Kanser için D vitamini bedellerinize önemseyin

Kanser için D vitamini bedellerinize önemseyin

İnsan bedeninde bir hayli ehemmiyetli işleve hizmet eden D vitamini kanser yaradılışına karşı da büyük ehemmiyet taşıyor. Dünya Kanser Haftası’nda D vitamininin uzuvların çoğunu etkileyen bir hormon olduğuna dikkat sürükleyen Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr.Rüştü Serter, ” D vitamini eksik olan fertlerde sütun, rektum, meme, over, prostat, mide, mesane,özefagus, böbrek, akciğer, pankreas, uterus, non-Hodgkin lenfoma, multiple myeloma kanser cinslerine daha sıkrastlanıyor. Daha sarihçe şöyle ifade edebiliriz ki, D vitamini yeterli olan şahıslara mukayeseyle eksik olanların bu kanser cinslerine karşı tehlikeleri daha yüksek oluyor. Ayrıca ,D vitamini seviyeleri çoğaldıkça kanser insidansı eksiliyor. Türkiye gibi 37. enlemin kuzeyinde olan ülkelerde güneş ışınlarının büyü açısı D vitamini gereksiniminin karşılamasında beceriksiz kalıyor ve bu ülkelerde çoğalış gösteren D vitamini yetersizliği bunalım gibi psikolojik meselelere neden olabiliyor. Tüm bu nedenler dolayısıyla 37. enlemin güneyinde daha az kronik hastalık görülüyor” söylemesinde bulundu.

D vitamini, kanserin ilerlemesini ve vefat oranını eksiltiyor

D vitamininin kanserli fertlerde vefat oranını eksilttiğine dikkat sürükleyen Prof. Dr. Rüştü Serter, D vitamini kanserin ilerlemesini ve hastayı negatif etkileme sürecini de yavaşlatıyor. Avrupa Endokrin Derneği Muayenehane Uygulama Rehberine göre D vitamini alımında günlük idame dozlar;

– 1 yaşından ufak bebeklere günde 400 birim,

– 1-18 yaş arası çocuklara günde 600 birim,

– 18 yaş ve üzeri erişkinlerde günlük 1000 birimdir.

Son yarıyıllarda sprey formu gibi kullanımı basit, katkı maddesi ve BHA kapsamayan D3 vitaminleri seçim edilmektedir.

Bademcik ve geniz eti ne zaman alınmalı

Bademcik ve geniz eti ne zaman alınmalı

Geniz eti ve bademcik problemleri özellikle 3-6 yaş grubunda çocukları olan ebeveynlerin en çok şikayet ettikleri meselelerin başında geliyor. Bağışıklık sistemi bütün olarak büyümemiş olan bu çocuklarda; yoğun ateş, soluk almada eforluk, gece uykusuzlukları gibi problemler sık görülüyor . Bademcik ve geniz eti problemlerinin çocukların hayat niteliğini etkilemesinin yanında değişik sıhhat meselelerine neden olabileceğini belirten Acıbadem Kadıköy Sağlık Kurumu Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Haluk Özkarakaş, ailelerin kararsız ettiği ve karar vermekte zorlandığı bademcik ve geniz eti operasyonları mevzusunu anlattı.

Şikayetlerin ağırlıklı olarak 3-4 yaşlarında başladığını söyleyen Acıbadem Kadıköy Sağlık Kurumu Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Haluk Özkarakaş, “Özellikle mektep evveli eğitimle beraber çocukların virüs ve bakteriyel uyaranlara maruz kalmaları gerek enfeksiyona neden olan, gerekse enfeksiyon dışı bademcik ve geniz eti gelişmelerinde ehemmiyetli etmen oluşturuyor” diyor. Yineleyen enfeksiyonların bağışıklığın büyümesi ile 6 yaşından sonra eksildiği ve ergenliğin başladığı 12-13 yaşlarında ise seyrekleşerek kaybolduğu kollanıyor.

Bir Hayli ehemmiyetli sualin sebebi olabilir

Bademcik ve geniz eti problemleri çocukların hayatını etkileyebildiği gibi gelişmesine göre değişik meselelere de neden olabiliyor. Misalin en sık görülen kolay sihrimeler ve/ veya sık yineleyen enfeksiyonlar çocuğun mektebe gitmesini yasaklayabiliyor. Ancak geniz etindeki gelişmenin tıkayıcı özelliğinden dolayı, ağzı sarih biçimde soluk alma, yatakta sık yer değiştirme, ense, yaka bölgesinde yoğun terleme gibi çocuğun yaşamını güçleştirebilen şikayetler de ortaya çıkabiliyor. Bununla beraber çocuklar sıklıkla uyku problemleri, sık burun akıntısı, rinosinüzitler, kulakta geçici veya kalıcı akışkan bir araya gelmesi ve bunun getirisi olan duyma kaybıyla karşı karşılaşıyor. Ayrıca, damak-diş büyüme meseleleriyle de baş etmek gidişatında kalabiliyor. Bunların gözden kaçması, yeterli rehabilitasyon edilmemesi veya umursamama edilmesi gidişatında ileriki yaşlarda ehemmiyetli operasyonları gerektirebilecek kulak meseleleri de ortaya çıkabiliyor.

Antibiyotik kullanımına dikkat

Bu çocuklarda üst solunum yolu viral enfeksiyonuna bağlı olarak ortaya çıkan rinosinüzit sebebiyle sıklıkla antibiyotik kullanıldığına dikkat sürükleyen Prof. Dr. Haluk Özkarakaş, “Ancak burnun arkadan havalanmasının bozuk olması sebebiyle rinosinüzit yinelediğinden tıkayıcı etken devam ediyor. Dolayısıyla antibiyotik kullanılmasına karşın kalıcı olarak rehabilitasyon edilemiyor ve antibiyotik rehabilitasyonu tamamlandıktan kısa müddet sonra burun akıntısı tekerrür başlıyor. Neticede, afaki kullanılan antibiyotik meseleye kalıcı çözüm getiremediği mukavemetinin de çoğalmasına neden oluyor” diyor.

