unsurlardan bir tanesini oluşturur.

Hekim takibinde rehabilitasyon: Gelişmiş ya da yerleşmiş osteoporozda hem kalsiyumun kemikten uzaklaştırılmasını ve kemik imhasını önlemeye müteveccih, hem de kemik imalini artırmaya müteveccih ilaçlar kullanılabilir. Hastanın hangi ilacı kullanacağına genel muayenehane özellikleri, eşlik eden tıbbi meseleleri, yaşı ve tehlike etmenlerine göre doktor karar verecektir. Osteoporoz rehabilitasyonunda esas emel gelecekte oluşabilecek kırıkların önlenmesidir. Rehabilitasyona cevap doktor tarafından periyodik olarak takip edilmelidir.

Pekmez yiyin: Hayatın tüm safhalarında yeterli kalsiyum alınması sıhhatli bir kemik yapısının yaradılışı ve korunması için zorunludur. Bu büyük oranda yiyeceklerle sağlanır. En iyi kalsiyum kaynağı gıdalar süt ve süt mahsulleridir. Pekmez, yeşil sebze, kuru meyve ve baklagiller ve fındık, fıstık gibi çerezler de iyi kalsiyum kaynağı olarak sayılabilir. Yiyeceklerle kalsiyum alımının yeterli olmadığı gidişatlarda ilaç ya da gıda dayanakları kullanılabilir.

Kalsiyum emen besinlerden uzak durun: Kalsiyum alımının yanı gizeme bazı beslenme alışkanlıkları da kalsiyum emilimini ya da atılımını etkileyerek negatif neticeler yaratabilir. Fazla kafein ve tuz tüketimi, gazlı meşrubatlar bu kapsamda sayılabilir. Yüksek proteinli perhiz alışkanlığı idrarda kalsiyum atılımını artırarak olumsuz kalsiyum balansına yol açabilir.

D vitaminini bakımsızlık etmeyin: Vitamin-D bağırsaklardan kalsiyum emilimini ve kemiğin mineralize olmasını sağlayarak kalsiyum ve kemik metabolizmasını doğrudan tesirler. Bu sebeple bedenimizde belli seviyelerde bulunmalıdır. Yeterli vitamin D seviyeyi güneş ışınlarının tesiri ile ciltte birleşimlenerek sağlanabilir. Bunun noksan olması vaziyetinde D vitamini kapsayan mahsuller ile desteklenmelidir.

Vitamin ambarlarınızı hakimiyet edin: Kalsiyum ve D vitaminine ek olarak kemik mineralizasyonuna doğrudan ya da dolaylı katkılarından dolayı magnezyum, K2 vitamini, B6 ve B12 vitamin seviyeleri de ehemmiyet kazanmıştır.

Doğru beslenme kanser rehabilitasyonunu pozitif etkiliyor

Doğru beslenme kanser rehabilitasyonunu pozitif etkiliyor

Nitelikli ve sıhhatli bir hayatın yanı gizeme kanser gibi ehemmiyetli hastalıklardan korunmada beslenme kumpası tesirli olabiliyor. Sebze ve meyveden zengin bir perhiz, sigarasız hayat, kumpaslı fiziksel etkinlik ve sıhhatli beden ağırlığının korunması ile kanser gelişiminde %40’lara varan bir eksilme sağlanıyor. Beslenme, kanser rehabilitasyonu gören hastalar için de çok ehemmiyetli.

kanser

Hastalıklardan korunmak için eforlu bir bağışıklık sistemi koşul

Bağışıklık sistemi, pek çok hücre ve uzvu kapsayan, oldukça karmaşık bir sistemdir. Bu sistem sayesinde fertler, kanser ve pek çok ciddi hastalıktan korunmaktadır. Sıhhatlı bir bağışıklık sistemine sahip şahıslar hastalıklara karşı mukavemetlidir. Ancak bağışıklığın zayıflaması vaziyetinde, hasarsız görünen mikrobik hastalıklar dahi hayatsal kayıplara yol açabilir.