Bademcik ve geniz eti ne zaman alınmalı

Bu meseleyle karşı karşıya kalan ebeveynlerin vermek zorunda kaldıkları kararlardan biri de cerrahi rehabilitasyon oluyor. Sıhhatlı ve çalışan dokunun alınmasının doğru olmadığını, dolayısıyla geniz eti ve bademcik operasyonları için de bazı kriterlerin bulunduğunu andırdıran KBB Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Haluk Özkarakaş, ur, tanı emelli tahlillerde, tonsil veremi, difteri gibi özel hastalıklar gidişatlarında operasyonun tartışılmaz bir lüzumluluk olduğunu söylüyor. Sık karşılaşılan kolay bademcik ve geniz eti gelişmelerindeki cerrahi yaklaşımı ise şöyle anlatıyor:

Adenoidektomi geniz eti alınması: Geniz etinin alınması için yaş kriteri bulunmuyor. Çocukta, geniz eti dokusuna bağlı horlama, ağız sarih soluk alma, yatarken yer değiştirme gibi bulgular varsa büyüklüğüne bakılmaksızın alınması öneriliyor. 3 yaş evveli ve 7 yaş sonrasında çok ender görülen geniz eti gelişmesi yaş ilerledikçe küçülüyor. Bu sebeple 13-14 yaş veya daha sonrasında daha evvel yakınma yokken aniden gelişmeye ait semptomlar başladıysa ciddiye alıp doktora müracaat etilmesi ve genizden doku alınıp patolojik analiz yapılması gerekiyor.

Tonsillektomi bademcik alınması: İltihabi olmayan ancak kapatıcı bademcik gelişmesinde küçültme cerrahisi yeterli oluyor. Bunun için de rastgele bir yaş hududu bulunmuyor. Bademcik tıkayıcı derecede büyükse küçültülebilen dokunun kalan kısmı vazifesini yapmaya devam edebiliyor. Küçültmek hava pasajını sağlamaya yeterli oluyor. Ancak; misalin, son üç yıldır ateşli tonsillit hamleleri senede dört ve üzerindeyse, yeniden son iki senede yaşanan ateşli tonsillit hamleleri toplam 10’u buldu ve geçtiyse veya son bir senede başlamış hamleler yedi defa yinelendiyse cerrahi ile alınması öneriliyor. Zira her hamlede antibiyotik kullanımı çocuğa hasar verebiliyor.

Kendiliğindene meme tetkiki nasıl yapılır

Kendiliğindene meme tetkiki nasıl yapılır

Dünyada her 8 bayandan 1’inde büyüyebilen meme kanseri, şahsın şuurlu olması ve bulguları tanıması ile başlayan erken teşhis süreci, rehabilitasyon galibiyetini de büyük oranda artırıyor. Memorial Ankara Sağlık Kurumu Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Erhan Reis, meme kanserinde en ehemmiyetli 8 tehlike etkeni ve hastalığın rehabilitasyon tasarılamasında dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

meme kanseri

8 tehlike etkeni

1 – Yaş

Bayanlarda yaş ilerledikçe meme kanseri tehlikeyi çoğalmaktadır. Çoğu meme kanseri olgusu 60 yaşın üzerinde görülür. Ancak erken yarıyıllarda da kanserin görülme sıklığında çoğalış olduğu gözlemlenmektedir.

2 – Aynı bireyde daha evvel meme kanseri gelişmiş olması

Bir memesinde kanserli kitle saptanmış olan bayanların öteki memesinde kanser büyüme tehlikeyi daha fazladır.

3 – Aile öyküsü

Bir şahsın anne, kız kardeş ya da kızında meme veya yumurtalık kanseri olması o bireyde meme kanseri büyüme tehlikesini artırır. Bu tehlike, ailede ilk kanser tespit edilen şahsın yaşı 40’ın altında ise daha da yüksektir.

4 – Bazı genetik farklılıklar

Emin genlerdeki bozukluklar BRCA1, BRCA2 gibi meme kanseri tehlikesini artırmaktadır. Bu gen farklılığı olan şahısların takipleri özel protokollerle yürütülür.

5 – Kilonun yaşa ve boya göre ideal seviyenin üzerinde olması

Özellikle menopoz sonrası yarıyılda kilo çoğalışı olan bireyler daha yüksek tehlike altındadır. Meme kanserinden korunmak için şahsın kendisi için en sıhhatli kiloda kalması çok ehemmiyetlidir.

6 – Faize ve adet görme, emzirme

İlk adet görme yaşı 12’nin altında, menopoz yaşı 55’in üzerinde olan, hiç doğum yapmamış, uzun vakit östrojen rehabilitasyonu kullanan şahıslarda tehlike çoğalmaktadır. Aynı biçimde ne kadar geç çocuk sahibi olunursa tehlike o kadar yüksektir. Yapılan çalışmalarda bebeklerini 1 seneden fazla emziren annelerde meme kanseri tehlikesinin takribî 4 kat eksildiği gözlemlenmiştir.

7 – Hormon rehabilitasyonu

Ufak dozlarda, hekim hakimiyetinde verilen hormon rehabilitasyonu kullanımında dahi takiplerin daha sık aralıklarla yapılması önerilmektedir.

8 – Işınım rehabilitasyonu

Çocukluk ya da ergenlik yarıyılında göğüs duvarına ışınım rehabilitasyonu uygulanmış olması tehlike etmenlerinden biridir.

meme kaseri

Bu bulgulara dikkat

– Meme ve meme başının biçiminde ya da ebadında farklılık.

– Meme dokusu içinde ya da koltuk altında ele gelen kitle.

– Meme başı hassasiyeti.

– Meme başının meme dokusu içine doğru dönmesi.

– Meme üzerindeki tenin kızarıklığı, şişmesi, meme başı akıntısı gibi şikayetleriniz varsa zaman kaybetmeden hekiminize müracaat etiniz.

Meme kanseri genellikle sızıya neden olmaz.

elle muayene

İlk adım kendiliğindene tetkik

Şahıs her ay kendi memesinde bir farklılık olup olmadığını hakimiyet etmelidir. İhtiyarlama, adet yarıyılı, gebelik, lohusalık ve menopoz yarıyıllarında natürel farklılıklar olacağı usta yakalanmalıdır. Bu yarıyıllarda meme dokusu daha sert, şiş ya da alıngan olabilir.