Eforlu bir bağışıklık sistemi için 12 teklif

– Eforlu bağışıklık sisteminin olmazsa olmazı sıhhatli beslenmedir. Sıhhatlı şartlarda hazırlanmış, natürel yiyecekleri uygun ölçülerde harcamak beden için gözetici bir kalkan tesiri oluşturmaktadır.

– Ham sebze ve meyve sebzeler hastalık savıcı tesire sahiptir. Sebze ve meyveler kapsadıkları natürel vitaminler ve öbür antioksidanlar aracılığıyla, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmeye takviyeci olur.

– Yiyecek hijyeni ehemmiyetlidir. Sebze ve meyveler yıkandıktan sonra 15 dakika sirkeli suda bekletilip harcanmalıdır.

– Gün içinde yeterli protein alımı, sıhhatli bir bağışıklık sisteminin olmazsa olmazıdır. Hayvansal proteinlerle nebatsal proteinlerin balanslı bir şekilde harcanması çok ehemmiyetlidir.

– Probiyotiklerin gözetici tesirinden faydalanılmalıdır. Yoğurt ve kefir gibi besinler, mide-bağırsak sistemindeki bağışıklık sistemi personellerinin sıhhatli işleyişinde rol almaktadır.

– Su yaşam kaynağıdır. İçeriğindeki tuz ve mineraller sayesinde, gün içinde yeterli ölçüde su tüketimi, bağışıklık sistemine pozitif katkı sağlamaktadır.

– Hazır meşrubatlar yerine taze bunalmış meyve ve sebze suları seçim edilmelidir.

– Yeterli uyku sıhhat için lüzumludur. Sadece yeterince uzun zaman yatmak değil, “nitelikli” uyku da bağışıklık sisteminin sıhhatli işleyişi açısından ehemmiyetlidir.

– Kumpaslı fiziksel etkinlikler beden mukavemeti için lüzumludur.

– Pozitif olmak ve bol bol gülmek, bedene şifa sağlar.

– Sigara içilen civarlarda bulunulmamalıdır. Pasif olarak da olsa sigara dumanına maruz kalmamak genel beden sıhhati açısından ehemmiyetlidir.

– İdeal kilo korunmalıdır. Fazla kilolar hastalıklara taban hazırlayabildiği gibi süratli kilo kaybı da, bağışıklık sistemini zayıflatmaktadır. Şuursuz, süratli kilo kaybettiren perhizlerden sakınılmalıdır.

Kanser hastaları beslenmede nelere dikkat etmeli

– Öğünlerde kesinlikle hububatlar, fasulye, sebze ve meyve gibi nebatsal kaynaklı besinler de bulunmalıdır.

– Protein lüzumu için günde bir öğünde kesinlikle balık, yağsız et ve tavuk harcamak gerekir.

– Koyu renkli öğeler zengin antioksidan kaynakları olduğu için bu cins yiyecekleri sık yemek önerilir.

– Genel olarak orta ölçüde yemek ile kilo hakimiyeti yapmak sıhhatli beslenmenin esas kaideyidir.

– Mevsim meyve ve sebzelerinden her gün en az 5 porsiyon yenmesi lüzumludur.

– Günde en az 2–3 litre akışkan almanız gerekmektedir.

– İshal vaziyeti varsa kurufasülye, nohut, barbunya, mercimek, karnabahar, lahana gibi gaz yapıcı gıdalardan sakınmak gerekir.

– Şayet ağız yaralar ve yutma eforluğu mevzubahisiyse, domates sosu veya suyu, portakal, limon, greyfurt gibi ekşi ve asitli meyve sularından, ham sebzelerden, kuru ve sert besinlerden kraker, tost, ekmek kabuğu gibi, acılı, baharatlı ve çok tuzlu gıdalardan uzak durulmalıdır.

– Ham köfte, ham pastırma, salam gibi ham et mahsulleri harcanmamalıdır.

– Kızartma ve kavurma yerine, haşlama, ızgara veya fırında pişirme gibi usuller seçim edilmelidir.