Bunun dışında bulgulardan rastgele biri tespit etildiğinde kesinlikle hekime müracaat etilmelidir. Son senelerde genç doğurganlık çağında da meme kanseri olaylarıyla sıkça karşılaşılmaktadır. Bu sebeple özellikle lohusalık yarıyılında emzirmeyle kaybolmayan kitleler veya yineleyen enfeksiyon vaziyetlerinde kesinlikle meme kanseri ekarte edilmelidir.

Henüz hiçbir şikayet oluşmadan meme kanseri taraması yapılması, hastalığın erken tanısına ve doğru rehabilitasyon tasarılamasına imkân tanır. Kanser ne kadar erken tespit edilirse rehabilitasyon zaferi o kadar yüksektir. Bu emelle kullanılan usuller; şahsın kendiliğindene elle meme tetkiki, kumpaslı hekim tetkiki ve tarama için mamografi harekâtıdır. 20–30 yaş grubunda aylık olarak kendiliğindene meme tetkiki, senede bir muayenehane tetkik ve 40 yaşından başlayarak senede 1 defa iki taraflı mamografi uygulanması ehemmiyetlidir.

meme kanseri

Meme kanserinde kitlenin ebadına bağlı olarak rehabilitasyon tanımlanır

Meme kanseri operasyon ve operasyon sonrası destekleyici rehabilitasyonların beraber kullanılması ile rehabilitasyon edilir. Operasyon usulü kanserin ebadına ve hastanın özelliklerine göre tanımlanır. Memenin yalnızca etkilenen kısmının alındığı usuller uygulanabildiği gibi, memenin tamamının alınması da lüzumlu olabilir.

Memenin alınmasından sonra onkoplastik cerrahi harekâtları ile memeye estetik görünümü yine kazandırılır. Koltuk altı lenf bezlerine müteveccih harekâtlar da hastalığın aşamasına bağlı olarak değişmektedir. Bugün pek çok hasta da koltuk altı lenf bezlerinin operasyon ile çıkarılmasına gerek kalmamaktadır. Cerrahi teşebbüs sonrasında rehabilitasyonun bitirilmesi ve kanserin yine oluşmasının önlenmesi emeliyle ilaç, hormon ya da ışınım rehabilitasyonu önerilir. Bu rehabilitasyonların hangilerinin uygulanacağı kanserli bölgede büyüklük, tür, yayılım gibi özelliklerine göre tanımlanır.

Alzheimer bayanlarda daha sık görülüyor

Alzheimer bayanlarda daha sık görülüyor

Unutkanlık, hepimizin zaman zaman yaşadığı bir mesele… Ancak unuttuklarımızı andırmanız uzun sürmez. Çoğu stresli iş civarı, bitkinlik gibi etkenlerden kaynaklanan unutkanlıklar ya bu kadar kolay orijinli değilse ve günlük yaşamımızı etkilemeye başladıysa? Medicana International Ankara Sağlık Kurumu Nöroloji Uzmanı Dr. Songül Turğut, yaş ilerledikçe şahıslarda unutkanlıkla ortaya çıkan Alzheimer hastalığının, seyrek de olsa daha erken yaşlarda görülebildiğini belirtti. Ancak her unutkanlığın Alzheimer olmadığına işaret eden Turğut, hastalığın muayene evveli esas kabul edilen bulguları hakkında bilgi verdi. Buna göre; unutkanlığınız besbellileşerek şahsiyetinizi değiştirmeye başladıysa ve etrafınızı yargılama noktasına geldiyseniz dikkat…

Alzheimer bulgusu

Dünyada 20 milyondan fazla ve ülkemizde de 300 bin ortamında Alzheimer hastası olduğuna işaret eden Uzm. Dr. Turğut, “Ne yazık ki bu sayıların arttığını kolluyoruz. Bayanlarda erkeklerden daha çok görülüyor. Yapılan çalışmalar, 65 yaş üzerinde 15 bireyden, 80-85 yaşın üzerinde ise her 2 bireyden birinde görüldüğünü ortaya koyuyor” dedi. Dr. Turğut, şunları ifade etti:

“Esas 10 bulgusu mevcut: Günlük hayatı etkileyecek derecede unutkanlık, günlük işlerini yapamama, kelime bulmada güçlük; tarih ve yol unutma; karar verememe, hesap yapmada kasvet, pratik düşünmede zorlanma, eşyalarının yerini karıştırma, tutum farklılığı, karakter farklılığı ve insanları yargılama, mesullükten kaçma. Baştaki kısa süreli unutkanlıklar, zamanla hastanın günlük işlerini aksatma noktasına kazanç. Hasta sorduğu şeyleri tekerrür sorar, yakınlarını tanıyamaz. Bu gidişatta psikolojik meseleler ortaya çıkar: İçine kapanır; konuşma, yürüme, tuvalete gitme gibi hayatsal etkinliklerini yerine getiremez.Beyin MR ve kan muayeneleri ile değişik hastalıklardan ayırt edilmeye çalışılır.”

Dr. Songül Turğut, ihtiyat olarak zekasal egzersizlerden uzak kalmamanın; yeni hobilerin, arkadaşlarla daha sık biraraya gelmenin, sarih havada yürüyüşün ve kitap okuma sıklığının artırılabileceğini söyledi.

Erken tanı ehemmiyetli

Hastalığın kesin rehabilitasyonu olmadığını ancak erken tanı ile uygulanacak ilaç rehabilitasyonunun ilerlemeyi yavaşlatabildiğini kaydolan Uzm. Dr. Turğut, hasta ve yakınlarına ise şu tekliflerde bulundu: “Hastanın hislerinin paylaşılması, ona cesaret ve güven verilmesi çok ehemmiyetli. Hastanın hobileri kısıtlanmamalı. Hastalarımız da günlük yaşamlarını basitleştirmek için yapılacak işleri anekdot alabilir. Ancak vasıta kullanmalarını önermiyoruz. Alzheimer yalnızca bireyin kendisi için değil ailesi için de çok güç. Bu sebeple hastalıkla yaşamaya alışmak gerekiyor. Alışma ve başetme mevzusunda profesyonel takviye alınabilir.”

Sarkopeni ve alınması gereken ihtiyatlar

Sarkopeni ve alınması gereken ihtiyatlar

Yürüme süratinizde ve dayanıklılığınızda bir eksilme var… El sıkma eforunuz daha öncekisi gibi değil… Kendinizi aralıksız yorgun seziyorsunuz… Seneler süratle geçip sizi orta yaşa taşıdığında bu bulguları daha çok sezmeye başlamış olabilirsiniz. Memorial Ankara Sağlık Kurumu Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Şafak Akın, sarkopeni ve alınması gereken ihtiyatlar hakkında bilgi verdi.

Sarkopeni başka bir deyişle ihtiyarlamaya bağlı adale erimesi, iskelet adale kitlesi ve gücünün genel ve ilerleyici kaybı ve buna bağlı fiziksel noksanlık, düşük hayat niteliği ve vefat gibi negatif neticelere neden olma tehlikesiyle tanımlanan bir belirti olarak tasvir edilmektedir. Sarkopeninin yaşla beraber çoğaldığı ,60-70 yaş arasında %5-13 oranında, 80 yaş ve üzerinde %11-50 oranında görüldüğü bildirilmektedir.

Obezite ve insülin mukavemeti olanlar dikkat

İnsülin mukavemeti sonunda adale işlevlerinde bozulma kollanmaktadır. Bir Hayli çalışma, insülin mukavemetinin iskelet adale kütlesinde eksilmeye neden olan bağımsız bir tehlike etmeni olduğunu göstermekte ve yalnızca diyabetli fertlerde değil kronik böbrek hastalığı olanlarda da sarkopeni nedenleri arasında sayılmaktadır. Yapılan bir çalışmada 75 yaş üstü ve ağır insülin mukavemeti bulunan hastalarda yeni başlangıçlı Tip 2 diyabetin sarkopeni ile ilişkili olduğu gösterilmiştir.

– Sarkopenik obez hastalarda adale kütlesi düşük, yağ kütlesi fazladır ve yalnızca obez veya yalnızca sarkopenik olan hastalardan daha fazla hareket problemleri yaşarlar ve eforsuzluğa yatkın olurlar.

Çağdaş tanı usulleri

İleri yaşa bağlı adale erimesi tanısı için adale kütlesi, adale eforu ve fiziksel performansın değerlendirilmesi gerekmektedir. Adale kütlesinin tespitinde yaygın olarak Bilgisayarlı tomografi, MR ve gelişmiş x ışını teknolojileri kullanılmaktadır. Adale gücünün değerlendirilmesinde daha sık olarak el sıkma güç ölçümü, fiziksel performans değerlendirilmesinde de genel yürüme sürati, merdiven tırmanma eforu testleri ve kısa fiziksel performans pili kullanılmaktadır.

Egzersizle adalelerinizi kuvvetlendirin

Yapılan çalışmalara göre hayat stiline müteveccih yaklaşımlar, fiziksel etkinlik ve beslenme de adale erimesini etkilemektedir. Protein ağırlıklı bir beslenmenin ve mukavemet egzersizlerinin sarkopeni rehabilitasyonunda ve sarkopeniden korunmada tesirli olduğu görülmektedir. Ağırlık kaldırma gibi mukavemet egzersizleri ile adale eforunda ciddi çoğalışlar sağlanabilmektedir.

Sıhhatli adaleler için protein ve D vitamini koşul

Yaşam stiline müteveccih yaklaşımlar beslenme ile sarkopeni ilişkisine dair giderek çoğalan rakamda çalışma ile araştırılmıştır. Sarkopenide eksilen adale kütlesinin çoğalması için yeterli protein alımı oldukça ehemmiyetlidir. Yaşlılarda günlük protein alımı gün başına 1.2-1.3 gram olmalıdır. D vitamini adale ve kemik metabolizmasında ehemmiyetli rol oynayan bir hormondur. D vitamini beceriksizliğinin adale eforsuzluğuna ve adale kaybına neden olduğu öğrenilmektedir. D vitamini desteği ile adale gücünün düzeldiği, düşmelerin eksildiği ve kırıkların önlendiği tespit edilmiştir.

5 yaşından sonra kritik tetkikler

5 yaşından sonra kritik tetkikler

Bu yarıyılda çocuğun bakım lüzumu ve uygulanması gereken aşıların aşırılığı da ailelerin hekime müracaat rakamını artırır. Her şey yolundaysa zamanla, çoğunlukla da 5 yaş bitirildiğinde rutin hakimiyetler bir anlamda kalkıp yerini hastalık yarıyıllarındaki tetkiklere vazgeçmeye başlar. Acıbadem Altunizade Sağlık Kurumu Çocuk Sıhhati ve Hastalıkları, Sosyal Pediatri Uzmanı Doç. Dr. Selda Karaayvaz “Çocuk Sıhhati İzlemi 18 yaşına kadar kumpaslı yapılması gereken, çocuğu yaşama sıhhatli, tehlikeleri öğrenip erken tedbir alarak hazırlamamızı sağlayan çok ehemmiyetli gözetici bir yaklaşımdır” diyor. Bu muayenelerin, çocukların hem fiziksel, akılsal, ruhsal ve sosyal gelişimleri hem de mektep galibiyetleri için büyük ehemmiyet taşıdığını vurgulayan Doç. Dr. Selda Karaayvaz, 5 yaş sonrası 10 kritik tetkiki anlattı, önemli uyarılar ve tekliflerde bulundu.

Diş Hakimiyeti

Her çocuk mektep evveli yarıyılda kesinlikle senede en az bir kere diş doktoruna götürülüp diş çürükleri rehabilitasyon edilmeli. Mektepler açılmadan evvel de diş tetkiki yaptırılmalı. Son senelerde, Dünya Sıhhat Teşkilatı ve Dünya Diş Doktorları Birliği’nin yayınladığı deklarasyonlarda; ağız ve diş sıhhatinin, kalp ve damar hastalıklarından diyabete pek çok hastalıkla ilişkisi olduğu belirtiliyor. Bu hastalıkların rehabilitasyonlarında, ağız sıhhatinin çok büyük rolü olduğu vurgulanıyor. Anne babaların ağız ve diş bakımı mevzusunda çocuklarına iyi misal olmaları koşul.