Gebelikte influenza gribine dikkat

Tutumsal ve perhiz tehlikeleri eksiltilerek kanseri önleyebilirsiniz

Hamilelik yarıyıllarında bedende muhtelif farklılıklar yaşanıyor. Anne adayının kalbinde pompalanan kan ölçüyü, kalp atış sürati, oksijen imal derecesi, bunlardan sadece birkaçı. Bu farklılıklar ise bedenin bağışıklık sistemini doğrudan etkileyerek, bedeni bulaşıcı hastalıklara karşı sarih hale getiriyor. Özellikle kış aylarında influenza olarak adlandırılan grip hastalığı, anne adaylarını bir hayli negatif doğrultuda etkiliyor.

influenza

Gebelikte bağışıklık sistemi oldukça duyarlı

Gebelikte alana gelen her türlü enfeksiyonda, enfeksiyonun yerine göre yaklaşımlar değişkenlik gösterir. Bu gidişatta umursanması gereken mevzu, enfeksiyona zamanında müdahale edilmesi ve ilerlemesinin önüne geçilmesidir. Yaşanan üst solunum yolu enfeksiyonları, bağışıklık sistemini zayıflatarak, dolaşım ve solunum yolunda klasikte yaşanan kasvetlerin daha fazla sezilmesine neden olur. Bu sebeple gebelerin kış aylarında çok güzergahlı temkin alması gerekir. Beslenme kumpası, hijyen şartları, giyim, ilaç kullanımı ve egzersiz gibi mevzularda da titiz davranılması ehemmiyetlidir.

hamile

Grip ve soğuk algınlığı birbirinden değişiklik gösterir

Grip ve soğuk algınlığı virüslerin neden olduğu hastalıklardır. İki hastalık da sanılanın aksine değişiklikler gösterir. Soğuk algınlığında yüksek ateş görülmezken, gripte çok yüksek ateş ve araya giren ikincil bakteriyel enfeksiyonlar gözlemlenebilir. Soğuk algınlığında görülen bulgular; burun akıntısı, aksırma, boğazda yanma hissi ve öksürüktür. Gripte ise; genelde 39 derece ve üzeri ateş, baş, adale-eklem sızısı, yorgunluk ve orta şiddette öksürük yaşanır. Gebelerde görülen yüksek ateş 39 derece ve üstünü geçmemelidir. 38 derece ateşte, ateş düşürücüler kullanılır. Alın, koltukaltı, diz kapağı arda soğuk kompresi uygulanmalıdır. Ilık duş alınmalı, ince kıyafetler giyilmelidir. Anne adayında ateş şikayeti devam ediyorsa, kesinlikle hekime müracaat etilmelidir.

gebe

Gebeliğin ilk aylarında yüksek ateş risklidir

Gebeliğin ilk üç ayında yüksek ateş risklidir ve bebeğe hasar verebilir. Bu nedenle yüksek ateşe izin verilmemelidir. Hekim tetkikine kadar, gebenin beden ısısını ve bebek üzerinde oluşturacağı negatif tesiri eksiltmek için, annenin ateşi kesinlikle düşürülmelidir. Hekime gidene kadar parasetamol ilaçlar alınabilir. Bu cins ilaçların gebelik üzerinde makûs bir tesiri yoktur.

ateş

Enfeksiyonlar, fiziksel ve psikolojik olarak anneyi güçler

Özellikle güz ve kış ayları bu enfeksiyonların en çok görüldüğü zamanlardır. Hamilelikte yaşanan enfeksiyonların hem anne adayına hem de bebeğe bazı negatif tesirleri mevzubahisidir. Bu gidişat anne adaylarını hem fiziksel hem de psikolojik olarak güçler. Gebelik, tek başına gribe tutulmak için bir neden değildir. Ancak hamile bir bayandaki enfeksiyonda karmaşıklık görülme oranı daha da çoğalır.