Duyma Testi

Çocuklarda hafif orta derecede duyma azlıkları çoğunlukla fark edilmeyen ancak ehemmiyetli bir sıhhat meseleyi. Solunum yolu enfeksiyonlarından yüksek sesle müzik dinleme alışkanlığına dek bir hayli unsur duyma kaybına neden olabiliyor. Duyma azlığı, çocuğun dil ve konuşma, konsantrasyon, akılsal gelişim ve mektep galibiyetini negatif etkileyebiliyor. O sebeple mektep evvelinde kesinlikle KBB uzmanına müracaat eterek, özellikle 5 yaş itibariyle duyma testini yaptırın.

Kolesterol ölçümü

Kolesterol artık çocuklarda da görülebiliyor. Genetik olabildiği gibi sıhhatsiz beslenme, abur cubur harcama alışkanlıkları neticeyi çoğalan kan yağları 9 yaştan itibaren damarlara hasar vermeye ve sertleşmenin erken başlamasına neden olabiliyor. Özellikle de birinci derece akrabalarında kolesterol ve trigliserid yüksekliği olan, Ailevi tehlikeyi olan bu çocuklara en erken 2 yaşında muayene yapılıp az yağlı mahsullerle beslenme başlatılmalı. Evrensel kan yağları taraması 8 yaştan sonra her çocuğa öneriliyor. Bu biçimde kalp damar hastalıklarının gelişimine mani olunabiliyor.

Göz tetkiki

Ülkemizde mektep çağındaki her dört çocuktan birinde göz hastalıkları var. Mesele basit fark edilmeyebildiğinden her çocuğun 3 yaşından itibaren göz tetkiki olması gerekiyor. İlkokula başladıktan sonra da kumpaslı tetkiklere devam edilmeli. Aksi halde, erken tespit edilip basitçe çözüme kavuşabilecek mesele, zaman kaybı olduğunda güçlü bir sürece girebildiği gibi, çocuğun mektep zaferini de etkiliyor. Baş sızısı ve bitkinlikten endişe bozukluğu ve kaza geçirmeye kadar bir hayli ek meseleye yol açabiliyor.

Kan sayımı

Doç. Dr. Selda Karaayvaz “Ülkemizde özellikle demir beceriksizliği veya buna bağlı anemi çocuklarda yaygın bir sıhhat problemi olduğu için, bütün kan sayımı ile beraber demir ambarlarının araştırılması önerilmektedir. 6-14 yaş arası en az bir kan sayımı yapılmalıdır. Erken tanınıp rehabilitasyon edilmediğinde sık enfeksiyona tutulma, halsizlik, bitkinlik yanında fiziksel ve akılsal büyüme geriliği ile mektep galibiyetinde düşmeye neden olabilir” diyor.

Omurga çarpıklığı tetkiki

Günümüzde çocukların minik yaşlardan itibaren tablet ve bilgisayar başında uzun zaman geçirmesi, yanlış duruş, ağır ve yanlış sırt çantası kullanımı gibi etkenler bel, boyun ve sırt sızılarına neden olabiliyor. Bunun yanında daha çok ergenlik yarıyılında tespit etilen, skolyoz denilen omurga çarpıklıklarının erken teşhis edilebilmesi, eklemlerde hareket hatayı gibi meseleler olup olmadığının hakimiyeti açısından da tetkik ehemmiyetli.

Obezite

Çağdaş çağın salgın hastalığı obezite günümüzde çocukların karşı karşıya kaldığı en büyük tehlikelerden birisi. İnsülin mukavemeti, hipertansiyon, Tip 2 diyabet gibi gidişatları tetikleyebilen obezite, çocuğun fiziksel sıhhati yanında ruhsal sıhhati ile sosyal yaşantısı ve mektep zaferini de negatif etkiliyor. Çocuklara hem ailede hem de mektepte şekerli yiyecek, karbonhidrat tüketiminin hasarları açısından beslenme eğitimi verilmesi çok ehemmiyetli.

Alerji

Son senelerde alerji çocuklarda en sık görülen hastalıklar arasında yer alıyor. Alerjik bulgular çoğunlukla soğuk algınlığı ve üst solunum yolu enfeksiyonu ile karıştırılabildiğinden zaman kaybedilebiliyor. Oysa alerji doktoruna müracaat etilerek bir an evvel doğru rehabilitasyona başlanması büyük ehemmiyet taşıyor.

Spor evveli muayeneler

Kumpaslı spor yapan çocukların fiziksel, akılsal, ruhsal ve sosyal gelişimlerinin yanı gizeme mektep zaferlerinin de daha yüksek olduğu görülüyor. Ancak çocuğunuzun akut veya kronik bir hastalığı olmasa dahi spora başlamadan evvel kesinlikle çocuk kardiyoloji doktoru tarafından tetkik olmasında, gerekirse muayene yapılması ve ‘spor yapabilir’ raporunun bu kısımdan alınmasında fayda var. Gerekirse bir ekip kan muayeneleri ve kalp testleri de yaptırılmalı.

Dil ve Konuşma bozukluğu

Dil ve Konuşma bozukluğu

Konuşma bozuklukları yaşam niteliğimizi düşüren çok ehemmiyetli meselelerdir. Ancak konuşma ve dil bozukluğu meselelerinin çözümü muhtemeldir. Diksiyon kursu ve konuşma bozukluğu uzmanı sayesinde erişkinlerde ve çocuklarda konuşma bozukluğu rehabilitasyonu yapmak muhtemeldir. Konuşmanın ana etkenleri vardır. Bunlardan birincisi dildir. Dil bir kodlama sistemidir. Konuşma ise bağlantıdır.

Fiziksel nedenler ve konuşmayla alakalı nedenler. Fiziksel nedenler harekâtlar ilaç rehabilitasyonları ve egzersizler ile analiz etilebilir. Ancak akıcı konuşma bozukluğu, fiziki açıdan mesele olmadığı halde sözcükleri muntazam çıkaramama gibi konuşma bozuklukları ise yalnızca uzman dayanağıyla egzersizler ve dersler taşıtı ile analiz etilebilir.

Erişkinlerde konuşma bozukluğu

Genelde egzersiz ve diksiyon kursları sayesinde giderilir. Zira dili çalıştırmak, harfleri çıkarmak için uzman yardımı gerekecektir. Rehabilitasyon, terapistler, diksiyon uzmanları ve konuşma bozukluğu uzmanları tarafından hakikatleştirilir. Rehabilitasyon esnasında ses niteliğinin artırılmasına odaklanılır. Sözcüklerin anlaşılmasını, sözcükleri bütün çıkarabilmeyi, tümce yapısını ve dil normlarının öğrenilmesini anlama ve analiz etmeyi geliştirici egzersizler yapılır. Dil konuşma bozukluğu, bir zihin meselesinden kaynaklanmaz. O sebeple hastanın kendine güvenmesi sualin çözümünde en büyük hisse sahibi olacaktır. Tıbbi muayeneler yapıldıktan sonra şayet fiziksel bir kasvet yoksa dil ve konuşma bozukluğu egzersizleri yapılmaya başlanır.

Çocuklarda konuşma bozukluğu

Çocuklar vasati 3 yaşına kadar konuşmalıdır. Konuşmaya başladığında sözcüklerin akıcılığı ve telaffüzu doğru olmayabilir ve bu vaziyet erişkinlik yarıyılına kadar devam ederse rehabilitasyona gerektirir. Bu cins meseleler ortaya çıktığında ise rehabilitasyonu çok daha güç olabilir. O surattan bu kasvetlerle karşılaşmanda evvel konuşma bozukluğunu gidermek gerekir.

Dil egzersizleri

Yapacağınız egzersizler dil adalelerinin elastikliğini artıracaktır. Dil ile alakalı 3. Egzersizimiz ise dilin ağız içinden çıkarılmadan dudağın çevresinde 360 derece çevrilmesidir. Bu harekât da en az 15 defa tekerrür edilmelidir.

-Dili içeri alıp çıkarmak,

– Dair, kare üçgen biçimler çizmek

– Dili çeneye, burna yanaklara doğru zorlamak

– Dil ucunu dişlerle hafif hafif ısırmak

– Dili damakta şaklatmak

– Dışarı çıkarıp öylece bekletmek

– Sakız çiğniyor gibi çiğnemek

bunlar gibi dil egzersizleri de yapılabilir.

Sünnet hangi yaşta yaptırılmalı

Sünnet hangi yaşta yaptırılmalı

Binlerce yıldır tüm dünyada oğullarına yapılan bir ritüel olan sünnet sıhhat açısından da avantajları bulunan cerrahi bir harekât. Liv Hospital Çocuk Cerrahisi ve Çocuk Bevliyesi Uzmanı Prof. Dr. Selami Sözübir sünnetle alakalı merak edilenleri anlattı.

En uygun yarıyıl 18 ay evveli ve 6 yaş sonrası

18 ay evvelinde çocuklar şuursuz yarıyılda olduğu için hiçbir biçimde yapılan harekâtı andırmıyor ve bu mevzu ile alakalı hiçbir şey öğrenmiyorlar. Biz çocuk cerrahları ve çocuk ürologları operasyon için en çok bu yarıyılı seçim ediyoruz. Bu da kendi içinde ikiye dağılıyor: Yenidoğan yarıyılı ve dışı.

– 18 aydan evvel sünnet düşünülüyorsa yeni doğan yarıyılı netlikle seçim edilmeli.

– 6 yaş ve üzeri ise şuurlu yarıyıl. Çocuk kabul etse de etmese de, korksa da korkmasa da sünnetin ne olduğunu kavrayabileceği bir yarıyıl oluyor.

– Özellikle 2 buçuk 4 buçuk yaş arasında sünnetten netlikle uzak durmak gerekir. Bu yarı şuurlu yarıyıldır. Çocuk bazı şeyleri hatırlar ama neyin neden yapıldığını andırmaz. Ne olduğunu öğrenmediği ve paylaşmadığı için ileride bir hayli psikolojik orijinli cinsel probleme neden olabilir.

– Ayrıca sünnet bütün teşekküllü, çocuğa her türlü acil müdahalenin yapılabildiği sağlık kurumularda yapılmalıdır.

Sünnetten evvel dikkat edilmesi gerekenler

Ön hazırlık yarıyılında aileye ve etrafa misyonlar düşer.

– Çocuğa sünnetten bahsedilmeli.

– Sünnetin ne olduğu anlatılmalı. Aileler şimdiki çocukların bizden yarıyıl olarak 2-3 yaş ileride olduklarını unutmasınlar.

– TV, internet, gazete vs derken çok süratli büyüyorlar. Hiçbir biçimde palavra söylenmemeli.

– Resim çekilecek, orana pansuman yapılacak vs. şeyler demesinler.

– Öğrenmiyorlarsa konuşmasınlar. “Ben öğrenmiyorum ama hekim anlatacak sana” desinler ama hiçbir biçimde palavra söylemesinler. Yeni jenerasyon her şeyin farkında ve böyle yaptıkça gülüyorlar sizlere…

Sünnet evveli hazırlıkta hekim görüşmesi kesinlikle yapılmalıdır. Hekim de çocukla birebir görüşülmeli, göz ve gerekirse el teması kurmalıdır.

Cerrahi mi, lazer mi

Sünnet operasyonunda teknik banal cerrahi olmalı. Olasıysa bu işi bir çocuk cerrahı ya da çocuk üroloğu asıllaştırmalıdır. Biz basmakalıp banal sünneti öneriyoruz. Aletle yapılanı, lazer kullanılan sünnetleri önermiyoruz. Rastgele bir mesele çıktığında geri dönüşü olmayan operasyonlar bunlar. Bu bağlamda bizim için banal metot her zaman en emin olandır.