enfeksiyon

Gebelik, bağışıklık sistemini zayıflatmaz

Hamilelikte bağışıklık sistemi ilişkisi oldukça karışıktır. Bağışıklık sisteminin, hamilelikte genellikle baskılandığına inanılmaktadır. Ancak enfeksiyondan korunma hücreleri dediğimiz korunma hücrelerinin seviyeleri değişir. Hakikatinde bu gidişat bebeğin anne karnında tutunması ve hamileliğin devamı için zorunludur. Hamilelerin enfeksiyon hastalıklarına sık tutulmadıkları fikri egemendir. Yeniden de bir hayli değişik görüş, bağışıklık sisteminin zayıfladığını ve daha sık enfeksiyon geçirildiğini ifade eder. Bunun yanı gizeme son senelerde yapılan çalışmalar ise, hamilelerde bağışıklık sisteminde bir bozulma olmadığını ve hamilelerin bir çok enfeksiyon hastalığına yeterli cevap gösterdiğini ortaya koymuştur. Bu açıdan bakıldığında ise değişik görüşler ortaya çıkmıştır. Hamilelikte bağışıklık sisteminin zayıfladığına dair ortak bir görüş egemen değildir.

bağışıklık

Kapalı mekanlar tehlike yaratıyor

Kış aylarında hamile bayanların dikkat etmesi gereken ehemmiyetli mevzulardan biri de sıhhatli havalandırma koşullarıdır. Kış mevsiminin gelmesiyle beraber gebelerin soğuk havadan korunmak için kalabalık ve kapalı etrafları seçim ettikleri gözlemlenir. İyi havalandırılmayan civarlar, bulaşıcı hastalıkların daha basit dağılmasına neden olur. Bu stil kapalı mekanlar hamileler için büyük tehlikeler kapsar. Bulaşıcı hastalıkların ve alerjilerin artmasına neden olan bu şartlar, değişen hava koşullarıyla beraber bir hayli hastalığa neden olmaktadır. Bu sebeple anne adaylarının süre geçirdikleri mekanları özellikle de konutlarını sıklıkla havalandırmaları önerilir. Ayrıca muhtemel olduğu kadar hastalığı olan şahıslarla yakın temasta bulunulmamalıdır. Eller aralıksız pak yakalanmalı ve sık devir yıkanmalıdır. C vitamini ağırlıklı beslenilmeli, bol akışkan harcanmalıdır.

gebe

Sıhhatli bir uyku için oda hijyeni ehemmiyetli

Sıhhatli bir uyku için yatak odalarının hijyeni de çok ehemmiyetlidir. Burun tıkanıklıkları ve öksürüklerin önüne geçebilmek için konutların sık sık süpürülmesi, yastık ve yorganların hijyenik şartlarda olması, sıklıkla değiştirilmesi ve civarın tozlardan temizletilmesi gerekir. Evcil hayvanlar ise yatak odalarından uzak yakalanmalıdır. Muhtemelse yatak odalarında halı kullanılmamalıdır. Konutlarda soba ve kaloriferlerin kuruttuğu havayı kaynayan bir çaydanlık ile ıslatmak da yararlıdır. Soluk almakta zorlanılırsa 2-3 gün kadar burun spreyi kullanılabilir. Ayrıca deniz suyu spreyleri de seçim edilebilir. Burnu ıslatmak için civarın nemli yakalanması zorunludur.

hamilelik

Ihlamur, zencefil ve tarçınlı çay, hafifletici tesir yaratabilir

Üst solunum yolları enfeksiyonları genellikle viral denilen hastalık grubundadır. Bu gidişatta yaşanan şikayetler için hafifletici ilaçlar kullanılır. Ateş düşürücü ve burun açıcı spreyler gibi şikayet giderici ilaçlar da kullanılabilir. Gebelerde grip ve soğuk algınlığı ağır hastalığa neden olabilir. Antiviral ilaç alımı, ciddi neticelerin önlenmesine dayanakçı olabilir. Anne adayının antiviral ilaç almasının, kendisi ve bebek için hasarı olduğunu düşündüren hiçbir çalışma yoktur. Şayet bakteriyel bir enfeksiyon vaziyeti var ise antibiyotik kullanımı gerekir. Ihlamur, zencefil, tarçınlı çay, C vitamini özellikle taze bunalmış portakal suyunun hafifletici tesiri olduğundan, rehabilitasyon uygulaması için bu meşrubatlar da harcanabilir.

influenza

Page 1 of 61 2 3 6