Sünnet sonrası dikkat edilmesi gerekenler

Sünnet günübirlik bir cerrahi harekâttır. Çocuk sabah operasyona girer ve öğleden sonra taburcu olur. Taburcu olurken de hekimin yönergelerini çok iyi dinlemek ve anekdot etmek gerekir. Sünnet sonrasında en çok karşılaşılan kanama ve mikrop kapmadır. Çocuğun fazla hareket etmesi ya da evvelden tespit edilmemiş bir kan hastalığı veya o bölgeye direk vurma gibi travmalarda kanama olabilir. Böyle bir vaziyette hemen hekimle irtibat kurmak gerekir. Kanamaya bağlı şişliğin oluşmaması gerekir ki hekim gereken müdahaleyi yapsın ve yara iyileşmesi bozulmasın. Hekimin söyledikleri uygulandığı sürece mikrop kapma olmaz.

Yenidoğan sünnetinin avantajları nelerdir?

18 aylıktan evvelki sünnetlerde ilk 30 günlük yarıyıla yeni doğan yarıyılı denir. Yenidoğan sünnetinin üç ehemmiyetli avantajı bulunuyor.

– Bebeğe anestezi verilmiyor.

– Çan usulü ile yapıldığından kesme-dikme olmaması için ve yeni doğan bebekte yara iyileşmesi daha süratli daha estetik görünüyor.

– Bebek hiçbir şey andırmıyor; hiçbir biçimde psikolojik problem yaratmıyor.

Yenidoğan sünnetinin ideal zamanı nedir?

Bebeğin 5-21 günlük olduğu yarıyıl. Doğar doğmaz değil. Zira bebek ödemle doğar. Ödemi bedeninden atıp, teninin basmakalıp haline dönmesi gerekli.

İkincisi; bebek bir anomaliye sahip olabilir. Özellikle boşaltımla alakalı anomaliler doğumdan birkaç gün sonra ortaya çıkabilir. Bu surattan bütün sıhhatli olduğunun anlaşılması için 5 gün geçmesinde fayda var.

Üçüncüsü ise; anne bebeği tanımalı ve bebek etraf ile geçimini sağlamalı. Anne bebeğinin neye ağladığını, ne zaman mutlu ya da mutsuz olduğunu az çok kavramalı ki başka sebeplerden kaynaklı ağlamaların sünnetten olduğunu düşünmesin.

Hangi gidişatlarda yeni doğan sünneti yapılamaz

Üç vaziyette yeni doğan sünneti yapılmaz;

Birincisi; 2500 gramın altındaki bebeklerin azıcık daha gelişmesini beklemek gerekir.

İkincisi; doğuştan kan hastalığı olabilir. Kanama, pıhtılaşma zamanlarına baktırmak gerekir.

Üçüncüsü; bebek bir çocuk cerrahi ya da uzman çocuk hekimi tarafından tetkik edilmeli ki ileride sünnet tenini kullanmayı gerektirecek bir anomali varsa yeni doğan yarıyılında sünnet yapılmaması gerektiği öğrenilebilsin.

Orta yaşta miras kaybı öldürebilir

Orta yaşta miras kaybı öldürebilir

Neticeleri JAMA mecmuasında yayımlanan araştırma, orta yaşlıların ve yaşlıların, iki senelik süreçte toplam miraslarının dörtte üçünü ya da daha aşırısını kaybetmesi halinde, gelecek 20 sene içinde can verme ihtimallerinin yarı yarıya yükseldiğini ortaya koydu.

Yan tesirleri incelendi

Northwestern ve Michigan üniversitelerinin yürüttüğü çalışma, Amerika Birleşik Devletlerinde 2007’den 2010 başına kadar yaşanan ekonomik krizden sonra yapılan, finansal şartların, bunalım, tansiyon ve öteki sıhhat meseleleri gibi kısa süreli yan tesirlerine dair araştırmalara odaklanıldı. Amerika Birleşik Devletlerinde 50 yaş ve üstü 8 binden fazla katılımcının dahil edildiği çalışma çerçevesinde Milli İhtiyarlama Enstitüsünün Sıhhat ve Emeklilik Araştırmasının bilgileri kullanıldı.

Vefat tehlikeyi çoğalıyor

Araştırmada sıhhat açısından korunmasız olduğu düşünülen ve birikmişi bulunmayan düşük kazançlı orta yaşlılarda da son 20 senede vefat tehlikesinin yüzde 67 çoğaldığı kollandı. Northwestern Üniversitesi Feinberg Tıp Fakültesi’nde misyonlu Lindsay Pool, son 20 senede Amerikalıların dörtte birinin miras şoku yaşadığını belirterek “Yaşam boyu biriktirdiklerinizi kaybetmek, uzun yarıyıllı sıhhat üzerinde çok derin tesire sahip.” ifadesini kullandı.

Anadolu Ajansı

Aşının ehemmiyeti

Aşının ehemmiyeti

Uzun seneler boyu insanlığı etkileyen hastalıklar, aşının gözetici tesiri ile günümüzde korkulur olmaktan çıktı. Günümüzde hala bazı ebeveynler, çocuklarına aşı yaptırmaktan çekinse de uzmanlar hastalıklara karşı yaşamda olmamızı aşı yaptırılmasına borçlu olduğumuzu söylüyor.

Türkiye İş Bankası İştiraki Bayındır Kavaklıdere Sağlık Kurumu Çocuk Sıhhati ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Füsun Kitapçı Uysal, aşının gelişimi ile alakalı ehemmiyetli söylemelerde bulundu:

– Aşı, bazı hastalıklara karşı bağışıklık sağlamak için bedene enjekte edilen ölü ya da zayıflatılmış bakteri ve virüsler demektir. Şu anda yaşamdaysanız anneniz tetanos aşısı olduğu için ya da babanıza kolera aşısı yapılmış olduğu için olabilir. Belki de minikliğinizde kızamık aşısı olmasaydınız, bu günleri göremeyecektiniz. Uçuş korkunuz olmayabilir ama çocuğunuz, uçakta öksüren birinden her an menenjit mikrobu alabilir.

– Mikroplar pek çok sebeple bedenimize yerleşebilir. İshal, aksırma, öksürme, kaşınma, sarih yaralar, kan ve beden akışkanları yolu ile insandan insana bulaşıcılık olasıdır. Sivrisinekler ya da keneler de hastalıklara neden olan mikropları taşırlar. Hiçbir şey yapmadan yediğimiz ya da içtiğimiz besinlerde bulunan mikroorganizmaların ağız yolu ile bedene alınması da bedenimizde muhtelif hastalıkların yaradılışına neden olabilir. Daha Öncekinden ölümcül olan hastalıkların çoğu aşı sebebiyle hakimiyet altına alınsa da, turistik seyahatler ve göçlerin çoğaldığı, hudutların kalktığı günümüzde aşısı olmayan ya da hastalık taşıyıcısı olan insanlar aracılığı ile hastalıklar çok süratli dağılabiliyor.

– Doktorun ilk vazifeyi sıhhatli şahsın sıhhatini gözetmesini sağlamak başka bir deyişle gözetici doktorluktur. Çocuk Sıhhati ve Hastalıkları Uzmanı olarak çocuğun gelişimini, beslenmesini ve bağışıklanmasını izlemek en ehemmiyetli vazifemizdir.

Aşı ile sıhhatli jenerasyonlar

– Asırlarca süren ve son asırda süratlenen tam teknolojik gelişimeler sayesinde uzaya gidiyoruz, Dünya’nın öteki ucu ile anında görüşebiliyoruz, oturduğumuz yerden Louvre Müzesini dolaşabiliyoruz. MR ile kanser teşhisi yapabiliyor, pek çok hastalığı yeni ilaçlar sayesinde rehabilitasyon edebiliyoruz.

– 100 bireyden otuzunu öldüren çiçek hastalığından, anne karnında %40’a varan sakat doğuma neden olan kızamıkçıktan, kurtulma kaderinin olmadığı kuduz veya yenidoğan tetanozundan korunabiliyorsak, 1998’den beri ülkemizde çocuk felci hadisesi ile karşılaşmıyorsak, aşıları bulan bilim insanlarına, yaygınlaştıran ve günlük yaşamımıza sokan sıhhat çalışanlarına çok şey borçluyuz. Gözetici doktorluk ve bunun esas taşı olan aşılar ilgisizlik edilmemeli, bilimsel olmayan dedikodulara kulak asmamalıyız.

Daha Önceki medeniliklerden bu yana aşılama

– Aşılama artık herkesin yakından bilgi sahibi olduğu sıhhat bilgisi olsa da aşının ortaya çıkışı uzun senelere sabrediyor. Yazılı kayıtlara göre MÖ 560 senesinde Çinlilerin “Variolasyon” olarak belirlenen ilkel aşılama usulleri varmış.

– Variolasyon, çiçek hastalığını hafif geçirmekte olan hastaların yaralarının kabukları kurutularak, tozların buruna inhalasyon yolu verilmesi ile veya sıklıkla tozun sulandırılıp çizilen tenden bedene inokulasyonu ile uygulanmaktaydı.

– Osmanlı hamamlarında variolasyon usulünün uygulandığına şahit olan İngiliz Konsolosunun eşi Lady Mary Montagu, 1718 senesinde çocuğuna çiçek aşısı yaptırmak için izin istediği Papa’ya bir mektup yazarak bu usulün batı ülkelerine duyurulmasını sağlamıştır.
1796 senesinde Edward Jenner ilk canlı viral aşı olan çiçek aşısı ‘Cowpox’ veya ‘Vaksinia’ fikrini geliştirerek bilimsel olarak tıpta bir çığır açmış ve çağdaş immünolojinin esaslarını kurmuştur. Jenner’den 100 sene sonra Pasteur tarafından enfeksiyon hastalıklarının kaynağının mikroplar olduğunu keşfedilmiştir.

– Pasteur, 1885 senesinde daha evvel köpeklerde aktifliğini ispatladığı kuduz aşısını, bir köpek tarafından ısırılmış olan Joseph Meister isimli şahsa uygulamıştır. Bu uygulama insan bağışıklamasındaki en ehemmiyetli atılımdır. 1892 senesinde Laffnike isimli inceleyici kolera aşısını, 1896 senesinde Wright karahumma aşısını geliştirmiştir. Bugün BCG ismiyle bildiğimiz verem tüberküloz aşısı, Calmette ve Guerin tarafından 1921 senesinde geliştirilmiştir. 1927 senesinde Ramon ve Zoeller tetanos aşısını üretmişlerdir. Bundan sonra kullanıma sunulan muhtelif aşılar birbirini izlemiştir.

İnsanlık tarihine en ehemmiyetli hediye

Aşı insanlık tarihindeki ehemmiyetli buluşlardan birisidir. İnsanlık, uzun zaman süresince bulaşıcı hastalıklar ile uğraşmış, sterilizasyon ve aşıların bulunması ile tıpta çok ehemmiyetli yollar kat edilmiştir. Aşının olmadığı yarıyıllarda:

– Veba salgınları 1346-1352’de Avrupa popülasyonunun dörtte birini öldürmüştü.

– 1618 senesinde 20 milyon olan Meksika’daki İnka popülasyonu çiçek hastalığı sebebi ile 1,6 milyona düşmüştü.

– 1779’da Hawai’de popülasyon karahumma sebebiyle 500 binden 84 bine düşmüştü.

– 1880’lerde Kanada’da her 100 yerliden dokuzu verem hastasıydı.

– Dünya savaşı sonrası 21 milyon birey gripten H1N1 can vermişti.

Aşılanma ömür boyu devam eder

Tüm bu bilgiler unutulmadan, çocuklarımızın aşılarını dikkatle takip etmeliyiz. Yaşları gelişse de, senede en az bir defa çocuk hekimi veya aile doktoru ile temas ederek, andırdırma dozları ve yeni aşılar ile alakalı bilgi edinmeliyiz. Aşı takibinde ehemmiyetli olan aşı kartlarını kaybetmemeliyiz. Son olarak, emin kaynakları seçim ederek, bilgi lekeliliği ile gayret edelim.

Page 1 of 21 2
maltepe escort ataşehir escort kartal escort tuzla escort gebze escort ümraniye escort pendik escort kurtköy escort bostancı escort kartal escort kadıköy escort anadolu yakası escort ümraniye escort çekmeköy escort göztepe escort